Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > GENEL KONULAR > Genel Konular

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #11  
Alt 22-01-2007, 11:21
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



Yazarlar Sendikası: Kaygılarımız artıyor

Dink'in hunharca katledilmesi pek çok sivil toplum örgütü gibi, Türkiye Yazarlar Sendikası'nı da harekete geçirdi. Kuruluş, Başkan Enver Ercan imzasıyla yayımladığı ve Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesine göndermede bulunan bir bildiriyle yaşanan olaydan ötürü duyduğu öfke ve tepkiyi açıklarken şu ifadelere yer verdi:


"Ülkemizde siyasal, dinsel, toplumsal, etnik farklılıklara uzun zamandan beri hoşgörüyle bakılmamasından doğabilecek tehlikeleri değişik zamanlarda dile getirmiştik. Özellikle Türk Ceza Yasası'nın 301. maddesi çerçevesinde alevlendirilen tartışmaların, yargılanan yazarlarımızla birlikte toplumumuzu da tedirgin ettiğini görmüştük. Bu düşüncelerimiz, Agos gazetesi yönetmeni Hrant Dink'e yapılan ölümcül saldırıyla ne yazık ki gerçeğe dönüşmüştür.


Bugün, ülkemizin siyasal tarihinde ve uygarlaşma serüveninde kara bir leke olacak bu acı olayın üzüntüsünü yaşıyoruz. Saldırı, ülkemizin 60 yıllık demokrasi ve ifade özgürlüğü mücadelesine, bizlerin de yazma ve yaratma özgürlüğüne yapılmıştır. Bu saldırının öncekiler gibi, kamuoyuna münferit bir olay gibi değerlendirilip sunulabilecek olmasından da ayrıca kaygılıyız. Ülkemiz bir yurttaşını yitirmiştir. Bu olayın arkasındaki güçler her kim olursa olsun açığa çıkarılmalıdır, olay aydınlatılmalıdır.


Çünkü, insan yaşamının tüm siyasal örgütlenmelerin önünde olduğuna inanıyoruz. Yurttaşlarını koruma görevi, öncelikle siyasal iktidarın ve yargı güçlerinindir. Yine anımsanır ki, avukat Behiç Aşçı ile ilgili görüşmelerde de sorunun daha büyük bir acıya dönüşmeden çözülmesi gerektiğini belirtmiştik. Siyasal iktidarların en önemli işlevlerinin anayasa ile de güvence altına alınmış olan 'yaşama hakkı'nı korumak olduğunu vurgulamıştık. Hrant Dink'in öldürülmesi, kaygılarımızı daha da çoğaltmıştır. Kaygılarımızın yeni ölümlerle yeni acılara dönüşmemesini dileyerek, bu olayın aydınlatılması için bize düşen göreve hazır olduğumuzu duyuruyor, saldırıyı lanetliyoruz."
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 23-01-2007, 20:53
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Ordaki Kim?
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />
Günlerdir Hrant Dink’in delik ayakkabıları, yerde yatan cesediyle yüz yüzeyiz… Günlerdir o delikten kalbimize doğru akıyor kan… İçimiz çekiliyor, yüzümüz kızarıyor, utancımız büyüyor…

Emniyet yetkilileri mikrofonlara katili nasıl bir anda yakaladıklarını anlatıp, payeler çıkarıyor methiyeler düzüyorlar kendileri için… Saatçi dükkanının önünde saatler tıkır tıkır işliyor… Hrant Dink, öldürülüyor bir saatçi dükkanın önünde…

Katili bulununca Hrant Dink’in, akrebi düşmüyor hayatın… Saatler tıkır tıkır işliyor…

Cesedi kağıtlarla örtülmüş Hrant’ımızın…. Her şeyin üstü kağıtlarla örtülüyor…

Saatçi dükkanın önünde bir ölü yatıyor… Orda ki kim?...


Hayriye Ersöz
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 23-01-2007, 22:54
CengizOrhan CengizOrhan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 17
CengizOrhan - MSN üzeri Mesaj gönder CengizOrhan - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart



evet acı verici yaşananlar, akla ve mantığa dayanmayan haraketleri bırakmayı öğrenemeyecek insanoğlu, akıllı olmalıyız, çok iyi düşünmeliyiz. Akacak suyun yatağını değiştirmek istiyorlar...


bu tip cahilane eylemlerin birdaha yaşanmaması için iyi bir eğitim düzeyine geleceğimizi umuyorum. Bu konuda biraz da olsun umudum var...


yakınlarına sabır diliyorum ne kadar üzülüyorum desek yalan ateş düştüğü yeri yakarmış... toplum olarak birlik ve beraberlik içinde olalım daha fazla, nihayetinde hepimiz ermeni değiliz ama hepimiz insanız. verilecek bir hesabımız var ve bunu insan sıfatı altında vereceğiz...


Cengiz Orhan
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 23-01-2007, 23:56
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart


Günlerdir iletişimin mümkün olduğu tüm alanlarda tek bir konu konuşuluyor. Hrant Dink meselesi. Sesini esirgemeyen herkes çok üzgün... Ses vermeyenlerin bir bölümü konuşmak kifayetsiz kaldığı için bir şey demiyor. Tabi bir kısmı da olanlardan memnun… Bu gibi zamanlarda olanlardan memnun olanlarla iletişim kurma şansı olmuyor. Olmasın zaten.
Bunun gibi her hadise toplumun daha önce birbirinin farkında olmayan kesimlerini birkaç günlüğüne bir araya getirme şansı var. Bunun sonucu olarak monoton tepkiler doğar. İlgi alanı ne olursa olsun hayatının hiç bir bölümünde benzer sözcüklerden oluşan cümleler kurmayan insanlar aynı cümleleri ısrarla tekrarlar. "hepimiz Hrantız" "hepimiz Ermeniyiz" v.s. bunun da olumsuz bir yanı yok.
Ama sanırım şu kadarını istemeye hakkımız olmalı: Hrant Dink'i vuranların tam adresi belli değilse de kim oldukları hepimizin bilgisi dâhilinde… Ayrıca biliyoruz ki onlar birini vurmak isterlerse buna kimse engel olamaz. Bu yüzden koruma, kollama v.b. tepkilerin bir geçerliliği yok. Hrant Dink vurulacağını bilmiyor olabilir miydi sizce? Uğur Mumcu son günlerinde bindiği arabalara ailesini yaklaştırmıyormuş. Diğer cinayetlerde de benzer önseziler bulabiliriz.
Dink, Mumcu, Kışlalı, İpekçi gibileri, onları öldürmek için vurmazlar. Onları vurmak çok daha büyük hedefleri işaret ettiği için vurulurlar. Bir çember vardır. O çemberin içinde ve dışında ağzına geleni söyleyen pek çok insan vardır. Çemberin dışındakilere ne dava açılır ne de onları vurmak kimseye bir şey kazandırır. Ama çemberin içindekilerin vurulması çok şeyi değiştirir.
Tepki vermek kaçınılmaz. Öfke en meşru ruh hali… Ama yapılmaması gereken şeyler de var. “Hepimiz Hrantız”, “hepimiz “Uğur Mumcuyuz demek” yerine onlar olmalıyız. Bir ülkede 301. madde varsa ve o maddeyi ihlal eden 2 milyon insan varsa ortada böyle bir yasa kalmaz. Bu gibi cinayetlerin katillere pek çok yararı var. Bir düşünün Hrant'ın neden öldürülmüş olabileceğini. Türkiye’nin çıkarlarıyla örtüşmeyen ne kadar hesap varsa hepsiyle örtüşen bir cinayet bu. Belli ki birileri mesaj veriyor. Onları rahatsız edecek tek konu bu tür bir olayın toplumun duyargalarını daha açık hale getirmesi. Ama her şey çok kısa sürüyor.
Yarın olacak, unutacağız. Yılda birer defa Mumcu, Dink, Kışlalı, İpekçi Üçok ve daha bilmem kim olacağız. Sonra herkes evine gidecek. Aslında bu sesi canlı tutan unsurlar olsa, ne bileyim bu öfkeyi bir başkası vurulana kadar bir daha göremeyeceğimizi düşünmesek belki bazı şeyler zorlaşabilir. Mesela birisi o hedefleri seçerken biraz daha tedirgin olabilir. "abi"ler 17 yaşında katil adayı üretmekte biraz daha zorlanabilirler. Birisi Türkiye'nin en işlek caddesinde bu kadar rahat davranmaktan çekinebilir. Daha önce en gelişmiş yöntemlerle sıkıntılarını giderenlerin şimdi ne kadar rahatladıklarına baksanıza. Çocuğun cesaretine mi hayret etmeli, çevrenin ilgisine mi yanmalı?
Birisi söylesin. Ne yapmalı?
İ.Cem
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 24-01-2007, 08:31
san_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.130
Standart






unutulur


ama yazık olur!


kimler unutulmadı ki?


unutturmamalıyız. ya da hatırlatmaktır sorumluluğumuz.


öğretmen sanatçı yazar şair isek,bir yolla insan ruhuna süslemeler yapmayı misyon edinmişsek, ruhumuzun renklerinden, çocuklarımızın gönüllerine çiçekler yapmalıyız özenle... o çiçekleri sevgiye açtırmalıyız. aşkı kaybeden gönülleri ateşlemeli, hayatın para ve seksten ibaret olmadığını, insan olmanın erdemini, yeni baştan anlatmalıyız.


yapamazsak, başaramazsak kötü. eli titremezonyedi yaşındaki başka çocukların da, sevgiye kurşun sıkarken.


onlar, ağaçlara yaslanıp birbirlerine şiirler okumayı öğrenmeliler baştan. kalpleri çarpmalı. kitap okumalılar sessiz odalarda.sevgi kokusu sinmeli ruhlarına, şiddet yerine.komşularına, dinini ırkını akıllarına bile getirmeden, amca teyze demeyi bilmeli, ellerinden almalılar ağırlıklarını, gönüllü...


öğrenmeliler yeni baştan,kardeş teyze amca olmanın ille deakrabalıktan geçmediğinibirbirimize.


elbetteHRANT olayı bu kadar kolay anlatılamaz.


ardında önünde ne var, neler ve kimler var görülecektir.


hiç olmazsa çocuklar kandan korkmalılar. dizlerindeki yaraya bakamayan çocuklar nerelerdeler?


onları bulalım n'olur?


__________________
ayaklar çırpınırken, dansediyor eller...
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 24-01-2007, 10:58
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Hrant için turnalar semahı
Haydar Ergülen


Canım Hrant, bu mavi gökyüzünde hepimiz kadar senin de hissen vardı. Uçardık, uçarıydık, akışlıydık, kimimiz turna dansına, kimimiz turnalar semahına kanatlanırdık. Birbirimizden değil, avcılardan korkardık.


Faşist H'itler güruhunun saçmaları tüyümüzü, teleğimizi kana beler diye korkardık. Dökülen kanımız bu bereketli toprakları zehirlemesin, nehirlerimizi kirletmesin diye, hepimiz kendi Tanrımıza, kendi peygamberimize, çoğunlukla da birbirimize yalvarırdık. Bütün kuşları sever ama en çok ikisine inanırdık, biri turnaydı, biri güvercin. Bu yüzden hem turna gibi korkak, hem güvercin gibi tedirgin olacaktık.


Oysa bu toprakları, bu göğü hepimize miras bırakan uluların, canların, velilerin bir bildiği, sezdiği vardı. Turnayı ve güvercini boş yere kılavuz göndermemişlerdi yolculuğumuza. İkisi de haberci kuştur, postacıdır, selam getirir, selam götürürlerdi. "Dosttan bir elma geldi/ elma ne güzel elma" tadında, tazeliğinde bir selam. Sonra duyduk ki bu toprakların yok edilen kadim kültürleri, halkları gibi, atlas bir yorgan düşüyle geceleri üstümüze çektiğimiz gökyüzünde de çok kırımlar olmuş meğer. Göç yolları kesilmiş, turnalar avcıların hışmına uğramış, kala kala 11 telliturna kalmış göğümüzde. O günden beri yıldızlar da sönmüş, gecemiz bir kuyu gibi karanlığa boğulmuş, ekmeğimiz bozulmuş, suyumuz azalmış. Güzel sözlerimizin, şarkılarımızın yerini salyalı ağızlardan akan intikam haykırışları almış. Avcılar yalnızca turnaların, güvercinlerin kanatlarına kan düşürmekle kalmamış, çocukların da kanına girmişler. Ellerine silah vermişler, akıllarına ölüm, yüreklerine zalimlik düşürmüşler, onları 'Kahraman olacaksınız' koçaklamasıyla kandırmışlar. Taşları bağlayıp, itleri salmışlar, her zaman yaptıkları gibi.Bu kardeşlik bahçesinin nadir ve nadide çiçeklerine bile katlanamamışlar, onu çokrenkli bir bahçeye çevirmek isteyenleri düşman ve hain bellemişler, 'Ne çiçeği, bu bahçede yalnızca diken yetişecek!' diye bir çöle çevirmişler eski bahçemizi. Kutsal davaları için kutsal olana kıymaktan da çekinmemişler. Üstelik turnanın da, güvercinin de kutsal olduğunu bilerek. Turna, bizim inancımıza göre Hz. Ali'yi ve 12 İmam'ı, güvercinse pirimiz, hünkârımız Hacı Bektaşı Veli'yi temsil eder. İyiliği, dürüstlüğü, saflığı, temizliği, vefayı, sadakatı, sabrı, sevgiyi, onuru, barışı ve özgürlüğü temsil eder. Sen doğrusunu biliyordun elbette, bu ülkenin en has evlatlarından biri olarak 'Bu topraklarda güvercinlere dokunmazlar' derken haklıydın, öyleydi de. İnancımıza göre insanlar güvercinlere de, turnalara da dokunmazdı, yuvalarını bozmaz, kanlarını dökmezdi. Dokunurlarsa başlarına bir felaket geleceğine inanırlardı. Ne yazık ki ustamız Yaşar Kemal'in dediği gibi 'o güzel insanlar o güzel atlara binip gitmiş'ler. Geriye insanlıktan nasipsiz bir avcı çetesi kalmış, bize de senin ardından 'Turnalar Semahı'nı mırıldanmak: "Yine dertli dertli iniliyorsun/ sarı turnam sinen yarelendi mi/ hiç el değmeden de iniliyorsun/ yoksa ciğerlerin parelendi mi/ yoksa sana yâd düzen mi düzdüler/ perdelerin tel tel edip üzdüler/ tellerini sırmadan mı süzdüler..."


Yakında ne güvercin bırakacaklar göğümüzde barışın simgesi diye, ne de özgürlüğe kanatlanan telli turnaları. Oysa uğurdur turna, berekettir, zenginliktir. Turna, bir ayağı üstünde yürür, diğerini kıvırarak havada tutar, yürürken de narindir, yalpalayarak yürümesi avcıları şaşırtmak için değildir, ayağını sertçe basarsa yerin yarılacağından korkar. Turnalar, insanların (insan mı denir şimdi onlara?) yeryüzünde yapacakları fenalıklardan, akıtacakları kanlardan elem duyarlar, bu yüzden zaman zaman yollarını da şaşırırlar. Alevi-Bektaşi inancımıza göre, turnanın yolunu şaşırtmak ve onu uzun süre havada tutmak en büyük günahlardandır. Biz,
cem ayinlerimizde turnalar semahını dönerken, onun uçuşunu taklitle kollarımızı açar, böylece yükselerek Hakk'a kavuşacağımıza inanırız.


Kardeşim, yoldaşım, hemşehrim Hrant, bu 'cem'e (toplanma) bir kez daha lanet yezidi uğrattılar. Şu kutsal Muharrem ayına girerken, İmam Hüseyin ve masum-u pak'ları Kerbela'da şehit ettikleri günden beri hiç ara vermedikleri kanlı zalimliklerine bir yenisini daha eklediler. Seni o kutlu 'cem'imizden 'turnalar semahı'yla gökyüzüne uğurlarken bilmeni isterim ki, bu topraklarda az da olsa sesini sesine katanlar ve 'turna ben masumum avcı değilim' figanıyla gözyaşı dökenler var. Sen şimdi 'havanın yüzünde semah dönerken', gökyüzü de 12. turnasına kavuşmuş olarak seni bağrına basıyor.


Radikal
www.radikal.com.tr
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 17-05-2007, 13:31
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart






Sayın Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN,

Eşim Hrant Dink'i katledilmesinin üzerinden üç ay geçmesine rağmen adaletin böylesine yavaş ve uyutmaya çalışırcasına, güya ilerlemekte görünmesi hayret verici. Cinayetten hemen sonra özellikle sizin gösterdiğiniz ilgi ve insani alakadan ve verdiğiniz demeçlerdeki kararlılıktan sonra bir an sandık ki bu devletin gidişatı değişti, devlet artık adaleti yerine oturtmaya kararlı... Öyle ya temel taşlardan biridir adalet. Adalet mülkün temeliyse, her yönüyle işlemeli; fark gözetmeden, insan ayırt etmeden...

Ayrıca sevgili eşim ne savaşta öldü ne çatışmada ne de çekişmede. Onu seçerek, bilerek, kasten ve arkadan vurarak öldürdüler. Devletin bakanı onu sağken hain ilan etmişti, öldürüldükten sonra da devletin askeri ve komutanı ona hala hain diyebiliyorlar (Giresun Jandarma Bölge Komutanı'nın 9 Nisan'da şehit cenazesinde yaptığı konuşma) ve katili yakalamakla görevli devletin polis ve jandarması cinayetin tetikçisiyle poster havasında hatıra fotoğrafı çekmek için birbiriyle yarışıyor, Türkiye bayrağı önünde poz veriyorlar. Bunun gibi söylemleri, davranışları engelleyebilecek cesaretiniz var mı? Bu söylemler değişmedikçe bebekleri katil olmaktan kurtaramayız. Bunlar şerefli ve onurlu bir devlete yakışmadığı gibi, o devletin başbakanı olarak devletin şerefini ve onurunu yükseltmek size ve arkadaşlarınıza düşmektedir. Bize vatandaşlar olarak hangi kapıyı çalmamızı önerirseniz lütfen bildirin. Kınama yayınlayan devletlere de hain diyorlar, yoksa Türkiye devleti; böylesi bir cinayeti kınamıyor da tasvip mi ediyor? Ben ve çocuklarım bilmek istiyoruz.

Bunları, soruşturmanın derinliğine göre biz de, Türkiye de görecektir. Bundan önceki üstü örtülmüş cinayetlere benzemesin ki Türkiye'ye biraz umut besleyebilelim. Son üç ayda yaşananlara bakıldığında sadece Emniyet Müdürlüğü'nün değil, aynı zamanda Jandarma'nın, MİT'in ve bir siyasi partiyle ona bağlı gençlik örgütünün de soruşturmaya dahil edilmesi gerekir. Bunun için daha yetkili bir organ olan Başbakanlığınıza bağlı Teftiş Kurulu'nu görevlendirmenizi beklemekteyiz.

1. Eşim son iki yazısında neden ve kimler tarafından hedef seçildiğini anlatmıştı. Vali Yardımcısı Ergun Güngör'ün odasında iki kişi tarafından "uyarıldığını, tehdit edildiğini" yazmıştı. Bu yıpratıcı süreci eşimle birlikte ailece yaşadık. "Uyaran" kişilerin MİT mensubu oldukları (veya birinin MİT, birinin Emniyet) basında ve bize gelen bilgilerde var. Bu "uyarı"nın 19 Ocak 2007 günü "uyaran" kişilerin söylediği biçimde gerçekleşmiş olmasına rağmen, bu kişiler hakkında herhangi bir soruşturma açılmamıştır. Vali yardımcısı ve bu kişilerden şikayetçiyim.

2. Azmettiricilerden Erhan Tuncel'in polisten maaş alan bir yardımcı istihbarat elemanı olduğu, ayrıca MİT ve jandarmayla da bu tür bir ilişkisinin olduğu iddiaları ortaya çıktı. Devlete çalışan bir kişinin aynı zamanda cinayet planları yapması, ve bu planlardan devletin kurumlarının haberdar olması ama buna rağmen devletin hiçbir şey yapmaması sizce normal midir?

Bu kişiyi jandarma, MİT ve emniyetten kimlerin eğittiğinin, kimlere bağlı olarak çalıştığının, eşimin öldürülmesini planlamak için kimlerden görev aldığının araştırılmasını ve bu kişilerin soruşturulması<WBR>nı talep ediyorum.

3. BBP ve Alperen Ocakları'nın olaya karışan hemen hemen herkesle bir ilişkisinin olması size de tuhaf gelmiyor mu? Bu ilişkilerin soruşturularak sorumluların cezalandırılması<WBR>nı talep ediyorum.

4. İstanbul'daki soruşturmadan anlaşıldığı kadarıyla Erhan Tuncel'in cinayet planının ayrıntılarıyla ilgili verdiği bilgilerin ve cinayeti işleyenlerin telefonlarının dinlenme kayıtlarının Ankara'nın bilgisi dahilinde olmasına rağmen, cinayeti önlemek ve eşimi korumak için Ankara'da da İstanbul ve Trabzon'da olduğu gibi hiçbir önlem alınmamış. Bu nedenle de Ankara'da da bir soruşturma açılmasını ve Ankara'daki sorumluların bulunmasını talep ediyorum.

Sonuç olarak, yapılan soruşturmaları<WBR>n yetersiz kaldığını gördüğümüzden, yukarıdaki bilgilerle talebimi yineleyerek; eşimin cinayeti, öncesi, planlanması ve sonrasını kapsamlı ve etkili bir şekilde soruşturması amacıyla Başbakanlık Teftiş Kurulu'nu görevlendirmenizi rica ediyorum.

Sayın Başbakanım, sevgili eşimin öldürülmesinin bıraktığı derin acı sözle anlatılamaz ki anlatayım. Ancak Baba Allah'tan dileğim o ki, siz ve arkadaşlarınız o anlayışa erişesiniz. Kutsal Ruh gece gündüz sizlere konuşsun ve yapmanız gerekenlerde, almanız gereken kararlarda size doğru yolu göstersin ve cesaretle doldursun ta ki gösterdiği çizgide kararlılık gösterebilesiniz.

Sayın Başbakanım, Hikmetli Süleyman'ın sözlerinden nerede diye sizin şahsınızda Türkiye'nin yöneticilerine ve yönetmeye hevesli olanlara sesleniyorum. "Nerede genç aslanlar gibi yürekli kişiler? Nerede düzeni sağlayacak akıllı ve bilgili kişiler? Nerede kötüye karşı çıkan, adaletten anlayan kişiler? Nerede iyiliği miras alacak özü sözü bir olanlar? Nerede alnı ak yaşayanlar, güvenilir kişiler? Hatır gözetmeyenler nerede? Nerede adaleti sağlayacak kişiler?" Hani nerede üstün olmak isteyenler, yaptıkları ve yapacakları ile ispatlasınlar üstünlüklerini.

Türkiye'yi yönetenler, Türkiye'nin geleceği olan çocuklarımıza Süleyman'ın özdeyişlerinden hangi üstünlüğü miras bırakacaklar? Soruyorum hangi üstünlüğü?

Tanrı'nın sözü İsa, der ki; "Ne mutlu barışı sağlayanlara, çünkü onlara Allah'ın oğulları denecek. Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır." (Matta 5)

Sayın Başbakanım işe yarayan ve yaramayan, gösterdiğiniz bütün ilgi ve emekler için şimdiden teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Rakel Dink
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 18-05-2007, 01:30
çelişki çelişki isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2006
Nerden: Turkey
Mesajlar: 61
Standart

Sevgili Rakel'in acısını dindirmenin bir yolu olsa keşke ve bebekleri katile dönüştüren bu ilkel kini, öfkeyi ortadan kaldırabilsek... Vicdanlarımız artık biraz adalet bekliyor, yalnızca adalet.

KORKU ONURDU ÖLÜYE
(eğer cellât değilse)
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />
Tuttum:
Dilinin kurumuş türküsünü gözlerinde
Dilimde ısırgan otu unutulmuş bir sesle

Gergin tende simsiyah ve güzel
Gece örtündü üstümüze
Toprak ağlar

Gördüm:
Bir vatanın sürgün kardeşleriydik yüreklerimizde
Omzumuzdan çağlayanlar geçer

Cellâtlara yabancılığımız ırklardan öte
Soğumuş beden, soğuk yüz

Sevdim:
Bir mendil düştü gecede içine umut dürülü
Nakış nakış insanlık ilmeklerinde

Bir adamın kırgın bakışları kaldı
Tutsak gözlerimiz mahcup

Tanıdım:
Biraz üşütse de karanlığın tiz sesi
Ürkütmeden uyumuş gölgeleri

Savrulur acı, perçinlenir göğüslerimizde
Sokak ortasında vurgun

Ağlamadım:
Yumdum sözlerimi, sevdiklerine
Ürkek bir güvercin yatıyor ülkemde

Arzu ALIR
__________________
Mürdüm rengi bir ağustos vaktidir artık ömrüm
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 18-05-2007, 01:44
san_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.130
Standart






ateş düştüğü yeri.....
içimden rakel'in ateşini avuçlayıp denize atmak geliyor.[img]smileys/smiley19.gif[/img]
Edited by: san_
__________________
ayaklar çırpınırken, dansediyor eller...
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 18-09-2007, 20:25
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

<DIV id=EC_ygrp-text>


Dostlar, 19 Eylül çarşamba günü saat 13:00'de, imzaya açılmış olan aşağıdaki (ve ekdeki) basın açıklamasını Agos gazetesinin önünde okuyacağız.. Meydanı katillere ve tosuncuklara bırakmak bize yakışmaz...
Sevgiler,
Efe Duyan


Türüt ve Arif'in Hrant Dink'in Katillerini Övmesi Utanç Vericidir.
Karadeniz'e Mert ve Özgür Olmak Yakışır

Adalet duygusunun git gide köreldiği, kimsenin kendinden başkasına güvenmediği, linç ve cinayet vakalarının arttığı bir toplumda; bizzat yönetenleri tarafından ihanete uğrayan, toprakları ve fabrikaları satışa çıkarılmış, her an komşularıyla savaş tehlikesi içinde yaşamaya itilmiş, ırkçılığın bırakın gerilmeyi tüm toplumun yakasına yapışmış bir körlük olarak büyüdüğü bir ülkedeyiz.
Türkiye halkları, mücadele etmeden bu girdaptan çıkamaz. Kardeşliğe her zamankinden çok ihtiyacımız var. Sanatçılar, bu karanlığın içinde ışık olabilirler, olmak zorundalar.
"O gün öyle desinler, bugün böyle desinler
Fatihalar, Yasinler, bitmez Karadeniz'de
Şerefini şanını, ortaya kor canını
Hiç kimse vatanını satmaz Karadeniz'de"

Oysa bu sözlerin yazarı bir ozan müsveddesi, besteleyen de bir şarkıcı
müsveddesidir***8230; Hrant Dink'in katillerine açık açık övgüler yağdırıyorlar. Cinayeti yüceltiyor ve topluma ve insani değerlere karşı açıkça suç işliyorlar. Hrant Dink cinayetini ve faşizmin insanlık düşmanı tarihini güzelliyorlar.
Hayır, türkülerimize kan bulaştırılmasına göz yumamayız.
Birinin tarihi trajedi diğerinin tarihi ise komedidir***8230; Biri korkaklığın, diğeri çürümenin temsilcisidir***8230;Çürümeye başlayan insanlıktan uzaklaşır***8230;
Bu iki kafadar köylü kurnazlığı ile aydın insanlarımızla ve Türkiye toplumuyla dalga geçmeye kalkmışlardır***8230;
Mahalle kabadayısı iki bıçkın delikanlının youtube'a yerleştirdikleri klip, "iyi bir halt" becerdikleri konusunda bu korkak ikiliyi cesaretlendirmiştir. Burjuva medyasının haberleri karşısında önce
umursamaz bir tavır sergileyen Karadenizli türkücü müsveddesi "ağabeyleri"nin ya da menajerinin uyarıları ile ertesi gün
çark etmiş, en aptal surat ifadesi ile "haberinin olmadığını, görse bu işi yapanların suratlarına tüküreceğini" beyan etmiştir.
Karadeniz bu sahte kabadayılara mahkum değildir.
Karadeniz, bağrında yetiştirdiği çocuklarına önce, asla kalleş olmamayı öğretir. Karadeniz, hırçın dalgaları gibi mert ve özgür yaşamayı öğretir insanlarına. Ne yazık ki toplumsal çürümenin, köpekleşmenin elleri Karadeniz'e de uzanmıştır. Karadeniz insanı korkakça yaşamaya alıştırılmaktadır. Linç girişimleri, arkadan vurma ve güce tapma korkaklaştırılmanın, kişiliksizleştirilmenin sonucudur.
Sanat, bu zavallılara mahkum değildir. Türkiye'de sanat, Nâzım Hikmet ile, Ruhi Su ile, Yılmaz Güney ile serpilmiş, bu ülkenin aydınlık geleceğinin yollarını döşemiştir.
Arif ve Türüt, bu geleneğin parçası değildir, ne şarkı söyleyip, söz yazmaya ne de bu topraklar ve bu toplum adına konuşmaya layık değildirler.
Arif ve Türüt, karanlıkta sinerek, kahpe pusularda iş görmeye
kalkmışlardır.
Bu memleketin geleceğinde asla olmayacaklar.
Yurdumuzun aydınlık ve cesur insanları meydanı korkaklara bırakmayacaktı<WBR>r.

Sanat Cephesi


__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 06:14


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum