Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Hergüne Bir Şiir

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #2211  
Alt 30-08-2013, 20:56
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

AŞK VE TALAN

ulaşılmaz yollarında yenildim aşkın
zaferler kazanmış komutanlar gibi
hayata katıldım yine de
yenilgimi sevdim sendendir diye

sözcükler dışında dünyam yoktu
eşyadan arınmadan önce
vücudundan çıkarıp kutsadıktan sonra seni
sözcüksüz dünyalar kurdum uçurumlardan

yenildim diyorum ya demesine
gel sen beni yanılt en iyisi
ellerin tutunurken gezgin bulutlara
gözlerin fısıldıyor gülün aşkını

teninin bestesini dinliyorum bir ayinde sanki
yoklar adasını terk ediyor düşlerim
uzaklık eriyorken zamana inat
çılgınca bütünleşiyor bedenlerimiz

şehrimi sensizliğime kurdum
işte bu / gerçek aşkın büyüsü
talanlarına uğramaktan korkmadım hiç
sahip olan kaybeder çünkü

yenildim diyorum ya demesine
gel sen beni yanılt en iyisi
ellerin tutunurken gezgin bulutlara
gözlerin fısıldıyor gülün aşkını

İhsan TOPÇU
Alıntı ile Cevapla
  #2212  
Alt 01-09-2013, 17:25
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

BAHÇIVAN


Rüzgara bırakma şikayet dilekçeni
yakarmalarla gelmez dünya
sen git onun ayağına

Rüzgara bırakma şikayet dilekçeni
veba sesiyle konuşuyor kahinler
yasaların dünyayı kirlettiği söyleniyor
yas tutuyor üzümde şarap
ve su dileniyor kavmin çocukları

Rüzgara bırakma şikayet dilekçeni
zaman daralıyor, aylardan dikim ayı
derinden sür tarlanın toprağını
yeni mahyalar dik
mahşerin karıklarına

Rüzgara bırakma şikayet dilekçeni

Sen dönek kent, yırtık kuma,
diye yaz kağıdın beyaz alınlığına,
sen hasret geçidinin softa bekçisi
çöl katlanıyor ve gelmiyor haberci.

Toprağa düşen neyin anlamıdır?



Özdemir İNCE





Alıntı ile Cevapla
  #2213  
Alt 01-09-2013, 18:56
Ferda Balkaya Çetin Ferda Balkaya Çetin isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2012
Mesajlar: 96
Standart

bulutları beklerken

ahşap yalnızlığın gül yetimi eleni
kemençeye yaslamış başını gönlü taka

ey gidi niko

karda izi kaldı ölümün
gurbetin dili lâl
toprağa can ekti marika


sürgünün sırtında dağ yeşili sofia
ben aslıyım bu suyun sense öteki

ey gidi karadeniz

elleri horon memleketim
gözleri sirtaki

Ferhad Gülsün
Alıntı ile Cevapla
  #2214  
Alt 02-09-2013, 17:05
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart


UNUTMA


erguvanlardan koru anılarını
gecikmiş bir yağmur gibi çözülüyorsa akşam
"içindeki şarkıyı" mırıldanan masada
geçmiş bir zamanı yanıtlıyorsa kalbin
ve ışıklar
ayın saklı yüzünde kırılıyorsa

soğuk bir ürperti gibi dolaşıyorsa
yangınlardan artakalan teninde
çırılçıplak bir kıvılcım
ırmakları koru göz yaşlarından

"bir belirip bir görünmez" olduysa hayat
düşlerinden koru yalnızlığını
balkonuna ansızın konuveren bir kuşun
balkonundan ansızın uçuveren bir kuşun
kostak kanatlarından
koru içindeki yorgun rüzgârı

ama "ağır bir su gibi" biriktirdiğin
baharlardan kalmış yabani bir erguvan
açıverdiyse ansızın
soğuk bir gecenin ortasına kurulmuş bir masada
"göğün altından geçmeyi" sakın unutma

Ayten MUTLU




Alıntı ile Cevapla
  #2215  
Alt 03-09-2013, 23:43
Ferda Balkaya Çetin Ferda Balkaya Çetin isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2012
Mesajlar: 96
Standart


VAZGEÇMELER USTASI


Dünya kirletilmişse,
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.
Benimki aşktan bir leke,
Kazındıkça kendini temize çeken
Gizlice. Sürtündükçe kıvılcımlar saçan
Çakaralmaz renk cümbüşü işte.
Ya sizinki?

Ben vazgeçmeler ustasıyım.
Reddedemem önerinizi,
Paylaşalım elbette:
Lekeniz sizde kalsın,
Ben aşk'ı alırım sadece.

Dünya kirletilmişse,
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.
Benimki iki soluk arasında
Gelip geçen zaman.
Hangisi ölüm hangisi yaşam?
Ya sizinki?

Ben vazgeçmeler ustasıyım.
Yaşadığınız bir ömür değil mi?
Seçimi siz yapsanız, istediğiniz sahneyi seçseniz:
İster ilkincisi olsun ister sonuncusu fark etmez ki,
- Başarımızı arttıracaktır provalardaki performansınız -
Artanıyla yetinirim zaten ben, ilk gösteri için
siz önden buyrunuz lütfen!

Dünya kirletilmişse,
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.
Benimki korkusuz ve kuşkusuz bir aşk,
Başdöndürücü ve anısız,
Fısıldaşmaları dalgınlıklara takılı.
Ya sizinki?

Hala anlamadınız mı?
Demiştim:
Ben vazgeçmeler ustasıyım.
Aşk'ı bana terk etmiştiniz zaten,
Üstü...kalabilir sizde...

Tuğrul Asi BALKAR
Alıntı ile Cevapla
  #2216  
Alt 06-09-2013, 15:00
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart



VOLKANDAĞ


yağmur bir atlı gibi koşuyor
ömrümüzÜ sürüyor bir tarla gibi yanlışlarımız
sevincin imecesi unutulmuş çoktan
masalların mağarasından güle oynaya bir kuş gidiyor
dizlerimiz çamur içinde düşüyoruz
biz gidiyoruz su kıyılarında nane nakış gidiyor


bir roman gibi çağıldıyor üstümüzden akan
bir oyun gibi kişneyerek damağımıza vuruyor
kantarmanın sivri dili
savaş gibi kanlı acı dolu karanlıklar geliyor
toprak altına düşen gibi çaresiz
biz gidiyoruz kucakladığımız doğrular gidiyor


kar yağıyar kirpiklerime
yüzümde buz damarları ayrılık ayazından
biz gidiyoruz içimizi yakan çağ gidiyor
kış gibi bir aydınlık gecemiz
kalbimiz yanıror karın beyazından
biz gidiyoruz sönmüş bir volkandağ gidiyor


Hidayet KARAKUŞ



Alıntı ile Cevapla
  #2217  
Alt 08-09-2013, 16:03
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

BİR GÜN SABAH SABAH

Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni:
Ki, sisler daha kalkmamıştır Haliç ten.
Vapur düdükleri ötmektedir.
Etraf alacakaranlık,
Köprü açıktır henüz.
Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...

Yolculuğum uzun sürmüş oldukça
Gece demir köprülerden geçmiştir tren.
Dağ başında beş-on haneli köyler,
Telgraf direkleri yollar boyunca
Koşuşup durmuş bizle beraber.

Şarkılar söylemişim pencereden.
Uyanıp uyanıp yine dalmışım.
Biletim üçüncü mevki,
Fakirlik hali.
Lüle taşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
Sana Sapancadan bir sepet elma almışım.

Ver elini haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafifden soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu.
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu...

Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
-Kim o dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıkdır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
Bir sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni,
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç ten.
Fabrika düdükleri ötmektedir.

Turgut UYAR






Alıntı ile Cevapla
  #2218  
Alt 09-09-2013, 18:18
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

DÜŞÇE

badem pencereli
kavun kapılı
nar kiremitli
balık bacalı
küçücük bir evde
yaz sıcağında
sıcacık bir yerde
kış soğuğunda
çiçecik bir evde
kırlar güzeli
esincek bir evde
eylül geceli
ufacık bir evde
gümüş gülüşlü
tefecik bir evde
erik bir evde
yaşamak yaşamak
yaşamak sen(in)le
isterdim ben de



Yaşar MİRAÇ




Alıntı ile Cevapla
  #2219  
Alt 10-09-2013, 20:56
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

AMAZON

Gecemden uykuyu söküp aldılar,
yüzümden gamzeyi: Aynalara
durdum günden güne,
boy aynalarına serdim poşumu,
vitrinden vitrine bir cinnet,
gezdim: Mevsim sonu gelirken
mankenler bile çıplak, tamamdı.

Geceme uyku verdiler sonra,
göğsümdem söküp aldılar kem
yengeci: Gidip geliyordum ki
eksik
sisli aynaların içinde, duydum
Yengeç'in kırbaçsı sesini:
"Neslihan bir Amazon şimdi"

Enis BATUR



Alıntı ile Cevapla
  #2220  
Alt 11-09-2013, 14:43
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart


ASLANAĞIZLARI...


aslanağızları! suçlarımız bitmez ki anlatmakla...
oralarda, ta aşağılarda... yapışkan ve kirli... bir bahçeden diğerine düşe kalka... dokularıma gir, gözelerimi kurut, yağmala çıkınlarımı... katlanırım her hasara...
beni bırakma! beni bırakma!...
av o zaman başlardı, utancımız da... geceleyin, karanlıkta... dokunurdum usulca... sanki sismik bir dalga yayılırdı damarlarıma... sanki tropikal sıtma... yapraklar açılır, taçlanırdı aşk...
beni bırakma! beni bırakma!...
sonra yukarılara, daha yukarılara... kaynağına suların, çavlanlara, uçurumlara... saçların, sunakların, açgözlü sarmaşıkların... tılsımlı pusuların en çok da... zar kanatlı böcekler çırpınırdı ağzında...
beni bırakma! beni bırakma!...
suçlarımız bitmez ki
anlatmakla...

İlyas TUNÇ


Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 23:48


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum