Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Şiirle İlgili Genel Yazılar

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09-03-2007, 11:19
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

İnancını da şirine dahil eden şair<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />

Bu yıl Kültür ve Sanat Ödülü verilen Sezai Karakoç 'vazifeli' şairler soyundandır. Türk şiirinde en 'politik' şiirleri yazan iki şairden biridir


HAYDAR ERGÜLEN

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">1. Sezai Karakoç 'vazifeli' şairler soyundandır:[/B] İlk şiirlerini ortaokula giderken yazması, küçük yaşta Ferideddin-i Attar'ın "Mantık-ut Tayr" ve "Pendname"sini okuması, ilk şiiri 'Sabır'ın henüz 17 yaşındayken, Büyük Doğu dergisinde yayımlanması ve efsanevi şiiri "Monna Rosa"yı 19 yaşında yazması, kısacası bu erken başlayan çaba, bu sürekli verim ancak 'vazifeli' bir şairin harcı olabilir. Hemen bütün büyük şairlerde rastladığımız 'metafizik gerilim'in kaynağında, biraz da onların kendilerini 'vazifeli' hissetmesi yatar. Rimbaud, Baudelaire, Octavio Paz, Neruda, Nazım Hikmet, Dağlarca gibi Sezai Bey de bu soy şairlerdendir. Ebubekir Ereğlu'nun "Sezai Karakoç, kendi içinden kaynaklanarak çıkan ve çevresindeki hacmi doldurarak büyüyen bir şiiri geliştirmiştir" sözleri de, bu 'vazifeli' olma haline temas eder

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">2. Sezai Karakoç modernist bir şairdir:[/B] Cemal Süreya, Sezai Bey'in ünlü şiiri 'Balkon' yayımlandığında, bu şiirin 'güzel' olduğunu, ama daha da öneınlisi . 'yeni ve daha güzel şiirler yazdıracak bir yatırım olduğunu belirtir. 'Balkon', medeniyetin kötü habercisi olarak gerilimi artıran bir şiirdir. Bütün öncü ve modernist şairlerin de, bu anlamda bir tür 'kahin' (bilici) olduğunun da en iyi delilidir. Öte yandan Karakoç'un II. Yeni' den söz ederken söylediklerini hatırlayalım: "Yeni Gerçekçi akımda, 'Ben'in en küçük davranışı bile büyük bir haber gibidir .. ./ ... Peşin hükümleri olmaksızın, hayatı sağlamak için harcanan ek hayatı ihmal ederek, hayatı, evrendeki yerini unutmayan / hesaba katan bir gözle hayatı inceliyor." Bu cümlelerden de anlaşılacağı üzre, 'Ben', modern şiire içkin bir 'Özne'dir ve onun en küçük davranışının bile büyük bir haber olması, modernizmin şiire kazandırdığı bir irtifadır.

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">3. Sezai Karakoç, Türk şiirinde en 'politik' şiirleri yazan iki şairden biridir: [/B]Öteki ise elbette Nazım Hikmet'tir. Nazım Hikmet 'Komünist Ütopya'nın şairi olurken, Sezai Bey'in de İslami İnancı doğrultusunda bir 'Uygarlık Ütopyası'nın izinde yaşayıp üretmiştir. Her iki 'ütopya' doğrultusunda yazan pek çok şair vardır, fakat Nazım Hikmet ve Sezai Karakoç, hem 'büyük' şair olmaları, hem de Cemal Süreya'nın deyimiyle 'inancının çılgını' nitelemesini hak eden edebi ve düşünsel üretimleriyle, verimlerinin 'biricik'liğiyle hepsinden ayrılırlar. II. Yeni de sanılanın aksine çok 'politik' bir şiirdir. 'Sıkıntı'yı devrimci bir durum olarak şiirleştiren Turgut Uyar, ilk kez mikroiktidar/lar karşıtı şiirler yazan, 'feminist' bir şair olduğu da söylenmiştir, Ece Ayhan'ı hatırlayalım. İslam inancının şiirini zirveye taşıyan isimse şüphesiz Sezai Karakoç'tur.
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">4. Sezai Karakoç 'gelenekçi' bir şair değildir:[/B] 'Ge1enek' kavramı, günümüzde özellikle şiir açısından bakıldığında, anlamından saptırılmıştır. Sezai Karakoç da 'gelenekçi' şairler safında değerlendirilmiştir. Oysa Sezai Bey, ne o saftadır ne de 'gelenekten yararlanma'yı benimsemiş şairlerin safında. Turan Karataş'ın "Doğu'nun Yedinci Oğlu:Sezai Karakoç" (Kaknüs Yay.,1998) kitabında belirttiği üzere, Karakoç için gelenek "asıl kontak kurulan nokta ve aynı ruh dünyasını, dünya görüşünü paylaşmış olması"dır. Ona göre geçmiş 'bitmiş, kapanmış bir devri saadet değil, yeniden yaratılması mümkün ve gerekli' bir zamandır. Geçmiş zaman, belirli bir dönem (Divan edebiyatı, Osmanlı) değil, beşeri değerlerin bir bütünüdür. Buna dönüş mümkündür ve bu bir uyanış, diriliştir.

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">5. Sezai Karakoç şiirinde metafizik, hayatın içindedir[/B]: Sezai Bey' e ilişkin bir tespit de, onun şiirinde 'neomistik ürperti'nin var olduğudur. Sanılır ki, şiirlerinde 'metafizik öge'lere rastlanan şairler, hep 'öte/öteki dünya'ya dair konuşurlar, bu dünyaya değinmezler. Karakoç'un şu cümleleri ondaki 'metafizik'in bu dünyadan soyutlanmadığına işaret eder:"Bizim metafiziğimiz ; Tanrı ve ahiret inançlarıyla şahdamarında gürül gürül canlı bir kan akan bir metafiziktir. İslam uygarlığının temel ilkesi olan mutlaklık aleminin bu dünya penceresinden görülen manzarasıdır. Bu dünya, aslında o dünya metnine bir çıkma, bir dipnottur. Fizikötesi, hayatın içindedir."

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">6. Sezai Karakoç 'Diriliş'in şairidir:[/B] Karakoç "Benim şiirim aşk, hürriyet, arayış ve ölüm gibi varolmanın dinamitlendiği noktalardaki trajik espriyi, irrasyonele, absürde bulanmış 'mutlak'ı zaptetmektir" derken, II. Yeni'yi salt dilsel serüvene indirgeyen tutumdan farklı düşündüğünü de belirtir. 'Diriliş Düşüncesi'yse ilk kez, Cezayir bağımsızlık savaşı dolayısıyla 1954'de , yayımladığı "Bir Milletin Ba'süba'delmevti" adlı yazısında belirir. II. Yeni'ci olmasıyla 'Diriliş' düşüncesinin oluşması aynı zamana rastlar. 'Garip'çiler tarafından neredeyse çırılçıplak bırakılmış şiire, II. Yeni'nin tekrar itibarını kazandırdığı, bilerek ihmal edilen ses, müzik, ritm ve ahenk duygusuyla şiir sanatlarının yeniden şiire davet edildiği, şiirin de yeniden 'Diriliş'inin gerçekleştiği bu dönemde, Sezai Bey'in hem şiirdeki 'Diriliş' hareketine katılması, hem de bir 'uygarlık projesi' olarak 'Diriliş Düşüncesi'ni oluşturması elbette ilgi çekicidir. Kaldı ki bir 'sevgi devrimi' olarak nitelediği 'Diriliş Düşüncesi'nin köklerini Asr-ı Saadet'e kadar uzatması ve asıl halkalarının Muhiddin Arabi, Gazali, Mevlana, Şeyh Galip, son halkanınsa Necip Fazıl olduğunu belirtmesi, düşünceyi de çoğunlukla şairlere dayandırdığını ve kökeninde şiir olduğunu gösterir.

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">7. Sezai Karakoç, şiiriyle de bir 'uygarlığın sözcüsü' olmayı üstlenmiştir:[/B] Sezai Karakoç'un tüm şiirlerine, fakat özellikle "Balkon", 1966'da yazdığı "Köpük" ve devamına baktığımızda, onun bir şair olarak, 'İslam uygarlığının sözcüsü' alına seçtiğini görürüz. O şiirleriyle, 'yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalan bir uygarlığın yeniden kurulmasına, inanç dünyası, düşünce dünyası ve estetik dünyanın yeniden canlandırılmasına yönelik bir umudu' canlı tutar. Bu da bir bakıma Karakoç'un şiirini 'evrensel' kılar, çünkü onun şiiri aynı zamanda günümüz dünyasının önemli bir parçasını oluşturan İslam coğrafyasının sorunlarıyla birlikte dünyanın da sorunlarını dert edinen, tüm insanlığa da çağrıda bulunan bir şiirdir.

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">8. Sezai Karakoç, ll. Yeni'ci olmasaydı da büyüklüğü teslim edilirdi:[/B] Sezai Bey'in Türk şiirinin büyük şansı olan II. Yeni'nin kurucularından olması, elbette farklı kesimler tarafından daha çok bilinmesini de sağlamıştır. Fakat kabul etmek gerekir ki, Sezai Karakoç II. Yeni şairi olmasaydı da yine aynı kabul ve ilgiyi görürdü. Ben, her dönemde varolan şiire ilişkin umutsuzluğa karşın, iyi ve büyük şairlerin güzel bir 'kader' i olduğuna inanıyorum.

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">9. Sezai Karakoç, şiirimizin üç 'Parasız Yatılı'sından biridir:[/B] Ünsal Oskay'ın saptamasıyla, şiirimizde üç 'parasız yatılı' vardır: Ece Ayhan, Cemal Süreya, Sezai Karakoç. Üçü de Mülkiye'den arkadaştır, üçü de üniversiteyi devlet bursuyla okumuştur. Ve üçü de devletle ilişkilerinde hep 'mesafeli' olmuştur.
Ece Ayhan'ın devlet hizmetinden hemen atılması, Sezai Bey'in kısa süren memuriyeti ve Cemal Süreya'nın uzun fakat 'sorunlu' hizmetlerini göz önüne alırsak, üçünün de devletle başlarının pek hoş olmadığı anlaşılır. Bu açıdan bakıldığında, popülist yönsemeleri fazla olan Garip'in ardından Türk şiirinde ilk 'sivil şiir' olarak II. Yeni'nin belirdiğini görebiliriz.



<B style="mso-bidi-font-weight: normal">10. Sezai Karakoç görene 'gizli' bir şair değildir:[/B] Sezai Bey'in şairliği ve düşünce adamlığı yanındaki önemli özelliklerinden biri de, eleştirdiği çağın ve sistemin imkanlarından faydalanmayı en aza indirgemiş oluşudur. Ne tv ekranlarında görürüz onu ne radyoda sesini duyarız, ne gazetelerde çıkar karşımıza ne dergilere röportaj verir. Bu günümüzde az rastlanır bir 'şair tutumu' olarak elbette 'gösteri toplumu'na temelli bir itirazdır ve ardında bir derviş tutumu kadar, dahası ondan da çok, politik bir bilinç yatar. Sezai Bey'in kendini gizlemek ve böylece etrafında 'gizemli' bir hava yaratmak gibi bir amacı ve kaygısı yoktur elbette. O şiirini ve düşüncesini kitaplarıyla, çıkardığı 'Diriliş' dergisiyle iletirken, elbette görene değil, 'görmeyene gizli' bir şair olacaktır


Radikal Kitap / Sayı 312
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 21:26


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum