Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > GENEL KONULAR > Sivil İnisiyatifin Sesi / Çevre ve Biz

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 17-01-2017, 02:29
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.233
Standart Size bin bereket, kadına şiddet

Aslında gecikmiş bir yazı bu. İnsan yazarken bile tahammülü kalmıyor. Günlerdir iki çizik atıp, başından geri dönüyorum. Üstünüze afiyet biraz da “mükemmeliyetçilik” huyum var ki bu da insanı yıpratan bir şey. Ertelemelerim bundan da kaynaklanıyor biraz . Ha çok mu mükemmel yazıyorsun ? Sorusunu soranlar olabilir. Hayır efendim, hiç kimse mükemmel olamayacağı gibi ben de değilim. Bu sadece bir huy ve ben de okuyucuya bir şeyleri doğru yazarak vermeye çalışıyorum.

Ve şiirlere dalıyorum. Sonra büyük usta Nazım Hikmet’in

'' Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak.
Unutma; aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak.''mısralarına kilitleniyor gözüm.

Ve yine ustalardan biri şair Ahmet Arif çıkıyor karşıma.

"Ve ben şairim,
Namus işçisiyim yani,
Yürek işçisi
Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş..." diyor Ahmet Arif şiirinin bir bölümünde.

Ve bundan sonra yazıya dönmek zorunda hissediyorum kendimi.

*Şiir yazan herkese şimdilerde “şair” deniliyor . Şair olduğunu iddia edenlerden değilim. Ben bir “şiiryazarıyım”. Şiirin altına yazılan o ibare şiirin intihali ihtimâline karşın yasal bir haktır.

*Şair olmak için çok uzun yol katedilmesi gerektiğini biliyorum ve henüz emeklemekteyim. Ayağa kalkmak, ayakta durabilmek için epeyce fırın ekmek yemem, beslenmem gerekiyor anlayacağınız.

Şiir diliyle bazı şeyleri anlatmak mümkün değilse yazıyla anlatmak gerek sanıyorum ve işte bu yüzden yazmam gerektiğini biliyorum.

Her neyse, geçelim bu faslı ve gelelim konumuza. Günlerdir mecliste olup bitenleri izliyorsunuzdur ancak bunu meclis tv den değil de medya üzerinden alabiliyoruz sadece.
Milleti temsil edenlerin, yani milletin vekillerinin ne yaptıklarını bilmemizi istemediklerini çıkarabiliriz bundan.

*Gizli olması gereken oylamayı gösterirken suç işledikleri bir yana bir marifetmiş gibi sırıtarak gösterenler bunu cep telefonuyla kaydeden kadın milletvekilini darp ederek elinden telefonu alabilecek kadar ileri gidebiliyorlar.

***Sizin gibilerden kadınlara ne hayır gelir ki, çıkardığınız yasalar zaten ortada ve bu yüzden kadınların hayatları tehlikede olup birçoğu pisi pisine ölmekteler.

*Mükerrer imza atanlar olursa yan cebime düşüncesinde mi idiler acaba? Açıklamak zorundalar . Çünkü o kadar kısa zamanda ve aynı yerde iki kez imza attığını bilmeyecek kadar unutkan değildirler sanırım.

*2002 yılından itibaren bu zamana kadar ne kadar “bir ilk” varsa baştakiler sayesinde yaşadık,
gördük ve hâlâ görmekteyiz.

Yurdum insanı ve yurdumun durumu ortada ancak kimin ne kadar umurunda?
Sayın Başbakan anayasa görüşmeleri sonrasında çıkan 338 sayısına "Allah bin bereket versin" diyor. Neye, niçin, kimin için bereket?!

Milletvekili sayısının 550'den 600'e çıkarılacağını söylemekteler, bu kimin için bereket?
Bu ilâve milletvekili sayısının getireceği mâli yük umurlarında mı?
Vatandaşa 3 kuruşluk verdiğini 5 kuruşluk zamla zaten baştan geri almaktalar.
İnsanlarımız mâli açıdan çok büyük dardalar bunu neden görmezden gelmektedirler?!

*Sorunlarımız öylesine büyükken, getirisinin sadece kendilerine olduğu yasayı onaylamak ne kadar vicdan gerektirir bilirim de, kendileri açısından elbette bilemem?!

Günümüzde en büyük tehlikenin yoksulluktan geleceğine inananlardanım. Suç oranları arttı, Yoksulluk almış başını gidiyor. Eline bıçağı alan gasp yapıyor,öldürüyor.

Sokak çocukları, evsiz barksızlar, şimdilerde güneydoğuda evsiz kalanlar Onların sorunlarına el atmanız gerekir.

Değişen eğitim sisteminin velilere getirdiği yük...Bütün bunlara çözümünüz nedir, var mı böyle bir oylamanız?!

*Mecliste yaşananlar ve geçirilen yasaların kim ne kadar farkında ya da farkında mı?
Ne kadar okumuşluğumuz var ve kimler neyi, niçin okumaktalar? Kültür seviyemiz belli ki zaten bazı olgulara körü körüne bağlanmak ta buradan kaynaklanmaktadır.

*Annen de olsa, diz kapağının üstü tahrik eder' gibi sayılamayacak kadar saçma sapan söylevleri olanlar gibi, başka başka düşüncede olanlar da bu meclisin içinde mevcuttur.

Yeri geldiğinde de “ Bakara makara” misali takiyyeye başvuranlar da vardı vakti zamanında. Bir de bilgisizce, salla gitsin dikkat çeksin mi?

Haaa bir de çok terbiyesizce konuşanlar var. Geçenlerde bunlardan bir tanesi “İlk laik Şeytan’dır. Allah var kabul ederim ama koyduğu kanunları kabul etmem demektir laiklik. Kafirliktir laiklik. Dünyada ne kadar hırsız, p... varsa laiktir”
Demiş ki, bunları da çok kale almam, çünkü bunlar bu söylevleriyle ancak dikkat çekebilirler. Kafaları belli Mevlâna’nın deyimi ile

“Suskunluğum asaletimdendir
Her lafa verilecek bir cevabım var.
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye.
Bir de söyleyene bakarım adam mı diye?”


*Yeni bir Anayasa yapılabileceğini, dolayısıyla Anayasanın ilk dört maddesinin de değiştirilebileceğini beyan edebiliyorlar.

Bizim yapmak istediğimiz “ Atatürk Anayasasına” dönmektir diyen Bekir Bozdağ’a Çok iyi bir araştırmacı yazar Soner Yalçın’ın aşağıdaki linkinden yazısını okumasını öneririm.
Atatürk nasıl biriydi? Gerçekten haberleri yok.

http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarla...p-var-1615347/

*****

“Burası deli bir ülke ama deliliği güzelleştirici değil; anlamsız ve katı, iliklerine kadar satılmış.”
Ve
“Dünyada hiç kimsenin neden kendi olamadığı üzerine bir kitap yazsam… Bu ülkedeki vicdan yokluğunun nedenini anlatsam…” demiş Usta yazar Leylâ Erbil.

Yorumu sizlere, okuyucuya bırakıyorum.



Hâdiye Kaptan
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 16:09


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum