Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Deneme Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #31  
Alt 03-02-2008, 23:24
M. Umur Tarakçı M. Umur Tarakçı isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: Turkey
Mesajlar: 61
Standart




Sayın San
Alıntı ile Cevapla
  #32  
Alt 03-02-2008, 23:42
san_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.130
Standart



sevgili umur, siz beni anladınız.
alkışlayan ellerinize sağlık.
Edited by: san_
__________________
ayaklar çırpınırken, dansediyor eller...
Alıntı ile Cevapla
  #33  
Alt 02-03-2008, 23:44
san_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.130
Standart



yandım yanan filistin'e bilmem kaçıncı kez.. bedeninin peşinden gittiyüreğim.
sevgili yavrum,minik kalbin parçalanmasaydı daduracaktı zaten bir gün
bebekler korkarlar patlayan balonlardan.
korku gözlerineyerleşmeye bile vakit bulamadı
ninni sesine benzemiyor değil mi, ağzı kan kokan canavarın savaş çığlığı!
ağzında annenin sütü sıcakken daha, neyi almaya çalıştılar acaba senden?
birilerinin çocukları tüy döşeklerde, sana titremeyen elleri füze yollarken.
vicdanlarıkayıp onların bebek,oyalanırken çıngıraklı oyuncağınla,çıngıraklı yılanlar soktu gözbebeğinden.
ben büyüğüm kir-im. bulaşkan ellerimle
o babaların cehennemine odunlar taşımak geçti
içimden..becerebilseydim, dikecektim parçalanan bedenini.
gittiğin yerde seni melekler karşılar,
şikayet et bizi,gökten taş at kafamıza, kanat,
biz gelene dek bekle de, sevgini yüreğimize çarp.
h.nebahatyalçın
<TABLE width="100%" align=center ="tablo3"><T><T><T>
<T>
<TR>
<TH>
<H2 style="DISPLAY: inline; FONT-SIZE: 11px"></H2></TH></TR>
<TR>
<TD>
</TD></TR></T></T></T></T></TABLE>

Edited by: san_
__________________
ayaklar çırpınırken, dansediyor eller...
Alıntı ile Cevapla
  #34  
Alt 03-03-2008, 07:52
Gül Uğur Gül Uğur isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.838
Standart

Her zamanki gibi duyarlılık ve incelik kol geziyor cümlelerinizde...
Kaleminize sağlık sevgili San
Sevgimle kutlarım...

Alıntı ile Cevapla
  #35  
Alt 17-10-2008, 09:30
san_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.130
Standart





sırtında geziyor gibiydi karıncanın parmakları.
kımıldadıkça kasılıyor, bakamıyordu karşısındakinin gözlerine.
katılmak neydi? korkudan mı, gülmekten mi, acıdan mı katılınıyordu?
işte bu hal!.. dedi, içine içine...
işte, tam da bu!

hep dikine bakan, kocaman insanları sessizce dinleten kadının, karşısında; rahatsızlığını belli eden seyrimeleriyle sandalyeden kaçacakmış gibi oturanbu ergen çocuktan ve onun gözlerine bakmaktan korkması da, neyin nesiydi?
ne zaman başlamıştı? neden böyleydi? bilmiyordu...
dizlerine koyduğu gazeteyi, yuvarladığı yerdensıkı sıkı tutan parmaklarına bakıyordu arada bir, titriyordu çocuk.
korkusu büyüyordu kadının. boğazı kurumasa konuşacaktı.
sanki binanın her an dolup taşan buodasında zaman durmuş,giriş yasağı konmuştu da, bir allahın kulu kapıyı açmıyordu.
yutkundu, gurppp.. odada yansıdı korkunun sesi.
hep varlığından rahatsız olduğu geveze saat, neden suskundu sahi?
saçmalasaydı yine; zamanın hızla akıp gittiğini,sapkın sırıtışıyla, hiçyorulmadan, insanların kulağına, gözüne sokan tik taklı anlamsız sesiyle...
aniden hızla kalktı sandalyeden, birkaç adımla masaya yaklaştı.telaşla elindeki kıvrılmış gazeteyi bıraktı çocuk.
nutku tutulan kadın, neler olacağını anlamak ister gibi gözlerini aradı ama, baktığı yerde yoktu,kaçırmıştı ondan, o kara güzelim gözlerini mehmet.
dondu kaldıkadın.
elinde evirip çevirip hapsettiği,utançtan sıkıntıdan terlemiş, çekingen gazete açıldı.
üzerine sim dökülmüşgül yaprakları yayıldı, şaşkın!...
gözlerini aradı yeniden mehmet'in "hoca". bu kezo mukorkmuştu yoksa?
içine utancıyla karışmış bir sızı yayıldı.
-hocam... dedi ergen çocuk. ağzına dili fazla geliyor duygusu veren,anlaşılması zor konuşmasıyla...
hocam, .................. kutlu olsun.
döndü arkasını ve kaçar gibi çıktı odadan, oturdukça büyüyen yalnızlığını cebinden taşırarak...

gazeteniniçinde, sıranın kendine gelmesini beklerkenezilmiş,hırpalanmış gül yaprakları, küskün dağınıklığıyla baktı "hoca"ya...
bir haber ilişti gözüneaçık sayfadan; " annesini kesen genç kız..."
bişeyler takılmış olan yüreği aktı aktı...
gözyaşları ıslattızavallı kızıve dalından ayrılmış gül yapraklarını.
incinmesinler diye özenle tek tek topladı herbirini, merhem yaptıgediklerine al al...
oda aydınlandı birden, karınca koşarak kaçtı sırtından.

saatin sustuğu günden sonra,O ŞAHANE çocuklara; dokunmaktan, sarılmaktan, başbaşa kalmaktan korkmadı.
kendi engelini aşarken çizilen yerlerine,dökükgül yapraklarını sürdü hep,sevgiyle...
h.n.yalçın


Edited by: san_
Alıntı ile Cevapla
  #36  
Alt 10-11-2008, 21:10
ahker ahker isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 90
Standart

YAŞAMDAN YANA DENEMELER

Mehmet Gündem, bir yazısında: "İnsana şahitlik, insanın hallerine şahitlik. Ben buna insanla yaşamak diyorum." demişti. Yakınlarda yitirdiğimiz, cins şairlerimizden İlhan Berkise: "Yazmak, önce kendimi, sonra da yeryüzünü var etmektir." diyordu.

Heves Nebahat Yalçın'ın denemelerini okurken, bu iki söz, benimle beraber gezindi durdu hep. Nebahat Hanım'ın denemelerindeki içtenliklerle sarmalanmış insancıl portreler, doğal varlıklara özgülenmiş yaşamsal güzellikler ve bütün bunların bileşkesi olarak somutlaşan, ete-kemiğe bürünmüş toplumsalcı ve emekten yana dünya görüşü (adının, şu yahut bu "izm"le ilişkilendirilmesinin bir önemi ve değeri yok); onun önce kendini, sonra yeryüzünü var ettiğinin; yanısıra, insanın hallerine şahitlik ettiğinin en dokunaklı göstergeleriydi.

Dünyanın ne kadar kederi varsa, yitirilmiş /kargışlanmış ne kadar güzelliği varsa, açık yaralara benzeyen ne kadar yırtığı varsa; sanki hepsini sırtlamış da, kimselere bırakmamış gibi. Yazarca diğerkâmlığı, insanca hassasiyetleri aşan birşeyler, onları bile geçen bir kırılganlıklar toplamı var bu denemelerde. Büyükanneye derinlerden köpürtülen bir özlem tsunamisinin yanısıra, öz anneye karşı hiç ödenemeyecekmiş duygusuyla berkitilen ve yürek paralayıcı bir üslupla inşa edilen estetikanın içindeki dramaların destansı niteliklerini anlatmayı değil, o dramalarla bütünleşmeyi, onların rayihasıyla buharlaşmayı arzulardım açıkçası.

"Eylülün Güzü"nü, "Çığ"ı, "Doğum Günü Acılanması"nı, "Baba! Ölüm Nasıl Savunulur?"u," Gelincikler Gitmeden, Bizi Terk Etmeden"i, burada saymadığım öteki denemelerini ister ayrı ayrı;ister hepsindeki "temel duyarlık"ı, "insanal çekirdek kalindeki arkhe"yi birleştirerek okuyun;hepsinin kılcallarında"çağından sorumlu" bir yazarın nabız atışlarınıduyacaksınız. Edebiyatın işlevini hamasete feda etmeyen, ama biçimsel madrabazlıklara da asla yüz vermeyen bir yazarın çığlıklarını.

Ne diyordu Leibniz: "Tanrının hiçbir masrafı yoktur."

Nebahat Yalçın'ın masrafı çok ama: Hayatını koymuş ortaya. Edebiyat (şiir, öykü, deneme, roman vd), oynayanların, yarım-yırtık özlemlerini tatmin edenlerin uğraşısı değil çünkü. O bunun yatayına ve dikeyine farkında.

Sayın Yalçın, yaşamdan yana bir denemeci.
__________________
\"Ayakta ölmek, diz üstü yaşamaktan iyidir.\"
Alıntı ile Cevapla
  #37  
Alt 11-11-2008, 08:06
san_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.130
Standart




yutkundum daövgünüz üzerine, daha güzel söz bulamadım söylenecek...
teşekkür eder size çözdüğünüz yanım.
sağolun; kalemimi elime tutuşturduğunuz için...Edited by: san_
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 22:17


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum