Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > KİTAPLAR - DERGİLER - KİŞİSEL SİTELER > Kitap İnceleme ve Tanıtımı

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 24-08-2017, 12:45
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart Utanç Verici Olaylar (KUYRUK/Basma Abdel Aziz)

Utanç Verici Olaylar (KUYRUK/Basma Abdel Aziz)

KHK'lerden soluksuz kaldığımız şu günler için bize çok tanıdık gelen, Basma Abdel Aziz’in romanında ise acı ve huzur bozucu olan şu; tarif edilen yer hayal gücüne dayalı bir yer olmanın ötesinde artık, gerçeğin ve aklın işlemediği bir yer



Memleketin birinde, Birinci Fırtına dedikleri bir halk ayaklanmasının ardından bir Kapı ortaya çıkar ve tüm iktidarı kendinde toplar. Öyle ki, artık her şey Kapı’nın iznine, onayına bağlıdır. Kısa zamanda bu izinler için Kapı’nın önünde uzun bir Kuyruk oluşur. Kapı’nın ne zaman açılacağı ise belli değildir. Kapı’dan kafa karıştıran fetvalar yayılır. Her gün Kuyruk’a yeni insanlar ve yeni hikâyeler eklenir. Artık insanların yaşamı burada sürmektedir. Uzayıp giden Kuyruk boyunca dolmuş seferleri de oluşur, zamanla insanlar Kuyruk’un nerede başlayıp nerede bittiğini bile bilemez hale gelirler.

Gün gelir, Kapı’nın katı buyruklarına uymakta zorlanan bazı insanlar direnmeye kalkınca Kapı’nın özel birlikleri tarafından acımasızca bastırılırlar. Kapı, bu gelişmeleri Utanç Verici Olaylar olarak açıklar ve olaylar sırasında kimsenin yaralanmadığının altını çizer. Öte yandan Yehya, bu Utanç Verici Olaylar sırasında, tesadüfen orada bulunan ve Kapı’nın özel birliklerinin açtığı ateşle kürek kemiğine isabet etmiş bir mermi ile yaralanmıştır ve merminin çıkartılması için ameliyat iznini almak amacıyla Kuyruk’ta beklemektedir. Kapı’nın kararnamesinde bu olaylar sırasında kimsenin yaralanmadığı duyurulur. Doktor Tarek, mesleğini seven ve politika, toplumsal olaylarla ilgisi olmayan bir doktordur. Zaten Utanç Verici Olaylar’dan da çok sonradan haberi olur. Yehya’yı Utanç Verici Olaylar sonrasında çalıştığı hastaneye getirildiğinde görmüştür. Görünmez bir el tarafından her gün değiştirilen bu hastanın dosyasını bir türlü elinden bırakamaz. Zamanla hasta dosyası sebebiyle Yehya’yı daha yakından tanır, Yehya'nın sağlık durumu günden güne kötüleşmektedir, ona yardım etmek ister; sonunda hastanın Kuyruk’ta hayatının yüz kırk gecesini geçirdiğini öğrenir.

'Kuyruk', Kahire doğumlu yazar, heykeltraş psikiyatrist ve sosyolog Basma Abdel Aziz’in ilk romanı. Müslüman Kardeşlerin üniversiteleri kontrol ettiği zamanlarda kapanmayı reddeden bu sebeple de üniversitedeki görevine son verilen yazarın, kurumsallaşan baskıların sosyolojik ve psikolojik etkileri konusunda çalışmaları bulunuyor. Kuyruk’ta anlatılan yer Aziz’in içinde bulunduğu coğrafya, bu anlamda güvenlik tehditleri ile sistemleşen baskı rejiminin yaşandığı bir yer. Bize de çok tanıdık gelen bu ülkenin fetvacıları, din adamları, kendi gazetesi, televizyon ve telekomünikasyon şirketleri bu düzeni sürdürmek üzere Kapı’nın hizmetindeler. Üniversitelerden öğretim görevlileri, okullardan öğretmenler işten çıkartılıyor. Kuyruk’ta bekleyen insanların bazılarından haber alınamıyor, kayboluyorlar.

Roman distopyaların artık yaşandığına ilişkin bir farkındalık yaratıyor ve bu anlamda bizi uyarıyor. Distopik romanlar daha çok, geleceğin arzu edilenin dışında olacağı, kaosun hâkim olacağına ilişkin anlatımlardır. Bunlar Kuyruk’taki gibi totaliter, baskıcı toplumu ifade ederler. Ancak Basma Abdel Aziz’in anlattığı bu ülke, aslında çok tanıdık. Burası belki Mısır, hatta Türkiye. Kuyruk’u benzerlerinden ayıran, özgün kılan ve belki de distopik roman tanımının biraz ötesine geçiren ise yazarın buradaki içinde yaşananı, gerçek olanı, aktarırken kurduğu gerçeküstü anlatımı. Kimileri tarihi çok uzak diyarlardaki pek de bilinmeyen bir ülke gibi anlatır ya. Aslında tarif edilen bu yerin aşağı yukarı neresi olduğunu hemen tahmin ediveririz. İşte burada da yapılan neredeyse bu. Yazar Kuyruk’ta süren değişik insanların yavaş da olsa aldıkları yollar ve küçük değişimlere ilişkin verdiği ipuçlarıyla romanın içinde gerçeğin kendisinin ne denli huzur bozucu olduğunu gösteriyor.

Basma Abdel Aziz’in 2013 yılında yayımlanan ve dilimize yeni kazandırılan romanı, kanımca Doğu’da yazılan romanlar arasında bir Çoban Yıldızı gibi, özel bir yere oturuyor. Bir yanını Doğu’nun masal evrenine bir yanını içinde yaşadığımız teknolojik (?) yaşama dayayan çarpıcı bir anlatım. Gerek konusu, gerek gerçek dünyayla fantastik dünya arasındaki kurulan bağ, Kuyruk boyunca akan hayatlara ilişkin öğrendiklerimizden süzülen rafine bir bilgiyi okura sunuyor. Mantıklı, mantıksız, düş, gerçek, iyi ve kötü hepsi bir arada anlatılıyor. Bu yapılırken gerçek değerlerle us dışı değerleri sorgulatmıyor, tam aksine us dışı olan o denli gerçek.

Birbiri ardına yayımlanan kanun hükmünde kararnamelerden soluksuz kaldığımız şu günler için bize çok tanıdık gelen, romanda ise acı ve huzur bozucu olan şu ki; Basma Abdel Aziz’in tarif ettiği yer, hayal gücüne dayalı bir yer olmanın ötesinde artık gerçeğin ve aklın işlemediği bir yer.

Kural ve yasaklarla süren Kuyruk’ta, bireyin itaatinin sistemin varlık sebebi olduğu işaret ediliyor. Kural ve yasaklar her şeyden hatta Kapı’dan dahi önemli olduğu bu toplumda yaşayan bireylerin hepsi aslında yalnız ve güçsüz. Son kertede, her hareketi izlenen, kontrol edilen bireyin nasıl sıkıcı ve cansız bir hale dönüştüğünü görüyoruz.


Berna Özpınar
birgun.net





Eklenmiş Resmin önizlemesi
Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  kuyruk.jpg
Görüntüleme: 270
Büyüklüğü:  59,9 KB (Kilobyte)  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 14:03


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum