Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Şiir Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 19-11-2006, 13:06
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart











Merhaba!


Merhaba!
doğan gün
dalucları tomurcuklar
dağların esen rüzgarı
sıvırcık kuşlarının sevinci bahar
güneşe koşan çocuklar
bahardalım
merhaba !

Merhaba !
sevgi düşüm
utangaç gülüşüm
ilk yaşam çığlığı
gelin duvağı
türkü tadındaki yaşam
yürekteki sevda, gözlerdeki ışıltı
dudaktaki şarkı,
özlemi çekilen yarınlar
İçerdekiler dışardakiler
hasreti kanayan dostlar
merhaba !

Merhaba !
ağaçta göveren dal
güllerin güne gülüşü
yerdeki çiy, gökteki ay
yağmurun çimlere dökülüşü
salkım-saçak bulut
Güzel umut
yedi iklim dört mevsim
evrenin renk renk cümbüşü
günüm, günaydınım, gülaydınım
merhaba

Merhaba!
ey dostluk, iyilik, güzellik
insanlık,merhamet, barış
sevgiye susayan yürek
yanakta gözyaşı ıslağı
dudakta kanayan şiir
kalbe dolan aşk
ey sevda yolcuları
sevgi bostanı gönlüm
merhaba

Merhaba !
güneşle beslediğim
sevgiyle süslediğim
gönlümün sultanı yar
dostluk diyarı ülkem
sevgi bahçem, duygu pınarım
hasretim, asyam, anadolum
yüreğim, sevdam, yenigelinim
merhaba

1980 Caferli













Seni Seven Yüreğime Sor Beni


sesli dinle

http://www.antoloji.com/siir/multimedya/redir.asp?multi=77807&gonder=OK


Her gece kan-ter içinde uyanıyorsam eğer
hasretin ateş olup giriyorsa koynuma
seni düşünüp özlüyorsam, uyuyamıyorsam
ıslanıyorsa kirpiklerim seni her andığımda
yağmur olup yüreğime yağıyorsan her gece
her düşündüğümde hızla çarpıyorsa kalbim
sensiz bir kez olsun gülmüyorsam bu şehirde
savruluyorsam sokak sokak
ürperiyorsam yaprak yaprak
esip geçen rüzgarlara sor beni

Hasret ateşleri yağıyorsa üzerime her gece
kül ateş, ateş alev, alev kor olup yakıyorsa
kahroluyorsa kalbim seni andığımda
ve hiç bir kural tanımıyorsa artık
titreyen yüreğime söz geçiremiyorsam
kaçmak istedikçe sana dönüyorsam yine
ölüyorsam aşkından her gün dirhem dirhem
ateş - alev sevdalara sor beni

Seninle gözgöze her geldiğimde
ben lal olmuş bülbül, sen gül oluyorsan
düğümleniyorsa boğazımda kelimeler
çıkmıyorsa sesim, daralıyorsa nefesim
konuşamıyorsam tek bir kelime
depremsi bir titreme başlıyorsa bedenimde
ve çözülüveriyorsa dizlerimin bağı
şu deli - divane gönlüme sor beni

Sensiz böyle boynu bükük duruyorsam eğer
kirpiklerimden süzülen damlalar,
ıslatıyorsa yüreğimi her gece.
hep bulutlarda saklıyorsam gözlerini
içime düşüyorsan tane tane her yağmur yağıdığında
kirpiklerimin kıyısında martı olup uçuyorsan
sesinden başka ses duymuyorsa kulaklarım
susuyorsa denizler seni düşündüğümde
gelip seriliyorsan kıyılarıma sular gibi
gelip sokuluyorsan uykularıma
gelip sokuluyorsan rüyalarıma
sensiz geçen gecelere sor beni

Damarlarımda aşk olup dolaşıyorsan
şiir şiir duruveriyorsan içime her düşündüğümde seni
her şarkıda nağme nağme doluveriyorsan kulaklarıma
mavi bir coşku oluyorsan bedenimde aşkça
çıkıp ırmaklarla dertleşiyorsam her gece
ay gibi akıyorsan yüreğime beyaz tüller içinde
yalnız yıldızlarla paylaşıyorsam seni sevdiğimi
sana anlatamıyorsam
bir kır çiçeği hüzün saçıyorsa gözlerime
su olup akıyorsam, ateş olup yakıyorsam
beceremiyorsam sana aşkımı anlatmayı
beceremiyorsam sensiz yaşamayı ve ölmeyi
şu seni ölümüne seven yüreğime sor beni

Nuri CAN





























Gitme

Gitme
figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker kır çiçekleri kelebekler ölür

gitme
bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm

gitme
öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde ah gülüm

gitme
acılara mahkum olur yüreğim
ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar
boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar
alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm

gitme
içimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm

gitme kal sevdiğim terketme beni
umutsuz çaresiz bekletme beni
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm

gitme kal
menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
yokluğuna alışamam yokluğun ölüm

gitme
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm

Nuri CAN






























Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum

Gidiyorum
bütün acılarımı vurup sırtıma
umutları bırakıp başucuna
ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
şiirlerimi sarıp bohçama
yüreğimin yangınına gidiyorum
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal

Gidiyorum
gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar
gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum

Gidiyorum
başımda gam, gözlerimde nem
toplayıp önüme düşen gölgeleri
savurup acılı rüzgarlara gözyaşlarımı
gidiyorum
bütün hatıraları bırakıp geride
ve usulca çekip kapıyı ardımdan
alıp başımı gidiyorum buralardan
şafak sökmeden kimseler görmeden
yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum
sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için

Hoşça kal suyundan çimdiğim dere
kana kana içtiğim pınar
say ki, hiç yaşamadım bu yerlerde
nazlı çiçeklerini okşamadım baharın
bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü
çekip gidiyorum buralardan

Çekip gidiyorum bir bilinmeze doğru
hem yol, hem yolcu olmaya
acılarımla başbaşa kalmaya
bütün yıldızları takıp kanatlarıma
rüzgarların uğultusunda kaybolmaya gidiyorum

Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek
ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde
gecelerin zifiri saçlarında çıkıp yola
dağlı bir ırmak gibi çarpa çarpa kıyılara
içimdeki yaraları kanatmaya
bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum

Bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim
artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime
ne okuyacak bir şiirim
gözlerimin içinde iki damla gözyaşı gibi
bakmadan ardımdaki uçurumlara
alıp götürüyorum yüreğimdekileride
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal

Nuri CAN




























Destina


Aşklara vurur bülbülüm, yuvalanır gönlümün gülüstanına
gülüşün can sıcaklığımdır üşüdüğümde, soluğun ateş
yak savur küllerimi çölüme döneyim.

orman fısıltıları kulağımda, rüzgar ıslıkları
yağmur tutuşmaları, sevgi buluşmaları
aşkın düştüğü yer… yangın
yalnızca nefesin dindirebilir volkanımı
rüzgarın merhem olur yarama süründüğüm

bilki derin kuyularında hasretimin suyu sensin
ve nasılsan öylece gel salınışın rüzgarıyla
ırmakların sesiyle ay serenatları dökülsün kulağıma
dudağıma işlesin meltem meltem seher yağmurları
gözlerinin içinde sönmüş bir tutam yıldız gibi kalayım

uçurumlara tutsak bir rüzgarım, yağmurlarla yaralı sesim
fırtınalarda çırpınan suyum, hıçkıran ışık
karlı dağlarda uzak bir ses gibi
solgun bir anıyım şimdi bu uzak kentte
kuşların göçüp gittiği mevsimlere benziyor yüzüm
ömrümün bütün dallarını silkeledi hayat
umudun bütün bahçelerinden kovuldum
bir acıyı aşmak için, bin acıyı sırtıma vurdum

uzak düştüm saçlarıma karanfil eken yıldızlardan
sahipsiz mezarlıklar ülkesinde çıplak dolaşıyorum şimdi
içinden kırılmış bir gölge
başka hangi duvara yaslanabilirki aşktan öte
ve nasıl dayanabilirki
sevinçler yoksa terkisinde çekilen acıların

Ah Destina yaralı kızım, utangaç yıldızım
yaslı gelinim, anadolum, sarı sızım, sorma beni
baktığım her pencerede doğulu ezikliğim
yurdundan kovulmuş bir coğrafyasızım
çıktığım her yolculukta türküler tutuşur içimde

şimdi uzak bir sızıda nar ile közlenip
çoğalan yalnızlıklarla yeryüzüne dağılıyor kalbim
kalbimki, zemherinin ortasında kanatları üşümüş yavru bir kuş
nereye uçsun, bir umut yoksa kanadında esen yellerin

bırak bende başlasın bu ateş sende bitsin
aşktan öte ne varsa kalbimde savur gitsin
gecelerin uzun kirpiklerine yalnızlığımı iliştirip ağlayayım

ey göğsümde nar sıcağı, çığlığıma sinen duman
içime soğurmuş küllerini bırak kızıl bir sabahın
bırak ki, dağılsın ıstırap yüklü bulutlar
ateş oflayan ormanında bu ahın

gün ışığıyla işlenmiş bir çiçeği
koparıp göğsümün üstüne bastırıyorum her akşam
dindirsin diye yüreğimdeki sızıyı
tam da usumun ortasına düşerken gülbaharülkem

Ah Destina’m, kara kızım, uzun saçlı hasretim
kül rengi kirpiklerinde nehirler yürüyenim
gelirsen sevdiğim çiçekleri getir
gönlünün güneşli bahçelerinden, nilüferlerin zülüflerinden
ve derin kuyularından hasretin, su getir

koca İstanbulu getir bana gelirken
mis sokağını, karanfil konağı, kitapçı dükkanlarını
üç beş dergi, diline dolanan bir şarkıyı, bir çınar altını
mor salkımlı düşlerini getir
istiklal caddesinde el ele dolaşan yeniyetme sevdalıları
yıldızlarını getir bana kaygısız bir gecenin
ayışığı gülüşünle sarıl içimdeki feryada
aşkın ateşlerinde sınanmış bir semenderim ben.

düşsüzüm düşlerine al beni, soluksuz sevişmelerine sakla
dudaklarınla kapat dudaklarımı, soluduğumda
uyuduğumda, alnımdan öperek uyandır beni
ki, denizlerin sevgiyle köpürdüğü saatlerde
şiirin yedirenk çakılları vursun kıyılarıma
aşk bir yanımı alıp götürsün, özlem bir yanımı
bir ömür sevgi yağmurunla ıslanayım

şimdi ayışığıyla süslenmiş penceremde
sen gecegözlü güvercinimsin, özlem yüklü şiir’im
bırak güllere vursun gülüşün, harelensin denizlerin yüreğine
yanaklarında aşkın solmayan rengi
saklayıp gecelere gizini, yıldızlara uzansın mavi düşlerin

Bense çevire çevire dört duvarımı, bir ömür aşkınla böyle yanar kalayım



Nuri CAN
__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (31-01-2009 Saat 21:35 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 19-11-2006, 13:07
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart


Şiir Edalı Kız


Gel
sen yoksun
bütün sokaklarına kar yağıyor ömrümün

nefesim
üşüyen bir gelincik ayazı
bütün geceler aysız

durmadan
bir ezgi savruluyor dudaklarında gecelerin
hüznün uzayan saçlarında kimsesizliğim kanıyor
yağmalanmıs bir ömrün ortasından sızarak
yaralı gönlümün ırmaklarına doluyor
gel
her gece bır deprem oluyor

ey çağlayan bir suda yittirdiğim şiir edalı kız
seslen bana nerdesin, hangi uzak şehirdesin
bir rüzgarın kanatlarına vursam duyulur mu sesim

gel
erişilmez uçurum diplerinde kaldı özleyişler
yaralı ceylanlar sekiyor bakışlarımda
tomurcuklar öksüz, serçeler dilsiz
her durakta boynu bükük bir çocuk üşüyor
ve ben bu yağmurlar dolusu yalnızlığımla
bütün bulutlardan sana koşuyorum

gel
yürekler boş, bakışlar anlamıyor beni
her akşam vakti
el ayak sesleri çekilirken caddelerden
vurup yüreğimi narlı sevdalara
yıldızlara ağladığımı kimse bilmiyor
kimse bilmiyor
her gece dudağımda bir şiir’in kanadığını

ey yavru bir kuş gibi
düşlerimin arasından uçup giden uçarı kız
yaşım on beş idi, yüz oldu, binyüz oldu
yaşlandım yaşamadan aşkı ve baharı
farkında değilim şimdi
geçen günlerin değişen mevsimlerin
yağan karlar altında kaldı kalbim

gel
geçmiş bahar sokaklarına çıkar beni
bahçesi tarumar bir çiçeğin kirpiğindeyim
bir kar çölünün ortasında
bir insan mahşerinin içinde, yapayalnız
her bakışta bir hüzün
her hüzünde bir bakış kanamada
bir sonsuz rüzgar başladı gittiğin yerde
gel

gel
bahar sokaklarına çıkar beni, şiir edalı kız
yıldızları sönmüş bir gecenin sayfalarında ışıksızım
özlemler damıtıyorum durmadan karanlığın yapraklarına
kalbimin üstüne üstüne yağıyor kar
göçüp gitti kuşlar çoktan

ve ben bölüp her gece iklimlere
o sevda tılsımı türküleri
işleyip alnımın çizgilerine tel tel
kalbimi sana rehin tutuyorum gel

hasret ki yolları kanamalı ağır bir hüzündür
geçip giden günlerin terkisinde
rüzgar koyaklarını yitirdi, sözcükler büyüsünü
her mısrada çığlık çığlık yüreğim

gel
ömrümün bütün sokaklarına kar yağıyor şimdi

Nuri CAN




















Ey Denizler Kraliçesi Myra


Ey gönül mihrabımda sultan
ey sabah yıldızının kızı
ey eşsiz dolunay ışığı
ey vefa göğünde hilal
denizler kraliçesi Myra
ben ki gam rüzgarlarında bir geda
ay bakışının dilencisi bir avareyim
sen benim en güzel hayalçiçeğimsin
ben senin aşkınla deli-divaneyim

ey yeryüzü kraliçesi
ey gökyüzü kraliçesi
ey denizler kraliçesi Myra
gel sevgilim ol sevgisizlikler ülkesinde
mutluluk ağacında hayal çiçeğim ol
dost gelişinle gel, gül gülüşünle gel
uyandır beni elem uykusundan
güneşim ol, ayım ol doğ ufkuma
sıcaklığın sarsın dünyamı
muhtacım sana

gelmiyorsan, gelemiyorsan
açık bırak gönül kapını
yükleyip yüreğimi bir martının kanadına
dalga dalga aşıp denizleri
rüzgarın kanadında ben geleyim

damardaki kanın, dudakdaki tadın
ölümsüzlüğün adıdır adın
ey sonsuzluğun hikayesi Myra

seni sevmeseydim ne gülün alı olurdu
ne menekşenin moru, ne de ateşin koru
olmazdı yeşilin tonu
seni sevdiğim için gözlerin mavi, bakışların ay
denizler dalgalı
seni sevdiğim için saçların yağmur rengi
gülüşün gül, dudakların kızıl

milyon kere tutuşsada denizler yüreğimde
sorma kıyılarım niye yanar, niye ağlar martılarım
umutlarım Sende saklı...

beni sende seni bende çoğalt, çoğalt ki,
dağlara yaslanan hayalini seveyim
denizlerde dalgalanan kalbini
masumluğuna yıldız
gülüşüne gül düşüreyim
ve ben
ve ben
ve ben
yüzyıllarca yalnız seni seveyim...
yalnız seni seveyim,
seni seveyim,
seveyim,
seve,
sev,
se,
s...

Nuri CAN
__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (31-01-2009 Saat 13:51 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 19-11-2006, 13:08
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart




Hoşçakal Gönlümün Nazlısı


Gidiyorum buralardan yalınayak ve üzgün
aldırmadan önümdeki uçurumlara ...
asi... onurlu... ve ümitsiz...
hoşça kal ayak izim, gönül gizim
hoşçakal...
Varsın hayallerim kurduğum yerde kalsın
o gerçekleşmeyen hayallerim.
ardımda yaralı bir yürek
kederli bir ömür
ve yoksul anılar bırakarak
çekip gidiyorum işte
hoşçakal gönlümün nazlısı, bağrımın sızısı,
hoşçakal...
Gidiyorum başım önümde, gözümde nem
duramam artık ey aşk, ey sevdiğim
hüzne ve kedere boğulduğum bu şehirde duramam artık...
Hiç bir anı kabul etmiyor beni
bedenim buz gibi soğuk
yüreğim paramparça keder
kış kadar soğuk ellerim
ardımda yoksul bir sevda
ve bana ait ne varsa bırakıp ardımdan gözü yaşlı
çekip gidiyorum işte
hoşça kal anlımın yazısı, kaderimin küskünü
hoşçakal...
Bütün yaprakları dökülmüş
dalları kırılmış bir ağaç gibi hıçkırarak
ve bırakarak ardımdan sırtımı yasladığım
çınar ağacını yaslı
meçhule giden acılar yüklü bir gemide
uğuldayan rüzgarlara sarıp sesimi
şarkıların sustuğu, aşkların vurulduğu
limanlara gidiyorum sevdiğim
hoşça kal kırık sazım, sevdamın yaralı türküsü
hoşçakal
Bir yıldız daha kaymadan gözlerimden
yüreğimden bir arzu daha sönmeden
ıssız bir köşede bırakıp kırgın gülüşlerimi
düşlerimi hüzünlü bir fotoğrafa bırakıp
çekip gidiyorum işte ey aşk, ey sevdiğim...
Bir daha yağmamalı bu ihanet yağmurları
ağlamamalı bu yürek bir daha
yüreğimdeki acıyı bir başka acıyla sarıp
alıp dağların ve yıldızların gölgesini yanıma
yüzümde kış, bakışlarımda kar
yorgun akan bir ırmak misali
kimsesiz sokaklara bırakıp yanlızlığımı
çekip gidiyorum sevdiğim
hoşça kal gecelerimin yıldızı, karlı dağların yalnız kızı
hoşça kal...
Bütün borçlarını ödedim bu sokakların, alacağımı aldım
geri dönmez bir mevsimdeyim artık duramam ey aşk
bu şehre sığamam bu hüzünle
yoksa acılar üşütür beni
kar kavurur anılarımı
donar bakışlarım
üşürüm... üşürüm ey aşk
Sorma nereye, hangi dağın ardına?
ne kadar uzağa varır yolum?
kim yoldaş olur bana ?
dönüp gelir miyim yine bahar geldiğinde ?
çiçek açtığında mor dağlar
sorma!...
Hoşçakal gönlümün sultanı, canımın özü yar
her sabah gülüşünden öptüğüm,
saçlarını okşadığım her gece
hoşçakal...
Akşam oldu
vakit doldu
uzak yıldızlara gözlerimi
ayışığına sessiz gölgelerimi bırakıp
yazıp gözyaşlarımı sabah çiğlerine,
sazımdaki hüznü, içimdeki sızıyı
boynu bükük karanfilimi
ve yüreğimin yangınını bırakıp rüzgarlara
basıp bağrıma yalnızlığımı
çekip gidiyorum buralardan
hoşçakal nazlı çocukluğum, sevdalı gençliğim
bağrımın ateşi, kalbimin ahı, mühür gözlü yar
hoşçakal...
Nuri CAN























Asrevya!...

Sevgiler büyüttüm kır çiçeklerinden, güneşin kanını emen...
umutlar yeşerttim bahar renginde al yeşil.
dağlarda kar erirken ceylanlar emzirdim.
melekler uyandırdım her tan ağardığında...

Toplamak için düş kırıklarını aynalardan,
mavi bir kuş tutup avuçlarıma,
yıldızlarla selam yolladım dağ doruklarından...
dudaklarıma gül ve rüzgar iliştirip bekledim her gece
gelmedin Asrevya! ...

Upuzun köprüler kurdum içimdeki yolculuklara
beyaz günlere uzandım, beyaz atlarla sana kavuşmak için.
sana getirsinler diye umutlarımı, güvercinler besledim...
dudaklarımın arasından inleyen bir kaval sesiyle,
her gece özlemler gönderdim, yalnızlık ve hüzün diyarından...
duymadın Asrevya! ...

Ak alınlı taylar koşarken alnımın çayırlarında
al türkülerle inledim lekesiz sabahlara her bahar geldiğinde...
özlemler kanatıp gecelerin sayfalarında,
mavi rüzgarların terkisinde sevgiler yolladım sana...
bilmedin Asrevya! ...

Çoğaldıkça çoğaldı çılgınlığım,
kanımda milyonlarca yıldız tutuştu,
alevler içinde parlayan nehirler gibi yüreğime aktı hasret...
her suyun sesine bir damla gözyaşı bıraktım senin için
görmedin Asrevya! ...

Bilki, sensiz uzak bir dağbaşı yalnızlığıyım
ürpertilerde tiril tirildir yapraklarım
seni özlemenin korkunç rüzgarıyla,
göğünü ve yönünü yitirmiş göçmen bir bulut gibi
her gece bir uçurumun kenarından kendimi bıraktım...
görmedin Asrevya! ...

Hasret ateşine bürünürken geceler
uzun ayrılıkların dağladığı sevdalarda
korkunç alevler içirdim seven yanıma...
bir yanım iç çekmeyi ögrendi, bir yanım acı çekmeyi
oturup ağladım gecelerce küskün ırmaklar gibi
karışıp gitti gözyaşlarım çağlayanlara...
silmedin Asrevya! ...

Ey kırçıl saçlarımda yıldız tutuşturan, alıp savuran yangınlara
ey yüreğimin yegane sahibi, umudumun adresi
gel al beni, şiirlerin ve sevgilerin diyarına götür
yıldızlara götür, samanyoluna, ölümsüzlüğe, sonsuzluğa...
sevgiyle yıka yüreğimi , hasretin ipeğiyle sar, aşkın öpücüğüyle öp...

Hazan bahçelerinde yaralı bir güldür kalbim sensiz,
dört mevsim aşkı ve hasreti kanayan...
yüreğimde demlenen ay oldun her gece, gözlerimde çiçeklenen yıldız
uzun saçlı hasretim oldun, bitmek bilmeyen gurbetin ahında...
geçen bütün mevsimlerde seni bekledim, bütün trenlerde seni sordum...
gelmedin Asrevya! ...

Özlemlerle yaralı bir yağmur bulutuyum şimdi buralarda
firari bir hüznün girdabında yitirdim güldesenli sevinçlerimi
bil ki, çağlayan bütün nehirler benim gözlerimdir
benim yüreğimdir ağlayan bütün denizler
su içtiğim bütün pınarlarda seni susadım
düştüğüm her uçuruma bir tutam çiçek bırakır gibi
bir tutam kor ve bir demet gözyaşı bıraktım senin için
gelmedin, görmedin, bilmedin, silmedin Asrevya! .......

Bir gün gökyüzü gülünce ve geçince üşümesi kalbimin
uzaklardan taa... uzaklardan, acılar ve korkular diyarından
bütün hasretleri yükleyip yüreğimin yangınına
upuzun yollardan çıkıp geleceğim sana... Bekle Asrevya! ...

Ve dudaklarından "seni seviyorum" diyen sesinin rüzgarıyla öleceğim...

Nuri Can
























Dudağımdaki Gelincikler


Bir yanım gül
bir yanım uçurum
ıssız bir ada kıyısı gözlerim
ellerim kırık bir dal sızısı
gelinciklerden ödünç aldığım bütün sevinçler
kaybolup gitti bir trenin sesinde duman duman
uzayan raylarda rehin kaldı bakışım
gazel düşmüş yapraklar gibi
kalbim solgun bir güz bahçesi şimdi
şimdi ben ömrümü
hangi seherlere bırakıp giderim sen yoksan

Gün olur anılarda ararım belki
solmuş çiçeklerde, incecik gülücüklerde
öksüz çocuklar gibi bükerim boynumu gün olur
yağmur olur dökülürüm kaldırımlara belki
hüzünlenirim dumanlı bir dağ gibi kimbilir

Ah! şimdi sen nerden bileceksinki
her giden trenin
ömrümden bir şeyler alıp gittiğini
dönmeyen bir yolcu beklediğimi her istasyonda
kayıp sevdaların yurdu olduğunu yüreğimin
acıyıp durduğunu bu yüzden
kanayıp durduğunu bir ömür

Ah! şimdi sen nerden bileceksinki
ruhumun zindanlarda soluduğunu
zifir bir gecenin uğultusu olduğunu ömrümün
gamdan dağlar kurduğumu her akşam
kısılmış sevdaların sesinde unutulduğumu
yaşlandığını dudağımdaki bütün imgelerin
ve hiç bir aşk şiirinin kabul etmediğini beni

Ah! şimdi sen nerden bileceksinki
kalbinin orta yerinden ihanet kurşunları yemiş
bir tarihi taşıdığımı içimde
ihanetlerin kol gezdiği sokaklarda
sevdiğim bütün notaların vurulduğunu
yuşa tepesindeki derviş gibi,
her gece bir başka acıyla inlediğimi
ıssız bir kıyıda gözlerimin üşüdüğünü sensiz
alıp bağrıma bastığımı yalnızlığımı her gece

Ben ki, hüzün ve ah kokulu bir günah
hayatın bilge ve kırılgan yanı
gözleri öksüz çocuğu bu dünyanın
bütün kapılar kapalı yüzüme
bütün imgelerden kovgunum
yok gideceğim hiç bir yer
güvendiğim bütün dağlara kar yağdı

.../
Sen en sevdiğim serçe kuşusun
en sevdiğim dağ kırlangıcı
al götür buralardan uzaklara sesimi
rüzgarlara götür, dağlara, bulutlara
baharlara götür kırılgan yanımı

gülüşünü ver bana gülüşüm olsun
üşümesin dudağımdaki gelincikler

Nuri CAN
























İki Damla Rüzgar

Kadife saçlarını savurunca yel
vurunca hayalin gözlerime
üşüyünce nergiz
gülünce gül
çağlayınca nehir
gel
gel hülyalı bir sehere bırakıp yalnızlığını

Gel yudum yudum, yürek yürek
gel konuş benimle bu uzak dünyada

Sevdamı çizip mavi bulutlara
her gece iki büklüm
her gece iki damla gözyaşı
iki damla hasret çiçeği ile bekledim seni
gelmedin kardelenim, kelebeğim, meleğim

Öyle kırılgan, öyle titrek, öyle ince
seni bekledim her gece
su ve şiir rengi aktı sol yanım
eridim ilmek ilmek, hece hece

Sen ki, iki damla yağmur, iki damla çiy
İki damla gözyaşı, iki damla sevinç olur
düşersin yüreğime gizlice

Sen ki, iki damla rüzgar
iki damla kor, iki damla öfke olur
tutuşturursun bedenimi her gece

Gel ey hayatın kaynağı
güzel hikayem
ölümsüzlüğün adı ol
zifir saçları çözülmeden gecelerin

Gel ey saçlarıma düşen kar
hayatıma esen rüzgar
düşlerime saplanan hançer
gel artık ne olursun
gel ki, yeşersin aşkın çölü
umut rengine boyansın dünyam

Yoksan
varsın mendiller gözyaşı
gözler özlem
saçlar hüzün koksun
çile yağmurları yağsın dört mevsim

Yoksan
varsın dal yetim kalsın
solsun gül
figan etsin bülbül
hazan rüzgarları essin dört mevsim

Yoksan
varsın üryan düşsün ağaçlar
dal kırılsın
hüzün döksün gül

Gel ey yüce sevda
umudun güzel düşü
kavuşamayanların aşkı için
çocukların gülüşü için gel
kirlenmeden nazlı sevinçler

Sensiz melûl, mahsun ve tenhadır kalbim
gel ey dudağı gül
dili bal
gel ve gitme bir daha
göğsümde kal

Gel ki, gelincikler boynu bükük bakmasın
yakmasın bağrını sevda için çobançiçeği
ağlamasın gözlerde deniz mavisi, düş martısı

Gel
gel de şiirler oku
masallar anlat
mutlu, mavi çiçekler açan
gönlümün üzgün yaprakları düşmesin yıllara
solgun bir gül gibi susmasın ömrüm

Gel ey gülbaharım, yeşil bahçem,
güldalım, akbalım, bindallım
gel ey yaşama gücüm, sebebi ömrüm,
sabrım, akpınarım
mavi sulara bırakıp sensizliğimi
gel

Gel acıdan, ayrılıktan, hasretten arıtılmış
gül sevinçlerden damıtılmış
yepyeni baharlara çıkar beni
özlemin kalbime sığmıyor artık


Nuri Can
__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (31-01-2009 Saat 13:41 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 19-11-2006, 13:10
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart



Buğulu Camlarda Kaldı Adın


Sendin hayatımın kaynağı
saçlarıma dolanan aydınlık
papatyanın akı, karanfilin alı
algülüm, gülgüzelim, gözgülüm
umudum, özlemim, vazgeçilmezim
seninle uçardım
güvercin kanatlarında her sabah

bir ipekböceği sabrı
bir güvercin aklığı
bir anne sıcaklığı
ve bir kumru saflığıyla severdim seni
bilmezdin

dudağımda bir ıslıkla
bir sevda masalında beklerdim seni
gelmezdin
her gece sevgimi
göğe yıldız diye serperdim
görmezdin

gülüşün bahar buğusu olurdu
gülüşün bir avuç su
gülüşün gül
gülüşün karanfil kokusu

seni görmediğim gün
iki damla özlem
iki damla hasret çiçeği olur
düşerdin yüreğime tane tane
kirpiklerimin kıyısında martı olur uçardın
susardı bütün denizler seni özlediğimde
gelmezdin

bir sevda masalında arardım seni
bir gülün alında, bir çınarın dalında
saçlarını koklardım tel tel
dudağına en güzel şarkılar yakıştırırdım
ayışığı dökerdim bakışlarına her gece
bilmezdin

güz biter
kış gelir giderdi
yaz biter
bahar gelir geçerdi
gelmezdin
buğulu camlara yazardım adını
yüzünü gözlerimde
sesini ruhumda saklardım
bilmezdin

İsterdim ki,
baharda toprak olayım
rüzgarda yaprak olayım
kırmızı balonlara yükleyip yüreğimi
her gece sana yollayayım

isterdim ki,
en güzel aşk öyküsü olsun aşkımız
yüreklere yazılsın şiir şiir
dünyada bütün sevenler, sevmeyenler
gelenler, geçenler hep seni okusun

isterdim ki,
seni sevmek gülüm, gülaydınım, sabahım olsun
seni sevmek yeşil bahçem, nazçiçeğim, baharım olsun
İçtiğim her suda seni bulayım
sana dökülsün yüreğim damla damla
umudum, ekmeğim, cançiçeğim
zülfü yarim olasın.
serin bir meltem gibi saçlarıma
soğuk pınar gibi. umutlarıma dolasın

isterdim ki,
kokladığım her çiçekte seni koklayayım
saflığın aksın içime damla damla
hayatın kaynağı
sevginin bağı olasın
gökyüzü kadar mavi
bulutlar kadar beyaz,
en güzel aşk hikayesi olsun aşkımız

Nuri CAN





























İkimizin Masalı


Sen bir çiçek olsaydın sevda çöllerinde
ömrümce yaş dökerdim kurumayasın diye
seni yalnız güneşin aklığı
güllerin sıcaklığı ile beslerdim
ve mehtabın büyüsü ile süslerdim yapraklarını
her sabah kızıllığında yeniden koklamak için

sen bir defter olsaydın, ben kalem olurdum
seni yazardım gece gündüz şiirlere, romanlara,
dağlara, bulutlara, rüzgarlara
elimin ulaştığı, gözümün gördüğü heryere seni yazardım
dilime destan, yüreğime mühür kazardım
bir ömür seninle yaşamak, seninle yaşlanmak için

sen bir ceren olsaydın avcıların önünde
sevgimi siper ederdim vurulmayasın diye
yaralarını rüzgarın diliyle okşar
güllerin eliyle sarardım
ve seni dağların moruyla gizler
pınarların diliyle seslerdim
kem gözlerden, katı yüreklerden korumak için

sen bir çoban olsaydın sürüler peşinde
kalbimde taşırdım hep yorulmayasın diye
ve kavalını rüzgarın nefesi ile üfler
çağlayanların sesiyle dinlerdim
her gece ayışığında duygularını okşamak için

sen bir kardelen olsaydın dağların eteğinde
ben yaprak olurdum rüzgarda titreyen
dört bir yana kokular saçar dururdum
her dem aşkın ile sarhoş olmak için

sen bir dal olsaydın, ben toprak olurdum
sen bir göl olsaydın, ben ırmak olurdum
kalbine akardım gece gündüz
senden uzak kaldığımda ağlar dururdum

sen güneş olsaydın, ben dünya olurdum
dönerdim ekseninde durmadan
her sabah, her akşam yeniden buluşmak için

ve saçlarını gökyüzünün mavisi ile yıkardım
her dem güzelliğinden sarhoş olmak için

Nuri CAN























Oturup Seni Düşündüm


Yıldızlar öperken gökyüzünü
mavi bir gecenin atlasında
oturup seni düşündüm
ılık bir gözyaşı damlasında

sesler geldi uzak denizlerden
gemiler kalktı sıra sıra
bir martı havalandı üzerimden
bin özlem döküldü sulara

hasret yüreğime bulandı
yüreğim sevdalara
bir demet bulut oldu gözlerim
dağıldı uzaklara

seni şiirlerde aradım kitaplarda
türkülerde şarkılarda aradım
ıssız bir gecenin oylumunda
oturup seni kanadım

Nuri CAN




























Gitme Kal Diyemedim


Bir sevda dudağında tutsak kaldı özlemim
uzun kara trenler alıp götürdü seni
hasret boyu uzayan raylara döküldü gözlerim
bütün insanlar ağladı sen giderken.
bütün istasyonlar gözyaşlarına boğuldu
bir ben ağlamadım inanki, bir ben
ince bir duman gibi kaybolup gittin

Oysa seni sevdiğimi söylememiştim daha
sensiz yaşamayacağımı,
sana aşkımı anlatamamıştım
gitme kal, giden ben olayım
ben olayım giden gitme kal diyemedim
kahrolası gururum, kahrolası dilim

Arkanı dönüp giderken
hıçkırıklar düğümlendi boğazıma
kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim
yine de seni sevdiğimi söylemedim
ardında ağlayan bir çift göz
paramparça bir yürek
ve dalları kırılmış bir ağaç gibi baktım
gitme kal diyemedim
kahrolası gururum, kahrolası dilim

Gittin hayallerim ardında yaprak yaprak düşüyordu
bir çocuk üşüyordu elleri cebinde
dalında bir gelincik ağlıyordu
bir dağ yanıyordu içimde
gitme, gidersen baharda git
sonbaharda gitme
yapraklar düşmesin ardında
diyemedim
kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim
yine de seni sevdiğimi söylemedim
kahrolası gururum, kahrolası dilim, kahrolası inadım
gitme kal diyemedim

.../
Bir rüzgara açarım şimdi kalbimi
bir de sulara
alıp getirsinler diye sevgimi sana

Bir tutam sevgiydi yaşam kalbimde
bir yudum hasret oldu
döküldü gözlerimde tane tane

Gittin,
bir tren garında
ömrümü rayların arasında götürdün
oturdum bir köşede
öylece ağladım, kahroldum
bir sessiz çığlığın yarayla buluşmasıydı gidişin
ardından gitme kal, gözlerin yaralarımın tek merhemi
diyemedim

Dizlerim, ellerim, yüreğim paramparça şimdi
suları çekildi canağacımın
asitli yağmurlar döküldü dallarıma
acılar topluyorum şimdi takvim yapraklarından her gece
dünyanın bütün yalnızlıklarına yüreğim ağlıyor
gözlerime kan oturdu ey yar!..

Her gece bekleyişler öldürür beni
gelmeyişler
bir de eriyişler hasretinden her gece

Ah! gurbet ah! sen olmasaydın
ayrılık olmasaydı
hasret olmasaydı
ben olmasaydım
sen olmasaydın
aşk olmasaydı
kahrolmasaydım...

Nuri CAN

__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (31-01-2009 Saat 13:43 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 19-11-2006, 13:15
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart


Bu yürek sensiz yaralı


Mutluluk ağacımda
sevinç çiçeğimdin bir zamanlar
bir zamanlar bütün dudaklarda şiir
bütün yüreklerde sevgi gülüydün

'umut nedir? ' diye sorma bana
umudum sende saklı
bak çiçek çiçek dağlar yine
sevda yudum yudum
umut bahar bahar

bilki, dağları bekleyen çoban benim
yaşlı kavalında inleyen ses
mezar başlarında ağlayan baba
Munzur yamacında yorgun derviş
su üstünde yüzen güz yaprağı benim
her gece özlemlerle yıkanan...

'umut nedir? ' diye sorma bana
umudum sende saklı
milyon kere çoğaltıp hüzünleri
sorma, ellerim niye yanar
sorma, gözlerim niye arar
tek mümkünüsün ömrümün
üşüyorum,
yalvarırım umudumu bana geri ver

Yaralı, suskun bir kekliğim şimdi ben
hüznün rüzgarla öpüştüğü yerde
hep uzakları arar gözlerim
uçurumlar büyütür durmadan

ürkütülmüş,üzgün bir şiirim
kimsesiz bir kış ortasında
ince bir sızıda üşüyen

gel ey uçurum çiçeğim
ay beyazım
gülbeyazım
gel ey yoluna güller döktüğüm
ay koksun mutluluk yine dağlarda
her sabah bir umut sarılsın hülyalarıma


sorma bana 'umut nedir? ' diye
umudum sensin
bulutum sen
yağmurum sen

ey güz bahçemin sevinci
gönlümün güvercini
gözlerime yağmur diye düşürdüğüm

acılarıma tipi, saçlarıma kar yağmadan
gel
gel, kırılmadan dudağımdaki son menenekşe

bu yürek sensiz yaralı
bu can sensiz ölü
bu ses sensiz bir ah!

gel
kırılmadan dal
solmadan yaprak
gönül haneme konuk ol
sorma 'umut nedir? ' diye
umutlarım sende saklı
gel/
Gün/ eş/ im
Ol....
eşim Ol....

duy!...
bulutlara değen sesimi.
kurusun gözlerimin pınarı...

Nuri CAN























Bütün ırmaklar sevgiye akar


Ne zaman seni düşünsem
bir kuş ötüşünde çiçek yağar kırlara
dağ rüzgarları saçlarımı okşar elif elif
bütün sevdalar yüregimde tomurcuklanır
bütün sevinçler gözlerimde
bin bahar saflığına bürünür hayat

Nerede seni görsem
sevinç çığlıkları saçar gözlerim sokaklara
güzelleşir yeryüzü nereye baksam
savaşlar alıp gider başını
güvercinler havalanır semalara
bütün ırmaklar sevgiye akar
gül aşkıyla yıkanır bütün dostluklar
ve sen en güzel barış çiçeği olursun

Nerede sesini duysam
avuçları gül kokan çocukların
duaları yağar göklerden
bütün dallar dostluğa yeşerir
sevgi olur nefretin adı
bütün dünya sevgi kokar
akan pınarlarda sesin
esen rüzgarlarda nefesin yayılır

Ne zaman seni ansısam
kötülükler alıp gider başını bu diyarda
mevsim bahar olur, yaz olur.
bin çiçek açar saçlarım, gül kokulu
ala ceylanlar iner pınarlara
su gibi yudum yudum
hava gibi nefes nefes sevgin dolar her yere

Ne zaman ışısa vefa göğünde hilal
ne zaman gözlerin gözlerime değse
bir tutam umut güneşi giyinir geceler
yıldız gülücükleri olur dökülür denizlere çağıl çağıl

Bilirim bütün dillerde sevgi şiirisin sen, duygu çiçeğisin
bütün dudaklarda sevinç nağmesi
yağmursun sen, gökkuşağısın, rüzgarsın, rüyasın
baharsın, aşksın, umutsun, hayatsın
mavisin, pembesin, alsın, gül yaprağında damlasın

Gök kuşağından, gün ışığından ayrılsa bile
ben sana sarılırım yedirenk sevinçlerle her gece

Nuri CAN



















Menekşe Gözlerinde Ölmek

Bir dağ serinliğini vurup gönül ülkeme
upuzun yollara vurdum kendimi mecalsiz
üşüdü bakıp kimsesizliğime turna kuşları
üşüdü börtü-böcek ve tüm dağ çiçekleri
gitsem ayaklarım ıslak, başım dönüyor
kalsam hep kahır renginde iner gözlerime akşam
sevda hayatın neresinde duruyor ey yar
herkes bildi sevdiğimi, bir sen bilmedin

Sustu başımdaki mavi rüzgar, içimdeki kar beyazı
hayallerimdeki düş martısı.
hüznün zifir saçları sardı gecelerimi,
ıpıslak hayaller düştü düşülkeme
yağmur olup aktı gözlerim dünyanın üzerine
ırmak olup ağladım, sel olup çağladım
rüzgar olup estim çığlık çığlığa
herkes duydu feryadımı, bir sen duymadın ey yar

Kör kuyulara sarkıtıp özlemlerimi
kaç mevsimsiz hazan düştü yaprağıma
kaç yıl gözlerim yollarda seni bekledim
kaç yıl oldu sensizim, avareyim, divaneyim
kaç yıl oldu sözlerim dudaklarımda suskun
şiirlerim dudaklarımda öksüz
hayalin gözlerimde perişan
gidenler dönüp geldi ey yar, bir sen gelmedin

yüreğime yazdım seni ey vefasız yar
aldığım nefese yazdım
sen artık benim vazgeçilmezimsin
bilki ömrüm yettikçe seni her gün bekleyeceğim
hayallerim bozguna uğramış bir düş bahçesi gibi solsa da
alnım çizgi, yüzüm hüzün, saçlarıma ak düşse de
yine de seni delikanlı yüreğimle seveceğim
Ve bir gün ölürsem de menekşe gözlerinde öleceğim...

Nuri CAN
__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (31-01-2009 Saat 13:44 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 19-11-2006, 13:16
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart




Mavi Sevda


Bir mavi denizdeyiz şimdi seninle
ak bir martı gibi umut ve sevinç yüklü gemimiz
mutluluk rüzgarları vuruyor yelkenlerimize
pupa yelken yol alıyoruz sabaha
güneşli günlere çıkıyoruz, mavi gecelere

güzelliklerin el değmemiş ormanlarında
düşlenmemiş renklerin çılgınlığı düşüyor bakışlarımıza
kulaklarımıza binlerce kuş sesi dökülüyor
şiir cıvıltıları üşüşüyor saçlarımıza
sevgi çelenkleri örüyor zaman içimizdeki ışıltılardan

sevgiyle beslenerek,
bin çiçek büyüyor özlemin kor bahçelerinden
küskün çocuklar gülümsüyor yıldızlara
seviyoruz bütün insanları, bütün hataları affediyoruz
şarkılar bizim oluyor, şiirler bizim, yarınlar bizim
su gibi yudum yudum, hava gibi nefes nefes
mutluluğu tadıyoruz tüm pınarlardan
sevgimizi koyup tüm sevdaların üstüne
yelin suyla öpüştüğü kıyılara atıyoruz acılarımızı

kaldırıp duvağını gökyüzünün
öpüyoruz tüm beyaz bulutları alnından birer birer
dudaklarımız gül oluyor, gözlerimiz yıldız, bakışlarımız ay
uçuk bir mavide tutsak kalıyor hayallerimiz
sokaklar dolusu mutluluk
çiçekler dolusu sevgi ekiyoruz güzelliğin doruklarına
martılar uçuruyoruz samanyoluna mavi düşler boyu

bir Adem ile Hava faslındayız şimdi seninle
mavi bir rüya görüyoruz, mavi bir bahar yeşeriyor tenlerimizde
yeni bir aşk masalı yaşıyoruz şarkıların tılsımında
güneşi, mehtabı, yıldızları içiyoruz tüm pınarlardan

dudakların kalplere sığındığı bir adada
şimdi binbir arzuyla köpürüp kabarıyor dalgalar
şiir’in yedirenk çakılları vuruyor kıyılarımıza
bütün ihanetlerden arı, bütün çirkinliklerden uzak
yıldızları yol yapıp umutlarımıza
mavilere tırmanıyoruz ince alımlı ayaklarıyla aşkın

Nuri CAN

















Gülsem Gül İncinir

Gittin
hüzün kokulu bakışlar bırakarak
ardında
gidişin, yarama tuz basılmış acı
gidişin
karlı kış gecesi
gidişin
dağbaşı ıssızlığı
gidişin
çiçeksiz, renksiz
uğul uğul bir rüzgar başımda
ayazı kirpiklerime vuran

Gittin öyle apansız
hayaller birikti gözlerime ıpıslak
büyüdü gitgide yalnızlığım
yıldızlar da terketti burayı, ay küs
ardında yalnızca anılar kaldı
kırık dökük
boynu bükük anılar...

Yoksun işte
gözlerin yok
ellerin yok
kar yağıyor anılara
üşüyor hayat
yoksul bir kıyıda
seni beklemede kalbim hala
öylesine melûl, mahsun ve tenha
dudağımda titreyen şiirlerle
özlemin yağmur, yağmur
damla, damla gönlüme yağıyor

Her gece
ırmaklara salıyorum gözlerimi...
denizler ortasında,
kaybolmuş bir sandal gibi
binlerce kıyıya çarpa çarpa
öylesine yitik, öylesine çaresiz
öylesine perişan yaşıyorum…

Sen bu şehirde bulutlarla gittin
zifir geceydi,
yağmur yağıyordu
bütün sokaklar ağlıyordu
bütün duraklara düşlerim yağıyordu
gittin işte
gidiş o gidiş
bir daha dönmedin geri
yarısı sende kaldı kalbimin
yarısı bende ezgili..
ah! seher yeli

Bu yürek yara şimdi, bu hayal kırık
ömrüm sokaklarda bir yaprak artık
gelme, öyle yorgunum ki,
zemheri karlarını bekle

Gözlerimde sessiz bir gözyaşı
bekler öylesi dağ sevdalı
rüzgara hasret bir ince dal aşkına

Gülsem gül incinir
ağlasam dal
gelme, seni çok özledim
nisan yağmurlarını bekle

Ben ki,
unutulmuş bir gökyüzü masalıyım
uzak iklimlerin güz çiçeği
gözleri sürgün,
o hüzün bakışlı çocuğum hala
öylesine sessiz, öylesine dilsiz
ne analar kucaklıyor beni
ne de hasret kokan ıssız geceler

Bir gün tarih düşülürse
çizilirse aşkın miladı
yapraklar düşerse, kuşlar göçerse
ve sen dönersen
kilitlenirse gözlerim gözlerine
ellerin ellerime kenetlenirse
işte asıl o zaman ölürüm ben...
işte asıl o zaman ölür...
işte asıl o zaman…
işte asıl o...

Nuri CAN

















En Güzel Rüya Sensin


Ey gönlümün uçurumuna her seher
gül ve rüzgar dokuyan uçarı kız
ey nazlı çiçek, narin kelebek,
vahşi menekşem.
ey büyülü dağım…
bir ömür tırmanıp ulaşamadığım…
bakışın yağmur senin,
gözlerin deniz, ellerin gül,
saçların meltem
ah! ki, başımı döndürürsün her dem
seni sevmek bir masal
en güzel masal sensin

ey ormanların uğultusu
baharın buğusu
dağların kokusu
ey yanan yüreğime en mübarek su
gözlerin denizin üzerinde ayışığı
gözlerin gözlerimde ateş,
dudağımda gül, ömrüme can
gözlerin geceye söylenmiş şarkı
seni özlemek bir şiir
en güzel şiir sensin

senki sularda nilüferimsin
vatanım, en kutsal yerimsin
gökkuşağı olur şiir kokarsın
güneş olur tenimi ısıtırsın
rüzgar olur, bahar olur, aşk olur
hayat olur, deniz olur, dalga olur
öldürürsün beni edan ile
üstüme üstüme gelirsin her gece
başımı döndürürsün...

ey yüreğime mühür,ölümsüzlüğün adı
ey baharın neşesi, dağların moru
gönlümün menekşesi, sevdanın onuru
seni koklanmamış bir kır çiçeği gibi sevdim
seni yazdığım bütün sayfalar hasret kokuyor
sevgi dokuyor gönül defterime her mısra
seni sevmek bir rüya
en güzel rüya sensin

yüreğime alıyorum seni
gözlerime, dudaklarıma,
tenime sarıyorum.
mutluluk ağacımda
sevinç çiçeğim oluyorsun
durmadan yürüyorsun gönül ülkeme
canıma can, kalbime canan oluyorsun
duygularım seni sevince böyle güzel
tenim hasretinle sıcak böyle
seni sevmek bir sevda
en güzel sevda sensin

Nuri CAN























Aslı Yolunda Kerem Meyli midir AŞK?

Eftelya'ya

Koyup herşeyi bir yana
çekip ellerini hayatımdan
git
artık ne kaybedecek
ne de konuşacak bir şeyimiz kaldı
bütün sözler tükendi...

Gözlerini
ıstırabımı
hicranımı
seven yanımı
hayatımdan al git
sar git yüreğimdeki yarayı
say ki, hiç yaşamadık bu aşkı
sevişmedik geceler boyu
varsın bütün şiirler,
bütün şarkılar yarım kalsın
neyin varsa topla git

Git
mim koyup efkarıma
bir güvercin gibi
kanadımda taşırım ateşimi
bir mecnun gibi çölde de yaşarım
Leyla'ysa aşkım
yeterki,
düştüğüm yerden
vurmasın sırtımdan hayat


Zaten ben bu ihanet kokan dünyanın
bu yeryüzünün kara sevdalısıyım
iflah olmam
yüreğimi kimsesiz sevgilere bırak git
varsın tüm köşe başlarında yalnız kalayım
bütün elveda istasyonlarında ben ağlayayım
yüreğimdeki ağrıları al git

Alevler içinde tutuşan iksirler istiyorum artık
değilmi ki,
her aynaya baktığımda
niftrit asit ter döküyorum bardak bardak

Git
oklarını
duygu bahçemden topladıklarını
ve yüreğimden kopardıklarını bırak
koy bir yana sancılarımı
kelepçeni vur git hayatıma
ihanet prangaları vur git bu sevdaya

Bırak çözülsün dizlerimin bağı
hasret dilimin ucunda
suküt gibi naçar
susku gibi suküt kalsın

Bırak beni hayat aşkın oklarıyla
vursun vuracaksa
tam orta yerinden kalbimin
sevda bahçelerinde gül toplarken
kışları bana bırakıp
alıp yanına tüm baharları
viran şehirler gibi gibi terkedip git beni.

Git
indir yükünü duygularımın
bir avuç ateş değil midir? aşk
gömülüp soluğuna hasretin
bırak yaksın kanatlarımı
varsın acıdan parça parça olsun yüreğim
açmasın bir daha hiç bir çiçek
bütün kuşlar terkedip gitsin bahçemi
al yanına tüm baharları
sonbaharda sarı bir yaprak gibi kalayım

Git
mevsimlere yazarım adını, sonbaharlara
bulutlara yazarım, yağmurlara, yalnızlıklara
bir veda sözcüğü düşer gibi uçurumdan
rüzgarlara saklayıp adını giderim ben de

Aslı yolunda Kerem meyli değil midir AŞK?

Nuri CAN
__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (31-01-2009 Saat 13:45 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 19-11-2006, 13:18
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart


Gönül İniltisi


Alıp başını gittin
hüzün veren hazan yellerince
hasret kokulu gidişler bırakarak ardında
bir hasret ateşi düştü ki yüreğime
külden ateş, ateşten alev, alevden kor oldu
tutuştu yandı gönül ağacım
yaprağıma sarı acılar üşüştü
gelincikler gibi büküldü boynum
ardından
kuşları ürkütülmüş bir dal gibi kaldım

solmuş bir güz bahçesi kalbim şimdi
acılarıma tipi, saçlarıma kar düştü
yüreğime efkar, feryadıma zar düştü
kırıldı dalları gönül ağacımın bir bir
yapraklarıma sarı sonbahar düştü

ırmak olup çağladım
rüzgar olup estim çığlık çığlığa
hüznün sarı yaprakları düştü kalbime
duydu herkes feryadımı bir sen duymadın
bir sen duymadın Leylim

gidişin kalbime düşmüş güz yaprağıydı
gidişin kar üstünde bir damla gözyaşı
gidişin tuz bastırılmış ayrılık acısı
gidişin dinmeyen gönül iniltisi
gidişin Nijmegen sokaklarında hüzün sisi

gittin, ardından suların sesi, rüzgarın nefesi
baharın neşesi, yaşama hevesi de gitti
kimselere anlatamadım içimdeki uçurumu
kimseler dinlemedi beni, kimse anlamadı

gittin, baharı, yazı, kışı unuttum
yaşamayı unuttum
bir sen kaldın unutmadığım
bir sarı sabır
bir de kanayan, kapanmayan bu yara yüreğimde

yoksun işte; kahretsin
ellerin yok, gözlerin yok, gülüşün yok, üşüyorum

bil ki,
aşkını dağlayıp yüreğime kazımışım
adını aldığım nefesime yazmışım
Ve şimdi ben
Ve şimdi ben
baharımda karakışta kalmışım
hayallerimi yakıyorum her üşüdüğümde

son çaremdir diye sığınıp anılara avunsamda;
dinmiyor bu gönül iniltisi leylim…

Nuri CAN
























Sen gittin Masal bitti


Sen gittin evimin adresi, kapımın zili gitti
Sen gittin sazımin teli, kuşumun dili gitti
yangınlar düştü yüreğime, ıssızlaştı şehir
sokaklara hüzün yağdı, gözlerime yağmur
üstüme kapandı kapılar, ben kapandım içime
günlerce haftalarca ağladım
kırık bir ağaç dalında,
öksüz bir kuş gibi kaldım

Sen gittin
hazanlar başladı ömrümde
yaprağa duran ağaçlarım gitti
umutlarım gitti, baharlarım
tutam tutam saçlarım gitti
dudağımda şarkılar yarım kaldı
bardağımda rakılar

bir de yüreğimde kanayan şiirler
masamda sigara izmaritleri kaldı
ben kaldım öylece ortalarda tesellisiz
bir de yıkıntım

Sen gittin
Şiirlerim öksüz kaldı
kalemlerim, defterlerim
ellerim, gözlerim, kirpiklerim
yüreğimde kalkıp giden gemilerim
dillerim öksüz kaldı
ne varsa dağıldı geride kalan
çöl oldu şiiristanım
hayalim, düşistanım

Sen gittin
kemanım yayım, güneşim ayım
mutluluk payım gitti
kara bulutlar çöktü üzerime
sen gittin sustu kalbimin bülbülü
soldu bahçemin gülü
bağrımı yoldu yokluğun

Sen gittin ağzımın tadı
mutluluğumun adı gitti
yaslı yaşım, gamlı başım
zehir aşım, otuz yaşım kaldı
bir de ben kaldım öyle boynu bükük ortalarda
yastığımda yağmur hıçkırıkları bir de
ve yüreğime batan cam kırıkları her gece

Sen gitin hayalim düşüm
sevincim gülüşüm, servetim işim gitti
sen gittin, özlemin yüreğimde
yokluğun kirpiğimde çoğaldı.
umudum gitti, gururum gitti
her gece oturup ağladım
ıslandı ekmeğime karıştı korkunç acı
gülmek nedir unuttum gitti

Sen gittin
ömrüm insafsız ayaklarına toprak oldu
kavruldu bahçelerim çiçeklerim soldu
acılarım içimde fışkıran kan,
gönlüm rüzgarlarda savrulan yaprak oldu
sen gittin yaslandığım duvarlarım yıkıldı,
güvendiğim dağlarım
her gece yıldızlara bakıp bakıp ağlarım

Sen gittin, çakıl taşlarım
yürekvuruşlarım
sevgikuşlarım gitti
yaralı bir ceylanın bakışında yaralı kaldım
her yerde izimi sürüyor avcılar
harcanmışlığın, terkedilmişliğin koynunda
korunmasız, savunmasız kaldım
Sen gittin anlımın kara yazısı kaldı
kalbimin sızısı

gittin işte o gidiş
bir daha dönmedin geri
yarısı sende kaldı kalbimim,
yarısı bende ezgili
ah seher yeli
ardında kara bulutlar, kara günler
ve her gece soğuk ölümler kaldı
hasretin kaldı bir de ölüm gibi
ben kaldım öyle deli, öyle divane ortalarda


Sen gittin, masal bitti, ben bittim...

Nuri CAN





















Eski bir sevda Masalı


‘’Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar, her gece bülbül öter’’
Beyatlı

Menekşe rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Anadolu yaylalarında karanfil kokan
Yanaklarında güneşin gül öpücükleri
Dudaklarında hayatın nazlı gülücükleri
Pınarlara her akşam aşk masalları anlatan

Erguvan rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Munzur’un eteklerinde nergiz kokan
Bakışı ayışığı yüklü bir ceylandı
Sevda ve gül işlerdi yüreklere
İpek saçlarında çayır çiçekleri
Esmer alnında duygu gelincikleri
Her gece yıldızları alıp koynuna yatan

Bende sevmiştim ah deli gönlüm bende
Hasret rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Gözlerinde dağların ilkyaz gülücükleri
Dilinde sevdanın içli sözcükleri
Saçlarında her bahar seher yelleri eserdi
Yaşamak bir şarkıya benzerdi dudaklarında
Dünyanın bütün dillerini konuşan

Bende sevmiştim ah ömrüm bende
Kar rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Nefesinde dağgüllerinin kokuları
Kalbinde sevdanın gizli korkuları
Üşüyen yüreklere beyaz çiçekler sunardı her gece
Türkü türkü seher yeliydi yüzü
Şiir şiir ay güzeli
Doğanın bütün renklerine yakışan

Bende sevmiştim ah dostlarım bende
Hayat rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Hala özlem kokuyor bir köşesinde anadolunun
Hala sevda kokuyor uzaklarda sesizlikler içinde
Kimselerin uğramadığı bir yerde
Yıldızlara bakıp üşüyor her gece

Şimdi güller gülümsemiyor artık, uzak dağbaşlarında
Cerenler inmiyor sulara
Derin uykuya dalmış gözlerinde sevdiğimin
Nergizler uyanmıyor sabahlara
Sarmıyor yaşamı maviler
Sonsuz bir hüzün gibi devrildi düştü gecelere
Bir hüzünki ne yazgılara sığar ne yıldızlara

Ya ben nasıl ağlamam dostlarım ya ben nasıl

Nuri CAN
__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (31-01-2009 Saat 13:47 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 19-11-2006, 13:19
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart



Yağmur Aşkına Kal

Seni nasıl unuturum usul boylum, nazlı huylum
yeşil gözlüm aybakışlım, bal sözlüm gülnakışlım
nasıl unuturum seni
deniz yeşili gözlerini, ipek sarısı saçlarını
kalbim kalbine düğümken

ben seni sevdiğim zaman
yağmur yağıyordu alanlara yeşil gözlüm
sokaklar ağlıyordu
kar yağıyor şimdi dağlara
gitme kal
yağmur aşkına kal

gidersen
gecenin siyahı çöker yüreğime
göç eder kelebekleri ömrümün
boynunu büker gelincikler
dağlar ceylansız
nehirler türküsüz kalır
Gidersen
tarlalar susuz
çocuklar uykusuz kalır bahar gözlüm

ben senin yürekkırgını gülüşünü sevdim en çok
umutsuzluğa umudu sürüşünü
acılara sevda yazışını sevdim
kendinle barışını yeşil gözlüm
seni seviyorum deyişini sevdim en çok
tüm sevgiler sürgünken

yaşamak bir türkü seninle bahar bakışlım
yediveren tomurcuk
gidersen boynu bükük kalır bu şehir
ölür kahrından bu içli çocuk
yokluğuna nasıl alışırım
dudağın dudağıma mühürken

ben senin en çok ince kırgın gülüşünü sevdim
seni seviyorum deyişini
bir ekmeği bölüşünü düşkünlerle
öksüzleri sevişini sevdim
ve yüzündeki hüznü yeşil gözlüm
bakınca insan gibi bakışını
ağlayınca çağlayanlar gibi akışını sevdim

insanı sevişini sevdim en çok yeşil gözlüm
omuzuna dayanmayı efkarlıyken
ve affedişini sevdim düşmanını bile
düşkünlere el uzatışını
hayatın bu kirli sahnesinde temiz kalışını sevdim en çok
bir umut gibi, bir türkü gibi, bir şiir gibi duruşunu
bin bahar tazeliğinde
saçlarına günün vuruşunu sevdim

ben senin bir gülü koparmasınlar diye
günlerce gül düşmanlarına yalvarışını sevdim
bir annenin acısına ağlayışını
tüm kavramları ve kuralları çiğneyip
küflenmiş törelere ve haksızlıklara karşı çıkışını sevdim

ben seni beyaz beyaz sevdim yeşil gözlüm
mavi mavi, yeşil yeşil, al al
seninle sokaklar dolusu çığlık, acılar dolusu yalnızlık
çiçekler dolusu sevgi ektik dağların doruklarına
maviler boyunca beyaz güvercinler uçurduk meydanlara
sınırlar çiçek açmaz dikenli teller içinde bahar gözlüm
gitme kal

gidersen
mutluluğumdan sızılar kalır yüreğimde
yarım elvedalar kalır, soğuk odalar, karanlık geceler

sensiz koma yüreğimi yağmur aşkına
seninle başlayan hikayem
seninle son bulsun yağmur gözlüm

elveda demek zor şeydir bilirsin

Nuri CAN





















Oy Maral Maral

Oy Maral Maral
Gözlerin gözlerimde hangi denizler mavisi
hangi ayın vurgunuydu mavi gecelerde ah nazlı maral
umudun adresi var mı?
sevgiye nereden gidilir
yitirdim adresini dostluğun, vefanın, aşkın
bul beni
her adımda ateşlere basıyorum
körler ülkesinde körüm
ben yaşamın adını sen koydum
senin adını sevda
düşmüşüm
tut elimden kaldır beni
alıp sevdalara götür

sesin
çağlayan bir ırmağın türküsüydü
karlı dağlarda oy maral maral
gülün boyun büküşüydü hasret bahçelerinde
ben gönlümü yalnızca sana sakladım yıllar boyu
sev beni
sev beni ateşler içinde de olsa
düşmüşüm kaldır beni
yüreğine yaslanayım
üçler, beşler, yediler, kırklar aşkına

ah nazlı maral
canevimde büyüyen hasretimi yasladımda yıllara
uzak, çok uzak bir yıldızda kaldı düşlediğim dünya
sonra
uzun bir kar yağdı yollara üşüdüm
duman oldu
tufan oldu ömrüm

içimde dinmeyen fırtınalar
gece karası öfkeler kaldı yüreğimde
ve ihanetlerin açtığı çukurlar
hesabını kimselere soramadığım

üstümde kar yangını
başımda gam
gönlüm rüzgarlara vurgun
yollar duman
ateşler içinde dolanır kanım, yüreğim
sarıl bana üşüyorum
sarıl bana düşüyorum

Zaman
kör karanlık ve acımasız
yıldızlara dönder yüzümü oy maral
lekesiz sabahlara
güneşe dönder yüzümü
şimdi soğuk bir kutup dünya
iliklerime dek üşüyorum
kar altında kalbim
şimdi dağların doruklarında gözlerim üşüyor
gözlerimin anadolusunda kirpiklerim
mühür vuruldu yaralarıma oy maral maral

sarıl boynuma
sıcak dostluğun ısıtır beni ancak
hilesiz sevgin
bunca yıldır gönlümü yalnızca sana sakladım
sev beni
üçler, beşler aşkına sev

öyle uzak durma
gel
acılar uçurum
acılar uçurum
tut beni
düşüyorum
ısıt beni
üşüyorum
gel
yürek çatlağı bir ezgiye sar beni
gül yaprağı bir sevgiye
sar ki, ölem

saksısında sevgiler büyüttüğüm kalbimin
yarasında nehirler fışkırıyor şimdi
her nereye baksam akşam, kararıp kalıyor düşlerim
ben bu acıların hesabını kime sorayım ah maral
kendimi anlatacak kadar vaktimde yok

aşka ve toprağa ahtımız var oy maral maral
şiir serpin üstüme su yerine
sevgi serpin
üşüyorum
gel
yürek çatlağı bir ezgiye sar beni
gül yaprağı bir sevgiye
sar ki, ölem
gümbür gümbür bir yürek
nasıl düşermiş toprağa görsün dünya alem

elveda nazlı çiçek, elveda *zeyran
sana su veremem, koklayamam bir daha
okşayamam yapraklarını
bağışla

derin bir ah gibi
sevdalar içinde tutuşan
upuzun nehirler alsın beni ah maral
tutmaya gücüm yetmiyor artık
kalbimdeki soluğu

turnamın göğsü yaralı
turnamın kanadı kırık
taşıyamaz gurbeti kanatlarında

bitmeyen bir hüznün kıskacında
yaralı ezgilere tutsak kaldım
paramparça kaldım ortasında karanlığın
geçen trenler de almıyor beni

içimde tarifsiz kederler büyüyor
toz toz oldum buralarda duman duman
gel görki, kan çanağı gözlerim
sesim gelmiyor ah maral maral



(*zeyran)(teyran) munzur dağlarında bir koy ve o koyda yetişen bir çiçek


Nuri CAN





















Seher Yeli


Çekip gittin
çiçeklerin döllendiği bir mevsim.
bir daha
dönmedin geri...

yarısı sende kaldı kalbimin
yarısı bende ezgili...

ah! Seher yeli...

bir bulut gibi
nehirler gibi
akıp gitti saçların elimden
bir yanım yaslı hazanda kaldı
bir yanım deli boranda
savrulup gitti ömrümün gazeli...

gülüşün bir çiçekti
güğümlenirdi içimde her bahar
gittin
hayallerimde gitti
kar yağdı kirpiklerime
umutlarıma ağrılar birikti

gittin
güz geldi
yitirdi sevincini ağaçlar
ardında sarı yapraklar ve hüzün kaldı
bulutlar arasında kaybolan ay gibi
yitirdim seni
denizler suskun
maviler küs
gökyüzü yaralı şimdi
gittin
deprem olur her gece denizlerde
başını taşlara vurur dalgalar

gittin
göçüp gitti ardından
gönlümün kuşları uzak diyarlara
bir yanı aşk acısı kıyılarımın bir yanı özlem
şimdi yokluğundur içime yağan her gece suların ötesinde

şimdi su gibi yudum yudum
şimdi hava gibi nefes nefes
seni özlerim karşı kıyılarda...

Nuri CAN

__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (31-01-2009 Saat 13:48 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 19-11-2006, 13:19
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart

Aşkın Çeşmeleri


Aşkın çeşmeleri
pırıl pırıl akmalı sevgilim
pırıl pırıl
duru gözelerden
güzel sözlerden
yalan olmamalı

Bir bahar saflığında olmalı Aşk
su gibi yudum yudum
hava gibi nefes nefes
yayılıp seherlerden
gönüllere dolmalı

Aşkın çiçekleri
duygu duygu açmalı sevgilim
duygu duygu
taze baharlardan
temiz arzulardan
şehvet kokmamalı

Bir su saflığında olmalı hayat
dağ gibi nefes nefes
toprak gibi yağmur yağmur
bahar kokmalı sevgilim, sevgi kokmalı

Her yağmur yağdığında
düşmeli içine tane tane
aşkla çarpmalı kalpler
sevmek ucuz olmamalı

Bir rüzgara açmalı kalbini insan
bir de dağlara
akıp giden bir ırmak gibi
bir su saflığında olmalı aşk
her bahar
sonsuz sevgi sunaklarında
kana kana içmeli

yüreklere şiir, dudaklara mühür
ölümsüzlüğün adı olmalı aşk

çilesini
acısını
hasretini de çekmeli insan
gerektiğinde ölmeli aşk için

bir güle
bir gelinciğe
bir de aşk üstüne yeminler etmeli

Nuri CAN




























Sır Çiçeğim

Güneşle beslediğim
Sevgiyle süslediğim
Onca umut sanaydı
Onca özlem sana
Nar çiçeğim
Kar çiçeğim
yüreğimi çaldın
nasıl vazgeçeyim

Gelir diye düşlediğim
Yüreğime işlediğim
Bunca şiir sendin
Bunca resim sen
Kır çiçeğim
Sır ciçeğim

İnce bir yay kaşların
Baygın bir ay bakışların
Saplanır şu sineme
Öldürür beni
Naz çiçeğim
Yaz çiçeğim
yüreğimi çaldın
nasıl vazgeçeyim

Kervan geçmez
Kuş uçmaz
Kanadım değdi sevdaya
Zulüm aşka yakışmaz
Göz çiçeğim
Güz çiçeğim

Hasrete gül yükledim
Mecnunum çöl bekledim
Yıllar geçti tükendi ömür
Ölüm geldi gelmedin
Mor çiçeğim
Kor çiçeğim

Nuri CAN



















Aşk Ve İpekböceği

Aşk
Yüreklere şiir, dudaklara mühür
ölümsüzlüğün adıdır aşk

Aşk
rüzgara asılmış
deniz kokulu bir gecedir belki
saçlarını tarayan bir deniz kızının
mehtabı öpen bakışlarında.
sahil boylarında sabah olurken

aşk
göğsüne sığındığımız
sımsıcak bir yürektir belki
soluğunu soluğumuza kardığımız.
içimize sevgi taşıyan her bahar
gecenin kollarında martılar uyurken

aşk
üç bin üç yüz altmış beş yıl
bir ipek böceği sabrı ile dut yaprağına
gökkuşağı rengi güzelliğinde
sevgi çiçeği dokumaktır.
ve yollara düşüp bir seher vakti
bakire bir sümbül kokusuyla yıkayıp tenini
bir kumru saflığında sevdiğine vermektir kalbini.
bir ırmağın nazlı akışında sabahı beklerken

Aşk
ay ışığında soyunan
karbeyaz bir kadının tenidir belki
belki bir ceylan yavrusudur yüreğimizde
yaslanıp uykulu gözlerine
öyle nazlı, öyle ürkek
dağ doruklarında gezdiren bakışlarını.
akşamın kollarında düşler kurarken

aşk
yıldızların gökyüzüne gülümsemesidir
altında her gece gelip geçtiğimiz
denizler dalgalanırken
ve kanatlanırken duygular martı uçuşlarında
konup bir tomurcuğun kızıl dudaklarına
gönlünün duasını adamaktır geceye
ılık bir düş vakti
şairler mehtabın gözlerine şiirler okurken

Aşk
ölümsüzlüğün adıdır belki
tutkulu yüreklerde..
damardaki kanın
Dudataki tadın
güneşe aya ve gökyüzüne ışıkla yazılan
kalplere hançerle kazılan
yaşamın kaynağı
sonsuzluğun en güzel hikayesidir AŞK..

Nuri CAN

















ES VE HA


Seni türküler gibi sevdim
Es ve ha
öyle ince öyle kırık
dağ suları gibi serin
kitaplar gibi aydınlık
seni
yüreğim gibi sevdim
Es ve ha

Seni
yeni yaprağa duran
bir goncagül sevinciyle sevdim.
sesindeki karanfil fısıltısı
gizemli bir masalın tılsımıyla.

seni
şiirler gibi derin
şarkılar gibi içli
seni
unutmamak üzre sevdim
Es ve ha
salkım-saçak türküler gibi

gül kokulumsun benim
usul boylum
güzel huylumsun


yağmuruyla ıslandığım
Güneşiyle ısındığım
düştükçe yaslandığım
tutkum, sevincim
sevda yüklü bulutumsun
özlemlere uçan güvercinim
yaşamama sebep umudumsun

…..
bir gün gitmek olmasa diyorum
solmasa çiçekler
yüreğimde kuşlar uçmasa
silinmese gölgeleri sevincin
hasretin ince yollarına
inmese gözlerimde sular
sevdasına şiir yüklediğim rüzgar dinmese
bitmese dudaklarına yakıştırdığım gülümseme

ayrılık olmasa Es ve ha
ölüm olmasa
mutluluklara yazılsa adresimiz
her üşüdüğümde bakışına sarılsam
güvercinler havalansa üzerimizden

ömrümüz
dört mevsim bahar olsa
gönlümüz arı aşkımız bal olsa
aksa damla damla hayatımıza dolsa

ey kır lalem, düğün çiçeğim
çayır güzelim, gelinciğim
süsenim, sümbülüm, caneriğim
uzansam dokunabilir miyim yüreğine
öpebilir miyim gözlerinin içini
...../
susma Es ve ha, kapama gözlerini üşürüm
bırakma ellerimi Es ve ha bırakma düşerim

Nuri CAN

__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (31-01-2009 Saat 13:52 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 21-11-2006, 21:25
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart



Maviler Delisi


Diyorumki bir gün
sevdamı yüreğime yüklesem
alıp gölgemi yanıma
dağ deniz çekip gitsem...


dolanır ayaklaıma güz
anamın yanık ninnileri
kor beni çaresiz...


kalsam
sığdıramam bu deli maviyi
ihanet kokan soluguna kentlerin
üşür gözlerimde yediveren tomurcuk
yedigöğün yıldızları
yüreğimde bir maral ağlar
hangi suya eğilsem...


kanayan bir yaradır özlemim
güz kıyılarında
bulutlar gibi nehirler gibi
akıp gider sancıyarak mevsimlere
her kirpiğimde bir gül ıslanır
hangi sarkıyı dinlesem...


gözlerimde bilinmiyen adresler
kulağımda uğuldayan sesler
durmadan bir ezgi sarıyor içimi
dudağımı kanatıyor şiirler
ah ben bu sevdayı kime nasıl söylesem...


tanrım
nedir bu gecelere sığdıramadığım hüzün
yüreğimi ikiye bölen sancı
nedir bu acemi sevda
mavilere tutkun yanım
eğer ben şair değilsem...


gözlerimde mavi telaşlar
yüreğimde mavi gözyaşları
maviler boyu vuruldu gölgem
denizi kirlenmiş bir martıyım artık
ağlamaklığımı sorma ey hayat
uçurumlar doldurur bakışlarımı
yönümü nereye çevirsem...


bir rüzgar soluğu türkülerdeyim
bir martı kanadı göklerde
bulutlar bulutları kovalar
dalgalar dalgaları
durmadan bir deniz çalkalanır
bir yol uzanır durmadan önümde
ah nasıl özlem kokuyor uzaklar bir bilsen...


15/ 10/1980 İstanbul

__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (31-01-2009 Saat 13:53 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 12:19


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum