Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Şiir Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #111  
Alt 04-11-2012, 20:44
nigar nigar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 166
Standart böyle devam ederse

uçması bir kuşun ağaca
düşmesi bir dalın ağaçtan
parçalara ayırması o dalı bir karıncanın
götürmesi o dalı toprak altına karıncaların

ve rüzgar köprüler kurdukça
savruldukça bahçede kuruyanlar
kapanan pencere
kararan geceye gebe
perdesi çekilmiş evde
çekilmiş ruhu,oturanların da o evde
taştan binaların içinde
taşlanan insanların kibrinde

masa başlarında akınca terler,ocak başlarında vurulunca kadehler
ay başlarında gerilince sinirler,yıl başlarında öpüşünce düşler
yatak başlarında sönünce avizeler,baş başa verince gönüller
baştan başlar söndüğü yerden tüm vesveseler

böyle devam ederse
devamı kabusa dönerse
irkilince beden rüyadan
dalar rüyaya asıl uyumayan
böyle devam ederse
atmosferi kırılırsa ruhun
kutupları bükülürse ömrün
kararırsa kuzeyde ve güneyde ışıkları gidilen bu yolun
kalkanları kalkıyor işte
tüm savunmalar çöküyor adım adım
böyle devam ederse
hidrojen oksijeni sevmezse
nitrat kürtaj edilirse
yüreğini çevrelediğin tabakalara vurdukça iyimserlikler
sen şimşeği kusarsın tüm sevmeleri o yolda yakarak
böyle devam ederse
insan dengeyi bozarsa
ertelerse sevmeyi


silkin taşların arasında taşlaşan
silkin rüzgarı pencereye vuran dallardan hisseden
silkin toprak altında da üstünde de yuvaları yıkan
silkin kendini kendi yok eden
böyle devam ederse
yok yok bu devam edemez öyle

Nigar Baran
4 Kasım-2012
__________________
sarhoş olacaksın şarapla şiirle ya da erdemle...neyle istersen...
Alıntı ile Cevapla
  #112  
Alt 18-11-2012, 16:24
nigar nigar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 166
Standart Elma Kokusu

Gözler alacasında zamanın
Ne ağlar ne gülümser
Bir kemençe sesi
Ney olur sızı akar gökten
Bağlamanın telleri kopar
Elma kokusu kalır avuçlarda

Rengini yitirmiş mevsimler
Bakılan siyah mı
Görünen bu karanlık
düştüğün zamanın uzaklığından mı

ardında gelenler var
sesini sesine katanlar var
sen koşarsın dolu dizgin
çocukluktan kalma bir oyunun aktörü olur
kovalayan ne varsa kovmak istersin
sonra gün batar
batar ciğerine yalnızlık

yazıp yazıp parmaklarının arasında bükülen kağıtlar gibi
bükülüyor belin
kağıtların kırışıklığı yüzüne vurmuş
bak kırışıyor yazdıkça tenin

cefaları koynuna iliştir
göğsünde uçmaya hazır kuşlar yurtsuz
yurdunda yurtsuz isimler,şiirler,şarkılar
yurdunda yurtsuz tekil birliktelikler
anılar ayağına takılmış sendeliyor ağırlığından
bak o gidiyor
gidiyor koynunu da alarak
gözlerinde ki feri alarak
mevsimlerin rengini çalarak
gidiyor

ne istanbuldur burası
tarih kokmaz sokakları
kız kulesi yoktur
adına yazılmış şiirleri yoktur
aşk kokmaz sokakları
ne izmirdir burası
denizi de yoktur
kordonda el ele gezen sevgilileri de yoktur
geniş düşüncelerle bakmaz insanları
ne ankaradır burası
karanfilde dostlarla karşılaşıp bir bira içmezsin
ayazına inat denizsizde sevmezsin burayı
vefalı da değildir insanları
burası büyük değildir
oysa yürekleri büyük insanları vardır
öyle ki bu küçük şehre sığmaz yürekleri

hadi gel susalım seninle
biz konuştukça şehre dolan hüzünler ağıt yakmasın halimize
sen o küçük şehirde
ben bu küçük şehirde
sessizce ağlayalım yalın halimize

ya gözler
ya bu bakışlar
göğsümüze vuran sızılar
susar mı çığlıkları
bak elma kokusu var yine
bak kendin gittin de
hayalin de gidiyor sendeleyerek yine
koynunu aldın ya
bak bu sefer yüreğimde ki seni de alıp gidiyorsun işte
renklerimi,düşlerimi,umutlarımı da alıp
gidiyorsun işte …
bak zaman siyah
mevsim karanlık
bak göğsümde ölü kuşlar var uçmayı öğrenemeden daha
bak
ya da bakma
boş ver
sen bu yürekte gidensin hep

Nigar Baran
18 kasım-2012
__________________
sarhoş olacaksın şarapla şiirle ya da erdemle...neyle istersen...
Alıntı ile Cevapla
  #113  
Alt 17-05-2013, 21:09
nigar nigar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 166
Standart

Sarı Gök

vurur göğsüme suya düşen yaprağın yansıması
vurulur göğsümde bahar
kanat çırpamadan düşer ayak uçlarıma
sarı umutlar
leylalığımı bir yaprağa hediye ettim
bu bahar
tüm sular zehir
tüm soluklar boğulmak

haydan geldi sevinçler
tırnakların arası kum
dağ yüreklim
huya gitti sevinci taşıyanlar
ve kırgın şimdi sarılmalar
dağlandı sarı gökte
tüm dokunmalar

fırtına sonrası bağıran anılar
zamanın bağrına akrep sokulmalar
üşüyen titreyen titrettikçe ağrıtan
kıştan kalmış, ruhumda hala kışlayan sızılar
hepiniz düşün suya bu bahar
soframda az gelmiş zıkkımı mezenin
kadehler doyulmaz sohbetlere eşlik ederken
uzaklardan gelen ses
çığlık çığlığa sohbeti keserken
ve bahar
sarı bahar
cinayet mahalini yüreğime çizerken
hepiniz düşün suya
açılmazken düşlerin kapısı
çilingir bu baharda da sofrada eksik kalırken
her bahar düşün suya hepiniz

maviye çal sen beni bahar
sür beni gözlerine
sür beni gitmem gereken yerlere
varsın üzgün olsun sürgün olsun adım
maviye çal sen beni bahar
ve ağla aylarca yıllarca
düşeyim gözlerinden
düşeyim bir daha
mavi gökten

Nigar Baran
15 nisan-2013


Bir Hayale

rüzgarın izleri yol kenarlarında
sıyrılıp gitmekte dağın ötesine
kaldırım taşlarına çığlık çığlığa döşenmiş kelimeler
inceden
kızıl yağmurun ıslaklığı dökülmekte yüzüme

eğilişi yaprağın yer çekimine
baş kaldırışı başağın tüm çekmelere
çekinen bakışlarınla çevirişin yüzünü
yaprak gibiyim göz bebeklerinin kahvesinde
ve başak gibiyim el sözlerine

kırkladım senden kalma öpüşü
senden kalma gülüşü
yüzümden içime kor gibi düşen yağmur
kızgınlığın niye
kızıllığın kime

dönüyor bastığım yerler
sudan sebepleri içtiğim zamanlarda
anılar dönüyor eli belimde
sarılma diyorum o ellere
senin ellerin dönüyor sonra
değiyor bedenime
bir bakıyorum rüzgar geliyor
omzuna çarpıyor
kırılan kollarının ucunda ellerin
ellerin rüzgarla gidiyor
ve sonra nedendir aklım gidiyor yağmura
yağınca hıncıyla
yağmalanıyor anılar aklımın sen odasında

dönmüyor epeydir başım
toprak yerli yerinde
suya seni katarak içmiyorum epeydir
epeydir aklım başımda,yüreğim solumda
huzur desen
yas tutanağı yastıktan
ve gece devriyelerinde düşüncelerin
çalınmakta sessizce

seni bırakarak odamda kilitlemeden kapıyı
çıkıyorum yine sokağa
usulca çıkıyorsun sen de
hava soğuk üşümüşsün belli
sokuldun aklımdaki yerine
yüreğimle ört üstünü rüzgardan hızlı koşarım ben
yağmura inat ruhumla kaparım başımı
üşüme sen

adımlarım geç kalmışlığın sancısı
gittikçe ağırlaşan
ağırlaştıkça saçlara aklar saçan
adımlarımla eziliyor kaldırımlara döşenmiş kelimeler
onlar ezildikçe sana söyleyemediklerim kanıyor
onlar kanadıkça yağmura kızıl bulaşıyor

koşar adım yollarda
koşar adım yıllarda
koşar adım aşklarda
sağımda rüzgar
solumda yağmur
her yer kızıl
her yer yaşamak
ve her yer yaşlanmak

koşar adım adımlarda
adın kazındı soluğuma
ve soluğum kesildi ruhumda

Nigar Baran
23 nisan-2013



-Karalama 5-


1.
gökyüzünde yıldızlar
gece görmek istemediklerime siyah çalmış
yıldızlarda ışıklar
gece çocuk yanıma umut salmış


2.
doğdu bir çocuk kentte
yüzünde sarı perde
öldü bir çocuk diğer kentte
üstünde beyaz perde


3.
ey benim halden anlamaz halimi yazanım
hali sormayıp kahkaha atanım
ey benim zeybeğe duran gururum
horon tepen 17 yaşım
çifte telli isteyen aşk yanım
20 sinde havayı roman sananım
ey benim ağıt yakan maaşım
ve gömülmeden toprağa
27 sinde havayı yürekte uzatan naaşım


4.
güneş vurmuş da yüze
hala don sevincim,içim güzde
ben bu günlere bahar demem
mayıs gelmeden
yeşeremem

5.
hatır ettim hatrı kalmasın
gelmişe
geleceğe
gelmemişlere
gelmeyeceklere
acı kahve söyledim
sen gündüz ol ben gece
sen cümle ol ben hece
hatır ettim de geçtim başa
40 yıl kavuşmayız daha
kavuşmadan yazılmaz bu ara

6.-

7.
gökyüzünde yıldızlar
yüzümde gök elmacıklar
kentte kendimsizlik
o çocuğun da kedisi yok sezen
o çocuğun da kendisi yok
mayıs gelmedi daha kente

8.
ey benim gündüzde geceyi yaşayan yanım
kalp atışlarında kalbi aşktan dışarı atanım
ey benim suskunluğun sesi elim
nasırlı
yaralı
kalem yakışmaz dersin
yakıştırmazlar gülün dalına dikeni
ey benim işsiz düşlerim
ey benim mayısım,baharım
gel
düşümde ki kent seni beklemekte

Nigar Baran
27 Nisan-2013


Sesinden yana düşer

sesinden yana düşer dört bacaklı bir tahta
yan yana düşer sesinle o tahta
tuvalin yanından düşer yere fırça
yanımdan düşer tahtaya bir hırka

yüreğimden fırlayan bu deprem
bu sesler bu renkler
kavga etmeyi de bilemedik seninle
biz bilemedik düşmeyi de

topladım yerden sesleri iliştirdim ciğerime
iliştirdim renkleri iliklerime
kırmızıyı sevdim
verem oldu kelime

biz veremedik sesleri kelimelere
evirdik çevirdik
yol bulamayınca bağladık bir tezeneye

içeriyi fırlattık bu gece pencereden dışarı
içeriği sevmek olan tüm ezgileri kelimeleri
fırlattık bu gece
gece bastırınca kırgınlığa
üşüdük kimsesizce kendi kırmızılığımızda
atılanları topladık sonra
tezek niyetine yaktık aptallığımızla
biz seninle bilemedik küsmeyi de

sesinden yana düşer başım omzuna
başın düşer sessizce koynuma
düşer koynumdan avcuna kırmızı yara
avcundan düşer yere o yara

içimde çağlayan bu hüzün
bu omuz bu baş
gitmeyi bilemedik seninle
biz bilemedik sevmeyi de

hayırlarım hayra dolandı gece gece
gece gece düştü yüreğe üç harfli o kelime
vurdu ağzıma geçmişten o gece
yüksek sesle anma dedi gece gece
anma ki çarpılmayasın her gece

biz bilemedik kulak vermeyi o sese
bilemedik vesvese dendiğini bu sese
seninle biz dönemedik de geçmişe
geçmiş dönemedi bize

Nigar Baran
28 Nisan-2013


Sormayı unuttum bak

senin şehrinde kuşlar cıvıldıyor bu mevsimde
kuşlar beni sana anlatıyor anlamadığın bir dilde

benim şehrimde yürekler yanıyor
öyle ateşe değercesine değil
değil dumanlar tütercesine
gözlerinde yüzyıllardır tanıdık yılgınlıkla
acı ve hüzün yığılan o gözlerden ateş çıkmasına luzum yok
bilen bilir yanmadan yanmak nedir
gece soyulur yanarken yürekler
yanmış et kokusunu bilirim,bilince Sivas düşer yüreğime
yanmadan yanan yüreklerin kokusunu çekerim çiğerlerime
büyür yangın şehrimde

yanmış ruh kokusu var mıdır oralarda
sen bilme en iyisi
bildiklerin taze meyve kokuları,sümbüller olsun
çiçeklerden hangisini severdin,sormayı unuttum bak

şehrimde sıcak şiddetlenince
kurumuş umutlara kurumuş dudaklarım ekleniyor
aklıma geldiğindendir diyorum
benim yerime gece terliyor
çevirmişim başımı göğe
ha bir de uçmayı çok isterdim çocukken
sen çocukken neler düşlerdin ,sormayı unuttum bak

şimdi
gece soyunuyor horoz sesleriyle şehirde
memeleri ardında yükseliyor gün
pencere aralanıyor
tel örgüleri sararmış
tütün çekişlerde
gece cıplak bedeniyle duruyor önümde
sen gün desen de cıplaklığa o şehirde
dokunmak istesem de güneşe
kamaşır gözlerim karanlıktan çıkamadığım hücrede

öpmek geliyor içimden gecenin memelerini
o zaman dağları yeşerir bu şehrin
o zaman çıplak gecenin adına gün derim ben

aynı kara parçasına basarken sen ve ben
aynalar seni o şehirde bahara,beni bu şehirde hücreye salan
baksak göreceğiz sen de ben,ben de sen
görsek
açılacak tüm kapılar,kapanacak tüm yaralar

ben çocukken görmüştüm seni
aynı evde doğmuştuk ,adımız aynı,yaşımız aynı
sen de görmüşmüydün beni,sormayı unuttum bak

Nigar Baran
29 Nisan-2013



Orada Duruyor Hepsi

en kuytu yerinde beyninin
boğulduğun deniz
düştüğün çukur
yetiştiremediğin çiçek
kırdığın yürek
sözlerde kırdığın ek
bak
orada
duruyor orada hepsi

en kuytu yerinde beyninin
olmuş bir ayrılık
olan bir an
olacak bir aşk
olmayacak bir kavuşma
bakma
orada
duruyor orada hepsi

saydığın sakladığın sattığın düşler
acıdığın acıttığın acındırdığın hisler
geçmişte kalan geçmeyen sisler
geleceğe dalan gelmeyecek ümitler
hak yerini bulmalı elbet
olmalı bir gün
sadece bir gün olmamalı
beyninin en kuytu yerinde
bak
orada
duruyor orada hepsi

yorduğun yorulduğun yokladığın isimler
baktığın takdığın yaktığın resimler
sende kalan senin olmayan çizikler
uykuya dalan uyandıramadığın kişiler
tan yerinde olmalı heybet
bulmalı bir gün
sadece bir gün bulmamalı
beyninin en kuytu yerinde
bakma
orada
duruyor orada hepsi

yangındır yanılgıdır yanlıştır
siyahtır beyazdır gridir
başlamalı bir gün
yeni olmalı gün
başlamadan bakmalı duranlara durdurduklarına
anlamalı anlamlandırmalı
bazı anları anlamsızlaştırmalı
bak
orada
duruyor orada hepsi

sınırları sırlara gömülü kentler beyninde
sınırları sırlarla patlayan kentler ülkende
kokusu düşmüşken yüreğe bir çiçeğin
vadide reyhan
reyhanlıda kan
düşünmeli beynine düşürdüklerini
gün güneşle doğmalı
güneş insanın yüreğinde parlamalı
bakma
baktırmazlar
sen bak
orada
duruyor orada hepsi


Nigar Baran
12 mayıs-2013



de bana kadın

uzak yolların sonunda bekle
en yüksek tepelerin başında


ne leylağa benzersin ne zambağa
ne gül demeye dilim varır ne de saysam hepsini
benzemez çiçekler sana
ne ateşe benzersin ne suya
ne kor demeye dilim varır ne de baksam içimdeki kuraklığa
benzemez yangınlar sana

bir bahar gününde geçtin yolumdan
yolsuz düşlerimin başında daha
yol yordam bilmeden düştüm sevdaya

gözüm pencere camında bir akşam üstü
yeşile sevdalı toprak düştü bakışlarıma
sevdalıyken yeşil kıra
kırıldım bahara
kırıla kırıla düştü gözümdeki rengin yeşili kırlara
gözüm uzak yollarda bir akşam üstü
oysa bakışlarında toprak rengi
bakışlarında dağ heybeti
darıldım zamana
darıla darıla astım bakışlarımı darağcına

ne zaman açsam ağzımı aşkla
gece çöker sokaklara
çöker dizlerim kaldırım taşlarına
de bana
hangi sokakların kaldırımlarına düşüyor bakışların şimdi
şimdi hangi sokakların kaldırım taşları kırlara dönüşüyor
oysa yeşil de sevdalı toprağa

bedenim yorgun
yorgundur düşlerim
öyle ki yorganı çekemez üzerine
an üşür
ağzımın ucunda aşk üşür

mideme düşmüş karınca yuvası
içimde gezinenler var kıpır kıpır
yorgunun halinden anlamaz
anlamaz yüreğine gece çökenlerin halini aşk

de bana kadın
ben böyle ateşlere yürürken bir gece üstü
yürürken gecenin sonuna ömrümden ömür katıp
alır götürür müsün beni senli günlere
de bana kadın
bekler misin beni
senli zamanlarda


Nigar Baran
13 mayıs-2013
__________________
sarhoş olacaksın şarapla şiirle ya da erdemle...neyle istersen...
Alıntı ile Cevapla
  #114  
Alt 19-05-2013, 20:35
nigar nigar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 166
Standart

Uyansın Gün



harcına yalnızlığı karıp inşa ettiğin uykular
devrilen arzulardan çıkan toz duman
genzi yanmış eşkalsiz bir rüyadır sabaha

uyansın gün
sarıya boyansın gece
binlerce çiçek tohumu
uyandığın güzde

bulutlardan sığ sulara düşerken yağmur damlası
yaprakların hışırtısı çoğalırken enginlerde
tehna yollarda gezinirken ceylan
söylenmeli söz al aşağı edildiğinde orman

yükselsin sular
maviye boyansın gün
binlerce kırılmış çiçek dalı
kırılmış ışıkta görünen kuş kanatları

dudak arasında dili eğdiren harf savruluyor
ayrık dişlerde peltek
eşik arasında başı eğdiren yürek savruluyor
ayrık bedenlerde tek

savurur rüzgar geceden kalanları
karanlık yıkanınca yağmurla
kısalır boyu yolların
savrulur 29 harften bir harf
eksik kalır cümlede anlam

cam kenarı olsun bilet
çıkılacak yolculuklar var
geçip giden ağaçlar
ormansız
geçip giden sular
damlasız
düşersin de yolculuklara
oturduğun koltukta değmez ayağın yollara
can kenarı olsun bilet
yolun sonunda bekler
s'ini bulmuş anlamı tam sözler

kireç vurmak yetmiyor zamana
boyanın üstüne tutmuyor beyaz
bir çivi çak duvarlarıma
as yüreğini usulca
kapansın çatlaklarım
kapansın çatlaklarımda yamalığım

de ki
güneşsiz günde
dağlara taşlara vuran gölgeler
karayı tek renk bilip
geceyi kabusa çeviren sesler
dönüyor gün yolculuklarda
dönüyor altı renk daha

de ki
orman buluta hasret
kollarıma konan güvercinler
güz değildir mevsim
değil yalnızlık ömre sürülen

uyandı gün
sardım belime gök kuşağı
ellerimde
ellerimde bin bir renk çiçekler



Nigar Baran
19.05.2013
__________________
sarhoş olacaksın şarapla şiirle ya da erdemle...neyle istersen...
Alıntı ile Cevapla
  #115  
Alt 20-06-2013, 21:52
nigar nigar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 166
Standart

Acının hesabı bir gün sorulur


silkinsin kurak yürekleri saran yalanlar
anda birikti öfkeden yapılmış duvarlar
insanla doğdu zulüm
büyüyor insanla

ne çok severdi
karda açan çiçeği
ve dünyanın fakir çocuğu
Kongo’da doğan güneşi
severdi kışı
kışta kar toplarını
ve baharı
baharda uçan uçurtmaları
ne çok severdi
güvercin kanatlı çocukları

adsızlığını sarar geceler boyu
en çok acıyan yerinden öper
usulca süzülür gözün bebeğinden
keder
adı yok dünya dillerinde
paslanmış demir gibi ağır
dilde küflenmiş yemek kadar eski

ne çok severdi
koşar adım yürümeyi aşka
aşkla adım adım düşünmeyi
severdi sazı
sazda teli
ve tel örgülerden sökülmeyi
hiç duyulmadı kendi sesi
ne çok severdi
hakka aşık türküleri

rengi yok gökkuşağında
ve gökkuşağının aralığında
ışığını tutarsan siyaha
siyah da beyazdır oysa
bulunamadı tensizliğin rengi
bilinemedi kimliksizliğin ülkesi

ne çok severdi
uykuya dalmadan fısıldanan dilekleri
dalmadan denize maviyi sevmeyi
severdi kızları
kızlarda şefkati
ve oğulları
oğullarda şefkatle yoğrulan merhameti
ne çok severdi
insandan yana halleri

rivayettir anadan kalma
bu düzen
hükümdarın başındaki kavukta
kralın tacında
başı şeytana giden başkanlarda
göğsün içi toz
gözün üstü perde
dolanır durur kula kulluk edenlerin içinde
anadır
ana yürekli kadındır bağıran
bağırır duvarların dışından

gök açılacak bir gün
ölmeyecek insan
açlıktan ve kuraklıktan
toprak uyanacak
kalkacak yerinden zulmü eden
adalet diyecek hak diyecek hukuk diyecek
af dileyecek
söyleyecek zulmün yerler bir ettiği hayatlar
yerle bir olup gökle bir olup Hakla bir olup söyleyecek
acının hesabı bir gün sorulur
sorulur
onlar da bilecek



Nigar Baran
haziran-2013
__________________
sarhoş olacaksın şarapla şiirle ya da erdemle...neyle istersen...
Alıntı ile Cevapla
  #116  
Alt 24-08-2013, 18:10
nigar nigar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 166
Standart

adı Ferhan gönlü ferhan


günler güneşe
yüzler gülüşe kapalı
kapalı tüm kapılar
tüm sokaklar dar bakışlı

maviye küs kırmızıdır hali
içince iki duble
renkler türkülenir dilinde
‘'kırmızı gül demet demet''

ah türkülenen yüzün
beyazına rutubet karışan duvarlarda şimdi

göz uçlarım dere kenarları
kazlar gezinir bazen
kuruyunca kurbağa sesleri eşlik eder
ciğerimin ateşi vurduğunda yüzüme

yanmayı bilmeyeni volkana atsan nafile
sönmeyi bilmeyeni okyanusa soksan nafile

ben her sustuğumda
senden konuşmaya başlarım
ve her konuştuğumda
senden konuşmaya susarım

geçer günler haftalara aylara karışır
bayram sabahları, şeker verilmemiş çocuk gibi
nazlı
dargın
ses etsem,sesime yangının isi bulaşır

sarı ikindiler hatırlarım
ikindiler ağustos sabahları gibi çığlık çığlığa

ağustostur
gözde feri
handa direği çürütendir
adı Ferhan gönlü ferhan bir adamı
toprağın altına gömdürendir
gömülür sararmış otlar arasına

kalabalıkta gezen ceylanız
avcıların bakışlarındayız
seher vakitlerinde
akşamdan kalma niyazdayız

taşırım beynimde koca bir dünya
‘'Hey gidi koca dünya''
karıncalar taşınır
ellerimden ayak uçlarıma

dertle dayandığımız sırt
sırtlan olur sensizlikte
aynı kanı taşıyana yine de darılmayız
bil ki adı Ferhan gönlü ferhan
biz senin yolundayız


16 ağustos 2011-vefaatının üzerinden geçen 2. yıl,çok özleniyorsun baba ...


Nigar Baran
__________________
sarhoş olacaksın şarapla şiirle ya da erdemle...neyle istersen...
Alıntı ile Cevapla
  #117  
Alt 01-09-2013, 21:35
nigar nigar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 166
Standart

Sonbaharlı Kent

1.
nereye konar
bu kenti terkeden kuşlar
sonbahar habercisi bir rüzgar
savrulan saçlardan düşen
kırıklıklar var

oysa demir ocağı sıcaklığında yüreğimiz
içimizde büyüyen tropikal bir mevsim
dön güneşin izinden giden kuş
ve konuş arda kalan her susuş

2.
yürüdükçe büyüyor dağlar önümde
sırtı açık
yaralı
karalı
dokunulmazlığı olmalı
ve şimdi yangın sarmış
her bir ağacı

açıklıklar hep üşür
başın üşür yüreğin üşür
sırtı kadar karnı aç olan
sonbaharsız da üşür

3.
nereden gelir
bu kenti sarmalayan gece
hangi umudun koynuna yatar
günü doğurmadan daha
hangi yüzün gözünden
acının doğum sancısı akar

4.
renklerden korkar mevsimi kış olanlar
griye boyanan merdivenler var
mavi gökyüzünde çoğalan kara bulutlar
kış geliyor kente
kış gelmeden daha renkler siliniyor
kendini bilmezlerce

5.
öğlenden kalma yarım bir türkü dilimde
çiğnesem olmuyor
yutsam olmuyor
gevelenip duruyor tekinsizce

yarım kalanlardan yürekten canı ayıranlardan insanı insanlıktan çıkaranlardan
öteye gider
bu kent
bu yol
bu dağ

6.
toprakta tohum
kitapta hece
denizde ağ
ezgide nota
bekler bir sabah gülüşü
bir günaydını
merhabayı

7.
nereye gider
bu kenti terkeden vicdan
sonbahar habercisi bir adam
o konuştukça
yerlere kanla düşenler var

oysa gökkuşağı renginde düşlerimiz
içimizde büyüyen insandan yana mevsim
dön karanlığın peşinden giden
ve artık konuş karanlığı delmeye yeltenen


Nigar Baran
__________________
sarhoş olacaksın şarapla şiirle ya da erdemle...neyle istersen...
Alıntı ile Cevapla
  #118  
Alt 01-11-2013, 21:20
nigar nigar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 166
Standart

Ruhun Gece Vardiyası



1.

gecenin koynuna düşmüş beden
her yol yürünmez adım atmayla
güneşin gittiği göklerde ruh
bu yol geçilmez asa tutmayla

sen ki yaradılmışların içinde baharsın
olmaz dediklerinde hüzne de kapılırsın

süzülmekte canından da bir can
gezer durursun alem içinde
sezilmekte o canda da canın
bakar durursun O'nun nefsine

her adem havvasını arar gurbet yerlerde
her havva ademini bekler toprak üstünde

2.

kanatsız uçunca sordu biri
yüküme yük veren toprak mıdır
öteki baktı gül yüzlü yâre
kuşu uçuran da âşıklıktır

baktılar göğün yedinci katından
toprak uzak
uzaktaydı mekan
kadın dedi;benim içimde dinmeyen bir sızı var
bak orada ağlamakta başka bir kadın
ben böyle iken mutluluk hangi alemin içinde
ben böyle iken mutluluk yeşertemem ki senin yüreğinde

başını eğdi adam
eğilen sadece baş değil göklerde
insan dışında yaradılmış ne varsa
onlar da eğildi bir yüreğin çaresizliğiyle

gözlerinde bulut bulut hüzün adamda
ah bir akıtsa
aksa ya ırmak ırmak bu hüzün yağmurlarca
ölüm neymiş o an bildi
bir çift sözle adam çarmıha gerildi

kadın şaşkın
konuştu kendince ;
kimlere gitmeli
kimlerden yardım istemeli
bir ölüme saldım yârimi
ne etmeli de geri çevirmeli

açıldı tüm kapılar o anda
aşk ölmekti aşık olmak için
sarıldı tüm yaralar bu ahla
aşk dirilmekti aşıklık için

3.

uyanmaya uyudu yürekler her gecede
uyumaya uyandı bedenler yorgun halde

gecenin koynuna düşmüş beden
her yol yürünmez dertli hal ile
güneşin gittiği göklerde ruh
bu yol geçilmez aşksız hal ile



Nigar Baran
__________________
sarhoş olacaksın şarapla şiirle ya da erdemle...neyle istersen...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 16:30


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum