Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > KİTAPLAR - DERGİLER - KİŞİSEL SİTELER > Edebiyat Dergileri

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #11  
Alt 03-08-2011, 13:26
berivan aktaş berivan aktaş isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 35
Standart

Perdesiz internet, özgür iletişim

Herkes aynı biçimde düşünsün, herkes aynı biçimde davransın isteyen iktidarın gündemlerinden biri de İnternet filtrelemesi… Kendisinin ve çocuklarının güvenliğini sağlayamayacak kadar az yetişkin olduğu sanılan yurttaşın korunması işini üstleniyor devlet. Ve onun neyden, ne kadar korunacağına da kendisi karar veriyor. Mutlu Binark, Ali Rıza Keleş, Doğan Akın, Işık Barış Fidaner, Özgür Uçkan, Evrensel Kültür’ün “Perdesiz İnternet, Özgür İletişim” dosyası için yazdılar.

Evrensel Kültür’ün bu sayısı Aydın Çubukçu’nun “Seçimden Önce Kıyametten Önce” başlıklı yazısıyla başlıyor. AKP’nin seçim başarısında geleneksel çarşı ilişkilerinin rolünü irdeliyor bu yazısından Çubukçu. Ahmet Say, Yaşar Kemal’in yapıtlarındaki müziğe odaklandı bu sayımızda ve okuru yazarın romanlarındaki ezgiye kulak vermeyeçağırıyor.

HAYALDEN DEVRİME DEVRİMDEN GERÇEĞE

Dergide yer alan söyleşiler ise şöyle: Sevda Aydın, ikinci öykü kitabında da kadınların mahrem dünyalarına mercek tutan Seray Şahiner ile konuştu. Sevda Karaca ise Biz Devlete Kafa tuttuk Arkadaş başlığıyla 12 Eylül’den sonraki Mamak Cezaevindeki anılarını kitaplaştıran kadınlardan Meral Akbaş’la söyleşi yaptı.

Yonca Saka bu ay “Hayalden Devrime Devrimden Gerçeğe” başlıklı yazısında Rus avangard sanatçılar Rodchenko ve Popova’nın sanatını değerlendiriyor. Ekim Devrimi’nin ilk yıllarındaki sanata eğiliyor.

Dergide bir de geçen ay şike ile sarsılan futbol dünyasını ilgilendiren yazı var. Mithat Fabian Sözmen kaleme aldı. Yazısının başlığı İflasın Resmi: Şike.


Evrensel Kültür
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 04-12-2011, 20:51
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



Ne kadar benziyoruz Evrensel Kültür’e Aydın abi!




Ne tuhaf oyunlar oynuyor bize zaman? Evrensel Kültür ilk sayısında tarihin çöplüğüne giden bir dergi olabilirdi mesela. Çıkaranların bile adını unuttuğu “tek sayılık”lardan biri... Hayır öyle para pul dertleri, hevesin geçiciliği, sözün uçuculuğundan falan değil. Basbayağı hayat, “tesadüf” denilen o tuhaf oyunlarından birini oynadığından...

Düşünsenize, “sosyalist kültür” için büyük umutlarla atılmış küçük bir adım. İlk sayı çıkmış; ve daha mürekkebi kurumadan “büyük dev” yere yığılmış. Anlı şanlı Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yerle yeksan olmuş. Ne büyük şanssızlık!

Tanrılar zarını atmış “düşeş”; hem de kafamızın orta yerine... Bizim şansımıza “se yek”... İlahi mesaj çok açık: “Yeni kurduğun tezgahı topla, dükkanın kepengini indir ve git... Yüreğinin değil, ‘zaman ruhu’nun seni götürdüğü yere git!”

Bu kez değil. En azından bu hikayenin kahramanları için değil.

Neden mi? Ben bilmem, Genel Yayın Yönetmeni Aydın Çubukçu bilir, Yazı İşleri Müdürü Nuray Sancar bilir, anlatırlar da mutlaka. Biz dilimiz döndüğünce kendi hikayemizi anlatalım. Hikayeler kesişirse ne âlâ!

Yaşayan da, gezen gören de bilir. Anadolu şehirlerinde salaş bir kitapevi vardır mutlaka. Eskiden vardı, yani... 1990’ların başında Samsun’da olduğu gibi... Eskiden beri solcu bir sahip; devrimci kitaplar, ille de dergiler... Fotokopi sırasında dergileri karıştırabilme özgürlüğüyle birlikte...

İlk ciddi sorular ile ilk aşkların harman olduğu “ilk gençlik” günlerindeyiz o zamanlar. Her gün öncekinden farklı, yeni tanışıklıklar, yeni sorular, yeni umutlar, yeni ufuklar... Nâzım Hikmet’i şarkılardan öğrenmek mesela. Sonra, Ahmed Arif’i tanımak, öldüğü gün de olsa... Sosyalizmi tanımak her şeyden önemlisi; sonra Sovyetler’in yıkılışı görmek aynı günlerde... Tüm bu hareket ve değişimin içinde hikayeler kesişiyor işte...

Çürüyen, çöken, dağılan “eski”nin parçası olsaydı bu dergi, çıktığı ilk ay bitmişti hikayesi... Oysa hikaye yeni başlıyordu; Aralık 1991’de... Bizim için de, Evrensel Kültür için de... Düne dair değildi anlatılan; bir gelecek güzel günler masalı da değil elbette.

Kabul, zor zamanlardı. Önceden yaşanmış ağır zulüm günlerinden farkı; darbenin en büyüğünün “içeri”den gelmesi yüzünden belki. Çoraklık da, kuraklık da, döneklik de “içeri”de bir yerlerden besleniyordu. “Bak işte Rusya da çöktü” günleri; her renkten, her cinsten akılsızlığın kendi kendine gelin güvey olduğu kına bayramı!

Bile isteye çıkılan meşakkatli bir yol belki. İbrahim’in ateşini söndürmek için çenesinde su taşırken, “O kadarcık suyla bu ateş sönmez” diyenlere, “Olsun safım belli olur hiç değilse...” yanıtı veren bir karınca. Karınca deyince şüphesiz Asım Bezirci. Hemen ardına yüreği attığı müddetçe Evrensel Kültür’ün 2. sayfa şairi olarak kalan Can Yücel. “Acılar döneminden ellerini kirletmeden geçen” Şükran Kurdakul. Sosyalizmin ağır işçilerinden Zihni Anadol... Yitirdiklerimiz, asla unutmadıklarımız...

Hâlâ birlikte yürüdüğümüz “küçük öykülerin büyük yazarı” Adnan Özyalçıner, “şiirin ve umudun yorulmaz iğnesi” Sennur Sezer. Yılmaz Onay, Gülsüm Cengiz, Tevfik Taş, Güngör Gençay ve diğerleri... Hangi birini sayalım? Bugünün yazarlarını, şairlerini; hele de gençleri nasıl anlatalım? Okuyan bilsin, tanısın...

20 yıl aynı derginin okuru olabilmek ne büyük mutluluk... 20 yılda 240 sayı, her sayı 10 şiir okumuş olsak mesela... 2 bin 400 şiiri okumuş olmanın saadeti... Ha keza öyküler... Dosyaları toplasan, buradan aya yol olur.




Dönelim başa; “tek sayılık” dergi olmadı Evrensel Kültür. Çünkü, “tek atımlık barut” ile yola çıkanlardan değildi. Binlerce yılın mirası üzerine; bir gelecek planını koymasını; sosyalist kültürün hazinesinin kapısını aralamasını ve hepsinden önemlisi akıp giden hayatı kuranlar ile kol kola olmasını bildi.
Bizden önceki kuşakları ya da bizden sonrakileri ben bilmem; onları da bilen, yaşayan anlatsın... Gözünü açtığında sosyalizmi, hemen ardından da çöküşünü görenler için en sisli havalarda pusulaydı Evrensel Kültür. ‘90’larda genç olup da; sanata, edebiyata, sosyalizme yüreğini açıp da; yolu Evrensel Kültür ile kesişmeyen olmuş mudur acaba? Hayatının bir anında bu hikayenin parçası olamayan var mıdır? Onunla öğrendik, donandık. İşçi sınıfına, onun ideolojisine ve kültürüne burun kıvıran postmodern piyasacılara kalmadı meydan...

20 yıllık “yeni dünya düzeni”nde çok şey yaşadık; çok şey gördük... Evrensel Kültür de yaşadı, gördü, anlamaya ve anlatmaya çalıştı. 20 yıllık ahbaplık, 20 yılı birlikte görüp geçirmek az şey mi? Bazen azaldık, bazen arttık, eksile çoğala geliverdik bugüne.

Zaman değişir, yazarlar, çizerler, şairler değişir, okurlar da değişir. Dergiler de değişir elbet. Yenilenir. İlk 10 yıl resimler süsledi Evrensel Kültür’ün kapağını; 10 yıldır da nesneler ve simgeler üzerine kurulu özel tasarımlar süslüyor. 20 yılın devrildiği ayda, kapakta ne var acaba? Henüz bu ayın sayısını görmedim ve meraktayım. Evrensel Kültür, kendini kapağa taşıdığında hangi simgeyi, nesneyi kullanır, kendini nasıl anlatır acaba?
Eskilerden “ucu kalem ardı İngiliz anahtarı” bir kapak kalmış aklımda. Sonra, sapan ve taş... Çivilerden bir gülen yüz... Balondan bir dünya... Dilimlenmiş portakal... Kaktüsten emzik... Yanmış kağıt... Bir olta, bir fare ya da bir tüy... Postaldan çıkan oyuncak asker; elmaya saplı keskin bıçak... Eskilere gidiyor aklım hep. Simge bulmak için bir şeylere benzetmeye çalışıyorum Evrensel Kültür’ü? Hangi simgeyi bulsam, bir yanı eksik...

“İnsan yaşadığı yere benzer” demiş ya Edip Cansever:

“Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe”

... Ve eklemiş: “Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet Abi”.

Yaşadığı yere benzer de; 20 yıldır okuduğu dergiye benzemez mi insan?
Ne kadar benziyoruz Evrensel Kültür’e Aydın abi!


evrensel
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 17-04-2012, 15:24
admin admin isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 1.806
Standart




Ermeni ‘sorun’unu aşmak





Ermeni sorunu devletin aşılmasını istemediği kırmızı çizgilerinden biri. O yüzden bu sorun sürekli ‘kaşınıyor’ ve diri tutuluyor. Türk milliyetçiliğinin sürekli kurucu unsurları arasında da Ermenilere yönelik nefret söylemi baş sıralarda yer alıyor. Her şeye rağmen; bu topraklarda daha önce bir arada yaşamış halkların geçmişle yüzleşerek geleceği birlikte kurması mümkün. Evrensel Kültür’ün nisan sayısında yer alan Ermeni ‘Sorun’unu Aşmak dosyasında; Maya Arakon, Pınar Öğünç, Fatih Polat, Nevzat Onaran, Ümit Kıvanç, Mehmet Bekaroğlu'nun yazı ve röportajları var.

Evrensel Kültür dergisinin nisan sayısı Orhan Alkaya’nın yönettiği Rosenbergler Ölmemeli oyununun, basında çıkan yazılardan sonra Şehir Tiyatroları’nda gösterimden kaldırılmasını tartışan bir bölümle başlıyor… Ayşen Güven imzalı söyleşide Orhan Alkaya ‘Statükocu Bir Kafanın Anlayamadığı’ şeyi tartışıyor… Nuray Sancar ise Rosenbergler’in suçlu olduğunu söyleyerek çiftin idamından yıllar sonra suç, ihanet, vatan ve ceza kavramını yeniden tartışmaya açanların iddialarına ‘Suçlu Değillerdi’ diye yanıt veriyor. Sevda Aydın’ın hazırladığı mini dosyada ise Şehir Tiyatrolarının şimdi gündeme getirilmesinin nedenleri sorgulanıyor; Arif Akkaya, Aslı Öngören, Üstün Akmen, Ragıp Yavuz, Haşmet Zeybek bu kurumda gündeme gelen muhafazakar ‘dönüşüm’e dikkat çekiyor.



Geçen ay, TMK mağduru çocukları işleyen Ben Bir Taşım kitabının yazarı Antropolog Müge Tuzcuoğlu tutuklandı. Tuzcuoğlu Evrensel kültür okurlarına Diyarbakır Cezaevinden gönderdiği bir mektupla sesleniyor. Ahmet Say ise 12 Mart döneminde cezaevinden geçmiş önceki kuşağın mensubu olarak bir, 12 Martta tutuklanma anısı anlatıyor.

‘68’İN MODASI
1968 özgürlükler zamanıydı ve kurulu düzenle bağlarını koparan gençlik kendine özgü bir yaşam tarzı oluşturmaya çalışıyordu. Ve elbette bu dönemin bir gençlik modası da vardı; Zeynep Hakgüder yazdı. Eylem Şevik de Saatler filminin satır aralarında dolaştığı yazısında Virginia Wolf’u ve intiharı tartışıyor. Yonca Saka’nın yazısı ise Bauhaus hareketinin 13 yılına odaklanıyor ve iki büyük savaşla bölünmüş bir dünyada Bauhaus’un ortaya çıkış koşullarını, Nazizmin harekete yaklaşımını anlatıyor.


Özgün N. Bulut, Dersim Katliamı’nın dönemin mizah dergilerinde yayınlanan karikatürlerde nasıl işlendiğini ele aldı bu sayıda. Bingöl Elmas ile Sevda Aydın’ın yaptığı röportaj ise, yönetmenin bir belgesel yaparak dokunduğu kadim bir yarayı, çocuk gelinler gerçeğini masaya yatırıyor.


Sennur Sezer bu ay Family sergisinin esinlendirdiklerini, Koray Karaermiş de Felemenk Resmi sergisi izlenimlerini kaleme aldı. Tahir Şilkan’ın yazısı ise Vedat Türkali’de, Sait Faik’te ve televizyon dizilerinde zaman kaydırmalarını işliyor. Şilkan gerçek hayat ile edebi yapıtlardaki zamanın geçişinde tutarsızlık olduğu görüşünde.

Evrensel
Eklenmiş Resmin önizlemesi
Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  evrensel kültür 244.jpg
Görüntüleme: 828
Büyüklüğü:  6,4 KB (Kilobyte)  
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 03-06-2012, 17:25
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart


Evrensel Kultur Haziran sayisi‏



DOSYA:
Kurguyla mühendislik arasında…
MUHAFAZAKÂR SANAT

Kamu sanat kurumlarının özelleştirilmesiyle birlikte gündeme getirildi muhafazakâr sanat tartışması. Peki nedir bu muhafazakâr sanat, muhafazakâr sanat üzerine yazanlar ne kastediyorlar, muhafazakâr sanat bir fantezi mi, kurgu mu yoksa bir toplumsal mühendislik çalışması mı?..

YAZARLAR:
Üstün Akmen, Orhan Taylan, Mustafa Kara, Refik durbaş, Süleyman Seyfi öğün, Yıldırım Fikret Urağ, Gürbüz Doğan ekşioğlu, Aslı Öngören, Tolga Yeter, Levent Üzümcü, Engin Alkan, Nihat Ateş, Halim Şafak, Baki Ayhan T., Emirhan Oğuz

Ruhi Su yüz yaşında. Sevenleri ve dostları onun için düzenlenen etkinliklerde buluştular geçen ay. Şarkıları yeniden çalındı. Sennur Sezer de Evrensel Kültür için Ruhi Su’yu, müziğini ve mücadelesini yazdı.
Türkiye Yazarlar Sendikası bu ilkbaharda atağa geçti. Sergiler düzenliyor, etkinlikler yapıyor ve 1 Mayıs’ta kalabalık bir kitleyle mitingdeki yerini aldı. Yazarların örgütünün bugününü Mithat Fabian Sözmen sordu, Genel Başkan Mustafa Köz anlattı.
Araf’ta bir yazar Ahmet Hamdi Tanpınar. Politik yönelimi de hep tartışma konusu oldu. Öğrencisi ve çalışma arkadaşı Turan Alptekin “hoca”yı anlatıyor.
Kentsel dönüşüm kapsamına alınan tarihi semtlerden biri de Zeyrek. Dönüşümün Zeyrek’te neye mal olduğunu Zeynep Hakgüder kaleme aldı bu ay.
Fethiye Çetin’in, Ermeni anneannesini anlattığı kitap Almanca’da yayınlandı ve Norbert Mecklenburg bu kitabı “dışardan” bir göz olarak okudu ve hissettiklerini yazdı.
Bizim de artık distopik bir filmimiz var. Canavarlar Sofrası ile yeni bir tür literatüre girmiş oldu. Çağdaş Günerbüyük’ün kaleminden…
Yonca Saka da Katalan mimar Gaudi’nin peşine düşüyor ve onun estetik anlayışının ve mimari zekasının güzelleşmesine katkıda bulunduğu mekanlarda dolaşıyor.
Rousseau Türkiye’deydi. Notre Dame de Sion’daki sergiyi Koray Karaermiş Evrensel Kültür okurları için gezdi ve yazdı. Ömer Faruk bu sayımızda da Yolculuk Notları’na devam ediyor…
Kadına yönelik şiddetin artış kaydettiği günlerde yaşıyoruz. Tülin Tankut bu şiddetin sistemle bağlantısını kuruyor yazısında.

Haziran şairleri: Tozan Alkan, Nihat Ateş, Bayram Balcı, Hüseyin Peker, Hayri K. Yetik, Ümran Ersin, Asım Gönen
Öykücüleri: Sadık Aytekin, Gökçen Balcı, Şahika Arık Çalışkan, Melek Özlem Sezer (masalcı)
Eklenmiş Resmin önizlemesi
Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  evrensel haziran 12.jpg
Görüntüleme: 776
Büyüklüğü:  66,3 KB (Kilobyte)  
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 02-07-2012, 17:31
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

AKADEMİ SUSMUYOR


Üniversitedeki tablo pek parlak değil bugünlerde. Akademik kadrolar başlarının üstünde sallanan bir Demokles kılıcıyla yaşıyorlar; sadece işlerini yaptıkları için, sadece araştırmalarını halkla paylaştıkları için veya sadece sendikalaştıkları için…
Baskı, kendilerini birlikte durma ihtiyacını, birleşmeyi ve dayanışmayı da bir ihtiyaç olarak gündeme getiriyor ama. Onurumuzu Savunuyoruz Hareketi gibi somut bir soruna odaklanmış inisiyatifler, GİT Türkiye gibi akademik ihlalleri kamuoyuna duyurmayı ilke edinmiş platformlar ve akademi ile toplumsal sorunlar arasında bir bağ kurmayı öncelikli gören Akademi Susmayacak gibi oluşumlar ve çok sayıda tutuklu üniversite öğrencisinin sesi olmaya çalışan platformlar… Akademi susmuyor.
Neşe Özgen, Cem Terzi, Gülhan Türkay, Tahsin Yeşildere, Özgür Müftüoğlu, Kiraz Özdoğan, Mustafa Eren, Ali Saysel


Sadece bizde olmuyor; Macaristan’da da şair Attila Jozsef’in heykeli bulunduğu yerden taşınmaya çalışılıyor. Buna itiraz edenlerden biri de toplama kamplarında katledilen şair Mikloş Radnoti’nin yaşlı eşi Fanni. Bir şair, bir heykel ve bir direniş… Selçuk Ülger kaleme aldı. Mikloş Radnoti’nin öldürülmesinden sonra cebinden çıkan not defterindeki son şiir “Karıma Mektup” da Evrensel Kültür’de.
Bir de Ortadoğu’dan bir yıldız var bu ay dergide. Mısır’da bir zamanlar Arap Birliği’nin kültürel yüzü olmuş, radyoda programı yayınlanacağı gün bir savaşın ertelendiği Ümmü Gülsüm’ü Namık Sinan Turan anlatıyor.
Gülsüm Cengiz son kitabı “Kadınlar İçin Söylenmiştir” ile Oğuz Tansel Halk Bilim Ödülü’nü aldı. Bu hacimli kitap Sümerler’den bu yana şiirde ve şiirsel metinlerde kadının nasıl işlendiğini inceliyor… Bu çalışmanın ardından Cengiz “Edebiyat hala erkeklerin egemenlik alanında” diyor. Söyleşiyi Serpil İlgün yaptı.
İbsen’in Hedda Gabler oyununu özgün bir yorumla sahneleyen Emre Koyuncuoğlu kendi İbsen’ini ve Hedda Gabler’i sahnelerken hangi duygulardan yola çıktığını anlatıyor. Söyleşiyi Şirin İnci ile Süreyya Duru gerçekleştirdi.
Muhafazakar Sanat sorununu tartışmaya devam ediyoruz: İsmail Mert Başat ve Asım Gönen bu tartışmaya katıldılar.
Kentsel dönüşüme tabi tutulan Tarlabaşı’ndaki boş evlerden birinde, dönüşüm konulu bir sergi yer alıyor. Koray Kareermiş bu evin konuğu oldu ve sergiyi anlattı. Yonca Saka ise geometriyi alt üst eden resimleri ve çizimleriyle imkânsızın poetikasını yaratan Escher’e dokunuyor bu ay. Ömer Faruk da Yolculuk Notları’nda sinemaya odaklandı: Çölde Çay, Elveda Las Vegas, Yolcu, Paris Teksas Faruk’un gezindiği filmler…
Şehir Tiyatroları oyuncuları tiyatroların tasfiyesine karşı geçen ay bir hafta süren bir oyun maratonu gerçekleştirdiler. Sahne hiç boş kalmadı. Tiyatrocular sahip oldukları yegâne dille sanatla eleştirdiler hükümeti… Ayşen Güven o bir haftayı yazdı.
Ve… Esenyurt kıraç’ta kurulu İşçi Sendika Dayanışma Merkezi Nâzım Hikmet’i 2 Haziran’da bir geceyle andı. Nazım’ın adını duymamış işçiler onun şiirleriyle, mücadelesiyle tanıştı. Dernek yöneticisi Sinan Ceviz anlattı.
1968 işçi eylemleriyle başlamıştı. Bunlardan en önemlisi ise Derby İşgali. Zafer Aydın yıllar sonra bu işgalin peşine düştü, perde arkasını araştırdı ve bir kitap yazdı. Derby fabrikasındaki işgal günlerini Bircan Yorulmaz’a anlattı. Bir diğer direniş öyküsü de 1996’daki Ünaldı Direnişi. Bu direnişi kitaplaştıran Ali Karadaş’ın kitabı, derginin “Sınıf Çalışmaları Üzerine Notlar” köşesinde. Onur Bakır kaleme aldı.
Tülin Tankut’un yazısının başlığı ise Permakültür. Tankut ekolojik yıkıma karşı çözüm önerilerini tartışıyor.
Mutlucan Güvendir bu sayıda Bağbozumu Şarkıları’nın şairi Şükrü Erbaş’ı ve şiirini anlatıyor.
Efsane şarkıcı Patti Smith’in biyografilerinden yola çıkarak sanatçıyı bir kez daha hatırlatan ise Sevda Aydın.

Temmuz şairleri: Halide Yıldırım, Sadık Aytekin, Bilsen Başaran, Nihat Bayat, Oğuz Özdem, Mustafa Atapay, Abuzer Gülpınar, Gökhan Arslan, Emel Kayın, Ahmet Çakmak, A. Nail deniz, Uygur Orhan
Öykücüleri: Nazmi Bayrı, Melek Özlem Sezer (Masalcı)
Eklenmiş Resmin önizlemesi
Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  Evrensel temmuz 12.jpg
Görüntüleme: 779
Büyüklüğü:  11,5 KB (Kilobyte)  
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 02-07-2012, 17:31
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

AKADEMİ SUSMUYOR


Üniversitedeki tablo pek parlak değil bugünlerde. Akademik kadrolar başlarının üstünde sallanan bir Demokles kılıcıyla yaşıyorlar; sadece işlerini yaptıkları için, sadece araştırmalarını halkla paylaştıkları için veya sadece sendikalaştıkları için…
Baskı, kendilerini birlikte durma ihtiyacını, birleşmeyi ve dayanışmayı da bir ihtiyaç olarak gündeme getiriyor ama. Onurumuzu Savunuyoruz Hareketi gibi somut bir soruna odaklanmış inisiyatifler, GİT Türkiye gibi akademik ihlalleri kamuoyuna duyurmayı ilke edinmiş platformlar ve akademi ile toplumsal sorunlar arasında bir bağ kurmayı öncelikli gören Akademi Susmayacak gibi oluşumlar ve çok sayıda tutuklu üniversite öğrencisinin sesi olmaya çalışan platformlar… Akademi susmuyor.
Neşe Özgen, Cem Terzi, Gülhan Türkay, Tahsin Yeşildere, Özgür Müftüoğlu, Kiraz Özdoğan, Mustafa Eren, Ali Saysel


Sadece bizde olmuyor; Macaristan’da da şair Attila Jozsef’in heykeli bulunduğu yerden taşınmaya çalışılıyor. Buna itiraz edenlerden biri de toplama kamplarında katledilen şair Mikloş Radnoti’nin yaşlı eşi Fanni. Bir şair, bir heykel ve bir direniş… Selçuk Ülger kaleme aldı. Mikloş Radnoti’nin öldürülmesinden sonra cebinden çıkan not defterindeki son şiir “Karıma Mektup” da Evrensel Kültür’de.
Bir de Ortadoğu’dan bir yıldız var bu ay dergide. Mısır’da bir zamanlar Arap Birliği’nin kültürel yüzü olmuş, radyoda programı yayınlanacağı gün bir savaşın ertelendiği Ümmü Gülsüm’ü Namık Sinan Turan anlatıyor.
Gülsüm Cengiz son kitabı “Kadınlar İçin Söylenmiştir” ile Oğuz Tansel Halk Bilim Ödülü’nü aldı. Bu hacimli kitap Sümerler’den bu yana şiirde ve şiirsel metinlerde kadının nasıl işlendiğini inceliyor… Bu çalışmanın ardından Cengiz “Edebiyat hala erkeklerin egemenlik alanında” diyor. Söyleşiyi Serpil İlgün yaptı.
İbsen’in Hedda Gabler oyununu özgün bir yorumla sahneleyen Emre Koyuncuoğlu kendi İbsen’ini ve Hedda Gabler’i sahnelerken hangi duygulardan yola çıktığını anlatıyor. Söyleşiyi Şirin İnci ile Süreyya Duru gerçekleştirdi.
Muhafazakar Sanat sorununu tartışmaya devam ediyoruz: İsmail Mert Başat ve Asım Gönen bu tartışmaya katıldılar.
Kentsel dönüşüme tabi tutulan Tarlabaşı’ndaki boş evlerden birinde, dönüşüm konulu bir sergi yer alıyor. Koray Kareermiş bu evin konuğu oldu ve sergiyi anlattı. Yonca Saka ise geometriyi alt üst eden resimleri ve çizimleriyle imkânsızın poetikasını yaratan Escher’e dokunuyor bu ay. Ömer Faruk da Yolculuk Notları’nda sinemaya odaklandı: Çölde Çay, Elveda Las Vegas, Yolcu, Paris Teksas Faruk’un gezindiği filmler…
Şehir Tiyatroları oyuncuları tiyatroların tasfiyesine karşı geçen ay bir hafta süren bir oyun maratonu gerçekleştirdiler. Sahne hiç boş kalmadı. Tiyatrocular sahip oldukları yegâne dille sanatla eleştirdiler hükümeti… Ayşen Güven o bir haftayı yazdı.
Ve… Esenyurt kıraç’ta kurulu İşçi Sendika Dayanışma Merkezi Nâzım Hikmet’i 2 Haziran’da bir geceyle andı. Nazım’ın adını duymamış işçiler onun şiirleriyle, mücadelesiyle tanıştı. Dernek yöneticisi Sinan Ceviz anlattı.
1968 işçi eylemleriyle başlamıştı. Bunlardan en önemlisi ise Derby İşgali. Zafer Aydın yıllar sonra bu işgalin peşine düştü, perde arkasını araştırdı ve bir kitap yazdı. Derby fabrikasındaki işgal günlerini Bircan Yorulmaz’a anlattı. Bir diğer direniş öyküsü de 1996’daki Ünaldı Direnişi. Bu direnişi kitaplaştıran Ali Karadaş’ın kitabı, derginin “Sınıf Çalışmaları Üzerine Notlar” köşesinde. Onur Bakır kaleme aldı.
Tülin Tankut’un yazısının başlığı ise Permakültür. Tankut ekolojik yıkıma karşı çözüm önerilerini tartışıyor.
Mutlucan Güvendir bu sayıda Bağbozumu Şarkıları’nın şairi Şükrü Erbaş’ı ve şiirini anlatıyor.
Efsane şarkıcı Patti Smith’in biyografilerinden yola çıkarak sanatçıyı bir kez daha hatırlatan ise Sevda Aydın.

Temmuz şairleri: Halide Yıldırım, Sadık Aytekin, Bilsen Başaran, Nihat Bayat, Oğuz Özdem, Mustafa Atapay, Abuzer Gülpınar, Gökhan Arslan, Emel Kayın, Ahmet Çakmak, A. Nail deniz, Uygur Orhan
Öykücüleri: Nazmi Bayrı, Melek Özlem Sezer (Masalcı)
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 31-07-2012, 14:56
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



AĞUSTOS SAYISI ÇIKTI





DOSYA

GÜNLÜK YAŞAMA MÜDAHALE VE DENETİM

Müdahale sadece içkili mekânların kısıtlanmasından ibaret değil. İşyeri ve iş zamanının parçalanmasını öngören esnek çalışma; emekçileri yerinden yurdundan eden, kent mekânlarının kullanımında inisiyatifini kıran kentsel dönüşüm; kadın bedeni ve emeği üzerindeki tasarruf; gözetim ve denetleme mekanizmaları; dini referanslara dayandırılan tevekkül ve rızanın oluşturulma biçimi gündelik yaşama müdahalenin unsurları arasında.


Erkan Aydoğanoğlu, Nuray Sancar, Sibel Özbudun, Yaşar Adnan Adanalı, Evren Haspolat, Fulya Alikoç, Mustafa Kemal Coşkun, Mithat Fabian Sözmen

Evrensel Kültür dergisinin Ağustos sayısı Çamlıca’ya kurulmak istenen cami ile ilgili bir makaleyle başlıyor. İstanbul’un her yerinden görülecek cami kurma iddiası aslında kente bir iktidar simgesi kazandırmak amacını taşıyor diyorAydın Çubukçu.
Arap Baharı’nın aktörleri arasında yer alan Yemen ile Osmanlı döneminden beri süren ilişkiler ve bu ilişkilerin doğurduğu iki marşNamık Sinan Turan’ın kaleminden… Sennur Sezerise bu sayıdaParcal Mercier’nin Lizbon’a Gece Treni adlı kitabını okurken düşündüklerini ve hissettiklerini yazdı. Yazısının başlığı: Varolmanın Yaman Soruları ve Sorunları.İbrahim Genç’in yazısı ise Sabahattin Alinin Düşman adlı öyküsünden yola çıkarak, faili meçhul bir cinayete kurban giden yazarın Türkiye aydınına bakış açısını irdeliyor. Tülin Tankutise geçen ay yitirdiğimizGüngör Dilmen’i ve oyunlarını anlattı. Yazısının başlığı ironik: Dilini Eşekarısı Soksun!
Sevda Aydın’ın konusu ise, yayın hayatı oldukça zorlu geçen Yengeç Dönencesi ve yazarıHenry Miller. Yazarın 1930’ların Parisi’nde beş parasız bir bohem olduğu günleri anlatıyor Aydın. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Kıta Avrupası’nda doğan avangard sanat akımı CoBraüzerine bir yazı da var. Şu anda sabancı Müzesindeki sergisinden yola çıkarak CoBra’yıKoray Karaermişanlatıyor.
Fatih Polatbu karışık günlerde Güney’deki komşuya gitti. Suriye’de gördüklerini ve dezenformasyon sürecinin nasıl işletildiğini yazdı: Kuşatmaya Şam’dan Bakmak.
Gülsüm Cengizyağmur altında yapılan binlerce kişinin katıldığı Londra’daki Daymer Festiveli’ni anlatırkenYusuf Nazımda Bir Kentin Dokunuşları adını verdiği yazısında iş kazalarının, özelleştirmelerin kenti İstanbul’u lirik bir dille anlatıyor. Dergide iki de söyleşi var. Sibel Oralyeni yayınlanan romanı Zayi hakkında Su Ersözile,Haydar Ergülende Sonradan Görme adıyla yayınlanan sinema kitabınıYasemin Olukile konuştu.
Ömer Faruk’un Yolculuk Notları’nın bu ayki konusu ise Çöl…

Ağustos şairleri:Ozan Baran, Onur Caymaz, Suzan Turan
Öykücüleri:Süleyman Ateş, Murat Kara, Melek Özlem Sezer (masalcı)
Eklenmiş Resmin önizlemesi
Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  ev. kl.jpg
Görüntüleme: 780
Büyüklüğü:  44,4 KB (Kilobyte)  
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 04-09-2012, 14:09
admin admin isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 1.806
Standart


EYLÜL SAYISI ÇIKTI




DOSYA: BİR SAVAŞIN İÇİNDE OLMAK
11 Eylül 2001’de New York’ta İkiz Kuleler’in saldırıya uğramasından sonra, savaş laboratuarda hazırlanan bir süreç işi haline geldi. Her türlü dezenformasyonun makbul görüldüğü böyle bir zamanda kamuoyunun maniplasyonu için medyadan “sivil toplum kuruluşları”na ve parlamentolardan istihbarat örgütlerine dek bütün kurumlar seferber edildi. Buralardan yayılan provokatif bilgi ve demeçler kamuoyunu sersemleştirmeye ve gerçeğin ulaşılamaz hale gelmesine yol açtı. Afganistan ve Irak saldırıları böyle bir süreci takiben yaşanmıştı. Şimdi sıra Suriye’de.
Başlamış bir savaşın içindeyiz artık.

Fatih Polat, Erdoğan Aydın, Kansu Yıldırım
Zuhal Kırmızıoğlu

Justin Bieber, Greyson Chance, Willow Smith, Cody Simpson, Rebecca Black, Zendaya Coleman ve diğerleri; kültür endüstrisinin piyasaya sürdüğü, yaşları 14-15 civarındaki müzik ikonları. Şarkıları içeriksiz ama bebek yüzleri ve seksapellikleri sayesinde yirmili yaşlarına kadar çok geniş bir gençlik kesiminin tüketimine sürülebiliyorlar… Tülin Tankut müziğin son fenomenini kaleme aldı.
Şehir Tiyatrolarının bir tür tasfiyesi anlamına gelen yönetmelik geçen sezon sonunda çıkmıştı. Tiyatrocular sezon sonunu ve yaz dönemini bu yönetmeliğe protestolarla geçirdiler. Şimdi yeni sezon başlıyor, oyuncular ve yönetmenler ne yapacak. Aslı Öngören anlatıyor. Söyleşiyi Ayşen Güven yaptı.
Bir sezon başına da harçların kaldırıldığı müjdesini alan üniversite öğrencileri girmek üzere. Harçlar kaldırıldı ama parasız eğitim hayalinin gerçek olması anlamına mı geliyor bu? Ebru Moçoş “bir hayaldi gerçek oldu” rüyasını anlatıyor. İbrahim Genç ise yazısında, anadilinde eğitimin niçin zorunlu ve şart olduğunu söylüyor.
Dersim 38 üzerine yazdığı ikinci romanı da yakınlarda piyasaya çıkanHaydar Karataş romanlarını, Dersim'in dününü ve bugününü anlattı. “Dersimli derdini toprağa anlatır” dediği söyleşisinde Abidin Çelik ile Zürih’te konuştu.
İstanbul’da bir sergi… ABD işgalinden sonra ikiye bölünmüş bir ülkenin güneyinde kalan kısmından; Güney Kore’li sanatçıların sergisi. Serginin adı kuzey tarafını yok sayarak Kore ismini sadece Güney Kore’ye layık gören bir zihniyetin ürünü. Bu sergiyi ve bölünmüş ülkeyi Koray Karaermiş anlattı.
Munch’un ünlü Çığlık tablosunu odak alan bir çalışmada ressamın yapıtları ve döneminin incelendiği yazı ise Yonca Saka’ya ait.
Hollywood’un unutulmaz süper kahramanları ne yapıyor… Bazen aynı filmde toplanan bazen yeni versiyonları çekilen filmlerde bu süper kahramanlar ne anlatmaya çalışıyor?Çağdaş Günerbüyük merak edip hepsini izledi ve yazdı.
Azerbaycan’da Kafkas dağlarının güney eteklerinde bir yer: Gobustan. Burada yapılan mezar evleri kazılarından çıkarılan mezolitik, neolitik ve tunç çağı kalıntılarını görüntüleyen Ersin Alok’un fotoğraflarının esinlendirdiği öyküler Sennur Sezer’in kaleminden. Destan tadındaki öyküler Yer Ana ve Gök Ata’nın çocuklarının geçmişten bugüne olan serüvenini anlatıyor.
Charles Dickens 19. yüzyılın en önemli yazarlarından. Kendilerini tekrar tekrar okutturan, bazıları defalarca sinemaya aktarılan romanlarını Tahir Şilkan yazdı.
Hükümet yaz başında kürtaj yasağını gündeme getirerek kadınları hareketlendirdi. Meclis’in açılmasıyla gündeme yeniden gelecek bu konu. Peki Osmanlı’dan bu yana kürtaj politikaları nasıl işledi. Sevda Karaca Tuba Demirci ile yaptığı söyleşide bu soruya yanıt aradı.
Yıllardır şiir yazan ama ilk kitabını yakınlarda çıkaran Sezai Sarıoğlu “Şiirin hayatı devrime dahil” dediği söyleşisini Işıl Su Kıyak ile yaptı.
Mehmet Yalçın Cenk Gündoğdunun Issız adlı şiir kitabını, Şaban Akbaba da İskender Pala’nın “Od”unu yazdı bu sayıda.
Dergide ayrıca Emek Çalışmaları Üzerine Notlar bölümündeFatma Ülkü Selçuk’un “Örgütsüzlerin Örgütlenmesi: Enformal Sektörde İşçi Örgütleri” adlı kitabı tanıtılıyor.Hayri K. Yetik’in seçtiği kitap ise Erdoğan Aydın’ın Osmanlı’nın Son Savaşı adlı yapıtı. Yazının başlığı ise İhtiras ve İflas.
Ercüment Akdeniz de, metropoldeki bir Kürt ayakkabı boyacısının duygularını kaleme aldığı, Haci abey başlıklı öyküsel anlatısında siyasal gelişmelerin sade bir emekçinin içinde yarattığı fırtınalara mercek tutuyor.

Eylül şairleri: Oğuz Özdem, Mustafa Atapay, Cengiz Bektaş, Engin Özmen, Gökhan Arslan, Serdar Koçak, Rabia deveci.
Öykücüleri: Hasan Kıyafet, Muharrem Demirdiş.




Eklenmiş Resmin önizlemesi
Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  E.K Eylul kapak.jpg
Görüntüleme: 675
Büyüklüğü:  82,8 KB (Kilobyte)  
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 02-10-2012, 22:07
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart


EKİM SAYISI ÇIKTI



DOSYA:

ÇÖZÜLEN TEYEL, KAMPLAŞAN ÜLKE

Alevi evlerinin duvarlarını işaretleyen, savaşın bedelini Kürt inşaat işçilerine ödetmeye çalışan; her an lince hazır bir kitle var. Bir kesimi diğerine karşı teyakkuzda tutan iklim giderek ısınıyor. Düğmeye basılmış gibi hemen uyanıveren nefretin toplumsal ve tarihsel kökleri nerelere uzanıyor?

Yücel Demirer, Yusuf Karataş, Hakan Akçura, Ahmet Tulgar.


“Gönül Dağının delisi”ydi o. İktidara ve muktedire meyli olmayan, sadece bozkırın sesi olmayı fazilet bilen Neşet Ertaş “yalan dünya”dan göçtü. Gönül dağının tezenesini önce Aydın Çubukçu yazdı, sonra da Mahmut Temizyürek şiirsel yazısında “Neşet Ertaş Öldü mü?” diye sordu.
Kemal İnal bu sayıdan itibaren popüler kültürden seçtiği portrelere dair eleştiri notları yazıyor. İlk yazısı İhsan Aktay Anar ile ilgili.
Bir film yapıldı, Arap Dünyası ve Ortadoğu ayağa kalktı. Müslümanlarla alay eden “Müslümanların Masumiyeti” filminin Youtube’a düşmesinin ardından ortaya çıkan gerilimi ve gerilimin beslendiği iklimi “Filmin Masumiyeti” başlıklı yazısında Nuray Sancar kaleme aldı. Sennur Sezer Selahattin Giz’in objektifine takılan İstanbul’un masalını anlatıyor bu sayımızda. Her fotoğrafa bir masal…
Fatih Polat ise basında çıkan bir fotoğrafı okuyor. Havaalanında küçük bir kamyonet ve kamyonetin kasasında sarılı bir tabut, yanında kırmızı ve haki renkte iki çanta…Bir askerden arta kalan nesneler…Çözümsüzlüğe bırakılan Kürt sorununun temas ettiği bir hayat.
Geçtiğimiz yıl tasfiyeye karşı eylem halinde olan Şehir Tiyatroları oyuncuları için yeni bir sezon başlıyor. Sezon başlangıcından az önce tiyatro örgütleri Bursa’da bir çalıştay düzenlediler. Yücel Erten de o çalıştayda bir bildiri sundu. Erten’in bildirisi dergide.
Antropolog yazar Müge Tuzcuoğlu yedi ay yattığı Diyarbakır cezaevi’nden tahliye oldu. Tuzcuoğlu’nun mahkemeye sunduğu “savunma” da yer alıyor dergi sayfalarında.
Kıyamet öncesini anlatan distopya filmleri bize ne anlatır. Ortak özellikleri nelerdir? Çağdaş Günerbüyük beyaz perdedeki kıyamet filmlerini Evrensel kültür için izleyip yazdı.
“Çığlık”ın ressamı Monet’nin eserleri Türkiye’ye geliyor. Sergi öncesinde, izlenimci ressama dair izlenimlerini Yonca Saka yazdı bu sayıda.
İki İstanbul yazısı daha var dergide. Biri modernist mimarinin bir parçası olarak AKM üzerine yapılan sergiden yola çıkıyor, Koray Karaermiş’in kaleminden…Diğeri de Ali Öz’ün kentsel dönüşüm öncesinde Tarlabaşı’ndaki hayatı belgelemek için çektiği fotoğraflardan oluşan sergiden yola çıkılarak yapılan söyleşi. Söyleşi Sevda Aydın’dan.
Macaristan’da üç yıldır ilginç bir etkinlik yapılıyor. Bir şair şiir yazıyor, ressamlar o şiirin esinlendirdiği resimleri yapmak üzere kampa giriyorlar. Güney Özkılınç bu etkinliği anlatıyor.
İlke Gökdemir zorunlu göçle büyük kente gelen Türkçe bilmedikleri için de kamusal hayatın dışında kalan kadınlarla ilgili bir çalışma yapıyor ve bu sayıda çalışmasının bir bölümünü Evrensel kültür okurlarıyla paylaşıyor: Kamusal Alanda Dilsiz Kalmak…
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı bünyesinde Osmanlı Dönemi Müziği Uygulama ve Araştırma Merkezi kuruldu. Merkezin yöneticisi Gönül Paçacı ile Mutlu Dursun, Osmanlı müziği ve müzikteki değişim konulu bir söyleşi yaptı.
Dergide yer alan diğer yazılar ise şöyle Anne Frank’ın Hatıra Defteri’nin Güncelliği (Tülin Tankut), Uzak Diyarların Kardelenleri (Zehra İpşiroğlu), ABD seçimlerine dair izlenimler (Murat Keyder), Ağlar Arasında Kızıl Bir Balıktı yüreği: Pedro Garfias (Hilal Ünlü), Emek Çalışmaları Üzerine Notlar köşesinde ise Tekel Eyleminden Kenar Notları kitabının değerlendirmesiyle Denizcan Kutlu...

Ekim Şairleri: Hakan Cem, Rahmi Emeç, Fuad Alkın, Zekiye Yüksel, Oktay Emre,

Eklenmiş Resmin önizlemesi
Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  evrensel ekim 12.jpg
Görüntüleme: 675
Büyüklüğü:  12,7 KB (Kilobyte)  
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 25-10-2012, 12:32
dem dem isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jan 2003
Mesajlar: 1.570
Standart

Kurum güvenliği için tehlikeli dergiler!

Kocaeli Açık Ceza İnfaz Kurumu Evrensel Kültür, Özgürlük Dünyası ve Tiroj dergilerini cezaevine almadı. Dergilerin cezaevine alınmamasının gerekçesi ise kurumunun güvenliğini tehlikeye düşüreceği iddiası.




Kocaeli Açık Ceza İnfaz Kurumunda kalan Gürsel Şenşafak’a gönderilen Evrensel Kültür, Özgürlük Dünyası ve Tiroj dergileri için toplanan Cezaevi Eğitim Kurulu ilginç kararlara imza attı. Eğitim kurulu dergileri inceledikten sonra Tiroj ve Özgürlük Dünyası dergilerinin kurumun güvenliğini tehlikeye düşüreceği kararını alarak Şenşafak’a kararı şöyle iletti; “Tiroj ve Özgürlük Dünyası dergilerinin yasaklı yayınlar içinde olmadığı; olduğu ve mahkemelerce yasaklanmamış olduğu halde, içerisindeki cümlelerin kişileri etnik ayrımcılığa yönlendiren, birlik beraberlik bağlarını zedeleyen, ayrımcılığı körükleyici içerikte olması; toplu yaşam yeri olan kurumumuzun güvenliğini tehlikeye düşüreceği kanaatine varılmış olduğundan söz konusu dergilerin ilgiliye verilmemesine ve kendisine tebliğe.”


Gönderilen dergilerden Evrensel Kültür dergisi ile ilgili karar ise oldukça ilginç. Kurul hiçbir toplatma ve yasaklama kararı olmadığı halde “Evrensel Kültür dergisinin 2012 Temmuz sayısının yasaklı yayınlar listesinde bulunduğu için adı geçen hükümlüye verilmemesine” şeklinde karar aldı.GEREKÇE MİZAH KONUSU
Nuray Sancar (Evrensel Kültür Yazı İşleri Müdürü):

Cezaevi müdürlüğünün keyfi bir karar alarak dergileri kurum güvenliği için tehlikeli görmesi bir mizah konusu.

Dergilerin içerisindeki cümlelerin kişileri etnik ayrımcılığa sürükleyeceği, kurum güvenliğini tehlikeye atacağı yazılmış. Cümleler bir kurumun güvenliğini nasıl tehlikeye düşürebilir?

Üstelik cezaevi yönetimi doğruyu söylemiyor, Evrensel Kültür dergisinin Temmuz sayısı için hiçbir dava açılmadı, Hiçbir hukuki sorunla karşılaşmadı; dolayısıyla böyle bir uygulamanın dergimize keyfi olarak bir mim koymak anlamına geldiğini düşünüyorum.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 04:55


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum