Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > KİTAPLAR - DERGİLER - KİŞİSEL SİTELER > Kitap İnceleme ve Tanıtımı

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 21-02-2013, 20:07
ritsos ritsos isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2008
Nerden: İzmir
Mesajlar: 17
Standart ŞAİR/YAZAR HAYRİ YETİK KAR SUYU ROMANI HAKKINDA YAZDI

Hangi dağın hangi karın suyu



İletişim ve bildirişim teknolojilerinin hızı incelikli medya oyunlarıyla bellek silmek ve bellek tazelemek üzere yakın tarihin gerçeklerini unutturmakla kalmıyor, çarpıtıyor da. Hem de en masumane pozlarda. 28 Şubat’tan, Balyoz ve KCK soruşturmasına, faili meçhul terör eylemlerine dek beyin kontrol stratejilerinin incelikli kullanımları verimli biçimde işler hâlde. Özne görünen gazeteciler ve haberler de araçsallaştırılmış durumda.

Bilindiği gibi edebiyat da buna alet olabilir; ama, adaletten yana misyon yüklenmişleri de bir yana yazınsallıktan başka amaç gütmeyenleri bile çoğunlukla olumsuzlamanın olumsuzlaması yöntemiyle perde arkasını, yani işin aslını astarını görünür kılabilir. Geçip giden zamandan seçtiklerini kanıtlara büründürür çünkü, tarihin yumuşak kanıtlarına. Gerçekten gerçekliğine dek fantastik de olsa ölçüyü gözettiği, dengeleyebildiği oranda, yazınsal etkisini de kurgulamış olabilir.
Hüseyin Bul’un Kar Suyu romanı tam da böyle bir araya pencere oluyor. Hızlı değişimin savrulan kar gibi yalnızca gerçeği değil, belleğimizdeki imgesinin de üstünü kapladığını, gerçekliğimizi belirlediğini, belleğimize böylece yer ettiğini; ama, ona bakmamızı onu görmemizi, anımsamamızı gözetmekten çok, onun silikleştiğinin farkındalığını diri tutmayı amaçlıyor.

Belleklerimizdeki izleri henüz taze olduğu için romanın silah aramaları, gömülmüş cephaneliklere ilişkin kesitleri adını vermediği halde Ergenekon soruşturmalarını akla getirecektir; ama yazar kimi adlar ve olaylarla çağrışımını yaratsa da doğrudan bir yansıtmaya, somut bir göstergeye yer vermekten, özdeşleştirmeden özenle kaçınıyor. Tarih olmak yerine, gerçeğin gerçeğine sadık kalarak kendi işini yapmayı, olması gerektiği gibi ironisi de merak unsuru da yerli yerinde roman kalmayı yeğliyor.
Sözgelimi soruşturanın, kovuşturanın sorgulandığı yanıyla yaşadığımız günleri not düşüyor. Soruşturmayı yürüten görevine sadık polis Ayhan, sorguya aldığı şüphelilerin daha ilkinin hem alayına, küçümsemesine maruz kalıyor. Çocukları Buse ve Çağrı’nın güvenlikleri sorgunun ortasına bir kart olarak konuyor. Polis Ayhan yine de bozuntuya vermiyor, Veli Ok’un izini vatan aşkıyla görevcil bir sorumlulukla yürütüyor. Her ad, her soruşturmayla çözüleceğine düğüm biraz daha sarpa sarıyor; derken içinden çıkılmaz bir hâl alıyor. Öte yanda aile ilişkileri sıkıştırıyor, tehdit ediliyor sorguladıklarınca genç polisimiz, bunalıyor ve heyecanı sönüyor, umudu azalıyor.

Vatanın da vatanseverliğin de sahibi olmadığını, bir icat ve yanılsama olduğunu, bu kurmacanın kökünün dışarıda bulunduğunu anlıyor ya da yazar böyle olduğunu bilmemizi istiyor olmalı ki Ayhan’ın bu kurmacadaki serüveni ailesine dönüşle, aile sorunlarına gömülmekle sonuçlanıyor. Türkiye’ye özgü birçok soruşturmada olduğu gibi… Anlıyoruz ki romanın sonunda okur olarak bizler, soruşturmaya alınan Veli Ok’un bir hayalet gibi hem var hem yok biri oluşu, soruşturmaya alınanların genç polisi hafife alan tavırları boşuna değilmiş; onu göreve atayan da görevden alacak olan da onlarmış. O büyük anlatının kahramanları arkasındaki emperyal güçler.

Haberin ve tarihin yapamadığını, ancak sanatın ve romanın yapabileceğini olayların altındaki gerçeği gören, gösteren becerisiyle roman, adından da anlaşılacağı gibi gördüklerimizin kar suyu olduğunu, ama hangi dağın, hangi coğrafyanın karının suyu olduğunu bilemeyeceğimizi sezdirmek istiyor. Kıssadan hisse şu dersi çıkarmak da mümkün: Yazılı ve görsel basında onca zaman arz-ı endam etmiş anlatı kahramanları da hangi dağın hangi karın suyu olduklarını bilemiyor.
Bugünden geleceğe bir tanıklık Kar Suyu, dozu iyi ayarlanmış bir politik polisiye. Ayrıntılarından, abartılarından, öznelliklerden arındırılmış, görüngüsellikle işin hakikatine bir gönderme konmuş ortaya. Dolayısıyla göründüğü gibi yüzünden de okunsa ironisinin tadına varmak olanaklı. Onun hazzı kadar da henüz güncelliğini koruyan yakın tarihin bildik olaylarını bir de Hüseyin Bul’un gözüyle okuyan, siyasetçisinden gazetecisine polisinden öğrencisine herkes için farkındalık sağlayabilir.
__________________
Yoruldum içimdeki çocuğu azarlamaktan..
&nbsp
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 22:08


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum