Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Şiir Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #141  
Alt 31-08-2012, 19:59
sibel eylul sibel eylul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 473
Standart

kapatma kapıyı aralık kalsın
düş yorgunu beyaz eve yolu
ıv. Bölüm
‘ adını bilmiyorsan sen de erik de o halde ‘
soğanın en kaba yerinden en iç planlarına doğru ilk basamakta geride bırakılanların portrede yayvan ve yatık olur imzaları.
----
. C
‘dokunma ellerinin rengi değişmiş lekeli kara olmuş onlar korkuyorum ellerinden‘
‘korkma onlar sadece çok renkli’
buruşuk derisi incelmiş neredeyse gri kalın damarları ve kemikleri dışarı fırlamış arzuları ve duyguları hüzünlü bir şarkı söyler gibi ellerinin incecik ritmik sarsılmalarıyla küçük kızın uzun bakır tonundaki saçlarından kulak arkasına ve pürüzsüz bembeyaz yanaklarına parmak uçlarıyla papuçları parçalanmış ayakları yaralanmış ve buna aldırış etmeyen tutkulu bir dansçının her yöne dağılan tüy hafifliğindeki dönüşleri gibi gezinerek dokundu. Bu kurumuş elleri gören küçük kız irkildi ve kaşları çatılmış dudakları büzülmüş somurtkan bir yüz ifadesiyle ‘dokunma’ diyerek geri çekildi.
gülümseyerek ellerimi usulca çektim senden
küçük kızların annelerinin bahçelerinde yedi adet aynı ağaçtan olur belli belirsiz zor algınan havanın depresyona girmesiyle çiçek açtıklarında onlar da doğar. ve küçük kızlar o ağaçların meyvelerini o kadar çok severler ki tanıdık tanımadık biri bir yaprağına zarar vermeye kalksa baharın tüm yorgunluğuna rağmen borozanlarıyla etrafa korkunç bir uğultu yayar savaş ilan ederler onlara.
farkındalığın karşısında azıcık yıpranmış olsam karşında çözünürdüm inan.
birgün bahçenin sağ tarafında bulunan ahenkle uzamaya ve genişlemeye başlamış olan ağacın altı inşaat alanına çevrilmiş ve traktörler durmadan kum yığarak kocaman bir dağ yapmışlardı. böylelikle kız çocukları ağacın en ince dallarına minicik elleriyle ulaşıp sevdikleri meyvelerinden bir başkasının avuçlarından sunulmadan doyasıya yiyebileceklerdi . her gün belli aralıklarla o kumdan dağın tepesine tırmanırlar meyvelerini yerler sonra da kahkalarla zirveden yuvarlanarak ağrısız sızısız kendilerini aşağıya bırakırlardı.
öylesine birleştirdim ki seni ne bir adım arkaya ne bir adım öne sığmıyorsun gebe kaldın içimde
küçük kız çocukları kumun tepesinde güneş onların tepesinde gözleri bir açık bir kapalı öyle hızlı öyle yavaş ne açık ne kapalı ahenkle şarkı söyleyen ağacın dalları gövdesi küçücük kara böceklerle kaplı küçük kız çocuklarının çığlıkları öyle kızgın öyle akışkan uzun uzun akıp yaktı kumları.
gözümü senden çevirdiğimde yücelere sürüklenen köleler gibi öylesine yoksunum söyle bundan böyle ne verebilirsin bana
uzun bakır saçlı küçük kız çocuğu o vahşi canavarlar emerlerken ağacın kanını karşısında günlerce kendinden geçerek ağladı. bir sabah havanın ağır nemiyle dayanamayıp koştu gözleri bir açık bir kapalı öyle hızlı öyle yavaş bir ince bir keskin birlikte ne açık ne kapalı minicik elleriyle defalarca vurdu vurdu vurdu duruldu. elleri kapkara kanrevan içinde tıpkı ağacın gövdesi ince dalları gibi suskunluk içinde senden ayrı değilim. boyun eğerek arınan diğer çocukları ne zaman birbirlerine aksa o onlarla oyunlar oynar eğlenir sonra da başlarını kuma gömerdi ne zaman ki ağaca zehir püskürtürler ne zaman ki dallarını birer birer keserek aşağı indirirler o da gömdüğü başları kumdan çıkarır hortumla soğuk sular püskürtür arındırırdı onlar arındıkça o yıkılır yıkılır kıvranır kıvranır unuturdu o ğacı o bahçeyi herkesi her şeyi ve ayaklanırdı yeniden.
kimdir beni ardımdan kovalayan ve önüme geçip koşan kimdir kendi kendini dölleyen
kimdir unutulan sessizliği içimde kaynatıp uyandıran
kimdir var eden sevdiğindenkendinden vazgeçip meyvesini bir daha yiyemeyeceğini bildiği o ağacın özüne gömen
uzun bakır saçlı küçük kız nereye vardığı belli olmayan aynı dört yoldan koşarak bir ağacın gölgesinde oturan kurumuş ellere yaklaştı ve bembeyaz minicik elleriyle bir limon uzattı gölgesinde oturduğu ağacı işaret ederek ‘ bu ağacın ne ağacı olduğunu biliyor musun ‘ diye sordu.
‘hayır hatırlayamıyorum bilmiyorum’
gülümseyerek kurumuş elleri tutup yanaklarına doğru çekti
‘adını bilmiyorsan erik ağacı de o halde’
aynı renkler üst üste gelince yok ederlermiş birbirlerini


ruĝa sibeleylül
__________________
x
Alıntı ile Cevapla
  #142  
Alt 04-09-2012, 00:26
c.edip soykan c.edip soykan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: Kırşehir
Mesajlar: 121
c.edip soykan - MSN üzeri Mesaj gönder c.edip soykan - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart

güzel bir hikaye
__________________
yıktım devletimi isyansız;
bütün iktidarlar hükümsüzdür içimde
/çığlığı deniz kokan bozkır martısı
Alıntı ile Cevapla
  #143  
Alt 04-09-2012, 00:28
c.edip soykan c.edip soykan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: Kırşehir
Mesajlar: 121
c.edip soykan - MSN üzeri Mesaj gönder c.edip soykan - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart

aşkın gizi .... yeni hali daha güzel olmuş fazlalıklar atılmış
__________________
yıktım devletimi isyansız;
bütün iktidarlar hükümsüzdür içimde
/çığlığı deniz kokan bozkır martısı
Alıntı ile Cevapla
  #144  
Alt 07-09-2012, 10:35
sibel eylul sibel eylul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 473
Standart

teşekkür ederim sevgili Edip
__________________
x
Alıntı ile Cevapla
  #145  
Alt 28-01-2013, 10:11
sibel eylul sibel eylul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 473
Standart

sevgili Atam
gülümse
__________________
x

Konu sibel eylul tarafından (12-03-2013 Saat 16:44 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #146  
Alt 12-02-2013, 04:25
sibel eylul sibel eylul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 473
Standart

Barbarian

Long after the days and the seasons, and people and countries.
The banner of raw meat against the silk of seas and arctic flowers;
(they do not exist). Recovered from the old fanfares of heroism,--
which still attack the heart and head,-- far from the old assassins.
-- Oh! the banner of raw meat against the silk of seas and arctic flowers;
(they do not exist).-- Bliss! Live embers raining in gusts of frost.--
Bliss!-- fires in the rain of the wind of diamonds
flung out by the earth's heart eternally carbonized for us.
-- O world! (Far from the old retreats and the old flames, still heard, still felt.)
Fire and foam. Magic, veering of chasms and clash of icicles against the stars.
O bliss, O world, O music! And forms, sweat, eyes
and long hair floating there. And white tears boiling,--
O bliss!-- and the feminine voice reaching to the bottom of volcanoes
and grottos of the arctic seas. The banner...



Arthur Rimbaud
__________________
x

Konu sibel eylul tarafından (12-02-2013 Saat 06:38 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #147  
Alt 12-02-2013, 04:36
sibel eylul sibel eylul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 473
Standart

''Ey imece ile başsız gömülecek derviş Sen kendin o zamandan değilsin Ya bu hikayeyi nereden bilirsin? Ey ustalıkla taşaronluğu birbirine karıştıran ve Yaşayan okur! Sen yabancı değilsin bense bir fakir derviş.''
__________________
x

Konu sibel eylul tarafından (21-03-2013 Saat 06:50 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #148  
Alt 12-02-2013, 04:39
sibel eylul sibel eylul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 473
Standart

''Milleti aldatmayacağız! Millete, daima ve daima gerçeği söyleyeceğiz. Belki hata ederiz, yanlış şeyleri gerçek zannederiz. Fakat millet onu düzeltsin.''
__________________
x

Konu sibel eylul tarafından (12-03-2013 Saat 17:16 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #149  
Alt 12-02-2013, 07:12
sibel eylul sibel eylul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 473
Standart

''Sizde ölüm var mıdır?''
__________________
x

Konu sibel eylul tarafından (21-03-2013 Saat 06:52 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #150  
Alt 12-02-2013, 08:48
sibel eylul sibel eylul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 473
Standart

''Hafız! Sence çocuklar Çiçeklerin koynunda uyumalıydı değil mi!''
__________________
x

Konu sibel eylul tarafından (21-03-2013 Saat 06:52 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 17:27


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum