Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Mektup Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #11  
Alt 27-09-2008, 16:45
ahker ahker isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 90
Standart

Böylesi şiir tadında mektupları Cemal Süreya'dan okurduk. Ne sarsıcıdır, sevgili karısı Elif'e yazdığı o13 günün mektupları, hatırlarsınız ya!

Sizinkilerin de onlardan aşağı kalır yanı yok ama! Diliniz tertemiz, kaynak sularının dibindeki çakıltaşları gibi, pırıl pırıl. Söyleminiz, biçemiyle ve içeriğiyle etkileyici. İrdeleyici ve düşündürücü aynı zamanda. Daha ne olsun!Edited by: ahker
__________________
\"Ayakta ölmek, diz üstü yaşamaktan iyidir.\"
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 24-10-2008, 21:08
sunniteneffus sunniteneffus isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 43
Standart



Teşekkür ederim.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 24-10-2008, 23:05
san_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.130
Standart








ben bu mektuupları gizli bir merakla okur, kaybolurum içinde...
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 25-10-2008, 21:24
sunniteneffus sunniteneffus isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 43
Standart

Salıncak deyip, intihara teşebbüsten söz ederken önceleri, balıkları unuttuğum aklıma gelmemişti, en az ellerin kadar. Bir kibrit çöpü olup, kendimi ayrılığın cephaneliğine attığım anlarda, tüm balıklar Marmara'ya ihanet edip patlamanın etkisiyle karanlık sulara çekildi. Meleklerin kanatlarında iz eden bu terk edişi temizleyecek sevaplar işlemeye çalıştım şehrin terkedilmiş köprülerinde. Boş otel odalarında, balıkların bom boş hafızasında.Olmadı, işe yaramadı ayrılık meleğinin lehime olan konuşmaları.

...

Yok!

Bizi aklayacak özne henüz taşınmadı bu şehre. Onlar, gizlenmiş halde avını beklerken, onlara umutsuz kabilelerin birinde rastlayabiliriz. Belki biraz karanfil ikram ederler biraz da hüzün. Ayrılıktan bahsedip, ayrılığın hangi yönde olduğunu bilmeyen bana belki rehber olur içlerinden biri.


İçimi boşalt, çocuk kahkahaları doldur. Yarım cümleler yürürlüğe girdiğinden beri, -ki bu çok korkunç bir devre denk gelir -mutsuz çocuklar, balıklar gözlerini açtı dünyaya, sulara. İşte özneler bu bağlamda; bizden vazgeçerseniz hep sakat, hep defolu kalacaksınız der gibi güzelliklerini gösterir bize sevgili şapşalım. Çünkü özneler çok tanrılı olur ve iltihaplı ayrılıklara taparlar.

...

Kibrit çöpünün intiharı cephanelik merkezli olup, arkalarında çok korkunç öyküler bırakabilirler.Çocuklar, şehrin dışında çok güzel uçurumların varlığından söz etti bugün. Oyuncaklarını al gel. Ayrılığa kurban edelim mutsuz tüm çocukları! Ve balıklarına kavuşsun bu bahtsız anakara.


Ah!

S e v g i l i m, ş a p ş a l ı m..

Bugün Çarşamba. Bildiğin Çarşamba!
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 28-10-2008, 20:17
sunniteneffus sunniteneffus isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 43
Standart

İçinde koşuşturan bir çocuğun varlığından sözederdin ya hep, şimdi o kız cocuğu büyümüş, serpilmiş olmalı; intihar yaşı gelmiş.. Ayıp değil, inan hiç ayıp birşey değil gezegenlere bir can borçlu olmak. Saçların karanlığa doğru uzuyor acının çekim gücü karşısında. Ve ben,ne yapsak boş gibi bir cümleyi Marmara'nın tuzuyla yıkıyorum. Daha lezzetli olsun, daha da acıtsın diye. Çok nefis ayrılıklarla sarıp sarmalıyoruz içinde endişe ve öğrenilmemesi gerek bir geçmiş olan zamanı. Sonra oturup, sessizce masallar okuyoruz içindeki kız çocuğuna. Ve inatla devam ediyoruz benim masal yaşım geçti, artık acı ne demekmiş biliyorum deyip bir damarı, bir ömrü yüzümüze kapatmış olsa da.

Ah zaman.. Yel değirmenleriyle savaşmak bizim neyimize? Görmüyor musun; yaşanılmamış anlar sel olup akıyor o yüzsüz o engebeli sokağında.Ve bugün kor gibi yakan bir Cuma.

Saçların vardı; kısa, kısacık. Benim bu kısa ömrüme doğru uzayan. İçindeki çocuğa söyle artık ölebilir. Artık ince bir bağırsakla asabilir kendini hatıralarıma.
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 04-12-2009, 15:08
sunniteneffus sunniteneffus isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 43
Standart

Atlıkarınca'nın Düşten Nalı

Gökyüzünde bir terminal kalabalığı... Kuşlar vardı gitmesin diye sımsıkı mor bulutlara sarılan; kuşlar.

Biz gidiyorduk ve yine kimse gelmiyordu bizi uğurlamaya. Ah elimizde şezlonglar, gurbet efkârında çatlamış tenimize bir vahiy gibi inen kremler; nasılda beklemiştik gelecek diye güneşi. Hatta buz gibi dudaklarımızla bir öpücük bile fırlatmayı düşünüyorduk öylesine. O an utanacaktı. O an utancından kıpkırmızı kesilip bizi daha çok yakacaktı. Biz; “oh cehennemimize kavuştuk” diye çılgınca sevişecek, kremaya bulanacaktık. Son bulacaktı mevsimsiz düşler, tüm kuş intiharları. Ama biz sadece gidiyorduk.

Her şey "bir dakikanızı alacağım canım" şeklinde cereyan ediyordu. Kimse kalmaya gelmiyordu. Ve güneşin ve ayın ve tüm yıldızların misafirliği "bir arkadaşa bakıp çıkacağım" havasındaydı. Oysa bu gece misafirimiz olacaklar diye nasılda seviniyorduk. Tüm yemekleri tek başına yiyebilirsin artık. Parasını peşin verip, peşin-peşin acı çekip ve ben peşin-peşin rakıyı alıp 13 numaralı odaya çıkıyorum. Kimseye söylemeyin. Hiçbir padişahın fermanında "duyduk duymadık demeyin" diye geçmesin adım. Düşmesin peşime polis. Ve n'olur söylemesinler bunu hiçbir yüzyıla, senden sonraki hiçbir Ameli'ye.

” Sabaha kadar çılgınlar gibi içeceğiz birbirimizi. Sabaha kadar diyorum neden anlamıyorsunuz! Ah sabaha kadar…
Bu ne korkunç bir muamele! “


Şimdi tenezzülden kalkmış ve hiç bir ilgili bakanlığın yol belgesi vermediği otobüs koleksiyonlarım var. Onlara yıllar arasında nasıl illegal seyahat yapılacağını öğrettim. Her gece korkunç intiharlara sürüyorum onları. Bazen annemin benden hamileyken neler çektiğini görmeye sürüyorum kalabalık hayali yolcularımı. Bazen de her yani ötenazi odalarıyla çevrilmiş bir hastanenin kendi inşa günlerine ait gördüğü, uzun pantolonlu kısa film düşlerine... Anlayacağın çok mukaddesiz bu gece. Özlemden maden çıkaracak kadar hem de.

Evet bir özlem koleksiyonum da var. Herkesi özlüyorum bu ara; ilk kız arkadaşımı, onun tutamadığım o ellerini, Şubat'ı, uçurtmaları, okulumu, yeni ayakkabı aldığım günleri, kalemi, o şehri falan filan ve vesaire. Ama en çokta seni. En çok seni biriktiriyorum ben tek gözeli tenimde. Yakında senden bir Kız Kulesi yapmayı düşünüyorum. Onu açık arttırmada sattıktan sonra kazanacağım parayla daha çok rakı içip daha çok düş alıp, bu sefer senden bir Eyfel Kulesi yapmak istiyorum. Şimdi uzaksın. Şimdi yatağımda Afrodit gibi bir Bahar... Seviştikten sonra yine içeceğim, sonra yine... Senden mülteciliğimi kabul edecek yeni bir gezegen yapana kadar içeceğim, anlayacağın.


"Kanun nezdinde yeri yok bu özlemin, öğretmenim"

Çok mu maddeciyiz?

Oysa hiçbir fıkranın gücü yetmiyordu bir madde olabilmeye. Bir madde olabilecek kadar kalmıyorlardı hiç kimse. Apar topar bir acelelik hissinin etine sığınarak gidiyorlardı. Evet, biz de gidiyorduk. O halde biz özlem temalı bir sempozyumda okunan kanuna ait hangi maddenin kaçıncı fıkrasıydık?

Yolcularım sabırsız bu gece Ameli ve korkaklar. Çatlamış bir çift dudağın suyla buluşması gibiydi öpmelerin. Bir bilsen şimdi nasılda beynimde mayışıyor o hatıralar

Ah Ameli'm...
Ah güzelim:


Aşklar...
Aşklar...



Necmettin TOPÇU
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 23:35


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum