Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Öykü Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28-09-2008, 16:21
unedem unedem isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 305
Standart


Bir Dolmuş Hikayesi

Boşuna değildi gözlerinin dikiz aynasıyla buluşması... Arkadaki dolmuşu rahatlıkla görebiliyordu böylece. Dolmuşun arkasında olması ve görebilmesi iyiydi ama yine de kaygılıydı.
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" /><O:P></O:P>
Ama yağma yoktu öyle. Ondan önce çıkmıştı Karşıyaka***8217;dan... Var mıydı öyle kolayına geçmek. Nasıl açıklardı arkadaşlarına, daha da ötesi kendine***8230; Yazmazdı onun kitabında geçilmek.
<O:P></O:P>
***8220;Köşede!***8221; sesiyle irkildi birden. Tüyleri diken diken oldu. Ne kadar da anlayışsız insanlar vardı şu dünyada. Halden anlamıyorlardı. Çaresiz arabayı durdurdu. Yolcuyu indirirken gözleri halen dikiz aynasındaydı. Dikiz aynasından gördüğü dolmuş yanında belirdi. Sonra da geçerek hızla uzaklaştı. Şoför giden dolmuşun arkasından bakakaldı. Gözlerini ayıramıyordu giden dolmuştan.
<O:P></O:P>
Yolcu iner inmez kapıyı bile kapamadan yüklendi gaza. Yolcular sarsıldı sırtlar vurdu koltuklara***8230; Homurdanmalar oldu ama o aldırmadı bile. Mutlaka onu geçecekti. Bu inançla biraz daha bastı gaza.
<O:P></O:P>
Kendisini geçen dolmuşu yakaladı diğer durakta. Keyifle korna basarak geçti yanından. Gururla baktı aynadan. Böyle zamanlarda aynaya bakmak büyük bir keyif veriyordu. Şimdi dolmuşu rahatlıkla görebiliyordu. Tabi sevgili yolcularını da***8230;
<O:P></O:P>
İnen yoktu henüz. Bir aksilik olmazsa iş tamamdı. Ama o da ne?!... Bir kıpırtı var galiba. Şu arka koltuktaki adam ?***8230; Bakışları hiçte normal değil. Koltukta oturuşu da rahat değil. Belli ki oyunu bozacak.
***8220;Müsait bir yerde !***8221;
Hay senin müsait yerini***8230; Sağa yanaşıp durdu. Diğer dolmuş bir kez daha geçip gitti yanından.
<O:P></O:P>
Yolcu indi bastı gaza. Yakaladı geçti. Durdu geride kaldı. Yinelendi bu döngü***8230; Bu döngüye bir deyim gerekiyor sanırım: ***8220;tabakhaneye bok yetiştirmek***8221; Olmadı galiba?.. O zaman biraz muğlaklaştıralım: Tabiri caizse...

Neyse bizimkinin ayağı gaz pedalında lakin halen geride. Ama yol bu. Harekete dayanmıyor. İki durak sonra; son durak***8230; Neyse ki yolculardan ses çıkmıyor. Her halde hepsi son durakta inecekler. Tabi ya. Topu topu altı kişi. Bir gülümseme kondu kavruk yüzüne. Lakin uzun sürmedi bu hali. Biri köşede mi dedi? Yok canım ne köşesi. Köşe de bitmiyor ki. Her dönüş bir köşe***8230;
***8220;Şoför bey köşede inecek var!***8221;
Vay senin köşeni. Eh duracaktı kuşkusuz. Meslek ahlakı bunu gerektiriyordu. Ne ahlakı bal gibi zorunluluk işte. Köşede bastı frene. Yolcular bir öne bir geriye sallandı. Sallantı sırasında birazcık o bildik homurtu.
<O:P></O:P>
Yolculardan üç kişi ayakta. Biri çocuk... Birisi indi, diğeri çocuğu çekiştirmekte.
<O:P></O:P>
Buradan sonra yetişmek olanaksızdı artık. Geçilmişti işte. Olacak iş değildi. Öndeki dolmuş gözden yiterken; kara kaşlar çatıldı. Gözler bir kez daha dikiz aynasıyla buluştu. Ama bu buluşma diğerlerine benzemiyordu. Dilden dökülen sözcükler bunun kanıtıydı.
***8220;Zamanında kapıya yaklaşsanız ya be kardeşim!***8221;
<O:P></O:P>
Ayaktaki yolcu bir yandan çocuğu indirirken bir şey söylemeliydi artık değil mi?
***8220;Acelen ne? İniyoruz işte!***8221;
Acelen ne? Bakın siz şimdi şu söze... Acelen ne? Biz sabahtan beri neyin peşindeyizhamımefendinin haberi bile yok. Olacak iş mi?
<O:P></O:P>
Yenilginin, kaybetmenin verdiği hiddetle elini havaya kaldırıp hızla indirdi torpidoya:
***8220;Bırakmıyorsunuz ki adamı geçelim!***8221;
<O:P></O:P>
Yolcu inip kapıyı kapatınca gözleri bir kez daha umutsuzca yolu taradı. Ama faydasız... Görmek istediği görünmüyordu artık. Yenilgiyi kabullenmenin hafifliğiyle yavaşça gaza dokundu.


unedemEdited by: unedem
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 06-10-2008, 10:20
unedem unedem isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 305
Standart



Duygusuz Şeyler
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" /><O:P></O:P>
Otobüs duraktan henüz hareket etmişti ki; karşı apartmanın köşesinde bir yolcu çıktı. El sallayarak otobüse doğru koşuyordu. Şoför duraktan henüz ayrılmış olmasına rağmen durmakta tereddüt bile etmedi. Yolcu açılan kapıdan nefes nefese içeriye atıverdi kendini. Soluklanmasını beklemeden çantasındaki kartı çıkardı. Şoföre teşekkür ederken; elinde sıkıca tuttuğu kartı makineye yaklaştırdı. Ancak makineden yanıt alamadı.
<O:P></O:P>
Yolcu; acaba kartımın kontör durumu nasıldı diye geçirdi içinden. Daha iki gün önce yüklettiğini hatırladı. Her zaman maaşını aldığında ilk işi kontör işini halletmekti. Bugün de ayın on sekizi olduğuna göre***8230;
***8220;Ters çevirirseniz belki alır,***8221; dedi şoför.
***8220;Tamam, şoför bey, bir de öyle deneyeyim.***8221;
Şu makineleri de nereden çıkardılar. Ne güzel biletimizi kutuya atıyorduk. Biletimiz olmadığında da ***8220;fazla bileti olan var mı,***8221; diye soruyorduk. Bu da bir sorundu belki***8230; Ama, hiç değilse insanca ilişkiler kuruyorduk...
<O:P></O:P>
Ya bu makineler? Duygusuz şeyler işte***8230; Hele bir de ***8220;Bakiyeniz yetersiz***8221; demesi yok mu? İnsanı çileden çıkarıyor. Hani seste ses olsa***8230; Mekanik duygusuz tek düze bir ses. Sahi biraz duygu katamazlar mı bu sese? Teknoloji bu kadarına izin vermiyor mu? ***8220;Bakiyeniz yetersiz.***8221; Neler oluyor bize? Tümden makinelerin esiri mi oluyoruz? Matik, bilgisayar, internet bütün ilişkiler mekanik hal alıyor. Nerede kaldı insanca ilişkiler? Giderek birbirimize yabancılaşıyoruz. Sadece birbirimize mi? Kendimize de...
<O:P></O:P>
Yolcu sürekli deniyordu. Aşağı yukarı. Olmadı sağa sola, arkası önü. Olmuyor işte. Kart mı bozuldu ne?
<O:P></O:P>
Şoför yolcunun bu beceriksizliğine daha fazla dayanamadı.
***8220;Kartı bana verebilir misiniz lütfen, birde ben deneyeyim.***8221;
Birde o deneyecekmiş. Ukala şey. Sanki kendisi farklı tutacak. Ya da tuttuğumuz şey farklı bir şey***8230; Nasılda beceriksiz olduğumu düşünüyor. Dersin dünyanın tüm becerisi onun üzerine toplanmış.
<O:P></O:P>
Şoför kartı alıp şöyle bir evirip çevirdi. Sonra da kendinden emin bir halde makineye tuttu. Makinede tık yok. Nasıl olur? Onlarca kez yapmıştı bunu. Hepsinde de okutmuştu. Bu kez yanıt vermiyordu işte.
<O:P></O:P>
Bu makinelerinde hiç dostluğu yoktur. Yıllardır aynı mekândayız. Bak şu yaptığına. Öyle ya bir kez merhaba demedik birbirimize... Merhaba desen ne yazar. Tek kullandığı sözcük: ***8220;Ya tekrar deneyiniz ya da bakiyeniz yetersiz.***8221;
<O:P></O:P>
Kolayına vazgeçecek gibi değildi şoför. Eviriyor çeviriyor deniyordu. Ama olmuyordu işte***8230;
<O:P></O:P>
Otobüste yolcular bu oyunu izliyor. Hallerinden memnunlar. Lakin şoförün arkasındaki koltukta oturan yolcunun sabrı kalmamış olacak ki; bu oyuna müdahale etti. Oyuna katıldı da denilebilir.
***8220;Tuttuğunuz kart kent kart değil***8230;***8221;
Yolcuda şoförde hatta diğer yolcular da dikkat kesildi. Hadi canım adam dalga geçiyor olmalı. Kent kart değilmiş. Şoför karta dikkatlice baktı. Üzerindeki yazıyı mırıldandı:
***8220;Carrefour***8221;
Sonra içten bir lahavle çekti. Yolcular pür dikkat. Aslında burada gülme beklenirdi ama... Herhalde sabah sabah kimsenin gülmeye niyeti yoktu. Ya da olay espri olarak algılanmamıştı. İlk söz kartın sahibinde geldi. Biraz mahcup tabi:
***8220;Özür dilerim. Akşam çantayı değiştirmiştim. Kent kartı koymayı unutmuşum demek ki, tekrar özür dilerim.***8221;
Olaya müdahale eden genç adam yardımcı olmaya kararlı:
***8220;Benim kartı kullanabilirsiniz.***8221;
<O:P></O:P>
Yolcu Mahcup. Başka seçeneği de yoktur. Kendisine uzatılan kartı aldı. Makineye yaklaştırdı. Kart okundu. Kartı sahibine verirken otobüs hareket etmişti bile. Arka sıralarda boş bir koltuğa yöneldi.
***8220;Peki bundan sonraki otobüse nasıl bineceğim? Şimdi eve dönsem okula geç kalacağım,***8221; diye mırıldanarak boş bir koltuğa kendini bıraktı.






Edited by: unedem
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 06-10-2008, 11:32
Tayyibeatay Tayyibeatay isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Bolu
Mesajlar: 1.287
Standart

bazı yerlerde yazım hataları olmasına karşın, okumaktan keyf aldım...yol ve insan ilişkilerini abartıya kaçmadan,akıcı bir şekilde anlatmış yazar...çağın insana sunduğu verileri de katmış yazılarına...teknolojik gelişmelerin duyguyu körelten yapısına, gizli bir isyan da beslemiş içten içe...

yazar,şoförbiri miacaba, diye düşündüm, öyküleri okuyunca...yanılıyor olabilirim tabii...değilse bile,çok iyi bir gözlemci olduğu kesin...

kutluyorum saygılarımla...Edited by: Tayyibeatay
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 06-10-2008, 23:10
unedem unedem isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 305
Standart

Teşekkürler sevgili Tayyibeatay,
Zaman zaman bir kamyon şoförü olmanın keyif verici bir yanının olduğunu düşündüğüm oldu. Bu düşüncemin nedeni, topu topu ortalama30 metrekarelik bir mekanda görev yapıyor olmamdan kaynaklı sanıyorum. Şoförlüğümsesadece kendi arabamla sınırlı...
Saygılarımla...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 07-10-2008, 20:34
Erdogan Kul Erdogan Kul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 429
Standart

Başlıktaki "yada" sözcüğünün herhangi bir anlamı ya da işlevi yok. Galiba "ya da" bağlacı kullanılmak istenmiş. Gerisine bakamadım...</font>

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 08-10-2008, 22:32
unedem unedem isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 305
Standart


Başlıktaki "yada" görüneni bağlaç amacıyla kullanılmıştır. Belli ki bir yazım hatası var. Bu haliyle sözcük olamayacak kadar anlamsız duruyor değil mi ?.. Başlığa olan ilgin için teşekkür ederim sevgili Erdoğan Kul...
Saygılarımla...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 08-10-2008, 23:32
esra saygı esra saygı isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 914
esra saygı - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Unudem yazılarınızı okudum.Bizden ve içtedi her ikiside.Sanırım sizde benim gibi iyi bir gözlemciisiniz.Zaman zaman toplu taşıma araçlarına binip uzak bir semte giderim insanları mekanik sesleri,gaza basanları,hırs yapanları. seyre dalarım uzun yol yetmez bile bana..Gerçekten ilginç diyloglar,hareketler çıkıyor kimi gülümsetiyor,kimi düşündürüyor,kimi iseee şu meşhur söz söyletiyor ne olacak bu türkiye nin halii..
Yazmaya devam elinize sağlık...
Edited by: Esra Çallıoğlu
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 09-10-2008, 08:33
san_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.130
Standart



"insanlık halleri"nin çapı, öyle esnektir ki ve içi öyle çeşitli; yazdıkça yazmak gelir içinizden, susarsınız...Edited by: san_
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 14-10-2008, 22:39
unedem unedem isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 305
Standart

O Zaman Kızmıştı, Şimdi Gülümsüyor
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />
Kış yöreyi terk ederken toprak üzerindeki beyaz örtüyü henüz aralamıştı. Gün yüzünü gören toprak çamur halindeydi. Yörenin mezralarından Cevizoba ahalisi olağan günlerini yaşıyordu.
Bizim mini öykülememiz bu mezranın çocukları üzerinden gelişecek***8230;

Çocuklar çantalarını sırtlanmış mezranın bir hayli dışındaki okullarına gidiyorlardı. Zaman zaman çamurda zaman zaman kar üzerinde yol alıyorlardı. Okula ulaştıklarında; ayaklarında topladıkları çamur artıklarını dışarıda sıyırarak sınıfa giriyorlardı. Her ne kadar sıyırma işlemini titizlikle yapsalar da, biraz çamur parçasını içeriye bırakıyorlardı. Bu gelgitlerle sınıfın içi çamur deryasına dönüşmüştü. Bu haliyle ders yapmanın olanağı yoktu. Aslında ders yapılabilirdi***8230; Ne var ki bu durum eğitim ortamına yakışmıyordu. En iyisi çamuru temizlemekti. Hem bu zor bir işte değildi. Tutacaksın suyu çamura, çamur uslu uslu akıp gidecek***8230;hepsi o kadar. Gel gör ki, okulda su yoktu. Öyle ki yapıcılar, laf olsun çeşmesi bile yapmamışlardı okula...

Bir gün öğretmen ders bitiminde ayrılırken, ***8220;Çocuklar yarın sınıfı yıkayalım mı?***8221; diye sordu. Çocuklar hep bir ağızdan ***8220;Yıkayalım öğretmenim,***8221; dediler. Hep bir ağızdan dedimse o kadar da değil tabii***8230; Bazı ağızlardan da çocukların evrensel heyecan dili olan ***8220;oley!***8221; sesleri yükseldi.

Ertesi gün; çocuklar sınıf yıkayacakları bilincinden olsa gerek, çamurlu yoldan daha bir dikkatsiz yürüyorlardı. Bu dikkatsizliklerinin sonucunda öğrencinin biri çamura saplanıp kaldı. Çocuk ve arkadaşları iki tane minik ayağı çamurdan sökme çabasına giriştiler. Lakin çıkarmak ne mümkün***8230; Çamur sakız gibi***8230;

Arkalarından gelen öğretmen, ***8220;Ne bu halin Fatma, ***8220;diyerek çocuğa yaklaştı. Fatma ağlamaklı***8230;kara gözlerinden yaşlar ha döküldü ha dökülecek. ***8220;Öğretmenim ayaklarım çamurda kaldı, çıkaramıyorum.***8221; Öğretmen gülümseyerek, ***8220;Dur bakalım***8230;üzülme sen, hallederiz şimdi,***8221; diyerek çocuğu kucaklayıp kaldırdı. Kaldırdı kaldırmasına ya lastik ayakkabılar da çamurda kaldı. Çocuğu yolun kıyısında karlar üzerine bırakıp, ayakkabılarını çamurdan aldı, temizleyip çocuğa verdi.

Okula vardıklarında ayakkabılarındaki çamuru daha bir özensiz silerek sınıfa girdiler. Ne de olsa bugün sınıfı yıkayacaklardı. Daha içeri girer girmez erkenci öğrencilerden biri; tam bir çocuk sabırsızlığıyla, ***8220;Sınıfı yıkayacaktık öğretmenim***8221; dedi. Öğretmen, ***8220;biliyorum sınıfı yıkayacaktık. Peki ya kürek, süpürge getirdiniz mi?***8221; Sorunun hemen ardından iki süpürge bir de kürek orta yere kondu. Hep birlikte işe koyuldular.

Çocuklar dışarıdan içeriye kar atıyor, öğretmen de kar kümelerini sınıfa yayıyordu. Kar kısa sürede su halini alıyor, bu suyla da sınıfın çamurunu dışarıya akıtıyorlardı. Yerler tamamen çamurdan temizleninceye kadar sürdü bu hummalı çalışma***8230; Yerlerin temizlenmesinden sonra olmuşken camları da silelim kararıyla, camları silmeye başladılar.

Öğretmen camı silerken öğrencilerinden birisi seslendi: ***8220;Öğretmenim okula hırsız geldi!***8221; Öğretmen ilgisizce, ***8220;Ne hırsızı be yavrum, burada hırsızın işi ne?***8221; diyerek cam silme işine devam etti. Ama çocuk ısrarla söylemini yineledi: ***8220;Öğretmenim okula hırsız geldi!***8221; Öğretmen çocuğu kolay atlatamayacağını düşünerek,***8221;Nerede?***8221; diye sordu. Çocuk: ***8220;Müdür odasına bakıyor öğretmenim,***8221; dedi.

Öğretmen elindeki bezi masasına bırakıp dışarıya yöneldi. Çocuklarda hırsız görebilme heyecanıyla öğretmenin arkasından...

Hırsız, sınıfın hemen yanındaki müdür odasının önünde durmuş içerideki tezek yığınına bakıyordu. Tabi büyük ihtimalle ortalığa dağılmış odun parçalarını da görüyordu... Giyim kuşamına ve elindeki çantaya bakılırsa bu bir hırsız değil düpedüz bürokrattı... Bu eşleştirme uymadı aslında***8230; On altı hanelik bir mezrada bürokratın ne işi olabilirdi ki? Bu belli ki müfettişti.

Öğretmen, arkası dönük adama, ***8220;Hoş geldiniz***8221; diye ünledi. Adam hiçbir şey söylemeden geriye döndü. Ne anlama geldiği belirsiz bakışlarıyla, baştan aşağıya öğretmeni süzdü. Öğretmenin ardındaki kaygılı gözleri fark etmedi bile***8230; Sonra hiç seslenmeden sınıfa girdi. Sınıftaki çalışma ortamına aldırmadan ayağındaki çamuru ardında bırakarak öğretmenin masasına yöneldi. Masanın üzerindeki bezi bir kenara atıp yerine çantasını koydu. Sonra bakışlarını tekrar öğretmene yöneltti. Bakışlarında öyle düşünceli bir hal vardı ki, zihni bakışına uygun sözcükleri tarıyordu sanki***8230; Buldu da***8230;

Ağzından aynen şu eleştirel sözcükler döküldü: ***8220;Bu ne hal öğretmenim! Kot pantolonla okula gelinir mi?***8221;

Müfettiş öğretmene, öğretmen ne diyeceğini bilemeden müfettişe bakıyordu. Öğrenciler de heyecanla hırsıza***8230;
unedem
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 20-10-2008, 20:56
unedem unedem isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 305
Standart



Çeşme Başı Diyalogu
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" /><O:P></O:P>
Birkaç aydır şehir ahalisinin bir kısmının ilgisi akarsulara yöneldi.

Bu ilgi musluklardan su akmamasından kaynaklı değildi, musluklardan akan suyun arsenik miktarının fazla olduğu açıklamalarından kaynaklıydı. Arsenik nedir? Fazla olması ne anlama gelir? Çok fazla bilinmese de, aşağı yukarı bir bilgi musluk sularına karşı kaygılı bir tutum ortaya çıkarmıştır. Bu tutum, şehrin kıyısında köşesinde bulunan akarsulara yönelime neden olmuştur. Yönelimse kuyruklara...
<O:P></O:P>
Bu öykülemede çeşme başı kuyruğunda oluşan diyaloglara yer verilecektir. Önce kuyruğa dair bir şeyler söyleyelim.
<O:P></O:P>
Aslında su kuyruğunu oluşturanlar: Damacanaların yanısıra beşlik, iki buçukluk, ikilik hatta birlik pet şişelerdir. Kuyruğa giren ya da kuyruğa sokulan litrelik, ikilik ve iki buçukluk pet şişeler boyunlarından bağlanmış halde, beşlik pet şişeler kulplarından bağlanmış olarak, damacanalar ise bağımsız olarak sıraya sokulurlar. Dolum bekleyen bu şişeler, sıraya sokulmalarına kaşın karmakarışık bir görüntü sunarlar. Onları sıraya sokan sahipleriyse daha karmaşık bir duruş sergilerler. Sıraya aldırmadan petlerin, damacanaların sağında solunda, ilerisinde gerisine dururlar ve sürekli hareket halindedirler. Petler ve damacanalar sessizce sıralarını beklerken, sahipleri birbirleriyle diyalog halindedirler.
<O:P></O:P>
Kuyruğun en sonunda gerçekleşen diyalog genellikle karamsar ve umutsuzdur. Orada ne kadar kalabalık olduğundan yakınılır. Bu sıranın kendilerine zor geleceğinden söz edilir. Bir kez kuyruğa girilmiştir ve çaresiz bekleneceğinden dem vurulur. Yani kadercidir kuyruğun sonu***8230; Ve diyalog da bu minvalde kurulur. Kuyruğun ortalarına doğru sabırlar sınamaya başlanır. Hafiften bir umut belirse de diyalog serttir. Tahammülsüzlük hat safhadadır. Ön tarafta kuyruk düzenine uymayan her hareket anında kızgınlıkla karşılanır. Şiddetle reddedilir. Kuyruğun önüne yaklaştıkça diyalog yumuşamaya başlar. Sertlikten eser kalmaz. Sırası yaklaşmış kişinin umudu artmaya başlar ve içinde belli belirsiz bir heyecan başlar. Yüz hatlarındaki gerilme yerini bir gevşemeye bırakır. Sırası gelmiş kişinin ise, durumu çok daha farklıdır ve bambaşkadır. Sırası gelen kişinin umudu artık yoktur. Zira umut etmeyi gerektirecek bir durum söz konusu değildir. Büyük bir sıkıntıdan ve beklentiden kurtulmanın şevkiyle suyunu doldurur.
<O:P></O:P>
Şimdi öykülemeye geçebiliriz.
<O:P></O:P>
Gün, yavaş yavaş karanlık yüzünü takınırken, sırası gelmiş bir vatandaş petleri dolduruyordu. Saatlerce beklemenin verdiği gerilimi üzerinden atmış, keyifle pedin birini koyup diğerini çekiyordu. Yeni pedi doluma sokmadan önce, biraz su çekip çalkalama işlemini yapmayı ihmal etmiyordu. Bu hareket dolum yapan için normal bir hareketti. Seyirci halinde olanlar içinse, tahammül edilemez yanlış bir hareketti ve her çalkalama işleminde birazcık suyun boşa gitmesiydi.
<O:P></O:P>
Bu algılamayla olsa gerek, seyircilerden birisi, çalkalama işlemine tepki verdi: ***8220;Ne çalkalayıp duruyorsun be adam!***8221; Sırasının keyfini çıkaran adam ses çıkarmadı. Keyfini bozmaya çalışan vatandaşın mırıltılı yakınmalarına kulak asmadan işini keyifle yapmayı sürdürdü. Son damacanayı da doldurduktan sonra, ellerini yıkayıp birkaç yudum su içti.
<O:P></O:P>
Aynı seyirci bu kez sertliğin dozunu artırarak, ***8220;Bir de abdest al istersen!..***8221; diye çıkıştı. Bu kadarı da fazlaydı artık. Vatandaş hışımla doğruldu ve ***8220;Sen ne konuşuyorsun lan! Birazcık su içemeyecek miyiz?***8221; diyerek seyircinin üzerine atıldı. Atılmakla kalmadı bir iki de yumrukta vurdu. Diğer seyirciler araya girerek ayırdılar. Suyunu dolduran adam kızgınlığını atamamış olarak ayrılırken, kuyruğun ortalarına doğru başka bir diyalog gelişiyordu.
<O:P></O:P>
Diyaloga söz konusu olan vatandaşın düşünceli hali gözden kaçmıyordu. Kaygılı bir bekleyişi vardı. Kaygısını henüz dışa vurmadan kendisiyle paylaşmaktaydı. ***8220;Herhalde benden sona geldiğini biliyordur. Kör değil ya yukarıdan aşağıya doğru üç kişi paldır küldür inerek kuyruğa karıştı. Keşke damacanaları benim damacanaların yanına iliştirirken uyarsaydım.***8221; O böyle düşünürken, karışıklığın muhataplarından biri diğerine, ***8220; Şu iki arkadaştan sonra sıra bizde***8230;***8221; dedi. Düşünüp kaygı yaşayan vatandaş, ***8220; Hayır ben sizden önce geldim***8221; diyerek savunmaya geçti. Lakin diğer vatandaşlardan ses çıkmadı. İkna olmuşlar mıydı acaba? Hallerine bakılırsa, ikna olmuş görünmüyorlardı.Vatandaş bu kez, ***8220; Siz yukarıdan üç kişi inerken ben buradaydım,***8221; diyerek savunmasını sürdürdü. Üç kişiden kısa boylu olanı: ***8220;Tamam be tamam anladık!***8221; diye homurdandı. Düşünceli vatandaş, ***8220;Hayır***8230;ikna olmamış gibi bakıyordunuz da***8230;***8221; diyerek davranışını gerekçelendirmeye çalıştı. Kısa boylu vatandaş gözleri haddinden fazla büyümüş olarak: ***8220;Sen bakış görmemişsin, ben adama bir bakarım!***8221;
<O:P></O:P>
Düşünceli vatandaş tekrar düşünceli haline dönerken, kuyruk ta sürekli yenileniyordu. Kuyruktan ayrılmalara karşın, yeni eklenenler kuyruğun kısalmasına izin vermiyorlardı. Kuyruğa doblo arabadan 9 damacanayla katılan vatandaştan hemen sonra, pazar arabasıyla bir kişi daha eklenmişti. Arkadan birkaç kişi daha***8230; Doblodan dokuz damacanayla sıraya giren vatandaş epey bir süre sonra, ***8220; Daha arabada damacanalarım var,***8221; deyiverdi. Pazar arabasıyla gelen vatandaş: ***8220;Madem arabada damacana var neden indirmiyorsun?***8221; diye çıkıştı. Diyaloga katılan bir başkası; ***8220;Tabii ya***8230;biz de ne beklediğimizi bilelim,***8221;diyerek destek çıktı. Destekleyenlerin artmasıyla dokuz damacanalı vatandaş, ***8220;Ne bileyim***8230; Sıra ilerledikçe hepsini kaydırmak zor olur diye düşündüm,***8221; diyerek arabaya yöneldi. İki, üç, beş***8230; Damacanaları dokuz damacanaya eklemeye başladı. Sıradaki diğer vatandaşlar şaşkınlık içindeydi.
<O:P></O:P>
Saymasını bilen kişi dokuz damacanaya diğer damacanalarında eklenmesiyle tam 23 damacana olduğunu hesaplayabilirlerdi. Öndeki vatandaşlar için bir gülme nedeni olan bu durum arkadakileri çıldırtmaya yetmişti. Lakin elden ne gelir? Pazar arabasıyla gelen vatandaş, ***8220; Bu ne kadar damacana, sen bu kadar suyu satıyor musun?..***8221; diye kükredi. Damacana sayısını 23 e çıkaran vatandaş suçluluk duygusunu bastırmaya çalışarak, ***8220;Yooo***8230; Komşular***8230;***8221; diye eveleyip gevelerken kuyruğa yeni eklemlenmeler devam ediyordu.

Edited by: unedem
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 02:57


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum