Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Deneme Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #41  
Alt 14-11-2008, 13:05
Tayyibeatay Tayyibeatay isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Bolu
Mesajlar: 1.287
Standart

<DIV ="postc***111;ntent">Zor Yıllar -3-
<DIV ="postc***111;ntent">
<DIV ="postc***111;ntent">Çocukluğuma ait anımsadıklarım içinde yayla zamanları var bir de! ..

Her yıl mayıs başlarında köyümüz boşalırdı bu yüzden. Yürüyerek altı saat süren uzaklıktaki yaylaya göçerdi köy halkı. Kedimiz, köpeğimiz, ineğimiz, tavuğumuz, hindimiz, mandamız...Her şeyimizle oraya göçerdik yani...Köy çevresinde otlakların az olması mı, ekinler daha rahat büyüsün diye mi, yoksa göç etme içgüdüsü mü neden oluyordu bu yolculuğa, bilmiyorum.

Yine köyden yaylaya doğru yol aldığımız bir mayıs ayıydı. Öküz arabasının ön ve arka kısmına kullanılacak eşyalar yerleştirilmiş, orta bölümü boş bırakılmıştı. Bu kısımda evin küçük çocukları ve kedisi yolculuk yapardı. Tekir adındaki kedimizi kucağımıza verip bindirdiler arabaya. En büyük ablam, babam, annem yürüyecek; ben, benim bir büyüğüm ve bir küçüğüm, bize ayrılan yerde yapacaktık yolculuğu. Tabii Tekir de...Beyaz üstüne siyah lekeleri olan, oldukça kocaman bir kediydi Tekir. Yavru doğurmadığına göre erkekti sanırım )) Hiç ayrılmazdı bizden. Her gece yatağımıza girer, koynumuzda uyurdu. Onunla yatağımızı, evimizi, hatta oyunlarımızı paylaşmak çok doğal gelirdi bize...Ne tüylerinin ciğerlerimizde yapacağı hasardan, ne de pisliğinin kanımızdaki mikrobik etkisinden yoktu haberimiz! ..Onu seviyorduk kısacası. Hem üşüdüğümüz gecelerde ısıtıyordu bizi Tekir...Bize neydi zararlarından...

Birkaç komşu arabası ile çıkıldı yolculuğa, yatsı namazından sonra. Gecenin karanlığında ağır ağır yol almaya başladık. Arabanın sarsıntısı salıncak, gece kuşlarının sesi ninni oldu bizei; sarılıp uyuduk. Uyandığım zaman yaylada olacaktım. İçim sevinçle doluyordu bunu düşününce. Ama uyandığımda hala gelmemiştik yaylaya...

Araba bir yokuşu tırmanıyor, bu yüzden iyice yavaş gidiyordu.Üzerimizdeki örtüyü aralayıp, dışarıya baktım. Babam öküzlerin önünde yürüyor, onları yularlarından çekiyordu. Ablam arabanın okunda oturmuş, öküzlere öğrendenin ucu ile dokunuyor, sözde yürümelerini hızlandırıyordu. Babam ikide bir;

***8220;Kızım!..uyuma sakın,düşersin***8221; diyordu ablama..

Annem ise öteki hayvanları yürütmeye çalışıyordu, arabanın hemen arkasından..Tavuk ve civcivler, delikli kafeslerinde uykuya dalmıştı çoktan.

"Abla!..Daha gelmedik mi?"diye seslendim.

***8221;Hayır!..dedi,az kaldı.***8221;

Demek az kalmıştı ha!..Demek şafakla beraber kavuşacaktık yaylamıza...

Başımı yastığa koyup, yolun bitmesini bekledim. Bekleme sırasında,kulağıma gelen çok hoş bir sesi dinledim durdum.Öylesine güzeldi ki o ses!..Yeniden duyabilmek için neler vermezdim ki! ..Bir bülbülün, bir puhu kuşunun, bir yarasanın; belki de bir cırcırböceğinin sesiydi, kim bilir!..Neyin sesi olursa olsun; ben, çoktan koymuştum adını:
<DIV ="postc***111;ntent">
<DIV ="postc***111;ntent">ŞAFAK YIRTAN!..

(Devam edecek) Edited by: Tayyibeatay
Alıntı ile Cevapla
  #42  
Alt 19-11-2008, 01:19
Tayyibeatay Tayyibeatay isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Bolu
Mesajlar: 1.287
Standart



Zor Yıllar -4-

Yırtılan şafaklar ne getirmişti bana? Güneş dolu bir gün mü, saçımı yıkayan yağmur mu, yoksa gözyaşı mı? Belki de hepsini birden...Fakat, yırtılan bu şafak, yaylamı getirmişti bana; bu kesindi. Ona ilk ayak atışımdan duyduğum mutluluğu, hicaza ayak basıştan üstün tutarım şimdi..(Bu yüzden o meseleyi sildim aklımdan. Eyvah! ..Bana peygambersiz diyecekler şimdi, bunu okuyanlar. Onlara cevabım şu olacak: peygamberliyim dedirtemezsiniz.)

İnsana sonsuzluk hissi veren bir yanı vardı yaylada oluşun...
Koş koş bitmeyecek çayırlar uzanırdı dağ diplerine doğru; yemyeşil, ıslak!..Sarı, mor çiğdemler açardı üstünde öbek öbek...Onların, süt dolu yumru köklerini çıkarırdık, yanlamasına yontulmuş bir ağaç kazık ile...Sonra da incecik kabuğunu soyup yerdik. Değişik bir tadı vardı; biraz tatlımsı ama buruk!..Yemediklerimizi saç örgüsü gibi örer, başımıza taç yapardık. İşimizin ustasıydık doğrusu! En ünlü kuaförler bile geçemezdi bizi. Bu işin birincisi bizdik şüphesiz. Onlar da kim oluyordu yani!

***8220;Güzel miyim? ***8221; diye sorardık sonra birbirimize. Verilen yanıtları doğrulamak için yemyeşil bir su başında yansıyan şavkımızı seyrederdik merakla. Haberimiz yoktu dünya güzellik yarışmalarından ama; bizdik işte bütün zamanların en güzel kraliçesi...Yayla soğuğunda yanan ve pul pul olan yüzümüz, çatlayıp kanayan ellerimiz, yırtık pırtık soluk elbiselerimiz,
örgüsü ulalı saçlarımız kraliçe yapıyordu bizi...Ve, başımızdaki çiğdem taçlarla ilan ediyorduk bunu dünyaya, sulara...Kaç tane kraliçeydik acaba, diye düşündüğümde vazgeçerim birden. Belki içlerinde atladıklarım olur da bana darılırlar; ya da toprağın altındaki kraliçelik koltuklarına oturup da beni duymayanlar olur diye...Bir gariplik çöker içime...

Krallarımız da vardı elbet..Ama onlar bizi hep uzaktan gözlerlerdi. Ne zaman yanımıza sokulsalar; ya annelerden bir anne, ya da babalardan bir baba ortaya çıkar: ***8221;kızlarla oğlanlar, bir arada oynamaz***8221; derlerdi.

Bu cümlenin bende açtığı yaraları bilebilselerdi eğer, sanırım söylemezlerdi. İşte bu yüzden kahveye gidip oturmak, erkeklerle pişpirik oynamak, siyaset konuşmak; ülkenin haline bakıp ağız dolusu küfretmek; bir bara takılıp kafa çekmek; ellerim cebimde, ağzımda sigara sabaha kadar sokakları arşınlamak; şortumu giyip futbol oynamak, Rüştü***8217;ye beş atmak; yakışıklı birini görünce aşık olmak, onunla doyasıya sevişmek istiyorum. Hatta hovardalık yapmak bile geçiyor içimden )))))))

Çocuklarıma, karşı cinsi yasaklayamıyorum.

not:devam edecek...
Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 19-11-2008, 07:14
san_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.130
Standart





heyy! sevgili tayyibe,
çırılçıplaksın... farkında mısın? yoksa sen deli misin?önce dilinden asarlar adamı arkadaş, azıcık kapat biyerlerini.
sevgimle.
Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 19-11-2008, 12:02
Tayyibeatay Tayyibeatay isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Bolu
Mesajlar: 1.287
Standart

Al***305;nt***305;:
san_




heyy! sevgili tayyibe,
çırılçıplaksın... farkında mısın? yoksa sen deli misin?önce dilinden asarlar adamı arkadaş, azıcık kapat biyerlerini.
sevgimle.
çıplak doğduğumdan mıdır nedir,işime gelmiyor giyinmek,sevgili San..))ne yapayım yani,ben "bu" yum işte!))))

duvara çarpıp,başı dönenlerden ama yine de başını vurmaktan sakınmayanlardan biri yani!..yani bir deliTayyibe!..))

biliyor musun,dünyayı değiştirenler içinde deliler, ilk sıradadır valla!..yoksa,bu dünya,akıllıyım diyenler sayesinde yerinde saysa iyi bildin,geri gitmiştir daima...en akıllı benim diyen ABD var ya,yarattığı ekonomik krize bak hele!)))vurdu geçti dünyayı,bizi de "teğet")))

hani teğeti bilmesek,yutacağız da,cebimize kiriş oldu beh!..

teşekkür ederim,sevgiyle...

Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt 24-11-2008, 00:33
Tayyibeatay Tayyibeatay isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Bolu
Mesajlar: 1.287
Standart


<DIV =postcolor>Zor Yıllar -5-

Yaylanın çayırında yaşadığımız macera geç vakitlere kadar sürerdi. Akşamın ormanı yutan karanlığı ile beraber dönerdik, çatıyı andıran yayla evlerine...Tek odalıydı ve iki katlıydı bu evler. İncecik, asma bir merdivenle çıkılırdı üst kata. Alt kat ineklerin, buzağıların, mandaların ve malaklarındı. Alttan vuran hayvan kokularına karışırdı insan nefesimiz.Yayla evinin yıldız görünen tavan aralığından çıkıp koskocaman ormanların, koskocaman çamlarına,
köknarlarına yaprak olmaya, oksijen olmaya giderdi sonra. Bir de yalamuk! ..

***8220;Bu da nedir? ***8221; demeyin sakın! Bir nevi bitkisel yiyecek. Henüz gençliğinin tadını çıkarmaya fırsat bulamadan bakirliği elinden alınıp ölüme mahkum edilmiş bir çam fidanının kabuğu ile özü arasına sıkışan, yapışkan bir maddeydi bu! ..

Ormandaki sevgilisinden koparılıp, sürüklene sürüklene getirilen ağaççık, yayla köyünün ortasına yatırılırdı. Kendini koruyamasın diye önce dallarını keser, sonra da giysisini çıkarırlardı utanmadan...
Çırılçıplak kalırdı ağaççık ve bembeyaz..Her ne kadar ormandaki sevgilisinin gelip kurtarmasını beklese de, teslim olacaktı insan denen acımasız varlığa..Dağlara kaçırılan bakir kızların yaşadıklarını yaşatacaklardı ona. Tanık oldu sanıp susturacaklardı birazdan. Haksızlıktı bu! Çünkü ikisini de yapan insandı sonuçta. Keskin bıçak ve çakılarla, ortaya çıkan yalamuk tabakasını sıyıracaklar, dudak kenarlarından damlatarak yiyeceklerdi. Bu işi biz çocuklar başaramazdık tabii. Ama büyüklerimizin bize ikram ettiklerini ***8216;yemem***8217; demezdik. Reçine kokulu, biraz da bala rest çeken tadıyla çok lezzetliydi doğrusu..Çok da zevk verici!..

Şimdi düşünüyorum da; yamyamdan farkımız yokmuş meğer!..Çünkü, ağacın katili ve yiyicisi olmuştuk bilmeden...Yalamuk denen kanını da içmiştik...Ne zaman içim bulansa, kusmak isteği duysam bu olayı hatırlarım. Bir de dağlara kaçırılan kızları!..Ve nerede bir gencecik ağaç görsem, özellikle çam ağacı!.. Özür dileyerek dokunurum dallarına, gövdelerine...Gözlerim dolar, ağlarım. Bir damla gözyaşımı tutup yapraklarına sürerim...
<DIV =postcolor>
<DIV =postcolor>Aklımca bağışlandım sayarım kendimi, kim bilir!..

not:devam edecek
Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt 24-11-2008, 21:14
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

Al***305;nt***305;:
Tayyibeatay
Zor Yıllar -2-

Nereden geldim şimdi bu konuya? Sözde ellili yıllarımı anlatacaktım. Köydeydim,çocuktum....ve;

köy akşamına çöken yalnızlık
horoz sesinde aralanan şafakta tükeniyordu
güne karışıyordu çocukluğum
taşlı yollarda bakarken karıncalara, alnım terliyordu
dalıyordu bakışım, yoksulluğumu yaşıyordum...
.
(UNUTMADIM'dan)

Çarşı ne, bakkal ne, şehir ne bilmiyordum o zamanlar...Sadece ben değil, köyün bütün çocukları aynı konumdaydı tabii. Üç kilometre uzaklığımızdaki (sonradan algıladım mesafeleri..) köyden, eşeğinin heybelerine bir şeyler doldurup (sonraları bunu kağnıya çevirdi) satmaya çalışan çerçici gelirdi, ara sıra köyümüze..
Hatırladıklarım içinde boyalı şekerler, balonlar,
sakızlar, minicik içi dolu lastik toplar, leblebi,
iğne, makara, işleme yumakları gibi şeyler vardı. Her gelişinde başına toplanırdık bütün köy çocukları...
Gözümüz kalırdı onlarda. Hele balonlar, hele şekerler, hele toplar,hele sakızlar yok muydu!..

***8217;Hepsinden bir tane olsa yeter***8217; derdim içimden..Balonu görünce gökyüzüne bakardım;
şekere bakınca ağzım tatlanırdı...Aya, güneşe ulaşmak isterdim toplara kayınca bakışlarım...Sakızı vıcık vıcık
olana kadar çiğnemek, arsızca patlatmak geçerdi içimden...Ama yoktu işte!..Kurduğum hayallerden de yoktu kimsenin haberi. Olsaydı eğer; ne yapıp, ne edip onları alırlar ***8221;al çocuğum, bunlar senin olsun***8221; derlerdi;demediler!..
Çok kızıyordum insanlara; en çok da ***8216;çerçici***8217; denen o sevimsiz adama kızıyordum...İçimdeki nefret duygusunun tohumlarını o atmıştı garanti. Ne olurdu sanki, bir kerecik olsun dağıtıverseydi getirdiklerini bize...Değil dağıtmak, elimizi sürmemize bile izin vermiyordu.***8220;Git!..Bir yumurta getir! Üç tane şeker veririm***8221; diyordu üstelik.(Demek ki ötekiler daha çok yumurtaya bizim olacaktı..)

Bunu duymuştum ya, bir umutla eve doğru koştum hemen. Annem, kapının önünü süpürüyordu. Yanına sokuldum; minicik ellerimi yöre dokumasından, elde dikilmiş bez şalvarına kilitledim.

***8217;Anne,bir yumurta ver ne olur, şeker alacağım!' dedim.

Biliyordum vermeyeceğini ama, gene de istedim. Yüzüne bakıyordum merakla ve umutla annemin..***8221;Al kızım***8221; demesini bekliyordum;

***8221;olmaz! ..Ne yumurtası? Onları pazarda satıp,yağ şeker,tuz,çay alacağız.***8221; Diye bağırdı.

Saydıklarının içinde şeker adı da geçmişti ya,gene umutlandım;
***8221;Anne,ben de şeker alacağım..***8221;dedim yeniden..

İnatlaştığımı düşünmüş olacak ki, iyice kızdı bu sefer; şalvarına kilitlediğim ellerimi çimdikledi:

***8221;Git başımdan! ..***8221;dedi.

Haklıydı belki de kim bilir! ..Ama ben kırılmıştım bir kere...Boynumu büküp oradan uzaklaşmak yerine, daha da dikleştim. Ağlayarak anlatmak istediğim isyanım söze döküldü bu kez:

***8221;Ben anne olduğum zaman çocuklarımın her istediğini alacağım!..***8221; diye bağırdım.

O an için rahatlamıştım şüphesiz ama, şimdi bu olaya
baktığımda, şöyle demek geçiyor içimden:

***8216; ÖZÜR DİLERİM ANNE! BAĞIŞLA BENİ! KEŞKE İSTEDİĞİM YUMURTAYI VERSEYDİN DE,BU KADAR BİLENMEMİŞ OLSAYDI ÖZVERİ DUYGUM...VEBALDEN KURTARSAYDIN BENİ! ***8217;

Duyuyor musun? Ne mümkün, O yok!...

Notevam edecek
evet devam ediyor, yokluklarla başlayan bir yolculuğun adım izleri...belki de kalıcı köklerin sesleri bunlar...olumsuz gibi görülen her doku da aslında neler örülüyor, yarına devam edecek...

yakın takipteyim sevgili arkadaşım zor yılları,
o an olumsuz diye algılanan çocukluk gibi kazınsa da hafıza ya aslında ne derin zeminlere aşı oluyormuş, eksilirken çoğalırken farkediyoruz...

burdayım ve severek okuyorum, paylaştıklarını...
sevgiyle kal, derin sevgilerimle

__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt 25-11-2008, 00:38
Tayyibeatay Tayyibeatay isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Bolu
Mesajlar: 1.287
Standart

her hayat ayrı masaldır aslında...o masalı anlatan da vardır, anlatmayan da...anlatanları dinler anlatmayanlar ve de kendilerini ararlar içinde...buldukları anda,masalın kahramanı olurlar ki, asıl bu durum sevindirir anlatanı...



ve acılar...az-çok hepimizi şekillendiren hızar gibidir, sevgili Meral...yani bu gün biz bizsek, onlara borçluyuz kendimizi...

unutma ki, yıkandıkça dikleşir ve yosun tutar kayalar)))

sonsuz sevgi ve teşekkürlerimle dost...öpüyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt 25-11-2008, 00:50
Erdogan Kul Erdogan Kul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 429
Standart

"Deneme mi Dediniz;O'da ne!" başlığı düzeltilmeyi bekliyor... ("O'da ne" yazımının anlamsal karşılığı "O adılının/zamirinin içinde ne?"dir; dolayısıyla, anlamsal bir değeri yoktur bu anlatımın. Galiba söylenmek istenen "O da Ne?".)


</span>
Edited by: Erdogan Kul
Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt 25-11-2008, 17:57
Tayyibeatay Tayyibeatay isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Bolu
Mesajlar: 1.287
Standart

Teşekkür ederim sayın Kul, saygılarımla...
Alıntı ile Cevapla
  #50  
Alt 27-11-2008, 16:41
Tayyibeatay Tayyibeatay isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Bolu
Mesajlar: 1.287
Standart

Erkekler İnek Sever!..


geçenlerde bir ileti aldım;çok ilginçti doğrusu...kim olduğunu tanımadığım bir erkekten geliyordu ileti ve diyordu ki "kadınlar, öküz erkekleri sever"

konu ilginç olduğu kadar, benim açımdan ironikti de!..beni asıl cezbeden tarafı, ironik yönüydü açıkçası...çünkü konu; hayatı ve insanı, insan olmanın sevecen ama çok da ciddiye almayan ruh yapıma uygunluğuyla birebir örtüşüyordu...tutup o kişiye aşağıdaki yanıtı yazdım: paylaşmak istiyorum, izninizle:

"yazınızı ilgiyle okudum ve ağzım yırtılırcasına güldüm...dudaklarımın kenarında meydana gelen çatlaklar iyileşsin diye, birlikte yaşadığım öküze (sözüm senden ıraktır evdeşim, bağışla emi!..)öptürdüm desem, siz ne düşünürsünüz acaba? )))

evet, her toplumda vardır 'öküz seven kadınlar' da, peki ama 'erkekler hangi hayvana benzeyen kadınları sever' gibi bir soru sormak icap etti şimdi...eminim, onlar da 'inekleri sever' diyeceksiniz şimdi bana ))) olabilir tabii!..çünkü erkeklerin sayısız menfaatleri vardır, 'inek' sevmekte! ..

et, süt verirler inekler, buzağı doğururlar...bu onların doğal hakkı diyelim. asıl erkekleri ilgilenlendiren tarafları başkadır, ineklerin...işte onlardan bazıları:

munis gözleri içine dalıp, yeni dünyalar kurarlar...

ineğin mahrem yerine bakıp, cinsel arzularını bastırırlar...

boynuzlarına takılırlar ve bunu 'namus kirliliği' olarak algılayıp, inekleri keserler ))))

etlerini cızbız, biftek, kuşbaşı, kıyma, yahni, kavurma yapıp yerler... derilerini, diyanetin deri toplayıcılarına bağışlayıp cennetin kapılarına dayanırlar! )) hatta cennetin içine girerler ve kendilerine Tanrı tarafından bahşedilen 40 huri ile alem ederler! ))))

e yani, erkekler, neden sevmesin şimdi inekleri ))))) 'inek' deyip geçmemek lazım değil mi?

hem ineklerin MÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖÖ! ...... )))) sesi türküdür, şarkıdır bir de onlar için))) onu duyan ve dinleyen 'öküz erkekler' kendilerinden geçip, kadeh kadeh içkilerini yudumlarken,bir taraftan dakendilerini tüketirler; bulurlar kafayı...sonra da ne yaptıklarının, ne otladıklarının farkına varmazlar...

dedeler bile "şey eder çocukları" işte böyle! ..

ah benim öküz erkeklerim, ah!..."

)))))

Edited by: Tayyibeatay
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 08:24


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum