Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Şiir Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #41  
Alt 29-12-2009, 15:03
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.233
Standart Ö T E S İ YOK

ÖTESİ YOK................Eşime

çarem benim!

zaman zaman çekilirim ya sularımdan
meçhul istikametlere
yıkılırken yaşam bende
dudağıma değer can suyun
sığ sularımdan çekilip açılırım enginlere
yeşillenir yeniden omzunda yaşamım...

çarem benim!

karanlığı yakar gözün
ışık çakar menzilimde
sen hep böyle ilk gün gibi
bu gün de aynı yönde
bakışların ve aşkın taze bahardan…

kendine kıyar
buza kesen suyu kıran sıcak testere elin
sabah yüzün/ den yansır rengârenk halelerin
hayat şakır bir çoban çeşmesi dilin…

çarem benim!

zaman ki uzayan yokluğunda asır
sağ yanım / sol yanım
güneşim / ay’ım
gün kokmazsa bir gün sende
kesilirse üzerimden ışığın
göremezsem gök yüzün (ün) maviliğini
buz kesiğine dayanamam yaşamın

çıkıp giderse benden önce soluğun
çıkarıp kökümü yaşamdan
çaresiz / siyaha çalarım beyazımı
vurdurup yaşama boynumu
gelirim sana

çarem benim!

tükenirsen sen beni yaşatan
yaşama boyun eğmem
bil ki keserim soluğunu o an
ötesi yok



Hâdiye Kaptan(sahaf)
Alıntı ile Cevapla
  #42  
Alt 03-01-2010, 01:27
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.233
Standart TEK EL SEVDA

TEK EL SEVDA


gizli çıban git gide büyüyordu içerden
bir taraf yol korkağı iken
mahir olamadı sevgi
kadın / aynadaki yalanla kandırdı hep kendini

üzerlerine sinen korkunun kokusunu
bir esrarlı âleme bırakmışlardı
aklın tükeniş noktasına doğru
yön değiştiren rüzgârı
vehimler istilâsına uğrayan sevdasını
görmedi / bilmedi bilmek istemedi yine de kadın

düşünürken göz önüne gelen resimler
değişip farklılaşıyordu aslı’nda
bir gülümseme maskesinin altında
kilitlendi söz sonra

akrebin kıskacındaki
çorak gecelerde artmamıştı aşk azığı
yoktu eski sıcaklığı
çatmak / yaşatmak için çırpınmayınca biri
şaklamadı tek el, düştü sevdanın takati
göz ardına itilenler çıktı birer birer ortaya
yanık bir ezgide söz kıyımı başladı
bir zamanlar üzerlerine serilen mavi gökyüzü / nün
değişti rengi / karaya döndü örtüsü
kaybolan sevinç dalgasında
yaşanmamış gibi öyle ortada
bir başka mevsime geçemeden
yazılamadı aşkın uzun tarihi!…

kadın / birer birer indi düş merdivenlerini
örttü usulca anıların üzerini
yol bitti

Hâdiye Kaptan (sahaf)
Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 04-01-2010, 17:32
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.233
Standart BÖYLE Mİ OLMALIYDI

BÖYLE Mİ OLMALIYDI


zerrenden çoğalamadın
kendi tuzunda kavruldun
kör kuyuya saplanmış kış yüzünü sen çıkardın
yıprandın
kısır düşlerle söz gömdün kendine daracık bahçende
hayal bildin, hayal gördün her şeyi
mümkünsüzlük müebbetti ömrüne
öyle bildin

kendine battı dikenlerin elinden
kandın / kanadın / ölüme yonttun
başkalarının yerine
kendi kendini / kanattın
sadıktın o yönde

düne tutuklandı yarınların
dünlerin yokluğunu çizerken gözlerinle
azâd edilemeyen öfkenin cömertliğinle
payını aldı bugünlerin de
içindeki ölümü bir tek sen gördün

açılmayan perdesi, daracık bir hücrede
geçti bahar sarhoşluğu bilmeden
yorgun içindeki gün
göçecek güney de yok üstelik artık
hayat çıkmaz aralık

perde perde açılır zaman ömürden
seyrine doyulmayan rüya gibi
bir yaşam ister insan
oysa çoğu zaman
ıssız gökleri yaran metal kuş
karlı doruklar kadar yücedir ulaşılamayan
zamana yenilir çaba
mevsimler aynı sürer
tek düze / yavan günler gelir

hırçın rüzgârlarla kalbini saran
bir uykusuzluk vaktidir sonra zaman
yoktur heyecanla beklenen

görkemli gölgen nerde
nerde her güne bir yaşamak sancısı
katık et sabrını geç kaldıklarının telâşına
aşılmaz bir tepe, geride kalan zaman

böyle mi olmalıydı
aysız gecede umudun gölgesi uzar mı

günebakan çiçekleri gibi güneşi bekler şimdi gözün
erguvan pembesinden bir dünyan olmayacak
araftasın artık
yağamazsın, çakamazsın gümbür gümbür

doyamadığın upuzun uykulardan
yine upuzun uykulara geçeceksin
yaşanmamış günlerde acının yüzü
titrek bir lamba ışığı sevincin
süzülüp sinsi adımlarıyla
durmadan güne karışır gece
doya doya yaşamak varken elindekiyle
böyle mi olmalıydı?


Hâdiye Kaptan (sahaf)
Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 07-01-2010, 16:30
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.233
Standart MAHŞERE KADAR

MAHŞERE KADAR


sesim, durmadan eksiliyor içimden
gidişin, bir çöl gecesi hâlâ
mecâlsizim / yorgunum boşluğu solumaktan
koca bir dağ ağırlığı üzerimde

hüznün yaylım ateşinden
gün begün düş /ürüyor hazan yaprakları

eskil anıların kavruğu
boş çerçevede bir selâ çiçeği
onda, hangi yüz sen olabilir ki !
uzanamıyor güneşe; açamıyor güz gülü

gölgenin yokluğunda koyu bir hüzzam çınlıyor gitgide
karanlık boyuyor sokağımı
uyanmayacak bu içimdeki gece
yer açılmayacak güne

hangi hekim kapatır bu yarayı
kanatları kırılan kuş nasıl uçar

kurak içime
olmayan yağmur bulutunu
hangi rüzgâr var eder üstümde

salkım söğütler gibi uzansam bir dereye
yıkanır mı içimdeki acılar
giderir mi sana susuzluğumu

ne kadar çoksun ve ne kadar az
dünyama ses veremeyen
bir toprak kadar
ne yapsam durulmuyor içim sensiz…
bu hâl böyle, mahşere kadar sürecek Anne




Hâdiye Kaptan(sahaf)
Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt 10-01-2010, 16:55
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.233
Standart SEN UĞURLA

SEN UĞURLA


son saati vuruyor
çağırıyor yol
tuğlasını koy, harcını koy
sıkıca kapat
yarım kalan düşleri
dalında açmayan bahar
beklesin
vakitsiz açmasın gül
dönersem eğer
yine burada ol
sebepsiz bir korku belki benimkisi
ama hayat bu, belli olmaz ki
başımı koyacağım taş yastık ise
döneceğim yol
bir çakal uluması
patlayan bir tabancanın sesi
ölümü vurur ise
bir zangoçun elleri
yerine getir vasiyetimi
çıkarıp giy yas elbiseni
ve sen uğurla yine bu kelebeğini

Hâdiye Kaptan(sahaf)
Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt 12-01-2010, 02:20
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.233
Standart PERVÂNE YÜREĞİM

PERVÂNE YÜREĞİM


sükût ikrardan gelir denir
susuşum kabullenişim değil /çığlığım
bir karanlık ayna içim
göremiyorum kendimi neresinden baksam
ışığımı arıyorken
içimi ezen bir bakış fırlıyor içinden
göğsüme sapladığı hançer
ferimi söndüren, beyazımı karalayan
yüreğimi ateşinde kilitleyen sözü(ünde)
yollar çıkmaz, yıkık köprü

payidar kalacak olan
geri alınamayacak dilden çıkan
harlanan ateşte sağaltılamıyor bir türlü sızım

timsah gözyaşlarım olmadı benim hiç
hem içimde hem dışımda aktılar hep

madalyonun iki yüzü de aynı dünyam
değiştirmedi beni hayat aynam
ne pinokyo oldum ne de külkedisi

kör ve sağır bakanların elleri
kör yarasalar uçuyor yürek boyumda
ağız dolusu kanlı söz dökülüyor kalbimin sarnıcına
kanıma karışınca zehirleri
kanatlanıp uçacak sevinçleri
ben görmeyeceğim naralarını belki
duman kesecek gözlerimi
yaktıkları anızın bir parçasıyım çünkü
yangında en son görecekleri
dikenini batırdığı gülün, soğuğunda üşüyen
kanatları kırık kuşun, yüreğinin gölü
apak bir gökyüzü!


(…ömrüm boyunca pervane olan yüreğim; ağla ağlayabildiğin kadar…öleceğini sandığın günler geçmedi mi?...)


Hâdiye Kaptan(sahaf)
Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt 14-01-2010, 23:57
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.233
Standart ESKİSİ GİBİ

ESKİSİ GİBİ

soldu bahar mevsimim
sebebi hâlim
içimdeki puslu görüş büyüsü

buyurgan bir hava patlar durmadan
durmadan/korsanca yağmalanandan
uçtu gitti telli turnalar
dönmüyorlar geri
rengi, kokusu silinmiş yüzlerin kini
çekip aldılar üstümden maviliği

yüzü yalnızlığa dönük
özgürlüğe yelkeni yok
başıboş bir tekne
ölümün şehvetli kahkahasından şaşkın
allak bullak hırçın güzden

fırtınadan alamadığı başında
yüzüne yerleşemeyen gülümseme
yaşamın tartı kefesinde
sürüyor ahenksiz tınlayışlar

yürek onarılamıyor kolayına
sarılıp yalnızlığıma
dinliyorum yılgın sesimi
t/aradığım tenhalığa, kırılamıyor dümen
ömürde, kederli bir müziğin sesi
bir kepenek altında gizleniyor yaz
yaşanabilir mi yaz gibi güz

bir kör kuyuyu suyla doldurmak
bir çocuk gibi
üç tekerlekli bisikleti sürmek
mümkün mü yeniden, yine
ağacın fide hâline dönmesi

a benim suya sağır ömür çiçeğim
rengini göstermedi çekirgeler, yandı bağrın
ne kadar versem de
olmayacak, eskisi gibi görkemin…


Hâdiye Kaptan(sahaf)
Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt 17-01-2010, 16:56
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.233
Standart ÇALAMAYACAKSIN ÇANI

ÇALAMAYACAKSIN ÇANI

boş, beyaz bir defter açıyorum kendime
sen olmayacaksın içinde
ne ismin, ne resmin, ne de hayâlin
kısa bir telâş gibi geçireceğim seni zamandan

çıkarıp baharı, sakladığın yerden
yaz bahçelerine yol alacağım bundan böyle
acılı, yaslı olmayacak yüreğim
hiç olmadığı kadar bol olacak düş tomurcuğum

içimdeki denizin durulmuş sularında
korkmadan yüzeceğim doya doya
ulaşılmaz, en uzak yıldıza süreceğim seni sonra
aksin olmayacak hiçbir suda
ve düşeceksin oradan kıraç topraklara

dingin akşamlarımda
ne gelmeni duyacak ruhum, ne de gitmeni
ş i m d i
güneye dönüyorum yüzümü
sıyrılıyorum soğuk sarhoşluğundan yavaş yavaş
süpürüyorum
arkandaki rüzgârdan kalan toz bulutlarını
yeşil çimenlere basıyorum çıplak ayaklarımı
güneşi görebiliyorum artık
toprağın yüzünden, yaşamı duyumsuyorum
tırmanıyor usulca vücuduma
gülecek, içimde ağlayanım

gitme kal yerine
gelme sözünü asacağım dilime
bozuk bir plaktaki gibi
durmadan dönüp duracak öyle
ezberleyecek bu aşkın bittiğini

dündeki anıları, sileceğim o şehrin sokaklarından
emânetin kalmayacak hiçbirinden
gece yıldızların düşecek saçlarımdan
gün yüzü sereceğim akşamlarıma
kararmayacak gecede ay

suyu kesilmiş, uzak bir çeşme
cadıların korkusundan gidilemeyen bir masal ülke
çocuklukta korkulan
merdiven altındaki heyula
o büyük siyah şemsiye
ayaklarım yürümeyecek oraya bir daha
bir daha çalamayacaksın hüzünlü çanı
sen notre damın kamburu

Hâdiye Kaptan(sahaf)
Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt 18-01-2010, 16:10
zinayde zinayde isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 1.547
zinayde - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Al***305;nt***305;:
Hâdiye Kaptan Mesaj***305; g***246;ster
ÇALAMAYACAKSIN ÇANI

boş, beyaz bir defter açıyorum kendime
sen olmayacaksın içinde
ne ismin, ne resmin, ne de hayâlin
kısa bir telâş gibi geçireceğim seni zamandan

çıkarıp baharı, sakladığın yerden
yaz bahçelerine yol alacağım bundan böyle
acılı, yaslı olmayacak yüreğim
hiç olmadığı kadar bol olacak düş tomurcuğum

içimdeki denizin durulmuş sularında
korkmadan yüzeceğim doya doya
ulaşılmaz, en uzak yıldıza süreceğim seni sonra
aksin olmayacak hiçbir suda
ve düşeceksin oradan kıraç topraklara

dingin akşamlarımda
ne gelmeni duyacak ruhum, ne de gitmeni
ş i m d i
güneye dönüyorum yüzümü
sıyrılıyorum soğuk sarhoşluğundan yavaş yavaş
süpürüyorum
arkandaki rüzgârdan kalan toz bulutlarını
yeşil çimenlere basıyorum çıplak ayaklarımı
güneşi görebiliyorum artık
toprağın yüzünden, yaşamı duyumsuyorum
tırmanıyor usulca vücuduma
gülecek, içimde ağlayanım

gitme kal yerine
gelme sözünü asacağım dilime
bozuk bir plaktaki gibi
durmadan dönüp duracak öyle
ezberleyecek bu aşkın bittiğini

dündeki anıları, sileceğim o şehrin sokaklarından
emânetin kalmayacak hiçbirinden
gece yıldızların düşecek saçlarımdan
gün yüzü sereceğim akşamlarıma
kararmayacak gecede ay

suyu kesilmiş, uzak bir çeşme
cadıların korkusundan gidilemeyen bir masal ülke
çocuklukta korkulan
merdiven altındaki heyula
o büyük siyah şemsiye
ayaklarım yürümeyecek oraya bir daha
bir daha çalamayacaksın hüzünlü çanı
sen notre damın kamburu

Hâdiye Kaptan(sahaf)
merhaba
bence kısa kısa mısralarla yazılmış bir şiir. derinlik görmedim bu şiirde. bir çırpıda yazılmış gibi. ben de genelde şiirlerimi bir çırpıda yazıyorum. bence güzel bir şiir olmamış.ama bir şey var bence hadiye kaptan uğraşırsa şiir işciliğini iyi yapacak gibi.ben hadiye kaptanın sadece bu şiirini okudum.

ilker gören
2010 mersin
Alıntı ile Cevapla
  #50  
Alt 18-01-2010, 23:07
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.233
Standart KIYAMETE BEŞ VAR

KIYAMETE BEŞ VAR

kırk yerinde kırk mum yanan dünya
serçe kadar ürkek görünenin
altında duran şahin yüzün
yavaş yavaş siyaha boyanmakta
gece çınlamalarında gökyüzün
duymuyor sağır kulaklar

yağma meze sofralara, yeşilinin
hırsla bileylenen bakışı
çatlak dudaklarında, geçmeyen kış yaraları
ırak can eriği mevsiminde kaldı, güzel masalların
kaçak güreşir artık kurtla kuzu
gürül gürül akan suyunun
durmadan büyüyen suskunluğu

hiçim / şaklamayan tek el
tek ağaç / rüzgârı kendine yetmeyen
yalnız / uzun yol boyu

yokoluşun rüzgârı esdikçe
hiç bitmeyen ateşi sürülüyor gözbebeklerime

aydınlatmayan lâmbasında
eskiler yürürken gözlerime
çeker ipimi bu günün karanlığı
sarar beni geceye
içimi kemirir kıpırtısız çölü
gitmeyen gece büyü(r) gözlerimde
kulaklarımda ürpertili seferberlik türküleri
yeşertemez / çoğaltamaz balkon çiçeklerim seni
karşıda durmada sırat
ölümün koynuna girmek bu bile bile

yaban otlarına aşılı yüzlerden
azaldıkça yüzüm karartılarla
yabancı bakışımda
saçak altından sürülür
ahu-zarı içinde
çaresiz ıslak bir kedi kıvrılır emrimde
fare kapanına

dağılmayan sisinde bir balıkçı feneri
çözemez iplerini
kendi içine gömülmüşlüğünde yakarışları
kıyıda bekler güne yanaşıklığı
kurşun askerlerim kımıldamaz yerinden

nizâmı aslınla yaşamayan dünyâ
dantelâ gibi işlenmiş mâbetlerinde
taze çiçek bahçesinin rengine
sürmekte hâlâ, kör yarasa uçuşu
tek el yaramıyor suyu

yok doğurganlığın
kuma geldi üstüne
gelincik gibi kırıldı boynun
kana bulandın
düşüyorsun ihtişamlı tahtından
ki, korkmalı aldatılan kadından
kıyamete beş var...


Hâdiye Kaptan(sahaf)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tag Ekle
ırak kadın sevgisizlik

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 02:57


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum