Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Şiir Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #91  
Alt 30-07-2009, 17:41
akbabaengin akbabaengin isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 51
Standart

... bana bir yudum su ver!...

engin akbaba



Polatlı kışlasında ağustos geceleri, telefona yapışıp dişimin arasından, ergen bir düşle konuşuyorum. Uzak tren çığlıkları işliyor ciğerime, cesur. Adına “Gülce” demişim. Yorgun bir nisan kuşluğuna benziyor. Dokunsam ıslanacak gözleri. Elim o kadar uzak, sesi o kadar yankılı. Bir ırmağın denize dökülüşü gibi geriye bakarak karışıyor ruhuma nefesi. Polatlı kışlasında ağustos böcekleri, oturup ağlıyoruz… Tellerin arkasında ömrümün arta kalanı bozup düşlerini Ankara katarının bozguncu çığlığıyla sevdayı yükleniyor. Yüreklendiriyor beni Gülce’nin titreyen sesi. Mavi suaterli çocukluğumu da bilse “annem” diyeceğim. Aksıyor solu. Korkak bir Türkçesi var. Diliyle dişi arasında bütün gözyaşları. Ağlasa dudağım ıslanacak, belli… Ah bir uzanıp öpüverse kan dolacak dilim dudağım. Güneşi kundaklayacak birazdan kalk düdüğü. Oysa benim boğazımdan bir lokma bile uyku geçmedi daha. Kendi oyununa düşmüş bir hile bazın elleri gibi terliyor alnım. Kaderimin ilk hecesinden ayn’ı silip elif çeken ben, azı dişi kamaşan bir köpek gibi “keder” soluyorum. İçimde bağ bozumu; Yüreğimde sirkeci güğümleri… Tenhalarımda Ankara kalabalığı… Ayaklarım Sakarya’ya dirense, ellerim bira soluklanıyor izin günleri. Bir şiirin her dizesine gömülüp içiyorum. Her şiirin bir dizesinde kalıyor gözlerimin elası. Sigarasını yakmamı bekliyor akşam kuşları. Kuşkularından arındırmışlar şehvetli bakışlarını. Devlet malı olduğum göğüslerine bakışımdan belli. Oysa cüzdanımda seyyar bir sevdaya tutulacak kadar cesaretim yok. Garnizon dışında kabaran düşlerimi Polatlıya taşıyacağım akşam otobüsüyle birinci bölük için Çarşamba ve Cuma olmasa hamam günleri.



Gömülüp koşuğun grisine Bişar’dan Kürtçe ağıtlar dinliyorum. Kavimler göçünden beri yabanıl bir yolcuyum. Azığımda tek öğünlük tayınım.



Polatlı kışlasında bozkır trenleri… getirip gurbetin en acısını hasretimizin orta yerine bırakıyor. El sallasam… Gülce baksa tren penceresinden boş kovanlar gibi toplanıp sayılan yirmiüçüncü yaşımın ağustos günlerine belki daha da sever beni… 293. dönem birinci bölük birinci takım dört bin iki yüz beş. Kırk bir numara bot. Kırık bir aynanın simyası bozuk yanına düşmüş çocukluğumun yanık düşü… Belleğimde, uzak bir ülkede uzak bir kent adı olarak kalmış baba adı, vakti gelmeden ayrıldığım sevdalar, erken girdiğim kavgalar, ben yorulduğumda daha yeni kızışan arkadaş yumrukları… Bişar yine Kürtçe bir ağıt tutturmuş içinden. Gözlerinin renginden biliyorum. “Sesli söyle Bişar, biz de duyalım.” “Nöbetci subay gelir birazdan” der gibi bakıyor, utanarak Türkçesinden. Kırık dökük bir Türkçesi var, “h” leri hırıltılı, “k” leri kavruk.



Bir Ankara dönüşü, akşam içtimasından hemen sonra, adımı ünlüyor koğuş nöbetçisi.. ve kabaran sesiyle yarıp koğuşun kalabalıklığını, “telefoooon” diye haykırıyor. Dip köşe dolaşan sesi gelip düşüyor önüme bir kuş ölüsü gibi. Önüme düşen kuş ölüsünü cebime koyup varıyorum telefona. Rüzgârını yitirmiş dalgalar gibi hışırdıyor Gülce’nin sesi. “Unut beni!!! bir daha arama, ben de seni aramayacağım.?” “ne oldu? Niçin? Bi(r) şey mi oldu? Seni aramazsam nasıl dayanırım ömrümün arta kalanına?... gibi benzer cümleleri kurmayı hep telefonu kapattıktan sonraki gecelerde uykuya hasretken hayal etmişimdir. Ama hiçbir şey diyememiştim o anda çaresiz bir “Peki” den başka. İhtiyar bir çınarın köklenip de devrilişi gibi devrildi sesim. O ana uygun olan, Gülce’yi fikrinden vazgeçirebilecek cümleyi bu gün bile düşünürüm de hala bulamam. Bazen bulduğumu sandığım cümleyi birkaç kez tekrar edince yeteri derecede kuvveti olmadığından bahisle bir not defterinde unutur giderim. “Peki” “k”si kabarık “i” si boğulmuş çaresiz bir ünlem.



Aklımdan silemiyorum sonu atmış sıfır beş olan telefon numarasını. Sonra bir de yağmurda ıslanmış bir tarla sıçanı gibi sevimli gülüşü takılıp kalıyor gözümün önünde. Gülce sözünün eri. Öylece uzaklarda bir yerde. “Dayanamadım. Aradım” desem. Ayıp! “Arama!” dedi. Bir de “Unut beni” mi demişti yoksa ben mi öyle anlamıştım. ‘Yoksa unuttum seni’ miydi?

Geceler Polatlı trenleri gibi uzuyor. Trenler bozkır rüzgârı gibi ıslık çalıyor akarken rayların kızgınlığında. Sayımı yapıp gidince nöbetçi subay kalkıp yanaşıyorum sıra olmayan telefona. “Geç oldu. Yat uyu.” İçine tükürdüğüm içimden bir ses. Dibi bulunmaz gecede uzakları düşünerek uyumanın imkânsızlığı işliyor ciğerime. “Sabah ola hayrola!” Ertesi günün akşam kızıllığında eğitimin yorgunluğunu sırtıma vurup akşam dersine gitmeden evel, çay ocağından bin bir badire ile kaptığım çayın boz bulanıklığına sığınıp bin bela gelen sırada yapışıyorum telefona. Çeviriyorum sonu atmış sıfır beş olan telefon numarasını. Aradığım kişiye ulaşılamıyor. Kapsamı alanı dışında. Bütün alanlarda uygun adımda yürüyorum ama benim adımlarıma uymuyor telefondaki kadının sesi.



Akdeniz marşı söylenecek… sol…sol…sol… sol sağ sol…. Başla… “deniz deniz Akdeniz/ suları berrak deniz/ karşıda yar ağlıyor/ gideyim bırak deniz”…Bir daha kapsama alanına girmiyor Gülce. İrlanda masası, İtalyan çukuru ve kavimler göçünden beri boynumun yaftasına yazılmış yalnızlığım, yanlışlığım, Bişar’ın gözlerinden okuduğum Kürtçe ağıtlar ve koğuşun griliğine bulaşan insan nefesleri koyun koyuna yaşıyoruz bozkırın tere batmış sıcağında, yanıyoruz… “rüzgarlardan atım var/ şimşekten kanadım var/ göğsümde ay yıldızlı/ gazilik beratım var../” dua tepenin, türbe tepenin, mangal dağın, Sakarya boyları ve 22 gün 22 kanlı gecenin çölde aksayan naraları çalınıyor kulağıma. “yaslı gittim şen geldim/ aç koynunu ben geldim.../ bana bir yudum su ver/ çok uzak yoldan geldim…/ eş(ş)ek kulaklı Midas’ın toprağında marş söylüyoruz. Belki de ömründe hiç görmediği bir denizin marşını. Çöl coğrafyasına inat gür çıkıyor sesimiz. “deniz deniz Akdeniz/ suları berrak deniz/ karşıda yar ağlıyor/ gideyim bırak deniz… birinci bööölük, birinci bööölük, aslanlar, aslanlar hey…”



Aramıyor bir daha gülce… Sabahta, akşamda ve kuşlukta çoğalıyor kuşkularım… Polatlı çöl olmasına çöl ama daha da ölü geliyor bana. Kışlanın içinden tren akıyor. Trende hasret, tende can, damarda kan akıyor… Gülce… Sen güle benzemesen ben sana gülce demezdim amma. Dalında gül soluyor… İçimde şarkılar, kelimeler…



Sonra… Sonrası malum kuradan “yolun bittiği yer” çıkıyor. “Kiğı”, ömrümün hayal törpüsü. …Azrail gelmişte can talep eder/ benim can vermeye dermanım mı var…



Ocak 2008 Antalya
Alıntı ile Cevapla
  #92  
Alt 30-07-2009, 17:42
akbabaengin akbabaengin isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 51
Standart

Türkiyeli bir yüreğim var benim
Ortadan ikiye ha bölündü ha bölünecek
Diye korkuyor her gece beynim
Hep kara sevdalarda, olmayacak düşlerde
Türkiyeli yüreğim.

Loncalar eski kasabalarda, pirler ankarasında
İtibarı yok öyle halk arasında
Sevinince çıldıran, üzülünce deliren
Türkiyeli bir yüreğim var benim

Pek çok dili konuşur lakin
Birisi hayli yasak. Üç yanı öyle tuzlu
Öyle deniz. Martılara sorsanız
Bizim kıyılardan uzak. Yunan adalarından.
Birkaç akarsuyu var yüreğimin, hayli kızıl ve
Hayli asi.
Birisi kül ve duman taşır Bafra deltasına
İkisi iki eski sevgili.
Zılgıt ve ağıt götürür şatt-ül arap’a.

Büyük şehirleri ve ışıklı caddeleri.
Her gün dolar kasıklarına kadar.
Kasaba rüzgarları kum ve tütün kokar.
Her gün yeni bir yenilgi ve sevişme faslı
Herkes aynı biçimde birleşmek mecburiyetinde.

Türkiyeli bir yüreğim var benim. Hayli ferah ve güzel
Ve hayli uzak dünyanın geri kalanına.

engin akbaba- temmuz sonu 2009- antalya
Alıntı ile Cevapla
  #93  
Alt 30-07-2009, 17:42
akbabaengin akbabaengin isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 51
Standart

Dudağın dudağıma değende
Ay ışığı suya iner, aylardan mayıs
Dalda erik oynaşır gecede ateş
Ve akar su hürriyet denizine

Dudağın dudağıma değende
Hayli bulut bulut gökyüzü
Düşer gözlerinden göğüslerine
Aklımda bir avuç mavi kalır

Açılır yedi yerden kol demiri
Şapkasını yıkar kaşın üstüne
Tozanlı köylükleri, başaklar
İki ayrı dil konuşur iki canlılar

Dudağın dudağıma değende
Islanır serçecik nağmeleriyle
Bir kutlu akşam doğar haneye
Ve içim hayli hayli bir mayıs

engin akbaba- temmuz 2009- antalya
Alıntı ile Cevapla
  #94  
Alt 31-07-2009, 12:59
c.edip soykan c.edip soykan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: Kırşehir
Mesajlar: 121
c.edip soykan - MSN üzeri Mesaj gönder c.edip soykan - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart

Al***305;nt***305;:
akbabaengin Mesaj***305; g***246;ster
te***351;ekk***252;r ederim edip, bu g***252;zel ele***351;tirin i***231;in.
temmuz ay***305; ***351;iir yar***305;***351;mas***305;nda ki ***351;iirini gayet be***287;endim.
***351;iirin hi***231; eksilmesin...
erken bir d***252;***351; g***246;rd***252;m
ellerim ***231;ocuk
koynunda g***252;vercin g***252;l***252;***351;leri
***8230;.ve sonra ya***287;mur
ergen bir ku***351; kondu dal***305;ma
kanad***305; k***305;r***305;k

(-b-)a***351;ka t***252;rk***252;ler s***246;yl***252;yordu
***8230;..ve sonra masum

cebimde ***305;slak cumartesi
ya***351;***305;m yirmibir
konu***351;sam ad***305; kal***305;rd***305;
sevi***351;sem: mavi!!!
sustum hep a***287;lad***305;
yine de mavi, illede mavi
ya***351;***305;m: k***252;sk***252;n bir pazar
***8230;..ve sonra k***305;rlang***305;***231;lar
nisan/2007

be***287;enmenize sevindim daha ***231;ok ***351;air okumam ve yaz***305;***351;lar***305;ndaki s***305;rr***305; alg***305;lamm laz***305;m bunu gayet iyi biliyorum ve okuyorum da yazmay***305; da deniyorum

asl***305;nda yukar***305;daki ***351;iirinizin yap***305;s***305; ,s***246;yleyi***351;teki rahatl***305;***287;***305; k***305;sa ve yo***287;unlu***287;u,durulu***287;u,i***351;te b***246;yle ***246;zellikli ***351;iiri yazmak istiyorum ayr***305;ca ***231;ok de***287;i***351;ik ***351;iirler denemek istiyorum ve emek veriyorum verece***287;imde,sizler b***246;yle yazmasan***305;z,bizler kendimize y***246;n bulmakta g***252;***231;l***252;k ***231;ekerdik,
sizin ***351;iirler somurtkan de***287;il benim yazd***305;klar***305;mda bu somutganl***305;k var,sizin ***351;iirler duru,benim yazd***305;klar***305;mda kasvet(a***287;***305;rl***305;k) var,bulan***305;kl***305;k var,sizde sadelik var,benim yazd***305;klar***305;mda karma***351;a ama ***246;***287;reniyorum tabi en az***305;ndan kendimi ele***351;tirmeyi,kar***351;***305;la***351;t***305;rma yapmay***305; eksiklerimi

A***350;A***286;IDAK***304; YAZI BEN***304;M AMAT***214;R FORUMDA ARKADA***350;LARLA KONU***350;URKEN S***214;YLED***304;KLER***304;M S***304;Z NE DERS***304;N***304;Z BU TANIMLAMALARA BEN S***304;Z***304;N ***350;***304;***304;R***304;N***304;ZDE ***214;ZELL***304;KLE YUKARIDAK***304; ***350;***304;***304;R***304;N***304;ZDE BU ***214;ZELL***304;KLER***304; G***214;R***220;YORUM

do***287;all***305;k ***351;iirin yap***305;s***305;nda verilmek istenenin verili***351;indeki hal senin kastetti***287;in ise san***305;r***305;m duygu,yani duyguyu hissettiriyorlar;***351;***246;yle de demek m***252;mk***252;n san***305;yorum:kullan***305;lan imgelerin yap***305;s***305;n***305; ***246;yle sa***287;lam ve hayatla ba***287;***305;n***305; kurarak organize ediyorlar ki vermek istedikleri duygunun aktar***305;lmas***305;nda zorluk ***231;ekmiyorlar,

benim ***351;iirimsilerde senin s***246;z***252;n***252; etti***287;in kopukluklar var ,bir de san***305;r***305;m bu duyguyu vermede problem var ,as***305;k suratl***305; ***351;iirimsiler, imgelerde bir cans***305;zl***305;k var ,organizasyon problemim var;

***305;***351;***305;l ***305;***351;***305;l olmal***305; imgeler, ;hani k***252;***231;***252;k akar sular vard***305;r diplerindeki b***252;t***252;n ta***351;lar***305; g***246;sterirler ,berrakt***305;rlar, asl***305;nda ***246;yle berrak yaz***305;lmal***305; ***351;iir ,***231;ak***305;l ta***351;lar***305;n***305;n renkleri bi***231;imleri g***246;r***252;lebilmeli,bu duyguyu vermede de san***305;r***305;m anahtar yap***305;d***305;r.

Sunay ak***305;n ***351;iiri berrak bir akarsuya benzer b***252;t***252;n ***231;ak***305;l ta***351;lar***305;n***305;n rengini g***246;rebilirsin,

ger***231;ek hayatta da o akarsular***305; biliyorum ,bizim bah***231;emizin suyu oradan gelir ***231;ocukken o akarsuyun ***246;n***252;ne bent yapar y***252;zerdik,kir yoktur ,asla bulan***305;k akmaz, yeralt***305;ndan ***231;***305;kar ,onlara g***246;ze deriz ,oradan suyu i***231;eriz ,temizdir, berrakt***305;r,bu bir***231;ok g***246;zeden ***231;***305;kan sular;(g***246;zelere izlekler diyebiliriz) bunlar birikerek akasuyu olu***351;tururlar,ve bir ***231;ok k***252;***231;***252;k rengarenk ta***351;***305; ta***351;***305;rlar ,s***252;r***252;klerler, bi***231;imlendirirler ve bir yerde bu ta***351;lar yerini bulur ve orada kal***305;rlar,

Sunay ak***305;n ***351;iiri akarsuya benzer imgeleri akarsu taraf***305;ndan bi***231;imlendirilmi***351; rengarenk ta***351;lara benzer ve ***351;iirinin g***246;zeleri ya***351;am***305;n i***231;inden ***231;***305;kar.

O akarsuya bakt***305;***287;***305;mda, o ***231;ak***305;l ta***351;lar***305;n***305;n hepsinin ayr***305; hikayeleri oldu***287;unu d***252;***351;***252;n***252;rd***252;m ***231;ocuklu***287;umdan beri,ger***231;ekten ***231;ok ilgin***231;tirler ve ta***351;lar***305; toplay***305;p saklard***305;m,farkl***305; bi***231;imlerde ve renklerde ***351;unu hissetti***287;imi hat***305;rl***305;yorum:hepsinin ***231;ocuk ruhumda ***231;a***287;r***305;***351;t***305;rd***305;***287;***305; ayr***305; duygular olu***351;urdu.

Kimi h***252;z***252;n verirdi,kimi i***231;imi k***305;p***305;r k***305;p***305;r ederdi....
***351;iiri bir b***252;t***252;n olarak al***305;rsak;yani imgeler ***351;iirin b***252;t***252;n***252; taraf***305;ndan anlaml***305; hale getirilmeli;
***351;iir de imge bence b***246;yle olmal***305; ve buna hizmet etmeli ve ***351;iir de o berrak su olmal***305; ve ***231;***305;kt***305;***287;***305; yer toplumun ba***287;r***305; olmal***305; slogan olsun diye s***246;ylemiyorum ya***351;am***305;n ba***287;r***305;ndan ***231;***305;kmal***305; ***351;iir


siziin ***351;iiriniz hi***231; eksik olmas***305;n
__________________
yıktım devletimi isyansız;
bütün iktidarlar hükümsüzdür içimde
/çığlığı deniz kokan bozkır martısı

Konu c.edip soykan tarafından (31-07-2009 Saat 13:24 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #95  
Alt 01-08-2009, 13:21
akbabaengin akbabaengin isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 51
Standart

segili coşkun,
son dönemlerde türk şiiri - sanırım dünya şiiri ile beraber- bir daralma yaşıyor, bir arayış.
evvelden beş hececiler, garip akımı, ikinci yeni gibi akımlar şiiri kendi çalışmaları ile yönlendiriyor bir kalıba - özellikle ikinci yeni ile bir kalıpsızlığa- sokmaya çalışıyordular.
herhangi bir akıma ait olmadan atilla ilhan, ismet özel gibi şairlerde çıktı aradan... hem de çok iyi oldu.
ne olduysa aslına bakarsanız ikinciyeniden sonra oldu. günün birince cemal süreyya öldü ve bir baktık türk şiiri yetim kaldı.

cemal süreyya'nın türk şiirini yetim bırakması, ardıl şairlere türk şiirini sahiplenmek, babasız bırakmamak gibi bir fikir verdi. şiir imgenin içine çekildi ve boğuldu. toplumcu şiirler, sanattan uzak olduğu gerekçesi ile dışlandı. anlaşılmaz, anlaşılsa bile umuttan uzak, karamsar bir şiir yazılmaya başlandı. sanırım bu seksenden sonraki dünya şiirinin temel sorunu. hele hele örütbağ icat olduktan sonra mertlik hayli hayli bozuldu.
anlaşılır olana, duru olana itibarı kalmadı kimsenin. şiir: anlaşılması güç söz öbeği, olarak tarif edildi. yaklaşık 30 yıl böyle geçti.
imge, "şiiri diri tutan", "dilin sevişme arzusunu kabartan tahrik edici" olmaktan çıkartılıp şiiri batağa çeken, karanlıkta boğan, şiire taşıyamayacağı yük yükleyen bir ucube haline döndü. çoğu zaman, şair bile ne yazdığını bilemedi. kendi şiirinin anlattığını yazdığı anda bile kavrayamadı.
ama sanırım, yavaş yavaş şiirde tekrar duruluğa, halkın diline, şiirin kendi içini okuruna açmasına dönülüyor.

en azından sizin gibi genç birinin bunları düşünmesi buna dönüldüğünün bir işareti.

imgenin ne denli ağırlaştırıldığını, şiirin önüne ne denli geçip onu boğduğunu ispat için, imgesi kabarık şairlerin, attila ilhan gibi şiirinin altına meraklısı için notlar düşmesini istemek olurdu. işte o zaman şiirlerinin altına herhangi bir not yazamayacaklarını görür, aslında şiirin bir karmaşa, bir kalabalıklık olduğu su yüzüne çıkardı.

siz güzel şiirler yazıyorsunuz.
şiiriniz daim olsun.
Alıntı ile Cevapla
  #96  
Alt 01-08-2009, 17:59
akbabaengin akbabaengin isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 51
Standart

dilimi dilinle perçinlediğinden beri
yabanıl kısrak gibi aklımda adın
kadınlar sofrasında akşamüstleri,
kısır ve marul tıkınıyorum…

kısır kelimelerin şahadetinde
evrilip, devrilip tekrarlıyorum
adınla adımın sevişmesini

tanrılar kentinden atalar ruhu
atımın dizginini alıp eline
sürüyor ruhumu kör karanlığa
adın adımla bütünleşiyor

tarçın ve kekik kokusu dağlar
sabahları yıkılıyor ayaklarıma
günde üç vakit güneşe dönüp
adını adımla tekrarlıyorum

gece olunca rüzgar ve silah
çatılıyor alnımın haspa yerine
ay musallat olsa tenime
adını adımdan doğuruyorum

dereler sülük ve yarpuz taşıyor
ıtırlı bir koku katranlığımda
sıyırıp toprağın giyitlerini
adını adımla buluşturuyor.

sebastapolis’in canı cehenneme
sıcak çermik ve kükürt kokusu
sidikli kızları hatırlatıyor
ne zaman dağlara kurban kesilse
tanrılar çıkıyor saraylarından
adın ve adıma buğz ediyor…

e. akbaba

2007- antalya
Alıntı ile Cevapla
  #97  
Alt 01-08-2009, 18:02
akbabaengin akbabaengin isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 51
Standart beni acıtmayan yanık




Şiir-t-de son hecedir sevdiğim
Noktayla mühürlenmiş gözleri

Uyur kanın ve terin içinde
Kasıklarında kar sesi

Üşür bütün geleceği

Onu sağanaklar yıkıyor içten içe
sorular çoğaltıyor

Dibinde cevap tortusu kalmış sorular
Bir bakmışsın sesinde çocuk bakışı
Hayli esmer
Kendine değse el oluyor
Hiçbir dokunuş ısıtamıyor tenini
Sarılsa hatıralara
Kurtlu bir ağaç kalıyor kollarında

Yüreğinde ki kırlangıç mezarlığı
Ona yeni bir dil bağışlıyor
Göğsü eski dil yanığı
Ölü sevgiliden
Bu yanık onu öldürmüyor

Bu yanık beni acıtmıyor

engin akbaba-antalya-2009

Konu akbabaengin tarafından (09-09-2009 Saat 17:13 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #98  
Alt 09-09-2009, 17:16
akbabaengin akbabaengin isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 51
Standart

aslı gözlerin ne renk,
yoksa günah mı
her gece nasıl iner ay ışığı denizine
nasıl dağılır da toplaşırız
bir bebek ağlasa mahallede
ya da ne bileyim - sütçü gelse-
sen gelsen… ne çok bakardım gözlerine
öyle camda dursan, ben sarhoş olmasam da
sen camda dursan
öyle ışıksız yani, ağaç gölgesi
sarıp saklasan bütün dünyayı
İstanbul uzaksa da şarkılar güzel
kırmızı giyinsen, bakkala çıksan
aslı gözlerin ne renk, yoksa günah mı
deniz kenarında dursak, gözlerin dursa
gemiler bir boğaz getirse, bir İstinye…
aslı sen gelsen de bitse bu hasret,
uzakta kalacaksa kalsın İstanbul
engin akbaba- ağustos 2009-antalya
Alıntı ile Cevapla
  #99  
Alt 27-10-2009, 16:02
akbabaengin akbabaengin isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 51
Standart Ölü Mine Severdik

Ölü Mine severdik senle ben
Mine yorgun bir cesetti akşam dönüşü
Saçlarında serçe çığlıkları
Kalçasında dolmuş ıslıkları
Düşünde neon ışıkları
Tükürülmüş bir kadındı Mine

Mine etek giyse
Rüzgâr çıksın isterdik, vallahi
Kotsa sarmalayan baldırlarını
İçimizde bir ferahlık
Güvende hissederdik namusumuzu

Mine sabah erken, uykulu dolmuşlarla
Küfrederek babasına ve bahtına
Bir bitlenmiş düş taşırdı çarşıya
Çantasında geri dönüş bileti
Tırnak makası, kadın bağı
İlk kızlığı, kızgınlığı

Mine kime kızar, neden pas vermez,
Bakkalla ne konuşur bilmezdik
Kimi sevse, ben olurdum düşlerimde
Çay bahçesinde ele ele,
Sinema salonunda kaçak öpüşler,
Sonra…
Sonrasına düş kuramam, biterdi.
Ve Mine her sabah ölü gider
Her akşam terk edilmiş dönerdi…

Gördüm ki,
Migrosun kafeteryasında
Patates cipsi ve kola
Yalak bir oğlandı düşümü bozan
Sonra çıkıp kol kola
Pahalı bir arabaya…
Mine ilk kez sağ duruyordu.
Gözlerinde denizin kararsızlığı
O gece geç döndü ve sonrasında da

Başka oğlanların arabasında,
Irzına bin defa geçti düşümün
Mine hanım oldu, ben de büyüdüm
Ve sen hala ölü Mine sevmektesin, acayip

Engin AKBABA
Alıntı ile Cevapla
  #100  
Alt 11-11-2009, 15:09
c.edip soykan c.edip soykan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: Kırşehir
Mesajlar: 121
c.edip soykan - MSN üzeri Mesaj gönder c.edip soykan - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart aşkın niteliği

Başka oğlanların arabasında,
Irzına bin defa geçti düşümün
Mine hanım oldu, ben de büyüdüm
Ve sen hala ölü Mine sevmektesin, acayip


ne demeli bazı aşklar var ki onu tanımlamak zordur
__________________
yıktım devletimi isyansız;
bütün iktidarlar hükümsüzdür içimde
/çığlığı deniz kokan bozkır martısı
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 13:46


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum