Tekil Mesaj gösterimi
  #8  
Alt 17-01-2008, 16:19
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart






Taraf Gazetesi'nde Zeki ÇOŞKUN olayı ele alıyor. Zeki dostun izniyle...




İŞARET FİŞEĞİ
Zeki ÇOŞKUN

Şairler kimlere yazarlar

Bundan böyle hayatımızda pek de şiir olmayacak. Çok mu karamsar, çok mu iddialı bir başlangıç? Şiir gibi hayatlar belki de vardır, kimbilir, ama şiir kendisine hayatta bir yer, bir karşılık buluyor mu, bulabiliyor mu, asıl soru bu.

Edebiyatla şu ya da bu nedenle doğrudan ilgili değilseniz, şu soruyu sorun kendinize: En son ne zaman bir şiir kitabı aldınız elinize, en son ne zaman şiir okudunuz?

Peki, bu,ülkede şiir yazılmıyor mu? Yazılıyor, belki de gereğinden, haddinden fazla şiir yazılıyor. Kitaplar, dergiler yayımlanıyor. Onlardan geçtim, daha geçenlerde burada anmıştım; bir rivayete göre 1500, başka bir rivayete göre de 2500 internet sitesi var edebiyata dair ve bunların çoğundan da şiir fışkırıyor. Şuara takımı kendi arasında konuşup yazışıp dalaşa, didinedursun, şiir dolaşmıyor ortalıkta.

Önce ideolojilerin, sonra hızını alamayıp tarihin sonunu ilan eden Francis Fukuyama'nın kehaneti haklı çıkıyor belki de. "Tarihin sonu son derece hüzün verici bir zaman olacak" diyordu Fukuyama olanca küstahlığı, şımarıklığıyla. Durum, şimdiden, onun söylediği gibi görünüyor: "Tarih sonrası dönemde sanata da felsefeye de yer -ve gerek- olmayacak; sadece insanlık tarihinin ürünlerinin sergilendiği müzelerle ve onların bakımlarıyla ilgilenilecek."

Müzelik bir şey haline geliyor şiir, antik zamanlara dair bir şeye dönüyor. Bense, o "antik" hali önemsiyorum hala. Hiçbir zaman yüksek perdeden seslenmeyen, tam tersine, neredeyse "iç-ses"le yazan Behçet Necatigil'i, bugi,in de arıyorum örneğin.

Ve şairler boyuna kimlere yazarlar?
Yıkılmış köprülerin başında
Ürkmüş boşluktan biri inliyorsa
Ve şairler onlara geidimiere yazarlar.
Soruyorum: Var mı bugün o şiir ya da nerede o şairler?

Şairler, benim bildiğim son toplu çıkışlarını bir yıl kadar önce yaptılar. Türkiye için hala sürmekteolan utancın, Hrant Dink cinayetinin ardından, Yetimler Ağıtı'nı 73 şair birer dizeyle oluşturdu. Bu bile alçakça saldırılara konu oldu. Yetimler Ağıtl'na dizeleriyle ses verenler kendilerini "Türkçe'nin 73 şairi" olarak nitelediği için, "satılmış" ilan edildi. Gaflet, dalalet, hıyanet içinde oldukları söylendi, Yetimler Ağıtı, şairlerin "toplu intihar!" sayıldı!

Cinayetin üstünden bir yıl geçti. Şiirin üstünden asırlar, yüzyıllar ... Ve sesi yok bugün şiirin de, şairin de.

İSİM HIRSIZllGI YA DA ŞİİRİN SEFALETİ
Çok önceden sorulması gereken "Şairler kimlere yazarlar" sorusunu yeniden gündeme getiren, yine şiir cephesindeki ve internet ortamındaki bir isim hırsızlığı.
Edebiyat dünyasına, Türkiye'nin -ve de şiirin!- en civcivli günlerinde, 30 yıl öncesinde giren Ahmet Erhan, adının çalındığını görmenin, fark etmenin şaşkınlığını paylaşıyordu geçenlerde:

"Bu gece, sıkıntıdan 'amiyane' tabirle internette 'sörf' yaparken, Edebiyat Defteri adlı bir siteye ve o sitede AHMET ERHAN adını taşıyan bir bozuntuya rastladım; haliyle bozuldum, çünkü o zatla ne kişiliğimin, ne de şiirimin bir ilgisi olduğunu daha ilk bakışta anladi;ıı; çünkü o mahluk 'Ya Sev Ya Da Terk Et!' diyordu.

En uzak düşmanım bile -ki benim pek de düşmanım yoktur- o 'şiirlerin' benim kabzamdan çıkmadığını bilir.

Uzak Batı!

Bu sayfalarda -çok haklı olarak- hırsızlık üzerine haklı olarak bazı şeyler tartışıldı, yazıldı.

Benim adımı çalıyorlar!"

Evet, dize hırsızlığını, şiir apartmayı, başkasının yazısını-çizisini ve dahi kitabını aşırıp sahiplenenleri gördük, biliyoruz ama isim hırsızlığı; başkasının adını kullanma, ilktir.

Fakat, bunun sadece "patolojik" b,ir şey olmadığı ortada. Yapılan, bir isim hırsızlığı değil, taammüden, tasarlanmış bir eylem, bir komplo. Alacakaranltktaki Ülke'nin, Akdeniz Lirikleri'nin şairi Ahmet Erhan, belki de kuşağının sesi olmuştur Bugün de Ölmedim Anne şiiriyle.

Yüreğimi bir kalkan bilip, sokaklara çıktım
Kahvelerde oturdum, çocuklarla konuştum
Sıktldım, dertlendim, sevgilimle buluştum
Bugün de ölmedim anne

Öte yandan, Yeni Türkü'ye ses vermiştir:

"Kalırsa bir soru kalır benden". Nihayet, " Şehirde Bir Yılkı Atı'yla 2006'da Türk Tabipler Birliği tarafından Behçet Aysan Ödülü'ne layık görülmüştür. Behçet Aysan ki, hekim-şairdir ve 2 Temmuz, Madımak, Sivas 93 yangını kurbanlarındandır.

İşte bu Ahmet Erhan'ın dizeleri internet sitesinde yayımlanıyor, o dizelerin altında şehit cenazelerinden, türbandan falan dem vurularak "Ya sev ya terk et" sloganı yerleştiriliyar, Ahmet Erhan imzasıyla!

Garabet, orada kalmıyor, okuyucu yorumlarıyla; kutlamalarla, "Ahmet Erhan'dan bu beklenirdi" yollu desteklerle sürüyor!

Öyle bir okuyucu ki, beğendiği, okuduğu şairin "kimliği"nden ve kaleminden, ağzından hangi sözün çıkacağını, hangi sözün çıkmayacağını bilmiyor, bilemiyor. Sözün de, şiirin de bittiği yer burasıdır.

__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla