Tekil Mesaj gösterimi
  #3  
Alt 10-08-2018, 17:14
HIDIR IŞIK HIDIR IŞIK isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 5
Standart Yoksun Büyüyen Bir Issızlık Gibi

Yoksun, büyüyen bir ıssızlığın çınlamasına denk düşer gibi. Bu aslında bir yaranın kalbe nasıl kök saldığının işaretini gösteriyor. Vakit, gecenin yarım ağzında kalmış. İyiliklerin dünyasını izlek edinmiş şairlerden şiirler okuyorum, savaşın çocuklarıyla akran içimdeki çocuğa. Acıyı kaburgasında taşıyan hüzün, gözlerime yağmurlu bir sabahı çizmekte. Kadehleri iten ellerimi fesleğenlere uzatıyorum. Dokunamamanın ezici üstünlüğünden doğan ıstırap, kalbimdeki gizli günahları ifşa ediyor usulca.
Siz diyorum, uykusunda atları gören bir şairin düşlediği
sancısız dünyanın ufku musunuz ey yıldızlar?

Uyku, gece ile karıncalanan gözlerim arasında kansız bir kavga. Anlam sularını aşmış sözcükler beliriveriyor, çocukluk anılarına tutunan dimağımda. Yokluğunu hatırlatan bu yersiz yurtsuz sözcükleri, acılara yaslanan imgeler sahipleniyor kendi derinliğine akan monologların hatırına. Sonra sen geliyorsun yine aklıma, güneşe eşdeğer bir parıltıyla. Kiraz mevsimini özleten dudaklarına uzuyor gecenin ıssızlığı; çığlık oluyor sessizlik. Çiçeklerin solduğu bu sessizlik, Kudüs’ten başlayıp Babil’e yankısı düşen derin bir ah’ın iniltisine dönüşüyor. Gözyaşlarının yerini, mağara duvarlarındaki yara imleyen figürler alıyor. Yanımı yöremi boşluğa çıkaran bir uzaklığın özlem ünlemiyle söylüyorum sevgili: Ayrılık ölümün provasıdır, ölümün!
Yıldızsız göğün ahvalinde eriyip tükeniyor düşlerin muştuladığı umut;
yokluğunla büyüyen ıssızlık, ah o ıssızlık
içimdeki tükenen yaşam aritmetiğiymiş…

gör bak ey sevgili, ayrılık diye bildiğimiz ölüm lekesiymiş!
Alıntı ile Cevapla