Tekil Mesaj gösterimi
  #8  
Alt 08-06-2009, 22:12
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart


ŞİİRLE GELENLER: V
Şeref Bilsel

Şiir Yıllıklarına Dair:


Şiir yıllıkları, edebiyatın atardamarı olarak işlev görür. Bu yıllıkların beslenme alanı edebiyat dergileridir, bilinir. Edebiyat dergilerinin varlık ve kalıcılık özelliklerini belirleyen, o dergide yayımlanan şiirlerin niteliğidir. Yani bir edebiyat dergisini temsil eden en önemli taraf ‘şiir' rafıdır. Baştan bu yana edebiyatımızın kurucu metni olan şiire dair tartışmalar esasen edebiyatımıza dair tartışmaların yerini tutar. Yüzyıllardır Türkçenin yükünü şiir çekiyor; bu topraklarda yerleşik hayata geçen ilk türdür şiir. Bu noktada şiir yıllıkları daha bir önem arz ediyor. Bir yılın, eksik de olsa, şiir adına ana hatlarını ortaya koyuyor yıllıklar. Eskiden, seksenden önce, edebiyat yıllıkları içinde bir bölüm halinde okura sunulurdu şiir adına gelişmeler. Bu bölümler, doksanlardan sonra kitap bütünlüğü içinde müstakil bir toplama dönüşmeye başladı. Türkiye'de şiir yıllıkları noktasında esaslı çalışmaların 25 yıllık bir tarihi '"ar. Bu 25 yıllık tarih, görebilenler için, acımasız eleştirilerle yüklüdür. Eleştirilerin merkezinde, büyük oranda, "yıllıkta şiiri olmayanlar"ın insafsız yazı ve konuşmaları yer alır. "Olmayan" şey üzerinden açılan varlık tartışması da bize özgü bir karakter gösteriyor. Her şeyden önce şu bilinmeli: şiire dair "yıllık" çalışmaları olağanüstü bir dikkat, emek, zaman ve her şeyden önemlisi olabildiğince 'hür bir vicdan' istiyor. Yıllıkların kapısı 'ben daha vicdanlıyım' diyen herkese açık mı? Hayır! Belki de bundan daha da önemlisi 'şiirden anlamak'. Ülkemizde şiirden anlamayan olmadığına göre!..

Mehmet H. Doğan bugün aramızda olmasa da; hazırladığı şiir yıllıklarıyla, bu alanda kendisinden sonra gelenlere kılavuzluk yapmayı sürdürüyor. Hazırladığı yıllıklara dair açılan tartışmaların çoğuna anlaşılır cevaplar verdiği için, şimdilerde bu uğraşın içinde olanlar belli ölçüde rahat etmiş sayıyor kendini. Her işte öyledir; öne fırlayanlar bir yönüyle öncülük ettikleri girişimin psikolojik maliyetini de öderler. "Ben niye yokum?" sorusu, sırasıyla "o var!" vurgusunu da beraberinde sürükler. Bu yokluk hissinin kabarttığı narsizm, Türk şiirinin büyük iskeletine dair çıkartılan haritayı gölgelemeye doğrulur. Bir bölük insanın emeğiyle tamam olacak kimi çalışmaların bir kişinin omuzlarından yükseldiği durumlar var; burada verilen emek, gösterilen azami dikkat bir anda yok sayılabiliyor. Herkes kendi yüzüne tuttuğu çukur, tümsek aynayla baş başa, kendini aklayabileceği bir daire içinde dolanarak istediği yargılara varıyor. Cenk Gündoğdu'yla bu yıl beşincisini hazırladığımız "Şiir Defteri"ne yönelik kimi acımasız eleştirileri saymazsak, genel olarak olumlu tepkilerle karşılaştığımızı söyleyebilirim. İlginçtir bu 'olumlu' tepkilerin çoğu bizden önceki kuşaklara mensup şairlerden gelmektedir. Türk şiirinde yıllık denince akla gelen ilk isimlerden biri de Veysel Çolak'tır. Her yıl, yayınevi ve dağıtım sorunları içinde, büyük bir emekle yıllığı hazırlayıp okura ulaştırıyor. Kendine has bir yöntemi var; özellikle gençlere ağırlık veriyor. Bu çalışmaların büyük bir özveri ve dikkat istediğini içerden bilenler olarak, 'tebrik etmekten' öte bir şey geçirmiyoruz aklımızdan. Şiirinin en kuşatıcı çalışmalarından birine- bazı imzaların eksikliklerine, şiirlerdeki dizgi yanlışlarına rağmen ¬imza attığını söyleyebiliriz Çolak'ın... Baki Asiltürk, herkesin cesaret edemeyeceği bir dönemde; adı yıllıklarla özdeşleşmiş bir eleştirmen (Mehmet H. Doğan)'den sonra, çok zor bir işe girişti YKY bünyesinde. Son iki yıldır Baki Asiltürk imzasıyla okura ulaşan yıllıklar (ki, akranları arasında, en iyi dağıtılan ve en çok basılan çalışmadır bunlar) üzerine çok şey söylendi, yazıldı. Asiltürk'le Şiir Defteri'ni hazırlayanlar olarak bizim Şiir anlayışlarımızda örtüşmeyen bazı yönler olmasına rağmen şunu açıklıkla söyleyebiliyoruz: Bu ülkede bir tarafı şiirle (şair olarak) organik bağ içinde olup diğer taraftan eleştirinin yoğun sularında kulaç atan ve bütün bunların üstüne Cumhuriyet Sonrası Türk Şiiri'ni, değerler ve değersizlikler bağlamında hak ettiği silsile içinde açıklayabilecek birkaç kişiden biridir Baki Asiltürk. Şiir Defteri hazırlayıcıları başlığı altında Cenk'le ben gözüksek de, bu çalışma doğrudan otuzun üzerinde ismin kolektif desteğiyle ortaya çıkmaktadır. Seçici kurul başta olmak kaydıyla, ilk kitaplara, yayınlanmış kitaplara, çeviri edebiyatına, internet ortamına ve soruşturma sorularına muhatap olan birçok arkadaşın emeği, desteği \" özverisi var, Şiir Defteri'nin arkasında. Yıl içinde herkes, şiir adına günlüğüne yazdığını devşirip getiriyor ortaya. Mesele bu. Asiltürk oylumlu bir çalışmayı, mümkün mertebe Türk şiirinin her kulvarını yoklayan bir özenle şiir ortamının önüne koyuyor. Bunu yaparken, bizce 'önemli' olduğunu düşündüğümüz bazı şairleri de ıskaladığını söylemeliyim. Bütün dergilere dair olup bitenleri akademik bir gözlükten süzen ve dergilerdeki dosya konularını, poetik yazıları kayıı altına alan önemli bir tarafı da var hazırladığı çalışmanın. Festivaller, etkinlikler, paneller bugüne dek hiçbir şiir yıllığında bu derece kapsayıcı bir biçimde okurlara sunulmadı. Büyük yayınevlerinin bünyesinde, tek başına böyle bir çalışma ortaya koyanlar, gelen tepkileri de tek başına karşılamak zorunda kalabiliyor; bu gayet doğaL. Doğal olmayan YKY bünyesinde çıkan Kitap-lık dergisinde yine YKY'den çıkmış bir yıllığın eleştirilebilmesi. Belki olması gereken budur; ama YKY bugüne dek kendi yayını olan bir eseri eleştiren yazıya dergisinde (kitap-lık) yer vermediği için okuyanlara tuhaf gelmiş olabilir. Bunu eğer edebiyat bağlamında demokratik terbiyelerinin bir gereği olarak yapıyorlarsa, hiç de inandırıcı bulmadığımızı söyleyebiliriz. Çünkü arşivlerinde bu tür bir örnek yokl Yıllık hazırlayan isimlerin yanı başlarında ya editörleri oldukları ya da yayınevleri bünyesinde çıkan dergiler var. Dize, Üç Nokta, Deli/er Teknesi, Fayrap, Kitap-lık... Kitap-lık dergisinin editöryası tamamıyla orada çıkan yıllıktan bağımsız insanlar tarafından organize ediliyor. Asiltürk1e herhangi bir organik bağı, bildiğim kadarıyla yok. Sorunun bir kısmı şuradan kaynaklanıyor sanki: Kitap-lık dergisinde alışık olduğumuz üzre, son birkaç yıla kadar, sayıları on - on beşi geçmeyen, şiir ortamının bildiği isimler şiir yayımlıyordu: son dönemde büyük bir açılım gerçekleştirdi. Böyle olunca derginin bağlı olduğu yayınevinden çıkan yıllık da, içine alı almadıklarıyla daha bir tartışmanın göbeğine oturmuş oluyor. Geçen yıl (2008'de) dergilerde şiir yayımlamamış bir kısım şairlerin 'neden' şiirlerinin yıllıkta olmadığını sormaya kimsenin hakkı olamaz. Yıllıklar bir ülkede akan büyük şiirin 'değişmez' gövdesini işaret eden, şair olmak isteyenlere paye dağıtan, takım arkadaşlarının bir arada birbirinin omzuna dokunacak yakınlıkta durduğu etkinlik sahaları değil. Yıllıklar. kendi ölçüleri içinde bir yılın şiire dair nabzını üç aşağı beş yukarı ortaya koyan öznel çalışmalardır. Bu noktada "Şiir Defteri" de ortaya koyduğu 'yöntem' itibariyle özneldir. Ortaya koyduğu yöntem itibariyle... Kim ne derse desin. YKY şiir yıllığı, gerek Mehmet H. Doğan zamanında, gere Asiltürk'ün son iki yıldır- devam ettirdiği süreçte, en fazla haksızlığa muhatap olan çalışmalardır. Bir masada, kadehin dibinde kalan yüzünü görmeye başlamış, yan yana düşen üç kişinin, birkaç saat içinde dergi çıkartıp yayınevi kurduğu(!) aylak zamanların içinden, bir şiir yıllığının hangi sıkıntılarla okura ulaştırıldığı ölçülemez. Böyle bir kriter yok. Böyle bir küfretme hakkı da yok. Buradan ne merhamet, ne samimiyet ne de edebiyat çıkar. Buradan haksızlıkla bakan bir çift göz çıkar. Edebiyat adına bizler 'yeni' bir şey yapacaksak, ya bizden önce yapılmış olanı yıkıp yerine yeni bir şey yapabiliriz ya da yapılmış olanın 'yanına'...

Sanıyorum Asiltürk'ten önce, sesini büyük kulaklara duyurmuş bazı isimlere, YKY yıllığını hazırlama teklifi ulaştırılmıştır. (Ben bir dönem, Adam yayınları tarafından Doğan'ın hazırladığı yıllığı, Doğan ayrıldıktan sonra Ahmet Erhan'ın hazır edeceğine dair dergi anonslarını hatırlıyorum; maalesef bu gerçekleşmedi. Buna benzer teklifler de YKY tarafından farklı şair/eleştirmenlere yapılmış olabilir. Bundan doğal bir şey yok. Arkada banka olsa da, kültüre bakan pencerelerde her şeyin açık ihaleyle dönmediğini tahmin edebiliyoruz artık!) Sorun şu: Nazım Hikmet kalkıp gelse ve yıllık hazırlasa (Nazım'ın YKY'de ne işi var! sesleri duyuluyor; kitapları orda kardeşim!) bizdeki şiir ortamı onu da yerden yere vururdu. Asiltürk'ün kimleri almadığı, yıllığa aldığı bazı isimlerin 'niye alındıklarını' daha belirginleştiriyor. Anlaşılır bir tepki. Aynı şey Şiir Defteri ve benzer çalışmalar için de geçerli... Belli bir yaşın üzerine varmış, şiiriyle adını belirginleştirmiş bazı isimler, 'sadece' kendi yazdıkları dergilerin içinde bulunan imzaları bu çalışmalarda arıyorlar. Bu bakış, oldukça saplantılı ve eksiktir. Memleketin her yerinde çıkan dergilere ulaşıp bütün sayılarından hareketle şiir adına ortaya konan rekolteyi tanzim etmek, öyle herkesin girişebileceği bir uğraş değil. Bizce, atlanmadan geçilmemesi gereken bazı imzalar, YKY'nin yıllığında yer bulamasa da, Asiltürk, oldukça derli toplu ve dikkate değer bir çalışmaya iki yıldır imza atıyor. Şiir yıllıklarına dahil olan isimler, hazırlayıcıların gündelik hayatına dahil olanlarla örtüşmüyor, kimi zaman çok uzağa düşüyor. Aslolan şair değil, 'şiir'dir bu tür çalışmalarda; bunu söylemekle yeni bir şey söylemiş olmuyoruz. Asiltürk, çalışmasının önemli bir bölümünü 'gençlere' ayırıyor; bizim de baştan beri yapmak isteyip, bir türlü istediğimiz ölçüye vardıramadığımız nokta burası. Şairliği kabul görmüş ama kendi şiir serüveni içinde hamle yapamayan birinin şiirine yer vermektense; ufku açık, söyleyecek yeni bir şeyleri olan bir gence yer vermek, daha önemli. Asiltürk bunu büyük ölçüde duyurdu; bu duyurunun içinde kulağımıza hoş gelmeyen sesler çıkartanlar olsa da... Bütün bunlar, çalışmasında "niye şiirimizin, bizce olmamaları eksiklik sayılacak kimi isimleri yok?" sorusunu dışarıda bırakmıyor. YKY Şiir Yıllığının, bu işi üstlenebilecek birkaç kişiden biri olan Baki Asiltürk tarafından hazırlanıyor olması şiir ortamımız için önemlidir; özellikle gençler için... Eksikliklerine rağmen YKY şiir yıllığı geleceğe kavi izler bırakan bir çalışma olduğunu ortaya koyuyor. Bunu görmeye çalışalım. Olmayanlardan hareketle değil, olanlardan alacağımız güçle... biraz da insafla! •

Eliz Edebiyat / Sayı 5 / Mayıs 2009

__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla