Tekil Mesaj gösterimi
  #2  
Alt 22-01-2009, 15:12
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



ŞİİR ve GENÇ ŞAİR

Soner Demirbaş

Genç şaire bakış'ı iki farklı düzlemde ele almak olası. Bunlardan ilki ve önemlisi 'genç şiir'i (tüm zamanlara ait) yazan-yaratan-kuran şaire bakış olarak adlandınlabilir ki burada şairin kemik yaşının bir önemi yoktur. Çünkü yazdığı şiirle her zaman genç kalabilmeyi başarabilen şairler olarak da yaşamlarını her daim sürdüreceklerdir. İlhan Berk'in öldüğüne kim inandırabilir bizleri. İkinci olarak da doğum yılı olarak 'genç şaire bakış' olarak adlandırılabilir ki bu duruma ve Türkçe yazılagelen şiire bakıldığında çok da ufuk açıcı gelmeyebilir. Her ne kadar söz konusu 'şiir' olunca şairin yaşının önemi yoksa da şiir yazan biri (şair) yeni doğan bir insan kadar genç; dünyanın yaşı kadar da yaşlı olabilir.

Genç şairin, var olan an ile olmayan (olmasını istediği) an arasında gezinen şiiri bir güzel yalanı kurma sanatı-edimi olarak aramaya başlaması; aynı şekilde mekan konusunun da yine şiirin ayrılmaz bir parçası olduğunu düşünmesini gerektirir. Söz konusu olan şey şiir olunca ve şiiri de sözcüklerle yapmak-kurmak durumunda olunca şairin yerinin mekan olarak neresi olduğu çok da önemli değildir. Önemli olan düşüncenin ve yapılanların şiire, insana ve yaşama gidip gitmediğidir.

Şiirin yaşamdan çıkıp tekrar yaşama döndüğünü, dönmesi gerektiğini hiçbir zaman unutmamalı genç şair. Burada Gülten Akın'ın 2008 Frankfurt Kitap Fuarı'nın kapanışında yaptığı konuşmasındaki şu sözlerini anımsamasında fayda var genç şairin: "Bizler hayatın dilini, sanatın yazının diline çevirenler, onu kitaplara sığdırmaya çalışırız. Estetize ederek sunduğumuz bir amacımız var: hayatın ve dünyanın değişimine katkıda bulunmak.'" Belki de tüm mesele burada. Genç şairin üzerinde durması gereken şey sorular sorarak ve yaratısıyla sorular sordurarak insanı insan ile buluşturabilen kurgulanmış metinler oluşturarak bu katkıya ortak olmak olmalı.

Şiiri kuran genç şair, kurduğu şiirin sesini ve müziğini de düşünmelidir. Çünkü şiir ve müzik birbirinden hiçbir zaman ayrılmayan (ayrı disiplinler olduğu unutulmadan) ve sürekli iç içe olan iki güzel esintidir. Sözgelimi bazı genç şairlerin yazdığı bazı şiirler için atonal müziğin tınılarını içinde taşıyan bozunumlu dizeler bulunduğu söylemine karşı, atonal müziğin de toplumda aksayan ne varsa distorsiyon ile telafi ettiğini söyleyebiliriz. "Şiir sesti!; ritmdi!; alaştır görüntüden çok. Kajiye ses demektir. Egitimi olmayan da ritmi yakalayabilir. İlahiler, sesleı; ritmler gelir ve görmeyenin beynine yerleşi!: Harfler, kelimeler yerini allı: "'Bu bağlamda şiiri ve müziği de hayata müdahale edip, onu değiştiren, sözcükleri ele geçiren, anlamlarını kurcalayan, yıkıp dağıtan ve yeniden kuran, kendi dinamiklerini kendi oluşturan bir durum olarak görmekte fayda var.

Şiirin kendini anlatan bir dili vardır. Şiir, var olan sözcüklerle olmayan şeyleri anlatabildiği-sezdirebildiği gibi var olan sözcüklerin yüzey ve derin yapılarından faydalanarak sözcüklerden yeni sözcükler de üretebilir. Genç şair, şiiri sırf bir diloyunu gibi düşünme yanılgısına düşmeden dil içinde bir diloluşturarak yaşamı da zenginleştiımenin yollarını arayabilir.


Estetik bilincin oluşması ve oluşturulması bağlamında şiir yazan-kuran, yaşça genç olan şairler az olmakla birlikte yayımlanan bunca şiir bolluğuna rağmen nitelikli ürünlerle de buluşturabiliyor bugünkü okuru.

Büyük seçiciliği zamana bırakmanın doğruluğuna inanmakla birlikte yazdığı şiirin ve şiir dilinin tüm tarihini de içine alarak peşine düşen isimlerin Türk şiirine daha
kalıcı metinler bırakacakları söylenebilir. Her biri farklı şiir damarlarından farklı renkler taşımakla birlikte bir Ahmer Bozkurt, bir Mehmet Can Doğan, bir Nilay Özer, bir Bili Ayhan T., bir ŞerefBilsel, bir Kemal Varol, bir Selim Tema, bir Efe Murad'ın yaptığı çalışmaları dikkatle izlemekte fayda var, şiir yazmalarının yanı sıra şiir üzerine söyledikleri ile de. Bu kadar mı? Kuşkusuz bu kadarla sınırlı değil. Bir şiir tarihini-birikimini sınırlı sayıda isme indirgemek de biro kadar sakıncaı!. •


GültenAkın, Kitap-lık Edebiyat Dergisi, Kasım2008, sayı 121, sayfa 104
, EceAyhan, Sivil Denemeler Kara, YKY, Eylül 1998, sayfa 62


Eliz Edebiyat / Sayı 1 / Ocak 2009
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla