Tekil Mesaj gösterimi
  #2  
Alt 02-12-2006, 20:26
ışıkçam ışıkçam isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 88
Standart

KİTLELERE SES VERMİŞ YİTİK BİR ŞAİR: MUAMMER HACIOĞLU <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" /><O:P></O:P>
Geçmişten bugüne baktığımızda sosyalist gerçekçi şairlerin kimi dönemlerde yok edilmeye, kimi dönemlerde ise yok sayılmaya çalışıldığını görüyoruz. Ağızlarını açınca açık ya da örtülü kırk kuşağı sosyalist şairlerine dil uzatan burjuva şairler, onların yaşadığı gerçekliklerden çok uzaklarda yargısız hükümler uçurdular. Sosyalist gerçekçi şairler, her zaman kendi kozalarında insanlıktan yana, insana yönelik bir sanat için yazdılar. Ama yazdıkları, hep kitlelerin gözünden kaçırıldı. Sınıf mücadelesine sırt çeviren şairler, çok reklâmlı ve çok sermayeli dergilerin tepelerinde insanlığın toplumsal heyecanını söndürecek, bireyci kimliğini öne çıkartacak bir sanatın bayraktarlığını yaparlarken, emekten ve insandan yana sosyalist gerçekçi sanat çizgisini kıvrılmadan, eğilip, bükülmeden sürdürenleri küçümsediler, hor gördüler... Hatta kimileri daha da ileri gitti, toplumcu şiiri bireyci poetikalarına kılıf yapma çabasıyla işin aslını, astarını soruşturmadan, burjuva şairleriyle aynı suçlayıcı söylemleri kullanageldiler. Sosyalist gerçekçiliğin gereksizliğini, bittiğini savunanların “Sosyalizm öldü!” diyenlerden ne farkı vardı? <O:P></O:P>
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" /><O:P></O:P>
<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
İşte unutulmak kıskacına terk edilen, çağdaş edebiyatımızda adı bile anılmayan, insandan ve emekten yana bir şairimiz de Muammer Hacıoğlu. Altmış sekizlerden on iki eylüle geçen süreç içinde dokuz şiir kitabı yayınlamış, kitaplarında kurtuluşun sosyalizmde olduğu görmüş, göstermiş bir şair. Dergilerin ve yayıncıların umursamazlığına karşın kitaplarının tümünü kendi yayınlamış, satmaya çalışmış. Bugün ne seçkilerde, ne sosyalist gerçekçi şiiri ve şairleri konu alan yazılarda, ne de çağdaş edebiyatımızı inceleyen kitaplarda adı geçmeyen kültürü moda gibi tüketenlerin haberleri bile olmayan protest bir şair O. Bir dönem şiirleriyle dalgalandırdığı kitlelerin içinde yalnızlığa itilmiş yitik bir şair Muammer Hacıoğlu.<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Yılmaz Güney’in “Arkadaş” filminde bir hayat kadınına okuttuğu aşağıdaki şiirinin ünü şairi bilinmeden Muammer Hacıoğlu’nu aşmıştır:<O:P></O:P>
“Uykusuz gecelerin getirdiği çocuklar Her zaman mavi değil bu gökyüzü <O:P></O:P>
bu deniz / Buruşmuş çarşafların üzerinde bilmeden / Size acı bir dünya hazırlıyor anneniz / Kapanmış kapılardan geri dönüp / Hayatın rüzgârında savrulup durursunuz / İnsanın kuruş kuruş satıldığı devirde / Doğmayın ne olursunuz.”<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Kendisini “Kimi gün yük taşımışım iskelelerden/Kimi gün kaldırımlardan taş sökmüşüm/Cam kırıkları parçalamış ellerimi/Parfüm kokan caddelere ter dökmüşüm” dizeleriyle tanıtan Muammer Hacıoğlu, 1945’te İstanbul’un Eyüp semtinde dünyaya geldi. Yugoslavya’dan Türkiye’ye göçmüş bir ailenin çocuğuydu. Sert koşullar içinde geçen çocukluğu nedeniyle öğrenimini dilediğince sürdüremedi. Hem çalıştı, hem okudu, kendisini yetiştirmeye çalıştı. Gazete satıcılığından iskele hamallığına kadar türlü işlere girip çıktı. Askerlik dönüşü 1972’de İstanbul’da Beyoğlu Sanat Galerisinde ilk resimli şiir sergisini açtı. <O:P></O:P>
<O:P></O:P>
1980 öncesi ve sonrası iktidar karşıtı tavrından ötürü defalarca gözaltına alındı. Şiirlerinde burjuvaziyi kıyasıya eleştirdi ve bedelini ağır ödedi. “yüreğimin yangınından aklımın çengeliyle çıkardım” dediği basılmış basılmamış şiirlerini insanlığa miras bırakarak 1992’de kanserden öldü. Yapıtları: Altın Mısralar(1969), Susun Ağlayacağım(1971), Beni Sokaklar Çağırıyor(1972), Öfke Kında Durmaz(1973), Şafaklar Kana Bulandı(1975), Kelepçe(1976), Uğultu(1976), Bir Yumruk Büyüyor(1977), Ateş Benzin Emiyor(1979)...[i]<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Şiiri moda gibi tüketenlerin kendisinden haberleri bile olmayan Muammer Hacıoğlu, kendini bilen, tanıyan çağdaşlarınca “yaşantısının acı öyküsünden güç alan güçlü bir şair” olarak niteleniyordu.[ii] Şiirlerinde insanı, insanın insanla ilişkilerini anlatan şair, sosyalist heyecanını ve düşünceyi her zaman şiirinin içine koydu.. Bu nedenle zaman zaman slogancılılığın tuzaklarına da yakalandığı olduysa da yer yer kullandığı ince ve özgün imgelerle bunları şiirle örtüştürdü. <O:P></O:P>
“biz halk savaşçıları / ne yarından ileriyiz / ne dünden geri / durmadan inceltiyoruz / çırılçıplak bir hançeri.”[iii]<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Hedefi yaşanılan çıplak gerçekleri, acıları daha vurucu, daha çarpıcı bir tavırla ortaya koymak, uyuyanı uyandırmaktı. Bu nedenle şiirde “öz”, “biçim” tartışmalarının dağdağası içine dalmadan, yüreğinden kopan fırtınaları sözcüklerle örgütleyerek “Ateş Benzin Emiyor” adlı kitabının arka kapağına da aldığı Maksim Gorki’nin aşağıdaki görüşleri doğrultusunda şiir yazmayı sürdürdü:<O:P></O:P>
“...Her sabah nereye gittiğini bilmeden bir işe giden, her akşam nereden çıktığını bilmeden bir işten çıkan, sevmediği hayatı yaşayan, sevmediği işi yapan, sevmediği kişilerle yaşayan, kalabalıklar arasından, yüzünde yaşamaya karşı ne bir sevgi, ne bir sevgisizlik işareti olmadan gelip geçen, her akşam evinin dört duvarı arasına bir mezara girermiş gibi giren, gecelerini bir sıkıntı yorganının altında yalnız ya da yanındaki yabancı gövdeyle geçiren bütün ölü kentlerin ölü doğmuş çocukları! Size bu ölü yaşamayı hazırlayan burjuvazidir ve bu oyun yaşamasını siz yaşadıkça sürdürecektir.” <O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Kalemine bir çocuk ağzı gibi emzirdiği şiirlerinin ateşiyle aydınlığın soluğunu akıttı kâğıdın damarlarına. Onun şiirleri üzerine incelememiz daha çok “Ateş Benzin Emiyor” adlı kitabı üzerinden yapılacaktır.<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
KONU:<O:P></O:P>
Yaşadığı günler içinde ülkenin durumu şiirlerinin özünü oluşturmaktadır. 68’li yıllardan 12 Eylüle yaşanan gerilimler, acılı günlerin derin izi vardır Muammer Hacıoğlu’nun şiirlerinde. Bu görünümden yola çıkarak yaşanan olumsuzluklardan olumlu bir sonucu yaratacak çabaları dile getirdi. Çokluk aydın sorumluluğu üzerinde durdu. Aydınların uyanık durması gerekliliğinin altını çizdi, sosyalist aydınların sorumluluklarına değindi:<O:P></O:P>
“ister şair ister ressam / ister doktor ister gök bilimcisi / ne olursak <O:P></O:P>
olalım / bu dünyada namuslu işler yapmalıyız / yüreğin, inancın,aklın gücüyle / insanlara bir şeyler bırakmalıyız”[iv]<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Gecekonduları yıkılanların yanında saf tuttu:<O:P></O:P>
“hiçbir şey bilmeden kendini ezenlerden yanasın / önce o duvara vur kazmayı, / acılarım kanasın”[v]<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Grevdeki işçilerin yanındaydı:<O:P></O:P>
“fırladım yerimden / “uzel”in kapısındayım / nazım’ın resmini çizmişler duvara / genç bir kız çetin altan’ı okuyor / bebesini emziriyor bir kadın”[vi]<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Şiirlerinin coğrafyasında “Doğu” ve “Doğu insanı” da önemli yer tutar. Feodal zincirleri kırmak için büyük kentlere göç eden insanları anlatır. Kimi şiirlerinde coşku faşizme bir meydan okumaya dönüşür, kimi zaman da marşlara dökülür coşkular:<O:P></O:P>
“açılsın artık kilitlenmiş ağzınız / dünya halkları bağırın sesiniz birer<O:P></O:P>
alev gibi yansın boşlukta / kopsun damarları gökyüzünün / bağırın dünya halkları / bağırın bağırın bağırın daha / bağırdıkça siz / devrimin atları kalkıyor şaha”[vii]<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Şiirlerinde o dönemdeki şair ve yazarlara da sık sık gönderme yapar. Ümit Yaşar, Yahya Kemal gibi bireyci bir çember içinde şiir döşeyen şairler yerilirken; Nazım Hikmet, Çetin Altan, Kandemir Konduk gibi o dönemin sosyalist şair ve yazarlarına, aydınlarına övgüler yazar. <O:P></O:P>
“romantik adamdı yaşar efendi / bayılırdı kumral saçlı kadınlara / durmadan âşık olmak / ve meyhanelerde gözü yaşlı şiir okumak / en büyük hüneriydi”[viii]<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
“halkı unutanı halk da unutur yahya bey / ve öldükten sonra anılmak öyle kolay iş değil / ve bugün şiir / ne leylâk kokulu bahçelerde geziyor / ne de deniz kıyılarında / bugün şiir / kanlı yumruklarıyla / kavganın içindedir”[ix]<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Nazım Hikmet’e sevgisini şu dizelerle yansıtır:<O:P></O:P>
“ellerim mumlar gibi yanıyor dokununca resmine / sen bir okyanussun, ben bir avuç su / ne güzel senin denizinde / bir damla olmak”<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Onun şiirlerinde konu haritası daha da ötelere uzanmakta. Maden ocaklarından dokuma tezgâhlarına, zindanlardan, Vietnam’a , Küba’ya dek uzanmaktadır. Kimi zaman şiirsel duyarlığı yaşantısıyla içselleştirir, olgunlaştırarak yazar dizelerini, kimi zaman kından fırlayan öfkesiyle apaçık, sözü dolandırmadan haykırır diyeceğini:<O:P></O:P>
“biz / özgürlüğü sınırlayan her duvarı / çelikten yumruklarımızla birer birer yıkarak / hıncımızı avuçlarımızda taşımalıyız / ve yaratmak için güzel günleri / gökte kartal / yerde karınca gibi yaşamalıyız”[x]<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Yaşanılan toplumsal çelişkileri bazen yergi, bazen sınıfsal bakışla ele aldı. Düz ve kaba gibi görünen dize kurgularında bile şiirin son dizesindeki çarpıcı söylemle şiirdeki duyarlığı kabarttı:<O:P></O:P>
“bugün yılbaşı / büyük salonlarda çam ağaçları / yanarlar kutupta bir şehir gibi / ve viski şişelerinin gururlu ağızları / ...............<O:P></O:P>
bugün yılbaşı / zeytin halkın sofrasındadır / soğan halkın sofrasındadır / yiğitlik, namus halkın sofrasındadır / bugün yılbaşı / halkın sofrasındadır gözyaşı”[xi]<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
ÖZ:<O:P></O:P>
Muammer Hacıoğlu’nun şiirlerinde imge örgüsü benzetme ve alegorilerle sınırlıdır. Şiiri, gücünü sözcük içi çağrışım tetiklemelerinden çok bilinçli kurgulu anlatımından alır. Bu nedenle de düzyazının eşiğine basmamak için yer yer benzetmelere ağırlık verir. Ancak zaman zaman karşıtları bir araya getirerek onların oluşturduğu çelişki çemberinde şiirini kurar. İletisini dolaylama yapmadan aktarmayı hedefler. Çünkü kitlelerin sesi olmak, sosyalist bir yaşamın özlemini yansıtmaktır amacı:<O:P></O:P>
“sarı gölgeler geçmez mavi denizlerden / burda gemiler silâh değil / kardeşliği taşır içlerinde / içleri sıcak ve aktır / burda eşitlik alabildiğine sonsuz / sömürü yasaktır”[xii]<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Kimilerine” sert” ya da “kaba” gelen o günün yaşanmışlığının izlerini taşıyan bu dizelerinin yanında derin, içten bir lirizm de vardır onun şiirlerinde. “Zencinin Dileği” adlı kısa şiirinde olduğu gibi:<O:P></O:P>
“bana / karanlıkta bir şiir yaz / bembeyaz”[xiii]<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Muammer Hacıoğlu’nun şiirleri akışımlıdır. Her dize kabaran dalgalar gibi birbirinin üzerinde yükselerek sonunda patlamaya dönüşür... Özellikle son dizeler çarpıcı bir etki uyandırmak için özenle hazırlanmıştır.<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
BİÇİM:<O:P></O:P>
Muammer Hacıoğlu’nun şiirlerinde kesin kalıplar ve biçim zorlamaları yok. Çoğunlukla şiir içi akışıma bağlı olarak 5,6,7,8....’li kıtalar biçiminde. Ama yer yer kimi durumlarda kesik ve artık dizeler de var. Ama bunlar ağırlık taşımamakta. Şiirlerde sıkça karşılaştığımız yinelemeler, ahenk öğesi olarak kullanılmış. Bu açıdan baktığımızda çok sesli bir yönü var onun şiirlerinin. Uyak yapma kaygısı da yok şairin. Ancak yeri geldiğinde uyağı da kullanmaktan kaçınmamıştır. Taşlama biçemli birkaç şiirinde halk şiiri ölçü ve uyak düzeni var Kesme imi ve düzeltme imi dışında noktalama imleri yoktur. Ayrıca dizeler hep küçük harflerle başlamaktadır. Dizelerdeki sözcük sayılarına baktığımızda gene bir farklılık görürüz. Tek sözcüklü dizeler olduğu kadar 6-7 sözcüklük dizeler de bulunmaktadır. Seksen altı dizelik uzun şiirlerinin yanı sıra 3 –4 dizelik şiirleri de vardır. <O:P></O:P>
<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
SONUÇ:<O:P></O:P>
Görüldüğü üzere şair, yüreğinden kopan damlaları dizginsiz, bentsiz, bağsız bir ırmağa dönüştürüyor. Toplumsal olayların izdüşümünde oluşan heyecanın sınıfsal bilinçle buluşması Muammer Hacıoğlu’nun şiirlerinin ana hattını belirliyor. Onun şiirlerinde mistisizm, kaypaklık, döneklik gibi kırılmalar yoktur. Süslü ve artistik bir şiir değildir onun şiiri, yaşamın çıplak alnından süzülen ter damlasıdır. Onun şiirlerinde “acı”, “hüzün” , “intihar” , “umutsuzluk” , “yalnızlık” sözcüklerini göremezsiniz. Muammer Hacıoğlu’nun şiirlerinde “yarın”, “halk”, “işçi”, “kavga”, “isyan”, “umut”, “bayram” sözcükleri örgütlüdür daha çok.....<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Muammer Hacıoğlu “mavi kanatlı kuş” [xiv]diye nitelediği şiiri, yağmurlardan ve fırtınalardan süzerek, karanlıkları savurup bir ışık harmanıyla akıttı penceremizden içeri.Onun şiirlerinde iki yağız at gibi şaha kalkmış mutluluğun çocuk yüzlerindeki yansıması vardır. O, uykusu çözülmüş milyonlarca insanın yarınlara yansıyan umudunda şiirleriyle alev alev tutuşan bir türküyü seslendirdi hep. Bu ses, o büyük umudu yaşayanlar ve yaşatanlarca yankılanacak yüreklerde......<O:P></O:P>
ALİ ZİYA ÇAMUR<BR style="PAGE-BREAK-BEFORE: always; mso-special-character: line-break" clear=all>
<O:P></O:P>
<DIV style="mso-element: endnote-list"><BR clear=all>
<HR align=left width="33%" SIZE=1>

<DIV id=edn1 style="mso-element: endnote">
Resimli Türk Edebiyatçılar Sözlüğü –Seyit Kemal Karaalioğlu/ s.259/İnkilâp ve Aka/1982/İstanbul
<DIV id=edn2 style="mso-element: endnote">
[ii] a.g.y. s.259
<DIV id=edn3 style="mso-element: endnote">
[iii]Ateş Benzin Emiyor-Muammer Hacıoğlu/ Halk Savaşçıları/s.30/1979/İstanbul
<DIV id=edn4 style="mso-element: endnote">
[iv] Görev/agy/s.80
<DIV id=edn5 style="mso-element: endnote">
[v] Yıkım/agy/s.16
<DIV id=edn6 style="mso-element: endnote">
[vi] Grev/agy/s.18
<DIV id=edn7 style="mso-element: endnote">
[vii] Siz Olmasanız/agy/s.36
<DIV id=edn8 style="mso-element: endnote">
[viii] Yandı Yaşar Efendi/agy/s.31
<DIV id=edn9 style="mso-element: endnote">
[ix] Yahya Kemal’e/agy/s.51
<DIV id=edn10 style="mso-element: endnote">
[x] Çağrı/agy/s.37-38
<DIV id=edn11 style="mso-element: endnote">
[xi] Bugün Yılbaşı/agy/s.22
<DIV id=edn12 style="mso-element: endnote">
[xii] Burası Yeni Bir Dünmya/agy/s.86
<DIV id=edn13 style="mso-element: endnote">
[xiii] Zencinin Dileği/agy/s.70<O:P></O:P>
<DIV id=edn14 style="mso-element: endnote">
[xiv] Mayın Tarlasında Büyüyen Çiçek/agy/s.6
Edited by: ışıkçam
__________________
Yaşananlara ve yaşatılanlara tanık değil müdahilim... A.Z.Çamur


Alıntı ile Cevapla