Şiir  Akademisi Forum

Şiir Akademisi Forum (http://www.siirakademisi.com/forum//index.php)
-   Şiir (http://www.siirakademisi.com/forum//forumdisplay.php?f=115)
-   -   gün'ce (http://www.siirakademisi.com/forum//showthread.php?t=2903)

ogün kaymak 14-01-2009 19:57



Sessiz ve Kibar



Bütün kalbimle sildim çukur kalmış elini
Hayatın sessiz ve kibar ne kadar eskisi varsa
Suretimi yıkadım kumla, tuzla kırdım topladım
Sesim salık düzlerime, kanatlarım alçalmış

Varsın antikacıların şahı kızsın yanaklarıma
Şimdilerde sakalımı tıraşsız seviyorum
Bakışımı bıraktığım telkari bir aynada
Sicimsiz düğümüyle kör kuyusu zamanın

Kristal mi seçiminiz? Öyle de kalabilirsiniz
Harmanlanır ya rüzgâr durduk yerde sokakta
Dolgun geçitlerine hâkim olduğunda bahar
Har vurur ve savurur, kaygan birikimini

Tasanızı sardırın eczacı kalfasına
Pirinçsiz pilavınızı tencerede demleyin
Dibi tutar görürsünüz mutlaka
Suyunu üçer beşer katar suçlu sonsuza

Tebeşirsiz tahtalarda yapayalnız bekliyorum
Gelsin de örtsün diye üstümü siyah. O kadar sessizim ve o kadar kibar.








ogün kaymak 14-01-2009 20:02

Tek Kişilik Sofra


Masalarla konuşurken buluyorum yüzümü
Damlıyorum örtülere, ‘suyum’ diyorum
Gözlerimdeki beyazlık hacca gidince
Büyük tılsımlar takıyor boynuma, içeriye
Çok eskimiş bir nehrin değişmiş yatağında gizli

Masalarla yüzleşirken buluyorum yüzümü
Damarlarım belirgin, sular suyun üstünde
Dilimde bir tavaf tadı taşların arasında akmış
Koynumda yüze durur iç denizlerim
Keyifle sırtımı yasladığım en sessiz dalga

Görüyorsun yürüyüşüm epey değişti
Uzaktan masaları bekliyor, sokağa açılan derin cam






ogün kaymak 14-01-2009 20:56


Buz Cam


Nevzat Onmuş için,
Ilık güneş dökülüyor halkın şehir yüzüne
Suskun kal gelgeç dansta! Kapıların önü ağır
Kulpunu düşür pul pul, biraz dağıl, biraz aksa!

Sicimini çekebilir hüzünlü göğün
Kuşları beslemekle, gururunu kırparak
Sesini aç, kırıntı! Denizine ger kanat

Derini değiştirdikçe derin çırılçıplak
Derinine yağdıkça kuru sıkı bir ıslak
Kır kırlangıç gelinleri, çağlayan

Ah be rüzgârlarından saz çıkaran su adam
Ah be çocuk yüzlü güz yastığı sakalım
Ilık güneş dökünüyor camlandıkça buz saydam

Kıkırdaklı hayır’ıyla kasılır mı yalnızlık?





ogün kaymak 15-01-2009 23:53



Kemençe İçin Prelüt



‘’ asmadan gel asmadan, fistan giyer basmadan ’’için,

hakikaten gazeteler yazmaz ihtiyaçtan bunu
şiirlerle vuruşarak, hayata son veren şairin
hazin sesi sıkışmıştır, dört duvarın arasında

poyrazla karışmış yüzü, eksiğinden sıvazlayın
güneyine üflediği nefesinde saklı pusu
doğaçlaması haz’rolda, sevdaya yatay bakışı

sanrıları eskimiştir denizsiz kalmış zamanın
taze kekik kokusuna – yanılın – al/dan/mayın
passız öksürüğüyle, kilitli sözünden aksar

sisli havada gözünü, çıkarır masaya koyar
iliksiz düğmesini, çözer bağrından mevsimin
kalem çekerek örtünür, pastel renklerine siyah

karalanmış deniz tadı, kayalıklarla bulutlu
kolbastı yangınında, ikişer delikanlı
kemençeyi terk-i diyar, gönüllerde bağlama

cazdan söküp üflüyorum prelüdü ortaya
bulutları kayalıklı, kapkara deniz tadında



ogün kaymak 16-01-2009 07:07

Sui Generis

Saat akrebin tetiğine dokunmuş kararınca
Suskun cinayetler failini aramıyor artık
Yerler ıslaklığını içiyor buzsuz kendiliğinin
Ampul sallanıyor – içi telsiz – sokağın iki yakası
Aman bir araya gelmesin için

Yürüdüğün her yol daralıyor mu?
Gitme! Bir dengedir o zaman, zaman
Göğün genişlemez öyle. Umma! Bana hiç bakma
Yardımcı olamıyoruz efendim satıştan sonra
Bu ne bir antika, ne de kullanma kılavuzsuz harita

Herkes kendi sarkacında salınsın düş-ün-lerini
Sonra mektuplar, kendi adreslerine
Hatta sondan başa – çapraz
Dikey bir yağmura inanmak olası değil, bu köşeli global kentte

Şimdi, izninle Tanrım ve tarihin bütün kırılganlığıyla
İç kenarından ya da çapından Gazze ve Auschwitz geçmeyen
Kısa bir cümle kuralım – suya geçirgen:

Bakalım şiir yaşayacak mı, yüzü kendi gibi atan o minicik yürekte, esmer?

merâl özcan 16-01-2009 14:58

Al***305;nt***305;:

ogün kaymak (Mesaj 49494)
SONRA

Eski tarz bıçağını çekip biledi
Yükseğini biledi, kın bulutlu dağında
Narasına sakladı boynundaki ilmeği
Yağsız bakracına bandı, katığı sonra

Kısık ilk alevini zorladı narın
Değil mi başlatıcı döngüsü kızarınca
Eğdi göz ışığını geçişmiş bir yarına
Eleğini taşıdı, kumlara sonra

Kırık haç olabilirdi, saklı ve göğsündeki
Sivriltilmiş dişi de yaban domuzlarının
Kurnasında gezdirirken kırla tazelenmiş yazı
Suyunu da biledi, kanında sonra

gün'ceye merhaba,
ne iyi düşündün Ogün sayfa oluşturmakla, edebi kimliğinle oluşturduğun yerin elbette tartışılmaz ama şiirlerini belli aralıklarla sayfandan okuduğuma çok memnunum:)
..//
sonra şiirinin yazımını çok sevdim, her mısradaki bir önce ve sonra tanımlamaları kuvvetli, sayfandayım:)

sevgiler Ogün, iyilikle kal...

Güzin Dündar 16-01-2009 16:50

Herkes kendi sarkacında salınsın düş-ün-lerini
Sonra mektuplar, kendi adreslerine

Hatta sondan başa – çapraz
Dikey bir yağmura inanmak olası değil, bu köşeli global kentte

Şiirlerin tümü çok güzel... Bu dizelerden çok etkilendim ben. Sevgi ve dostlukla sevgili Ogün...

ogün kaymak 17-01-2009 17:19



Havalara Aşk’olsun



En son bamya yemiştik; zeytinyağlı, birlikte
Çay içmeden kalktıydık, garsona birlikte küstük

Suyu ıslattı elimiz; birlikte yağmurdan önce
Söze beraber girdik, bulut düştü gittikçe

Aşk'olsun havalara, güzelleşiyor
Arsızlaşan saçlarımız, etkileniyor



san_ 18-01-2009 13:49


...............
Şimdi, izninle Tanrım ve tarihin bütün kırılganlığıyla
İç kenarından ya da çapından Gazze ve Auschwitz geçmeyen

Kısa bir cümle kuralım – suya geçirgen:

Bakalım şiir yaşayacak mı, yüzü kendi gibi atan o minicik yürekte, esmer?

ben birini överken bilmiş bilmiş, çekiniyorum doğrusu.oysa hayranlıkla okuduğum, çok şair şiir yazar var bu sitede. benim beğenilerim yüreğimden geçiyor. tam da oraya dokunmuşsun sevgili ogün. sağol.

ogün kaymak 18-01-2009 19:16

Sonsuzcuk
Ev.
Sonunu başına mı ekledin? Başı da sonuna ekle, ayağa kalkmışken. Çocukları ört, her şeyi kontrol et – asansörün sabah cemaatine inme sesini bile/

Uzak.
Göğe gene sırtını dönmüşsün uzak çocuk! Sayılar döküyorsun toprağa, kesirlerini. O seni anlar ve ufalanır anladıkça. Tanrı da seni anlar ve sırf bu nevresim için doğdun /

Siyah.
Taş çürür mü demiştiniz? Kalkar bütün otları mermere dönüştürürüm. Çakıl çakıl ağlarsınız, dönüştürürüm. Şimşek içenim ben vesselam. Irmak terbiyecisiyim çağlayan kenarlarının. Başım hiç dönmez ve siyahım, siyah bir nokta /

An.
Bütün gözlerini oyuyorum tabiatın, ayağa kalkmışken ve kamasını çekmişken güneşin. Sırtım kamaşıyor. Ellerimde tatlı bir uyuşma: Şarkılardan akan hüzünlü an yasası /



Öğreti.
Ölmekten çığlık atmayı öğrenemeden daha. Oyununa katmadan ‘beng-beng’lerini katıksız kavimlerin. Göç etmeyi ezberlemeden, denize ve yalnızlığa. Yok oluyor parmaklarım – çöle batıyorum – kum örtünüyorum ve yel biçiyorum sonsuzluğa/

Sayılar.
Ben bir rakamım dede, aksakallarınca. Bin… Bin yüz… Bin yüz seksen diye giden, diye akan, tane. Etim mi kesilmiş? Farkında değilim, usulümce rakamım. Başucunda beklenmeyen; üslupsuz bir ölümdür dudağımda susuz bırakılmış keder. Koşmayı öğrenmeden öğrendim, binalara taş fırlatmayı. Bütün yorgunluğum bu /

Rigor.
Elim öyle bir el işte, minicik. Nefesim tıknaz. Ölüm kokuyor, annemde beni bekleyen süt. Katılaşıyorum nedensizce bu sabah. Benimkisi güneşsiz bir katılaşma /


şu Anki Saat: 05:15

Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum