Şiir  Akademisi Forum

Şiir Akademisi Forum (http://www.siirakademisi.com/forum//index.php)
-   Şiir Seçkim (http://www.siirakademisi.com/forum//forumdisplay.php?f=105)
-   -   Sevdiğim(iz) Şiirler... (http://www.siirakademisi.com/forum//showthread.php?t=1854)

Burcu Yalkın 27-04-2011 14:51

Uzun Koşu


Sana yeni ulaşan şimdi eski bir bakışdan gelmedir.
Onun gözü senden öncedir, bir yalnız kalıştan gelmedir.
Senin şimdi duyduğun sıcak ve yaşamını onaran ses
Çok ölümlü savaşlar kadar zorlu bir yarıştan gelmedir.

Özdemir Asaf

Burcu Yalkın 30-04-2011 13:43

ESKİ SOKAK

Küçük ahşap bir dizi evlerdi,
On yıl önce o sokak.
Sonra geniş caddelere çıktık,
Apartman, sizden uzak.

Çocuklar orda büyüdü.
Orda okula gitti.
Komşunuzduk ama görüşemedik,
Hiç vakit yoktu ki!

Sizdendik, yalnız biraz okumuş,
İki kadın, bir erkek, iki çocuk.
Uykulu, acele bir karı koca:
Bizdik geçen önünüzden başları eğik.

Akşamları çanta, file.. yorgun, ağır
Dönerdik eve.
-Bir hamal bile tutmaz, cimriler!
Diye düşünürdünüz her halde.

Bilmezdik, siz
(Hiçbir şey paylaşılamazdı)
Çarşılardan neler getirirdiniz
(Herkese kendi telaşı) .

Girer miydi evinize, yer miydi
Turfanda bir meyva, iyi bir besin?
Kalın kağıtlarda çöplerimiz --
Çocuklar görüp imrenmesin!

Açılan kapıyı hemen kapatmak
Karşılıklı gizlemekti bir şeyleri.
Gelip gidenimiz olurdu ya
Gülüşmeler bizden değildi.

Kimi günler evdeydim
Masada kağıtlara kapanarak.
Ne de çok çocuk
Sesleriyle dolardı sokak.

Bir cami avlusunda kuşlarca
Bunun sekiz, onun on - - duyardım.
Ürküp kaçmasınlar, pencereden
Yavaşça bakardım.

Hani ben çok sigara - - öksürükler,
Hele çalışırken.
Ya gece yarısı, göğsü parçalanırdı
O kadın, iki ev öteden.

Bilmezdik kaç nüfus her hane,
Duyulurdu sertçe sesi bir kapının:
Bağıran bir erkek boşluğa karşı
Ağlayan bir genç kadın.

Kimdin sen, karşımızdaki ev,
Sarı ampul söner onbire doğru.
Eğilirdim, havasız sokak - -
Camlar kararırdı.

Bitmezdi makinede dikişin,
Kimdin sen, bitişik komşu?
Üç yavrunla kalmışsın,
Bir tanıdık söylemişti.

Kimsin sen - - sorsaydım hepinize,
Gelirdi aynı yankı hepinizden:
Sana mı kaldı, işine bak,
Kimsin sen?

Bilinmedi, ne çare, sizdendik,
Yalnız biraz daha iyi yaşamaya özlemli.
Şimdi aynı uzaklık, aynı utanç
Düşündükçe o sokağı, o evleri.

BEHÇET NECATİGİL

Burcu Yalkın 30-04-2011 16:05

Esrik Gemi

Çığırtan Kızılderililer çarmıha germiş,
Çakmış kanlı direklere yedekçilerimi;
Kendimi özgür Irmaklara kapıp koyvermiş,
Gidiyorum...sular alıp götürüyor beni.

Ne İngiliz pamuğu, ne de Felemenk unu,
Ne tayfa patırtısı, ne başka derdim kaldı.
Bitirdi yedekçiler ahret yolculuğunu,
Özlediğim yerlere yelkenlerim açıldı.

Geçen kış öfke ile çalkalanırken sular,
Çocuk beyinlerinden daha dilsiz, sağır, ben,
Öyle koştum durdum ki Yarımadalar
Bu yılmamıştı büyük gürültülerden.

Sabah uyanışımı fırtınalar kutsadı,
Mantar gibi, on gece dalgalarda oynadım,
Ölüm kervanı sular beni durduramadı,
Fenerlerin budala gözlerine bakmadım.

Çocuklar nasıl hazla elmayı ısırırsa,
Öyle iştahla doldu çam tekneme yeşil su,
Alıp gitti her şeyi; dümen, kanca, ne varsa,
Ne kusmuk kaldı ne de mavi şarap tortusu.

Sütbeyazım, yıldızlar akıyor her yanımdan,
Denizin Şiirinde yunduğum günden beri.
Kemirdiğim yeşil maviliğin solgun, hayran
Boşluğuna bazen dalgın bir ölü inerdi.

Orada mavilikler, coşkular ve güneşin
Parıltısı, ezgiler bir sönüp bir yanıyor,
Telli sazlardan büyük, alkolden daha etkin,
Aşkın acı kızıllıkları mayalanıyor!

Bilirim nasıl döver kıyıları dalgalar,
Şafağın güvercinler gibi coştuğu anı,
Akıntı ne, hortum ne, gökler nasıl çatırdar,
Ben gerçekte yaşadım düşlerde yaşananı.

Gizemli korkularla yüzünde benek benek,
Güneşi gördüm, uzun, mor buzlarla ışıldayan,
Ve dalgalar gördüm usta oyunculara denk,
Ürpertilerini çok uzaklara yansıtan.

Denizin gözlerine yükselen bir öpücük
Yeşil geceyi gördüm o büyülü karlarla
Nice besi suları ve sarının, mavinin
Uyanışını gördüm şarkıcı fosforlarla!

Aylarca, isterik bir hayvan sürüsü gibi
Sığ kayalara binen çalkantıyı izledim,
Götürsün diye azgın suları, Meryemlerin
Nurlu ayaklarından bir yardım beklemedim!

Biliyor musunuz, Florida’ya bindirdim,
Deri panter gözler karışmıştı çiçeklere,
Ve ebemkuşakları denizlerin ufkunda
Dizginlerini çekmişti yeşil sürülere.

Kaynayıp mayalanan dev bataklıklar gördüm,
Çürümüştü içinde sazlarla Leviathan!
Ortalık sütlimanken yarılan sular gördüm.
Nice burgaçlar gördüm enginlikleri yutan!

Buzlar, gümüş güneşler, kor gökler, sedef sular..
Derken dalgalar beni bir körfeze savurdu,
Tahtakurularının kemirdiği yılanlar
Kara kokularıyla dallardan sarkıyordu!

Görsün isterdim, görsün çocuklar altın pullu
Gümüş balıkların o mavi dalgaların!
-Salladı beni beyaz köpükler çiçek dilli,
Kanadına takıldım tarifsiz rüzgârların.

Kutbun ve karaların yorgun kurbanı deniz
Hıçkırınca bazen, tatlı tatlı salınırdım,
Ve sundukça sarı dilli çiçeklerini, diz
Çökmüş bir kadın gibi öyle kalakalırdım...

Sallanan bir adayım, gidiyorum, bordama
Ela gözlü, kavgacı, cırlak kuşlar konuyor,
Ölüler var takılmış iplerin arasına,
Uykuya yatmak için dalgalara iniyor!

Kasırganın kuş uçmaz enginlere attığı
Ben, koyların saçları altında yitik gemi,
Bulamaz ne zırhlılar, ne Hans kadırgaları
Esrik su kemiğine dönen iskeletimi;

Duvar gibi kızaran gökyüzünün damını
Bendim özgür, tüterek, sisler içinde oyan,
Tanınmış ozanlara mavilik yosunları,
Ve güneş likenleri, cins reçeller taşıyan.

Denizötesi gökleri sopalarla temmuz
Kızgın hunilerin içine çökerttiği an,
Üstümde elektrikli aylar, bütün bir yaz,
Bendim denizaygırlarıyla çılgınca koşan.

Nasıl da titriyordum elli mil ötelerden
Korkunç Canavarları duyumsatınca deniz,
Mavi durgunlukların palamarcısıyım ben,
O eski Avrupa’yı ne özledim bilseniz!

Göklerinin kapısı yelkenlere açılan
Takımadalar gördüm, yıldız yıldız adalar,
Dipsiz gecelerde mi, ey geleceğin Gücü,
Uyur, göç edersiniz, ey milyonlarca kuşlar?-

Akşamlar ağlatıyor, ağladım, çok ağladım!
Ay ışığı insafsız, güneşler acımasız:
Buruk aşklar elinde uyuşup esrik kaldım,
Yeter, yarılsın teknem! Alsın beni bu deniz!

Avrupa’da sevdiğim tek su var: kara, soğuk
Akıyor yarıklardan, burcu burcu tan vakti
Yüzdürüyor diz çökmüş hüzün dolu bir çocuk
Kelebek kadar narin kağıttan gemisini.

Acılarda çalkalanıp güçsüz düştüm dalgalar!
Pamuk tüccarlarına hayır diyor dümenim,
Artık benim için ne bayrak ne bandıra var,
Bu öfkeli sularda ne de yüzebilirim.

Arthur Rimbaud
Çeviri: Erdoğan Alkan
Bütün Şiirleri s. 110

Fatih Yavuz 02-05-2011 16:34

KİLİT

Yitiriyor belleğini dünya
İnsanda
Sonsuzluk özlemi uyandıran
Zaman gibi


Ah aşk
Göğsüme vurulan kilit


- Seslen bana sığınaklardan
Sevdiğim kadınları anlat
Düşlerinde güneş gören çocukları
Ve onların karda kalan ayak izlerini
Beyaz bir yemeni bağla boğazıma
Parçalasın gırtlağımda biriken lekeyi

Seslerden yarattım sessizliği.


Metin Güven

Fatih Yavuz 02-05-2011 16:47

UZAYDAKİ ODA


Sağnak boşandı boşanacak bir havada yaban güvercininin ötüşü gibi
-yağmurla, yeniden açan güneşle toz toz oluyor hava-,
yunmuş yıkanmış olarak uyanıyorum,kalkarken eriyip bitiyorum;
tazecik göğün üzümlerini deriyorum.

Sana yaslanıp uzanmışım, içindeki özgürlüğü kıpırdatıyorum senin.
Çiçeğini isteyen bir toprak yığınıyım ben.

Yontulup biçilmiş bir boğaz var mı seninkinden daha ışıltılı?
Sormak ölmek demektir!

Senin iç çekişinin kanadı yumuşacık bir tüy bırakıyor yapraklara.
Sevgimin ışını kapatıyor meyveni, emip içiyor onu.

Karanlıklarımın sevinçle kapladığı o yüzünün güzelliğindeyim ben.

Bana senin suskunluğunu veren şu çığlığın ne güzeldir!

Rene Char
Çeviri : Tahsin Saraç

Burcu Yalkın 01-06-2011 18:13

KUŞ MİTİNGİ


Sonbahardan sonra ağaçlar
Hep duman açar Ankara'da
Saksılarda yeşil bir yalnızlık
Uzayıp gider ev tutsaklığında
Kış boyu rüzgârsız ve çiçeksiz
Ne gün kalır güneşin yüreğinde
Ne şafak ne sabah
Kar altında dilsiz ve sessiz
Bir tohum gibi bekler baharı
Taş üstünde topraksız çaresiz

Sonbahardan sonra Ankara'ya dair
Hep aynı sözler söylenir
Ama yağmur
Yine utanır yağarken
Kar yine yağmadan kirlenir


Sonbaharda sonra Ankara'da
Yalnızca kuşların isyanı vardır
Bakarsınız bir akşamüstü
Bütün ağaçlar kuş açmıştır
Ve gökyüzü meydanında
Kuş dilinde bir miting başlamıştır


Bir çığlıktır artık yaşanan
Sözcükler yetmez anlatmaya
Notalar fırçalar susar
Çünkü mitingden sonra kuşlar
Kırıp kanatlarını
Ankara'ya ölüm bırakırlar


Adnan YÜCEL

Burcu Yalkın 01-06-2011 20:28

DÜŞMAN

İçinden parlak güneşler geçse de yer yer,
Gençliğim hep karanlık bir fırtına oldu;
Öyle yakıp yıktı ki, yağmurlar, şimşekler,
Bahçemde tek tük kızarmış meyve kaldı.

İşte, dokundum güzüne düşüncelerin,
Sular mezar açar gibi oymuş her yanı,
Kazmayla, kürekle, yeni bir hasat için
İşleyip alt üst etmeli batak toprağı.

Kimbilir, düşlediğim o yeni çiçekler
Belki bu yunmuş toprakta yeşerecekler
Gizemli, gürbüz besini buldukları an?

-Ey acı! ey acı! Zaman yaşamı yiyor,
Yüreğimizi kemiren karanlık Düşman
Yitirdiğimiz kanla semirip güçleniyor!



CHARLES BAUDELAIRE / Kötülük Çiçekleri, Varlık Yayınları S.34

Türkçesi: Erdoğan Alkan

Burcu Yalkın 10-11-2011 15:10

Ceza

göğü unut
tek başına ölmüş bir karanlık ol
banliyö trenlerinin camından bakan yenilgi gibi
bak, denizi nasıl denetliyor martılar
uzaklaşıp git, kendinde eri, çözül
değil mi ki orda yoktun.

gemi enkazlarının dibindeki katranla hesaplaş
limandaki halatların arasına sıkışmış yengeç gibi
çaresizliği incele, bir sonuca var yalnızlığından
hani ilk rüzgârla düşen yapraklar vardır
onlara oy ver, yaşamıyor olmayı seç
değil mi ki söylemedin.

çalışkanlığın haritasını çizen karıncaları gözet
ağaçlara koş, köklere yalvar
kiminse kumdaki ayak izleri, onu bul, tartış
takip edilen bir pars gibi
geceyle arandaki boşluğu ölç
değil mi ki göremedin.

Salih Bolat

Varlık, 1207, Nisan

Burcu Yalkın 10-11-2011 15:11

BİR KENTİ AĞLIYORUM

Dün gece uyuyamadım
bir kenti ağlıyorum
gözlerimden kaçgın görüntüleri dökülüyor

dilini yitiren kent
söyle
bir yaşamı güzellemeyi
sana kim yasakladı

şiirlerden yaşama taşınmış insanı arıyorum
sen insana tıkanan yollara...
akmayan sulara gizledin
bir çocuk babasını öldürdü
bir kadın bedenini
bir adam böbreğini sattı
söyle... kocamış kent
düşlerimi nereye bıraktın

Sevgilim...
bu kent beni hırpalıyor
bir gün...

söyle...
dilini yitiren kent
sana konuşmayı öğretirsem
düşlerimi kapatan örtüyü kaldıracak mısın
insana gülecek misin.

Berrin TAŞ

Burcu Yalkın 10-11-2011 15:13

KARA KEDİ

- Arap için

Uyukluyor yağ tenekelerinin ortasında kara kedi

- Uyan, aç mercan gözlerini
Kabuklanıyor bıçağı bile delerek geçen zaman
Ve külleniyor can çekişen uğursuz dünya

Düşlerinde beyaz bir mendil, uyukluyor kara kedi.



Metin GÜVEN

(Geriye Söz Kalır s.17)

Burcu Yalkın 18-01-2012 22:01

Sabah

Yarı açık pencere bir yüzü içeriyor
engin denizin üzerinde. Güzel saçlar
eşlik ediyor yumuşak ritmine denizin.

Anılar yok bu yüzde.
Yalnızca kaçak bir gölge, bulutlarınki gibi.
Gölge nemli ve tatlı, kumu gibi
el değmemiş bir mağaranın, günbatımında.
Anılar yok. Yalnızca bir fısıltı -
anıya dönüşen denizin sesi.

Günbatımında yumuşak suyu şafağın,
ışığı emen, yüzünü aydınlatıyor.
Her gün, zamansız bir mucize,
güneşin altında: Tuzlu bir ışık dolduruyor onu
ve deniz canlılarının kokusu.

Anı yok bu yüzde.
Onu içerecek sözcük yok
ya da geçmişe bağlanacak. Dün,
kısa pencereden yok oldu, tıpkı
birazdan yok olacağı gibi, hüzün olmadan
ve insan sözü, engin denizin üzerinde.

(9-18 Ağustos 1940)

Cesare Pavese

Çeviren: Kemal Atakay

Burcu Yalkın 19-01-2012 18:12

Kaçak

Işıkları bir yakıp söndürme Kaptan beni korkutamazsın
Beni kimse korkutamaz artık durduramaz bu yerlerde
Çünkü aklıma koydum, çünkü kaçacağım
Karanlık kişiler yolları tutmuş sürekli bekliyorlar
Yakalasalar bir - yengeç kollarıyla - hesap tamam
Ola ki bir şeyler yapmadım bir şeyler beklemedim onlardan
Kendimce yaşamak istedim salt-bırakmadılar.
Mutluluk yalanlarına inanmadımsa
Neden suçlarlar beni sorumlu kendileri aslında.
Sen de gezemezsen sokaklarda sere serpe
Yedi rengin yokluğunda evden hiç çıkmasan
Sesli düşünürken kırılsa ortasından kalemin
Kendini dinleyip dinleyip de kahretsen her şeye
Bu çıldırtıcı yalnızlıkta boğulduğum yetmez gibi
Kanına ekmek doğrasalar üç öğün - dediler kodularla
Böylesine kavga, böylesine insanlık, böylesine anlayış
Tasarladığım yaşantıyı tasalı sonlandırsa ilk baştan
Üstelik parsları utandıran bir bakışla Kaptan
Kasap çengelindeki ete değil sana baksalar
İşte o zaman - asıl o zaman - başlardı yıkıntın
Bunalmışlığımın nedenini anlardım
Bu güne dek nasıl direndimse yine direnmek mümkündü ama
Ne olduysa seni gördükten sonra oldu
Ambarıyla güvertesiyle gemini gördükten sonra hem
Falımda uzun yollar çıkıyor o günden beri
Bir başka sesleniyor tuttuğum şarkılar hep
Unutmak için her şeyleri kaçıp kurtulmak için her şeylerden
Alınmış sabahların uykusuz rüyalarınca
Görmediğim ülkelerin isterik çağrısına koşuyorum şimdi.
Bırak Kaptan rahat bırak ışıklar yansın
Ben de bilmiyorum kimliğimi sorma bana
Nerede ineceğimi hele hiç
Yalan söyleyemem diyorum yorgunum diyorum sorma başka şeyler
Suçsuzum, parasızım, kaçağım bütün bildiğim bu - beni anla
Anla artık uyuyacağım yeri göster.

Türkan İldeniz

Burcu Yalkın 17-02-2012 12:26

Kesilmiş Üç Ağaç

Üç idiler.
(Baltalarıyla geldi gün)
İki idiler.
(Sürüklenen gümüş kanatlar)
Bir idi.
Hiç oldu.
(Su çırılçıplak duruldu.)

Federico Garcia Lorca

Seçme Şiirler s. 64
Türkçesi: Adnan Özer

Burcu Yalkın 28-02-2012 19:54

BİLİ

Kime sorsan,
Evinde bir oda eksik.

Özdemir Asaf / Bir Kapı Önünde s.29

Burcu Yalkın 09-03-2012 14:56

DEV AYNASI

Boşuna uğraşma
Büyüklüğünü göremezsin
Bu dünyada
Sana göre ayna yok.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Akıllı Maymunlar s. 89

Burcu Yalkın 15-03-2012 15:58

ATOM DEVRİ

İnsanlığın üç devri:
Taş devri
Tunç devri
Utanç devri

Ümit Yaşar Oğuzcan

Akıllı Maymunlar s.53

Burcu Yalkın 22-04-2012 09:47

İstemeden Askere Giden Bir Askere Şiir

Korkmaktan
korkarak
gitti oraya

(Aman tanrım, köyümde
bıraktım kadınımı...)

Utanarak
gitti oraya.

(Aman Tanrım, belki de bir çocuk öldüreceğim,
benim de iki yavrum...)

Oraya gitti
başkası istedi diye.
Oraya gitti ama
ne cesareti onundu
ne de nefreti-hiç
onun olmamıştı ya
Başkasının öfkesi
bulaşınca ona
o da öldürdü, öldürdü.
Ta ki bir gün
-bir hakaret gibi gelen
tam güneşi varken, umudu varken
kadını varken
oğulları anası ve mektubu
her şey varken
tepesine düşene dek
gagası sarı
kuyruğu kırmızı
korkunç bir kahkaha ile
el bombaları.

Rui Nogar

Türkçesi: Gürhan Uçkan

Burcu Yalkın 22-04-2012 10:04

YANAN BİR SİGARA

Bu küçük kara çocuk
paketten bir sigara çeker gibi
geldi dünyaya
ve yakıldı.
Bakar yükselen, kıvrılan, dağılan
duman olmuş umutlarına
sonra, Hiç.
Büyür sigaranın külleri gibi büyür,
hem uysal, hem savunmasız.
Ve ezilip söndürülür.

Mongane Wally Serote

Türkçesi: Eray Canberk

Burcu Yalkın 22-04-2012 10:11

Durdurun Yalanları

İsterim hep,
Umutsuzluk çığlıklarını değil
Özünü duymanı sözcüklerin,
Çatık kaşlarımdan okunan.
Bir yeni sesin
Haykırışlarını taşıyor çünkü gövdem.

Dursun istiyorum yalanlar.
Bırakın yoksulları beslediğinizi anlatmayı
Çünkü siz çıkardınız açlığı
Altın çukuruna akıttığınız kanımı.

Dursun istiyorum yalanlar.
Bırakın kurduğunuz okulları saymayı,
Çünkü siz çıkarttınız cahilliği
Yalnızca bana göre bir eğitim kurarak.


Dursun istiyorum yalanlar.
Bırakın göstermeyi hastanelerinizi,
Çünkü siz çıkardınız hastalıkları
Emeğime açlık ücreti ödeyerek.

İsterim hep,
Beni gözün abartmaları ile değil
Tanrı'nın yarattığı gibi görmeni,
Varlığının nesnelliğinde somutlanan.
Çünkü yere basıyorum ayağımı sıkıca
Evrendeki tüm insanlar gibi.


Sipho Sepanla

Türkçesi: Engin Koparan

Burcu Yalkın 22-04-2012 11:47

SESSİZ ŞEHİR

Bir şehir vadinin içinde
Solgun bir gün geçip gitmede
Ne yıldız, ne de ay, çok geçmeden
Gece belirecek gök ülkesinde.

Sisler iner bütün dağlardan
Uyuyan şehrin üstüne
Ne bir ev, ne bir dam, ne de bir çatı
Ne bir ses yükselir dumanlardan
Ne köprü belirir, ne kule.

Gene de yolcu korkuya düşünce
Küçücük bir ışık parıldar derinde
Dumanlar içinden, sisler içinden
Bir övgü şarkısı yükselir göğe
Bir çocuk ağzından.

Stefan George

Türkçesi: Selahattin Batu

Burcu Yalkın 09-08-2012 17:42

Peter Skryznecki

kimdir o gölgeler
düşlerde üzerinize üzerinize eğilen
sakallı, yüzleri seçilmeyen
o omuz omuza kişiler?

ne gizler
fısıldar karanlıklara
neden hiç kapanmaz
gözleri?

çevrende çember olup
nereyi, nereyi gösterir parmakları
ayak izleri
hangi yıldızlara varır, uzanır?

arkalarında dağlar
bir ırmak sesi
ay ışığında ova
çayır ve kumlar boyu

neden konuşmazlar
hiç – ne kadar sürecek
bekleyiş, bekleyişleri?

neden belirginleşirken yüzleri
tam belirginleşirken uyanırsın
dilin kavrulmuş çamur gibi
kupkuru?

kumun ve çayırın kıpraşmadığı
ovalardan gelen
ovalardan kopup gelen rüzgâr
kan kokmaktadır

Türkçesi: G. Gencer-N. Ziyalan

Burcu Yalkın 19-09-2012 09:42

Yakarı

Kafalar ver bize ateş olsun kor olsun
Göksel yıldırımlarla yanmış kafalar
Uyanık kafalar adamakıllı gerçek kafalar
Yansıyarak senin varlığından gelsin

İç’in göklerinden doğurt bizleri
Sağnaklı uçurumlarla delik deşik
Ve bir esrime dolaşsın içimizi
Bir cırnakla akkor halindeki

Açız işte açız doyur bizi
Yıldızlar arası sarsıntılarla
N’olur göksel lavlar aksın
Kan yerine damarlarımızda

Ayır bizi böl parçala bizi
Ateşten ellerinin keskin yanıyla
Ölünen o yeri ölümün de uzağında
Aç işte üstümüze o alev kubbeleri

Silkele beynimiz sarsılsın
O senin görgün ve yordamın içre
Yeni bir tufanın pençeleriyle
Bozulsun zekamız alt üst olsun

Antonin Artaud
Çeviri: Cemal Süreya

Burcu Yalkın 29-09-2012 16:58

DÜNYANIN AVARELERİ

I

Söyle bana, yıldız, kanatları nurdan,
Göster, uçuşunla ateş saçaraktan,
Gecenin hangi tarafında mağaran?
Kanadını nerde kapatacaksın?

II

Ey saz benizli yolcu, ay, söyle bana,
Kuş uçmaz kervan geçmez sema yolunda;
Gündüzün, gecenin hangi kovuğunda
Dinlenmek için gidip yatacaksın?

III

Macera peşinde sürten yorgun rüzgâr,
Bir serserisin ki her yerden koğarlar,
Sığınacağın gizli bir yuvan mı var,
Üzerinde bir dalın, bir dalganın?

Percy Bysshe Shelley

Türkçesi: Orhan Veli

Burcu Yalkın 29-09-2012 17:21

DENİZ HUMMASI

Gene denizlere dönmeliyim, ıssız deniz, semaya
Bütün istediğim bir gemi ve yolunu gösteren yıldız
Çark vursun, rüzgâr söylesin, beyaz yelkenler çarpsın havaya
Ve denizde sisli bir fecir, bir fecir istediğim yalnız.

Gene denizlere dönmeliyim, dalgaların çağrışına
Öyle hoyrat, öyle saf bir çağrış ki karşı durulmaz buna
Bütün istediğim rüzgârlı bir gün, bulutların yarışı,
Savrulan köpükler, serpintiler, martıların haykırışı.

Gene denizlere dönmeliyim, serserilik hayatına
Martılarla, balinalarla o keskin rüzgârlı yollarda
Bütün istediğim yolculuğun sonunda bıkıncaya dek,
Uyumak, rüya görmek ve bir gemici masalı dinlemek.

JOHN MASEFIELD
Çeviri: Melih Cevdet Anday

Burcu Yalkın 16-12-2012 14:48

GELECEK ÖLÜM - GÖZLERİ GÖZLERİN OLACAK

Gelecek ölüm - gözleri gözlerin olacak
sabahtan akşama dek, gözünü kırpmadan,
sağırcasına, eski bir vicdan acısı gibi
saçma bir alışkanlık gibi
ardımızdan kovalayan bu ölüm
gelecek bir gün
Boş bir sözden ayrımsız olacak gözlerin
aynada kendini gördüğünden ayrımsız her sabah,
suskun bir çığlık, bir sessizlik olacak.
Ey sevgili umut, o gün biz de bileceğiz
hem yaşam hem hiçsin sen bile, ey sevgili umut!

Herkese birdir bakışı ölümün
Gelecek ölüm - gözleri gözlerin olacak
bir alışkıyı bırakırcasına
ölü bir yüzün belirdiğini görürcesine aynada
kenetli bir dudağı dinlercesine
sessizce ineceğiz o dipsiz burgaca.

Cesare PAVESE

Çeviri : Bedrettin Cömert

Burcu Yalkın 16-12-2012 15:12

Ölüm gelecek ve gözleri gözlerin olacak-
bu ölüm, bize eşlik eden
sabahtan akşama uykusuz,
sağır, eski bir pişmanlık gibi
ya da saçma bir alışkanlık. Gözlerin
boş bir söz olacak,
bastırılmış bir çığlık, bir sessizlik.
Böyle görüyorsun onları her sabah
tek başına kendi üzerine eğilirken
aynada. Ey sevgili umut,
o gün bileceğiz biz de
yaşam olduğunu ve hiçlik.

Ölümün bir bakışı var herkese.
Ölüm gelecek ve gözleri gözlerin olacak .
Kötü bir alışkanlığı bırakmak gibi olacak,
görmek gibi aynada
yeniden belirdiğini ölü bir yüzün,
dinlemek gibi kapalı bir dudağı.
İneceğiz burgaca, suskun.

(22 Mart 1950)

Cesare Pavese

Çeviren: Kemal Atakay

Burcu Yalkın 06-01-2013 11:47

DÖRTLÜK I

Soruyorsan, göğsün içindeki gönül ne demek
Soruna yanıtım şudur:
Gönül aklın tutuşmasıdır ve acı çeken yürek
Bunlarsız o sadece çamurdur


Muhammed İKBAL

Çeviri:
Ataol BEHRAMOĞLU

Burcu Yalkın 06-01-2013 11:48

YÖNELİM

Elim bazen yüreğimin üzerinde durur
İşte oradadır vatanım benim.

Anna Pardi

Türkçesi: Özdemir İnce

Burcu Yalkın 03-03-2015 10:43

TAŞ

Ey taş! Ey zavallı taş!
Ne zamandır uyuyorsun
böyle, hangi çağdan bu yana.
Niçin yaşadın kendi içinde?
Ey taş! Ey zavallı taş!
Bekleyip duruyorum
yeni bir adımın beklenen gününü,
uzun uykundan silkineceğin günü.
Ne güzel olacak o gün seni görmek.
O anda sen,
ayaklarını kımıldatıp
yavaşça, kaldıracaksın başını
şaşırmış insanlara karşı
ve başlayacaksın sürünmeye yerde.



Luis Vidales

Burcu Yalkın 03-03-2015 10:43

MEZAR YAZITI

Dağılmış acıların elinden kaptı götürdü onu kuş,
Bir sevi uğraşı için ormanlara bıraktı.


Rêne Char

Burcu Yalkın 03-03-2015 10:44

Yaşadığım yerde
İnsandan daha çok
Korkuluk var

Chasei

Burcu Yalkın 03-03-2015 10:45

Dünyanın Hâli

Batıdan esince rüzgâr
doğuya yığılıyor
dökülen yapraklar.

Taniguçi Buson

Burcu Yalkın 03-03-2015 10:46

Unutma

Unutma,
cehennemde yürüyoruz
çiçeklere bakarak.

Kobayaşi İssa


şu Anki Saat: 04:53

Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum