Şiir  Akademisi Forum

Şiir Akademisi Forum (http://www.siirakademisi.com/forum//index.php)
-   Şiir Seçkim (http://www.siirakademisi.com/forum//forumdisplay.php?f=105)
-   -   Sevdiğim(iz) Şiirler... (http://www.siirakademisi.com/forum//showthread.php?t=1854)

Burcu Yalkın 17-04-2008 20:55



KISA ŞİİR / on dört


Çağ açıklanır varlığıyla kimi şeylerin
geçmiş, yokluğuyla açıklanamaz



Gülten Akın / Uzak Bir Kıyıda (Sonra İşte Yaşlandım) s. 73

Burcu Yalkın 17-04-2008 21:04



SABAH



Son yağmurlar da dindi dinecek,
yazın habercisi kırlangıç
saçakta
senin o atlıkarınca gülümseyişinle.



Cevat Çapan / Bana Düşlerini Anlat s. 55



ogün kaymak 17-04-2008 23:38



TEL CAMBAZININ KENDİ BAŞINA SÖYLEDİĞİ ŞİİRDİR


Beş kere yedi mi dediniz, dursun
Yıldız poyraz gündoğusu, dursun
Fasulya mı dediniz, dursun
Ben varım sen varsın o var
Dursun,
Ben şimdi gelirim.

Ben eskiden hep acıkırdım
Alıp başımı ekmeklere giderdim
Eski evlerde orospulara giderdim
bulutlu geniş meydanlara giderdim
Sevdalı şiirlere giderdim
Şimdi doymadım ama unuttum
Devenin başı mı dediniz, dursun
Dursun,
Ben şimdi gelirim.

Bu işte bir şey var anlamadım
Körpe kadınlar basık odalarda mı, dursun
Hoyrat gemiciler uzun seferlerde
Darağacında bir adam mı dediniz, dursun
Yeraltında gizli sandık mı, dursun
Bahçeler dursun, kızlar dursun
Anlattıklarım, anlatamadıklarım, anlatamayacaklarım
Senin yakanda bir el mi var dediniz, dursun
Dursun,
Ben şimdi gelirim


Turgut Uyar / Dünyanın En Güzel Arabistanı s.17

Edited by: ogün k

vahdettinyılmaz 18-04-2008 03:46

melek alarmı

işte yüzümü ürpertti yıkayarak adressiz bir sıcak
işte on mum ekledi sokak lambasına
işte kar düştü ilk kez ve temmuzda bir serçenin gölgesine ve gece
işte ısınıyor havalar-leylekleri
izleme
penceresindeyim
işte melisa işgal ediyor verandayı enine boyuna
işte sütünü nedensiz arttırıyor arılar
işte üç çocuk aynı anda doğuyor
işte ilk duasını okuyor hecelemeden kızım
işte orda!caza konuyor

Ogün Kaymak
Kırık Dans,Etki/Dize yayınları,Ağustos 2006 İzmir

Edited by: vahdettinyılmaz

ogün kaymak 18-04-2008 08:05

MELEK ALARMI

işte yüzümü ürpertti yıkayarak adressiz bir sıcak
işte on mum ekledi sokak lambasına
işte kar düştü ilk kez ve temmuzda bir serçenin gölgesine ve gece
işte ısınıyor havalar-leylekleri
izleme
penceresindeyim
işte melisa işgal ediyor verandayı enine boyuna
işte sütünü nedensiz arttırıyor arılar
işte üç çocuk aynı anda doğuyor
işte ilk duasını okuyor hecelemeden kızım
işte orda! caza konuyor

Ogün Kaymak
Kırık Dans,Etki/Dize yayınları,Ağustos 2006 İzmir s.7

dip not: şairi olduğum şiirin sayın vahdettin yılmaz tarafından bu ustalara saygı geçidine dönüşmüş sayfalara, ''sevdiğin(iz) şiirlere, bırakılması gurur verici... ama 2 küçük harf defosuna düzelti de, boynumun borcu (affa sığınarak)..sevgiyle


Edited by: ogün k

merâl özcan 18-04-2008 10:46



Enel Aşk


Biliyorum beni yalnız karanlık taşır
Acıların resmi çıkmış yüzüme
Öyle diyorlar
Sana benzediğimi ya da benzettiğimi seni kendime
Benzemek nedir ki
Hiçbir diken benzer mi dokunduğun güle...


Yelda Karataş

vahdettinyılmaz 18-04-2008 13:00

Sayın Kaymak,ben de düzelttim.

Bağışlayın lütfen.

vahdettinyılmaz 18-04-2008 13:01

Sayın Kaymak,ben de düzelttim.
Lütfen bağışlayın.

ogün kaymak 18-04-2008 13:41

Al***305;nt***305;:

vahdettinyılmaz
Sayın Kaymak,ben de düzelttim.
Lütfen bağışlayın.

Vahdettin hocam ne demek bağışlanmak...rica ederim.. hülyadenize, veysele, bütün dostlara selam izmirdeki... dize-etki den çıkan kitabınızı heyecanla bekliyoruz bu arada:)

ogün kaymak 18-04-2008 13:54

GÖĞE BAKMA DURAĞI

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi aferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuutkça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım


Turgut Uyar /Dünyanın En Güzel Arabistanı s.32


Edited by: ogün k

ogün kaymak 18-04-2008 19:22

GECELEYİN BİR KORKU

Hırlıyım, böylece büyüyor baldırlarım ve boynumun öpülen yeri
iri bir kuş kendini ağartıyor koltuklaltkarımda
geceyi hor görüyorum, böylece gecenin bütün itliğini
irkilip terliyerek bir erkek sesi olarak yatağımda
tanrım, Pekos Bil'im gözet beni.

Beni çünkü buram ağrır, bacaklarımı hor görürüm aynalarda
bağrıma bir gül tünemiştir, kanar yanakları bir oğlanın yağmurdan
hüznü hor görürüm çürütür çünkü o kuşu koltukaltlarımda
hırlıyım böylece büyür aşkın bir salgıdan öteye geçemediği
tanrım, Pekos Bil'im üşüt beni.

Üşüt, yırtsın öpüşlerimi paslı tenekeler, soyunup org çalayım
ceketimle örteyim gecenin bütün itliğini
tanrım, Pekos Bil'im uçur beni.


İsmet Özel / Erbain s.54

ogün kaymak 18-04-2008 19:35



ŞİMDİ





Göğsüm, ah! Çocuk sevinçlerime kurulmuş panayırlar
tahterevalli başka oyuncak, yok bir şarkı
her hangi şeyler bitirdi şimdi, hangi yalan kükreyiş
kurulu bir aslanın ağzında, kuzu efektleri yok!
Bireşim ve ayrışım, o kof denge.
Dürüstlüğe kurulu zemberekler yok! Deşilmiş asfalt,
boşalmış içi.
Bitti büyüttüğüm umut yumağı, dolaşık çile, o düğüm ülke
asıldım ipince boynuna yaşamın, sarındım kendi kendime.

Kalbim ah!..
Rüzgârın salladığı bomboş salıncak



Hülya Deniz Ünal / Su Yalnızlığı s.32




Burcu Yalkın 18-04-2008 20:25

Sevgili Ogün bu güzel paylaşımlar için teşekkürler.

Selam ve sevgiler...

merâl özcan 19-04-2008 13:22



KEHRİBAR


çıkıyorum yaz merdivenlerini bir gemi bekliyor limanda
düş gibi sıcak gece gibi serin ve nar yüklü
dağılıyor suyun gövdesi güneş altında
bir yazın gidebileceği kıyılar kadar uzak


ağır ağır parçalanıyor zaman sararıyor
taşın sesini kehribar yaptım boynuma
çocuklarım oynasın diye değil yarayı tanısın
kalbine yakın kurşunlara yer bulsun diye
ölü bir kuş gibi çırpınan dünyada


ay uyuyor gecede
boşaltılmış evlerin kalbini dinliyorum
çocukluğun sonsuz kırlarını
yazmak için
dağların yıldızların kalbini yeniden yazmak için


bir gemi bekliyor limanda nar yüklü
düş gibi sıcak gece gibi serin ve güle doğru



Leyla Şahin

ogün kaymak 19-04-2008 16:22


KALBİMDE O TUHAF KIMILTI


Hep birden sırtlayıp loş bir ilkbahara yatırdılar

Kenar süsleri önceden tasarlanmış sayfada
çok da mahzun kaldı gülücüğü

Gerekçeler, itiraflar,pişmanlık günlükleri...

Yıldızları durmadan eksilen gökyüzüne yağmur
taşıyan palyaçoydu o

En çok da kurak mevsimde bilindi kadri,
hatırlandı

Azarlandığı her aynada ayrı bir sır, kırılmaya
meydan vermedi yine de

Bırakıp gitti kendinden sonraki masalı
merak etmeden.


Cihan Oğuz / Kendime Savurduğum Hançer s.48

ogün kaymak 19-04-2008 16:30


ARKADAŞLIK


Beklenen saattir
Masanın üzerine düşer
Bitmez tükenmez
Lambanın yaygın saçı
Gece pencereyi
Dönüştürür bir genişliğe
Burada kimse yok
Adı olmayan bir varlık
Çevreler beni



Octavio Paz - Kartal Mı, Güneş Mi? / s. 43 (Çvr: Ali Cengizkan)

ogün kaymak 19-04-2008 16:43


KOLLARI BAĞLI ODYSSEUS

BİRİNCİ BÖLÜM

1.
Ağır bir zamandı sürekli ve ansız
Gözden önceki göz içindi yalnız
Somut hayvanlar yürürdü hayvanlarla
Ağaçtan önceki ağaçlar büyürdü
Açardı hasatsız gökyüzünü
Ustan önceki sabah kanlarla
Bulut tapınağında bir yıldız


Melih Cevdet Anday - Rahatı Kaçan Ağaç (Toplu Şiirler I ) / s.139

Fatih Yavuz 19-04-2008 16:51

ÖNCE

Çıktığım dağlar küllenirdi içimde
sessiz,serin sulara inerdim
ceylanlardan önce

sular yıkayabilirdi beni o zamanlar
güneş alırdı içimin avlusu

uyurken sızlıyor içimde çatal:
kanlısıydım öldürdüm
çoğaldı düşlerim
uyuduğum uyku artık ikimizin yerine
sanki o sağ ben ölüyüm
her gece her gece her gece

Murathan Mungan
Omayra S.87 Metis Yayınları

ogün kaymak 20-04-2008 11:13



YİNE

Ne zaman yola koyulsam
Bir gözdağı kesiyor önümü
Sekiveriyorum o kirpiksiz çitinden

Sofraya otursam -olur a-
Önceğizimde bakırı sırıtık sahan
Açaçınalığı yeğleyişim hâlâ niye mi?

Ben ömrünillâh at görmemiş bir nalbant.


Metin Eloğlu / ibresiz bir pusula s.88


ogün kaymak 20-04-2008 11:18


SESSİZLİĞİN BEKÇİSİ'nden


(sayfa 19)

Yaprak düşüyor,

Kalbimi tutuyorum.

Eylül: bir kadın?


Kadir Aydemir / Sessizliğin Bekçisi s.19

ogün kaymak 20-04-2008 11:25









YILDIZ HARİTASI


ölüm yanılgıdır, bir mum kendini üfler
fırtınaya tutturur kendini incecik bir dikiş
sessizce ipleri çekilir yıldızların
her hüzne bir yol çizilir, gökyüzüne ilişmiş

gece, gözleri dağınık bir kadındır
faytonla uçurum arası bir yerde
uykusuz kısraklar geçer gözçukurlarından
geriye ne kalırsa artık; kuşla dolu bir perde!


Can Bahadır Yüce / Yaslı Mızıka s.59


ogün kaymak 20-04-2008 13:52

ÖĞLE SONU


Titriyor sazan balıkları
Suyun altında
Daha altında suyun saçları kesik
Bir kızın yürüyüşü
Gök bulanık ağlarken.

Kırlangıç tarlaya yaslanmış
Buğday giyinmiş duruyor
Tuğla yüklü bir araba
Geçiyor yoldan
Göğsünde kırlangıcın
Tuğlaların iniltisi.

Öğle sonu yaşlılıktır biraz.


Edip Cansever / kirli ağustos - s.84



ogün kaymak 20-04-2008 13:57


İŞTE, BÖYLE


Yaz geçecek
ve bir anlamı kalmayacak
herhangi bir anlamı da kalmayacak.

Şimdi, sen bunu
canlı caz dinler gibi dinleyeceksin.

Gördün mü?
Şiir ne kadar kolay.


Süreyya Berfe / Kalfa - s.438

ogün kaymak 20-04-2008 14:17


AJDA PEKKAN


İ-ki Jabadjy
Gedjé qaranlyq
El-ler bir-les-mys
Gedje qaranlyq
galb-ler söz-leş-mys
İ-ki jabandjy
Ta-nıs-mys-lar böjle
Jyldız-lar sahid olmys bu asqa
Mah-tab de-mys-ki
Gedje asq basqa
Jabandjylara japyms bir-de saqa
Ghaib-olmys mah-tab
Dal-mys gid-mys bulut-a
qaranlyq arar asıq-lar hep janjana
Ne-den gedjeji hep secjorlar?
Jabandiylar el-ele sevysyjorlar

İ-ki jabandy,
Göz-ler bir-leş-mys
İ-ki jabandjy
galb-ler söz-les-mys

İ-ki jabandjy
Göl-ge-le-re sinmys
Jabandjylyr qaranlyq-da el-e-le sewysjorlar

Asqın gö-zü kör
Gel gecelyn-ki saqlanyjor-lar
Göryrler bel-ki
Cunki gedje-ler
Günah-lar-la giz-li


Sevim Burak/Bütün Eserleri 2/ Palyaço Ruşen - s.115


ogün kaymak 20-04-2008 16:08



İPUCU VE MESEL



Çocuğun peşinde hayat derindir
Kovalar telaşını kuşların
Anıolar güle iner sırayla
Susmak acıtır bazen yılları

Çırağın peşinde usta öfkedir
Söküldüğü yerde çivinin üşür yaşam
Taşınır dağlara, kuşlara, sulara
İçin burkulduğu zaman

Annemin boynuna asılı çelişkidir aşk
Limanı yanlış sevişmeler ışıldar
Yaşadığım ev incir sütüm
Yastığımı kurut öyküme inan
Bendedir aradığın anahtar

Ruha serinliktir aradığın anahtar
Açar terlemiş kapıyı
Yeni bir tüy edinir kuş
Oda yeni bir duvar
İkizim uzun öyküm
Geceme masalını uzun taşı

Betül Tarıman / Güle Gece Yorumları - s.38


ogün kaymak 20-04-2008 18:09

ÇÜRÜK AY


:gong!
: 00.15

herşeyi söylemediniz henüz bana
ya da herhangi bir şey
yüzünüz görünüyor arada bir, duvarlarınız alçalıyor
kırmızı eşarplı bir kız çıkıyor manastırınızdan
yerini yadırgamayan bir gülümseme
:dudağınızda duran buzun gelincik açması
ekleniyor hayat mecmuasından kestiğim resme

sonra, geriye çağıran çan
yavan bir çingenenin içinden geçiyor
ufku dinleyen sümbül boyunlu oğlan

lekelerinden utanan bir dalmaçyalıyım
yağmur yemiş ve tasmasının altı kan
dönüp geliyorum karnaval aynalarından


Nuri Demirci / Kör Hattat - s.55



Gül Uğur 20-04-2008 19:50

LALE BELKIS
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
ballı kahvemi yudumlarken
televizyon seyrediyorum
Blacktown***8217;daki evimde

birden Lale Belkıs göründü
ismini unuttuğum bir filmde
karşılıklı oynadığımız sahneler
***8220;kitap yazıyor***8221; dedi sunucu
***8220;yakışır***8221; dedim ekrana doğru

Yeşilçam***8217;da her film seti
bir acemi askerlik gibiydi
yeni yüzler
el sıkışıp tanışmalar
daha ekip birbirine ısınmadan
kopuş

belleğime kazınan Lale Belkıs:
sırım gibi bir beden
bakmakla bitmeyen upuzun bacaklar
koşuya hazır bir kısrağın
soluyan burun delikleri
genizden gelen bir sesle
sanki öpüşmekten şimdi ayrılmış dudaklar

bu kadar çabuk soyunan
giyinen kadın görmedim hayatımda
utansam da bakmaya
gözüm kayardı
çırılçıplak

elbise değiştirirken
yakınında
durmaya çalışır
dinlerdim hışırtısını elbisenin
sanki odada yalnız
dilinde moda bir şarkıyla
manken Lale belkıs


Kanguru Güncesi - Nihat Ziyalan





Gül Uğur 20-04-2008 20:08

ÜÇGEN<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

musluğu açınca
akan
su olsa da
hilesin sen

kentsin (çünkü)
ziftsin ve demir sesisin
bense seni arıyordum
zerdali ağacının çiçeği

ama orda da
vururlar
kırmızı bakırın tınlayan sesini
inince
dağkeçileri
su içmeye

kimliğimi sorma candarma
çünkü ben
söğütlerle seviştim
çocukluğumda

onun için
koş
karşı tepeye
ancak ardan görünür
eski tren yolu
marşandiz
ve yermikenler


Muzaffer İlhan Erdost
28 Nisan 1991 Ankara






merâl özcan 21-04-2008 10:41

sığınak

kıştı. ölü balıklar yüzüyordu gözlerinin denizinde
sıcak ekmeğe beyaz peynirı
peynire kavun kokusuydu suskunluğum.

acısını alkole yatırmıştı
ölüme mektuptu açtığı intihar falları

deniz batan güneşlere ku mb ara mıdır?
büyür mü gelecek özleyen düşlerimiz?
sustum. yanaştık kendi limanlarımıza


Aslı DURAK / SIR

ogün kaymak 21-04-2008 13:52



reca


piyanoda dede efendi çalmayınız
bırakınız kanun kendi anlatsın hüznünü
ne ut ne tambur ne de ney
insan karanlıkta koklamalı gülü

eşyanın heyecanlandığı bir ölümdür çünkü
yağmur yukarı koşan çocukların büyüdüğü,
bir gün uyursa sizin de yüzünüzde eğer güz
lütfen gülle örtün üstünü


küçük İskender / Periler Ölürken Özür Diler - s.77


ogün kaymak 21-04-2008 14:09


'jack-in-the-box'


Şeyy. Babam bir menekşeyy--
di ve sakallı. Saklıydı
bir kutuda mandolin
çalardı. Hey baba !
diye bağırınca;





eyy
lunaparklar, ey bütün
laternacılar, maymun
terbiyecileri, pamuk
helvacıları; bir fırlardı
babam, bir fırılardı, bir
fırıldardı!




Seyhan Erözçelik / Yeis - s.37



ogün kaymak 21-04-2008 14:34



AKŞAM EZANI
Akşam ezanında oğlaklar dağılmış bozkıra
Çadırda uyuyan çocuk
unutmuş çanları.
Akşam ezanında toprakta kuşlar.

Çadırın içinde siyah serüvenler.
Yalazda yanan yüzüm.
Akşam ezanında uyumuşum
Dışarda devedikenleri... Ağaçlara karışan dervişler.

Gölgeler sudan dönen arılar
izlemişler, bulmuşlar pürenleri
Yemen illerinde Veysel Karani
Ezanmışım. Ninemin sesine dalmışım.

Akşam ezanında oğlaklar dağılmış bozkıra
uyuyan çocuk, ninesi saçlarını
okşarken akşam yeli
tepelerden yaşlı parmaklarına.

Akşama, kuşlara, çocuğun saçlarına.


Hakan Savlı / Go Dersleri - s.7



merâl özcan 22-04-2008 12:30



NAKIŞ


bana yorgun, yoksul akşamlar verdin
sevincinde uzadı boynum hep o bilinmez yere
dinmeyen yağmurlardı, bir bulut kesimiydi dudakların
sen mi götürdün, yoksa ben nasıl geldim o bilinmez yere

bir duman bulutuydun sen, bana isyan verdin
tenimde silinmez izler bırakarak, nehirlere nakşolmuş izler
sen değil, senden bana kalanlar mıydı sevdiğim
kokusuna sürün yerlerimde şimdi, nehirlere nakşolunmuş izler

son kuşlar döker kanatlarını, bana kanatlar verdin
dilsiz sözler, her biri biraz daha yalnızlığım
ve şimdi uçurumlar sığarken iki öpüş arasına
sensiz ben kime gitsem, biraz daha yalnızlığım




Orhan Alkaya

merâl özcan 24-04-2008 11:16



Enstrümantal


kanatlanır gibi gökyüzüne. kendini,
ufka merdiven dayamış sanırsın.
susuzluğun günbatımında silüet olup,
kaybolup gitmiş arzu olur adın.

bitmeyen bir nakarat gibi; şarkıların,
hepsinde ayrı bir enstrüman olmuş adım.
söylendikçe kulaktan kulağa dolan;
adı yok'a karışmış nazif'tir adım...

gitmek; kesilmiş bir soluk,
koparılmış dalından bir gül.
gözden damlayan bir yaş gibi,
toprağın şahdamarına düşmüş,
birkaç hece âh'ımdır benim.



şimdi gül; ey saf çelişki.
şimşekler çaksın,
adımı adınla andığın yerde yağmurlar.
tenimi teninle böldüğün yerde,
kana susasın topraklar / ve
ne varsa buna dair,
en çok bir gidişle anılır ne de olsa.

şimdi gül ey saf çelişki;
ağlamak vaktidir...



Mustafa Nazif

ogün kaymak 24-04-2008 12:29

Al***305;nt***305;:

merâl özcan


Enstrümantal


kanatlanır gibi gökyüzüne. kendini,
ufka merdiven dayamış sanırsın.
susuzluğun günbatımında silüet olup,
kaybolup gitmiş arzu olur adın.

bitmeyen bir nakarat gibi; şarkıların,
hepsinde ayrı bir enstrüman olmuş adım.
söylendikçe kulaktan kulağa dolan;
adı yok'a karışmış nazif'tir adım...

gitmek; kesilmiş bir soluk,
koparılmış dalından bir gül.
gözden damlayan bir yaş gibi,
toprağın şahdamarına düşmüş,
birkaç hece âh'ımdır benim.



şimdi gül; ey saf çelişki.
şimşekler çaksın,
adımı adınla andığın yerde yağmurlar.
tenimi teninle böldüğün yerde,
kana susasın topraklar / ve
ne varsa buna dair,
en çok bir gidişle anılır ne de olsa.

şimdi gül ey saf çelişki;
ağlamak vaktidir...



Mustafa Nazif

şiirin orjinalı yazımını bilmiyorum ama ''gül; ey saf çelişki / hiç kimsenin göz kapağının altında, hiç kimsenin uykusu olmamanın sevinci'' dizeleri, R.M.Rilke 'nin lösemi olduğunu ve öleceğini öğrendiği gün yazdığı (söylediği) son dizeleridir.. Mezar taşında da yanılmıyorsam bu dizeler yazar büyük şairin..
bu nedenle bu alıntı bir şekilde (italik yada tırnak içine alarak) belirtilmeliydi.. dediğim gibi orjinali belki de dediğim gibidir..bu nedenle açıklama yazmak zorunda hissettim kendimi..

sevgi ve şiirde kalın

merâl özcan 24-04-2008 13:20

Al***305;nt***305;:

ogün k
Al***305;nt***305;:

merâl özcan


Enstrümantal


kanatlanır gibi gökyüzüne. kendini,
ufka merdiven dayamış sanırsın.
susuzluğun günbatımında silüet olup,
kaybolup gitmiş arzu olur adın.

bitmeyen bir nakarat gibi; şarkıların,
hepsinde ayrı bir enstrüman olmuş adım.
söylendikçe kulaktan kulağa dolan;
adı yok'a karışmış nazif'tir adım...

gitmek; kesilmiş bir soluk,
koparılmış dalından bir gül.
gözden damlayan bir yaş gibi,
toprağın şahdamarına düşmüş,
birkaç hece âh'ımdır benim.



şimdi gül; ey saf çelişki.
şimşekler çaksın,
adımı adınla andığın yerde yağmurlar.
tenimi teninle böldüğün yerde,
kana susasın topraklar / ve
ne varsa buna dair,
en çok bir gidişle anılır ne de olsa.

şimdi gül ey saf çelişki;
ağlamak vaktidir...



Mustafa Nazif

şiirin orjinalı yazımını bilmiyorum ama ''gül; ey saf çelişki / hiç kimsenin göz kapağının altında, hiç kimsenin uykusu olmamanın sevinci'' dizeleri, R.M.Rilke 'nin lösemi olduğunu ve öleceğini öğrendiği gün yazdığı (söylediği) son dizeleridir.. Mezar taşında da yanılmıyorsam bu dizeler yazar büyük şairin..
bu nedenle bu alıntı bir şekilde (italik yada tırnak içine alarak) belirtilmeliydi.. dediğim gibi orjinali belki de dediğim gibidir..bu nedenle açıklama yazmak zorunda hissettim kendimi..

sevgi ve şiirde kalın

iletinizi okuyunca Mustafa Nazif Bey'in şiirini aldığın blog sayfasına tekrar baktım kopyaladığım gibidir, sadece bold olarak belirtmiş ama alıntı olarak açıklama yapmamış...
özeline yazacağım, çok teşekkürler Ogün Bey...selamlar...


***8220;Gül, ey saf çelişki, nice gözkapağının altında
hiç kimsenin uykusu olmamanın
sevinci.***8221;
R.M.Rilke

ogün kaymak 24-04-2008 15:12

[



iletinizi okuyunca Mustafa Nazif Bey'in şiirini aldığın blog sayfasına tekrar baktım kopyaladığım gibidir, sadece bold olarak belirtmiş ama alıntı olarak açıklama yapmamış...
özeline yazacağım, çok teşekkürler Ogün Bey...selamlar...


***8220;Gül, ey saf çelişki, nice gözkapağının altında
hiç kimsenin uykusu olmamanın
sevinci.***8221;
R.M.Rilke
[/QUOTE]

benim kastettiğim de buydu zaten hanımefendi..farklı yazı karakterinde yazmak..ama bold ama italik..bunu yaptığımızda buna alıntı..yapmadığımızda (mazallah) (ç)alıntı derler.. sayın şair bold karakter kullanmışsa şiirin etiğine hürmet etmiş demektir.. bize de kendisine teşekkür etmek düşer, bize Rilke'yi anımsattığı için..

merâl özcan 25-04-2008 10:37



Satraplar


bulutlu bir sabahtı
yalnızlık
saatin kumlarıydı sanırım yüzüme çarpan
ivecen
kalabalık
ağır ağır uzaklaştı orman
ve deniz günleri
geride kaldı


çölü kesti bir martı
bir çığlık
taş kanatlarla vurdum uzak dağlara
ardımdan
gelen yok, sanırım
cebi çiçeklerle dolduran
gül ve kiraz bahçeleri
yandı


altımda geçmişin atı
omuzlarımda
saçlarının uzun yıllar ördüğü kaftan
karardı
sanırım dönmeyeceğim
sislere gömüldü çoktan eski günlerin
bulanık
tapınağı


dönüyor güz kartalları
yaklaşık
satrapların gömütüne, boz kayalardan
nerdeyse inecek
karanlık
köşede gözlerini dikmiş üç başlı köpek
sızan kana
baktı


artık
ırmağın sonuna vardık



Onat Kutlar

Burcu Yalkın 25-04-2008 12:52



Önsöz


Ak kağıda geçirirken
şu kara-yazıyı
biliyorum
yine bir acemilik etmedeyim.
Ama bu yüzden yazmayacak değilim.
Sağ çıkamayabiliriz, diye, sabaha
hiç uyumuyor mu insanlar?
Ve yaralarına rağmen
dönmüyor mu dünya?
İşimde içtenim ya,
severek yapıyorum
benim güvencim bu, işte !
Ve yazacağım
her zaman acemi bir şair olacağımı bile bile
nasıl yaşıyorsam
sonsuz bilgisizliğimi bilmemin sevincinde.


Erdal Alova


(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.233 )




Burcu Yalkın 25-04-2008 13:04



Gül Makası


işte yine sensin
sinsice çizdiğin
şu yoksul haziran
tanımlar bir gülün
bozgun bahçelere
bıraktığı yası
ey gül makası
ölümcül oyası
yastık kılıfımın
her şey hazır
terziler birer birer
gelsinler varsın
yağmurum yok ki
pas tutasın


İlyas Tunç


Varlık Şiirleri Antolojisi- Enver Ercan s.257 ( Sayı 1037, Şubat 1994 )




şu Anki Saat: 05:31

Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum