Şiir  Akademisi Forum

Şiir Akademisi Forum (http://www.siirakademisi.com/forum//index.php)
-   Şiir Seçkim (http://www.siirakademisi.com/forum//forumdisplay.php?f=105)
-   -   Sevdiğim(iz) Şiirler... (http://www.siirakademisi.com/forum//showthread.php?t=1854)

Burcu Yalkın 17-03-2008 12:01



Bela Vakti


'gözlerin gözlerimi gece yarısı bırakıyor
karakol kırmızısı cehennem yeşili'*


ağzımı acıtan bir iklimle konuşuyorum artık
ömrüme gücenikliğim nasıl da kaynadı yarama bak
hep bir çekiç sesi zonklaması günlerimin harfleri
şimdi bakıyorum da kendimden çok bileklerime konuşmuşum
bileklerim ki iki kangren rulo ellerim ne kadar da az
uzatma dakikalarımın gençliğidir işte orda konuşan:
içine jiletle gideni kadın da şiir de anlamaz!--
anlamadım! Sahi geldin mi, saçlarım hiç de öyle demiyor
gelen âh***8217;ın giden aşk***8217;ın dediğidir (sen tek bir şey demedin)
haklısın, kaderi kalbine dökülen hiçbir şey söyleyemez
hayat ki sorular yumağıdır kendini gözlerde düğümler
farzet ki her şeyi ben dedim sen ömrüme sus yeter
heyhat, kalbime kendini sormayana yaşımı söyleyemem
otuz yaşımı damarlarımda öldürdüm masumum diyemem
aynalara paranoya sürüyorum kırkımı çoktan geçtim
kime ne desem ne yapsam kimse beni öldürmüyor nasılsa
kaderimin ticari taksisini ters şeride çevirmişim belâyım
ân gelmiş attilâ ilhan da ölmüş defterimde fenayım
saçlarında öldüğüm kadınlar da yok ayseller de sahi
siste yiten bir arka sokağım beyoğlu***8217;nda her gece
bir elim kendime bir elim meçhule saplanmış gibi


bıçak sen kan ben--öldür hadi! daha önce bıçaktan hiç su içmedim**


* ,** Attilâ İlhan


Hüseyin Alemdar / Vakitler İncelikler s. 52

Burcu Yalkın 17-03-2008 18:40



Irmak Su Ateş


uyandım, hüzündü... saçlarımı taradım, yoktun...
gitsindi diyemedim. hüzündü, geceye takılmıştı
biriktim dipsiz kuyulara ağladım.


gitme, ateşime su ver. yitirilecek bir an bile
yok... aşılacak tepe, yürünecek çöl... sararmış
bir yaprak yalnızlığı var içimde. çaresizim,
sarsılıp köpürmesi de ne bu göğün, saldırması
camlara. korkuyorum. yaşam zaten yanlış. ıslak
ve yakıcı. üstelik dünyanın lavları da kirli
akıyor damlarıma. yüzümde tutuklanmış bir
gün. yüzüm karanlık, paramparça


beni duy, anla, neden bu diş ağrısı sonsuz
öfke... kimseler bilsin istemiyorum. gizlediğim
mevsimi. kanayan sesimi uçurumda. gözlerimde
uçsuz bucaksız ırmaklar yıkanıyor. bu, son
fırtına mı bilmiyorum. hangi dağ başı. geçit
yok. ellerim seni arıyor. ellerin bitimsiz.
ayrılığın vedası mı onlar? direniyorum.
yaklaştıkça ırmağına kendime çıkıyor gittiğim
yollar.


gitme. bana bir şey söyle
kimsenin bilmediği bir söz, bir giz...


gitme.
gitmek, biraz da kendini tüketmektir.
yenilmektir, boşluğu görmeden korkuya.


Betül Tarıman


(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.569 )


Burcu Yalkın 18-03-2008 17:17



Kedi Ağlaması



Tek Vuruş şairine


Kendini yalnızlıkla açıklama yalnızlık bitti
yaşın kırkı devirmişse kalbin de bir kedidir unutma
ve birer patidir artık ellerinin her biri
kafayı iki el arasında tutmaya yenilgi denir
içine döktüğün her ağlama yüzündeki çizilmedir


Kendini aşkla mevsimleme aşk bitti
yarısından sonra her şey günahtır nasılsa
de ki vekâleten sevdim, vekâleten evlendim, vekâleten öldüm
ısısı parmakta sönen nikâha devr-i kış denir
insan tanrı cümlesidir en iyi kendinde gizlenir


Kendini mesafelerle anlamlandırma mesafeler bitti
kim "Hüseyin" dese dönüp bakma artık-mesafeler apse
zaten kalp pası diyorlar boşluk denen her şeye nedense
göğsünün çukurunda boğulana sürç-i lâl âdem denir
sonunu üç kez yazan için yaz bile gücenmedir


Kendini şu dört şeyle çağrıla hayata ne de olsa abimsin
1 adını unutana kalbini hatırlatma-hayat murdar, anla!
2 bir tek bahtına ağlayan kadınlarda kal ve gençliğini affet
3 canlı tut tefini daima, herkes biraz çocuktur her yaşta!
4 düştüğün her hatırada doğrul ve kendine çiçek ver


Kendini kederle ölçümleme keder de bitti
kendinin kedisi aynalara bakma aynalar renksiz unutma
bak, kızımların doğru söylediği yaştayız
kanın tene bağırmasına paranoya denir
kıskanma! ölüm de pekâlâ süslenir


Sahi, ağladın mı!.. Her canlı ağlamaz ki
-sensiz siyah bir ömrün kendine eğimiyim
içinde kalbi olan ağlar ancak başka ne deyim!


Hüseyin Alemdar / Vakitler İncelikler s. 88


Burcu Yalkın 20-03-2008 16:19



ÖMÜRSÜZ MAVİ



Seni ben uzun uykulu bir vadinin
Sessizliğinde buldum.
İçine kapanmış bir kayanın dilsiz koyuluğunda
Ve serinliğinde gövdeyle taş olmak arasındaki kararsızlığın
Düştüm ben
Çırılçıplak düştüm aşka.


Beyaz olmak meleklerin elleriyle okşanmaksa
Okşandım ben


Melekler okşadı ve inceltti tenimi
Ruh kattı


Aşka gitti.
Aşkın buruk yalnızlığına.
Sanıyordum ki ben
Aşık olursam. ruhum uçacak.
Sanmakla kalmadı
Uçtu ruhum
Ve bir kelebeğin mavi kanatlarına
Gizlendi.
Bir kelebeğin
Ömürsüz mavi kanatlarına.


Bundan böyle bir aşk için
Ne varsa burada.
İki kanat
İki mavi
Ve bir ruh
Herşey tamam
Uçurup tenimi
O ölümüde yenebilirim.


BEJAN MATUR


(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.630 )






Burcu Yalkın 20-03-2008 16:22



SEN ASLINDA ÇOK ESKİ BİR ŞEYE AŞIKSIN


künyeme kazıdım ölü doğmuş sevinçlerimi
ölürsem beni seninle ararlar şimdi


bak, incelirken zehirleniyorsun yavaş yavaş
beni yanaşma ruhum boğuyor geceleri


ölürsem beni seninle ararlar şimdi


yüreğim paslı bir sarnıç
gözyaşlarının demi hala avuçlarımda


sesleniyorsun sevdaların kilitlendiği manastırlardan
yaşamak güçlü olmak değildir her zaman


künyeme kazıdım ölü doğmuş sevinçlerini
ölürsem beni seninle ararlar şimdi


CEZMİ ERSÖZ





(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.468 )

Burcu Yalkın 20-03-2008 16:24



SONRASIZLIK



-babama-


Çok mu uzar gecenin kendini kanıtlaması
bir yağmur tanesi hızını kesmişken sağnakların?
Oysa sen deniz ortasındaki şaşkınlığımsın
Rüzgara da küstüm, küstüm işte, kimse bağışlamasın
Şarkılardan kaçışım hep bundan.


Siz hiç bahara çiçekten yoksun girdiniz mi?
Benim kalbimin yarısı yaşadı bunu
Diğer yarısı da anılarla incindi.


Susmakla başlayan her elveda bir çerçeve parçalar
Duvara sığmayan görüntüdür hüzün
Kuşların olağan göçü sanırız
Meğer ki bir çiçek kendini erken soldurmakta...


Artık belaysa gecenin kendini aldatması
Yıldızlar hep yanlış yörüngeye dağılır
Bir bıçak darbesidir uçurum dipleri de
Kanattıkça çiçeklere eksik renk bağışlayan...


Gidişini sorsam, zamansız bir yaprak dökülür takvimlerden
Gel diyemem, yüzlerce mum birden söner kalır içimde.



Cihan OĞUZ


(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.581 )




Burcu Yalkın 20-03-2008 18:21



Araklı Sıkıntısı


Kalpte ve gözlerde bekleyen kelimeler gibi
bir Araklı sıkıntısı konuşsak seninle
siyaha bakma ustası iki kişi
birbirimizin uzağında buluşsak
buluşmanın hece taşları harf harf Konakönü
uzağın parmakuçları damla damla Karadere olsa
söz şiir bahane bi***8217;güzel ağlasak!


Kalpte ve gözlerde inleyen imgeler gibi
bir aşk kuyusu konuşup sussak seninle
kaderleri birbirine arkadaş iki kişi
-bak, kar örtü günlerimiz nasıl da kalp kışı-
birbirine dokunamamanın ses alfabesi
hangi harfimize dokunsak
da
üs

la
büsbütün her hecemiz!


Kalpte ve gözlerde gizlenen epigramlar gibi
gram gram tartsak kendimizde mahşerimizi
-kendimiz dediğim aynı bedende bölünmüş iki kişi-
bizimki mahşerlerin en işleği işmar mahşeri
bağışla, öyle bir ellerimde sıkmışım ki seni
avuçlarımın ovaları erdişi bileklerimin dağları erkişi
sıkıntısı derinde olanın cehennemi diptedir


Kalpte ve gözlerde düğümlenen sözler ki
-uzun çekim yara anlatımı her biri-
âh, içe oyulmuş mermi sesi memleketim gibi!



Hüseyin Alemdar / Vakitler İncelikler s. 6

Burcu Yalkın 20-03-2008 21:51



İkilem


Sunduğu en değerli, yaşamın bana
Çoban köpeğinin dikenli tasması bir kolye
Kimi kumsaldayım ölü bir deniz kabuğu
Kimi kıyı tutmayan deniz oluyorum
Onardım kendimi geri çekilmelerle
Yaşamı da seni de seviyorum


Gülten Akın / Uzak Bir Kıyıda ( Sevda Kalıcıdır-Kent) s. 25

yılmaz arslan 21-03-2008 00:58




ADA' MIN SAHİLİNDE' den


ÇOCUKLUĞA KİTABE


(Sırı Dökülmüş Kökayna-Kökler ve Memelerdağı*)


a



Büyülü geçmiş:Sırı (ve sırrı) dökülmüş o Kökayna


(Kökayna'da kaybolanlar!)


Arasam şimdi nerdedir;ne'yi simgeler çocukluğum,


en ço ne simgeler O'nu;


bir portakal bahçesinin çoktan çürümüş


otları arasında kalan bir potin teki?


Bir ark kıyısında kurbağa, ilk şiir ve kuş


seslerini dinlemeye oturduğum taş?


Ödeme** ve 'ödeşme' günlerinin panayır kalabalığı?


Helenistik bir güzellik?O'nun her yandan


Aşk sinyalleri gönderen kara, süzmegözleri?


Bir babanın madenden şiirsiz ve sağlıksız çıkıp


yeni bir umuda soyunduğu düş yılları?


O'nun meyveler-sebzeler arasında bir renkler ozanı gibi


gibi duran üzgün ve dağlı yüzü?


Baf köylüsü bir annenin seyrek, ürkek sevinçli


sık ve yoğun korkulu bir avuç yüzü?


Beslemeliğin eşiğinden son anda dönmüşlüğün


kadıncık gözlerinde bıraktığı gizli sevinç?


Kapısını sıkı sıkı örtüp kilitlemenin başarısız uğraşı


hüznün, kuşkunun, aşağılanmanın?


Ç o c u k l u ğ u m h a n g i s i?





H a n g i s i ç o c u k l u ğ u m?


Ablamın -gizli- gece okumaları (Hıçkırık,Çalıkuşu


Vahşi Bir Kız Sevdim,Bir Kadın Düşmanı)?


Küçük kızkardeşlerim? Bir Ortodoks çanının


korku-gizem karışımı Pazar sabahı tınlamaları?


Bir yanı kasabalı, bir yanı dağlı


komşu yüzleri, komşu yüzleri?


Rüzgârda savrulup duran ormanüzümü*** dallarıyla


içimde gidip gelen ilk şiir dalgaları?


Yağmurlu camlarda belirsizleşen Hayat?


Kasabamın yedirenk yeşil ağaçları?


Kanlı bir grev?**** Şiirlere sığmaz o Aşk kokusu?


Üstü bol yıldızlı yaz sinemaları?


Ç o c u k l u ğ u m h a n g i s i, h a n g i s i?


(SORUYOR İÇİMDEKİ O AŞINMIŞ TAŞ PLAK)


b



Ne çocukluktu ama!Çayır kokusundandı


rengini de yoksulluktan alan gömleğim.


Bir zeytinin altına oturmuştu (çocukluğum)


hoyratlığı daha bu kadar olmadığı bir zaman-


Bencilliğin daha bu kadar 'sağlam' basmıyor


toprağa ayakları-


Kulağımın dibinden mi yüreğimden mi


akıyordu bir su şırıltısı,


sessizliği notalayan kuş sesleri-


Bir mersinin dibine çömelmişti (çocukluğum)


Dünya:İçimde bir sürü renkli bayracıklar-


Babam ve artık ölüp gitmiş bir sürü şey (güzellik?)


yaşıyor daha





(O, meyveler-sebzeler ozanı babam!)


Angona,Gobrona,Pertigo tepesi,


her biri bir şiir adı, yağmur yağarken-


Bir portakalın gölgesine uzanmıştı (çocukluğum)


Dünya bu kadar canavarlaşmamış daha


(ya da ben bilmiyorum; kentler benden çook uzakta!)


(PARÇALARINI ARIYOR İÇİMDEKİ DAĞILMIŞ


MOZAİK!)


_______________________________________


*Çıplak, sırtüstü uzanmış bir kadının 'memeleri'ydi çocukluğumun mahallesi-


nin karşı ikiz tepeleri; bu yüzden 'müstehcen' bir adı vardı, ve -belki bu yüzden-


açık saçık sözlü ve gözlüydü kadınları, kızları; ve çocuk gençliğimde sık sık


sorardı bana içlerinden biri:


ÇALIYA İŞEDİN Mİ?+ (ÇALI?)


**CMC maden şirketinin 15 günde bir ödeme yaptığı gün ve o gün kurulan


büyük açıkhava panayırı.


***Böğürtlen.


***1948' de Türk ve Rum madencilerinin çoğunun katıldığı ünlü CMC grevi.


+"Bir kadınla yattın mı, cinsel ilişkin oldu mu?"





(Sırı Dökülmüş Kökayna'dan )








YALNIZLIK; GECE MÜZİĞİ


(
yaşlı, dul bir kadıncığın içsesidir)


Gece, yıldızlar,


yalnızlık ve ben.


Sessizlikte cırıltılar


-ve ateşböcekleri-



Gel, otur komşu


yanımdaki boş iskemleye


Birlikte duyalım


içimizin gece cırıltısını-



İçimin yaşlı şiiri


içinin şiiriyle buluşsun-


Birlikte seyredelim


yanıp sönen ateşböceklerini-



Gece, yalnızlık,


Allahım ve ben.


Boş iskemlem konuğumu bekler,


yüreğim birinin sıcaklığını-



Seviyorum pakistan-


geceleri'nin kokusunu


ama bir insanın kokusunu


daha çok-



Gece uzun.Yalnızlık


ürkütüyor giderek-


Gel birlikte dinleyelim


içimizdeki yaşlanma şırıltısını



Bir canyoldaşımın


yolunu gözler


kahve fincanımın yanındaki


kahve fincanı-



(Komşu örttü kapısını,


sustu cırıltılar, ateşböcekleri söndü-


karanlık gözlere dönüştü


karşı apartman pencereleri-)



Gece, yıldızlar,


yalnızlık ve ben.


İçimde kederli gece müziği,


Allahım ve ben.


(FİKRET DEMİRAĞ)
Edited by: arslan yılmaz

Burcu Yalkın 21-03-2008 22:29



Ne Gelir?


Senden sonra ne gelir? Bir martı örneğin: İnatla,
inatla uçardı ufka: kim bilir belki de intiharıydı,
ölüm ki ne güzeldir o an mavi üstünde!


Benden sonra ne gelir? Kalktığım masada bir kadeh,
biraz dudak izi kenarında, çatalımın boynu bükük;
adisyonumuza ayrılık eklenmiş mi? Anılarımı bahşiş bırak!


Bizden sonra ne gelir? Suskunluk: Günler utangaç,
masalarda tek'lik ve aşka kadeh kaldırmayacaksa
panoramanda kalabalık görüntü içinde yalnızlık!


Bu aşktan sonra ne gelir? Martı konar bir adaya,
masamız temizlenir, yeni bir çift oturur aşka,
silinir dudağımın tuğrası, çatal mest olur kadın elinde...
Gelirse bizden sonra tarih gelir; çünkü her aşk tarihtir!


Cenk Koyuncu


(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.623 )






Edited by: Burcu Yalkın

Burcu Yalkın 22-03-2008 00:07



Gel Dirilt Değiştir


Uzatırken uçlarını havaya
Sisin ve yağmurun içinden
Kurumuş damarlarıyla seslenerek
Dalın istediği nedir


Suyun istediği nedir
Kışın amansız sesiyle bastırılmış
Akışı düş, yatağı karabasan
Kumu ayartılmış, çakılı sürgünde
Donmuş bedeninde günün özlemi
Suyun istediği nedir


Kentin istediği nedir
Ciğerleri kurum bronşları dağlı
Parkları çalınmış alanları yağmada
Her yanında beton kistler çıkarırken
Kentin istediği nedir


Senin istediğin nedir
Bile bile
Avcunda sıkıca sakladığın
Renkli kırık camlar
İki elin kızıl kanda
Aç avuçlarını sesini yükselt
Gel dirilt değiştir


Gülten Akın / Uzak Bir Kıyıda ( Sevda Kalıcıdır-Kent) s.34



Edited by: Burcu Yalkın

Burcu Yalkın 22-03-2008 12:56



Kalp Vakti


Belki ben daha uzun yaşarım, ama
Uzun yaşayan o olmalı aslında*


Nemli yaram cam hüznüm sevdiğim
öyle çok kırıldım ki hayatın kirli aynasında
sorma, gece denizim batmıştı çok da yalnızdım
kendi kırıklarımı kendim topluyordum ki
kalp kapaklı bir şiire daha başladım işte
sen seni düşün beni düşünme kalbimi de
kalbim ki zaten bir şiirdir,üzülme sen çok yaşa!
birazdan etli dudaklarıyla öper beni hayat
-ömrün taş plağı hep kırıktır ya-
kırık kırık toparlanırım sen hiç meraklanma
çakı gibi bir kırıkadam olurum hem de
gençliğimle buluşur kendi derinliğimde
belki de ağır imge gülleri yuvarlarım kendime
âh, ne belli! soyduğum tenha şiir renginde
incinmiş bir kalple içimin kadınıyla sevişir de
kalbim ve acemiliklerim benimle birlikte
mahrem ve gürültüsüz bir yere kaçarım sonra--
Sonra, hüzün haz karışımı tüm incinmişliğimi
bir top yapar da gül ağırılığında tutup sana atarım
bu şiir de bu hayat da beni uzun yaşaman içindir aslında
bakmışım sol yanımda birden bir düşme sesi


içim mi düştü ne! çok şükür kalbim hâlâ yerinde**


Hüseyin Alemdar / Vakitler İncelikler s. 13


* Emily Dickinson
**Osman Çakmakçı


Burcu Yalkın 22-03-2008 13:08



Miş' li Gelecek Zamana Yergi


Biz ki toplanıp bir gün çığlıklar boyunca
Gelincikleri derleyip arkadaşlıkları ağlayacakmışız
Yıllar geçecekmiş üzerinden bir gül ağıdının
Ölüm boşlukta, hayatsa büsbütün divâne...


Aşkmış artık yeni çağın tragedyası
Uçurumlar, salıncak ürpertileri, saklambaçlar
Cesaret sınavı olacakmış her masal
Uzun yaşanacakmış sanılıp
kırmızı başlıklı kurtlarda tükenen...


Oysa ellerimizin değerini nasıl da unutmamalıymışız
Çoşkulu durmalıymışız sanık sandalyesinde bile
Çünkü sehpa itildi, imlâ bozukluğuna tutsak yaftalar
Ömürse yalnızca bir kuşun çığlık düşürmesi...


Cihan Oğuz


(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.582 )



Edited by: Burcu Yalkın

Burcu Yalkın 25-03-2008 00:10



Barınak


Fırtına
Barınak
Gemiler, değil mi?
Ne güzel alışmıştım
Harflerle ve sayılarla yazılmayanlar vardır
Her denize kıyı olabilir misin?


Satranç
Sevgilim
Taşlar
Unut
Kaleleri ve filleri köpekli adamlar tutmuşlar
Söyle ona sıraya dizmekten vazgeçsin


Gülten Akın / Uzak Bir Kıyıda (Sevda Kalıcıdır-Balkon) s. 25

merâl özcan 25-03-2008 09:46



Öte Çağın Gülü


..................................Ah bir tek hançerle açılır
..................................Aşkın yarası
..................................Kanamaz gül solmayınca tarih


Kalbe çizili ne varsa artık mor
Suskunluk çağındayız ey ömrüm
Yalan seni seviyorum sözü gül dikeni ağlar
Dedim kaç kez ay vahşi evren arsız
Umudu vuruyorlar gözyaşlarını saymadan


Bizi de yazacaklar uyaksız bir şiir gibi
Bir gönlün içine girmeden solacak ömrümüz
Yok mu göğü savunacak ey âlem-i mahlukat
Kalbimin sarkacına gül bağlayacak gül ağlayacak


Unut vuslatın müjganını hayat taş üstüne taş
Yarin bahçesi solgun yüzümüz tarumar
Yeter artık kanayan bir testiden su akmasın
Gül çağına kurban olsun Aşk


Yelda Karataş

Burcu Yalkın 25-03-2008 18:19

İNFİLAK VAKTİ<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

<I style="mso-bidi-font-style: normal">Kendimi görmeye parklara gidiyorum[/I]
<I style="mso-bidi-font-style: normal">Kiminin bana kiminin çaresizliğe elleri[/I]*


O üç harfin yedi harfli âni kış hâliyim yaşamalarda
boşluklarımın sözlüğünde şiirlerim vakit harflerimi
biri telâş biri sükût iki mısrânın birbirini örtmesiyim
biri karanlık biri karanfil iki çiçeğin yerçekimiyim
karamela bir çocuk sesi gelip gelip öper üstdudağımı bazen
ağzımın uzağında öpüş yarası mahçup bir cennet olur altdudağım
içim kış bir parktır belki, parklarda çıkarım kendimden
sahi, insan ikiye bölünse de çıkabilir mi ki kendinden
nasıl koyar peki ömrünü eşit ağırlıklarla ikinin keselerine
bilirim ki kesse kesse kendini keser kimsesizliğin bıçağı--
bakmışım düşmesem de kendimin kalbini düşmüşüm birden
kanla karanfil sesi birbirine karışmış yakamda
birbirine karışmış yakamda saadet ve sarsıntı renkleri
hayatım birbirine karışmış şeylerden kar uzakları
hayatım katlanmış yerlerinden kan sesli bir mendil <I style="mso-bidi-font-style: normal">Edip abi[/I]
ellerimde iki pembe yırtık eldiven gibi kendi akşamım
âh, az şekerli bir yalnızlık kahvesi söylemiş de içememişim
adı âsûde bir aşkla sûdeleşmişim de gidememişim--
her şey <I style="mso-bidi-font-style: normal">kanmısrâ [/I]bir rakının bordo dökülüşü ömrümün köylü yüzünde
sanki hiçbir şey deprem değil de <I style="mso-bidi-font-style: normal">17 ağustos[/I] depremi içim
hayat kendi ellerini bile tutamayan düşme vakti büsbütün


Tam kırığımı öpecekken <I style="mso-bidi-font-style: normal">Ve nasıl gözgözeyiz ansızın bir infilak[/I]**



*, ** <I style="mso-bidi-font-style: normal">Edip Cansever









[/I]
Hüseyin Alemdar / Vakitler İncelikler s. 22

Burcu Yalkın 25-03-2008 23:30



Akvaryum


Yok saymayalım artık geçip gittiğini
Ve giderken önüme uzattığın
Hayatın kıyısında
Gizlice görüvereceğim
O birkaç dirhem eskimez gümüşü


Yok saymalıyım, karşılıksız ve cömert
Ismarlamadığım, biriktirilmiş
Çiçek izlerini
Çünkü yansız ve renksiz durayım isteniyor


Törenler ardarda törenler düzenlense
Ülkenin tüm çılgınları geçse önümden
Durmalıymışım
Belki ben durduğumda
Müzmin bir acemisi olarak hayatın
Öyle kendiliğinden
Yağmur kabartır kirleri
Kar temizler
Mi acaba


İyi ki şimdilerde
Yeni keşfedilmiş ülserimle
Bu tutsuz ve edilgen akvaryumda
Başarılar dileyerek
Vizit defterine geçti adımı doktor


Böylece tarihten kovulmak
Ustaca gerçekleşti denebilir
Ne sille ne tokat ne devrim ne kargaşa
Bir dizi bitirim incelik eşliğinde
Örtün öleyim şimdi


Gülten Akın / Uzak Bir Kıyıda ( Sevda Kalıcıdır-Kent) s. 33




Burcu Yalkın 26-03-2008 15:54

AYNA VAKTİ<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> [/B]<I style="mso-bidi-font-style: normal">Ey o değişmeler, ey o çiçeklerin açma ayı[/I]
<I style="mso-bidi-font-style: normal">Bulutsuz geçen mayıs bıçaklanmış haziran[/I]*


Hayat bu, takvimlerden düşecek günleri silkeliyor
silkeliyor ve ısırıyor günleri kuytu bir ağızla
günlerin ısırılışı ki, kadife bir ağlamak sanki
takvimler ki, güzrengi gürültü yeri ömrümüzün
takvimler ki, âh! ne yapsak birer üşümüş akşamüstü
birer üstü çizilmiş kırlangıç saatleri--
bir güngülü gibi takmışım kendimi mayısa hazirana
ben ince bir gök gibi hâlâ aynalardayım oysa
yüzüm düz bir deniz yüzüm kuşlu bir <I style="mso-bidi-font-style: normal">Ayna Vakti[/I]
ayna sesiyle zamanı okşuyorum kelebek hafifliğinde
hafiften kendimle konuşuyorum hafif ayna sesiyle
geceyi öpmüşüm ya ay beyazlığında dudaklarım
geceye dokunmuşum ya ay duruluğunda parmaklarım
geceyi gitmişim ya ay derinliğinde rüyalarım
tebessümüm yaşanmamış yerlerinde takvimlerin
melankolik leylak bir imge dilimde
dilimde buğulu ve melankolik tadı ayna şiirlerin
bir yerlerde belki şâir deniyordur ben gibilere
ben gibiler ki hâlâ yazdır kendilerine aynalarda
beyaz ve zarif bir yazım ben de işte
aynalarda ölçerim ömrümü zarif bir ürperişle



Daha gencim, ama <I style="mso-bidi-font-style: normal">aynalardan çocukluğum geçiyor[/I]**



*) <I style="mso-bidi-font-style: normal">Louis Aragon[/I]
**) <I style="mso-bidi-font-style: normal">Adnan Azar[/I]
<I style="mso-bidi-font-style: normal">[/I]
<I style="mso-bidi-font-style: normal">



[/I]Hüseyin Alemdar / Vakitler İncelikler s. 23

Burcu Yalkın 26-03-2008 16:13



Varlığa Ve Yokluğa


insan ne zaman alışır hayata
baba?


yağmurun değdiği her yerdi yüzün
seni sordum da irkildi toprak
ölümü bildim, büyüdüm
çocukluğum mevsimsiz bir leylak
bir yelkovan gidişi
bir akrep
yürüyüşü
ötesi iyilik, güzellik...alıştığımız
bir yarayı sarıp sarmalamak


gecikmiş sözlerin ağırlığı heybemde
bir karanfil, solgun, öyle
kedere bulanarak
nasıl dökülürse
döküldü toprağına sözlerim de


söküp nallarını atların
koşturmak gibi karanlığın evine
öldün. yokluğunda
varlığı bildim


insan nasıl alışır içindeki cam kırıklarına
baba?


Çiğdem Sezer


(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.510 )



Burcu Yalkın 27-03-2008 19:26



Adresi Köz Olana


doğrudur suskun ve vahşi olduğum
sular kabardığında bir hayvan gibi
dönüp durduğum, çemberin etrafında


zincirimdir acıtır değdikçe tenimi
-sizin acınızı kim nasıl anlar
sular çekildiğinde orman kimlere kalır?


kuşları iyi tanımam, doğrudur
belki ağaçları da
ama bir kuş ötse bilirim
öte uçurumlarda


bir ağaç bir ağaca
uzak kalsa eksilirim
ezberimde olmadığı doğrudur adreslerin
ama her adres biraz eksiktir ve insan
adresinde bulunmaz çoğu zaman


ben burda tenhalardan
gelir bana giderim


Çiğdem Sezer


(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.509 )



Burcu Yalkın 28-03-2008 19:54



Kın


Sanki buzdan duvarlarla çevriliyorsun
Sanki yangınsın da birden sönüyorsun
Sanki kocaman aynalar önünde
Bir çiy damlası gibi görünüyorsun
Gurbet baskındır


Kendine kendine batırırken
İçindeki keskin bıçağı
Yetişmiştir gurbet
Gurbet kındır


Gülten Akın / Uzak Bir Kıyıda ( Sevda Kalıcıdır-Kent) s. 41




Burcu Yalkın 30-03-2008 23:07



KISA ŞİİR / bir


Bir roman kadar uzun bu tümce,
-Sonra işte yaşlandım.


Gülten Akın / Uzak Bir Kıyıda (Sonra İşte Yaşlandım) s. 61

Burcu Yalkın 31-03-2008 23:19



Pelerin


bir karakalem çalışması: gündüz
beyaz elbiseli çocuk! o gümüş sessizlik !


böyle olur bir intiharın şiiri
ve söyleyemeden geceyi
sanki çok çiçekli bir kumaş


/ anneler mektupları hep gece okur


sonra da süvariler, kılıç ve tabii ki at
içi şüphe kırmızısı ya da koşarken kara
yeni yitme bir ırmaktan, ıssız


/ gece ağlayıp diazem içerler en çok


koynunda sakladığı harita
dağlar batar denizler ıslatır
konuşurken r'leri vurgulamak gibi
peleriniyle yatar rüzgârda


/ anneleri diker şairlere pelerinlerini


Derya Çolpan


(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.620 )




Burcu Yalkın 31-03-2008 23:23



KISA ŞİİR / altı


Her konuşma bir şeyi değiştirir hayatımızda
Sustum durdum geriye geriye çekilerek



Gülten Akın / Uzak Bir Kıyıda (Sonra İşte Yaşlandım) s. 65

Burcu Yalkın 01-04-2008 17:41

ŞEFKAT VAKTİ<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

<I style="mso-bidi-font-style: normal">[/I]<I style="mso-bidi-font-style: normal">Geceyi avuçlarımda siyah bir gül gibi duyuyorum[/I]
<I style="mso-bidi-font-style: normal"> [/I]<I style="mso-bidi-font-style: normal">Ve sen misin bilmiyorum bu gülü bırakan[/I]*


Bak kızım, <I style="mso-bidi-font-style: normal">Günaçar[/I], her şey adın gibi çocuk kalbi
adın gibi vakte açılmış şiir, ılık ve tenha
yüzün mısrâ mısrâ küçük sevaplardan dokunma vakti--
ama ben, <I style="mso-bidi-font-style: normal">Şefkat Vakti[/I] diyorum o vakte, sana baktıkça!
sana baktıkça, içim gün gün <I style="mso-bidi-font-style: normal">Çocuk ve Allah[/I] misafirliği
oda oda masumane uzak arkadaşlıklar genişliği
sereserçe kuş beyazlığı sende sana baktıkça
döneserçe tüylü iki sessizlik halkası kulakların
düşeserçe nur lunaparkı ağzın burnun gözlerin--
bak kızım, Çağla Günaçar, baban karıştırdı yine
şiirle hayatı karıştırır gibi şâirlikle babalığı
hadi kız ona sen de, kadife bir kızgınlıkla annen gibi:
***8220;Şiir, sinema diye diret dur sen yine böyle
her yıl ödül törenleri tertiple, pek olacak malın mülkün!***8221;
A kızım, a canım benim, şiirimin Türkân Şoray serçesi
sinemamın aralık kalp Nilgün Marmara beyazlaması
baban içkanama, baban sinesıkıntı, bari sen anla babanı
elle bak, yakası derinlemesine klaket kesiği
boynu incelikler yırtığı, fragman söküğü göğsü
günbegün acı bir pembeleşme hayatın defterinde
sanki gönderilememiş birer mektup çocukluğu herkeste


İsim baban <I style="mso-bidi-font-style: normal">Dağlarca[/I] gibi yalnızlaştık bak! <I style="mso-bidi-font-style: normal">Çocuğum ikimiz kaldık[/I]**


*, ** <I style="mso-bidi-font-style: normal">Fazıl Hüsnü Dağlarca
[/I]

Hüseyin Alemdar / Vakitler İncelikler s. 17





Burcu Yalkın 02-04-2008 16:37



KISA ŞİİR / yedi


Sözlerin bumerang gibi
döner yaralarsa seni
ağzın dilin gereksizdir
susarsın


Gülten Akın / Uzak Bir Kıyıda (Sonra İşte Yaşlandım) s. 65

Burcu Yalkın 05-04-2008 16:47



Sorular Sorular



Ölümün boz yüzü, çağırma beni.
Toprağın katı yüzü, bırak beni.
Ezgilerin çekici yüzü, denemeyin beni.
Dünya beni salıversin.
Salıversin beni kendime
Salıversin beni yirmilerime, onbeşlerime doğru.
Gelincik tarlalarıma, çiçek kurutmalarıma, çocukluk uykularıma doğru.



Bir tabanca bana bakıyor.
Bir kül tablası.
İki kalem.
Bir kitap.
Birkaç kelime.
Bir saat. Akşamı getiriyor ve bana bakıyor.
Pencereden karşı pencereler.
Antanler.Duman. Ölümün çizgili lekeli yüzü bana bakıyor.



Bir el işareti. Duralım bekleyelim.
Bir el işareti. Susalım bekleyelim.
Kim gelecek? Konuşacak kim?
Kim vuracak? Vurulacak kim?
Kapılar açılıyor. Bana değil.
Ziyaretçiler geliyor. Bana değil.
Günaydınlar. Merhabalar. Bana değil.
Bana vazoda birkaç papatya.
Bana birkaç sarı, birkaç beyaz.
İçimin karmaşası bana.
Dönelim ölümün pürüzsüz yüzüne.
Bulutsuz rüzgarsız kuşsuz.
Kansız alımlı yüzüne dönelim ölümün.
Papatyalarla süslesek onu.
Kurşunların yerine papatyalar
Gülümsemelerle süslesek onu.
Kinlerin yerine gülümsemeler.
Kendimle süslesem onu.
Karşı dünyadan baksam kendime.
Orda durup sigara içsem dalgın bakarak.
Kalkıp gitsem sonra sokaklara, deniz kıyılarına, ilk yaz coşkularına doğru.
Burada oturup birkaç kelime yazarak dalgın sigara içsem.
Kalkıp gitsem gelincik tarlalarıma, çiçek kurutmalarıma, çocukluk ilk yazlarıma doğru.



Peki, sen nerdesin?
Bu şiirde nerdesin sen?
Kurşunlarda mı? Gülümsemelerde mi?
Kinlerde mi? Papatyalarda mı?



Belki de bir kuşsun sen uçup gidiveren uzaklara konu veren unutuveren.


Egemen Berköz
(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s. 48 )







Burcu Yalkın 05-04-2008 22:20



Ah Krates!



herkese açıktı kapı
anlamın gizlendiği kuyuda
hazza yer yok


herkes dışarıda


bizden farklı sevişmezdi yaşlılarla ölüler
içi boş kavgalar
gün biterken önemini yitiren
kötüler de çocuktu bir vakitler
düş kuranlar masum *
üstelik vazgeçilebilirdi herkes



aşkla buluşmak kadar çetindir anlamak bunu
paslı bir kapıda beklerdi sedef kanatlımız
habersizdik bizi çağıran ürpertici kuyudan
nahiftik o zaman
bilmezdik herkesin önceden dışlanmış olduğunu


anlamla çarpışarak iktidar kazanıyor söz
bütün cinayetlere tanıktır şair **
ah krates!
elmas kesimini hatırlatıyor kuyum işi eylem
halâ vazgeçebilir herkes!


tehlikeli bir oyun bu!


(*) Tom Waits: (***8220;You are innocent when you dream***8221; : ***8220;Düş kurarken masumsun***8221;***8230;)
(**) ***8220;Şairler bütün cinayetlere tanıktır***8221; ***8211; Cenk Koyuncu
krates: İktidar (Grek kökenli bir sözcük***8230; demos+krates= demokrasi!!!)
Krates: Stoacı Zenon***8217;un hocası, Suriye kökenli ve Atinalı ***8220;kynik***8221; filozof.


Naime Erlaçin / 6.Dekad s. 69


Edited by: Burcu Yalkın

Burcu Yalkın 05-04-2008 22:22



Metruk



yaslı bir dul söylencesi şimdi yaşamak
geceye zimmetli kıyamet küskünlüğü


son duasını okuyor yaralı kuş!


sancılar kovuğunda sığıntı bir ölümlü
balmumu surlar çiziyor altın güle
oyunlar sergiliyor mütemadiyen


ilk perde büyük aldanış
rehineliği perçinliyor
gizli takvimlere


kundakçı bir kıyım
ve kül hesaplaşmalar ayazında
biliyorum aylaktan sayılacağız bir gün


çünkü susarak geçilmiyor vurgundan
nadasa terk edilmiş metruk yürekten bir de


böyle yakıyor yağmur
hesap vermiyor bulutta bıraktığı boşluğa



Naime Erlaçin / 6.Dekad s. 24


metruk: 1 .Bırakılmış, terk edilmiş 2.Kullanılmayan
Edited by: Burcu Yalkın

Burcu Yalkın 07-04-2008 14:38



KISA ŞİİR / dokuz


Geçerken karışmış gibiydi
birisinin çektiği fotoğrafa



Gülten Akın / Uzak Bir Kıyıda (Sonra İşte Yaşlandım) s. 69

Burcu Yalkın 07-04-2008 14:43



KISA ŞİİR / on


Hiçbir sıfat üstüne tam oturmadı
Ürkek miydi kararlı ya da saldırgan



Gülten Akın / Uzak Bir Kıyıda (Sonra İşte Yaşlandım) s. 69

Burcu Yalkın 11-04-2008 13:00



Ağacın Türküsü


Sizin bahçedeki sakız ağacını
anlatmak isterdim sana,
sonra da o ağacı sen anlatırdın.
Sözü ağaca bırakırdık biz yorulunca.
Ben gözlerine bakardım anlatırken,
sen ağacın yapraklarına dalar giderdin
öykünle.


Biz, ikimiz, öylece ağacın gölgesinde.
Ağaç gölgelerin diliyle konuşurken,
bu türküyü çok uzaklarda, ayrı ayrı
söylememiş miydik birbirimize,
ağaç bize, biz gölgesine katılmadan
önce ?


Toprağın sesi, özsu , gün ışığı
büyüyüp boy verirken rüzgâra karşı,
bir başka türküyle katılır bize,
çocuklar el ele , halka olup ağacın
çevresinde,
başımızı döndürürcesine ?


Cevat Çapan / Bana Düşlerini Anlat s. 73

Burcu Yalkın 11-04-2008 13:04



***8220;Kitre! ***8221;


kenar süslerinden sıyrıldığında
arayışa yönelir kır şakaklar
parmak uçları savurgan ağıt


kutsal bir buğudan geçip
kenarında durduk söz dağının
bekleyiş
bu kükreyen sabır ah!
anlattı sise

ergen ebruların suya değdiği yerde
en yalın rengimiz çıplak
***8220;es***8221; ile terleyen harfin dudağında
ölümün bahanesidir yaşamak


sorgu yargıcı öd***8217;deki hayvan


***8220;kitre***8221; desem şimdi
cinayetim dökülecek tarağımdan!


Naime Erlaçin


6.Dekad Şiir Kitabı-Hayal Yayınları / s. 52


Burcu Yalkın 11-04-2008 13:21



YABAN İKLİM


Beni böyle sıkı tutma n'olursun
Yoluma süngüler dikme
Çevir gözlerini öyle durmasın
İncelen çok şey var aramızda
Bırak artık burda noktalansın
Sürdürmekte fayda yok, kesme yolumu gideyim
Senin ikliminde açmıyor çiçeklerim.


Hep gün çevrile dedin, yıl döne
Yıllar döndü, ben döndüm bu çemberde
Bunca dar yaşamak, bunca yoğun
Daha daha tutma n'olursun
Sür gölgeni aradan, biraz ışık göreyim
Yağmuru batak, güneşi serin
Senin ikliminde açmıyor çiçeklerim.


Tam güneşe, gülüşe duranda öyle istekle
Bir bora çıkar, fırtına patlar, başlar şimşeklerin
Kumrular kalyonlar mahzun dolanır olduğu yerde
Sende geçen yiter ama- bilemezsin
Her anı derin iz bırakır bende
O zaman da demiştim, yine de derim
Senin ikliminde açmıyor çiçeklerim.


Türkân İldeniz


Varlık Şiirleri Antolojisi- Enver Ercan s.145( Sayı 693, 1 Mayıs 1967 )

Edited by: Burcu Yalkın

Burcu Yalkın 13-04-2008 23:21



KISA ŞİİR / on üç


Ölümü sevdiği için mi öldürdü kendini
başkasının ölümünü sevmediği için mi?

Gülten Akın / Uzak Bir Kıyıda (Sonra İşte Yaşlandım) s. 72

Burcu Yalkın 13-04-2008 23:24



BÖLÜNMEYEN BİR SESSİZLİK İÇİNDE



Öyle seviyor ki susmayı,
sözcükleri öyle seviyor ki,
lambasız kalabilir geceleri,
kışı uykusuz geçirebilir.


Esrikliğin
değişen yoğunluğu onun için her mevsim,
rüzgârlar
yoğunluğun dalga dalga esrikliği.


Derken gemiler yanaşıyor
çok yorgun bir fırtınadan
bağrının rıhtımına-
sürgünden dönenlerle yeniden
yaşamak doludizgin.



Cevat Çapan / Bana Düşlerini Anlat s. 28






Burcu Yalkın 14-04-2008 15:05



AÇIĞA DEMİRLİ BİR GEMİDEN



Dağın eteklerinde orman -
çam, sedir, ulu çınarlar...
Birbirini seyrediyor aynasında denizin.
Çamlar pürleriyle suskun,
sedirlerin gözleri uzakta,
"Ölünceye kadar seninim," diyor denize
kendi gölgesinde yanan bir çınar.



Cevat Çapan / Bana Düşlerini Anlat s. 32




Burcu Yalkın 14-04-2008 15:38



Mesafe


belki de biz birşey yapamadık


salıyor hâlâ gölgesini
yol diye içine düşülmüş dolambaçlar
yere sağlam bastığımız gün
uyku yenildi diye düşünür
bir hayat kaldığına kuvvetle inanırken
atılmak için bugün can atan ayaklara
" dur " diyen his aniden fırlıyorsa
zaptedecek kim vardır
gevşedikçe ele gelen
gerildikçe kaçan sicimi

ilk günkü gibi duruyor koyuluğu
ben varsam ışık da var diyen gölgenin
ama ölüm bekliyor dört dörtlük tedaviyi
niyetle netice arasında
vaktiyle bulunduğumuz gibi


gel bir nefes al kardeş
fazla dert etme
biz ölmeden bu mum erir
tükenir diye


binlerce yıl önceki
ince ışığıyla yarılan
bugün lastik yuvarlağa sarılan
bir pedala büzülen mesafeye karşılık
bize kalmış olsa da yeter
yalnız doğduğu yeri doyuran
dıştan bakınca kamçılıyan
içten nabız gibi atan mesafe fikri


"basılmamış yolları budur" deyip ormanın
geçerken patinaj yapıyor artık
sükûtuna razı olarak
çekilmiş okyanus kıyılarının
oluk oluk taliplileri


bir nefes al kardeş
fazla dert etme
biz ölmeden bu mum erir
tükenir diye


daha şekillenmeden dillenmeden biz
kimi cezbetti seslediyse
geceye kadar kıpkızıl fecri
fecre kadar geceyi getirenin
sık dallar arasındaki titrek ışığı
fer verdi yeni bir dil verdi de
varlığı hatırası özlemiyle
yola baş koyan göz kestiren
arzunun mumu alev aldı


ince ışığıyla yarıldı gölge
bir nefes al kardeş gel artık
biz ölmeden eriyip tükenecek
bu mum diye dert etme


Ebubekir Eroğlu


(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.199 )





Burcu Yalkın 14-04-2008 15:52



DENİZDE ÖLMEK


1.
Su kendine dönüyor, mavilikler kendine
Kendine dönüyorsun, işte; kendi yüzündür,
Hiç kimse görmemeli, saklan suyun sesinden
Üşümesin yıldızlar, yalnızlığını söndür


Korsan, daha ne kadar gizlenecek bu hüzün?
Yalnızların yalnızı, hey korsan, hey serseri;
Deniz çirkinleşmeden gömülüp git sulara
Bilmez misin dünyada korsanların yok yeri...


2.
Dudaklarımda gizli sulardaki tuzlu sır,
Sessizce öleceğim, bilmesin kimsecikler
Bir eşkıya ağzında bu yük nasıl taşınır?
Çekin üstümden göğü, beni ölüm temizler...


Can Bahadır Yüce


Varlık Şiirleri Antolojisi- Enver Ercan s. 350 ( Sayı 1102, Temmuz 1999 )








Burcu Yalkın 17-04-2008 20:51



Bir Yere Gelirsin ki


Bir yere gelirsin ki
Yaşamak yük olmaz insana yavan gelir
Ağaçlar çiçek açar, gök mavidir
Çayırlar alabildiğine yeşil


Ne deli eder bunlar seni
Ne de düşlere sürüklemek için artık
Bir tatlı gülüş elverir


Bir yere gelirisin ki
İşlemez olur içinde zaman
Sadece


anılar dökülür ellerine bir bir


Bir yere gelirsin ki
Dünyayla aranda kapanır duvar
Yaşamış yaşamamışsın...
Akan suya eğilebildiğin kadar
eğil


Götürmez seni sular


Cahit Tanyol


Varlık Şiirleri Antolojisi- Enver Ercan s. 222 ( Sayı 1004, Mayıs 1991 )


şu Anki Saat: 06:41

Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum