Şiir  Akademisi Forum

Şiir Akademisi Forum (http://www.siirakademisi.com/forum//index.php)
-   Şiir Seçkim (http://www.siirakademisi.com/forum//forumdisplay.php?f=105)
-   -   Sevdiğim(iz) Şiirler... (http://www.siirakademisi.com/forum//showthread.php?t=1854)

Burcu Yalkın 17-03-2008 12:01



Bela Vakti


'gözlerin gözlerimi gece yarısı bırakıyor
karakol kırmızısı cehennem yeşili'*


ağzımı acıtan bir iklimle konuşuyorum artık
ömrüme gücenikliğim nasıl da kaynadı yarama bak
hep bir çekiç sesi zonklaması günlerimin harfleri
şimdi bakıyorum da kendimden çok bileklerime konuşmuşum
bileklerim ki iki kangren rulo ellerim ne kadar da az
uzatma dakikalarımın gençliğidir işte orda konuşan:
içine jiletle gideni kadın da şiir de anlamaz!--
anlamadım! Sahi geldin mi, saçlarım hiç de öyle demiyor
gelen âh***8217;ın giden aşk***8217;ın dediğidir (sen tek bir şey demedin)
haklısın, kaderi kalbine dökülen hiçbir şey söyleyemez
hayat ki sorular yumağıdır kendini gözlerde düğümler
farzet ki her şeyi ben dedim sen ömrüme sus yeter
heyhat, kalbime kendini sormayana yaşımı söyleyemem
otuz yaşımı damarlarımda öldürdüm masumum diyemem
aynalara paranoya sürüyorum kırkımı çoktan geçtim
kime ne desem ne yapsam kimse beni öldürmüyor nasılsa
kaderimin ticari taksisini ters şeride çevirmişim belâyım
ân gelmiş attilâ ilhan da ölmüş defterimde fenayım
saçlarında öldüğüm kadınlar da yok ayseller de sahi
siste yiten bir arka sokağım beyoğlu***8217;nda her gece
bir elim kendime bir elim meçhule saplanmış gibi


bıçak sen kan ben--öldür hadi! daha önce bıçaktan hiç su içmedim**


* ,** Attilâ İlhan


Hüseyin Alemdar / Vakitler İncelikler s. 52

Burcu Yalkın 17-03-2008 18:40



Irmak Su Ateş


uyandım, hüzündü... saçlarımı taradım, yoktun...
gitsindi diyemedim. hüzündü, geceye takılmıştı
biriktim dipsiz kuyulara ağladım.


gitme, ateşime su ver. yitirilecek bir an bile
yok... aşılacak tepe, yürünecek çöl... sararmış
bir yaprak yalnızlığı var içimde. çaresizim,
sarsılıp köpürmesi de ne bu göğün, saldırması
camlara. korkuyorum. yaşam zaten yanlış. ıslak
ve yakıcı. üstelik dünyanın lavları da kirli
akıyor damlarıma. yüzümde tutuklanmış bir
gün. yüzüm karanlık, paramparça


beni duy, anla, neden bu diş ağrısı sonsuz
öfke... kimseler bilsin istemiyorum. gizlediğim
mevsimi. kanayan sesimi uçurumda. gözlerimde
uçsuz bucaksız ırmaklar yıkanıyor. bu, son
fırtına mı bilmiyorum. hangi dağ başı. geçit
yok. ellerim seni arıyor. ellerin bitimsiz.
ayrılığın vedası mı onlar? direniyorum.
yaklaştıkça ırmağına kendime çıkıyor gittiğim
yollar.


gitme. bana bir şey söyle
kimsenin bilmediği bir söz, bir giz...


gitme.
gitmek, biraz da kendini tüketmektir.
yenilmektir, boşluğu görmeden korkuya.


Betül Tarıman


(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.569 )


Burcu Yalkın 18-03-2008 17:17



Kedi Ağlaması



Tek Vuruş şairine


Kendini yalnızlıkla açıklama yalnızlık bitti
yaşın kırkı devirmişse kalbin de bir kedidir unutma
ve birer patidir artık ellerinin her biri
kafayı iki el arasında tutmaya yenilgi denir
içine döktüğün her ağlama yüzündeki çizilmedir


Kendini aşkla mevsimleme aşk bitti
yarısından sonra her şey günahtır nasılsa
de ki vekâleten sevdim, vekâleten evlendim, vekâleten öldüm
ısısı parmakta sönen nikâha devr-i kış denir
insan tanrı cümlesidir en iyi kendinde gizlenir


Kendini mesafelerle anlamlandırma mesafeler bitti
kim "Hüseyin" dese dönüp bakma artık-mesafeler apse
zaten kalp pası diyorlar boşluk denen her şeye nedense
göğsünün çukurunda boğulana sürç-i lâl âdem denir
sonunu üç kez yazan için yaz bile gücenmedir


Kendini şu dört şeyle çağrıla hayata ne de olsa abimsin
1 adını unutana kalbini hatırlatma-hayat murdar, anla!
2 bir tek bahtına ağlayan kadınlarda kal ve gençliğini affet
3 canlı tut tefini daima, herkes biraz çocuktur her yaşta!
4 düştüğün her hatırada doğrul ve kendine çiçek ver


Kendini kederle ölçümleme keder de bitti
kendinin kedisi aynalara bakma aynalar renksiz unutma
bak, kızımların doğru söylediği yaştayız
kanın tene bağırmasına paranoya denir
kıskanma! ölüm de pekâlâ süslenir


Sahi, ağladın mı!.. Her canlı ağlamaz ki
-sensiz siyah bir ömrün kendine eğimiyim
içinde kalbi olan ağlar ancak başka ne deyim!


Hüseyin Alemdar / Vakitler İncelikler s. 88


Burcu Yalkın 20-03-2008 16:19



ÖMÜRSÜZ MAVİ



Seni ben uzun uykulu bir vadinin
Sessizliğinde buldum.
İçine kapanmış bir kayanın dilsiz koyuluğunda
Ve serinliğinde gövdeyle taş olmak arasındaki kararsızlığın
Düştüm ben
Çırılçıplak düştüm aşka.


Beyaz olmak meleklerin elleriyle okşanmaksa
Okşandım ben


Melekler okşadı ve inceltti tenimi
Ruh kattı


Aşka gitti.
Aşkın buruk yalnızlığına.
Sanıyordum ki ben
Aşık olursam. ruhum uçacak.
Sanmakla kalmadı
Uçtu ruhum
Ve bir kelebeğin mavi kanatlarına
Gizlendi.
Bir kelebeğin
Ömürsüz mavi kanatlarına.


Bundan böyle bir aşk için
Ne varsa burada.
İki kanat
İki mavi
Ve bir ruh
Herşey tamam
Uçurup tenimi
O ölümüde yenebilirim.


BEJAN MATUR


(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.630 )






Burcu Yalkın 20-03-2008 16:22



SEN ASLINDA ÇOK ESKİ BİR ŞEYE AŞIKSIN


künyeme kazıdım ölü doğmuş sevinçlerimi
ölürsem beni seninle ararlar şimdi


bak, incelirken zehirleniyorsun yavaş yavaş
beni yanaşma ruhum boğuyor geceleri


ölürsem beni seninle ararlar şimdi


yüreğim paslı bir sarnıç
gözyaşlarının demi hala avuçlarımda


sesleniyorsun sevdaların kilitlendiği manastırlardan
yaşamak güçlü olmak değildir her zaman


künyeme kazıdım ölü doğmuş sevinçlerini
ölürsem beni seninle ararlar şimdi


CEZMİ ERSÖZ





(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.468 )

Burcu Yalkın 20-03-2008 16:24



SONRASIZLIK



-babama-


Çok mu uzar gecenin kendini kanıtlaması
bir yağmur tanesi hızını kesmişken sağnakların?
Oysa sen deniz ortasındaki şaşkınlığımsın
Rüzgara da küstüm, küstüm işte, kimse bağışlamasın
Şarkılardan kaçışım hep bundan.


Siz hiç bahara çiçekten yoksun girdiniz mi?
Benim kalbimin yarısı yaşadı bunu
Diğer yarısı da anılarla incindi.


Susmakla başlayan her elveda bir çerçeve parçalar
Duvara sığmayan görüntüdür hüzün
Kuşların olağan göçü sanırız
Meğer ki bir çiçek kendini erken soldurmakta...


Artık belaysa gecenin kendini aldatması
Yıldızlar hep yanlış yörüngeye dağılır
Bir bıçak darbesidir uçurum dipleri de
Kanattıkça çiçeklere eksik renk bağışlayan...


Gidişini sorsam, zamansız bir yaprak dökülür takvimlerden
Gel diyemem, yüzlerce mum birden söner kalır içimde.



Cihan OĞUZ


(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.581 )




Burcu Yalkın 20-03-2008 18:21



Araklı Sıkıntısı


Kalpte ve gözlerde bekleyen kelimeler gibi
bir Araklı sıkıntısı konuşsak seninle
siyaha bakma ustası iki kişi
birbirimizin uzağında buluşsak
buluşmanın hece taşları harf harf Konakönü
uzağın parmakuçları damla damla Karadere olsa
söz şiir bahane bi***8217;güzel ağlasak!


Kalpte ve gözlerde inleyen imgeler gibi
bir aşk kuyusu konuşup sussak seninle
kaderleri birbirine arkadaş iki kişi
-bak, kar örtü günlerimiz nasıl da kalp kışı-
birbirine dokunamamanın ses alfabesi
hangi harfimize dokunsak
da
üs

la
büsbütün her hecemiz!


Kalpte ve gözlerde gizlenen epigramlar gibi
gram gram tartsak kendimizde mahşerimizi
-kendimiz dediğim aynı bedende bölünmüş iki kişi-
bizimki mahşerlerin en işleği işmar mahşeri
bağışla, öyle bir ellerimde sıkmışım ki seni
avuçlarımın ovaları erdişi bileklerimin dağları erkişi
sıkıntısı derinde olanın cehennemi diptedir


Kalpte ve gözlerde düğümlenen sözler ki
-uzun çekim yara anlatımı her biri-
âh, içe oyulmuş mermi sesi memleketim gibi!



Hüseyin Alemdar / Vakitler İncelikler s. 6

Burcu Yalkın 20-03-2008 21:51



İkilem


Sunduğu en değerli, yaşamın bana
Çoban köpeğinin dikenli tasması bir kolye
Kimi kumsaldayım ölü bir deniz kabuğu
Kimi kıyı tutmayan deniz oluyorum
Onardım kendimi geri çekilmelerle
Yaşamı da seni de seviyorum


Gülten Akın / Uzak Bir Kıyıda ( Sevda Kalıcıdır-Kent) s. 25

yılmaz arslan 21-03-2008 00:58




ADA' MIN SAHİLİNDE' den


ÇOCUKLUĞA KİTABE


(Sırı Dökülmüş Kökayna-Kökler ve Memelerdağı*)


a



Büyülü geçmiş:Sırı (ve sırrı) dökülmüş o Kökayna


(Kökayna'da kaybolanlar!)


Arasam şimdi nerdedir;ne'yi simgeler çocukluğum,


en ço ne simgeler O'nu;


bir portakal bahçesinin çoktan çürümüş


otları arasında kalan bir potin teki?


Bir ark kıyısında kurbağa, ilk şiir ve kuş


seslerini dinlemeye oturduğum taş?


Ödeme** ve 'ödeşme' günlerinin panayır kalabalığı?


Helenistik bir güzellik?O'nun her yandan


Aşk sinyalleri gönderen kara, süzmegözleri?


Bir babanın madenden şiirsiz ve sağlıksız çıkıp


yeni bir umuda soyunduğu düş yılları?


O'nun meyveler-sebzeler arasında bir renkler ozanı gibi


gibi duran üzgün ve dağlı yüzü?


Baf köylüsü bir annenin seyrek, ürkek sevinçli


sık ve yoğun korkulu bir avuç yüzü?


Beslemeliğin eşiğinden son anda dönmüşlüğün


kadıncık gözlerinde bıraktığı gizli sevinç?


Kapısını sıkı sıkı örtüp kilitlemenin başarısız uğraşı


hüznün, kuşkunun, aşağılanmanın?


Ç o c u k l u ğ u m h a n g i s i?





H a n g i s i ç o c u k l u ğ u m?


Ablamın -gizli- gece okumaları (Hıçkırık,Çalıkuşu


Vahşi Bir Kız Sevdim,Bir Kadın Düşmanı)?


Küçük kızkardeşlerim? Bir Ortodoks çanının


korku-gizem karışımı Pazar sabahı tınlamaları?


Bir yanı kasabalı, bir yanı dağlı


komşu yüzleri, komşu yüzleri?


Rüzgârda savrulup duran ormanüzümü*** dallarıyla


içimde gidip gelen ilk şiir dalgaları?


Yağmurlu camlarda belirsizleşen Hayat?


Kasabamın yedirenk yeşil ağaçları?


Kanlı bir grev?**** Şiirlere sığmaz o Aşk kokusu?


Üstü bol yıldızlı yaz sinemaları?


Ç o c u k l u ğ u m h a n g i s i, h a n g i s i?


(SORUYOR İÇİMDEKİ O AŞINMIŞ TAŞ PLAK)


b



Ne çocukluktu ama!Çayır kokusundandı


rengini de yoksulluktan alan gömleğim.


Bir zeytinin altına oturmuştu (çocukluğum)


hoyratlığı daha bu kadar olmadığı bir zaman-


Bencilliğin daha bu kadar 'sağlam' basmıyor


toprağa ayakları-


Kulağımın dibinden mi yüreğimden mi


akıyordu bir su şırıltısı,


sessizliği notalayan kuş sesleri-


Bir mersinin dibine çömelmişti (çocukluğum)


Dünya:İçimde bir sürü renkli bayracıklar-


Babam ve artık ölüp gitmiş bir sürü şey (güzellik?)


yaşıyor daha





(O, meyveler-sebzeler ozanı babam!)


Angona,Gobrona,Pertigo tepesi,


her biri bir şiir adı, yağmur yağarken-


Bir portakalın gölgesine uzanmıştı (çocukluğum)


Dünya bu kadar canavarlaşmamış daha


(ya da ben bilmiyorum; kentler benden çook uzakta!)


(PARÇALARINI ARIYOR İÇİMDEKİ DAĞILMIŞ


MOZAİK!)


_______________________________________


*Çıplak, sırtüstü uzanmış bir kadının 'memeleri'ydi çocukluğumun mahallesi-


nin karşı ikiz tepeleri; bu yüzden 'müstehcen' bir adı vardı, ve -belki bu yüzden-


açık saçık sözlü ve gözlüydü kadınları, kızları; ve çocuk gençliğimde sık sık


sorardı bana içlerinden biri:


ÇALIYA İŞEDİN Mİ?+ (ÇALI?)


**CMC maden şirketinin 15 günde bir ödeme yaptığı gün ve o gün kurulan


büyük açıkhava panayırı.


***Böğürtlen.


***1948' de Türk ve Rum madencilerinin çoğunun katıldığı ünlü CMC grevi.


+"Bir kadınla yattın mı, cinsel ilişkin oldu mu?"





(Sırı Dökülmüş Kökayna'dan )








YALNIZLIK; GECE MÜZİĞİ


(
yaşlı, dul bir kadıncığın içsesidir)


Gece, yıldızlar,


yalnızlık ve ben.


Sessizlikte cırıltılar


-ve ateşböcekleri-



Gel, otur komşu


yanımdaki boş iskemleye


Birlikte duyalım


içimizin gece cırıltısını-



İçimin yaşlı şiiri


içinin şiiriyle buluşsun-


Birlikte seyredelim


yanıp sönen ateşböceklerini-



Gece, yalnızlık,


Allahım ve ben.


Boş iskemlem konuğumu bekler,


yüreğim birinin sıcaklığını-



Seviyorum pakistan-


geceleri'nin kokusunu


ama bir insanın kokusunu


daha çok-



Gece uzun.Yalnızlık


ürkütüyor giderek-


Gel birlikte dinleyelim


içimizdeki yaşlanma şırıltısını



Bir canyoldaşımın


yolunu gözler


kahve fincanımın yanındaki


kahve fincanı-



(Komşu örttü kapısını,


sustu cırıltılar, ateşböcekleri söndü-


karanlık gözlere dönüştü


karşı apartman pencereleri-)



Gece, yıldızlar,


yalnızlık ve ben.


İçimde kederli gece müziği,


Allahım ve ben.


(FİKRET DEMİRAĞ)
Edited by: arslan yılmaz

Burcu Yalkın 21-03-2008 22:29



Ne Gelir?


Senden sonra ne gelir? Bir martı örneğin: İnatla,
inatla uçardı ufka: kim bilir belki de intiharıydı,
ölüm ki ne güzeldir o an mavi üstünde!


Benden sonra ne gelir? Kalktığım masada bir kadeh,
biraz dudak izi kenarında, çatalımın boynu bükük;
adisyonumuza ayrılık eklenmiş mi? Anılarımı bahşiş bırak!


Bizden sonra ne gelir? Suskunluk: Günler utangaç,
masalarda tek'lik ve aşka kadeh kaldırmayacaksa
panoramanda kalabalık görüntü içinde yalnızlık!


Bu aşktan sonra ne gelir? Martı konar bir adaya,
masamız temizlenir, yeni bir çift oturur aşka,
silinir dudağımın tuğrası, çatal mest olur kadın elinde...
Gelirse bizden sonra tarih gelir; çünkü her aşk tarihtir!


Cenk Koyuncu


(Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.623 )






Edited by: Burcu Yalkın


şu Anki Saat: 14:43

Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum