Şiir  Akademisi Forum

Şiir Akademisi Forum (http://www.siirakademisi.com/forum//index.php)
-   Şiir Seçkim (http://www.siirakademisi.com/forum//forumdisplay.php?f=105)
-   -   Sevdiğim(iz) Şiirler... (http://www.siirakademisi.com/forum//showthread.php?t=1854)

Gül Uğur 25-02-2008 20:37

Ele Vermiyorlar Bedenimi

Ne idüğü belirsiz kelimeler takip ediyor beni!
gidip saklandığım anlamlarda
hoş bir yan yok! Belki de
ölümü biraz teşvik etmeli!

Suya eğiliyorum. Su da bana eğiliyor gibi.
Adımı söylüyorum. Su da adını söylüyor sanki.

Bu tuhaf adamların bilmeceleri çözmeleri imkansız!
birer harf gibi duruyor kentler haritanın ortasında
düzden de okusan, tersten de okusan
hayat değişmeyecek besbelli!

Satın alınmayacak bir gazete adeta içimdeki buzul dağ,
köşeyazarı bir ırmak akıyor
boğuyor cesur bir okura benzeyen ilk halimi!

Taklitlerinden sakınılan bir 'gece'
yatıyor uzayda sereserpe özgür, özgür ama serseri!

galiba cismim
yıldız yağmurunda rüya şemsiyesini açan casus gemi!

Evet!
Ne idüğü belirsiz kelimeler takip ediyor beni!
her dakika yaklaşsalarda

ele vermiyorlar bedenimi!


Küçük İskender

Edited by: gul ugur

Burcu Yalkın 27-02-2008 23:24



TAŞ DA ÇÜRÜR


Böyle dedi kaya mezarını temizleyen Rüstem Usta.


Taş da çürür.


İncir kokuşlu dar sokakları aştınsa, görmüşsündür
Kıyıda, küçük bir çocuk taş atıyor suya


Taş da çürür.


Eğil biraz, paslanmış kıyı babasına tutunarak sark
Suyla rıhtımın birleştiği yerlere bak


Taş da çürür.


Kumsalda, çam tahtasını astarlıyor sandalcı baba
Çocuk büyümüş; yüzmeyi biliyor, denizle oynamasını da
Yüreğim çürümez; gözyaşları işlemez, kurşunlarınız da


Taş çürüsün.


Ali Cengizkan
( Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.300 )


Edited by: Burcu Yalkın

Burcu Yalkın 27-02-2008 23:50



Basınç


Kalbim günlerdir bir yolculukta,
yönünü bilmediğim
Ömrüm su değil oysa, kıyıları;
ulaşamaz her yere
Unutulmaz bir yaz gibi uzak yüzler
İnsan kokuları- an'lar kalır geriye-
Yok oluşun ince fısıltıları - hemen silinir -
Irmaklar,trenler; herkes bir şeye uzak!
Her insan bir yıldız ;
tepeden tırnağa ışık ama uzakta
Her ses bir kuş inceliğinde uçucu
Her aşk biraz uçurum ki ürpertir
Her dönüş, harman yeri


Kalbim durup kalkılan bir alan
Sıcak, tozlu, dağınık. Ve açık pek çok yöne !
Belki de bir sağanak başlayabilir
Serin, suskun odalara girince.


Adil İzci


( Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.321 )




Burcu Yalkın 29-02-2008 18:08



Ertelenen


kalbinle gözlerinin arasına sıkışmış
huysuz çocuklar var avutamadığın
kulaklarının inkâr ettiği bir ses
dilinin ucuna kafesler koymuşsun
hiç ötmeyen iki muhabbet kuşu


çöz gözlerinin ipekkuşağını
yosun yeşili ışıltılarını salıver
koşarak gelsin
bana gelen sokaklarda yorulsun
onarsın tüm yenilgilerimin kırıklarını
fesleğen kokan soluğun


Aydın Öztürk


( Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s. 356 )


Burcu Yalkın 03-03-2008 13:16



PARÇALANMIŞ ZAMANLAR



1
unuturum akıp gittiğin
yüzünü unuturum


geceye yaslanırım
yaslanırım ince uzak bir sese
senin sesin o
alır beni bilirim


her şiirle birlikte
senin adın
alır beni bilirim
senin kumral susuşun
senin kırık susuşun


kime varsam geceler
kimi sevsem yine seni
yine seni severim


unuturum akıp gittiğin
artık yeni bir pusuda beklenirim



Adnan Azar



( Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s. 362 )




Burcu Yalkın 03-03-2008 13:18



MERMER ADASINA VEDA


Ayrılsam mı kavuşsam mı şaşırdım bu iskelede.
Kararsızlığın ortasında ihbar ediyorum belleğimi.
Tekrar ediyorum insanlığımı habire. Bir anda binip gemilere
uzak denizlerdeki mezarıma gidiyorum. Bir anda
vuruyorum rıhtıma
(Beyazlar giyindim; ipeğin ardında kırmızı patlamış
bir güneş akıyor etlerimden) .
Kışın anıları ve bu denizin dalgaları saklı saçlarımın uzayışında.
Söyle bana, yaşatmaya yazgılı mısın bu adayı;
beslemeye beyaz evleri
ve bir beton yengece benzeyen rıhtımı... yitirilişlerinle...
Ah, yitiriyorsun beni. Tutamıyorum mermerin güvenliğinde.
Yitiriyorum seni. Kalbim bir ada olmaz mıydı sana?


Gecikmiş zaman akşamı telaşla kaldırıyor sulardan.
Hızlı yunuslardan son bir tören.
Atıyorum kendimi gecenin kaplanına.
Parçalanışıma duyuyorum, bir türlü evcilleştiremediğim sevdam
seriyor etlerimi kayalar üstüne...


Ben bu kıyıda uyuyan kaplanım, üzdük sizi; artık
elveda!


Adnan Özer
( Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.416 )



Burcu Yalkın 03-03-2008 13:28



Kendi Halinde


Gece şarkılar söylesin yalnızlığıma gel


ben beklerim güz değimiş olsa da
küllerin ve ateşlerin sesini
sonra ne zaman kırsam zincirini
kendi halinde bir aşkın
salkım saçak yağmurların altındayımdır


"dokunsam ağlayacak gökyüzü
dağılacak etim bin parça"


kaçınılmaz yine sesler olacak çatıda
haylazın biri olacak sesin sese değdiği yerde
unuttuğum çok renli kuşum
yarım kalmış bir sabah
başlangıcın ve öznesi olduğum


aşkı unutmak yaşamayı unutmaktır....


Aydın Şimşek

( Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.512 )


Burcu Yalkın 03-03-2008 13:35



Aşk ve Kuyrukluyıldız

gittiğim bütün hekimler aynı şeyleri söylediler
söz birliği etmişcesine
"aşk hastalığıdır bunun adı
ve çok sarsar insanı bu yaştan sonra"


oysa ne yalan söyliyeyim,
ben yalnızca
bir kuyrukluyıldıza
çarptığımı sanmıştım
yaşamın çıkmaz sokaklarında yürürken
yüreğim bir patlamayla aydınlanınca



Akgün Akova

( Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.547 )


Burcu Yalkın 05-03-2008 13:51



Yağmurdan Sonraki Güneş


(LİRİK TEZLER)

III/ Bulanık Aşk, Yarım Tümce...

Bu benim esrik yazım durmadan yalpalıyor
derinliği bulandıran kıpkızıl mürekkebim
çağırır gibi sessiz bir gülümseyişle
bir şeyler mırıldanıyor anlamıyorum

Sanki gelme diyor, sanki gel diyor
varınca kapısından kovuyor beni
umudunu kesme diyor falıma bakan teyze
başka türlü düşünüyor kalbin telvesi

Bulanık aşk, yarım tümce, böyle de iyi
keskin ışıklara sırtını dönmüş ayna
geri çeviriyor saygıyla sunulan giysileri
yapyalnız, çırçıplak bir belirsizlik

Bir şeyler görünüyor yine de çift taraflı aynada
bir yüzünde ergimiş ruhun ötekine aktığı
ne demektir bu, hayra yoramıyorum
bir yüzünde ellerimi bıraktığını

IV/ Kavuşmak Gibi Ayrılmak da...

Kıyıya set çeken kayaların üstünde
yırtıcı bir hayvanın kanlı ayak izleri
vurmuş da biri; biri yarasına sarmış da gibi
takılıp kalmış acılı bakışları geriye

Ve kızgınhançer ürpertisi ipeğin yüreğinde
bir zamanlar dağlandığımı anımsatıyor bana
geriniyor kendini içimde unutmuş pençe
hayli karışık rüya sona eriyor

Gerçi bir an olsun aklımdan geçirmedim
neye varır diye bu işin sonu
yenildiğim için pişman değilim
yerlere serdiğim için gururumu

Biraz üzgün biraz kırgınım ama
kavuşmak gibi ayrılmak da senin eserin
sormasın mı, yakınmaya da mı hakkı olmasın
korkusunu saklayan kör cesaretin

Aşkım... aşkım... niçin beni bıraktın.
(...)


Adnan Satıcı


( Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.566 )






Burcu Yalkın 05-03-2008 14:49



Ay Işığının Beyazı


Gözlerinde üşümüş bir güz portakalı
Bir çırağın gizli gizli kirlendiği
Duraklarda kararır ay ışığının beyazı


Hüzün: Dede evinde büyümüş
Üzgün bir çocuk yüzü:
Camlarda sararır ay ışığının beyazı


Uzakta, çok uzakta bir mandolin sesi;
Bir mandolin sesine gömülür sessizce,
Annelerle yaz bahçeleri


Şımarık bir yağmur yağıyor
Bir kalbin kırık dökük şarkısına
İçlenir tenhada solgun bir gül
Ara yerlerde kederlenir ay ışığının beyazı


Kimsesizliğimdir diyor bir yalnız
Dönüp çocukluğunu aradığı
Arka bahçelerde dalgınlaşır ay ışığının beyazı


Ali Asker Barut
( Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi / Yılmaz Odabaşı s.592 )



şu Anki Saat: 00:28

Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum