Şiir  Akademisi Forum

Şiir Akademisi Forum (http://www.siirakademisi.com/forum//index.php)
-   Şiir Sayfam (http://www.siirakademisi.com/forum//forumdisplay.php?f=33)
-   -   sibel eylül şiirleri (http://www.siirakademisi.com/forum//showthread.php?t=3007)

sibel eylul 11-02-2009 22:57

sibel eylül şiirleri
 
sakın uğrama


aşk aşk sakın ha uğrama bana
usulcacık anlatacağım bunu sana
bir öykünün satır aralarında
duyamayacak kimse senden başka
doğu yamaçlarının doruğunda eşkıya yüreğin
gölgeler yayıla dursun bir asi küheylanın yelelerinde
sen uzaklara bakan gözlerinle
uç yiğit kanatlarınla tanrılara eş semalarında

aşk aşk sakın ha uğrama bana
uğultuların iğne gibi batacak hüznümün kuyularına
oysa gizli yanım korkaklığım
beceremem bilmem ben sevilmeyi ve de sevmeyi
yavaşçacık anlatacağım bunu sana
inansaydım azıcık çakırkeyif sevdana
belki de bir ırmaktan daha özgür akacaktım sana
bir geyiğin güzelliğine bürünerekten
kabartacaktım çağlayan köpükler gibi
kelepçeli vurgunluklarını

aşk aşk sakın ha uğrama bana
gizli yanım korkaklığım
beceremem bilmem ben sevilmeyi ve de sevmeyi
inansaydım azıcık çakırkeyif sevdana
yüreğimle esip sarsacaktım göllerini
karlı dağlarını aşıp
bir gemi silueti belirecekti barınağının ufkunda
kime gerek güzellikleri
bir balık gibi ağır çalımlarla
yüzecektim sırlarının sınırsızlığına
vurulacaktım belki çakmak satan bir çocuğun
umut dolu hayallerinin koynuna

aşk aşk sakın ha uğrama bana
inansaydım azıcık çakırkeyif sevdana
sarsılacaktı eşkıyalığın ateş renginde
kanatlarından süzülüp düşecekti
yakamozlu sahillerine
belki sıvardı kınalı ellerim
balçıkla sığınağını
belki uçuşurdu kelebekler
parmak aralarının değdiği
kızıl uçurumlarda
usulcacık anlatacağım bunu sana

aşk aşk sakın ha uğrama bana
gizli yanım korkaklığım
beceremem bilmem ben sevilmeyi ve de sevmeyi
inansaydım azıcık çakırkeyif sevdana
bereketli yaz gecelerinin mayhoşluğunda
masallar anlatacaktım
tenhalara kaçışan bakışlarının yorgunluğuna
bağlayacaktım birer birer tanrılaştırdığın yıldızlarına
dilek iplerimi
efsaneleşecekti sevdam dağlarına inat

aşk aşk sakın ha uğrama bana
yasak bir kapının ardında bu sevda
eski bir yara yeniye yer açarken
kanayacaksın kızıllığında
ağlamasın yüreğin kuyularıma denk kuyularında
uçacaksın sen asil kanatlarınla
oynaşacaksın tanrıçalarınla semalarında
oyalayacaksın küller altında yanan esir közlerini

aşk aşk sakın ha uğrama bana
inansaydım azıcık çakırkeyif sevdana
belki de bir ırmaktan daha özgür akacaktım sana
bir öykünün satır aralarında


sibel eylül


sibel eylul 11-02-2009 23:02

sibel eylül şiirleri
 
peşindeyim




it durmaz tepesinin soğuğunda
bir gece vakti
karşı balkonda bir kadın öksürüğü
inceden tehlike sinyali
bense gözlerinin peşindeyim
bak, bak biraz / derinliğinin içindeyim

masamda şekersiz demli bir çay
sigaramın dumanının yoldaşı
kendine yetmekte yanan mumun ışığı

alevini koruma çabasında
miyavlayan kedinin sesine ürpererekten
bense dudaklarının peşindeyim
öp,öp biraz / mührünün sıcaklığındayım

bir gece vakti it durmaz tepesinde
rüzgâr savurgan telaşı içinde

sönük yıldızların bitmez sitemi
lambaların ürkek ışığına
bense ellerinin peşindeyim
tut,tut biraz / cenin huzuruyla avuç içindeyim

sol yanımdan eser
seni hatırlatan şarkılar

bu tepenin ıslaklığı
karanlık soğuğu
barınakları sıkıca kapalı
kendi dışında
yalan hep yalnızlığı
kutlamakta rüzgâr savurganlığının başarısını
iliklerine kadar donmuş mum ışığı
geceden almış yine nasibini
bense yüreğinin peşindeyim
sev,sev biraz / hayatın en güzel yerindeyim

bu gece yine bu tepede
bu soğukta
sıradan devinimini yaşarken hayatlar
aşka ihtiyacım yok dese de yürek
sen aldırma
ben hep senin peşindeyim


sibel eylül

sibel eylul 14-02-2009 00:10

ühü ühü
 
ühü ühü


ü dur bir sallamayın ipi
karar versinler
önce hangisi

ü yoook yookk
recep’le abdullah anlaşmaya varmış
iki gariban mı
uzağında eşitlik istiyii
bu devlet ne oyunlar çeviriyi

hüü hü

h hele oturayım koltuğuma
dayayayım sırtımı amerika’ya

üüü devlet ne oyunlar çeviriyi

h hadi canım sen de zürafa
gözünü dikmişsin üst yapraklara
yazık oluyu çocuklarıma

cık cık cık

ince uzunmuş adam
önüne diz çökmüş kadın
hele hele bağın ne ediyi

ühüü hüü özel mülkiyetimsin la
istediğim yerden sömürürüm valla
ühü ühü ya bu çocuğ hep ağlıyı
aç mısın altın mı kirli uykun mu var uşağum
erkek adam bunun için ağlar mı
nişasta su / al çocuğum biberonu
usulca popona pış pış
hadi yavrum kış kış

hüü hü uyusunda büyüsün
tıpış tıpış yürüsün
senin baban da kendi sınıfında birinci
ellerine baksana kerata
siz kullarım oturun devletin kucağına
ne tükürürsünüz suratıma tüü tüü
sallayın askerlerim ipi
boşverin önce hangisi


sibel eylül

sibel eylul 14-02-2009 00:21

saklanan
 

saklanan


nasıl bilebilirdim aşkın zorlu yollarını
tılsımının her kalbe saplanmadığını

sen aynanın ardına saklanan gülü ben özü ben
zamanın ötesinden bilmediğin diyarlardan
hiç yollarının uğramadığı yerlerden
kendi evrenimden sesleniyorum

sen aynanın ardına saklanan gülü ben özü ben
terk edilişlerin mühürlü kitap
her sayfasını ayrı bir sevgilinin okuduğu
yarımlıklarını gören yitik aşklarının bekleyicisi

sen ki gülü ben özü ben
bir bütün olarak görebilen gözbebeklerimin titreyişini

uçuk bir dudağın ışığı fısıldayacak sırları
bilginle besle büyüt onu gülüşlerinle
kimliksiz bir çocuk kendinde buldu tılsımını





sibel eylül




sibel eylul 15-02-2009 13:31

sorma
 
sorma

tohumun toprağa kök salışı gibi
derinden yavaş adımlarla ilerleyişi
zamansız toprağı yırtıp yüzeye çıkışı
mucizeleri kıskandıracak kadar masalsı
ruhumun sana rastlayışı
gözlerinin ilk değdiği o an
kayboluşum denizin kıpırdayışı

daha o gün anlamalıydım
kaçamak ışıkları
ruhuma amansız akışını
tohumun filizlenişini çiçek açışlarını

daha o gün anlamalıydım
sıçramalarını anımsayışlarımın
söylenecek onca şey varken
dökülüveren sözcükleri
bir bilebilsen o an
içimden neler geçirdiğimi
haykıracaktım
umarsızca arsızca
bir anlık unutulmuşlukla


sorma / kirlettiğin tüm çiçekleri
sorma / nasıl kuruttuğumu


sibel eylül





sibel eylul 16-02-2009 13:27

ben-biz kabullenişi
 
ben-biz kabullenişi



siz hiç içinizde birilerini öldürdünüz mü
itiraf etmeye korktuğunuz
kendinizden dahi utandığınız şeyleri
kaç kez darağacına götürdünüz
gücünüz yetti mi dışınızla da paylaşmaya



siz hiç sığınağınıza yolculuk etmeye korktunuz mu
kaç kez intihar etti düşünceleriniz
kaçını dışınıza satıp yangınlara sebep oldunuz
kaçını etten damardan kandan duvarlı zindanlara atıp
ömür boyu hapsettiniz yasakladınız çürüttünüz
kaçı yumruğunuzda birleşip barışıklığınız oldu



siz hiç haritanızın en uçuk en tehlikeli bölgelerinin

sıcaklığına dokundunuz mu
kaç çiçeğin kalbini keşfettiniz
kaç sevdayı kelepçeleyip güldünüz
emeğinizi mum ışığı gibi puff diye söndürdünüz mü
hangi sevdanın en karasını tahtınıza oturtup
karşısında ırmaklar yaratıp şelalelerinde ağladınız



siz hiç içinize dalmaktan dışınızdaki sizi unuttunuz mu
kaç kez dışınız için içinizdekileri yok ettiniz
kaç duygunuz hatırlanmak için örselendi
kaç düşünce yaralanıp can çekişti
kaçını aşamadığınız dağlarınızın ardına attınız
kaç dağınızı yakıp kül ettiniz



siz hiç içinizde özgür kokup dışınıza esir oldunuz mu
her gece uykuya dalmadan önce aynı kapıyı çaldınız mı
aynı kapıda mavilikleri bulup körebe oynadınız mı güneşle
yıldızları oyuncak ettiniz mi kendinize
kaç kez içinizdeki güzellikleri yaşamaktan
dışınızı kirlettiniz
kaç yalana boyun eğdiniz
kaç korkağınızı sevdiniz
kaç umuda sırtınızı çevirdiniz
kaç kez dengeyi kurdunuz
kaç kez kendinizle tanıştınız
kaçına ‘bu benim‘ dediniz



siz hiç içinizi sevip dışınıza küstünüz mü
tembelleşmiş tutkularınızdan köreldiniz mi
tutsaklığınızı inkâr edip kaç kez kavga ettiniz
kaç kez aynalarınıza gülümsediniz
hanginiz yenildiniz hanginiz sevildiniz
siz hiç içinizdekiyle birlikte dışınızdakini de kabullendiniz mi
hanginizi daha çok yaşattınız
‘ben’ gerçeğini mi ‘biz’ ikiyüzlülüğünü mü


sibel eylül

sibel eylul 17-02-2009 14:50

gittin mi
 
gittin mi
gittin mi / ben gittim sessizce sen öyle sandın
her mevsimi bir iklime taşıdım her iklimde sonbahardım
zifiri ve zemheri bir yanımla umut da koynumda
istedin / dirençle tohumla toprağa serpildim
diledin /baharlara savruldum sabırla ince ince bak yeşerttim
belki de ben öyle sandım

gittin mi / ben gittim dolu dolu içli içli susarak
gittim ben gittim ya sen / öyle sandın
sen gittin / bir sonbahar akşamı narçiçeği kızıllığında
eskimiş kırık bir bank üzerine düşerken sarı kırmızı yapraklar
ben gittim solarken bir bir papatyalar
biz gittik belki de öyle sandık
dolanırken üzerimizde ayrılığın hüznü
yine biz değil miydik onlara da izimizi bırakıp giden
sevdim ben seni sevdim seni
kara gözlüm sevdasına tutkun benim belalım

sen gittin kararlı ve de haklı
koynuna alarak da kalabalığı
dönüp baktın mı bir ardımdan
ben gittim derin kuyularımda
milattan öncesi ve de sonrası
hâlâ burada sana sevdalı
yamaçlarında koşar ya bir asi
bana doğru mu yolu sandın
o koşuşu bir umut ben sana adadım

gittin mi gittin dik adımlı keskin bakışlı
soğuk ve karanlık mı hücren üşüdü mü yine
kelepçeye vurgun ellerin
gittin ben öyle sandım
bir umut
küf kokulu duvarlarında hani olsaydı bir penceren
ve martılar döne döne bulsaydı şiirden sevdamı
kanatlanmaz mıydı sana doğru beyaz güvercinler

sevdim ben seni sevdim seni
sevdim eşkıyalığındaki yufkalığı
yüreğimin sevdası belalım

gittin mi ben gittim sen öyle sandın
güneşin aydınlığını da yüzüme bıraktın
yüreğinle hayata bakar hâlâ gözlerim
gittim sen öyle sandın
gittim evet
kaldın sen hep bende kaldın
gittin ben öyle sandım
gittin evet
ya ben kaldım mı
kaldım mı


sibel eylül


( bir zaman şair dilleri esintileri )

sibel eylul 20-02-2009 02:01

müjde
 
müjde



dipsizliğinde
oynaştı
sıcaklığında
fırladı
çığlığında
kımıl kımıl
ballar
petek üstünde
kraliçe içeride
tutsak kaldı
müjde
müjde sana
bu gelecek olan
yeni bir evren
masumiyete konan

sibel eylul 21-02-2009 00:05

merhaba
 
merhaba




bir merhaba bir çok şeydir aslında
gülümseyişlere gebe güzellikleri
kucağında taşır mesela
el ele tutuşması hoşgörülü kelimelerin
usul usul birbirine geçişidir mevsimlerin
kıpırtısıdır kenetlenen avuç içi yalnızlıkların

bir merhaba
mesafelerin parçalanmasıdır
sıcak bir nefesin dokunuşuyla
oynaşırken minik ve ürkek adımların
yalpalayan köpüklerin tuzuyla
huzuru keşfederek çoğalmasıdır
derinliğin orkestrasında
bir merhaba pek çok şeydir aslında

bir merhaba
tomurcuklara sızan bir parça havanın
bir damlayla dans ederek
donuk yüzlere çarpması ışıklarının
birdenbire patlaması filizlerin
kabarması yaprakların
saçılıp duvarları aşması gibidir
rengârenk kokuların
bir merhaba ne çok şeydir aslında
göz göze geldiğinizde bir güvercinle
kanatlanmadan sokulmasıdır tanelerinize
kurumuş bir yatakta can çekişen derenin
tanrısıyla sevişip çağlamasıdır mesela

bir merhaba ne çok şeydir aslında
azdır sesini anlatmaya
sesine karşılık sesimin tüm renkleriyle
merhaba


sibel eylül

sibel eylul 22-02-2009 01:12

kızıl yollara
 
kızıl yollara
yüce dağların bozkır dumanlı yine başı
bırak / bırak çalsın uzaktan zurnalar
ağıtlaşsın burada zılgıtlar

heeyt be asi küheylan
dörtnala
tozu dumana kata kata
koş yoluma eş yollarında

kaç zemheri
kaç bahar
bu güneşsiz kaçıncı yaz
her günüm bin asır gibi yokluğunda
gel dön yuvana

rakı masalarına efkâr düşmeden
gel gönlüme düşen
bir sonbahar akşamının kızıllığında
birer ikişer sarı kırmızı yapraklar
gel yere düşmeden gel
gönlüme düşen

bin asırda
yokluğunda
mengenelerin ucunda
büyüdüm
büyüdüm bebeğim
büyüdüm ben

esen yele nispet
asi yine
uçuşan saçlarım
bırak
bırak değmesin güneşin aydınlığı yüzüme
gel
gel
bir gün de
bir saat de olsa
gel
dön yuvana
eş ol yüreğime
dolanayım boynuna
kar
kış
fırtına
bahar
gel
hangi zamanda olursa olsun
yeter ki gel
yalnız yürünmez aşk yolunda

nasıl beklediysem bunca yıl
nasıl geçtiyse her günüm
bin asır gibi
şımarıklıklarım yok denecek kadar da az hani
yokluğunda
olgunlaştım
büyüdüm
büyüdüm bebeğim ben

gel
martılarla döne döne
bir kuş kanadıyla
bir çiçek açışıyla gel
nasıl gelirsen gel
yeter ki dön yuvana

heeyt be asi küheylan
dörtnala
tozu dumana kata kata
sen koşarken
yolun can yoluma
bak büyüdüm ben
can ocağımın yaralarına
tütün basa basa

sen iste
iste
bozkır taşlı yokuş dağlarının ardına bakan obana
iste
yakayım kınalar narin ellerime
menekşe oyalı
rengârenk yemeniler bağlayayım
kızıl uçurumlarıma
yamalı bohçamda
her öğünüm
varsın zeytin ekmek katık
basarım da yalınayak dikenlerin üzerine
çalı çırpı da olsun sırtımda
iste
sen iste
tökezlesem de
sana varan taşlı yollarda
tohum olur
serpilirim toprağa

heeyt be asi küheylan
yolun da can yoluma
ben de kurban olam
kara gözündeki
keskin bakışa
bir gün de olsa
sen yeter ki gel
dolanayım boynuna
yokluğunda büyüdüm
büyüdüm bebeğim
büyüdüm ben
gel
dön yuvana


sibel eylül


( bir zaman şair dilleri esinlenerek yazılmıştır )


şu Anki Saat: 12:01

Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum