Şiir  Akademisi Forum

Şiir Akademisi Forum (http://www.siirakademisi.com/forum//index.php)
-   Hergüne Bir Şiir (http://www.siirakademisi.com/forum//forumdisplay.php?f=87)
-   -   Her Güne Bir Şiir (http://www.siirakademisi.com/forum//showthread.php?t=10)

merâl özcan 18-06-2008 19:47



ANFORA


Bütün sınırlarını aştık da dağların
bütün okyanusların kapılarını
düşle gerçek kucak kucağa
köpükle dalgakıran
ve yalnızlığın deniz feneri

Biz ki asırlardır sesiydik aşkın
bir kuş azatlamadık
bir boncuk geçirmedik
incecik bilekteki son boğuma.

Çömlekçi söyle bana
nasıl bulunur gizli bir liman
insan kendinden bunca korkarsa...


Zerrin Taşpınar

yılmaz arslan 19-06-2008 12:14

"Camekan Şiirleri"nden

EVLERE SERVİS YAPILIR

Bu evde çürüyen bir şey var
inanmıyorsan kaldır bak
çürüyor işte
halı altlarına itilmiş korkular

Başka bir el
başka bir göz değmiş gibi
değil döşemeler duvarlar bile
çürüyor bil cümle eşya ile

Bu evde çürüyen
ocağın yanmasına
çiçeklerin açmasına rağmen
ağır bir şey var

Kablolarla döşenmiş bir çürüme
borularla aynalarla camlarla
işe gitsin işten gelsin
yayılsın duvarlara çarpa çarpa

Kapılar da biliyor pencereler de
tam dokunduğun şu düğmede
açmak kapamak nafile
içini balkonlara balkonları içine

Uykusu çürüyor bu evin
rüyaları bekleye bekleye
dolaplar dolusu hazırlık
yapılmış da gündüze unutulmuş geceye

Öyle kök salmış ki çürüme
öyle kokusuz ki bu evde
mezarlıklar üstüne kurulmuş
geçmek istiyor biri diğerinin yerine

Çürüyen bir şey var bu evde
hadi kalk -düğüne mi- ölümcül bir istekle
yeni bir hece taşı yeni bir adres
yeni bir mezar bul yerinden ettiklerine

MEHMET CAN DOĞAN
Kitap-lık, sayı: 116, Mayıs 2008

yılmaz arslan 20-06-2008 08:38



BELKİ SENSİN

camda yağmurlar/ ara vapuruna çarpıyor martı kanatları
düşlerin derinliğinden geçiyorum yeni bir yılın eşiğinde
tarih sıkışıvermiş kentin zamanla kesiştiği yere
bir derginin sayfalarından akıyorum yeryüzüne.


bir şair portresi savruluyor önümden
dağlarca konuşuyor
elindeki fincanda kalan tortuya bakarak:
şiirin her dizesi
mezar taşına yazılacak özende olmalı.


bir yandan teslime nesrin bakıyor yüzüme
'katli vacip bir kadın' kendi dinince
paris'te eli çenesinde
simsiyah gözbebekleriyle haykırıyor insanlığa
başına beş bin dolar biçilmiş haberi okurken
bir mültecidir doğduğu dilin ötesinde
isveç'te takvimler 1994'ü gösterirken
tarih
uçsuz bucaksız ovalarına doğunun
özgürlük tohumları ekiyor o anda.


"ıslak karanlık ve ölüm kokan şehirler"den geçtim
paris'e giden genç ve ateşli bir devrimcinin
kuşkulu bakışlarında eriyerek
gencin yüzüne demirin soğukluğu düşüyor
otuz yaşında aydınlık bir kentin varoşlarında
troçkist bir bildiriye imza atmaktan.


denizli kentlerin görüntüsünde dalga sesi gizlidir
köpüklerin çarptığı kız kulesi/ haydarpaşa'nın merdivenleri
donup kalırlar bir makinenin ekranında


bir öykücü onat kutlar
gülüşü süzülür ölümü silinerek ufkumuzdan
ishak'ta/ vişneçürüğü bir aynada
bir kedi görüntüsü durmakta
sadi'nin gülistan'ından bir beyit yansımada:
kişi bildiği sözü söyler mi
sır verince ser de verir bilmez mi

beyoğlu'na tarihin kanatlarından karanlık çökerken
marilyn fotoğrafından çıkıyor süzgün bakışlarıyla
james dean'ın elleri ceplerinde saçlarında rüzgâr

koluma giriyor biri düşlerimi parçalayarak
belki sensin/ belki gençliğimdir/ belki istanbul.


AHMET ÖZER
Kitap-lık, sayı:117, Haziran 2008

emre gümüşdoğan 21-06-2008 12:03




Yankı

muammanın kilidinde değil
kilidin girdabında öğüt
almayı denesene
aşk iki kişilikse neden üç harf

kayığımı
zamanın kıyısına çektim
diye
yerine mi geldi her şey

adımların arasında bulduğum gül
kağıtla kapan arasındaki kaplanı gülümsetiyor

gülümsüyorum önümdeki ak karanlığa
suyun üstündeki ürpertiyi öpüyor
okşayışlarla sabahm örtüsünü kaldıran yel

yıldızlardan uzaklaştıkça
ölümü ışıtmak için
sözle doldurdum ağzımın içini

beni eve götür sevgilim


Enver TOPALOGLU
Pitoresk / Yaz 2005


emre gümüşdoğan 22-06-2008 13:31




BABAM VE İSTANBUL <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

Umudun en çalışkanı, hayatı incitmeyen adam
bir İstanbul çelebisi, sanki beyaz bir kuş
karanlığı topa tutan adam, mavi bir kalp
yumuşacık bir deniz, bir geminin güvertesi
onurlu bir ömür, dürüst bir hayat
evinden ekmeğini eksik etmeyen sevgi kokusu
radyo tiyatrosu dinlerken hüzünlenen adam
Atatürk'ün sesini duyduğunda ağlayan adam
ne savaşlar görmüş de yenilmemiş
çekingen bir solgunluk, efendi bir güneş
mis gibi bir Türkçe, yürüyüşü ışıktan
yarasını gizleyen, alınyazısı güzel adam
erken büyümüş, vefa dolu, cesur adam
annemin en yakın evladiyelik arkadaşı
asidir, yorgundur, asabidir, burnunun dikidir
son şehir son istasyon sonbahar, son çocuk
düzgün ceket, ütülü kravat, kırışıksız pantolon
avare olmamıştır hiç, dalavere nedir bilmez
İki yakası bir araya gelmeyen memur adam
aydınlığın özkardeşi, barış şarkısı bir adam

Babam; terleyen alnını sildiğim dua gibi bir adam!


Engin TURGUT
Mor Taka 6 / Güz


merâl özcan 23-06-2008 11:03



MÂZİ VAKTİ
öylece durur muyduk, ikimiz gibi?
dâimâ birlikte olurduk hüzünlerde...*


insan hüznün albümüdür hüzün insandır dâimâ
kendi sayfalarını çevir de bir bak, ömür Hilmi güzeli
ömrün durma yerleri siyah aynalar, bakmalar elvedâ
gitmelerin yazı ezik beyaz, yaz***8217;sa sonbahar dâimâ
bir makasın iki ucu gibi***8217;sinden hep iki kişi kalmalar
iki ikidir de bir makas ucu iki kişi nedir ki Hilmi abi!
biri aşkları biri hüznü kopardığı için midir! iki ne ki?
iki--aşkın ve ölümün kesilme yerlerinin ince düğümleri
ve bildim ki, düğümlene düğümlene eskir insan denen nesne
âh, ***8216;mâzi kalbimde yaradır***8217; deme şimdi, mâzi zaten yaradır!
insan en güzel mâzi vaktinde ağlar unutulmuş eşya gibi
ve gördüm ki, ağlamak annemsi bir sessizliktir dâimâ
dâimâ sözcüğü anne kadar masumdur hayatın boşluklarında
hayat da külünü karıştırırsa hüzün sahibi midir acaba!
hüzün sahibi olmak ne ki, hüzün aşk ve insan işidir
hüzün sözün kış harfleri, insan harfleri en yorgun sözlük
âh Hilmi güzeli şiirim, farkında olmak anlamak mıdır!
kim kimi nasıl, ne kadar anlar ki? şiiri kim anladı ki!
***8216;her zaman kalbimizin yerinde ince duvar...***8217;
şiir içini anlayana incelik, içinde kalana incilik sanatıdır
***8212; sahi, kim karşılar beni şimdi, yaramı öpüp mâziye uzansam!



mâzim uzak yara bana! ve bildim ki insan hüzün içindir**


*, **) Hilmi Yavuz


Hüseyin Alemdar - Vakitler İncelikler

ogün kaymak 25-06-2008 09:24

<DIV ="ReadMsger ClearBoth">
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0>
<T>
<TR>
<TD =ReadMsgSubject colSpan=2></TD></TR>
<TR>
<TD =Sec***111;ndaryTextColor></TD>
<TD></TD></TR>
<TR>
<TD =Sec***111;ndaryTextColor></TD>
<TD></TD></TR>
<TR>
<TD =Sec***111;ndaryTextColor></TD>
<TD></TD></TR>
<TR>
<TD =Sec***111;ndaryTextColor></TD>
<TD></TD></TR></T></TABLE>
<DIV ="ReadMsg BorderTop">
<DIV =External id=MsgC***111;ntainer>
FİLİSTİNLİ YUSUF UEFA MAÇLARINI İZLİYOR

bir kafa vuruşu nihat'tan
top kaderin elinden
sahra dikeni tohumu gibi
salına salına
semih'in önüne iniyor
semih sağ ayağıyla topa basarken
rüyalardaki ağır çekimde
dönüp yusuf'a bakıyor

kampın öteki ucundan
kasidelerdeki
o hafif rüzgâr
ümmü gülsüm'le esip geçiyor

dolunayın ışıltısı mı
senin yüzünü hatırlattı bana
yoksa senin yüzünün hatırası mı
her zamankinden daha
ışıltılı gösterdi
dolunayı da
dolunayın altındaki
dünyayı da bana

yüreğimiz ağzımızda
yüreğimiz top gibi uzağımızda
yüreğimiz viyanaların orda
bilmem hangi statta
ve yüreğimizle yanak yanağa
dolunay parlaklığında
semih'in yüzü

semih topu sürüyor
topu sürüyor
topu sürüyor
kaleye kırk adım kala
bir aslanınki gibi
alev alıyor adaleleri

ama yüzü su olup akıyor
su olup akıyor su olup akıyor
ve suyun üstünde
milyonlarca top
milyonlarca top
ağları havalandıran
hepsi yusufun golleri
hepsi yusufun golleri
hepsi yusufun golleri

bugün yusufu
kuyudan çıkardı kervancılar
bu akşam yusufun babası
şükür yine sağ döndü kampa
bu akşam yusufun babası
gülerek girdi
çadırın kapısından içeri
kucağında bir kavun
iki somunla

Cahit Koytak / 22 Haziran 2008
'YOKSULLAR İÇİN TEZLER'

emre gümüşdoğan 29-06-2008 10:11



Sıtma

Adresi gizli gizli değişen karanlığa
Devleşen bir sırıtma eşlik ediyor burda
Kendine çıkıntılar arıyor kirli gülüş
Ele verip ne varsa elden ele tüketip
Keseden her değeri kazıma meraklısı

Eşsiz erkekliğine bulaşan şu kırıtma
Yamalı bir savunma donsuz bir kışa karşı
Yaman titreyişlerle bir harcama sıtması
Buz korkulu bir beynin kendini ısıtması
Dişliden kopardığı papelleri yakarak


Mehmet Mümtaz TUZCU
Dize, Şubat 2005


Edited by: emre gümüşdoğan

ogün kaymak 01-07-2008 10:43

<H1 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]</H1>
<H1 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><B style="mso-bidi-font-weight: normal">a[/B]<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ş[/B]<B style="mso-bidi-font-weight: normal">k dedi[/B]<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ğ[/B]<B style="mso-bidi-font-weight: normal">in haram olurdu, bildim<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]</H1>

metin altıok***8217;a... behçet aysan***8217;a...
<H2 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"></H2>
<H2 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt">gözümü karartıp düşlediğimde üç telli bağlamadır sivas</H2>
bir efsaneye göre abdalların türkülere ricası
eski bir rivayete göre, yangın sıcağından çok önce
soğuk erzurum***8217;luydu da sivas***8217;ta otururdu,
ateşi doğru, yangını yanlış hatırlıyorum
lokman***8217;ı behçet, behçet***8217;i lokman hatırlıyorum

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">külün ana fikrini gittim, ateşin imlasını kendim bildim,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">şiirine devlet olmayan şairleri içim bildim[/B]

şairden ve şiirden zarar etmeden çok önceydi
masalları uyutup evden kaçan çocuktu hayat
imge yangından, şair devletten hızlı yayılırdı
şarkılardan ve türkülerden zarar etmeden evveldi
en son, bir bildirinin doğu***8217;sunda görmüştüm behçet***8217;i
en ilk, yeni türkçe bir pankartın ayak ucunda
tasarlanmış bir girit hüznüydü de,
telaşsız ege***8217;ye aşkdeniz aşısı yapıyordu
haram kuşlarla altını çiziyordu dumanlı gökyüzünün
şiirlerle sağlamasını yapıyordu pir sultan***8217;ın
onu evvel, ağız mızıkalı on üç yaşında salıncakta salacak
onu sonra, aynı koğuşta leyli meccani talebe
ve siyasi tutuklu selimiye kışlası hatırlıyorum

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">gaybın anahtarları şairlerin elindedir, diyen yalvacı gözbağcı bildim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">davayı divana bırakmadım, kendimi muhammed***8217;e davacı bildim[/B]

feveran bir şehirden zarar etmeden çok önceydi
gayri resmi bir hatıranın taşrasında görmüştüm onu
behçet***8217;i ilk, hayatı, üç başından üç ortasından üç sonundan
şiire dönüştürmenin serçe telaşında hatırlıyorum
lokman***8217;ı behçet, behçet***8217;i lokman hatırlıyorum
onu en ilk, kıyıya varmaya üşenen denizin elinden tutarken
onu en son, aslı***8217;sının suretinde ateşi temize çekerken hatırlıyorum
dağlardan ve devrimden zarar etmeden evveldi
bir kürt çocuğa şiirlerle mem-u zin aşısı yapıyordu
onu evvel, suretine velvele düşmüş narhsız bir gül,
onu son, biri vesveseli iki hisseli iki gönül hatırlıyorum

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bütün suların tuz***8217;a çekimli olduğunu geç bildim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">tek hücreli, çifte minareli halkı suya üşengeç bildim[/B]

sözümü külleyip rüyalandığımda şuara suresi***8217;dir sivas
bir efsaneye göre türkülerin abdallara gönül borcu
sure***8217;den ve suret***8217;ten çok önce, eski bir aşığa göre
aşk hiçbir yerliydi de, berceste mısralarda otururdu,
aşkı doğru, aşıkları yanlış hatırlıyorum
metin***8217;i süveyda, süveyda***8217;yı metin hatırlıyorum
onu evvel, iyi şairler iki kere asılırmış cümlesinde pir metin
onu son, ateşin susuzluğuna çare arayan mecnun hatırlıyorum

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yalvaca kafiye, katile sahabe şairi, sureye işbirlikçi bildim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">şairden çekildim, araf***8217;ı ve arafat***8217;ı cehenneme günübirlikçi bildim[/B]

ipek ve kılabtan***8217;dan zarar etmeden çok önceydi
vahyin emri, ayetin kavliyle hece hece öldürülmeseydi
yangında ilk kurtarılacak aşkı ve leylakları
aşk ödevi verecekti öğrencilerine altıok metin
şiirimi sırlayıp düşlediğimde,
ilk çözümlemede bir kibrit çakımı soneler
son çözümlemede alaturka tragedyalardır altıok metin
imge ile saçma arasında alkollü dost meclisi
ama bir misillemeyle öldürülmeseydi altıok metin,
her aksak aşka ve her boynu bükük devrime
boynu bükük ve iyi kalpli baston olurdu
onu evvel, felsefe***8217;den yetim tarihten öksüz bingöl
onu son, kimlik kontrolüne takılmış ahmede hani
onu son, muğlak ve çocuk cemal süreya hatırlıyorum

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">akıntıya yürek çektim, şiiri her dem haram bildim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ateş şairin tabiatına uygun, ölülerimi yaram bildim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]

















ilk ölümden ve son semahtan zarar etmeden çok önceydi
kırgın desenlerinden sapardı bazı zamanlarda bize
ateşin imla hatası üflemeli yangında öldürülmeseydi
her yıl doğu***8217;ya ölmeye giden nafile kuşları
parmakları mürekkep kınalı gerilla ölülerini
felsefe ödevi verecekti asi ve aksi öğrencilerine
ve sonra damıtıp iç çekişlerini düz rakıya vuracaktı kendini
imkanlı içkiyi tarih düşecekti evlerin tersi sokak çocuklarına
sonra da, içinden dışına kaçarak kaktüs deseni çizecekti kardeşine
ve her panele tek sözcükle katılacaktı: ***8220;şiir insanı sevmeye yarar***8221;
merdiveni kurtarılmış bölge, karaçalı sakalını ho amca hatırlıyorum
onu evvel, ***8220;hesap işi şiirler***8221; yazan yönsüz bir kırlangıç
onu son, inceldiği yerden kokuşan halkın cinnetinde hatırlıyorum

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ukkaz panayırında muhammed***8217;i müjdeleyen şairleri sebep bildim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ah gittim, uz gittim, bir aşk çekmeyi karşı ki dağlara edep bildim[/B]

halik***8217;ten ve halktan zarar etmeden çok önceydi
dağları şerbetle karıyordu, leylakla zamanı tartışıyordu
onu ilk ve son, bedenini boşlukta iyilikle tamamlarken,
yangını azad edip dumanları şiirlerle ovarken hatırlıyorum

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kavimler kapısı***8217;nın kilitli olduğunu anahtar bildim [/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">hatırlamak kuşlardır, dedim, şairi göğe makastar bildim[/B]

közümü ağlayıp hallendiğimde cankırıkları***8217;dır sivas
bir efsaneye göre şairlerin şiirlere ricası
içi dışından çok, hem tarih hem coğrafya bir aşığa göre
aşk galat-ı meşhurdu da, mağlup aşıklarda otururdu,
ateşi temiz, suyu cünüp, halkı beş vakit yanlış hatırlıyorum

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kendine ve ötekine devlet olmayan şairleri ziynet bildim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yangına yenilmişi köz, köze redif düşmüş sözü kıymet bildim[/B]




ateşten ve külden zarar etmeden çok önceydi
eski bir gramofona sağdırdığım müzikhal çocuklardı
yağmurlardan ve kuşlardan zarar etmeden evveldi
en ilk, şiirde peşrev olmaz ne çıkarsa aşk, hallerinde
en son, hissesiz kuşların ana fikrini sorarlarken
ilk ve son, ateşin özgül ve özgür ağırlığını
tenlerinde sınarlarken hatırlıyorum onları
devleti taammüden derin yanlış,
yanlışı taammüden derin devlet hatırlıyorum
tarihten ve coğrafyadan zarar etmeden çok önceydi
hisseli bir kabahatti siyaset, halk sürç-ü insandı
evvel ve sonra, adlarına sikke bastırılacak aşıklardı
metin***8217;i ve behçet***8217;i, haram şiir ve haram aşk hatırlıyorum

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">aşk dediğin haram olurdu, iki, üç daha fazla kıssa bildim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">helal olunca aşk olmazdı, sivaslı veysel***8217;den hisse bildim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sezaisarıoğlu[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]

emre gümüşdoğan 04-07-2008 10:56



BİR ÖLÜNÜN SAATİYLE

Sanem Karagöz'e

kış ellerimde yaralar açtı
koştum otobüslere yetişmek için
kar güzellemeleri saçarak şehre
bir dost, iki dost, altı milyar dost
buluşup uzunca söyleştik seni
bir şiir susuldu her kelimede

Gönen kimin fikriydi sen çalıntı bir dizeydin İstanbul
iyi geldiydi bir zaman saçlarına Garibaldi menekşelerinden
ve iplerine akşamın asıldığı uzun balkanlardan söz
ederdin bir ölünün saatiyle yedi yirmi beş dışarıda basık bir
öğle vakti herkes anlamaktan yoruluyor sonunda bir gÜlden
bir ağrıdan bir hiçten soyunuyor -hayatın mutsuz ettiği bÜtün
çocuklar uzun ve azaplı bir uyku olacak- diyor melekler

aktarları dolaştım biraz zencefil
biraz yasemin koktum pencerene süt
ve acı akıtan incirle yüzleşemem
bir dost, iki dost, altı milyar dost
etmem biliyorum birbaşımayım
dallarda kar putları gibi hiç eriyemem

İstiklâlde vitrinlerin önünde ölü çocuklarla sen siyah beyaz
tuşlarında yaşamın ciğerleri değil ellerinin arasında şişip sönen
bir şarkının küllerine körük nefesler adetmiş alınırmış uzatılırmiş
böyle bir ölünün saatiyle yedi yirmi beş
dışarıda gece ve ay aydınlığı
-yüreği durduysa da saati vursunmuş bende- ki onlar anlam- taş
gül-demir-ağrı-dağ hiçten şahittiler sendeki tanrıyla bakıştığıma
sularlasındır şimdi yıka yaralarımı -oda sıcaklığında ölüm de katı-
diyor melekler


Nilay ÖZER
Varlık, Haziran 2004


Edited by: emre gümüşdoğan


şu Anki Saat: 23:19

Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum