Şiir  Akademisi Forum

Şiir Akademisi Forum (http://www.siirakademisi.com/forum//index.php)
-   Hergüne Bir Şiir (http://www.siirakademisi.com/forum//forumdisplay.php?f=87)
-   -   Her Güne Bir Şiir (http://www.siirakademisi.com/forum//showthread.php?t=10)

emre gümüşdoğan 17-12-2007 00:50

<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

Sevincin İzini Süt
Şiirimi ne vakit armağan etsem sana,
Canların canı olur, canevimde durursun,
Öpücükler kondurup bu küçük armağana
Şiir-söz taşıyan bir güvercin uçuruyorsun.

Beni ayakta tutan başka ne olabilir?
Şiirin büyüsüyle hayata bağlanırım
Ve aşkı bu büyünün en büyük gizi bilir,
O yüzden gerçeği düş, düşü gerçek sanırım.

Övgülerimle en çok şiir kuşatır seni
Dizeler arasında bir gider, bir gelirim,
Anlatabilmek için eşsiz güzelliğini,

Bizi gizemli kılan sadece odur derim.
Can dostum Hiç'i unut, Hep'in saatini kur,
Gamın kederin değil, sevincin izini sür!

AHMET NECDET / Eski / Mayıs 2005




emre gümüşdoğan 18-12-2007 13:07

SABAHA DEK <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

Büyüdüm, rüzgâr gibi, su gibi

Çarparak kıyıya, her şey yerinde şimdi
Aynı şehri dolaşıyorum uykusuz
Gece mi olmuş, başlamış mı sabah
Gelir mi, bir araya beklediklerim?
Harap bir akıl,
heyecan içinde...

Büyüdüm, çocuklarım gibi, annem gibi

Düşekalka, ne ateşler küllendi derinde
Şimdi her şeyi yerinde arayan aklım, sorar
Gece mi, yoksa sabah mı, daha uykusuz
Aşklar, gelir mibir araya?
Harap bir akıl,
hezimet içinde...

Büyüdüm, rüzgar gibi, su gibi

Çarparak aşklara, şimdi her şey yerli yerinde
Hep aynı aşkı dolaşırım uykusuz
Ey aklım!.. Ne olur uyuma, uyuma! ..
Ne olur, sabaha kadar ...


Osman HAKAN A. / Varlık / Haziran 2004



emre gümüşdoğan 20-12-2007 15:00




Umut Yok! <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

Boynuma yeter-
­genişlik bırakıp
düğüm attım
çarşafa.

Dedim ki,
ey çarşaf dedim;
kaldık,
biz bize.

Sonra dönüp
Kendime baktım..

..razıydım; bir güzel­-
astım korkumu

debelendim, ne çok­-
eyvah dedim!

Çarşafın
yırtılan
yerini
diksem,

yine yırtılır.

Sina AKYOL / Heves, Haziran 2005






emre gümüşdoğan 21-12-2007 17:20




teknenin ölümü

Melih Cevdet Anday 'a

Tekneyim! Yıpranmış gövdesinde
Telaşli sürüngenlerin gezdiği... Eskidi

Dudaklarıma yol gösteren fırtına
Ve ekseninde yaşadığım buzun karaltısı

Tuzlu bir arşivim şimdi
Uzanmış yola boylu boyunca!

Yaşamdır ağzımda büyüyen kartal
Macun bir kasaba yangınında
Başımı kanadına gömdüğüm...

Gülmenin çalıntıolduğu bir kıyıda
Serin bir küfür gibi hatırlıyorum
Heybemi astığım o çırılçıplak ağacı <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
Durmadan silinen çocukluğum:
Akıntımla beslenen ağdalı yengeç!
Vardiyalı bir ağıt gibi bağırıyor
Kayanın yalandığı yerden denize
Bir daha doğur kendini
Ve kuşlarla tekrar




















Mehmet ATİLLA / Varlık 1152/ Eylül 2003

emre gümüşdoğan 24-12-2007 18:04





KARNE

Ben mektepliyken de çok silgi tüketirdim
Şıklardan en çok "hepsi"ni severdim
Doğrular boğardı beni
Hep yanlış yapmam bu yüzden belki
Tek doğrum gözlerimdi onu da dört yanlış götürdü
Geceler bilir geçirdiğim cinnetleri

Beni ağlatacak kadar bir acın varsa
Gel demiştim birilerine
Gelişleri kalabalık oldu hep, bozgunuma milattır
Gözler bilir aktığım şehirleri

O günden beri matematiğim zayıf
Dört işlemden birine çarpılınm hep
Adım bölücüye çıktı bir zamanlar, tutanaklara geçti
Dikenler erittim bedenimde toplamdan bir gül çıkaramadım
Mizan bilir azaldığım demleri

Kirliydi sayfalan tarihi sevrnedim hiç
Her savaşta yenilen bendim belki
Hiç teslim olmadım ama
Hiç merak etmedim Babil'in Asma Bahçeleri'ni
Yine de sevdim her ihtilali
Kan bilir aktığım nehirleri

Psikolojide panik atak bir öğrenci oldum hep
Nerde bir çift karagöz görsem hala öyleyim
Kimse bilmez öldüğüm esmerleri
Taş bilir kırılan cevizleri

Coğrafyada iklimim yazlar sıcak ve kurak
Kışlar sert ve sensizdi
Ömür bilir öldüğüm mevsimleri

Ezelden zayıftır fiziğim zaten
Bu yüzden hep dayak yedim
Buna kadınlarım da dahildir sağ olsunlar
Bende hakları vardır her birinin
Öyle öyledir kendimi dövmeyi öğrendiğim
Ten bilir çektiğim eziyetleri

Hayat zayıflarla doldurdu ömrümün karnesini
Her seferinde bozgunlara uğradım
Ve iyice anladım yenildiğimi


<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />


Hicri İZGÖREN / Yaratım/ Sayı
2 /Eylül-Ekim 2003


emre gümüşdoğan 25-12-2007 10:22



Bugünkü Kalabalık <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

Toplantıları dolaşmak ne güzel
Duydum uykusuzların toplantısı varmış
Hemen ulaştım oraya
Bir de ne göreyim
Şimdiyedek ulaşamadığım en büyük yığın
Adamlar kadınlar değişik yaşlarda çocuklar
Birbirinin üstünde

Uyuyamamanın nedenini bilmiyorum
Yorgunluk desen var
Sessizlik desen var
Karanlık desen var
Açlık desen var
Peki neden bu uykusuzluk

Yaşlı bir ses duyuluyordu
Benimki besbelli
Kızımı kocası kovmuş
Eve gittim ki üç çocuğuyla beni beklemekte
Taş olsan uyuyamazsın

Benimki daha belli
Karım eve dönmedi çalıştığı yerden iki aydır dönmedi
Öteki söze atıldı benimki daha eve dönmedi
Yedi yaşındaki oğlum
Kağlthelvası satıyordu arabalara
On gecedir eve dönmüyor
Benimki de besbelli
Babasından aldığı bir sayrılıkla
Delilerevine yatırdılar

Bunlar ne ki diye bağırdı biri kalabalıktan
İşsizliğimiz yıllar boyu sürmektedir

Tam burada bitirdim söyleyeceklerimi
Bir işveren duyar da
Uyku hapı fabrikası kurar dedim
Bu bitkin kalabalığı
Soyar soyar soyar dedim

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA / Ünlem / sayı 11 / Mayıs Haziran 2005


emre gümüşdoğan 31-12-2007 22:37




NARÇİÇEĞİ DÜŞLERİM <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

su olup akmak ağaç olup yeşil vermek
kuş olup uçmak istiyorum mavi sabahlara
sesimden düşen acıyı topluyorsunuz

erkenci kuşlar geçiyor üstümden
tuzlu kıyılarda dönüp duruyor gün
bir çocuk yol soruyor: şey, buralarda...
sessizce kendi yaprağını yiyor eylül
bir kadın ağlıyor benden ırak'ta
yarına gün biçiyor kadının gözleri
bütün sokakları karanlık kaplıyor
göz gözü mü görmüyor
utanıyorum, buz olup eriyorum
-beni yakın, külümü denize

dalıp gidiyorum sonsuz uzaklara
hasretle bakıyor bana eski evimiz
sis(tem) gibi çökmüş kerpiç duvarda anılar
her birimiz bir yerdeyiz, herkes kendi uzağında
-eski evimize ne zaman gideriz bilmem

ne çok adres silmişim son yıllarda defterden
kiminin izi kalmış yine de okunuyor
kimileri yitip gitmiş içimin gökyüzünde
-neden gidenleri unutur insan?

sesim üşüyor. isyanım başlıyor sonra
bakıp süslü konaklara. kaldırımda topuk sesi
ağzımda kesik bir gülüş
karanlığa ıslık çalıyor korkularım
kapıları döven yoksul bir hastanın iniltisi
-tanrım bize bir kış evi ver...

sesim üşüyor
hızla geçip gidiyor zaman
örtün üstüme, geceye ay çizen şiirlerimi
sıcak bir yorgan gibi örtün
aynada biriktirdiğim suskunluğumu
narçiçeği düşlerimi örtün üstüme

ben kendi sesimle vurulayım burada


Arzu K. AYÇİÇEK / AKATALPA / Sayı 97 / Ocak 2008




emre gümüşdoğan 01-01-2008 16:06

<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />


Anlatırım Sana Aslını

Karanlığın içinde ve içinden
Acısını yaşayasın diye
Dil verir herkes birbirine
İnsana bir dil üzünce bir

Karanlıkta yalnız kalan hayvan
gibidir Kör Nafız. Dili dışarıda

Kendi içinde ve içinden
İki can yükü taşısın diye
Sırt verir herkes birbirine
Kambura bir sırt duvara bir

Karanlıkta yalnız kalan kim
Kambur değil. O bir evcil

Sabrın içinde ve içinden
Suskunlukları yürüsün diye
Ses verir herkes birbirine
Geçmişe bir ses kadına bir

Karanlıkta yalnız kalan adam
Dili karnına akmış kadındır

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yavuz ÖZDEM[/B] /Hürriyet Gösteri / Nisan 2005



emre gümüşdoğan 03-01-2008 00:14

<DIV =Secti***111;n1>



oyun varmış her aşkta

bu fırtınada, kalelım karanlıkta anla
bütün ışıklar söndü içimde, yakma

zulüm vardır her aşkta

kör kuyulara atıp git beni, bakma
ardınsıra bir çığlık kalır duyma

zulüm vardır her aşkta

'yeter artık yeter aç kalbini bana <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
yordum yoruldum, kırelım kırılelım, kaçma
kaçtım sevildim, sevdiğim terk ettim, oyna

oyun varmış her aşkta
sen kazanmış olsan da

sen varmışsm her aşkta
ben kaybetmiş olsam da
Akif KURTULUŞ Şiiratı, sayı: 2




san_ 04-01-2008 18:46

<DIV style="WIDTH: 100%" align=right>
<TABLE id=m523695 style="VISIBILITY: ">
<T>
<TR>
<TD =ei><A name=cid523695></A>#523695</TD>
<TD></TD>
<TD up=bn(this) =but down=md(this) =ov(this) title="$ikayet et" =hr(a13) =bn(this)>!?</TD></TR></T></TABLE>
<LI id=d766330 value=15>
<DIV =eol>KARNE

ilım günleri gelirdi taraçalar
uzatırdı mevsimölçerlerini
tıkabasa yaprak arka pencere
insan iki kişiyi sevebilir mi?

onunla aşkımız, o diyorum ona,
bir kez söylenmiş ve istense de
bir daha geri alınamaz
kırıcı sözler gibiydi

tartışıp dururduk yollarda
hızla çevirirdi başını
çiçek aşısı gibi bakardı
seğirtir karşı kaldırıma

ötekiyse nasıl incelikli
türkçe sığmazdı ağzına
bir ilçeyi sever gibi
yürürdü odalarda

parmakları her yana döner
bir yetenek gibi gelişirdi
dursuz duraksız güdülerime
bir şeyler katardı düşüncemsi

birinin ısırığı badem şekeri
iç kaslarıyla uçar biri
yüz kez yırtılmıştır gömleğim
doksan dokuz kez de dikildi

kısacası o yıllarda ben
hayatım karışık çantam gibi
iki kişiyi birden severdim
karnemde sevinç bir aşk iki.

cemal süreya</LI>


şu Anki Saat: 14:16

Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum