Şiir  Akademisi Forum

Şiir Akademisi Forum (http://www.siirakademisi.com/forum//index.php)
-   Hergüne Bir Şiir (http://www.siirakademisi.com/forum//forumdisplay.php?f=87)
-   -   Her Güne Bir Şiir (http://www.siirakademisi.com/forum//showthread.php?t=10)

emre gümüşdoğan 15-10-2005 12:31

Her Güne Bir Şiir
 


Bu başlığa, beğendiğimiz bir şiirleri ekleyebilirsiniz. Şiir eklerken şu hususlara dikkat edilmesi rica olunur;
Anasayfa şairler listesinde ismi bulunmayan şairlere ait şiirlere izin verilmeyecektir.

Kendimize ait şiirleri "Şiir Sayfam" bölümünde yayımladığımız için bu başlığa eklemiyoruz. (Eklenenler kişiye ait sayfaya taşınacaktır.)
Asılan şiir nitelik açısından uygun olmalı, seçici olmalıyız....

Edited by: emre gümüşdoğan

esra saygı 18-10-2005 18:38

<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off"></TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>
<BLOCKQUOTE id=635cd909>
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n"><T>
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">


Sivas Acısı

Ben tanırım
Bu bulut bizim oranın bulutu
Hemşeriyiz ne de olsa
Benim için kalkmış, ta Sivas'tan gelmiş
Yurdumun bulutu
Başimin üstünde yeri var

Ben bilirim
Bu rüzgâr bizim oranın rüzgârı
Hemşerimiz ne de olsa
Benim için kopup gelmiş yayladan
Yurdumun rüzgârı
Kurutsun diye akan kanlarımı

Ben anlarım
Bu acı bizim ora işi hançer acısı
Bir ülkedeniz ne de olsa
Aynı dili konuşsak da
Anlamayız birbirimizi
Hançerin nakışı
Tanıdım acısından Sivas işi

Ben duyarim duyumsarım
Bizim oranın sızısiıbu
Binip kara bir buluta Sivas ilinden
Sivas rüzgârında uçup gelmiş
Helallik dilemeye

Ey yüregimin onmaz acıları
Ey beynimin dinmez sancilari
Suç ne bende ne de sende
Suç seni karanlıklara gömenlerde
Ne de olsa yurttaşımsın
Kapalı olsa da bütün vicdan kapıları yüzüne
Bilmelisin bir yerin var canevimde



Aziz Nesin</></TD></TR>
<TR hb_tag="1" UNABLE="***111;n">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></T></TABLE></BLOCKQUOTE>Edited by: esra

esra saygı 21-10-2005 15:56

<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">
Acıyor


Mutsuzluktan söz etmek istiyorum <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzlugundan insansoyunun
sevgim aciyor

Biz giz dolu bir sey yasadik
onlar da orada yasadilar
Bir dagin çarpikligini
bir sevinç sanarak

En basta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahasi gün isigina vurup ta
ötede beride yansimayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptigi frengi
Öbürünün bir kadindan aldigi verem
Bütün ishanlarinin tarihçesi
Bütün söz vermelerin tarihçesi
sevgim aciyor

Yazik sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocugun bile
O kadar korunmus bir yazi yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
sevgim aciyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Daglar kararip aydinlanacaklar
Ve o kadar

Tavrim bir seyi bulup cosmaktir
Sonbahar geldi hüzün
Kis geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
bazen yaz ortasında gündüzün
sevgim aciyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse

Eylül toparlandi gitti iste
Ekim falan da gider bu gidisle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar

Turgut Uyar
</TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

esra saygı 07-11-2005 12:46

<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">





YORUL KALBİM YORUL


İşte kır yeleli hırçın bir at
işte sana fırtınadan iki kanat
dağlar dalgalar gibi
kükreyen öfkeli tanrılar gibi

yorul kalbim yorul
aşk doyulmaz bir koşudur

işte sana tutkuların en alevlisi
işte sana gökyüzümle kan kırmızı bir oyun
bunalsam boğulsam yansam
bir panter gibi göğüs kafesime sığmasam da

yorul kalbim yorul
aşk hüznün kuytu körfezidir

işte yatağından taşan beyaz ırmağım
işte derin sulara hayat veren mızrağım
köpüklerin uçlarından kuş tüylerine
evrende sönecek son canlıya kadar

yorul kalbim yorul
aşk ölüme başkaldırmadır






tevfik AKDAĞ




</TD></TR>
<TR hb_tag="1" UNABLE="***111;n">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

muki 10-11-2005 14:57



Siste


Siste yurumek bir garip!
Her cali ve her tas yalniz,
bir agac bir agaci gormuyor,
hersey yalniz.


Dunyam sevinc doluydu,
hayatim kolayken;
simdi sis dusmusken
hic kimse gorunur degil.


Gercekten hic kimse bilge degil,
karanligi tanimayan,
akmaksizin ve sessizce
onu herseyden ayiran.


Siste yurumek bir garip!
Yasam issiz.
Hic kimse kimseyi tanimiyor,
herkes yalniz.


Hermann HesseEdited by: muki

Perihan Baykal 13-11-2005 01:18



XXXVIII
----------



Külün altında duruyor bedenin
sönmüş meşe gövdesi,
ertelenmiş yazlar.



Kül: Senin kendi ipek külün,
kül: beklemekte uyanacağı rüzgarı.



Yeniden yaratıyorum seni
duyan beynimle
düşünen yüreğimle
kollarının içinden giderek.



Anımsarım, sana dokunduğum zaman,
bir yanım bir yanına dokunduğunda,
huş yaprağı olarak kokman gerek
ceylan teri kokmalısın
su kaynağı kokacaksın.



Koku da değişiyor zamanla:
Kapalı mahzen küfüyle kokabilir
kendini dünyaya açmamış gövde,



Kendi kendini kilitlemiş bir beden,
dilsiz, kör ve sağır bir kül-ten.



Üç vaktin birinde bir rüzgar olmalıyım!


ÖZDEMİR İNCE


Edited by: sunfairy

muki 13-11-2005 22:29

<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="95%">
<T>
<TR>
<TD vAlign=bottom>Yildizlar
</TD>
<TD vAlign=right width=160></TD></TR></T></TABLE>
<DIV align=left>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD width="100%">
<DIV align=right>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#ff0000 cellPadding=0 width="95%">
<T>
<TR>
<TD vAlign=top>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD align=left width="100%">


Bütün yildizlarin parladigini duyarim içimde.
Bir sel gibi dolar dünya hayatima.
Gövdemde çiçekler açar.
Gönlümde topragin ve suyun bütün gençligi
tüter bir tütsü gibi.
Ve seslendirir bir kaval gibi bütün nesnelerin
solugu düsüncelerimi.


Tagore



</TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE>

evin okçuoğlu 15-11-2005 13:11

SUDA AYAK İZLERİ<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

Önce bir deniz düşer aklıma
Masmavi bir şarkı başlar derinden.
Sonra yosun kokan ıslak bir rüzgar;
Saf saf, serin serin gelir,
Rüzgarda lirik fısıltılar,
Rüzgarda ilkbahar sahillerinden
Müjdeler taşıyan sözlerin gelir!

Açılır hayale kıvrak bir yelken,
Çözülür dolaşır mısralar bir bir.
Ve sen gelirsin uzaklardan sen;
Hani o en yitik efsanelerden
Ta ruhuma gülen gözlerin gelir.

Çocuksu bir umut karışır tuza,
Tüm katı gerçekler çözülür, erir.
Kıyıdan bir gölge uzar sonsuza
Yasaklar, incecik bir geçit verir;
Üzerinden ürkek, belli belirsiz
Üzerinden kaçak yakamozlarla
Bana doğru ayak izlerin gelir.

BEKİR SITKI ERDOĞAN

esra saygı 16-11-2005 17:03

<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">


DAVET....

Birden bire sanki çıplak
Bir oyunuyla hafızanın
Bir kuş sesi çırpınarak
Düştü bağrına hazanın.

Her bahçenin yabancısı
Ve her ümidin üstüne
Bir ses ki, sonsuz acısı
Güllerin üzüntüsünde.

Araştırdı bir baharın
Unutulmuş kokusunu.
Ay ışığında dalların
Rüya dolu uykusunu.

Bir akşamın beyaz fecre
Gönderdiği kanlı haber:
Herkes ömründe bir kere
Bu zalim davetle titrer





AHMET HAMDİ TANPINAR




</TD></TR>
<TR hb_tag="1" UNABLE="***111;n">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

Rengin Özesmi 16-11-2005 19:44

Yoruldun ağırlığımı taşımaktan
ellerimden yoruldun
gözlerimden gölgemden
sözlerim yangınlardı
kuyulardı sözlerim
bir gün gelecek ansızın gelecek bir gün
ayak izlerimin ağırlığını duyacaksın içinde
uzaklaşan ayak izlerimin
ve hepsinden dayanılmazı bu ağırlık olacak.

Nazım Hikmet

muki 16-11-2005 23:23

Şiir
Renk renk fısıltılar ve şarkılarla
Açıldı mı çiçeklerin masalı,
Tohumda aramalı sırrını tomurcuğun
Ve tohum, şairin kalbinde çatlamalı...

Şair, ağaçları anlatacaksa
Yeşil manzarayı ressama bırakmalı,
Köklerin ruhuna dalmalı şiir
Ki onlarda nice ormanlar saklı...

Bir deniz şiirinden dizeler yansımalı
Gemi bordolarına, direklerine,
Öyle yazılmalı ki, denizciler
Döğmelerle işlesinler bileklerine

Barışın şiiri söylenecekse
Ezgiler derlemeli aşklara dair,
Kutsal savaşların dizelerini
Kılıç döver gibi dövmeli şair..

Öpüşmeli sır dolu kelimelerle
Manalara hasret kalan dudaklar
Şiirin öylesi insanı bütün
Benliğini titreterek kucaklar...

Tanrısal bir haber gibi sarsmalı
Sade ruh'u değil siniri, teni;
Bir cennet meyvası olmalı şiir
Yaklaşır yaklaşmaz duymalı lezzetini
GÖKHAN EVLİYAOĞLU



evin okçuoğlu 18-11-2005 20:07

<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
BİR MEMLEKET İSTERİM



MEMLEKET İSTERİM
GÖK MAVİ, DAL YEŞİL, TARLA SARI OLSUN;
KUŞLARIN ÇİÇEKLERİN DİYARI OLSUN.

MEMLEKET İSTERİM
NE BAŞTA DERT NE GÖNÜLDE HASRET OLSUN;
KARDEŞ KAVGASINA BİR NİHAYET OLSUN.

MEMLEKET İSTERİM
NE ZENGİN FAKİR NE SEN BEN FARKI OLSUN;
KIŞ GÜNÜ HERKESİN EVİ BARKI OLSUN.

MEMLEKET İSTERİM
YAŞAMAK, SEVMEK GİBİ GÖNÜLDEN OLSUN;
OLURSA BİR ŞİKAYET ÖLÜMDEN OLSUN.


CAHİT SITKI TARANCI

Rengin Özesmi 19-11-2005 09:39



AKDENİZ ŞİİRLERİ

Sessizdi yeryüzü
Yeryüzünde biricik Akdeniz vardı
Akdenizde
Yalnız ikimiz

Beni seviyor musun, dedim,
Yumdu gözlerini uzaklığa,
Tam sorulacak an, diye gülümsedi,
tam sorulacak yer.
Fazıl Hüsnü Dağlarca



esra saygı 19-11-2005 22:25

<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">





HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM


Seni, anlatabilmek seni,
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni, anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmez,
Kahpe yalana.

Ardarda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım
Bir o yana,
Bir bu yana...

Seni, bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
Seni, anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...



AHMED ARİF

<DIV id=5 style=": 5; LEFT: 354px; WIDTH: 229px; : ; TOP: 5px; HEIGHT: 13px"></TD></TR>
<TR hb_tag="1" UNABLE="***111;n">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

evin okçuoğlu 21-11-2005 12:53

<TABLE =Ms***111;normalTable style="MARGIN: auto 4.8pt; WIDTH: 80%; mso-cellspacing: 0cm; mso-table-lspace: 7.05pt; mso-table-rspace: 7.05pt; mso-table-anchor-vertical: margin; mso-table-anchor-horiz***111;ntal: margin; mso-table-left: center; mso-table-top: -45.4pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 0cm 0cm" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="80%" align=left>
<T>
<TR style="mso-yfti-irow: 0">
<TD style="BORDER-RIGHT: #ece9d8; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #ece9d8; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #ece9d8; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #ece9d8; : transparent">
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
Yarali bir sahin ölmüs yüregim
Uy anam anam , Haziranda ölmek zor
Çalismisim on bes saat
Tükenmisim on bes saat
Yorulmusum , acikmisim,uyku samisim
Anama sovmus patron
Sikmisim dislerimi
Islikla söylemisim umutlarimi
Sicak bir ev özlemisim
Sicak bir yemek
Sicacik bir yatakta unutturan öpücükler
Çikmisim bir dalgadan, vurmusum sokaklara
Sokakta tank paleti
Sokakta düdük sesi
Sari sari yapraklarla dallarda
Insan iskeletleri

Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
'Uyarina gelirse tepemde bir de çinar' demistin yillar önce
Demek ki on yil sonra
Demek ki sabah sabah
Demek ki manda gözü
Demek ki Sile bezi
Bir de melektir yüzü
Bir de saman sarisi
Bir de özlem kirmizisi
Demek ki göçtü usta
Kaldi yürek sizisi
Yillar var ter içinde tasidim ben bu yükü
Biraktim acinin alkislarina
Üç Haziran altmis üçü
Bir kirmizi gül dali egilmis üstüne
Bir kirmizi gül dali simdi uzakta
Oksar yanan alnini Nazim Ustanin
Bir kirmizi gül dali egilmis üstüne
Bir kirmizi gül dali simdi uzakta
Yatiyor oralarda
Bir eski gömütlükte
Yatiyor usta

Gece leylak ve tomurcuk kokuyor

Geçsem de gölgesinden tankalrin tomsonlarin
Suramda bir kus otuyor.
Haziran da ölmek zor...... <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /></TD></TR>
<TR style="mso-yfti-irow: 1">
<TD style="BORDER-RIGHT: #ece9d8; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #ece9d8; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #ece9d8; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #ece9d8; : transparent">
.</TD></TR>
<TR style="mso-yfti-irow: 2; mso-yfti-lastrow: yes">
<TD style="BORDER-RIGHT: #ece9d8; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #ece9d8; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #ece9d8; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #ece9d8; : transparent">
Hasan Hüseyin Korkmazgil </TD></TR></T></TABLE>

suece 21-11-2005 14:57







<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="95%">
<T>
<TR>
<TD vAlign=bottom>Kimi Sevsem Sensin
</TD>
<TD vAlign=right width=160></TD></TR></T></TABLE>
<DIV align=left>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD width="100%">
<DIV align=right>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#ff0000 cellPadding=0 width="95%">
<T>
<TR>
<TD vAlign=top>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD align=left width="100%">her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor


kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum</TD></TR>
<TR>
<TD width="100%"></TD></TR>
<TR>
<TD align=left width="100%">
Attila İlhan
</TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE>

Rengin Özesmi 21-11-2005 15:52



GÖĞE BAKMA DURAĞI
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım


Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım


Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım
TURGUT UYAR

esra saygı 24-11-2005 00:04

<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">

AŞK
Bunca gün, ah, bunca gün
görmeyi seni böyle kırılgan, böyle yakın,
nasıl öderim, neyle öderim?

Uyandı kana susamış
ilkbaharı koruların,
çıkıyor tilkiler inlerinden
çiylerini içiyor yılanlar,
ve ben gidiyorum seninle yapraklarda
çamlar ve sessizlik arasında,
sorarark kendime nasıl, ne zaman
ödeyeceğim diye şu bahtımı

Bütün gördüklerim içinde
yalnız sensin hep görmek istediğim
dokunduğum her şey içinde
senin tenindir hep dokunmak istediğim:
seviyorum senin portakal kahkahanı
hoşlanıyorum uykudaki görüntünden

Ne yapmalıyım, sevgilim, sevdiceğim
bilmiyorum nasıl sever başkaları
eskiden nasıl severlerdi,
yaşıyorum, bakarak, severek seni,
aşk tabiatımdır benim

Her ikindi daha da hoşuma gidiyorsun.

Nerde o? Hep bunu soruyorum
kaybolduğunda gözlerin
Ne kadar geç kaldı! Düşünüp inciniyorum,
yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi
geliyorsun sen, bir esintisin
şeftali ağaçlarından uçan.

Bu yüzden seviyorum seni, bu yüzden değil
o kadar neden var ki, o kadar az,
böyle olmalı aşk
kuşatan, genel
üzgün, müthiş,
bayraklarda donanmış, yaslı,
yıldızlar gibi çiçek açan,
bir öpüş kadar ölçüsüz.


Pablo Neruda
</TD></TR>
<TR hb_tag="1" UNABLE="***111;n">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

Rengin Özesmi 25-11-2005 14:06



edmond jabés

(1912 Kahire - 2 haziran 1991 Paris)<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
Kahire'de doğdu. 1957 yılına kadar bu şehirde yaşadı. Aynı yıl, Yahudi oluşu yüzünden Kahire'den ayrılmak zorunda kaldı, 1967'de Fransız vatandaşlığına geçti. Max Jacob ile tanıştı ve uzun süre mektuplaştılar. Gerçeküstücülüğe yakındı fakat aynı harekete katılmıyordu. 1959 yılında 43'ten bu yana yazdığı şiirleri, aforizmaları bir kitapta topladı: je bâtis ma demeure. Tek şiir kitabım dediği bu kitaba daha sonradan iki şiir kitabı daha ekleyecekti: Récit ve La Mémoire et la Main. Ancak, Derrida ve Blanchot gibi düşünürleri Jabés'e iten, 1963'te yazmaya başladığı Kitap oldu. Sınıflandırılamayan, biricik bir eser. Tamamlandığında 15 ciltti: Sorular Kitabı (7 cilt), Benzerlikler Kitabı (3 cilt), Sınırlar Kitabı (4 cilt). Oysa ki, Sorular Kitabı'nın son cildi El, ya da Son Kitap'tı. Ama son kitap var mıydı?


UNUTUŞ DERSİ

"Sahiller uyuduğunda, deniz düştür, kitap unutuş."
Reb Ebad

"Çılgın, kaybettin bakışını.
Bir anda, unutuverdin."
Reb Némes

"Anasını ve babasını unuttu;
köyünü ve memleketini unuttu.
O zaman işte, bu tuhaf şey hasıl oldu:
ana ve baba bir büyük açık kapıya dönüştü;
köy ve memleket ise, sonsuz çıkış."


Ve Reb Abbadié dedi:

"Size gökleri inkâr eden insanın benzersiz hikâyesini
anlatacağım. Tanrı'nın sesi bazen görünmez bir gözdür. Gözün içinde
bir göz. Kör onu dost gözkapaklarının içinde, kendi düz evreninde
dinler. Her birimiz onu, görmenin değişik evrelerinde duyarız; çünkü
düşünce hep bakışlardan sonra gelir, uzun zaman dünyanın bir
kısmının bizden gizlenmiş olduğuna bizi inandırmış olan.
Görmek, sevmek benzer bir açlıktır. Her sınır yolun iç gecesi
için bir fitildir. Işıltılarla beslenen ölgün ışık.
Unutuş dersi denizin yıkık hafızasındadır. Tüm okyanus Kelâmın
içindedir; bitkin yüzücünün sözüne karışan tuz."

-Anlat bize, Reb Abbadié, gözleri inkâr eden insanın benzersiz
hikâyesini.
-Size, ağzın içindeki dil gibi, içteki Dışarı'dan söz edeceğim.

"Konuşuyorum ve evren, dikilmiş antenleriyle söze doğru geliyor
kabuğundan çıkmış bir salyangoz gibi."
(Yukel'in Günlüğü.)

Edmond Jabés



emre gümüşdoğan 25-11-2005 14:06




SON DEĞİLMİŞ;


EYLÜL YİNE


gong!


: 7.30
: saat ayarı!


çürümüş mürdüm eriklerine arılar üşüşmeden
iri dikenli güllere dokunuşunuz geçiyor şimşirlerin üstünden
sabahın beyazlığı hâlâ yaz, içimde dolanan
sizsiniz, yüzüme vuran aydınlık
kış ormanında bulduğum sıcak kulübe

içindeki vurgunla büyüyor sünger
sanırım siz, yazılmış tarihlere kaçan bir kraliçeydiniz
sonra yoktunuz çünkü; etek uçlarınızdan esen rüzgâr, üşümüş kumsal
tek kişilik tortu: telve ve karpuz çekirdekleri, gecenin uzunluğu
yol göstermiştim, mutfak camını zorlayan yusufçuğa
ölseniz ölürdüm, tazecikti kanatlarınız, yolunuz açık olsun


: 13.00
: ajans haberleri!


tırnaklarımın arasına dolan kullanılmamış günlerden önce
özgürlük meydanına sırtını dönmüş, önden kopçalı
iki mermer anıtın tülünü açarken hatırlıyorum parmaklarımı
yüzünüzü geçen serin akıntı boğmamıştı henüz sizi
ve cinayet yeri saymıyordunuz henüz göğüslerinizin ucunu
karşı kaldırım kadar uzaktı şehir; bomba tayyareleri, topçu ateşi
kadar uzaktı, İskenderiye’deki iki yüz ingiliz esir
bir düğüm daha atıyormuşum meğer düğümlerinizin üstüne
Ortaşark’tan tebliğler: ah, gözlerinize düşen çöl ve şehir tiyatrosu





: 22.00
: radyo salon orkestrası


buzlu bira, halis kahve, inhisar şarabı
sizi saadete götüren pudranın rengi ne
ve vadesiz varlığınızın sırrıEdited by: emre

Ahmet Taşcıoğlu 25-11-2005 21:44

MENDİLİMDE KAN SESLERİ

Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla
Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denize benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anısı işsizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
-- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --
Cıgara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenberi
Ve bir kaşın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da simdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle
İstasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o cocukların dunyayı düzeletecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar...
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler
Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.

Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.


Edip CANSEVER

Perihan Baykal 25-11-2005 22:44



ANDANTE


birgün başımızda sevda rüzgârları eserse
deli deli yıldırımlar düşerse yüreğimize
hızlanır kan dolaşımı
babil'in asma bahçeleri değildir artık
dünyanın bilmem kaçıncı harikası
"karanlığın bahçesinde açan gülümüzdür."
hüzün dolarsa içine bir gece yarısı
çevir gözlerini güneşin doğacağı yere
"çek bir soluk rüzgârından sevdamızın"
"kapı"yı, "duvar"ı,
"kara kara gelen ölüm"ü düşünme
çevir gözlerini güneşin doğacağı yere



A. KADİR

Rengin Özesmi 28-11-2005 14:38

AKAN SUYU YAKALAYIP DURDURMAKTIR MEÂL
kimse tanımasın için onları
şairler kimi sözcüklerini yok ettiler

bütün öyküleri yazıp tüketti
bir kendi öyküsü kaldı dışarda

kuşluğun son kuşu çekilirken
sular uzaklaşır kıyı genişler

işaret tırnağım boyandı, çıkmaz
bir kölenin gövdesine döndü gövdem

en ağır sınavdan en saf olan geçer
öder, geçer

<BLOCKQUOTE>
<A href="http://www.siir.gen.tr/siir/g/gulten_akin/index.html" target="_blank">Gülten AKIN
</A>


</PRE></BLOCKQUOTE></PRE>

muki 28-11-2005 16:13

<BLOCKQUOTE>
YATTIGIM KAYA
Bu aksam o kadar durgun ki sular
Gömül benim gibi kedere diyor.
Içimde maziden kalma duygular
Agla geri gelmez günlere diyor.

Ey gönül, gidenden ümidini kes!
Kaçan bir hayale benziyor herkes,
Sanki kulagima gaipten bir ses
Bulusmalar kaldi mahsere diyor.

Enginden engine kosarken rüzgar,
Bende bir yolculuk heyecani var...
Yattigim kayaya çarpan dalgalar
Çikiver bir sonsuz sefere diyor.

Necip Fazil Kisakurek
</BLOCKQUOTE>

Perihan Baykal 28-11-2005 21:18

Al***305;nt***305;:

sunfairy


KÜÇÜK SU


Gözlerinin aynasında
düşünüyordum ruhunu.



Beyaz defne.


Gözlerinin aynasında
düşünüyordum ağzını.



Kızıl defne.


Gözlerinin aynasında.
Ama sen ölüydün işte!



Kara defne.


LORCA


muki 28-11-2005 23:59



Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim


Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Şöyle diyebilirim: Gece yıldızlarla dolu
Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta
Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.


Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
Kollarıma aldım bu gece gibi kaç geçe
Kaç defa öptüm onu sonsuz gögün altında
Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama


Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.
Yokluğunu düsünüp, yitmesine yanmakla
Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.
Ota düşen çığ gibi, düşmekle şiir cana
Ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.
Gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana
Hepsi bu. Uzaklarda şarkı söylüyor biri.
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Ğözlerim arar onü, yaklaştırmak ister gibi
Yüreğim arar onü, o yoldaş değil bana


Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
Ellere yar olur. Öpmemden önceki gibi.
O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
Artık sevmiyorum ya severim belki yine
Ne üzündür unutuş ah ne kısadır sevda
Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca


Belki bana verdiği son açıdır bu acı
Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona


PABLO NERUDA
Çevırı: Sait Maden


Perihan Baykal 29-11-2005 00:38



ATLININ ŞARKISI


Kurtuba.
Uzak, yalnız.



Ay kocaman, at kara
ve zeytinler torbamda.
Bilirim ya yolları
varamam Kurtuba'ya.



Ovasından, yelinden
kara at, kırmızı ay.
Ölüm gözlüyor beni
Kurtuba surlarında.



Ah benim yiğit atım!
Ah ne uzunmuş yol da!
Ah ölüm bekler beni
varmadan Kurtuba'ya.



Kurtuba.
Uzak, yalnız.



LORCA

esra saygı 29-11-2005 09:11

<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">Geldim İşte

Sülfür inceldi ve en yorgun yerinden kırıldı ayna
Tenhaydı düşlerim, geceydi, çıkıp geldim işte
Su ve ateş, bir de gülünç yalnızlığım var sana
Getirebildiğim, kokularını yitirmişti çünkü güller

Suyu dinle, ateşi yak, özledim demek bu

Parasız yatılı hüzünlerden ne kalır geriye
Biraz Tamil biraz Türküz ayıptır söylemesi
İntiharsa günahtır, külliyen yasak bilirsin
Pısırık bir ihtilal gibi getirdim sana bunları

Bir de belleğim, başıma bela hazin ve komik üstelik
Hatırla eskiyen meydan saatini, çocukluğundur
Tayyare pulları getirdim sana, evden kaçışlarımı
İstersen yok say bunları, tespih de yapabilirsin

Beni vur saatin altında, seni seviyorumdur bu

Şiir yazan bir adamın fotoğrafı var yanımda
Kendini ölümlü sanıyor, onu getirdim ganimettir
Büyüdü büyülenerek, taşlayarak kovdu kabilesi onu
Suyun öte yakasında yaşadı, Sisyphos dediler adına

Sülfür inceldi ve en yorgun yerinden kırıldı ayna
Ayna pusluydu bunca yıl nice sır taşımaktan
Kırılmanın sesini duydum ve onu getirdim sana
Unutulmaya geldim işte, onarılmaya değil

Kov beni kabilenden, ama bekliyorum demek bu

AHMET TELLİ
</TD></TR>
<TR hb_tag="1" UNABLE="***111;n">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

Perihan Baykal 29-11-2005 22:18



DUYGUYA TAŞ


Duyguluysan işin zor,
Yaşamda yeniksindir.
Duyguluya sor,
Ona aşkları da acı verir.



Hep bir karanlığa uyanır, yalnız:
Düşleri gerçekleri, gerçekleri düşleridir.
Aldatsanız, aldansanız,
O hep bir karanlığa uyur gibidir.



Hiç ölüsü yoktur,
Herkes, herşey anısındadır.
Geleceği geçmiş'in anısından okur;
Hep bir yangının bacasındadır.



Gülerken bir düğündür, acı-sonlu,
Aldatılara uğurlayan gelinlerini.
Bir çocuk bahçesidir, renk-renk balonlu,
Savaşlara uğurlayan bebeklerini.



Sinmiş her şarkıya, her uyanı'ya, uykuya,
Ölümün yaşayan kardeşidir.
Hep sezer, sezdikçe duyguluya
Yengiler de hüzün gelir.



ÖZDEMİR ASAF



Ahmet Taşcıoğlu 30-11-2005 00:41

SEN BENİM HİÇ BİR ŞEYİMSİN<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /></PRE></PRE>sen benim hiç bir şeyimsin</PRE>yazdıklarımdan çok daha az</PRE>hiç kimse misin bilmem ki nesin</PRE>lüzumundan fazla beyaz</PRE>sen benim hiç bir şeyimsin</PRE>varlığın yokluğun anlaşılmaz</PRE></PRE>galiba eski liman üzerindesin</PRE>nasıl karanlığıma bir yıldız olmak</PRE>dudaklarınla cama çizdiğin</PRE>en fazla sonbahar otellerinde</PRE>üniversiteli bir kız uykusu bulmak</PRE>yalnızlığı öldüresiye çirkin</PRE>sabaha karşı öldüresiye korkak</PRE>kulağı çabucak telefon zillerinde</PRE></PRE>sen benim hiç bir şeyimsin</PRE>hiç bir sevişmek yaşamışlığım</PRE>henüz boş bir roman sahifesinde</PRE>hiç kimse misin bilmem ki nesin</PRE>ne çok çığlıkların silemediği</PRE>zaten yok bir tren penceresinde</PRE></PRE>sen benim hiç bir şeyimsin</PRE>yabancı bir şarkı gibi yarım</PRE>yağmurlu bir ağaç gibi ıslak</PRE>hiç kimse misin bilmem ki nesin</PRE>uykumun arasında çağırdığım</PRE>çocukluk sesimle ağlayarak</PRE></PRE>sen benim hiç bir şeyimsin </PRE></PRE>Attila İlhan</PRE>

bahçevan 30-11-2005 12:18



F. W. NIETZSCHE / ŞEN BİLİM


çeviren: ahmet inam (SAY YAY.2002)


GİTTİ KAFA


Ne cin fikirli kadın, nasıl da böyle ince!


Delirtti yine adamı, adam onu sevince


Âfet öncesi, sahipti kafasına bu kişi:


Şeytan girdi kafasına- hayır, hayır bir dişi! [img]smileys/smiley36.gif[/img]

Esra Güzelipek 30-11-2005 13:31

<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="95%">
<T>
<TR>
<TD vAlign=bottom>Unutmak Yok
</TD>
<TD vAlign=right width=160></TD></TR></T></TABLE>
<DIV align=left>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD width="100%">
<DIV align=right>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#ff0000 cellPadding=0 width="95%">
<T>
<TR>
<TD vAlign=top>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD align=left width="100%">Bunca zamandır nerede olduğumu soracak olursan
'Oldu birşeyler' demeliyim
oturmalıyım bir taşa
kararan dünyada,
kendini yemiş bitirmiş bir nehirde.
Korumasını bilmiyorum yitirdiklerini kuşların
Geride bıraktığım denizi
ya da çığlığını kızkardeşimin.
Nedir bu toprağın zenginliği?
Gün neden günle kapanıyor?
Neden karanlık gece çalkalanıyor ağzımda?
Ve ölüm neden?

Nereden geldiğimi sormayacak mısın?
Anlatayım sana;
Kırık şeyleri
Acılı kapları
Sık sık tozlanan koca sığırları
ve tutulu kalbimi.

Bunlar ne belleğimizde uyanan sarı güvercinler,
ne de anılardır kuşaktan kuşağa akan.
Ağlayan yüzlerdir bunlar,
Parmaklardır gırtlağımızdaki,
ve toprağa düşen yapraklardır.
Yiten günün karanlığıdır.
Yeşertir kaleleri hüzünlü kanımızdaki.

İşte menekşeler ve işte kırlangıçlar,
Sevdiğim her şey
Tatlı mesajlar veren günbegün
açıkta zaman
tatlılığı artan.
Kaçamayız biz; Dişlerimizin arasından:
Neden kemiriyor boşa giden zaman
sessizlik kabuğunu?
Ne yanıt vereceğimi bilmiyorum.

O kadar çok ki ölümüz
Ve o kadar çok ki kızıl güneş önünde setler
Ve o kadar çok ki çarpık kabuklu başlar
Ve o kadar çok ki öpücüklerimizi engelleyenler
Ve o kadar çok ki unutmak istediklerim.</TD></TR>
<TR>
<TD width="100%"></TD></TR>
<TR>
<TD align=left width="100%">
Pablo Neruda
</TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE>

suece 01-12-2005 19:13

<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">


TERKEDEN

Kimdi kimdi kalan
Giden mi suçludur herzaman?
Ne zaman başlar ayrılıklar
Dostluklar biter ne zaman

Her geçen gün bir parça daha
Aldı götürdü bizden
Aynı kalmıyordu hiçbir şey
Değişiyordu herşey
kendiliğinden

Artık çözülmüştü ellerimiz
Artık bölünmüştü yüreğimiz
Birimiz söylemeliydi bunu
Ötekini incitmeden

Kimdi giden kimdi kalan
Aslında giden değil
Kalandır terkeden
Giden de
bu yüzden gitmiştir zaten

MURATHAN MUNGAN

</TD></TR>
<TR hb_tag="1" UNABLE="***111;n">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

Aynur Dursun 02-12-2005 06:08

<DIV =baslik>Mayıs Çalkantıları
<DIV =siir>

1.

-Kim topladı bizi Dünya'ya?
Bir sorudur bu
Bir menekşeyle çarpışmaya benzer.

Ey! Artık
Gençliğimin yanlış bir yanıtı olan
Kırlar. Ezberimdesiniz.


2.

Herkes bir kenti yığabilir
Kalbinin önüne. Bir akarsu olur
Sevgilisinin sıcak çukurluklarında.

İstediğin yerden geçir acılarını
İçtiğimiz: Bulut renkli rakı
Adresimiz: Dünya'dır.

3.

Memelerini çarptın bana
Sonra gül kokularını. Ne güzel!
Bir Cumhuriyet yaptın aşkımızı.

Peki! Neyi taşıyabilirsek o'nu taşıyalım
Yarına. Bir ırmağı iliştireyim saçlarına.
Kırmızı dudaklarınla bir üzüm gibi ez beni.


4.

Filinta gibi bir hüzünle resmedilmişse
Kalbin. Akasyalarla kuşatılmışsa:
-Yanlış yanıtı nedir aşkın?

Ey! Yaz çılgınlıkları, lodoslar
Kanayan gençliğim... Gece güneşinin altında
Negatif bir fotoğraf hayatım.


5.

Telefon et kalbine. Ve kuşları sor!
Kanlı sakallarımdan taşan yıldız kümeleri
Renkli bir haberdir televizyonlara.

Kimyasal bir patlamaydı
Karanfillerle
Ve kızlarla ilk tanışıklığım.


6.

Kış ortasında yaz dağınıklığı yaşayan
Bir kent: Bodrum.
Fırtınalar ve kürt işçiler geziniyor sokaklarda.

Pazar: Askeri öğrenciler doldurmuş
Karşıyaka vapurunu
Şapkalarının içinde Atatürk resmi.


7.

Kimselerden gizlenemez artık
Bir gül yaprağının üzerinden
Geçtiğim Dünya'ya.

Ne şanslıyım ki, saçlarımı bile
Tarayabildim.
Bir ırmakla öpüştürüldüm.


8.

Çok çapkın bir maceradır bu yüzden
Benim doğduğum: Ekim
Coğrafyası: Palandoken dağları.

Anlatılır ki, anamın memelerine ilk çarpışımda
Küçücük kollarıyla Dünya'yı kucaklıyan
Bir sarhoştum.


9.

Sen ki, çakır gözlü bir sokak taşırsın yanında
Sevdanın sözlü tarihidir o sokak
Ağzın elma kokar, ağzıma dayalı

Evet! Hepimiz bir cinayet işleyebiliriz
Bir çiçeği kopararak ya da susarak
-Pembe yüzlü tanrı çeker kulağımızdan.

10.

Şiire ve fırtınalara çalışıyorum
Hiç öpülmemiş bir kızın yanağına sürterek
Ateşliyorum sözcükleri.

Şiir alevleridir zamanın
Kalabalığıdır yalnızlığın
Canlılar bir yana, ölülere bile çıkışır.


11.

Mayıs çalkantılarıyla çıkarıyorum gömleğimi.
Asıyorum bir söğüt dalına. Bir nehir geçiyor
İçinden. Bir tramvaydan daha büyük.

Bir caddeyi Gökyüzü'ne çeviriyorum.
Akdeniz sahillerini ateşleyen
Portakallar yakıyor beni. Ve kirpiklerin.


12.

Mayıs çalkantıları, lodoslar, eriyen
Kar suları yıkıyor beni. Mayıs; bir kelebek gibi
Uçuşuyor yüzümün kıyısında

N'oluyoruz?
Durdurun şu tango'yu
Tüm çiçekleri eziyor.
<DIV =siir><DIV =siir><DIV =siir><DIV =siir>
Özkan Mert
Bir Irmakla Düello Ediyorum (Oğlan Yayınevi, 1995)

</PRE>

evin okçuoğlu 02-12-2005 13:46

Ben de şu dünyaya geldim geleli<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
Ağır çifte döner harmanım mı var
Neyleyim dünyanın dolu malını
Hesabın görmeye fermanım mı var

Bu mülkün hesabın bizden sorarlar
Anın için elin çekmiş velîler
Harami var deyi korku verirler
Benim ipek yüklü kervanım mı var

Yitir şu gönülden hileyi yitir
Cehd eyle elini yoksula yetir
Bana derler gam yükünü sen götür
Benim götürecek dermanım mı var

Talib ol ku pîr önüne gidesin
Feleğin kahriyle gamın yudasın
Durmuş ağır ağır minnetin edersin
Benim felek ile demlerim mi var

Pir Sultan Abdal’ım derdim öğerler
Ağu oldu yediğimiz şekerler
Gözle sevdim deyü adım çekerler
Benim pirden gayrı sevdiğim mi var.
PİR SULTAN ABDAL

Perihan Baykal 02-12-2005 23:00



Şu karşı yaylada göç katar katar
Bir güzel sevdası serimde tüter
Bu ayrılık bana ölümden beter
Geçti dost kervanı eğleme beni



Şu benim sevdiğim başta oturur
Bir güzelin derdi beni bitirir
Bu ayrılık bana zulüm getirir
Geçti dost kervanı eğleme beni



Ben gidersem Sunam bana ağlama
Ciğerini aşk oduna dağlama
Benden başkasına meyil bağlama
Geçti dost kervanı eğleme beni



Gider isem bu il sana yurt olsun
Münafıklar armıza kurt olsun
Ben ölürsem yüreğine dert olsun
Geçti dost kervanı eğleme beni



Pir Sultan Abdal'ım dağlar aşalım
Aşalım da dost iline düşelim
Çok nimetin yedim helallaşalım
Geçti dost kervanı eğleme beni



PİR SULTAN ABDAL

esra saygı 03-12-2005 01:37

<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="80%" background=#F9FFF9><T>
<T>
<TR>
<TD>Kadına </TD></TR>
<TR>
<TD>

Eğer kral olsaydım.! Çiğneyerek tahtımı
Memleketin halkını dizlerine sererdim.
O kuvvetli hükmümle bütün tacı tahtımı
Bir tek bakışın için sana feda ederdim.

Eğer Allah olsaydım.! O heybetli, o derin
Kainatın, semanın, denizlerin, her yerin
İrademin önünde eğilen meleklerin
Sevgilim bir busene hepsi senindir derim </PRE></TD></TR>
<TR>
<TD width="100%">
Victor Hugo</TD></TR></T></T></TABLE>Edited by: emre

FulyaÇelikbilek 05-12-2005 00:20

Bir Kuşun Resmini Yapmak İçin / Jacques Prévert

Önce bir kafes resmi yaparsın
Kapısı açık bir kafes
Sonra kuş için
Bir şey çizersin içine
Sevimli bir şey
Yalın bir şey
Güzel bir şey
Yararlı bir şey
Sonra götürür bir ağaca
Asarsın bu resmi
Bir bahçede
Bir koruda
Ya da bir ormanda
Saklanır beklersin ağacın arkasında
Ses çıkarmaz
Kımıldamazsın
Kuş bazen çabuk gelir
Ama uzun yıllar bekleyebilir de
Karar vermezden önce
Yılmayacaksın
Bekleyeceksin
Yıllarca bekleyeceksin gerekirse
Resmin başarısıyla hiç ilişiği yoktur çünkü
Kuşun çabuk ya da yavaş gelmesinin
Geleceği olup da geldi mi kuş
Çıt çıkarma yok
Kafese girmesini beklersin
Girdi mi kafese fırçanla
Usulcacık kapısını kaparsın
Sonra kuşun bir tüyüne dokunayım demeden
Bütün kafes tellerini teker teker silersin
Yerine bir ağaç resmi yaparsın
Dallarının en güzeline kondurursun kuşu
Tabii ne yapraklarının yeşilini unutacaksın
Ne yellerin serinliğini
Ne de yaz sıcağındaki böcek seslerini
Otlar arasında.
Sonra beklersin ötsün diye kuş
Ötmezse kötü
Resim kötü demektir
Öterse iyi olduğunun resmidir
İmzanı atabilirsin artık
Bir tüy koparırsın usulca
Kuşun kanadından
Ve yazarsın adını resmin bir köşesine.





Edited by: Leman

evin okçuoğlu 05-12-2005 13:50

<TABLE>
<T>
<TR>
<TD =row3>
<CENTER>Mara </CENTER>
</TD></TR>
<TR>
<TD =row2>bilmemek bilmekten iyidir
düşünmeden yaşayalım
mâra
günü ve saatleri ne yapacaksın
senelerin bile ehemmiyeti yoktur
seni ne tanıdığım günleri hatırlarım
ne seneleri
yalnız seni hatırlarım
ki benim gibi bir insansın

tanımamak tanımaktan iyidir
seni bir kere tanıdıktan sonra
yaşamak acısını da tanıdım
bu acıyı beraber tadalım
mâra

başım omzunda iken sayıkladığıma bakma
beni istediğin yere götür
ikimiz de ne uykudayız
ne uyanık
</TD></TR>
<TR>
<TD =row1>
<CENTER>Asaf Halet Çelebi</CENTER>
</TD></TR></T></TABLE>

FulyaÇelikbilek 05-12-2005 13:56

<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">


ANI.



Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil bu anılacak şey değil
Apansız geliyor aklıma

Nerdeyse gün doğacaktı
Herkes gibi kalkacaktınız
Belki daha uykunuz da vardı
Geceniz geliyor aklıma

Sevdiğim çiçek adları gibi
Sevdiğim sokak adları gibi
Butun sevdiklerimin adları gibi
Adiniz geliyor aklıma

Rahat döşeklerin utanması bundan
Öpüşürken o dalgınlık bundan
Tel orgunun deliğinde buluşan
Parmaklarınız geliyor aklıma

Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm
Kahramanlıklar okudum tarihte
Cağımıza yakışan vakur, sade
Davranışınız geliyor aklıma

Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil, unutulur şey değil
Çaresiz geliyor aklıma





Melih Cevdet Anday</TD></TR>
<TR hb_tag="1" UNABLE="***111;n">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>


şu Anki Saat: 16:07

Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum