Şiir akademisi logo
Şairler Şiirler menü Öyküler
Fakir Baykurt Öykü Yarışması - Sarıyer Belediyesi Fakir Baykurt Öykü Yarışması sonuçlandı - Tanpınar Şiir Yarışması’nda Sonuçlar Açıklandı - 9. Aşık Mahzuni Şerif Beste Yarışması başlıyor - Dicle Koğacıoğlu Makale Ödülü 2017 - Bornova Belediyesi Şiir Yarışması - GİO 2017 Roman Ödülü - Sunullah Arısoy 2017 Şiir Ödülü Hüseyin Atabaş’ın - Gençlerden Atatürk'e Mektup Yarışması - "Attila İlhan Edebiyat Ödülleri" başvuruları başladı -


Aysel EKİZ

Özgeçmiş Sayfası »

Daha Küçük Yazı Tipi | Daha Büyük Yazı Tipi

ÇEVRİMDIŞI

“Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor… Lütfen daha sonra tekrar deneyin.” 

-Sorun ne Leyla? Konuşmayı sen istedin .Bir saattir susuyorsun.

Konuşmayı ben istedim. Neden susuyorum? Bir saattir kafamın içinde yankılanıp duran o mekanik sese takılıp kaldım. Bütün duyguları neşterle sıyrılıp alınmış dümdüz bir kadın sesi…

“Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor… Lütfen… Deneyin… Sonra… Daha sonra…”

Oktay’ın sesini duymuyorum ama, ezberlediğim olası sözcükleriyle kadının sesi birbirine karışıyor: 

“Anlamıyorum seni…Aradığınız kişiye…Aylık depresif vakitlerin…Şu an…Nedir derdin?...Ulaşılamıyor…Bak,saat kaç oldu…Lütfen daha sonra…Leyla…Tekrar deneyin…”

Saat kaç oldu?.. Ömrümden eksilen birkaç saat…Birkaç dakika… Saniye… Anlar…Bunca tüketilmişliğin içinde zamana hiç hesap sormadım ki ben.Gizli gizli bedenime ve ruhuma izlerini bırakıp giderken bile sormadım.

Oktay’ın yüzüne bakıyorum. Zamanın çetelesini tutmanın bedelini daha ağır ödüyor. .Alnında, göz kenarlarında, saçlarında-gereksiz harcanmaması için-hep önceden planlanarak kalkılmış sabahların çentikleri .Oysa, zaman ona teşekkür etmeliydi kendisini har vurup harman savurmadan kullananlardan olduğu için.Beni cezalandırmalıydı. Kazayaklarımın olmayışına bir kez daha şaşırıyorum.Yoksa yaşam da kendisini sıkboğaz etmeden sevenleri mi seviyor?Biraz düşlerle onu allayıp pullayanlara mı kayıyor gönlü?Onlara mı torpil geçiyor?...Zamanın dilini çözebilmek gerek.

-Leyla…Beni dinliyor musun sen?Şirkete dönmem gerekiyor.Önemli bir toplantım olduğunu biliyorsun.Sadece öğle yemeği için çıkabildim.İstediğin için.Konuşmak istediğini söyledin,geldim.Leyla…

Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor… Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Son yıllarda duyduğum en anlamlı cümle bu. Mekanik bir kadın sesi olsa bile. İlk cep telefonumu büyük bir merakla elime alıp incelemiş ,kullanımını Oktay’ın küçük özetleriyle hemen kavramıştım.Denemek için o an kaydettiği kendi numarasını çevirdiğimde duydum bu güzel söz dizilimini:”Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.Lütfen daha sonra tekrar deneyin.”

-Ne ilginç bir cümle dinlesene…

-Bunun nesi ilginç allahaşkına?

-Bütün psikoloji kitaplarında anlatılanları tek cümleye sığdırmışlar.

-Ne ilgisi var canım!…Karşı tarafın telefonu kapalı ya da kapsama alanı dışında diye…Sonra tekrar arayın diye.

-İyi ya işte. Düşünsene.Yanımızda,yanıbaşımızdaki insanlara algılarımızı kapatıyoruz bazen.Karşımızdaki bize ulaşmaya çalışıyor.Çırpınıyor,haykırıyor:”Beni duy,beni dinle,beni anla.”…Ulaşamıyor.Yok…Kapalıyız.Kapsama alanının dışındayız.Ya da biz ulaşamıyoruz bir türlü yanıbaşımızdakine. Yanıbaşımızda ama kapalı…uzak..Keşke bu anlarda bizde de böyle uyarı sesi olsa.Bilirdik.Beklerdik.Sonra yine denerdik.En azından kalbimiz yorulmazdı.

-Ohoo…Uçtun sen gene.Bak şimdi.Telefonun özelliklerini şu tuşa basınca…

Zaman takvimde durduğu gibi durmuyor. Ben hesabını tutmadım.Yakalayabildiğim yerinden tutup yaşamak istedim.Bazen dünde takılıp kaldım.Bazen geleceği bugünde yaşadım.Tutacağım illa diye heder olmadım.Yazdığım öykülerde de böyle koca koca şehirlerin sokaklarında,böyle binaların,yolların kıyılarında,balıkçı kasabalarında,zamanın ve mekanın çok dışında nefes alan insanlarım oldu.Çöplerle beslenen,çöplerden ev yapan,başkasının çöpe attıklarından kendine düşler toplayan Ziya gibi.Çöpe attığım düşlerimi toplaması için kendi zamanını çoktan yitirmiş bir adam yarattığımı kimseye söylemedim. Ziya’yı sevdim.

-Oktay, boğuluyorum bu şehirde.Nefes alamıyorum.

-Seni anlamıyorum Leyla. Burada nelere sahip olduğumuzu görmüyor musun? Tutunmaya çalış lütfen.Geleceğimiz…

Tutunulmayan bugünüm varken geleceğim gelecek mi? Zamanın hesabını tutmasam da gelmeyeceğini biliyorum.

-Düşlerim…

-Düşlerle yaşanmıyor hayat. Gerçeklerden koparsak ayakta kalamayız.

Düşlerim öykülerimde. Kendi yarattığım denizlerde. Kıyılarına balıkçı kahveleri koyduğum, içinden deniz yıldızları çaldığım, izinsiz denizadamlarını öptüğüm tuz ve yosun kokan denizlerde.

“Aradığım kişiye şu an ulaşamıyorum. Daha sonra tekrar…ve tekrar…bıkmadan,usanmadan tekrar denemeliyim.”

Denedim.

-Mutsuzum.

-Mutsuz olman için bir neden yok. Kendi kendine yaratıyorsun.

Oysa kendi kendime mutsuzluğum ağır gelir miydi böyle gönlüme? Kendi değirmenlerim öğütürdü usul usul içimin yalnızlıklarını. Ne zaman kırıldı değirmenlerimin kanatları?

-İzmir’e gidelim Oktay.Deniz iyi geliyor bana.Ne çok uzak kaldım sevdiğim şehirden..

-Şimdi imkansız.Yoğunum.

-Yoruldum bu kalabalıktan.

-İnanabiliyor musun, seçimleri kazanırsak genel müdürlüğü bana verecekler Duydun mu Leyla?

-Boğuluyorum.

-Bunun için sırada bekleyen kaç kişi var biliyor musun?

Biliyor muyum?...Değirmenlerimin kanatlarını bulmuş muydu Ziya? Hatırlamıyorum. Hangi zamanın sokağına naylon bir poşetle bıraktım onları hiç bilmiyorum..Ziya’nın göreceği yere koymuş olsam keşke..Geçerken oradan …Akşam saati…

-Leyla…Leyla…

“Aradığınız kişiye hiçbir zaman ulaşamayacaksınız” deseydi telefondaki ses…

“Ulaşamayacaksınız…Çünkü içini unuttunuz çok önce…gündelik telaşlara yenilmeyecek bir sevgiliydi istediği…Siz koştunuz.Güneşin batışını çok severdi mesela sizinle kahve içerken. Yoktunuz.”Sevgileri yarınlara bıraktınız.”*…Sonra yarınları unuttunuz.Sizin yarınlarınızı kaldırımlarda bıraktı Ziya.Üstüne bastınız.Değirmenlerinin kanatları….” deseydi…

-Leyla,kalkıyorum ben.Bir saattir oturuyoruz.Hiç vaktim yoktu biliyorsun.Sen istedin diye çıktım geldim.Saate bak.Tek kelime konuşmadın.Gidiyorum ben.Hesabı ödedim.Taksiyle dönersin sen..Akşama görüşürüz.

Yüzüne bakıyorum .Aradığım kişi servis dışı.Bütün hesapları öderken Orhan’ın ikimize ait yaşamın faturalarını hiç ödemediğini düşünüyorum.Otomatik ödeme için talimat verdiğini biliyorum…Ama hesabındaki düşlerin,küçük sevgilerin,güzel şiirlerin,telaşsız sevmelerin tükendiğini fark etmemiş olmalı.Bu yüzden servis dışı.Kapalı.Kendini öder mi bilmiyorum.

-Akşama görüşürüz Leyla.

Ona çevrimdışı olduğumu söylesem…Üstüme koyduğu kırmızı engel çizgisiyle kendi ekranında yüzsüz,gözsüz,burunsuz,ağızsız,renksiz bir görüntü olduğumu söylesem… ”Aramadığınız kişiye elbette ulaşamazsınız” desem…Demiyorum.İçimin bütün duvarlarına çarpıp yankılanıyor kafamdaki ses:”Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.Lütfen daha sonra tekrar deneyin”

-Nereye abla?

-Değirmenlerimin kırık kanatlarını onarmaya.

-…………………………

-Terminale,diyorum.İzmir’e ilk otobüse…. 

                              * Behçet Necatigil/sevgileri yarınlara bıraktınız/ 
 AYSEL EKİZ


Aysel EKİZ

 
Şiirakademisi ticari amaç gütmediği için ürünlere telif hakkı ödemez. Ürünlerin telif hakkı yazarına aittir.
5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası uyarınca, ürünler site yönetiminden ve yazarından izinsiz kullanılamaz.  
Bebek Giyim - Toptan Oyuncak - web tasarım
Şiir Akademisi - Ana Sayfa