Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ÖYKÜ > Öyküyle İlgili Genel Yazılar

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28-09-2009, 21:18
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.854
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Kutlar'ın öykülerini yeniden okurken / Sennur SEZER

Kutlar'ın öykülerini yeniden okurken
Sennur SEZER



Onat Kutlar



Yayımlandıktan elli yıl sonra 'aşklar, dostluklar, yiğitlikler' kadar 'ihanetin ikiyüzlü bıçağını, bencilliği' tanımış eski kuşaklar kadar, günümüzün bilinçli ve utangaç genç kuşağına da tanıdıktır 'İshak'

Onat Kutlar’ın İshak’ı elli yıl önce yayımlanmıştı, a Yayınları’nın ilk kitabı olarak. Üniversiteli bir grubun yönettiği a Yayınları, dünyayı ve edebiyat anlayışını değiştirmek için kurdukları a dergisinin (1955-60) yan kuruluşuydu. 50 Kuşağı diye de adlandırılan grubun öykücüleri ozanlarından daha kalabalıktır: Onat Kutlar, Demir Özlü, Adnan Özyalçıner, Orhan Duru, Erdal Öz, Ferit Edgü.

Onat Kutlar’ın ilk öykü kitabı İshak, YKY’de özel bir baskı, Erkal Yavi’nin çizdiği özel bir logo (50 Kuşağı’nın ilk kitapları 50 Yaşında) ve önsözle yayımlandı. Önsözü, 50 Kuşağı’ndan Doğan Hızlan yazdı. Önümüzdeki günlerde kuşağın öteki öykücülerinin ilk kitapları da aynı logo ve önsözle değişik yayınevlerince yayımlanacak.

50 Kuşağı süregelen edebiyatın gerçeklik anlayışına ve ilkgençliklerine rastlayan dönemin siyasal baskısına karşıdırlar. Bu karşı duruş bir ‘çekip-gitme’ ile bir ‘yıkma’ isteği arasında gelip gider. Gerçeklik de masalsılıkdan yararlanan bir gerçeküstü öğeler taşır. Birbirlerine benzemez anlatım ve konular seçen öykücülerin öykülerinde kimi edaların birbiriyle kesiştiğinden söz edilebilir. Örneklersek, Onat Kutlar’ın öyküleri ile Adnan Özyalçıner’in öyküleri, günlük olayların içerdiği masal öğeleriyle benzeşirler. Ferit Edgü’nün öyküleriyle Onat Kutlar’ın öyküleri benzer bir loşluk ya da karartık bir gök taşırlar.

Yazarın ürkekliği
İshak’ta Doğan Hızlan’ın 50. yıl ve Onat Kutlar’ın 1977’deki ikinci baskı için yazdıkları önsözle YKY’nin bir sunusu yer alıyor. Bu sunuda İshak için verilen yargılardan biri Onat Kutlar’ın uzun süre öyküde görülmeyişiyle ilgiliydi: “Denilebilir ki, yazarını bile ürkütüp ötelere savurmuş, yeni öykülerden uzak tutmuş bir büyüsü vardır onun.” Bu yargı bir an duraksattı beni. Onat gerçekten kitabının ‘ıskalanmaması’, 1960 Türk Dil Kurumu Ödülü alışı yüzünden mi yazıdan uzak durmuştu. Bir daha böyle öyküler yazamamaktan mı korkmuştu? Belki de artık beğenmiyordu İshak’ı. Bu soruların hepsinin yanıtı, onun On Yedi Yıl Sonra başlıklı önsözünde. Onu durduran bir bakıma dönemin özelliği, 1960 harekatının sonuçları: “...hiç olmazsa halk öğrenmişti Celal Bayar padişah değildir ve ‘bir kedi bir krala bakabilir’ ve tırmalayabilir yüzünü.” Bir de ‘kimin için yazıyorduk’ sorusu. Hiçbir yazar, artık Sait Faik gibi “sınıfın en arka sıralarından birinde gizlice şiirler okuyan öğrenci için” yazdığını söyleyemezdi. Çünkü o öğrenciler artık “Marighella ve Lenin okuyorlardı. İşçilerse nereden kitap alsınlar!.. Okurla ortak bir dilimiz neredeyse yoktu. Kavgasına katıldığımız insanlara ulaşamıyorduk.” Bu kaygı ona Kül adlı romanını Paris’te yaktıracaktır. İshak’ı da arada yazdıklarını da yayımlamayı düşünmez, eğer gençlik arkadaşı ve hemşerisi Ülkü Tamer istemese yayımlamayacaktır da...

Onat Kutlar daha sonra, özellikle ağır baskı dönemlerinde, hepsi de öykü olan ama öykü diye adlandırmadığı metinler yazarak ilişki kuracaktı okuruyla: Bahar İsyancıdır, Yeter ki Kararmasın... Ama bütün onların temelinde ve arkasında İshak’ın ve sonradan gün yüzüne çıkan ilk öyküleriyle son denemelerinin yer aldığı Karameke’nin gölgeleri vardır.
Nedir İshak’ın büyüsü? Yazarı, onun Antep’i anlattığını söyler. “İshak, bir Anadolu kentindeki gerçeklerin ne yorumudur ne de sorunlarının çözümü. Küçük, alçakgönüllü kesitleridir bu öyküler.” Bu öykülerde hoşnut olunmayan karanlıktan kaçıp gitme isteği vardır, “utangaç ve bilinçsiz bir başkaldırı”. Bu başkaldırı on yıl sonra bir bilinçlenme dönemi, bütün dünyayı sarsan 68’de yeniden basılmaya değer görünmeyecektir. Ne var ki yayımlandıktan elli yıl sonra “aşklar, dostluklar, yiğitlikler” kadar “ihanetin ikiyüzlü bıçağını, bencilliği” tanımış eski kuşaklar kadar, günümüzün bilinçli ve utangaç genç kuşağına da tanıdıktır İshak: “Kocaman bir çekicin çatıya gümbürtüyle indiğini gördük. Çekicin ucunda bir adam. Gür, kahverengi saçlı, kırmızı yanaklı biri. Yüzü sinek öldürür gibi kaygısız ve neşeli. Vuruyor elindeki ağır demiri.

‘Hey!’ diye bağırdı babam. ‘Buraya baksana. Sana söylüyorum. Damdaki! Ne yapıyorsun orada?’ (...)

‘Hiç!’ dedi adam. ‘Çatıyı aktarıyorum.’

‘Ne aktarması yahu! Düpedüz yıkıyorsun çatıyı.’

Bizimki dalgın dalgın güldü.

‘Siz de bunları çatı diye mi yaptırdınız?’ dedi. ‘Direkler çürümüş. Vurunca mürver gibi dağılıp gidiyor.’

Çıtaları tutan direklerden birinin saçakla birleştiği noktaya vurdu. Direk kırılarak yana kaydı. Çıtalar çöktü. Kiremitler içeri döküldü.” (Çatı)

Bu öyküyü anlatan, yağmurda yürümek ve çekip gitmek isteyen çocuğu/ergeni destekleyen bir de yaşlı vardır, büyükannesi. Yağmura çıkmak ister. Çatının yıkılmasıyla içeri dolan yağmur suları onu mutlu edecektir. Ve çağrılan polis bile çatının yıkılmasını engelleyemeyince, “Güleç Osman bu sözleri duymadı. Yalnız şaşkınlıktan gerilen yüzü çabucak gevşedi. Gülümseyerek, ‘Eyvallah!’ dedi.

Zembilini sırtlayıp yürüdü. Ben de arkasından.”

‘Çatı’daki, “eski çürümüş çatıları yarım saatte dümdüz eden” Güleç Osman bir simge midir? Hükümet konağının çatısını da ‘aktardığına’ göre...

Kesinlikle...Peki “Kediler”de ölmüş kedilerin yanından yağmura çıkan adamın temiz havayla sarhoşlaştığında, yağmura eşlik eden rüzgarın parça parça koparıp götürdüğü tenteler?

Unutulmuş çocuklar
Onat Kutlar’ın öykülerinde genellikle bir çocuk vardır, bir de büyükanne. Ben ikisini de değişim isteyen kuşaklar olarak yorumlarım, biri geçmişin, biri geleceğin kuşakları. Kimi zaman çocuk küçümser ihtiyarı, kimi zaman ikisi de ‘büyüklerin’ yani yöneten ve üretenlerin umurunda değildir. Bu umrunda olmama kimi zaman ‘Hadi’ öyküsündeki gibi bilinçsiz büyük kıyımlara götürür çocuğu. Bu çocuk odadaki bir paçavra kadar dikkat edilmeyen, ihmal edilmiş bir çocuktur. O yüzden istediğini yapmak için beyin gücünü geliştirerek çevresindeki hareketleri yönetir. Önce kedinin sonra annesinin sevgilisinin hareketlerini. Sonunda adam annesini öldürür.

Sevilmeyen, bırakılmış çocuklardan bir diğeri ‘Külkuşları’ndaki Gazel’dir. Açlıktan zor yürüyen Gazel, ‘Hadi’de dişleri çıkınca yiyeceği elmaları seyreden çocuğa benzer. Böyle çocuklardan biri Onat Kutlar’ın İshak’a alınmamış iki öyküsü ile 1980’den sonra yayımlanmış üç öyküsüyle dosyalarda kalanları kapsayan Karameke’deki ‘Altın’da yer alır. Bir diğeri çağ ve sınıf karşılaştırması olarak yazıldığına inandığım ‘Pera’da. Bu film ön yazımında daha önceki çağın ve üst sınıfın temsilcisi olarak bir büyükbaba vardır.

Onat’ın kuşlarını, kedilerini de simgeler gibi okuyabilirsiniz. Hele avcıların canlı canlı yakaladığı Karameke’leri. Ama Onat Kutlar’ın öykülerini simgelerle bölmeden de tat alabilirsiniz. O öykülerde cinayetler, kan davaları, avcıların kıyıcılığı ve eski, çok eski söylenceler vardır. Anlatıların hepsi de bu topraklardandır: “Öylesine uzaktır ki Anadolu kimi aydınlarımıza, onlara bir Avrupa tadı verir. Yakın olmadıkları gerçeği değiştirilmiş sanırlar. İshak’ı on yedi yıl önce çok erken, on yedi yıl da çok geç yargılayan kimileri, Alaybeyi’nin udcusunu Kafka’nın Prag’ından, Horozlar’ın büyükannesini Mansfield’in Yeni Zelanda’sından, Hacıköprü’nün çiftçisini Camus’nün Oran’ından getirilmiş sandılar. Ne kadar kötü okuyorlar Yunus’u, Orhan Kemal’i Yaşar’ı...” (On Yedi Yıl Sonra)

Siz, Doğan Hızlan’ın dileğine uyun, “Bir kuşağın iyi öykücülerini severek, beğenerek, edebiyat tarihindeki yerlerini anımsayarak” okuyun. İshak’tan başlayarak.

İSHAK
Onat Kutlar
Yapı Kredi Yayınları
2009
118 sayfa
17 TL.

KARAMEKE
Onat Kutlar
Yapı Kredi Yayınları
2009
120 sayfa
8 TL.


Radikal KİTAP
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 13:00


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum