Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Şairlerimizden Şiirler

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #21  
Alt 28-07-2010, 14:20
Burcu Yalkın Burcu Yalkın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.924
Standart

AÇIKLAMA

Annemin sesi öksüz bir çocuğa benziyordu
Babam ölmüştü. Çocuklarım
gözlerimin önünde bir uzaklıktı.
Çoktan sönmüştü kalabalığın kandilleri.
Günahlarımdan oluşan bir geceydi karım
günü bitiren ve başlatan.
Göğsümdeki kederle yumuşatmaya çalışıyordum
ağzımdaki taşı.
Akıl almaz bir hızla azalıyordu her şey.
Ne şiir, ne kitaplar. Aptalca türkü söylüyordum.
Sesinden başka suçum, yüzünden başka
iyiliğim kalmamıştı.

Sana neden sığındığımı anlıyor musun?...

Şükrü Erbaş / Toplu Şiirler 2- Kül Uzun Sürer s. 24
__________________
gökyüzüne sürülmüş ölüm ruju / hatırlarım o günden beri güneşin boynunda kapalı yazısı...b.y.
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 28-07-2010, 14:21
Burcu Yalkın Burcu Yalkın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.924
Standart

DAR ODADA ÖMÜRLER

İnceltilmiş bir yüzle konuşuruz ölçerek her sözümüzü
Yanlış anlaşılmak kaygısıyla tedirgin ve sürekli tetikte
Adımızdan bir duvarın ardına saklayıp yalnızlığımızı
Saygılı bir sesle selamlarız her sabah birbirimizi
Ah biz memurlar, bürolara tıkılmış insan konserveleri
Özü gitmiş ömürler, ölü alışkanlıkların tutsakları.

Daracık bir cam düşer payımıza görüntüsü hiç değişmeyen
Gökyüzü bir sisli göldür mavisi bulutların koynunda
Nazlı bir gelin gibi süzülür gün boyu dışarda.
Kibrit kutusu odalarda bunalmış ve yılgın
İmrenerek seyrediriz o kıyısız ülkesini özgürlüğün
Birbirine benzeyen solgun düşlerle içedönük ve yorgun.

Dosyalardan sinmiştir ruhumuza bu ekşimiş küf kokusu
Gövdemiz masamızın şeklini almıştır, köşeli ve alçak
En çok dirsek yerleri eskir giysilerimizin.
Aldığımız emrin tonunda sesleriniz bir altımızdakine:
-Ümit Hanım, yaşam dosyasını getirin bana
Sevgi sözcüğü çizili bir yazı olacaktı içinde hani
Yeri yoktur diye memuriyetin dilinde
Arşive kaldırılmıştır bir Eylül gününde.

Saate bakarız durmadan kör bir hareketle bilinçiz ve bıkkın
Sevilmeyen bir konuk gibi zaman oturur bileklerimizde
Gitmeyi bilmez bir türlü hantal gövdesiyle gün.
Konuşmaya başlarız sıkıntıdan, ilgisiz kopuk rastgele
Bir avuç ölü sözü uzun uzun çiğneyip dururuz ağzımızda;
Hayat pahalılığı, ev işleri, yeni alınan giysiler
Hükümetin gidişi , akşamki konuklar, yemek türleri
Yaramazlıkları çocukların, televizyondaki film...
-Evlendik evleneli şekerim, okuyamıyorum
Zaman kalmıyor ki işten, hem kitaplar da çok pahalı...
Bozuk bir plak gibi günlerin bu tekdüze tekrarında
Büyürken ömrümüzün güneşe çıkmamış boşlukları
Öldüğünü duyarız acıyla içimizde bir yerlerde
Yaşama sevinci veren o eski, o ince duyguların.

Ve akşam al atlı bir şehzade gibi gelir
Düştür kurtuluştur sokaktır sevinçtir...
Yollar yürüyüşümüzden tanır bizi, kekeme ve aceleci
Çarşılar camlara düşen ezik bakışlarımızdan.
Rüzgârdan ve gün ışığından kamaşır gözlerimiz
Giysilerimiz ele verir kimliğimizi, yıpranmış ve temiz.
Aklımızda borçlardan ve ihtiyaçlardan sıralı yüzlerce soru
Katılmadığımız bir şarkı gibi gün biterken eşiklerde
Evler sıkıntımızın sürdüğü bir başka memuriyettir.

1985

Şükrü Erbaş / Toplu Şiirler 1 - Aykırı Yaşamak ( I Kayboldu Yüreklerimiz) s. 72

__________________
gökyüzüne sürülmüş ölüm ruju / hatırlarım o günden beri güneşin boynunda kapalı yazısı...b.y.
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 08-12-2010, 22:36
tiryakinim tiryakinim isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 1.137
Standart

Biz Neden Başkalarını Sevemiyoruz

Gümüşün ustalarını bitirdik
Ahşap konakların oymalı dolapların
Üzümün camın kesme taşın ustalarını...
Akik kehribar yakut ve lal
İşleyip incecik dünyayı parmaklarıyla
Hantal düzlüğümüze köpük köpük
Pencereler açan ustalarını
Işığın, sevginin ve iyiliğin
Bitirdik bir bir hünerleriyle boğarak...

Uçurumların türküsünde şimdi sıra
Dorukların karında, çimenlerin sütünde...
Fırat'ı yasaklayıp Dicle'yi susturarak
Tütün peynir yün ve pirinci
Gömerek ağır toplarla toprağa;
Kıl cecim savatlı düş rüzgârlı poşu
Bin yıldır kendi yurdunda konuk
Bin yıldır göçer iki zulüm arasında
Akıl almaz bir yaşama ustası
Koca bir halkta şimdi sıra...

Narcissusun aynasında yalnız kendi suretimiz
Biz neden başkalarını sevemiyoruz...

Şükrü Erbaş
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 13:04


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum