Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Mektup Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 26-09-2007, 16:27
High Hopes High Hopes isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: May 2007
Nerden: Turkey
Mesajlar: 32
Standart

Oraya "dönemem" düşüncesiyle gitmiştim. Bilinçaltıma yerleşmiş olan şeyler beni buna sevketti. Dönmem büyük bir şanstı ve buna şaşırmıştım. Allah'ın sevdiği bir kulmuşum demekki...
Nöbet kulübelerinde neler düşünmedim ki...
Az da ağlamadım... Zaten hayal kurarak ve birşeyleri düşünerek geçirdim askerliği. Böyle olmak da zorunda zaten.
Neler düşünmedim ki. Burada olmayı çok istedim, buz gibi bir İst. gününde yanında olmayı, beraber bir vapurdan öteki vapura geçmeyi, yemyeşil çimenleri, denizi...

Aklıma en çok sen geldin nöbetlerde.
Gariptir, sen her aklıma gelişinde içim parçalanıyordu. Ben orda yalnız, sen burda yalnız ve ikimizin de mutsuz olduğunu bilmek duygulandırıyordu beni.
Bunları elbette bilmiyordun ama ne bileyim belki hissetmişsindir.
Yazdıklarından mutsuz olduğunu anlamıştım.
Ama aynı yerde olmasak da başka ortak noktalarımız da vardı. İkimiz de üşüyorduk mesela. Ama sanırım sen daha fazla üşüyordun.
Mektubun geldiğinde ne kadar sevindiğimi söylesem, herhalde az olur. Bir çocuk nasıl sevinir, işte sanki öyle sevindim. Dolabın en gizli yerinde sakladım o zarfı. Sıksık elime alıp okudum.
Sana yazmak da benim için hem acıydı hem de rahatlatıcıydı. Saklayacak birşeyi olmayan ben, mektuplarda sayfa ve zamana bağlı kalmadan içimden gelenleri sana yazdım. Sonlu yazdım, sonsuz yazdım. Mutlulukla, sevgiyle ve hüzünle elbette.
Mektuplarımı okurkenki seni görmeyi çok istedim.
Senin hâllerini yazdım, seni sana anlatmak gibi oldu aslında bu. Ama güzeldi.

Şarkılar söyledim, şiirler okudum nöbetlerde. Allah'a dua ettim. İnşallah dedim kentime dönerim, bıraktıklarımı tekrar görürüm. Güzel bir şeymiş özgürlük, bunu anladım.
Uzaktık ama yakındık aslında, hatta yanyanaydık o satırlarda. Sen çay içiyordun, ben oturmuş yalnızlığı düşünüyordum. Konuşuyorduk arada...
O satırlar hiçbir kötülüğün ulaşamayacağı bir fenerin ucunda yazıldı. O fener her zaman ışık verdi. Umutla ve bembeyaz. Kağıtlara sığmadı, uzaklığa da sığmadı.
Bilmem ki, aklımda B.Ada'dan vapurla dönerkenki uzaklara giden güneşli bakışın kaldı...

Sen şimdi istediğin yalnızlığına yerleştir bu satırları, özgürleştir veya tutsak kıl.


High Hopes
(23/5/2007)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 26-09-2007, 16:29
High Hopes High Hopes isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: May 2007
Nerden: Turkey
Mesajlar: 32
Standart

İşte böyle bir şey...
<HR style="COLOR: #ffffff" SIZE=1>

<DIV id=post_message_17451>İnşallah iyisindir. Sana bir fırından çalınmış sıcak bir günde yazıyorum. İstanbul'un fırın günlerinden biri.
Eriyorum, suya dönüyorum, sonra bazen -tuhaftır- kendimi içip serinliyorum.
İnsan kendini içip serinler mi? Serinliyor, oluyor nasıl oluyorsa işte...

Nasılsın, nasıl gidiyor sıcak hava ile aran? İşin nasıl, memnun musun?
Canım sıkılıyor bugünlerde. Sıkıntı elbet geçecek ama ne zaman geçeceğini kimse bilmiyor.
İçimde, bir denize sarılmak, bir vapur iskelesini bırakmamak tutkusu dalgalanıyor. Maviye dönüyorum sıcağa rağmen. Hoşuma da gidiyor bu. Mavide çok kalamıyorum ama. Niye mi? Hayat gibi değişmeye mecbur kalıyor "o an".

Gençliğimiz tükeniyor milim milim. Geleceğimizi çalıyorlar. İçine ediyorlar dünyamızın binbir yalanla, utanmazlıkla.
Ömrümüz akıyor, önüne bir baraj çekemiyoruz! Niye çekemiyoruz sence?
Gerçeği söylemiyorlar bize, sadece bir ninni okuyup uyutuyorlar bizi.
Ve biliyoruz ki, bir gün denize karışacağız. Tüm kötülüklerden arınacağız. Akıp gideceğiz bir yaprak gibi.
Bir gün kötülüklerden kurtulma düşüncesiyle avunuyoruz belki de. Beyaza vurulacağız o gün...

Fırınım beni kendine çağırıyor. İstemesem de gitmeliyim.
Kar tanelerinden, serin dalgalardan, nemli ormanlardan daha umutlu bir "hoşçakal" ile süslüyorum son cümlemi.
Kendine dikkat et...


28/06/2007
High Hopes
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 16-02-2008, 22:29
High Hopes High Hopes isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: May 2007
Nerden: Turkey
Mesajlar: 32
Standart

7 Ocak 2007 / BİNGÖL


(HER YERDE KAR VAR. YOLLARDA, AĞAÇLARDA VE BİRAZ DA İÇİMDE)


Kar başladığı gün yazmayı düşünmüştüm bu satırları, ama tam olarak yoğunlaşamadım, aktaramadım kağıda duygularımı, içten olmayacağını düşündüm. Kar ne zaman başladı?.. 4 Ocak'dı sanırım. Uyanıp dışarı baktığımda, ıssızlığın beyazlığıyla karşılaştım. Güzel ve dolu dolu bir kar yağdı.

Direk "kar"dan girdim mektuba. Düşünüyorum da, bu coğrafyada kışın başka neden bahsedilebilir... İlk cevap "kar" olur bence.

7 gün ne kadar çabuk geçti. Karla karışık ve çok çabuk. Yazamadım günlerdir. Yazamamayı bu mektubumla kırıyorum bu gece. -Saat şu an 21.45-
Geçen 7 günü neden yaz(a)madım diye sordum kendime; ne günahı vardı onların? Bilmiyorum.
Hep derim ya sana, akıp gitmekte zorlanmaya başladım kağıtlarda yine bu dönem.
İşte, bembeyaz 7 gün. Yeni bir başlangıç. Coşkulu, umut dolu, güzel...


İyiyim. (Ya da iyi olduğumu düşünüyorum.) Askerliğin zor dönemi (eğitim) bitti.
Bir kitap aldım kütüphaneden: "Mucizevi Mandarin" (Aslı Erdoğan)
Biliyor musun, sabah aydınlığında açık havada kar manzarası o kadar güzel ve taze ki...Hava açık, masmavi, yerde bembeyaz kar...
Çok fazla çay içiyorum. Burda çok ucuz çay: 10 kuruş.
Yemeklerimiz çeşitli ve güzel. Haftasonlarımız rahat geçiyor.


Başka ne yazsam, neler anlatsam sana?
Karlı yolun ucunda görünsen, bana doğru gelsen ve geçtiğimiz günlerde yaprakların arasında gördüğüm bir çift serçe gibi beraber olsak diyorum, istiyorum.
Bir çift serçe olup, karın üzerinde ufak ufak yürüsek. Kar bu bağlamda kötü yaptı beni. Çünkü seni hatırlatıyor hep bana. Seni yanımda istiyorum. Kar'sın sen, kar geldi buraya ama sen yoksun. Kar'sın ama yanımda değilsin. Garip ve hüzünlü bir durum.
Ama umutluyum da. Yeni yıla girdik ve önümüz bahar.
1 Ocak 2007 sabahı uyandığımda, içimde sanki bir rahatlama hissettim. Bu hem yeni bir başlangıçtı, hem de askerliğim bitime doğru ilerliyordu.
12 Ocak'tan sonra 4 ay bir askerliğim kalıyor. Mayıs'ın 15 veya 17'si gibi çıkıyorum.


Acaba uykuya mı dalmışsındır şu an. -Saat 22.00-
Bir şiire mi ilerliyorsundur sokaklarda, beni mi düşünüyorsun acaba... Belki tam şu anda, birbirimizi düşünüyoruz karşılıklı, kimbilir...
Şiirlerin geliyor bazen aklıma, "ne güzel yazmışsın" diyorum içimden, dağlara bakıyorum, mırıldanıyorum içlerinden bir tanesini... Ve biliyor musun, gözlerimin önünde uzanan dağlara bakıp dakikalarca ağlamak istiyorum bazen.
Hiç bu kadar uzun bir mektup yazmamıştım bugüne kadar. Ne güzel, değil mi, sevdiğin insanın elinden çıkmış satırları okumak. O'nun gönlü, ruhu dökülmüş kağıtlara.


Uykum geldi, yatma saati de geçiyor zaten, dinlenmeliyim.
Acaba istenir mi bir kedinin iyi geceler öpücü? Ben istiyorum senden.
Ben de iyi geceler öpücüğü konduruyorum bu kağıda, bu kağıda dokununca da senin ellerine...

İyi geceler... Parmaklarından kelebekler, içinden bahar ve şiirler eksik olmasın.


7 Ocak 2007, 22:15
High HopesEdited by: High Hopes
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 16-02-2008, 22:31
High Hopes High Hopes isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: May 2007
Nerden: Turkey
Mesajlar: 32
Standart

Beklemiyordum ki...
<HR style="COLOR: #ffffff" SIZE=1>

Benim bahçeme zamansız yağdı kar. Filizlerim birdenbire dondu, yok olup gitti. Büyüyecek, yaşayacak, seveceklerdi. Hepsi, ummadığım bir anda yokoldu gitti...
Oysa gökyüzü açıktı, rüzgar yumuşak, deniz maviydi.

Zamansız geldi kar, beklemiyordum ki.
Ben ne yapmıştm ki ona, beni buldu bu kötülüğü oynamak için?

Saflıktı, mutlulukdu, huzurdu kar... Ayaklarımın altında yıllardır ezilmek kızdırdı belki de onu. Ve bir plân yaptı, karanlık çekti beyazlığına, bir kötülük yapmak istedi.

Hayallerim vardı... Büyüyecekti filizlerim, bahçem neşeli çocuklara benzeyecekti.
Bir yaşam, işte böyle başladı.
Masalların kıskandığı bir dünyaya dönüşecektik onunla. İstediklerim de çok şey değildi: mutluluk, huzur, sonsuz sevgi istiyordum.
Masalların bile kıskanacağı bir hayat istiyordum. Suçum bu muydu acaba?
Masalları sevdiğini iyi biliyordum onun. Benim olurdu belki, benle olurdu, mutluluğun huzurun en beyaz ortağı olurdu.
Bunun için geldi sandım, oysa o, siyah bir masal olmak için gelmişti.

Yıllardır üşüyüşüm bu yüzdendir. Çok ama çok üşürüm ve de yüreğim acır. Acıyı 'neden'leyemiyorum, yüreğimi acıtmasının sebebini bulamıyorum.
Bir yaşam, öyle başlamıştı. Ama düğüm attıkça attı üzerime. Katlanılmaz geldi bir yerden sonra.
Bana umutsuz şiirler, yazarsız şarkılar düştü. Halatları baltayla koparılan, alelacele demir alıp giden gemiler düştü. Buz gibi bir duvar, sebebi soru işaretine asılı bir acı düştü.
Düğüm üstüne düğüm, mutsuzluk üstüne mutsuzluk düştü bana.

Öyle üşüyorum ki, ateşten bile korkmuyorum. Hem neden korkayım! Buzlarını eritecek ruhumun ve ağlayan filizlerimin. Orada mutlu edecek bizi, orada masalı gerçeğe dönüştürecek.
Sana ancak mutluluk vaadedebilirdim ben.
Orada mutlu kılacak bizi ateş: beni, hayallerimi ve bahçeyi...

Hayat kısacık. Bakıyorsun başlamış, sonra bir bakıyorsun ki bitmiş. Tıpkı masallar gibi.
O kısacıklıkta, kırmayacaksın kimseyi, nefret etmeyeceksin kimseden, üzmeyeceksin kimseyi. Telafisi zor bunların (belki de yok), ki zaten hayat bitecek bunun için uğraşırken, kısacık çünkü.
Kendimi rüzgara kaptırsam bile (ki severim ya rüzgarı), kurtulamam düğümlerden. Düşen, yine bir acı olur bana.


Belki şu an dışarı bakıyorsun kirli pencereden, dışarda kuşlar uçuyor.
Kar yağacak belki geceleyin, birazdan o biterken.


Kasım 2007
High Hopes
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 21:09


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum