Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > DÜNYADA EDEBİYAT > Dünyada Şiir

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #21  
Alt 17-01-2008, 14:30
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



MARURİ BİR SOKAĞINDAKİ PANSİYON


Maruri bir sokak


Karşı karşıya değildi evler, sevmezlerdi birbirlerini,
yine de yan yanaydılar.
duvar duvara, fakat
pencereleri
bakmazdı sokağa, konuşmazdı,
öyle sessizdiler.



Bir kâğıt uçuruyor havalanır gibi ağaçtan
kışın kirli bir yaprak.



Akşam ortalığı tutuşturuyor, kaygı içinde
yok oluveren bir ateş boşaltıyor gök.



Kara sis balkonları örtüyor.


Açıyorum kitabımı. Yazıyorum
bir maden ocağının
çukurunda sanıp kendimi,
bir ıslak,
bırakılmış dehlizde.
Biliyorum kimse yok şimdi
evde, sokakta, acı kentte.
Bir mahkûmum açık kapısının önünde,
açık dünyanın önünde,
akşam alacasında şaşkın, gamlı bir öğrenciyim,
çıkıyorum işte o zaman şehriye çorbasına,
iniyorum ardından yatağa ve yarına.



Pablo Neruda
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 17-01-2008, 22:36
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



DENİZİN SUNDUKLARINA ELVEDA


Denize, denize dönün
bu sayfalardan!



Balıklar, yumuşakçalar, yosunlar,
soğuklardan kaçan herkes,
Pasifik'in ortasına
dönün,
dalganın
sevinçli öpücüğüne,
gizemli mantığına kayanın.



Ey, suda yüzenler,
denizin içindekiler,
kaygan canlılar,
ayrılma ve kavuşma
zamanı şimdi:
kağıt destek çıkıyor bana;
mürekkep, mürekkep hokkaları,
basımevleri, harfler,
resimler,
simgeler ve sayılar
karıştıkları nehir yataklarından
karşılıyorlar beni: sevgimi, dostluğumu isteyen
kadınlar
ve erkekler,
ozanla şakalaşmak isteyenler,
toplanın Petorka'dan,
Atakama'dan, Arauko'dan,
Lonkoçe'den gelen çocuklar!



Bir tren bekliyor beni, elma yüklü
bir gemi,
bir uçak, bir saban,
birkaç diken selamlıyor.



Elveda, suyun verimli
ürünleri, hoşça kalın,
gösterişli
karidesler,
döneceğim, döneceğiz
şimdi bozulmuş olan
birliğimize.
Kuma aitim ben:
Devinen denize döneceğim
ve çiçeklerine,
öfkesine:
ama şimdilik dolaşacağım
ıslık çalarak
sokaklarda.



Pablo Neruda
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 18-01-2008, 11:18
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

<BIG><BIG>Umutsuz Bir Şarkı
</BIG></BIG>
Çıkıp geliyor hayalin beni saran geceden.
Denize karıştırıyor inatçı yakınışını ırmak.

Terk edilmiş, gün batımındaki rıhtımlar gibi.
Ayrılık saati bu, ey terk edilmiş!

Yağıyor yüreğime soğuk taç yaprakları.
Ey yıkıntı uçurumu, vahşi mağarası kaza geçirenlerin.

Sende toplanır savaşlar ve uçuşlar.
Yükselir senden şarkı kuşlarının kanatları.

Bir uzaklık gibi yuttun her şeyi.
Deniz gibi, zaman gibi sende battı her şey!

Saldırı ve öpüşün mutlu saatiydi o.
Deniz feneri gibi parıldayan o esrime saati.

Uçuş korkusu, kör dalgıç öfkesi,
çalkantılı esrikliği aşkın, sende battı her şey!

Kanatlandı, yaralandı ruhum pusun çocukluğunda.
Kayıp keşif, sende battı her şey!

Sarıp sarmaladın acıyı, tutunuyorsun arzuya,
kendinden geçmişsin üzüntüyle, sende battı her şey!

İttim gölge duvarını geriye,
arzu ve eylemin ötesine, yürüdüm gittim.

Ah, ten, benim tenim, sevip yitirdiğim kadın,
seni çağırıyorum yaslı saatte, sana adıyorum şarkımı.

İçine aldın sonsuz sevecenliği bir fanus gibi
ve tuz buz etti seni sonsuz unutuluş.

Oradaydı adaların kara yalnızlığı,
orada sevda kadını, sardı kolların beni.

Susuzluk ve açlık vardı, meyveydin sen.
Acı ve yıkıntı vardı, mucizeydin sen.

Ah kadın, bilmem nasıl erittin beni
ruhumun toprağında, kollarının arasında!

Ne korkunç ve ne kısa oldu sana olan tutkum!
Ne zorlu ve ne esrik, ne gergin ve ne aç.

Öpücükler mezarlığı, sönmedi hâlâ yangını mezarlarının
yanar hâlâ kuşların gagaladığı verimli dalların.

Ey ısırılmış ağız, ey öpülmüş organlar,
ey aç dişler, ey sarmalanan bedenler.

Ey umut ve çabanın çılgın bağlanışı,
içinde kaynaşıp umutsuzlandığımız.

Ve sevecenlik, su ve toz kadar hafif,
başlar sözcük belli belirsiz dudaklar arasında.

Yazgımdı bu içinde geçti özlem yolculuğum
ve orada yıkıldı özlemim, sende battı her şey!

Ey yıkıntı uçurumu, içine düştü her şey,
çekmediğin hangi üzüntü kaldı, hangi dalgalar kaldı
seni yutmayan.

Yine de seslendin, şarkı söyledin dalgalardan dalgalara.
Dikilip bir gemici gibi pruvasında geminin.

Çiçek açarsın şarkılarla hâlâ, hâlâ kırılırsın akıntılarda.
Ey yıkıntı uçurumu, açık ve acı kuyu.

Solgun kör dalgıç, derinliklerin bahtsızı,
kayıp kaşif, sende battı her şey!

Ayrılık saati bu, hoyrat, bu gibi saat.
Gecenin tüm zaman çizelgelerine işaretlendiği an.

Sarar kıyıyı hışırdayan kuşağı denizin.
Yükselir soğuk yıldızlar, göç eder kara kuşlar.

Terk edilmiş, günbatımındaki rıhtımlar gibi.
Titrek bir gölge kaldı ellerimde oynaşan.

Ah, her şeyden uzak. Her şeyden uzak.

Ayrılık saati bu. Ey terk edilmiş!

Pablo Neruda
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 18-01-2008, 20:43
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



Yüz Aşk Şiiri -57


Ay'ı yitirmişim, yalan söylüyorlar,
geleceğim kumdan farksızmış, yalan,
deyip durmadılar mı hep, soğuk dilleriyle:
evrenin çiçeğini sürgün edeceklerini.


"Semender'in asi amberini artık hiç şakıyamaz,
bir tek koyu var onun." demediler mi.
Geveleyip bitmek bilmez kağıtlarını
gitarımı susturmak istiyorlardı.


Yüreğini yüreğime çivileyen aşkımızın
alevli mızrağını gözlerine atıyorum,
parmak izlerine düşmüş bir yasemin dileyip.


Ve karanlıkta, gözkapaklarımın gecesinde, yitik,
yeni parıltı beni sarmaya gelince,
karanlığımı yenerek yeniden doğuyorum.



Pablo Neruda
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 19-01-2008, 10:48
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



Yüz Aşk Şiiri -60


Beni vurmak isterken seni yaraladılar.
Bana yöneltilmiş ağunun darbesi
geçip acılar zırhımın halkalarından
sana bulaştırıyor pas lekesini, uykusuzluğu.



Beni gözleyen kin, sevgilim,
geçmesin alnının çiçekli ayından,
düşlerinde öçleri
beyhude bıçaklarını unutmasın.



Nereye gitsem acı adımlar da ardımdan gider,
nerde gülsem yüzümde korkunç bir gülüş yansır
nerde şarkı söylesem orda arzu lânetler, güler, kemirir.



Yaşamımın yarattığı karanlık böyledir aşkım:
topallayarak ardımdan gelen bu ıssız giysi
gülüşü kanlı bir korkuluk gibidir.



Pablo Neruda
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 22-02-2008, 12:40
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



Yüz Aşk Şiiri -63


Gidiyorum çölde, burda tuz taşı
denizin gömdüğü tek güldür, tek çiçektir,
gidiyorum sedefli ırmak boyunca, karda.
Gördü adımlarını acı Sıradağlar.


Uğultulu çalılık, ey yaban yurdum,
ormanda düğüm düğüm ölüm öpüşlü sarmaşan,
sızısı bir su kuşunun, ok gibi ürpertiler,
yitik acılar diyarı, katı yaşlar diyarı!


Bakırın ağulu derisinden, bir kar anıtı gibi
uzanmış güherçileden, asmaya, kiraz taçlı
ilkyaza dek, her şey benim bu yurtta,


her şey benim, kara bir atom gibi çöle,
üzümün güz parıltısına aitim...
Yükselir kar kuleleri metal yurdumdan.



Pablo Neruda
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Alt 22-02-2008, 12:40
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



ÖLÜM


I
Dünyaya birçok kez gelmişim
Yok olmuş yıldızların dibinden
Ellerimde tuttuğum
Ölümsüzlük bağlarını dokuyarak
Şimdi öleceğim yeniden
Vücudumu örten toprağa sarınarak!


II
Ne papazların sattığı
Gökyüzünden bir parça aldım.
Ne de tembel zenginler için
Metafizikçilerin,
Düzüp koştuğu, karanlıklardan.


III
Ölüm içinde yoksullarla bir olmak istiyorum
Göğü elinde tutanların kamçıladığı
İnceleme yeteneği olmayanlarla!
Şimdiyse ölüme hazırım
Beni saran bir elbise gibi
Sevdiğim renkten
Boyu bosuma tıpatıp; uygun
Ve benim için gerekli olan
Beni saran bir elbise gibi!





Pablo NERUDA
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Alt 27-08-2008, 16:00
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



SON


Bu sözcükleri kanımla yarattım,
Evet, acılarımla yarattım bu sözcükleri!
Anlıyorum sizi dostlar, her şeyi anlıyorum.
Benim olmayan sözcükler girdi araya,
Anlıyorum sizi dostlar!
Havalanmak istiyormuşum gibi
Kuşların kanatları, bütün kanatlar
İmdadıma yetişti,
İşte benim olmayan bu sözcükler
Ruhumun bu karanlık esrikliğini kurtarmaya geldi.


Şafak,
Sıkıntı düğümlerini boğazımda hiç
Bu kadar sıkmadı sanki.
Yine de
Kanımla yarattım, evet, acılarımla
Bu sözcükleri. Yarattım onları!


Neşe için sözcükler yarattım
Alev alev bir taçken yüreğim;
Çivileyen acının sözcüklerini,
Sizi kemiren içgüdüleri,
Tehdit eden atılımları,
Sonsuz istekleri,
Açı kaygıları,
Ak şemsiye çiçekleriyle dolu kırmızı bir toprak gibi
Çiçeklenen ömrümü örten aşk sözcüklerini.
İçimden taşıyorlardı. Hep taşmışlardır.
Çocuk, acım çığlıktır
Ve sevincimdir sessizliğim.


Daha sonra unuttular gözler
Herkesin yüreğinin rüzgarıyla
Süpürülen gözyaşlarını.


Şimdi söyleyin bana dostlar
Nereye saklandığını
Hıçkırıkların bu buruk öfkesinin.


Dostlar, nereye saklandığını sessizliğin,
Hiçbir kulak, hiçbir bakış
Kendisini suçüstü yakalamasın diye.


Sözcükler geldi ve bir şafak gibi
Bastırılamaz yüreğim parçalandı onlar arasında,
Asılarak uçuşlarına,
Sürüklenip, çekilip kahramanca kaçışlarında,
Terkedilmiş ve çılgın ve onlar altında unutulmuş yüreğim
Ölü bir kuş gibi, kanatlarının gölgesinde.


Pablo Neruda
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Alt 03-01-2009, 16:53
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Belki[/B]
Belki, belki toprak üstündeki bir katman gibi unutuş
çoğaltır bitkileri ve (ola ki) besler hayatı
ormanın karanlık humusu gibi.

Belki, belki koşar gelir insan bir demirci gibi
ocağa, demirin demirle olan savaşına,
kör kentlerine dalmaksızın kömürün,
bakıp duran gözlerini kapamadan düşer belki
uçurumlara, sulara, minerallere, felaketlere.
Belki, fakat benim öğünüm başkadır; benim besinim başka
gözlerim kemirmeye geldi unutuşu:
Dudaklarım açılır her zamana, ve her zaman,
yalnızca bir parçası değildi ellerimde aşınan.

Bu yüzden konuşacağım senle
çekmek istemediğim acılar hakkında,
zorlayacağım yeniden seni yaşamaya
yangın yaraları arasında,
bir garda yolculukta gibi barınmak için değil,
toprağa alınla vurmak için değil
ya da doldurmak için yüreklerimizi suyla,
fakat bilerek ilerlemek için, aklığı paklığı fethetmek için
her zaman anlamlı kararlarla,
sevinç için katılığın bir şart olması için,
böylelikle yenilmez olacağımız için.
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">
Pablo Neruda[/B]
Türkçeye çeviren: İsmail Aksoy
('La arena traicionada' / 'İhanete Uğramış Kum';
'Canto General'den)
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #30  
Alt 03-01-2009, 17:08
.deniz. .deniz. isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 22
Standart


AÇIKLAYALIM
Bana soracaksın :Leylâklar ner'de ?
Ner'de gelinciklerle örtülü metafizik ?
Ner'de suskular ve kuşlarla dolu kelimeleri
Damıtan yağmur ?
Anlatayım başıma gelenleri :
Madrit'in bir mahallesinde yaşıyordum
Çanlarla,ağaçlarla,saatlerle
Uzaklara bakınca or'dan
Kocaman ,deri bir okyanus gibi
Kastil'in kuru yüzü görünürdü
Evimin adı "Çiçekler Evi"ydi
Itırlar biterdi her yanında , güzel bir evdi
Çocuklar ,köpeklerle
Raoul, hatırlıyor musun ?
Raphael, ya sen ?
Hatırlıyor musun ,Federico ?
Sen şimdi toprağın altında yatan
Hatırlıyor musun evimin balkonlarını , or'da
Haziran güneşi ağzına çiçekler yığardı hani ?
Kardeş,hey kardeş !
Her şey
Büyük çığlıklardı ,malların tuzu,
Çarpa çarpa büyüyen ekmek yığınları,
Arguelles'teki mahallemin çarşıları,
Solgun bir mürekkep hokkası gibi duran heykeliyle
Yağ akardı kaşıklarından
Büyük çalkantısı ayakların ve ellerin
Sokakları doldururdu
Metreler,litreler, yaşamın
Derin anlamı
Balıklar sıra sıra istif edilmiş
Soğuk güneşle damların birlikte dokuduğu kumaşta
Yorgun kuleler
Zarif ve çıldırıcı fildişisi patateslerin
Denize doğru yuvarlandıkça büyüyen domates dalgaları
Ve bir sabah her şeyi ateş aldı
Ve bir sabah kızıl korlar
Topraktan çıktılar
Yutup yok ederek önüne gelenleri
Ve o günden beri ateş
Ve o günden beri barut
Ve o günden beri kan
Haydutlar geldiler uçaklarıyla
Haydutlar yüzükler ve düşesleriyle
Kara papazlarıyla geldiler onları kutsayan
Göğün yücelerinden çocukları öldürmek için
Çocuk kanlarıyla boydan boya
Çocuk kanlarıyla kentin sokaklarından
Çakalların iğrendiği çakallar
Kuru dikenlerin ısırırken tüküreceği taşlar
Engereklerin lânetlediği engerekler
Önünüzde İspanya'nın kanının
Gururdan ve bıçaktan dalgalarıyla
Sizleri boğmak için yükseldiğini gördüm
Siz bunları yapanlar , hainler
Gelin de ölü evimi görün
Yaralı İspanya'yı görün
Ama ölü evlerin herbirinden ateşli bir metal fışkırıyor
Çiçek yerine
Ama her İspanya'nın her yarısından
İspanya fışkırıyor
Ama her ölü çocuktan bir tüfek fışkırıyor
gözleri olan
Ama her suçtan bir mermi fışkırıyor
Bir gün yüreğinizin tam ortasındaki
Yerini alacak olan
Bir de bana şiirlerin
Neden söz açmaz diye soruyorsunuz,
Düşlerden ve yapraklardan
Doğduğum ülkenin koca dağlarından ?
Gelin görün sokaklar kan,
Gelin görün!
Sokaklar kan.
Gelin görün kanı,
Sokaklar boyunca akan !...Edited by: .deniz.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 20:15


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum