Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > EDEBİYAT > Yeraltı Edebiyatı

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #11  
Alt 30-06-2006, 21:36
tozasor tozasor isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jun 2006
Nerden: Turkey
Mesajlar: 21
Standart



ŞİMDİ DAHA İYİ ANLARSIN BELKİ


Midem bulanıyordu ve sonunda deli gibi kusuyordum.. Yatıştırmaya çalışıyorlardı. Tamam bitti, geçti artık, siktir et ya gibi hiçbir işe yaramayan cümlelerle. Bazen böyle olurdu bazen başka bir şekilde. Aslında hiçbir şeyin değişmediğini sadece renk veya biçim değiştirdiğini ve kendimizi boşlukta hissettiğimiz için altına sıçan bir karıncayı bile ilginç bulabileceğimizi anlamıştım. O zamanlar hep midem bulanırdı ve bazen burnum da kanardı. Kılıksız görünürdüm şimdiki gibi. Saçlar birbirine girmiş, 5 günde bir değiştirdiğim pantolon ve tişörtler giymiş bir halde kusuyor ve gözlerim kan çanağına dönmüş bir halde yatışmayı bekliyordum. Sonra arkadaşlarımdan biri yanıma sokulur ve yanağımdan öperdi “ boşver ya, boşver ’’ diye. Kafamı onun omzuna koyardım ve susmayı beklerdim. Omuzlar değişirdi ve farklılaşırdı. Bazen kendimi kaybedip arabaların üstüne çıkardım ve yere yuvarlanırdım. Ama omuzlar hep değişirdi bazense hiç omuz olmazdı ve kafamı yerinden çıkarıp omzuma dayamayı isterdim. Bir tür delilik seansıydı ve aylardır sürüyordu. Her yerimin kanadığını hissediyordum. Sebebi hep içimde bir yerde gizlenmiş ve ortaya çıkmıyordu. Şimdi sana hissettiğim şeyler o zaman hissedilmemişti. Anlıyorsun değil mi? Şimdi sen her yazımı okuduğunda ve ben bunu bilirken aslında her yerimin kanadığını bilmiyorsun. Bütün eski hikayelerimi bir çırpıda anlatırken yüzlerimizin aldığı şekli hala anımsıyorum. Beni bazen de olsa anlıyorsun değil mi..

Şimdi ben bazı şeyleri hatta bir çok şeyi abartan biri olarak o zamanlar sen karşımda yokken ve henüz tanışmamışken bütün şiirleri ve öyküleri, kadınları ve üstünde zıpladığım arabaları seninle bir gün karşılaşacağımı bilmeyerek seçtim. Pek de pişman sayılmam hani.. burnum kanadığında bir gün barın birinde kızın birinin uzattığı mendili burnuma tutmuştum. Kan dudaklarıma süzülürken kız eliyle silmişti ve yanıma oturup doktora gidelim mi demişti. O zaman şimdikinden daha zor sarhoş olurdum ve olduğumda yaşam aslında yeterince giyinik gelmezdi, bir şeyler için gözünü karartmış ama ne için olduğunu keşfedememiştim. Anlıyorsun değil mi? Gerçekten anlamanı istiyorum çünkü bazen beynimin nereye gittiğini merak ediyorsun ya inan bende bilmiyorum. İşte o kız doktora gidelim mi dediğinde gerek yok demiştim. Konuşmadan yanımda oturmuştu ve acıyan gözlerle veya üzgün gözlerle veya herhangi bir bakış açısıyla kestiremediğim bir şekilde bana bakıyordu. Beni gerçekten anlamanı ve idrak etmeni istiyorum, ve sana aldandığımı biliyorum bazen. Kabul ediyorum birbirimizi çok defa üzdüğümüzü ve bir gelecek kurmanın aslında korkunç dayanıklılık gerektirdiğini. Ve kız bana bakarken ona adını sorduğumu hatırlıyorum şimdi. Bana adını söylediğinde hemen unuttuğumu ve 5 dakika sonra tekrar sorduğumu. Çünkü isimleri de aklımda tutamıyorum biliyorsun. Bazen de işime gelmeyenleri unuttuğumu da biliyorsun. Gerçekten şunu anlamalısın ki o kız bana mendili uzattığında ne düşündüğünü bilmiyorum. Beraber 2-3 bira içip pek konuşmadan zamanı tüketmiştik. Anlatacak bir hikayemiz yoktu ve 4 yıldır bir kadınla olmamıştım, ilk düzüştüğümde 15 yaşındaydım ve hiçbir şey anlamamıştım. Sonra birileriyle çıkmış ama seksin ne kadar gerekli olduğunu anlamadığımdan kimseyle olmamıştım.

İşte o kız benim bilmediğim bir şeyi biliyordu. O mendili uzattığında henüz seni tanımamıştım ve birbirimizin günlerini eritmekle meşgul değildik henüz. Oyun da oynamıyorduk birbirimize çok fazla. Beni bu noktada anlamanı umuyorum. Tek gözle etrafa baktığım yıllardı ve 2-3 bira içtikten sonra ona yaklaştım biraz. Ve o geri çekildi. Deniz savaşında çekilen gemiler gibi. Kalkıyorum dedim ona ve kalktım, giderken o da geldi. İyi görünmüyorsun dedi, adını sordum tekrar ve kalktık beraber. 4 yıldır kimseyle olmamıştım ve aslında beni anladığını hissedebiliyorum az çok. Sık sık burnum kanıyordu ve sık sık insanlara kanıyordum. Güvenimi kaybetmeye başlamıştım olan bitene. Şimdiki gibi yaşlı değildim ve kız elimi tutuyordu yolda. Ama elini hissetmiyordum, neden tutuyosun elimi demiştim. Ağlıyordu ve teselli edemezdim onu. Seni de bazen edemediğim gibi veya senin de beni edemediğin gibi. Sonra sahile gidip oturmuştuk ve beni öpmüştü, hemen sertleşmiştim. Bu pek romantik bir durum sayılmazdı ama sende beni anlamayacaksan kim anlayacak? 4 yıl olmuştu ve onu öpmekten bi an için vazgeçtim. Dudaklarımı kaçırarak denize baktım bi süre. O da baktı. Sol gözümle onu izlerken sağ gözümle denize bakıyordum. Şimdi de bazen sol gözümle seni izliyorum, yemek yiyişini, oturuşunu, tuvalete gidişini, sağ gözümle artık benden çok uzakta olan denizi ve o geceyi düşünüyorum. Hiçbir anlamı yoktu anlıyor musun.. şimdi bana sorma sakın neyin anlamı var diye.. sol gözümle seni izlemeyi hala seviyorum. Ve bunu niçin yazdım bilmiyorum, sana anlatabilirdim direk. Yüzüne bakıp uzun uzun. Ama sen şimdi gideceksin ve döndüğünde anlatabilecek bir şeyim olur mu bilmiyorum. Şimdi bazen aynada gözlerime bakıyorum, iri ve siyahlar ve hala güzel baktığımı düşünüyorum. Ama kaşlarımdan birisini küçükken kesmiştim yamuk duruyor. Hoşuma gidiyor ama. Parmaklarımdan birisi yanlış kaynadığı için yamuk ve evlenirsem asla yüzük takamayacağım sanırım. Ama evlenmeyeceğim zaten bunu da biliyorsun değil mi.. şimdi o kız ne yapıyor bilmiyorum, bir daha da görmedim zaten ama senin bir yerlerde olduğunu biliyorum. Bazen yakınımda bazen uzağımda. Sen ne kadar söylemesen de doğruyu söylediğini hissedebiliyorum. Ama yetmediğini anlıyorsun değil mi.. şimdi seni rahat bırakıyorum, bir süre için. Kafamı bir süre için yastığa bırakıp bütün bunların ne anlama geldiğini düşünmek istiyorum. Şu anda kuaföre gittiğini biliyorum, eşyalarını toplayacak ve bikini alacaksın. Bende duvarların ötesine geçip 2 kişinin ortasında uyuyor olacağım. Henüz emin değilim, belki sende 2 kişinin ortasında uyursun ve bütün sesler bir anda kesiliverir. O zaman emin ol şuna, burnum hala kanıyor olur, hala sarhoş olurum ve insanlara olan bütün inancımı nasıl kaybettiğimi de anlamış olursun şu an olduğu gibi.

İyi yolculuklar.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 31-10-2006, 00:03
tozasor tozasor isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jun 2006
Nerden: Turkey
Mesajlar: 21
Standart



KİRALIK


Tek bir şey biliyorum o da sersemlerin daha başarılı olması veya izlediğim bir filmin beni boğması,
Birkaç gün içinde ölebilirim diyorum kendime, şarkılar söyleyerek, sırıtan bir suratla,
Veya daha da ileri gidebilir ve parmaklarımı prize sokabilirim,
Dişlerimle elektriği kemirebilirim
Gazı açabilir ve sessizce oturabilirim,
Geçenlerde aynı filmi 5. kez izledim ve 5. kez ağladım,
Geçenlerde aynı şarkıyı bininci kez dinledim ve aynı şeyleri hissettim,
Bir çok defa ölümün kıyısından döndüm,
Bir çok defa öldüm,
Şimdi ayaklarım geri geri giderken bu soğuk havada,
Sabahın köründe 3 kuruşun peşinde koşturmak için
Daha medeni bir şekilde ölmek için gayret ederken,
Ne eski şiir kitapları, ne de kısa öyküler, ne filmler ne de insanlar
Hala işe yaramamakta, hala beni kurtarmamakta,

Bir keresinde kafam bozuktu, kızın biriyle aynı evde yaşıyordum ve orospu olduğunu bile bile
Aşık olmuştum, ve orospuydu ama yapacak bir şey yoktu
Ben evdeyken eski sevgilisiyle görüşüyordu ve
Sadece gerizekalıların inanacağı bir açıklama yapıyordu;
O benim için özel biri hala ve onu hep merak ederim, seni ettiğim gibi
Buna inanacak kadar gerizekalı değildim elbette
Ve o dışarıda veya herhangi bir evde onunlayken
Bara gidip içiyordum, kavga çıkartmaya çalışıyordum ve bir keresinde
Biriyle dalaştım bardaki grup hendrix çalarken,
Herif gözüme kolay görünmüştü 1-2 yumruklaşmadan sonra ayırdılar ve herkes içmeye devam etti,
Daha sonra herifin 5-6 arkadaşı ortaya çıktı ve dışarıda birbirimize girdik,
Herkesin kafası iyi olduğu için bir yerim kanamadı, yaralanmadım, öldürülmeden yırttım,
Ve eve döndüğümde hatun televizyon izliyordu, noldu sana ne bu halin dedi,
Bende “ sana ne oldu , ne bu halin “ dedim,
Anlamamıştı, bir şekilde anlamak istememişti ama ben her şeyin farkındaydım,
Elimde çöp torbaları ertesi sabah sızlayan diz kapaklarım ve kollarımla çöp kutusuna yürürken ve pislikleri evden uzaklaştırırken..

Askerdeyken kaytarma felsefesini kapmıştım iyice,
Korkunç geçen günler ve -25 derecede gecenin bir yarısı dışarı çıkmak ölümden beterdi,
Ve ben saklanabileceğim, yokolabileceğim bir yer arıyordum, herkes gecenin 2 sinde koşarken,
Kuytuya sinmiş sigara içiyor ve gökten şarap yağmasını diliyordum,
Sonra orospu çocuğunun biri gördü ve komutana şikayet etti, ilk dayağımı o zaman yemiştim
Ve askerden dönünce de devam etti kaytarmalar,
Hayattan kaytarıyordum, aşktan kaytarıyordum, her şeyden kaytarıyordum
Ve günler ansızın içime gelen boklar gibi üzerime geliyordu,

Ölmek için çaba göstermelisin demişti bir arkadaşım,
Onun için bile çaba gerekir, sende çaba yok ölemiyorsun bile,
Ölüyorum ama demiştim, her gün ölüyorum
Hayır dedi bak bize, ölüden farkımız yok ama ölmüyoruz
Somuttan bahsediyordu bense soyuttan, ve soyut ölüm daha kötüdür somuttan..
Şimdiyse uzaklarda oturuyor ve kocasıyla marihuana yetiştirip satıyor,
Yakalanmamak için dua ediyor ve sanırım bir şekilde soyutta ölüyor benim gibi,
Belki de yaşıyordur kimbilir, pek düşünmüyorum bunun üstünde,
Ve her gün biraz daha saçma şeyler oluyor, daha haksız olmam gerekirken
Haklı olmak direğe işeyen köpekler gibi hissettiriyor,
5 yıl boyunca hemen her gün okulda kafamı siken solcu zırvalarını duydum
din zırvalarını duydum, Türkçülük zırvalarını duydum,
ve 5 yıl boyunca beni komünist yapmaya çalışanları gördüm, onlara içki içmeyi
ve biraz gevşemeyi önerdiysem de pek işe yaramadı,
dünyanın ve buranın değişmesi gerekiyordu, bense değişmeyeceğini söylüyordum
içki içmek istemiyordu ve dünyayı değiştirmek istiyordu, sanırım 20-30 kişilik
bir topluluktan bahsediyorum,
pek bir şey değişmedi ama, bir tanesi askerde, bir tanesi evlenmiş, bir diğeri ayda 2 milyara tıp sektöründe çalışıyor,
devamlı içmesini önerdiğim eleman ise bardan dışarı çıkmıyormuş,
sanırım bazen haklı olmak hiçbir anlam ifade etmiyor, belki ona ediyordur..

artık yastığa kafamı koyduğumda sadece uyuyorum ama sola dönemiyorum,
5 dakika sonra kulağım tıkalı halde uyanıyorum,
sanırım içinde bir şey var ve ne olduğunu bilmek istemiyorum,
böceklerden ve sineklerden hoşlanmıyorum,
yılanları seviyorum ve bir kardeşten daha fazla yakın hissediyorum
günler boyunca duvarlara bakmaktan fazlasını yapmadım
günler boyunca taşaklarımı yayıp oturmaktan ve
günler boyunca acıların çiğneyip geçtiği zamanları andım,
günler boyunca içki içip pencereden dışarıya baktım
günler boyunca beynim kenara fırlatılmış kibrit kutusu kadar küçüktü..

etrafta ne yaptığımı bilmek isteyenler var ve ben sır vermiyorum,
boşverin diyorum, bir köpek ne yaparsa onu yapıyorum ama terliğinizi getiremem,
kemiklerimi toprağa gömüyorum ve asla çıkarmıyorum,
sıkıştığımda sokağa işiyorum ve asla üstünü kapatmıyorum,
kuyruğumu sallamıyorum çünkü yok,
ağzımdan salyalar akmıyor çünkü yok,
sizinle konuşmak istemiyorum çünkü isteğim yok,
kesiyorum sohbeti.. herkes için en iyi karar bu bence..

biri var, her gün aynı yazıyı yolluyor yayınlamam için,
çok uzun bir yazı ve bir kısmını okuyup geneli hakkında çıkarım yapıyorum,
yazıyı siliyorum ama her gün yine yolluyor
bir çeşit soğuk savaş yaşanıyor aramızda sanırım,
henüz bana küfretmedi, iletişime de geçmedi, umarım geçmez
ama bunu okuyorsa şunu bilmeli ki yayınlamayacağım o yazıyı...

biri daha var, mücadeleden bahsediyor
yer altı edebiyatı, birleşmek, cart curt
eskiden daha çok kafa sikerdi ama ustaca manevralarla atlattım sanırım,
gerçek bir yazarla birleşmek istiyorsa Orhan Pamuku önereceğim ona,
Nobel’i de var artık nasılsa..

Tanıdığım bütün kadınlar aşık olmaktan korktuklarını söylediler,
Ve aşktan korkanlar en çabuk aşık olanlar,
Tanıdığım bütün kadınlar fazla seksin ilişkiyi ucuzlaştırdığını söylediler,
Ve seksten rahatsız olanlar en çok sevişenler,
Tanıdığım bütün insanlar başarıyı hedeflediler,
Ve en çok onlar başarısız oldular…

Bazı akşamlar kapı çalardı ve çaldığında ben bakmak zorundaydım,
Açardım ve alacaklı olurdu, orospu çocuğu bir bakkal veya taksidini alamamış bir herif
Önce kibarca sorardı “ babanız evde mi “ diye, 2. gelişlerinde “ babanızla görüşecektim “ derdi,
3. gelişlerinde yüz ifadeleri sertleşirdi “ baban evde mi “ ..
iş senli benli muhabbete geldiğinde durumun ciddiyetini kavrardım, bunu kavramak için küçük bir yaşta olsam da kavrardım bir şekilde..
4. gelişlerinde “ babana söyle .. “ ile başlayan cümleler kurarlardı, kapıyı kapattığım an babam odasından çıkardı ve sırıtan bir ifadeyle “ ne yiyelim olum “ derdi
benim için zerre anlamı olmayan bir soruydu çünkü ya pilav yerdik ya da yumurta kırardık,
birkaç gün sonra annemde kalmak zorundaydım ve kaldım, tekrar eve geldim ve ev bomboştu, salon boştu, mutfak boştu odadan peder çıktı, yanında pijamalı genç bir hatun
eşyaları sattım dedi, yalnızca odasında bir yatak ve masa vardı,
eyvallah dedim ve çıktım, merdivenden inerken peşimden birisinin itmesini diledim,
kimse itmedi..
birkaç gün sonra döndüm yine, şimdi ne göreceğimi bekleyerek, bu kez penceredeki kiralık yazısını görünce içeri girmeden geri döndüm..

huzurevi gerçekten güzeldi, klastı, daha önce ekranda gördüklerime benzemiyordu,
herkesin bir odası vardı ve isminin dışında daha klas görünüyordu,
babaannem oradaydı, bir zamanlar kürkler içinde dolaşan bir Ortodoks şimdi kaliteli bir huzurevinde sonunu bekliyordu,
sonunu beklediğini biliyordu, bende biliyordum, babam da biliyordu
ama kimse bunu itiraf edemiyordu, sahneye itilmiş ve üzerine kapılar kitlenmiş bir
tiyatrodaydık sanki..
peder her defasında “ memnunsun anne değil mi, iyi iyi, güzel yer burası “ diyordu, kadının yanıtını beklemeden yanıtı kendisi veriyordu,
bir şekilde huzur bulma taktiği işte..
babaannemde “evet diyordu, güzel”.. öyle demek zorundaydı çünkü peder günlüğü 7 milyon olan bir otel odasında yaşıyordu ve otele 10 günlük borcu vardı, buna rağmen devamlı düşüzüyordu, düzüşmekten bıkmıyordu,
bende o sıra liseye gidiyor ve elimi düzüyordum, yani pek adil değildi..

aradan aylar geçmişti ve babaannem öldükten, babam otelden atılıp sokakta yaşamaya başladıktan sonra bende içki oranını artırmıştı..
bir şekilde dünya ucuz bir yerdi ve ben bunun farkındaydım, babam bunun farkındaydı ve annem yokken gizlice eve gelip duş alıyordu ve yemek yiyordu, birilerini düzmekten bahsediyordu,
birilerini düzüp düzmediğimi soruyordu, her defasında hayır diyordum,
yani muhabbet hala sıkıcıydı ve intihar etmeye niyeti de yoktu,
“neden intihar etmiyorsun “ dediğimde yüzüme tuhaf bir şekilde bakmıştı çünkü..
en sonunda etmese de sokakta birisinin onu öldüreceğini tahmin ediyordum,
birkaç hafta daha böyle geçtikten sonra şansı döndü ve piyangodan bir şeyler kazandı,
yurtdışında haberleştiği bir hatun vardı ve onun yanına gitti,
tek kuruş bırakmadan..
şimdi 7 yıl oldu ve hayatından memnun olduğunu söyleyen mailler alıyorum,
cevap yazmıyorum genelde, ya da kısa cevaplar; ben memnun değilim gibi..
oysa bütün bunların anlamı olmadığını ikimizde biliyoruz, diğer şeylerinde olmadığı gibi..

şimdi efesi dolaptan çıkardım ve içiyorum, bütün geçmiş günlerin, eski solcu yeni alkoliklerin, evlerinde ot yetiştirenlerin ve harikulade espri anlayışını hiç kaybetmemiş babamın ve bunları okuma zahmetine katlananların şerefine..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 17:01


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum