Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Mektup Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 29-01-2008, 23:31
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

birinci mektup <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />

geceydi...bütün insanların çırılçıplak olduğu bir zamandı. onları düşünüyordum; gümüş tepsilerdeki kristal kadehlerden zamanı yudumlayan insanları düşünüyordum. irili ufaklı aynaların karşısında enseleri bembeyaz kadınlar boyanıyordu. kocaman kocamandı kalçaları. o kadınları düşünüyordum.

bir kurt bir geyiği kovalıyordu yüreğimde. geyik soluk soluğaydı, yorgundu, bitkindi. karların üzerinde akıp giden bir yıldız gibiydi. koşuyordu. koşmak kurtuluş değildi belki, ama bir ümitti. koşmalıydı.

oysa birer namlu ağzıydı kurdun gözleri. avına güvenle, şehvetle yaklaşıyordu. yeni bilenmiş, sedef saplı bıçaklara benziyordu dişleri. bütün dileği et ve kandı. istese geyiğe hemen yetişebilirdi, ama uzasın istiyordu bu şehvetli koşu, bu bütün damarlarına
yayılan sarhoşluk bitmesin istiyordu.

ben seni düşünüyordum. çünkü geceydi. sevişmek zamanıydı insanların. yalnızdım. beni kuşatan duvarlar birer beyaz çarşaftı bu saatte. kapılar tüylü, yumuşak battaniyelere benziyordu.

ben seni düşünüyordum. kim bilir ne güzeldin soyunduğun zaman? nasıl kadındın? nasıl öpüşürdün kim bilir? nasıl kadın kadın kokardı her yerin? tutup avuçlarıma sığdırıyordum seni, gözlerimi, dudaklarıma sığdırıyordum.

sensiz kahrolmak vardı. seninle yaşamak vardı doludizgin. seninle her gece birbirimizi yenilemek vardı odalarda. odalara sığmamak vardı. bir sel gibi taşmak vardı gecelerden.

elimi uzatsam tutabilirdim seni, öyle yakındın. zamana kokun sinmişti. belki de uzaktan günlerce koşsam yetişemezdim sana. zamana kokun sinmişti.

tuttum resmini indirdim duvardan.

duvar ağlamaya başladı.

ümit yaşar oğuzcan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 30-01-2008, 18:36
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

ikinci mektup <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />

aramak... ömür boyunca aramak...yalnız seni aramak... paslı teneke kutularında, küf kokan dolaplarda, çerçevelerde, tenhalarda, ağaç diplerinde, sonra vapurlarda, trenlerde hep seni aramak. belki bu şehirde değilsin ne çıkar? seni arıyorum ya. belki de aynı sokakta evlerimiz, sabahları beni görüyorsun işime giderken. sonra akşamı bekliyorsun, alacakaranlığı... beni bekliyorsun ya da bir başkasını, bir başkasını...

hiç gel demeyeceğim sana. aramak neredeyse ben oradayım. ayaklarım ne güne duruyor? yok yok birden karşıma çıkma. kaç saklan. seni aramak istiyorum.

git bu şehirden haydi git. dağlara çık, o uzak dağlara. rüzgarın krallığında hüküm sür. baktın ki oraya da geldim, yine kaç. başını al, açıl denizlere. gemilerin en güzeli, en büyüğü dilediğin limana götürmeli seni, dilediğin yerde demir atmalı. ben küçük bir balıkçı kayığı ile peşinden gelsem yeter. seni arıyorum ya!

bir yıl, beş yıl, on yıl değil; beşikten mezara kadar aramalı insan, ama ne aradığını bilmeli. yaklaşıp uzaklaşmalı aradığından. okyanus dalgaları üstünde bir küçük tekne gibi alçalıp yükselmeli. yalınayak koşmalı yollarda, ayaklarını sivri taşlar kesip kanatmalı. çöllerden geçmeli yolu, yanmalı kavrulmalı. sonra gözün alabildiğine ak, soğuk ülkelere düşmeli. buzlar kırılmalı ayaklarının altında, üstüne kar yağmalı.

bir gün bulacaksam bile parça parça bulmalıyım seni. ayaklarını afrika'dan getirip bir kağıt üzerine yapıştırmalıyım, saçların sibirya'da olmalı, dudakların çin'de. gözlerin hindistan'da bir mabudun gözleri olmalı, ellerin italya'da bir heykelin elleri. bulsam da seni parça parça bulmalıyım.

yine de bir yerin eksik kalmalı.

yeniden yollara düşüp onu aramalıyım.

ve seni tamamladığım anda ölmeliyim

ümit yaşar oğuzcan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 30-01-2008, 21:59
Tayyibeatay Tayyibeatay isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Bolu
Mesajlar: 1.287
Standart



ciktisini alip,sevgilime gonderecegim bu mektuplari..tashihi Tayyibe Atay desem,sevgilim bana inanir mi?))))inanmaz degil mi sevgili Meral?biliyor musun ben bu mektuplari 18 yaslarimda okudum...o zamanki sevgilim hediye etmisti bana...nerededir acaba simdi))))kimlerle copcatanlik oyunu oynuyor!..ilahi..bak nerelere goturdun beni ya...alacagin olsun...
sitede yaptigin iyi isler icin bir kez daha kutluyorum seni dost Meral...sevgiyle de opuyorum...mucukssssss)))))
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 30-01-2008, 22:51
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



sanırım sahibini bulsun diye vermiş mektuplar ama adres yanlışmış demek))
hala o kadar çok eksik var ki okuma anlamında ama içimden mektup serisini okumak geldi tekrardan, ve paylaşmak)

iann bir arkadaşımız dahi okusa yaptığımız hiç bir şey boşa gitmez demektir...sesimizn ulaşıyor olması ne mutluluk)

sağol güzel arkadaşım...sağol...
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 31-01-2008, 18:06
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

üçüncü mektup <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />

gelme diyecektim, geldin. iyi ettin geldiğine. nerdeyiz? bir şehir yanıyor, dikkat et. tutuşabiliriz. işte ilk ateş gözlerine düştü, sonra dudaklarına, saçlarının arasına kıvılcımlar doldu ışıl ışıl. yanıyorsun, yanıyorum, yanıyoruz.

aramakla yetinsek bunlar gelmeyecekti başımıza. yine de memnunum. iyi ettin geldiğine. taş olup kalmaktansa, ağaç olup yanmak iyi. ellerini ver, ellerini. öpüşmeye susadım. tırnak uçlarından öpmeye başlayacağım seni. titreme, yanıyorsun.

koluma yat, sağ koluma, güçlü erkek koluma. dağılsın saçların bırak. nasıl olsa onları da öpeceğim tutam tutam. kulak memelerini, gür kaşlarını, dudaklarını da öpeceğim. dolgun dudaklarını, seven, sevdiren dudaklarını. dişlerim dişlerine değecek. yum gözlerini artık yaşamıyoruz. belki de yaşamak bu, bizim bilmediğimiz.

bir ekşi elma ısırıyordum, dişlerim kamaşıyordu omuz başlarını gördükçe ve biraz daha sen oluyordum sevdikçe.

öyleyse yeni yeni başlıyoruz yaşamalara, derin nefes almalara, o ölümsüz olmalara.

***8216;***8217;ışığı söndür***8217;***8217; diyordun, inadına yakıyordum. yalvarıyordun, çıldırıyordum. hiç ağlamadın. ağlasan ne değişecekti. ama ağlamadın işte yükseldin, yüceleştin, tanrılaştın bir yerde. öyle güzeldin anlatılamaz.

alnımdan ter boşanıyordu, saçlarım yapış yapış olmuştu. yüz merdiven inip yüz merdiven çıkıyordum bir dakikada. derin bir kuyudan su çekiyordum. bir mağara ağzından sana sesleniyordum. karanlıklar içinde birbirimizi aydınlatıyorduk.

sağır bir zamandı yaşadığımız. sağır ve merhametsiz. kör bir geceydi yumruklayan kapıyı, kör ve dilsiz.

artık hiç sönmeyecektik biliyordum.

ümit yaşar oğuzcan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 31-01-2008, 23:25
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

dördüncü mektup <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />

senden hiç ayrılmamak vardı. zamanı durdurmak, bütün saatleri parçalamak vardı. isyan içindeydim. neydi bu çaresizlik? bizi çepçevre saran bu dört duvar neydi?

bir ara tanrıyı düşündüm, peygamberleri, dinleri kitapları düşündüm. boş inançlarımız mıydı çaresizliği yaratan? o bizim eserimiz miydi? öyleyse neden bizden büyüktü, güçlüydü?

bunca yıl neyi aramış, kimi özlemiştim? madem ki benim olmayacaktın neden seni karşıma çıkardılar? kim yaptı bunu? bu kötülükler kimin eseri? tanrının işi yokta bizi mi görsün? öyleyse kime inanacağız?

o kitaplar ki, sabırdan bahsediyor: ama ne kadar? nereye kadar?

o dinler ki duadan bahsediyor. kime ne için ve ne zaman?

o peygamberler hiç sevmediler mi?

ben sana inanıyorum kitaplara değil.

ben seni istiyorum. dua değil. sabır değil.

artık gideceksin biliyorum, vakit geç oldu. yatakta izin kalacak, havada kokun ve yastığın üzerinde bir iki tel saçlarından. telaş içinde giyinmeye başlayacaksın . ''çoraplarında eğrilik var'' diyeceğim, düzelteceksin. dudaklarını boyarken, eğilip ensenden öpeceğim. için sevgiyle dolacak. gözlerin ışıl ışıl ''üzülme, üzülme diyeceksin, yine geleceğim.''

ya gelmezsen? hayır hayır ben geleceğine inanıyorum. fakat yine gideceksin. yine gideceğini bilmek kötü. dayanılmaz bir şey bu.

hatırlıyorum; elini uzattın, ''allahaısmarladık '' dedin, gittin. gözden kayboluncaya kadar baktım arkandan, sonra kapıyı kapattım, bir başka kapı açıldı yalnızlığa.

yürüyemiyordum, oturamıyordum. yattım, uyuyamadım. sanki yer eçkiminden kurtulmuştum, boşluktaydım, ağırlığım kalmamıştı.

elimde, tam nabzımın üzerinde bir saat işliyordu herşeyden habersiz. çıkardım, duvara çarptım, parçalandı ve durdu.

fakat sadece saatin sesiydi kaybolan.

yoksa zaman ilerliyordu.

ümit yaşar oğuzcan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 01-02-2008, 22:50
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

beşinci mektup <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />

ayrılık diye bir şey yok. bu bizim yalanımız. sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var. şimdi neredesin? ne yapıyorsun?

güneş çoktan doğdu. uyanmış olmalısın. saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi? öyleyse ayrılmadık. sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.

zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. önce beklemekten. ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan. ikisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini... zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, kanunlara saygı göstermesini, insanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.

ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun. ya o? ya o? insanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yaşamaktan.

zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan.

işte yaşamak maceramız bu. yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve yaşayıp beklerken ölmek!

özleme bir diyeceğim yok. o kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. o nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı. o tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

insanlığımız özleyişlerimizle alımlı, yaşantımız özlemlerle güzel. özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem. bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.

verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir. beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir.

seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!

ümit yaşar oğuzcan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 02-02-2008, 18:01
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

altıncı mektup <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />

bir gün bir yalnızlığa düştüm yine. başımı ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım . önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi 'beni iç' diye fısıldıyordu, 'beni iç'. sonra yalvarmaya başladı: 'ne olur' dedi 'ne olur haydi iç beni'.

bir bardak doldurdum, tepeme diktim . şişe rahatladı, sustu. hani ellerimiz birbirine değince nasıl oluyorduk? işte öyle oldum . hani bakışlarımız buluştuğu zaman, bir başka türlü atması vardı yüreklerimizin. onu hatırladım .

sonra bir tren hareket etti. sabahtı. Karşı karşıyaydık . konuşuyorduk. ben sevmek diyordum durmadan. gözlerim gözlerine soruyordu: 'seviyor musun?' diye. hep evet diyordu gözlerin, ellerin, dudakların hep evet diyordu. oysa ki, bir çok hayır diyen insan vardı çevremizde. örneğin: bir çocuk hayır, diyordu, bir kadın, bir adam ve bir başkası, bir başkası hayır diyordu. hayır'lar arasında ezilmeğe mahkûmdu evet'lerimiz .

tren ilerliyordu. gözlerin gözlerime soruyordu ne olacak diye. sigara üstüne sigara yakıyordum, kadeh kadeh içki içiyordum, fakat bilmiyordum ben de ne olacağını. bizi sürükleyen bir akıntıydı. durduramazdık onu, hükmedemezdik ona. bir anafora rastlayıp yok oluncaya kadar akıp gidecektik işte. peki anafor nerdeydi? uzak mıydı? belki çok yakındı kim bilir. biz onu göremeyecektik. o, gözlerimizi kör ettikten sonra saracaktı bizi buz gibi kollarıyla.

tren ilerliyordu. pencereden deniz görünüyordu. denize akşam güneşi vurmuştu. renk renk kayıklar gördük kıyılarda. denize taş atan çocuklar gördük. uzakta bir balıkçı ağlarını topluyordu.

ve tren ilerliyordu. kadere yaklaşıyorduk . bir alacakaranlık bastı zamanı. gözlerim gözlerindeydi. ellerini tuttum, titredin. acı acı bir düdük öttü. bir şeyler koptu içimizden.

sonra tren durdu, indik, yollarımız ayrı ayrıydı. şimdi, o gün verdiğin yalnızlığı yaşıyorum

ümit yaşar oğuzcan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 03-02-2008, 17:57
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

yedinci mektup <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />

burası büyük şehir, günahkar şehir, o vurdum duymaz, o deli dolu şehir. ben bu şehirde sensiz yaşayamam. bir gün kanıma girer şu kalabalık, şu caddeler, şu tıklım tıklım gazinolar . burası şarkılar şehri, resim gibi kadınlar, kadın gibi erkekler şehri. ben bu şehirde sensiz yaşayamam.

insan bir vapur olmalı bu şehirde, bir tramvay olmalı, bir otomobil olmalı .n iyisi bir bulut olmalı, gelip evin üstünde durmalı. madem ki bulut değilim; ben bu şehirde sensiz yaşayamam.

şehirlerde insanlara benzer. gövdeleri, ayakları, dudakları, gözleri vardır, yürekleri vardır, kocaman kocaman elleri vardır. bu şehrin yüreği sende çarpıyor. insan, sana kan taşıyan bir damar olamayacaksa; bu şehirde yaşamamalı. çekip gitmeli.

şehirler de insanlara benzer. duyguları, açlıkları, uykuları vardır, büyük. insan aşık değilse, bu şehirde yaşamamalı, çekip gitmeli.

şehirler de insanlara benzer. insan bir şehir olamayacaksa, senin içinde yaşadığın; artık yaşamamalı buralarda, çekip gitmeli.

bir gününde dört mevsim var bu şehrin. her sokağında bir dünya var.

bütün sefaletiyle, bütün çirkinliğiyle, bütün orospuluklarıyla bu şehir baştan başa sevgi.

bu şehir baştan başa sen.

bu şehirde sevmeyen, ya da seni tanımayan yaşadım demesin.

ölüler susmasını bilmeli.

ümit yaşar oğuzcan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 04-02-2008, 22:48
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

sekizinci mektup <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" /><O:P></O:P>
<O:P></O:P>
bana çılgın diyorsun, seni sevdiğim için. yanılıyorsun, sevmek çılgınlık değil. sevmek insan tarafımızı bulmamız bence. biraz da yaklaşmamızdır tanrıya zaman zaman. <O:P></O:P>
<O:P></O:P>
dünyada sevmeyenlere, sevemeyenlere acımalı o ot gelip ot gidenlere acımalı. sevebilen insan kendini keşfetmiş insandır. talihli insandır. çektiği bütün acılara rağmen; mutlu, kıvançlı insandır o. aşktır yücelten bizi ve derinliğimiz aşktandır. gerisi boş, yalan. <O:P></O:P>
<O:P></O:P>
aşksa sevmektir. durmadan, nefes alırcasına sevmektir. <O:P></O:P>
<O:P></O:P>
sevmekle sevilmek ayrı şeyler...sevilmeyi çoğaltmak, ona bir başka şekil vermek, daha da yoğunlaştırmak onu elimizde değil. oysa ki sevgimizi dilediğimiz gibi yoğurabilir, dilediğimiz şekli verebiliriz ona. <O:P></O:P>
<O:P></O:P>
derinlikse derinlik, yükseklikse yükseklik, genişlikse genişlik. <O:P></O:P>
<O:P></O:P>
sevmekte gücümüz var, irademiz, aklımız var. biz varız sevmekte. sevmek yaratmaktır bir bakıma. sevilmekse, yaratılmak. <O:P></O:P>
<O:P></O:P>
demek ki biz seninle birbirimizi yaratıyoruz durmadan. sen beni yarattıkça güzelsin işte ve ben seni yarattıkça güçlüyüm, daha bir insanım. <O:P></O:P>
<O:P></O:P>
beni sevmeseydin yine bir şey değişmeyecekti benim için. sen biraz eksik kalacaktın, biraz sen kaybedecektin. o kadar. <O:P></O:P>
<O:P></O:P>
şimdi insanların en güzeliyiz, en iyisiyiz elbette. seviyoruz, seviliyoruz. <O:P></O:P>
<O:P></O:P>
sevgimi anlamadığın ve ona saygı göstermediğin anda ölebilirim. karşılık vermediğin anda değil. <O:P></O:P>
<O:P></O:P>
birbirimizi yeniden yaratmaya devam edelim <O:P></O:P>
<O:P></O:P>
ümit yaşar oğuzcan<O:P></O:P>Edited by: merâl özcan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 10:22


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum