Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Mektup Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 13-03-2013, 14:55
Suna Aras Suna Aras isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2010
Mesajlar: 58
Standart “KADIN DEYİNCE AKLIMA”

“KADIN DEYİNCE AKLIMA”
Suna Aras

“Kadın deyince aklıma annem geliyor/ Hep ağlayıp susan annem.” Anne imgesi bende çok ama çok derin anlamlarla yüklüdür. İçimin acılığı yüreğimin ağırlığıdır annem. Çocukluk anılarımın hep başı önünde, yanakları hep ıslak, gözleri hep kırmızı, isyansız, ağıtsız, hep ama hep sessiz yangınıdır annem. Ne kadar zaman geçerse geçsin, nereye gidersem gideyim, ne yaparsam yapayım o yangını hep yüreğimin içinde, annemin o isyansız çaresizliğini omuzlarımın üzerinde hissettim…
Annem çocuk yaşta evlendirilmiş, babam daha yirmi iki yaşındayken, annemi birdenbire ani bir ölümle, iki çocuğuyla daha on sekiz yaşına varmadan “dul” bırakarak, bir kayıp mezara dönüşmüştür. Annem bir âşık kadın ve hâlâ babama âşık ve hâlâ gözleri kırmızı, iç çekişleri yaralayıcı bir uzun ağıt gibi yaşamaktadır. Kısacası meselesi uzundur…
“8 Mart Dünya emekçi kadınlar günü” yaklaşırken ve kadın imgesi belleğimde derinleşirken, sadece annem midir, yaralı imgeler bırakan her anıma. Tabi ki hayır…
Kadın denince katmerli çaresizlikler çıkıp gelir ta kırk yıl ötesinden. İnsanın hafızasını kavuran anılar ve görüntülerdir bunlar. Şiddet gören, aşağılanan, ayıplanan kadınlar. Çaresizliğin, sahipsizliğin boynu bükük kadınları…
Bu acısı kendisinden ağır kadınlar, ağrıyan yerim olmuştur hep. Kendimi bildim bileli bu böyle… İnsanın neresi zonkluyorsa orada yarası vardır. Derdi vardır ağrıyan yerinde… Kadın olanın derdi büyüktür bu ülkede…
Tevekküllere ısmarlanan hayatların acısıdır yaşadığımız.
Bireyden çıkıp toplumsal bir yaraya dönüşmüş, derinleşmiş, büyümüş, içinden çıkılamaz, çaresi bulunamaz, devasa bir ağrıya dönüşmüştür! Bu ağırlığın altında nefes alamaz durumdayız. “Havva’dan diyorlar bu derin yara/Bence Âdem’lerden bize kalmadır/ Bir ayıp ki boynumuza asılan/Bu suç tek gövdeden aynı urdandır// Bana günahlarımı geri ver anne/ Ruhum yırtılacak bu yalnızlıktan.”
Diyelim ki yarım asır önce gözyaşını çaresi gibi gören o kadınlar, doğdukları köyün ötesini bilmiyorlardı, ayı beyi bir araya getireni şanslıydı, “ekonomik özgürlük” diye bir olgunun anlamından bile uzaklardı. Yani zırıl zırıl bir çaresizliğin, bir cehaletin girdabına mahkûm edilmişlerdi. Tek çareleri gözyaşlarıydı…
Peki, yarım asırlık bir zaman ötesinden günümüze gelirsek durum çok mu farklıdır?
Yoksa daha mı beteridir…
Son on yılda neden kadına yönelik şiddet bu kadar arttı.
Bunun bir nedeni bir anlamı olmalı, öyle değil mi?
Ülkemizde kadın olmanın diyeti gittikçe ağırlaşıyor.
Artık ülkemizde kadının bedeni bile kendine ait görünmüyor.
Namus bekçileri sarmış çevremizi.
Giydiği kıyafetten, kaç çocuk doğuracağına kadar bir dayatmanın kıskacı içindedir kadınlar.
Kadına şiddetin hep bir bahanesi hep bir nedeni olmuştur, erkek mi erkek şiddet uygulayıcıların gözünde. Ya dili uzun olmuştur şiddeti hak eden kadının ya aklı kısadır ya da evine ve “kocasına” ilgisizdir. Sofrasını hazır karısını güler yüzlü bulmamıştır erkek.
Ve kadın dayağı hak etmiştir… Bakın erkek mi erkek gözünde kadına şiddet nasıl dalga geçilerek bir komediye dönüşüyor. “Erkek sıkıştığı zaman kadına vuruyor. Peki, kadın erkeği dövmüyor mu? Bence dövüyor. Nasıl dövüyor? Tık, tık, tık tık. Ağır ve devamlı çene darbeleri, erken ölüm sebebi bence.” Ne güzel bir gerekçe ölmemiz için öyle değil mi?
Ölümümüze böylesi geçerli nedenler bulanlar, tecavüz ve tacizin nedenini bulmazlar mı? Buyurun tecavüzün geçerli nedenlerini sıralayalım… Mesela“ sen dekolte giyersen bu tür çirkinliklerle karşılaşman sürpriz olamaz. Tahrikten sonra şikâyet etmen makul değil. Bu suçun işlenmesinde dekolte ve tahrik edici kıyafetler giyen kadının etkisi küçümsenemez.” Mesela “cinsel suçun psikolojik unsuru tahriktir, son günlerde ülkenin gündemini işgal eden sevgili öldürme cinayetlerinin arka planında aşırı tozda tahrik yatar.” Mesela dekolte giyiniyorsan “iffetini” satmışsın anlamına geliyor bu kafaların bakış açısında. İşte bu feodal kafaların ve erkek egemen sistemin kurbanlarıdır son on yılda cinayete kurban giden 4,675 kadın. Bu kafalardır işte denetimli serbestlik yasası ile şiddet uygulayanları şiddete maruz kalan kadınların üzerine salıverenler. Bu bakış açısıdır işte tecavüz mağdurlarını “gönüllü” göstererek, tecavüzcü güruhları cezasız bırakarak sakaklara salanlar.
Bu kafa yapısının iktidar olduğunu düşünümce, son on yılda kadına şiddetin yüzde 1400 arttığına şaşırmamak gerekir.
Tecavüzün, tacizin, cinayetlerin beslendiği yer kamusal şiddetin ta kendisidir. Ülkeler arasında, kadın erkek eşitliği sıralamasında 127’nci sırada yer almamız, ne durumda olduğumuzun en çarpıcı göstergesidir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 05:21


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum