Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ÖYKÜ > Öyküyle İlgili Genel Yazılar

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 24-01-2010, 19:18
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.854
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Öykü kitapları

Öykü kitapları
SELİM İLERİ

Güzel günlerdi, yağmurlarla, güneşlerle. En çok da öykü kitaplarıyla. Edebiyatımız bir açgözlülükler, hırslar, fırsatçılıklar, değerbilmezlikler kumpanyası değildi. Bir dönemmiş...

Derviş Şentekin’le söyleşiyorduk. Sonra Sırma Köksal, Vedat Bayrak ve Duygu Şentekin de bize katıldılar. Konumuz, öykü sanatının bugünüydü.

Derviş Şentekin’in Radikal Kitap’taki yazısını okuyanlar hatırlayacaklar: Öykü sınavı geçti, roman geçemedi demeye getiriyordu, son dönemin verimlerine açılarak. Ben de eklemek isterim. Öykümüz kimliğini titizlikle koruyor, ama romanımız için aynı şeyi pek söyleyemem. Romanımız edebiyat dışı bir mecraya sürüklendikçe sürükleniyor...

Nedense geçmiş günlere döndüm, yetişme çağımın hikâye kitaplarına. Yaz ayları, okul tatilken ve kış ayları, okul açıkken, Sahaflar’a gidiş geliş günlerim farklı olurdu. Yazları hemen her gün, kışları cumartesileri öğleden sonra. Sahaflar’da eski, yazma kitap satanlar epey azalmıştı, ama beş-on yıl önce yayımlanmış kitapları bulmak olasıydı.

Böyle, ekim yaklaştıkça, ya da eylülün son haftası, bir cumartesi günü yağmur yağardı. Şemsiyeli insanlar görürdüm, kitapları evirip çeviren, gerçek okurlar. Dediğim gibi, ben de hikâye kitaplarına vurulmuştum. Türk hikâyeciliğinin -bir tutku gibi- bütün verimlerini devşirmeye çalışıyordum.

Pek çoğu kitaplığımda duruyor. Handiyse yarım yüzyıl önce kavuşmuşum onlara. O zamandan beri her biri bana arkadaşlık ediyor! Ellerim âdeta titreyerek açıyorum sayfalarını. Tozlanmışlar, biraz kirletmişim onları. Şu, Bekir Sıtkı Kunt’un Yataklı Vagon Yolcusu, bugün benden tam bir yaş büyük, 1948’de basılmış. Varlık Yayınları’ndan. Bekir Sıtkı’nın portresi, Arad imzasıyla -Agop Arad- ikinci sayfada, dalgın, hüzünlü bakıyor. Bakın, “Aşkı Kamçılayan Bahar” nasıl başlıyor:

“Bir vakitler Ege vilâyetlerinden birinde memur olarak bulunuyordum. Genç ve bekârdım.”

Sonra hemen Aşksız İnsanlar’a uzanıyorum. O da benden tam dört ay büyük, Ocak 1949’un kitabı. Daha o zamanlar, geçip giden ‘zaman’ Oktay Akbal’ın gönlünü incitiyormuş. İşte ‘Dondurmalı Sinema’nın ilk cümleleri:

“Hikâyemin bugünün insanlarına bir masal gibi geleceğini biliyorum. Ama ben bu masalın içinde yaşadım.”

Düşünün: ‘Bugünün insanları’ şimdiki ‘bugün’de bu öyküyü okurken kim bilir neler hissedecekler. Altmış yıl sonra, ‘Dondurmalı Sinema’nın dupduru söylemi yürek yakıyor. Şükran Kurdakul’un olanakları dar ama gönlü cömert Ataç Kitabevi, Kâmuran Şipal’den Beyhan’ı basmış. O daha yakın bir tarih: 1962. Yıllar yılı -bugün de!- ‘Saklı usta’ kalmayı yeğleyen Kâmuran Şipal, bize ‘Köstebek’in öyküsünü anlatıyor. ‘Köstebek’in son iki satırını, birdenbire, bu yeni okuyuşumda kendi hayatıma çıkış yolu sayıyorum:

“Biraz sonra köstebek yavrusu özgürlüğüne kavuştu ve yumuşak toprakta, acele açtığı delikte kayboldu.”

Yaşlanan, altmışlık köstebekler de toprakta acele delik açabilirler mi? Kaybolmak için, hep gizlenmek için...

Şu kitap, Burhan Arpad’dan Operet 8 Tablo. Altbaşlığı Tiyatro Hikâyeleri. Bir benzeri yok herhalde edebiyatımızda. Kitabın sonunda fotoğraflar var: Muhlis Sabahattin monokluyla bakıyor/Ekrem Reşid Rey sigara içiyor -sigarası sansüre uğramamış-/Muhsin Ertuğrul dalgın ve düşünceli... “Şişli’de Bir Konak”taysa Cemal Reşid Rey hâlâ piyano çalıyor...

Zeyyat Selimoğlu imzalı Direğin Tepesinde Bir Adam 1969’dan. 1969’da ben de kendimi hikâyeci sayıyorum. Direğin Tepesinde Bir Adam’ı Sahaflar’da Arslan Kaynardağ’ın Elif Kitabevi’nden edinmiş olmalıyım.

Selimoğlu, hikâyemizin özgül yazarlarındandı: Yalnızca denizi, deniz insanlarını kaleme getirdi. Mesela “Yeşil Altın” Rizeli gemici İdris’in hayalleriyle bezenmiş. O şimdi güvertede, gemi yol aldıkça, gökteki bulutlardan mutlu gelecek hayalleri kuruyor.

Ya da, “Çıkmak İçin İnmek”te yeni denizci, on dört yaşındaki Dursun, büyük korkusunu yenecek, karanlık ambar artık onu korkutmayacak. Gemi insanları, deniz insanları hep bu hikâyelerde.

Güzel günlerdi, yağmurlarla, güneşlerle. En çok da öykü kitaplarıyla. Edebiyatımız bir açgözlülükler, hırslar, fırsatçılıklar, değerbilmezlikler kumpanyası değildi.

Bir dönemmiş...

Radikal KİTAP
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 01:21


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum