Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Şairlerimizden Şiirler

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08-06-2008, 05:37
Erdogan Kul Erdogan Kul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 426
Standart









Hayati Baki, 1949'da Tonya'da (Trabzon) dünyaya geldi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuduktan sonra Ankara Üniversitesi DTCF Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Aynı üniversitenin Türk Dili bölümünde öğretim elemanı olarak çalıştı. -</font>Bizce erken bir zamanda- emekliye ayrılarak Sinop'a yerleşti.

Hayvanların gizemli, masum ve art niyetsiz dünyasını, sevgiden anlayan ve buna karşılık verebilen sıcaklıklarını çok sevdi; her zaman çok kedisi ve köpekleri oldu, onlarla birlikte yaşamasını sürdürdü... İnsanlarda bulamadığı/bulunamayacak çoğu şeyi hayvanlarda bulmanın mutluluğunu tattı; onlarla kopmaz bir içsel bağ kurdu.

Hem hocam hem mesai arkadaşım oldu... Kendisinden öğrendiğim en önemli şey ise "şair"in ne olduğudur...
Bir şair; aynı zamanda gerçek bir filozof...

Bilinçli bir tutum olarak kendisini holding dergi ve
yayınevlerinden uzak tuttu; kendi olanaklarıyla çıkan dergilerde yazdı
hep, kitaplarını da o tür yayınevlerinden çıkardı. Muhalif kimliğini
yaşamda olduğu kadar yazdıklarında da ortaya koydu.

</font>Türk şiirinde, sessiz ve derinden, kendine özgü bir yol açtı.


Edebiyat ortamımız, şiir gündemi konuşkanlarımız henüz onu konuşabilecek, hatta hazmedebilecek düzeye gelmedi, diye düşünürüm hep... Ona yöneltilen sessizlik karşısında başka ne düşünebilirim ki?

</font>İnceleme ve araştırma kitapları:

* Tanzimat Edebiyatında İnsan ve Roman

* İntihar Eden Şairler Kitabı

* Öldürülen Şairler Kitabı

* Şair ve Otorite/Şiir ve Yanılsama



Siir kitapları:

* Sonrasız Dönüş Yalnızlığı

* Usulca ve Yeğnik

* Harfler Kitabı</font>

Edited by: Erdogan Kul
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 08-06-2008, 05:40
Erdogan Kul Erdogan Kul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 426
Standart

TUHAFLIK

göz saklıyor bakışın gizini, uçurumunu
çölün. savrulmanın uysal rüzgârında kül
dağılıyor tirşe suya: küfün ışıkla
kardeşliği: emiyor sokulgan duruluğunu
ıslaklığın, dinlenmesinden belli taşın otların.

yitiyor bulak zaman yokluğun sisinde.
şaşıran yılan acının patikasına akıyor,
balkondan görüyorum: ıslık çalıyor
yaşam: bellekteki unutuş boğuluyor
lağımları arasında yorgunluğun, kentin.

park bana bakıyor gözleri kaçışırken
körelmenin körlüğüne. dalda kuş, yerde
kedi: habersiz boşluğun ufkundan.
ah, kuru yaprak eziliyor, hınçla:
beklerken hiçliğin serinliğini.

birden yağmur, öpüşen çocukluğa düşüyor,
çiçek tozları kelebek. birden uykusu kedinin,
birden korku: korkunç bir çocuk oluyor,
anne oluyor:ölüm oluyor, dalları
göğe ağan ağacın.

orman nerede, nerde kaldı bu ağaç? titriyor
öğle uykusunda ısınan kertenkele; aklım,
balkondan düştü küs çocuğun ardından. uğultu
sonra. anımsıyorum: neydi, demiştiniz?
hayır, değildi miydi, evet?!

ah, kalbim, unutma: yaşam ıslık çalıyor.-

Hayati Baki
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 08-06-2008, 05:42
Erdogan Kul Erdogan Kul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 426
Standart

TOZ

e anlatır toz?: silinmeyi,

zamanla belleğin uzağında.

unutuşun hacminde ellerini

aklın: gözlerini yorgun sözcüklerin

hançerli masasında.



gitmeyi mi anlatır?: gölgesi,

parmağın ucunda: dönüp bakmayı

durma alışmayı sessizliğe.

kimse yok burada: hiç kimse: belki,

belirsizliğin dilinde.



anlatır mı evi, ölük evi?:

karangu suların yıkadığı zihni,

ömre teyellenen günleri, çisentiyle:

pencere önünde: izini arayan

kertenkele gönünde.



zaman akar: toz bekler görünmeyi.-

Hayati Baki
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08-06-2008, 05:44
Erdogan Kul Erdogan Kul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 426
Standart

HAYAT YAPRAKLARI

DÜŞÜNCE YAPRAKLARI, IX


1.

sessiz sedasız usulca bir tüy

gibi yumuşak nefesin bulut orman

bahçede meyve evin gölgesi

içinde kuyudan karangu yalnızlık

su sessizliği fesleğen kokusu

zihnin saatiyle atların güneşi

ışıkla dolu balkon çiçekle

bir adam boşluğun rüzgarında

ağaçta toprakta ufkunda denizin

şehrayin bahar evvelbahar magması

sevinci kelebeğin buğusu tenin

aşk zamanında gecenin kalbi

şarapla hazzın yatağında

koynunda şiirin dalganın

köpüğü çimenin gözü çiyi

yağmura aşık pencere göğü

yaz yorgun yıkanmaktan öpüşmekten

esrik ağız dudak dudağa

çıplaklığın dili yurdu boynun

kuğunun suyun duruluğun

derinliği yüzün usulca bir tüy



gökyüzü uçurumda uykusuzluk sarmaşığı

sarmalında garip erinç içinde hiçlik

gül satıcı çingene yaşam sevinciyle

basit şeylerin iyiliği çünkü kırmızı

çünkü akşam ıslak heyecan kanlı bıçak

ses ve cümbüş anında keşfin nilüferi

yarasında tuz tuzun hurufatı

cam kırığı gündüz nar kokulu ay

aynada taşın yenilgisi çığlık

bulantı halinde sokağın dili

belirsizliği izleğin kaosun usu

imdi yorgun çocukluğun düşü ağır

hışırtısı kuşun şarkısı sazlığın

nerede erikağacı nerede kar beyazlık kâğıtların dokusu

mürekkep içinde insan ham kent çürümede köpeğim sonsuz

yalnız

orada acemi bir salyangoz

hayvan hayati uykuda



hayvan hayati uykuda bengi zaman döngüde.



3.

bir tüy kâinat kadar ağır

yorgun uyku kadar ölüm kadar

iki güvercin üç yalnızlı aşk

yaz büyük hınç derin keder kış

alnında hiçliğin kardeşi hayat

gidişinde patika bakışında park gizli

ağaç ve gölge ışık ve ayna gizli

kaos bir tüy kadar ins kadar

beton yürek ahşap gönül içinde

bulanık tefsirin örümceği

bir hüküm olarak dilinde

güneşinde kiremitlerin

anlamın imlediği ritimde kirinde

cümlenin kamaşan hali hurufatı

hafifliğin dönüşündeki rüzgâr

eski bir sesin uçurumu kuşkusu

toz içindeki boşluk ateş içinde

bilig umunç karangu kök

gökşin acı içinde su

bugün susmanın ıslığı taş

tüy acun kadar yeğnik usulca



4.

bugün su acı ayna kör burada

dağ yalnız orada orman dilsiz

tarlakuşunun çığlığı içimde

zihnimde isimsiz kelimeler

belleğin kafesinde köktengri

zamanın göğünde üşümede

yanmada deniz feneri

patikanın kimsesiz hali hüzün

otların yurdu aklın yurdu şimdi

ciddi yanıtların korkunçluğu

bir yenilik olarak

bir gölge kadar sessiz

kanın yıkanması akması nehrin

kusursuzluğunda cinayetlerin

evlerde ölük kelebekler

konuşmanın pürüzlü ağzındaki iz

çünkü kim bilir belki sanki

gibi tarihin yüzündeki suç

bir meselin iklimi

sözlüğümüz ülkemiz

işte böyle su hep acı kör ayna



hayvan hayati pürdikkat kedileriyle uykuda...


Hayati Baki
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 10-09-2009, 22:19
tiryakinim tiryakinim isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 1.137
Standart

Günler ve Nesneler

1.
minicik toz: masanın üzerinde çatıyor keyfini;
direniyor evin hanımına, küstah, ya raftaki,
sanki töz:kitap okuyor, uçuyor ordan oraya.
saklıyor kendini ışığın koynunda.

2.
toulouse-lautrec: göz kırpıyor hınzır, karşı
duvardaki yaşlı geyşaya, saygılarını sunuyor
bastonu kolunda, elinde fötrüyle: sonra utanarak
neşet günal’ın çocuklarından, bonjour, diyor.
toprak kokulu çocuklara: bonjour.

3.
uzanmış bekliyor şezlong, düş eğirecek, yeğnik
müziğin sarkacında, yumuşak yastığın öpüşüne
bırakınca yorgun sözcükleri şair: şiir
doğuracak kucağına ipekçil gece.

4.
uzun parmaklarıyla aşk, dokununca tenine
bardağın, ılık bir kırmızı akacak çarşafın
ırmağı, çok derine, çok derine inecek hançer.
çeliğe su verilen yerden.

5.
imdi, süt vakti, sabah: kedi, miyavlıyor süt
şişesinin başında, patileriyle durma tırmıklıyor
kapıyı, adı su: enciklerini emzirecek.
6.
balkon: çiçeklerin yurdu. japongülü büyüdü.
zakkum çiçek açtı. yağmur suyu dolu saksı öylece
bekliyor: çim ekmeliyim yurduna doğanın
boydan boya.

yaşam kokmalı zaman.-

(Yeni Biçem, 45)
Hayati Baki
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 07-11-2009, 01:49
Erdogan Kul Erdogan Kul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 426
Standart

hayır

bu sonsuz dönüş bu yollar:
dağların ağırlığı altında
büyüyen bu istenç, aklın
gönlünü çelen yanan rüzgâr
yorgun soluma: sonrasızlık
içinde lirik güneş.

yazıyorum: içimde ateşle
korlanıyor bedenin dili
kül: yalnızlıkla köz köz.
tuhaflık: şen bahçede
börtü böcek, ağır aksak
yaşama sevincinin ritmi.
uçuruma değince alevleniyor
aşkla aşkınlık arasında
aşkın acemi öpüşmesi.

imdi: şarap vakti: yıkanıyor
düşünce masumiyetin rahminde
başlıyor şeylerin kaosu
ah, yalnız gece: gecede.
çıldır artık ey unutkanlık
ey uyku, uykusuzluk:
çiyli serinliğin tüyü.

imkânsızlık oradadır, benimle
yan yana: kardeş ve hasım:
şimşeğin mızrağı, yağmurun
ateşi. yeğnik acının kasırgasında
yolların köpüğünde
dolanık düğüm.

hayır, yılanın ıslığında yalnızlığım ben.


Hayati Baki

(USSUZ Edebiyat, Düşün ve Sanat Seyri )
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 19-09-2010, 22:23
tiryakinim tiryakinim isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 1.137
Standart

KRİTİK İLİŞKİ ŞİİRİ

bu, bir şiirdir : benim : beynimin
şiiri : hakikatimin ormanında biricik
kasırga, kalbimin magması : dinginlik
şafağının uğultusu : kutsal küfür
allen ginsberg’in amerika’nın kıçına
soktuğu napalm : değil, elbet : bu,
bir şiir : tökezlemeyen hayatın şiiri :
âb-ı hayvânın işareti, hayati’nin
bengisuya kazıdığı şiir, bu :

söyle dilim : sözcükler gösterin :
yılan, iyidir insandan : çiyin üstünde
uyuyan yılandan söz ediyorum, ben :
yılan iyidir : imlemiyorum artık,
kimden iyidir yılan : anlasın
anlağı olan : hemhâlimin dili
anlasın, kuyuda emzirdiğim dil :
düşünsün yaprağın aynasında
güneşin gözlerinden dökülen
gece : esrik ay uyusun dizlerimde :

karangu ışık anlatma : ışık ormanı
dağlar denizi, hayvanlar yurdu :
bırakın, uyusun yılan : çiyin üstünde
kalbimin akarsuyu içinde : benim yılanım :
aklım, ey aklım : bağışla onları, çünkü
narindir hançer yarası : saydam bakışım
böyle diyor : ancak, iyidir öfke : iyi,
iyi gelir kırılgan sesime : hayâlin
ıslığı, ilâcıdır rüzigârlı ruhun :
ışkın aşk olduğunu nerden bilsinler :
müstağnî bir şairin şiirini :

yılan, iyidir insandan : kritik eşiktir, bu. --

Hayati Baki
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 21-05-2015, 10:51
tiryakinim tiryakinim isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 1.137
Standart

Günler ve Nesneler

1.
minicik toz: masanın üzerinde çatıyor keyfini;
direniyor evin hanımına, küstah, ya raftaki,
sanki töz:kitap okuyor, uçuyor ordan oraya.
saklıyor kendini ışığın koynunda.

2.
toulouse-lautrec: göz kırpıyor hınzır, karşı
duvardaki yaşlı geyşaya, saygılarını sunuyor
bastonu kolunda, elinde fötrüyle: sonra utanarak
neşet günal’ın çocuklarından, bonjour, diyor.
toprak kokulu çocuklara: bonjour.

3.
uzanmış bekliyor şezlong, düş eğirecek, yeğnik
müziğin sarkacında, yumuşak yastığın öpüşüne
bırakınca yorgun sözcükleri şair: şiir
doğuracak kucağına ipekçil gece.

4.
uzun parmaklarıyla aşk, dokununca tenine
bardağın, ılık bir kırmızı akacak çarşafın
ırmağı, çok derine, çok derine inecek hançer.
çeliğe su verilen yerden.

5.
imdi, süt vakti, sabah: kedi, miyavlıyor süt
şişesinin başında, patileriyle durma tırmıklıyor
kapıyı, adı su: enciklerini emzirecek.
6.
balkon: çiçeklerin yurdu. japongülü büyüdü.
zakkum çiçek açtı. yağmur suyu dolu saksı öylece
bekliyor: çim ekmeliyim yurduna doğanın
boydan boya.

yaşam kokmalı zaman.-


(Yeni Biçem, 45)

Hayati Baki
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 17:16


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum