Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Hergüne Bir Şiir

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1961  
Alt 21-11-2011, 00:32
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart HERKES ÖLDÜRÜR SEVDİĞİNİ

HERKES ÖLDÜRÜR SEVDİĞİNİ


Oysa herkes öldürür sevdiğini
Kulak verin sözlerime iyice,
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
... Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!
Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimileri yaşlı iken öldürür;
şehvetli ellerle öldürür kimi
Kimi altından ellerle öldürür;
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.
Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
Kimi satar kimi de satın alır;
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
Herkes öldürebilir sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez.

OSCAR WİLDE
Alıntı ile Cevapla
  #1962  
Alt 22-11-2011, 00:31
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart KARDANADAM VE KARLAR ERİDİĞİNDE DONMUŞ BULUNACAK KEDİ YAVRUSU

KARDANADAM VE KARLAR ERİDİĞİNDE DONMUŞ BULUNACAK KEDİ YAVRUSU

ürkütseler güvercinleri uçacak ellerin, okşansa bahar sanacak
saçımda gezinirken, yazılsa tarih olacak bir aşkın
terinden soğuyacağını bilmez. çağrılsa gözü kara
... sevgili olacak bakkalın yanından geçerken, öpülse
yaraları iyileşecek dizlerin, karanlıkta bir çift vatkanın
ve alelacele giyinilmiş kesin ifadenin
peşinden dolandığını da bilmez. üstelik gürül gürül akan hayatın
bir kadının açılan bacağından olmadığını düşünmezsin henüz
beklemeyi bile öğrenmemişken. usulca yerini alan
selamlarla başlarsın sabahçı kahvesine, gevrek simide
ve yüz gram peynire. ısıttığın avcunun çay bardağı kadar
olduğuna aldırmaz bir çocuğu büyüten yüzün.
hep bir mısradan ödünç alındığını sandığım zarafetin,
karşılıklı oturur keskinliğinle. kirpiklerin paslanıp kırıldıkça
erkek olur o yavru kedi mırmırlığındaki gözler.
kahramanlık tükürmedikçe dünyaya, aldırmaz hiç kimse
yarığındaki yalnızlığa.

derdi gücü sana yetişmek olan yağmura inat,
yağmuru delen damlaların belini sararak,
“seni ben ellerin olasın diye mi sevdim”
yokuşuna tırmanır, alelacele yetişirsin kendine;
anlaşılmadığın, sanıldığın ilişkilerde.
birine tutunduğun kopuk uçlardan dolanırsın
sevgi yumağına. heyecanla beklenen
bir mektup yerine, posta kutusuna sıkışmış sıradan
bir şeyler gibisin, arasalar var olacaksın.
oysa birdenbiredir tüm alışkanlıklar;
hızı kav-ramaktır aşklar
kısaca alışılıp terk edilmişsin.

işte yağmur, gece.
kendimleri izlerken karanlık, “bir yerine geldim
ki gecenin sen yoksun” yarığına yığılıyor, hep kara
kalemle çizilmiş sandığım, keskin,
dünyaya meydan okuyabileceğine inandığım yama:

köşesine çekiliyor küçük yahudi hüzünlerinden,
taş plakta dönen, kırık:
onu bende yaşayan
anlaşılmamış bir tohum
beni onda yaşayan
çorak topraklar

hiç var olmayacaksın yazmasam ve hiç
öğrenmeyeceğim yoksulluğu varlığından. ağzım küf
kokmayacak dehlizimde dolanmasan. küfreder
gibi susmayacağım seni anlayabildiğim kadar sanmasam.
binlerce insan var seni binlerce yapan.
hiç kimse kendisinde yaşadığından
başka senler olabileceğini düşünmez.

aslında bir şarkıya dolaştığını kimseler bilmediğinden,
“seni ben ellerin olasın diye mi sevdim”
yokuşunu hep yalnız çıkarsın, uçuklayan
bir ıslıkla, gecenin çok saklı sokağına. ürkütmekten
korkarak elinin güvercinlerini, kimseler dokunmaz saçlarıma.

yazılsa tarih olacak bir aşk, üşür küçülür kalır ortasında.

Hilal Karahan

GİZ VE SİS, Mühür Kitaplığı, 2. Basım, Haziran 2011
Alıntı ile Cevapla
  #1963  
Alt 25-11-2011, 18:15
Aslı Aydın Aslı Aydın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2008
Nerden: Samsun
Mesajlar: 575
Standart

YAŞAMAK DEDİĞİN

Bugün sana selam söyledi
Geçen sonbaharda
Kurumaya yüz tutmuşken okşadığın çiçek
Öyküsü uzunmuş, çokmuş anlatacağı
O günden beri
Ayrılırken şunu da ekledi:
Bir odalık havada
Bir pencerelik gökyüzünde de
Yaşanıyormuş, yaşamak dediğin


Ibrahim Oluklu
Alıntı ile Cevapla
  #1964  
Alt 26-11-2011, 16:34
Aslı Aydın Aslı Aydın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2008
Nerden: Samsun
Mesajlar: 575
Standart

Bir Ev Çizeceğim

Bir ev çizeceğim bölümsüz doğu-batısız
Verin ellerimi
Serin gölgelerde kişiler çizeceğim
Ağısız çocukluklar

Sen-benim biz olduğu çağ
Ayrı bölüm düşkünü yok aramızda
Çalışmanın büyüsü irelecek
Evimizin düzeni yerinde

Yüzyılların tümü birden yaşanacak
Kötü tümceleri de seveceğiz iyilerce
Geleceğimiz bizden utançsız
Çalgılar susacak ses sürecek eylemimizde

Evimizde öldürneyi öğreten inanışlar anılmıyacak
Bilinmeyen ötelere el kaldıran papazlar olmıyacak
Demirci Müller'in gözlerindeki kuşku
Senin benim kuşkum
Tinimizi tanrılığa yetiştirmeyi bileceğiz
Tuna içimizde doğup kocayacak
Birbirimizi çiçek olmuş yaprak olmuş göreceğiz
Kurumuş dudaklarımızda sıcaklık

Dağlarda döğülmüş sular evimizde
Yeşil otların üzerinden çakıl temizliğinde
İnancımız üzerine evrenimiz
Evimizde ağaçlar kökleri bizde

Bir ev çizeceğim bölümsüz doğu-batısız
Verin ellerimi
Verin ellerimi
Kişiler çizeceğim

Cengiz Bektaş
Alıntı ile Cevapla
  #1965  
Alt 27-11-2011, 19:27
Aslı Aydın Aslı Aydın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2008
Nerden: Samsun
Mesajlar: 575
Standart

AŞKIN YALIN HALİ

Gözlerin sabırla beklerdi beni
Bir fener yakardı alnıma avuçlarının ateşi
Geceyle matemin raksını izlerdim elemle ki
Tam o anda doğardı güneşin şakaklarımdan
Bir mavi karanfil açsa örneğin çok uzaklarda
Biliyorum;o zaman düşünmezdin beni
Hıçkırırdın bilyesini kaybetmiş çocuklar gibi
beni bulduğunda…
Çünkü bensizliği sevmiştin sen
özlemeye alışmıştın…

Gözlerin sabırla beklerdi beni
Kuytusunda pusardım alacakaranlığın
görebilmek için düşlerini
Avcıydım ben,sense ceylandın yaralı
Fakat heyhat!
Görünüp kaçardın hep;tutamazdım…
Sel olup ağlardım yatağımda bilir misin?
Mutluydun yokluğumda oysaki
Kendince severdin beni
sendeki bensizliğimi…

Gözlerin sabırla beklerdi beni
Ne zaman bir gül düşse avuçlarımdan
Sen yakalardın değmeden yere
İncitmezdin ama;geri de vermezdin;hain!
Geceleri yanardı güller küllerin içinde
Bir ışık demeti gibi süzülürdün ortasından
Ağlardın,gözyaşların inerdi pınarlarıma
Sonra…
Sonra,hiç öpmeyecekmiş gibi öperdin dudaklarımdan...

Gözlerin sabırla beklerdi beni
Karanlığın içinde tutulurdu ay
yüzün parlardı
Ne de berraktı bir bilsen
Bir bilsen,utanırdım aşkımın büyüklüğünden
Çocukların çığlık dolu ounlarından
Sen çıkardın bahtıma her akşam
Seni çizer,silerdim yine
Seni oynardım
En gerçek sanatımdın sen
Ve dinlediğim en derin musiki...

Gözlerin sabırla beklerdi beni
Gelmezdin yanıma korkarak ağlatmaktan
Küçük bir fidandım büyüttün içinde
Koskoca bir aşktım belki de yüreğinde
Gözyaşımla sulanıp hep öyle kocaman kaldım
Seni aldım içime şefkatle
Baktım ki sığmayacaksın
kıyamadım
Salıverdim enginlere…

Gözlerim sabırla bekledi seni
Gelmedin;yoruldum…
Derinleştin gözlerimde
seni yundum
Hüzünlü bir ay akşamında
Anıtlaştın önümde;
El pençe divân durdum...

Şeyhmus Dağtekin
Alıntı ile Cevapla
  #1966  
Alt 28-11-2011, 19:07
Aslı Aydın Aslı Aydın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2008
Nerden: Samsun
Mesajlar: 575
Standart

ANI

Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil bu anılacak şey değil
Apansız geliyor aklıma

Nerdeyse gün doğacaktı
Herkes gibi kalkacaktınız
Belki daha uykunuz da vardı
Geceniz geliyor aklıma

Sevdiğim çiçek adları gibi
Sevdiğim sokak adları gibi
Bütün sevdiklerimin adları gibi
Adınız geliyor aklıma

Rahat döşeklerin utanması bundan
Öpüşürken o dalgınlık bundan
Tel örgünün deliğinde buluşan
Parmaklarınız geliyor aklıma

Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm
Kahramanlıklar okudum tarihte
Çağımıza yakışan vakur, sade
Davranışınız geliyor aklıma

Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil, unutulur şey değil
Çaresiz geliyor aklıma


Melih Cevdet Anday
Alıntı ile Cevapla
  #1967  
Alt 30-11-2011, 13:22
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart



ÜZÜME BOYANIRKEN YERYÜZÜ

Salkım saçını topladı bağ
Eylül'ün aynasında
Suyunu soyundu
Tanrı'nın damak atları kadar sabırsızdım
Şişelere örüldü sıcaklık
Karıştık mahzen çiçeklerine
Yoldum aklındaki mantarı
Bir şelale kendini şaşırdı dökülüşünle
Çalkaladım harflerimi
Çemberimi genişletip hızlandıran kokun
Küstürdü çam ağaçlarını, nergisleri...
Bir kadının metal çizgilerinden
Dilimde kalan yuvarlak notalarla
Yoğun bir şarkıya başladı rüzgâr
Dik açılarla geldin iliklerime
Kızarıp içine çekildi gölgemin boyu
Ardışık ormanlar kurdun evin bağrına
Buzulunu öptün damarların
Çağ atlattın yüreğimdeki bahçeye
Gökyüzü boyunca serpilmenin ipiyle
Çekildim bir tenin asma yaprağına

Özkan SATILMIŞ
Alıntı ile Cevapla
  #1968  
Alt 01-12-2011, 12:00
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

OLMAK YA DA VURMAK ÖLDÜRMEK

Bir suç oluyorum ben de külümü karıştırınca
Kimleri, kimleri, kimleri vursam
Önce kendimden mi başlasam şakalaşmaya
Önce kendimden mi başlasam

Ben istesem Horoz gibi öterim

Alıngan ve içli çocuk olduğum için
Rahatlarım Bankanın camını kırsam
Sularım sonra atımı bir derede
Ne zaman ne zaman kırlara kaçsam

Ben istesem Kilidimi kırarım

Kumral bir Yaz peşimdedir, dolaşırım ben
Altı yaşında tütüne gittim, oğlak güttüm, çırak
Neler de çıkıyor eşelenince
İnsan büyüyor adam vurarak

Ben istesem Pusu bile kurarım

Duygulu ve sivri bir öğrenci oldum
Ateş okudum kitap yakarak
Artı-değer kavramını ve günlerce Matematik
Bıçaklar edindim Bursa'ya giderek

Benim şimşir Kazıklarım vardır

Ne zaman seni vursalar öcünü komam
İpekli dokunur gibi işliyor zaman
Öfke çiçeğim, av borum, işlek çıngırak
Bütün gün kan içinde yoğruluyorum

Yorulmam dersem Yalan olacak

Bir suç oluyorum ben de külümü karıştırınca
Kimleri, kimleri, kimleri vursam
Önce senden mi başlasam şakalaşmaya
Önce senden mi başlasam

Ergin GÜNÇE


Alıntı ile Cevapla
  #1969  
Alt 02-12-2011, 15:42
Aslı Aydın Aslı Aydın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2008
Nerden: Samsun
Mesajlar: 575
Standart

NİDA

………………Erdal Eren ile Necdet Adalı’yı düşünürken

Tektekçi meyhanelerde terlemişti içimdeki çakal
Bıyıklarımın hâlâ ayva ve rakı kokması bundandır
Kendimi en zâlim şarkılar makamına yolcu ederken
Fiyakamı ödünç alırdım açıkhava sinemalarından
O zamanlar biz, ohhoo iki kafadar bir araya gelsek
Yelkenleri fora edip hayallerimize, giderdik giderdik
Sesimiz sıtma görmemiş ruhumuz mürekkep içmemişti

! Hercai birer nidâ idik yıldız şavklarıyla oynaşan

Mürekkep dedim de başıma belalar açan mektuplar
Yazardım yeşil mürekkepli pelikan dolmakalemimle
Hasarlı bir hayat gibi duruyor hâlâ o pelikan bende
Babamdan yalvara yalvara almıştım orta ikide
Esat Mahmut Kerime Nadir günleriydi, bir de Pekos Bill
Çilli bir kızda denedim kemendi ilk kez boşa çıktı
Okul ve ev kaçağı sayıldım, adım hep öyle kaldı

! İmlâsızdım anneme sorsalar, haylaz bir nidâ

Genciken, günler her şeye yeterken, berduş bulutlar
Gibi dolaşırken dünya denilen alacakaranlık güzergâhta
Cesaretimi ilk kez nerede keşfettim düşünsem hatırlarım
Belki korkuyu tepeden tırnağa yaşadığım bir gündü
Söz çakmaktaşından sıçrayan kıvılcım olsa nafiledir
Hükmü hengâmedir artık kalbim dediğim muallakta
Geyiğini yitirmiş dağ, şiirini unutmuş dil neye yarar

! Hepsi acı bir eyvah olmuştur, sitemkâr bir nidâ

Polisle çatışırken bitti galiba çocukluğum ve ilkgençliğim
Yoldaşlık günleriydi; “Kardeşler!” diyordu içimizden biri
“Dağın geyiği, dilin şiiri tanık olsun; anamızın ak sütü
Tanık olsun ki haklıyız, kazanacağız!” Barikat günleriydi.
Yaralı bir kardeşi taşırken omzumda, cesaret diyordum
Sesimde tereddütsüz geziniyordu en delişmen tay
Vahşi bir vadiden akıyorduk toynaklarımız kan içinde

! Alev bir nidâ idik ve arkadaşlık günleriydi

Hayatın bir hikâyesi varsa bizimki biraz da bu idi işte
Ölüm en gencimizden yakaladı, on yedisindeydi
Şimdi uzun uzun susuyor belleğini yitiren kim varsa
Çağ nedir, unutuş ne; zaman bir iğne deliğinden geçip
Darası oluyor birikmiş anıların ve ölümlerin
Kekeme bir tarih yazıcısının bize ayırdığı sayfada
Kanlı bir nidâ işaretiyiz, tarihin imlâsını bozan

! Yaralı bir nidâyız yaşadığımız bu dünyada

Ahmet Telli
Alıntı ile Cevapla
  #1970  
Alt 03-12-2011, 10:56
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

SENİ GİYİNMEK

İçimizden akıyor yaşam
kartpostallardan gülüyorsun

Aldatarak güvercinleri başladık
alıştırdım yalnızlığa çevremi
odamdaki küfür, tenimden gitmedi

Ah ilk özlem
kırk gün sonra öldürdün ya gecemi
artık hiçbir dize kurtulmaz

Hangi gerçekler siler bu yanlışı

Kendimden kaçarak geliyorum –
yontuyorum, sana sığmıyor gençliğim –

Yetmeyecek yaşamak
adını duydukça dünya kuruyorum

Ömrüm bir ağırlık
bunu kaldırmaya gülmek bile yetmiyor
sen, dilinin düğmeleriyle
içime ilikledikçe bu ayrılığı…

İlker İŞGÖREN
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 09:12


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum