Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > İMZALAR > Deneme

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #61  
Alt 07-09-2010, 12:37
Hüseyin Alemdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hüseyin Alemdar Hüseyin Alemdar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 276
Standart


KUŞ KANADI KALEM OLSA!‏


Öncelikle tüm şiir ve türküseverlere iyi bayramlar. Şiir yazdığım halde ve en iflah olmazlarından biri de ben olduğum için elbette ki "şairseverler"e de iyi bayramlar. Biliyorum ki, şu anda bayramdan çok referanduma konsantre haldesiniz. Doğrusu "Evet" ve "Hayır" konusunda çok fazla kendimi ısrarcı
olmadım. Yalnız bir şeyi anlamadım: Referandumun bu kadar siyasi bir platforma taşınmasına bir mânâ veremedim. Sanki bir genel seçim havasına büründük be halkım! Sırf "Evet" ya da "Hayır" oylarını açık yüreklilikle açıkladılar diye Sezen Aksu'dan İlyas Salman'a, Hale Soygazi'den Orhan Pamuk'a çok önemli değerlerimizi kolayca karalamaya çalıştık ya, bizim sağduyulu hâlimiz işte ortada. Böyle dediğim için de gaza gelip "Evet"/"Hayır" oyumu hemencecik şurada açıklayacağımı benden beklemeyiniz. Ne var ki, 12 Eylül'den sonra daha nice referandumlara alışmamız gerektiğini bilmenizi isterim.

İnsanın kendini dizginlemesi ya da cezalaması bir yere kadar yararlı olabilir. Yaklaşık yirmi gündür internet ortamından uzak durmaya çalıştım ama maalesef başaramadım. Reklamcılık mesleğinin "emek" yanında duran biri olarak, gördüm ki "iyi" ve "yararlı" yönünden yaklaşıldığında her mecranın insana güzellikler kattığı ortada. Yoksa şu anda hizmet verdiğim müşterilerden biri olan Nissan markası Facebook'u bir mecra olarak neden "kullan"sın! Ben de fırsat buldukça, camiye ve kiliseye gitmeyeceğime göre internet ortamını daha iyi kullanmaya çalışacağım; sınırlı ve seviyeli olarak.

Yaptığım iş gereği, aradığım her şeyi sözlüklerden daha çabuk internet ortamında bulabiliyorum ya, bu en basitinden benim için bir avantaj. Facebook demişken, iyi ki böyle bir paylaşım sitesi var! Siz şiir, türkü ve şairsever dostlara "vefa" ve "incelik" güzergâhında haddim olmadan bir soru soracağım: Nasılsa ÖSYM'de artık LGS, KPSS, ÖSY soruları ve yanıtları elden ele dolaşıyor, dolaşacak da. Şu ÖSYM'yi kaldırmadıkça benim istediğim olgunlukta ve doygunlukta öğrenci yetişemeyecek zaten!

Sorum şu: Daha çok şairleri ilgilendirse de herkese açık; "vefa"dan ve "incelik"ten mülhem. Bir şairin Toplu Şiirleri ya da Bütün Şiirleri yayımlanırken, yayıncının yanında editör ve şairler isim arayışına girerler. Haklıdırlar, bu tür kitaplara çok çarpıcı isim bulmak gerekir. Bu bayramda aldığım duyumlara göre çok sevdiğim dört şairim "Toplu Şiirleri"nin çıktılarını okuyacaklar, doğrusu onların yerinde olmak isterdim. Dikkat! Şiir ve türkü demişken, tek sorum da bu minval üzre. Üstelik için de "Evet" ve "Hayır" şıkları da yok; "Evet" de "Hayır", hassas bir toplumuz ya, kırıyor biz gibi insanları. Yanıtınız sadece paylaşım amaçlı olsun yeter; bir de için "yâd" geçsin... Hâlâ çok sevdiğim bir şairim, en genç yaşta Behçet Necatigil Ödülü'nü almakla kalmamış, 1984'te çok genç sayılabilecek bir yaşta Can yayınları tarafından "Kuş Kanadı Kalem Olsa" adıyla "Toplu Şiirleri"ni yayımlamıştır. Bir Kütahya türküsü olan ve kaynak kişisi Hisarlı Ahmet, derleyicisi Yücel Paşmakçı ile dönüp dönüp dinlediğim türkülerden birisi

"Elif dedim be dedim
Kız ben sana ne dedim
Guş ganedi galem olsa
Ah yazılmaz benim derdim"

türküsünün iki sözünü "toplu şiirleri"ne ad yapan şair ve o yıllarda bu türküyü TRT'de seslendiren kişiyi de anmak adına şair-türkücü ikiliği aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru verilmiştir?

a) Yaşar Miraç-Yıldıray Çınar
b) Erdal Alova-Turan Engin
c) Haydar Ergülen-Muharrem Ertaş
d) Ahmet Erhan-Nurten İnnap
e) Ozan Telli-Hasan Tunç

Hüseyin ALEMDAR


Alıntı ile Cevapla
  #62  
Alt 07-09-2010, 18:52
ömür.ö ömür.ö isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Mar 2009
Mesajlar: 12
Standart

sevgili h***252;seyin abi bu DE***286;***304;N***304;LER yaz***305;lar***305;n***305;z***305; hem takip ederim ,,bu sitede olman***305;z bizim i***231;in bir yol hatta bir durakt***305;r ,, ***351;iire de***287;en elleriniz kurumas***305;n ne olur,,, ***351;iirlerinizi okuyor s***305;rlar***305;m ve sava***351;lar***305;m aras***305;na koyuyorum...varl***305;***287;***305;n***305;z beni hep mutlu etmi***351;tir ....ama ***351;unu da s***246;yleyeyim FAT***304;H TEKKE'Y***304; ald***305;***287;***305;m***305;z i***231;in bize k***305;zmay***305;n....

ben ***252;zmeyi ***351;iirle
bar***305;***351;may***305; kendimle beceremedim...

***351;iirle kal***305;n....
__________________
' kaybedemiyorsan bu bir oyun değil demektir ' .. s.rusdıe
Alıntı ile Cevapla
  #63  
Alt 14-09-2010, 11:54
Hüseyin Alemdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hüseyin Alemdar Hüseyin Alemdar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 276
Standart

ŞİİRİ VE TAŞRA!‏

Vaktiyle Erzincan'da çıkan Le Poête Travaille'den hâlâ Trabzon'da çıkmakta olan Kıyı'ya, Avanos'ta çıkan Şiiri Özlüyorum'dan Manisa'da çıkan Gediz'e ve şimdilerde Safranbolu'da kanatlanan ve uçuş yerleri mekân anlamında sadece "taşra" olan dergileri öteden beri severek takip ettim, hatta çoğunda da yazdım. Bunda şiiriyle şehirli ama acı ve travmalarıyla bir köy çocuğu olmam bundan etken olmuştur. Vefa yanıma hep vurgu yapılır ya, kendi memleketimde çıkan Kıyı'ya vefa yanımı yeşil-beyaz çizgili forma fazla göstermediğimi itiraf edeyim.

Vefa demişken: Bugün 40. sayıya doğru ilerleyen ve sevgili Fuat Çiftçi'nin Avanos çıkışlı dergisi Şiiri Özlüyorum'u "taşra" çıkışlı dergiler arasında özel bir yere koyarım. Dergilerin bir görevinin de yeni imzalar çıkarmak gerektiği düsturunu en iyi uygulayan dergilerin başında o gelir. Mustafa Durak'ın poetik anlamda bende yer eden yazılarını ilk orda okumuş olmanın yanında, bugün şiirlerini severek takip ettiğim birçok genç şairi sanki ilk orada okumuş gibiyim. Hiçbir derginin künyesinde adım yer almadı ama Uç'tan Öküz'e, Poetik'us'tan Esmer'e, Şiirli Çıkın'dan Hayvan'a birçok derginin mutfağında bulundum. Sözü yine uzattım biliyorum, "taşra" dergilerine geleyim: Fuat Çiftçi ve Hüseyin Avni Cinozoğlu hâlâ çıkmakta olan Şiiri Özlüyorum ve Zalifre Yazıları'nı tüm zorluklara rağmen ne de güzel çıkarıyorlar; kalben ve imece usulü. Dergi çıkarmanın zorluğunu Mesut Kara, Yılmaz Arslan, Murat Koçak ve İhsan Tevfik'le yakinen görmüş ve yaşamış biri olarak Cinozoğlu ve Çiftçi'ye iki çift sözüm olacak sadece: Şiiri Özlüyor

Hüseyin ALEMDAR


Alıntı ile Cevapla
  #64  
Alt 16-09-2010, 17:34
Hüseyin Alemdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hüseyin Alemdar Hüseyin Alemdar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 276
Standart

SON ÜÇ AYIN ŞİİRİ: ESKİ BİR ALBÜMDEN ON FOTOĞRAF‏

Oysa, 2010'a ne umutlarla başlamıştım. Şiir dergilerinde olan fakat dolaşımda hiçbir kitabı olmayan bir şair olarak ilk göz ağrım "Toplanmış Sevgi Ölüleri"ne dönüp, 12 Eylül ve Zürafa Sokağı nedeniyle bazı bölümlerini çıkarma gereği duyduğum kitabıma önümüzdeki ay Yeniyazı dergisinde yayımlanacak olan "19 Yaşımı" anlatan yazımı koyup kitabı yeniden yayımlamayı düşünüyordum, yaşım kırk dokuz oluyor, yine olmadı. Toplu Şiirler olayına hâlâ karşıyım. Toplu şiirler biraz da bir şairin Cemal Süreya diliyle söylersek "yetenek yitimi"nin onanması gibi geliyor bana. Ben daha "Evlilit Tabutu" yazacağım, ben daha "Güzel Çamur" yazacağım, ben daha "Ölüm de Var" yazacağım, ben daha "Leke" yazacağım, ben daha "Gamze ve Gramer" yazacağım, ben daha "İstekler" yazacağım... Ben daha kendimi öldüreceğim. Neden mi? Hâlâ büyük yapıt veremediğim için, hâlâ dokümanter de olsa sinema yapamadığım için, çok iyi bir baba olamadığım için, referandumda ne "Evet" ne "Hayır" diyemediğim için, karımı Cahit Külebi şiiri "S." ve ondan çok gizlediğim ölümcül aşkımın "B." sesiyle burnundan öpemediğim için, sudan sebeplerle giderayak Ahmet Kaya, Kemal Özer, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Zeki Ökten, Yusuf Hayaloğlu ve Mustafa Alpay Ziyal'ı kırdığım için.

Ben hâlâ dergilerde "iyi ve güzel" şiirler aradığım ve göbeği tırpan eğesiyle kesilmiş şairler bulduğunda "sinema çocuğu" edasıyla sevinen biri olduğum için bir süre daha kendimi çok seveceğim ve adına "Hrant" dediğim hiçbir kuşu öldürmeyeceğim!

"Son Üç Ayın Şiiri" diye dergilerde bulduğum Onur Caymaz imzalı "Eski Bir Albümden On Fotoğraf" (Özgür Edebiyat, Eylül-Ekim 2010) adlı şiirin ilk iki karesini izninizle buraya alacağım. Bir insanı ya kalbi ya gözü ele verir. Bu kadar çok öldüğümü ya kalbime ya gözüme bak anlarsın!


ESKİ BİR ALBÜMDEN ON FOTOĞRAF

I
anladım Şükrü Ağbi: fesleğen de kül gibi, uzun sürer...
kapılarda uzun iç çekişler; kırık çiviler yeni çizikler için
o Tanzimat konağında tül gibi ağlayıp sustu meleğim
artık buralarda vaka-ı adiyeden ölüm, fakat korkunçtu
kekik toplarken falan, tanımam ölenleri hepsi çocuktu

nikâhlara telgraf çeken yalnızdım orada, bir dönemdi
kan lekesiymiş, bir kesiğin ömrünce görüp göreceği

VI
ilk şiir defterim bir İzmir ikindisi Hüseyin Peker
kebapçıda oturuyoruz, Eşrefpaşa, solgun iki asker
kelimeler yetmiyor, bakışlar çok az, anlam başlıyor
o günkü beni yakıyorum harcadıklarımın içinden
sakallı bir yolcuydum, yorgun, pişmişti tavuk şişler
fakat kimi adalar hatırlıyordum, deriydi sandalyeler

sokakların arasında bir kale, evler üstüme yıkılıyordu
fotoğrafmış, üzgün kızların bir kitap olarak dudakları

Hüseyin ALEMDAR



Alıntı ile Cevapla
  #65  
Alt 17-09-2010, 20:44
Hüseyin Alemdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hüseyin Alemdar Hüseyin Alemdar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 276
Standart

EY "ARKADAŞ!"‏

Karayollarında bilmem kaç dereceden mühendistir Azem (dikkat A'nın üzerinde şapka var ve hep öyle kalacak!). Sosyalisttir. Köyden gelmiştir. "Cemil" isimli üniversiteli bir arkadaşını ziyarete gider. Azem'in (klavyemde majiskül olarak şapkalı A'yı bulamadım, lütfen bundan sonraki ad geçişlerini öyle okuyun!) aksine kapitalist düzenin çarkları arasında burjuvalaşmış olan Cemil, yüksek sosyete denilen kuş beyinliler âleminde gerçeklerden uzak, şuursuzca yaşamaktadır. Azem, aslında sosyalist bir bilinç vermek istemektedir Cemil'e. Ama lüks içerisinde yaşayan bu insanların içerisine girince çok önemli bir teşhiste bulunur: Ahlaksızlık! Birbirlerine karılarını ve baldızlarını öptüren, fuhuşa yatkın bu insanlar şaşırtır Azem'i. Şaştığı ölçüde de nefret duyar. Bir gün Cemil'in karısının başka biriyle yattığını öğrenir, başka bir gün kendisine göz kırptığını görür! Deliye döner, Cemil'e anlatır bütün bu olanları. Cemil için de müthiş bir darbe olur bu. Onu bunalıma düşürür. Azem, onu doğduğu köye götürme kararı alır. Kardeşi İbrahim'in, birkaç ekimlik tarlasında nasıl da mutlu olduğunu gösterir ona. Cemil, artık bilinçlenmek üzeredir. Doğduğu köyde kendini aramaya başlar. Fakat Azem, "Sen kendini burada mı kaybettin Cemil!" diye haykırır ona ve dağlara. Tekrar burjuvalar arasına dönerler. Cemil güzel karısını görünce "bilinçlenme" cesaretini yine kaybeder. Bulunduğu noktadan geri dönmek korkutur onu. Bunun üzerine Azem, eşyalarını toplayarak veda etmek zorunda kalır. Giderken arkasından bir silâh sesi duyulur. Cemil intihar mı etmiştir; yoksa Azem'in kafasında mı ölmüştür? Bunu sizlere bırakıyorum.

Ey Arkadaş! Sen, ben, hepimiz bir şeylere ve birçok şeye geciktik. Ey benim, güzel, çirkin ve zengin ülkem Türkiye! Vaktidir derim gitmenin, kestaneyi çizdirmeden!


Hüseyin ALEMDAR



Alıntı ile Cevapla
  #66  
Alt 22-09-2010, 12:35
Hüseyin Alemdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hüseyin Alemdar Hüseyin Alemdar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 276
Standart

"HEVES" YA DA DİZGİ YANLIŞI YOK!*‏

*) Bu ad sevgili şairim Osman Serhat Erkekli'nin 1973'te yayımlanan ilk kitabının adıdır. Her şairin bir parlak dönemi ya da çıkışı olur ya, Erkekli de manifestosunu "Düşünen Şiir Akımı" söylemiyle üç yıl sonra kitaplaştırarak, kadrini bilelim ya da bilmeyelim bence o yıllarda şiir adına önemli işlere imza atmıştır.

Bugün tekrardan şiire dönüp tutunmasında benim (ısrarla benim şairim diyeceğim, başta Halim Şafak ve başkalı kıskançlık göstersin ne umurumda! Herkes "benim" diyebileceği şairlerinin adlarını hiç çekinmeden sıralasın) ve de çok sevgili Cenk Koyuncu'nun büyük katkısı vardır. Osman Serhat demişken, onun Akatalpa dergisinin Eylül 2010 sayısında yayımlanan "Kitabe-i Seng-i Mezar" şiirini başta "Heves Kuşağı" [pek değerli Necmiye Alpay böyle adlandırıyor(!) şairleri, Ş Şiir ve SonAt dergileri "zibidi"lerinin okumasını isterdim. Tabii ki, bu sözde kuşağın eleştirmeni olarak ilan edilen Utku Özmakas'ın da... Ne sağımdan ne solumdan, kesirkes doğru yerimden kalktığım için "Heves" ve bugünkü Milliyet Kitap'taki Necmiye Alpay yazısı üzerinden kızgınlığı sürdüreceğim.

1) Bir derginin "Veda" etmesi bazen yaşama sıkı sıkıya bağlı bir insanın hayata veda etmesi gibi gelir bana. Dergi ve para batırmada babam sayılan Cemal Süreya'nın ölümü bu yüzden olacak beni hâlâ üzer. 2010'da yazdığım bence en güzel şiirimi sırf Cemal Süreya sevgimden ötürü yeniden çıkacak Papirüs'e hediye etmem bu sevgiden. Heves dergisinde yazan şairlerin birçoğu da benim şairimdi; ama maalesef şiirimle yer almadığım için arşiv anlamında benim dergim olmadı. Bu yüzden olacak Yarın, Yaşam İçin Şiir ve şimdi de Heves, sayfalarında olmayı çok istediğim üç dergiydi, bende ekte olarak kalacaklar. Son sayısına kadar hiçbir haset ve önyargı beslemeden takip ettiğim Heves'i, "Veda" sayısıyla, izninizle kapı dışarı ediyorum.

Neden mi? Başta benim şiir resulüm Hüseyin Peker'i biraz biraz kırdığı için (özel bir neden ama gerekli), Necmiye Alpay gibi çok değer verdiğim bir yazarca hakkı olmayan bir yere çekildiği için, "e-posta" zırvalamasıyla yine çok önemsediğim iki şaire Aslı Serin ve Didem Madak'a "yeteneklerini kaybetbeleri" yönünde sayfa ve seans verdiği için, bir şiir "Oturum"unda adları Barış Çetinkol, Denge Esentürk, Aras Keser, Liman Mehmetcihat ve Münir Yenigül "şiircikler"ine dergide "izmrediki şiar gneeçlr rahtaısz" (Bu başlığı sevgili Alpay da çok sevmiş, işe bak! başlıkta tek doğru yazılan sözcük "şiar", bu şairlerin şair'ını göreceğiz!) başlığıyla kırk sayfa ayırdığı için, Osman Konuk'un özel ve çok önemli şiirini en arka sayfaya attığı için, "Bellek" sayfalarından bir tane bile şair çıkaramadıkları için, Efe Murad'ı kendilerinden çok sevdikleri için... İçinlerim içimi yakıyor. Burada adı geçen şairler, Heves adını da kullanaraktan inanıyorum ki başka dergilere kendilerini atacaklar; onlardan ricam öncelikle şair-insan olduklarını unutmasınlar, aksi halde şiiri bıraksınlar; şiiri bırakmak bile bir ibadettir! Ben bir türlü beceremedim. Artık birçok şeye geç kaldığım gibi buna da geç kaldım. Dergi etiği anlamında Yeniyazı dergisini ve ordaki arkadaşları örnek almalarını salık veririm. Sitemim ve kızgınlığım bitmedi! Mesleğim gereği, her gün masamda bulundurduğum sevgili Necmiye Alpay'ın "Türkçe Sorunları Kılavuzu" kitabını sırf Türkçe ve Dağlarca'ya saygımdan ötürü artık arşive kaldırıyorum ve vereceğim şu adrese kendisine imzalı olarak elden teslim ettiğim Kalpzaman Yeşilçam kitabımı iade etmesini rica ediyorum: TBWA/Istanbul Reklam Ajansı Ahi Evren Cad. Ata Center No: 1 Kat: G2 Maslak-İstanbul. Öbür elimde bu bir günah biliyorum, Heves'in yakasında: sadece son sayı için verdiğim 10 TL'lik dergi ücretini yazacağım şu hesap numarasına dergiyi çıkaran arkadaşlardan birinin havale yoluyla aktarmalarını rica ediyorum: Yapı Kredi Koza Şubesi (Şube Kodu: 926) Hesap No: 39984672 (IBAN: 0006 7010 0000 0039 9846 72. Ah, zatıâlinizde bu da bir şiir oldu! Bu parayla ne mi yapacağım, Hüseyin Peker'e kargo ya da iddaa kuponu!)

2) Birçok insanı kırmış olabilirim, babamı dahil! Ama şiir ve sinema ibadeti yapan kimseyi bugüne dek kırmamıştım. Heves, Haydar Ergülen'in tek dizelik bir şiirinden el alarak 26 sayı çıkan bir dergiydi; Türk şiir tarihinde bir yeri mutlaka olacaktır, bundan kuşku duymuyorum. Benim hâlâ iki soğutulmuş silâhım var: Şiir ve sinema; değil değil, vefa ve incelik, derginize hevesini kattığınız sevgili Haydar Ergülen'e ve şiirine jestiniz ne kadar! İçim acıdı yine, iyi ki de ömrünü tamamladı Heves!

3) Öküz ve Hayvan dergisi dönemlerimde sevgili Metin Üstündağ bana "Hüseyin Cahit Irgat Alemdar" diye sevaptan hâsıl bir ad takmıştı bana. Ben aslında ömrümce Cahit olmak istedim, şiire ve sinemaya! Cahit adı ki, Tarancı, Külebi, Irgat çağrışımlarıyla nasıl da naif ve içten. Sonra Attilâ İlhan'ı ve Ece'yi tanıdım, kızgınlıklarım ve kabıma sığmazlıklarım onlardan hatıra! Yine birilerini kırdıysam, şiirim de kalbim de bağışlana!

Hüseyin ALEMDAR





Alıntı ile Cevapla
  #67  
Alt 24-09-2010, 15:34
Hüseyin Alemdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hüseyin Alemdar Hüseyin Alemdar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 276
Standart

HRANT VE ŞİİR‏

Eylül ayı kitaptan çok dergi ayıdır. Yaz boyunca ortak sayı ya da geçiştirme sayıları yayımlayan dergiler eylül ayına dopdolu sayılarla girerler. Ya da bazı dergiler ilk sayılarıyla çıkagelirler. Eylül-Ekim sayısı olarak dopdolu gelen dergi hiç kuşku yok ki "Yeniyazı", merhaba sayısıyla gelen dergi de elbette ki "Şiirden"; iki dergiye ayrı ayrı değinmek isterim.

Eylül ayı aynı zamanda okul-mektep/şiir-sinema ayı. Okunacak onca kitap yanında, her ne kadar ders kitapları artık ücretsiz dağıtılsa da defter ve yardımcı ders kitabı derken görünmeyen masraflar yine de oluyor. Çabucak geçiyorum: Her ay en azından on kitap beş dergi almak gerek! Yeniyazı demişken, ilk iki kitabım bu derginin "ilk yapıtlar" dizisinden çıkan Yavuz Türk ve Cihat Duman'ın ilk şiir kitapları. Türk'ün kitabı "Kumaş", Duman'ın kitabı "Ya da Pişman Değilim" adlarını taşıyor. Şairlere ve özellikle yaşam ve şiirseverlere bu iki kitabı şiddetle öneriyorum. "Piç Terzi"den "Asl ve Suret"e Türk kendini pek de güzel anlatmış. Duman ise "Ters Oksijen" ve "Aşırı Türkiye" büsbütün! Eylül ayında inadına daha çok kitap alın ve her birine tarih ya da dipnot düşün. Ay sonuna kadar listem bir hayli kalabalık...

Tûba Çandar'ın hazırladığı "Hrant" kitabına (Everest yay. Eylül 2010) gelecektim aslında. "Biyografi" kitaplarını gazeteci yazarların hazırlamasına öteden beri hep karşı oldum. Kitap dramaturjisi açısından gazeteci-yazarların yaşanmış hayatları ve o hayatlardan süzdükleri ân ve hüzün kırıntılarıyla kendilerini o kitaba koyamayacaklarını düşünürüm nedense. Bu bile benim bir yanılgım olabilir. "Khent Hrant" ve "Baron Hrant" adlarıyla iki kitap olarak tasarlanan kitap her şeyden başarıyla kurgulanmış bir "ilk" kitap. Dilerim bundan sonra Hrant kitaplarının sayısı daha da artar. Daha çok gazeteci yazarların görüşleri doğrultusunda hacimlenen kitapta, kendiside bir şair olan Hrant Dink şiirleri ve başka şiirlerle kitabın daha bir ete kemiğe bürünmesini isterdim. Hani, Hrant öldürüldüğünde 73 şair bir araya gelip uzunca bir Hrant şiiri yazmışlardı, o şiirden Tûba Çandar'ın haberi olmadı diyelim, kendisi de bir şair olan Karin Karakaşlı'nın bu şiirden ve hele ki Hrant üzerine bence on kitap daha yazılacak olsa da benim gözümde ve kalbimde Cahit Koytak'ın söylediği şiir kadar etkili bir metin yazılamaz diye düşünüyorum. Bundan sonraki Hrant kitaplarında n'olur şiiri göz ardı etmeyelim. Ölümler, idamlar, kıyımlar; hele ki "puştça" arkadan vurulan arkadaşlarımızın ölümleri ancak şiirle anlatılabilir!

Hüseyin ALEMDAR




Alıntı ile Cevapla
  #68  
Alt 25-09-2010, 11:54
Hüseyin Alemdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hüseyin Alemdar Hüseyin Alemdar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 276
Standart



SON ***220;***199; AYIN ***220;***199; ***214;YK***220;S***220;***8207;


***350;iir y***305;ll***305;klar***305;n***305;n bu y***305;l***305;n sonunda be***351;i ge***231;ece***287;i tahmin edilirken, ***246;yk***252; dergilerinin say***305;ca azald***305;***287;***305; g***252;n***252;m***252;zde a***351;a***287;***305;da adlar***305;n***305; anaca***287;***305;m
***252;***231; ***246;yk***252; ve ***246;yk***252;c***252; i***231;in bir ***351;air olarak ***214;yk***252; Y***305;ll***305;***287;***305; haz***305;rlamak isterdim.

1. "Ritim Bozuklu***287;u"/G***246;khan Y***305;lmaz (yeniyaz***305;, Eyl***252;l-Ekim 2010)

"Tent***252;rdiyot s***252;r***252;lm***252;***351; kalbime. Kore bayra***287;***305; gibiyim. Yar***305;m uyu***351;uk, yar***305;m diri. Simetrik de***287;ilim.
Bu tuhaf hal i***231;inde d***246;rt bu***231;uk ayd***305;r delik de***351;ik etti***287;im ***246;yk***252;n***252;n sa***287;lam kalm***305;***351; bir par***231;as***305;n***305; ar***305;yorum.
(...) Kirli bir bedenin koltuk al***305; gibiyim. G***246;***287;s***252;mdeki s***305;k***305;***351;ma saniyeler sonra ge***231;iyor. Gerek yok, diyorum.
Doktora gitmeye gerek yok. (...) Yakas***305;ndaki isimlik ad***305;n***305; ba***287;***305;***351;l***305;yor bana. Kendimi vak***305;f gibi hissediyorum.
***304;sim ba***287;***305;***351;lanan bir vak***305;f."

2. "Mektup"/Sevtap Ayy***305;ld***305;z (***246;zg***252;r edebiyat, Eyl***252;l-Ekim 2010)

"(...) Saat iki oldu, halen aramad***305;n. Ben de aramayaca***287;***305;m. ***199;ok da umurumdayd***305;. Bu ilgisizli***287;e ne kadar
dayanabilirim? Hayat***305;ma y***246;n vermek istiyorum, tam bo***351;anacakt***305;m ki senin ***351;u yapt***305;***287;***305;na bak. S***246;zde bu yaz
her ***351;eyi bitirip sana gelecektim. ***214;nceden ***252;mitsiz bir a***351;k ***252;***231;geniydik ***351;imdi karesi olduk. (...) Sonbahar***305; severdim
ben, ***351;imdi eyl***252;l***252;n gelmesi korkutuyor beni."

3. "Bank"/Serap Y***252;ksel (Zalifre Yaz***305;lar***305;, Temmuz-A***287;ustos, 2010)
"(...) G***246;ky***252;z***252; bir aynaym***305;***351; da beni bana g***246;steriyormu***351;***231;as***305;na korkak korkak uzaklara bak***305;yorum bir bank***305;n
***252;st***252;nde. Ne bulan***305;k. Bir ***231;ekimlik ayd***305;nl***305;k bile yok sigaram***305;n ucunda. (...) ***199;ocuklu***287;umda bu kadar de***287;ildi. Hem
o zamanlar sinemaya Ahmet'le giderdim. (...) Ahmet beni affetmi***351; affetmesine de ben kendimi nas***305;l affedece***287;im?"

Ey benim kendini ***231;ok***231;a ***246;zleten ***246;yk***252;c***252;lerim, ***246;yk***252; insanlar***305;m! H***252;seyin Aky***252;z, R***305;za Zelyut, Ne***351;e Cehiz,
Hakan ***350;enocak, Jaklin ***199;elik... Ses verin hele, ***351;imdi nerelerdesiniz!?

H***252;seyin ALEMDAR



Alıntı ile Cevapla
  #69  
Alt 27-09-2010, 14:07
Hüseyin Alemdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hüseyin Alemdar Hüseyin Alemdar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 276
Standart

"BİZE HER YER TRABZON"‏

Son şiirlerimden birinde Pazar gününü karımdan bile kıskandığımı yazmıştım.

Bir haftalık yorgunluğumu üzerimden atma anlamında Pazar günü benim için gerçekten anlamlı ve önemlidir. O günde ya köylüyümdür, ya şehirli; o günde ya günahımdır ya sevap; o günde ya sevincimdir ya hüzün. Bu paradoksal hâlimi ancak iki yer ve mekânla ilişkilendirebilirim: Yeşilçam ve Gebze.
O gün Yeşilçam'da isem sol parmağımdan boynuma dolanan bir evliliğin ve umutsuzluğun oku, şayet Gebze'de isem ailem ve hayvanlarımın saadetinde o okla kendimi vurmuşluğumdur! Tabii ki, 19 yaşımla birlikte Pazar günü bende bir o kadar da futbol ve Nâzım Hikmet'tir.

Takvimden 26 Eylül olarak kopardığım Pazar günümü bu kez şiir ve futbol aşkına bir kitaba ayırdım. İyi ki de böyle bir günü "Bize Her Yer Trabzon" tadıyla ömrüme kazdım. Yaklaşık altı ay önce böyle bir kitapta yazmamın gerekli olduğu sevgili dost Aytekin Akay istemişti. Ben de adı "Mavi Doğdum Bordo Ölmek İstemiyorum" yazımı bu kitaba yazmıştım. İyi ki de böyle bir yazıyla şiir ve futbol hastalığımla kendimi Trabzonspor'la ilişkilendirmişim. Kuruçeşme Kafes Garden'da saat 10.30'da gerçekleşecek olan kitap tanıtım amaçlı kahvaltı ve maç keyfi için kendimi yolculuğa Gebze'den hazırladım. Şiir tanrılarımdan biri olan İlhan Berk'in bir sözüyle güne başladım: "Şair bütün bir doğanın ve canlılıkların tanrısıdır, bundandır ki müezzinden bile erken uyanmalıdır". O sabah gerçekten müezzinden erken uyandım. Tam elimi yüzümü yıkıyordum ki sabah ezanı okundu; Allah'ın 99 adını şiir tadında sevmeme rağmen arkaik bir dillde söylenen ezan sesini öteden beridir çok sevmem. Karım ve körpe köpeğim "Beren" uğurladı beni şiire ve şehre.

İzninizle "Bize Her Yer Trabzon" diyeceğim. Bahsettiğim mekânda erkenden başlayan sohbette ve kitap tanıtımında sevgili yayıncım Ömer Asan ve Trabzon dergisini çıkaran Aytekin Akay dışındaki birçok değerli dostu ve arkadaşı o gün tanıdım. Çoğu formalı ve coşku seli bu insanları tanımaktan o kadar mutlu oldum ki anlatamam. Gözüm şampiyon Trabzonspor'un futbolcularından birini ya da birkaçını aradı; bir ara Dozer Cemil'in (Usta) sol elinin omuzuma düştüğünü hisseder gibi oldum. Mavi yanım ağırlıklı olarak yine "bordo" yanıma sitemde bulundu, hüznümü kimseye çaktırmadım. Kendimce bir Araklılılık estirdem, o gün tanıdığım ve çok da sevdiğim ilçe insanlarım Olcay Çakır, Melek Bakırtaş ve kemençeci Erkan'ın gizli tanıklığında. Kitap "bordomavi.net" kaşesiyle Heyamola yayınları etiketiyle çıkmış, "Bize Her Yer Trabzon"un ikinci kitabı. Editörlüğünü Gamze Bal, Metin Külünk (bir insan bu kadar mı içten ve güzel olur kardeş) ve Yalçın Kaya Aydın'ın üstlendiği kitap, özenli baskı ve kurgusuyla herkesin elinden düşüremeyeceği bir kitap. "Divane âşık gibi" altbaşlığıyla sadece futbolla değil aynı zamanda müziğimizle de Trabzonspor'u bizlere fazlasıyla sevdiren bu kitap vesile olur da dilerim ki özlemini fazlasıyla çektiğimiz şampiyonluğu da bu yıl yakalarız derim. Tayfun Pirselimoğlu'ndan Yaşar Bedri'ye, Çiğdem Sezer'den Ergun Ata'ya, Halit Kıvanç'tan Sunay Akın'a (ah Sunay ah, sırf senin için de olsa ömrümü geri sarmak istemezdim!), Fabio Salomoni'den Minik Alanzinho Gürcan Bayrak'a birçok şiir, futbol ve hayat insanının yazıları var kitapta. Siz de "şovenist" anlamda değil, paylaşımcı ve barışçıl anlamda "Bize Her Yer Trabzon" demek istiyorsanız, bu kitap hepimizin.

Hüseyin ALEMDAR



Alıntı ile Cevapla
  #70  
Alt 28-09-2010, 16:59
Hüseyin Alemdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hüseyin Alemdar Hüseyin Alemdar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 276
Standart

YEDİ İKLİM'E GEÇ MERHABA, MÜHÜR'E MUHTAR MÜHRÜ!

Osman Serhat'ın Yedi İklim'de yayımlanan "Otobiyografi Gibi" şiiri ve Mühür'de yer alan "Günümüz Şairlerinin Başucu Şairleri ve Kitapları" adlı başucu anket(!) olmasa bu yazıyı inanın yazmayacaktım. Şiir demişken sevgili Osman Serhat'ın şiirini buraya alaraktan yazımı Mühür'le ilişkilendireceğim merak etmeyin.

OTOBİYOGRAFİ GİBİ

Bilinir ki
Kur'an'dan korkmadılar
Sözün gücünden korktular
CHP Nâzım'dan korkmadı
Şiirin gücünden korktu
Ama Nâzım "vatan çiftliklerinizse eğer" şiirini DP için yazdı
Politikaya hiç âlâka duymadım
Yeni anayasaya ne red ne evet
Nâzım'dan sonra yazmak büyük cesaret
Budak, Ahmet Erhan ve ben yazdık yine de
Bizden sonra Haydar ve İskender vardır
Haydar az masa başı az imge
İskender ise yeraltı edebiyatı taklididir
Yeteneklidirler yine de... düzyazıları da kuvvetlidir Cemal gibi Hâşim gib
Ama yetmiyor
"Şu eseri vardır" denilmiyor
Aklıma bizden sadece Alacakaranlıktaki Ülke ve Yerlere Göklere Dair geliyor
Nâzım'dan sonra yazmak cesaret
Ben
"Tanrı korkunun üzerindedir ama Sevginin üzerinde değildir" diyorum
Hepsi bu kadar
Sadece sevgi sevgi sevgi tâ mahşere kadar
Ölümümden sonra sevecekseniz hiç sevmeyin beni!"

Bir şairin kendini hasta derecede sevmesine hep şapka çıkarmışımdır. Kendimizi şiirle ifade eden yaratıklar olduğumuza göre Tanrı katında ve kul göreceliğinde böyle bir hakkımızın olabileceğini var sayıyorum. Bu anlamda çok sevdiğim Osman Serhat'ı bir de böylesi bir narsist yan edindiği için bu kez Allah için sevdim! Yalnız, şiirin son dizesinin bu kadar derin bir küfürle söylenmesi şimdilik erken derim. Yedi İklim dergisine ürün desteği veren birkaç arkadaştan biri de benim. Dergi etiği anlamında, yazarlarına demeyeceğim şairlerine bu kadar vefalı ve incelikli yaklaşan çok az dergi var. Şiirden ve dergilerden uzaklaşma yaşımın geldi ya da geçiyor dediğim bu yıllarda sırf Ali Haydar Haksal, Zafer Acar, Aykut Nasip Kelebek, Burcu Akkanlı ve Ümit Zeynep Kayabaş için bu dergiye daha uzun yıllar yazmak isterdim. Özel bir okulda ödül verdiğim Aykut Nasip Kelebek'in beni daha uzun yıllar mahcup edeceğini düşünüyorum. Hele Zafer Acar, onun ikinci kitabı "Hamse" için uzun uzun yazmak isterdim. Elimdeki sayıda onunla yapılmış bir özel sayı var; mutlaka herkesin okumasını isterim. Gelelim Mühür'e. Eğer önümüzdeki on yıl içinde de sinema yapamazsam, kokuşmadan bir köye çekileceğim (Bu köy şoven düşünceyle Trabzon'daki bir köy olmaz sanırım, beni Gebze paklar). Hiç aklımdan geçmeyen bir işle, muhtarlıkla meşgül olmak meşgul olmak isterim; "mühür" sevdam o yüzden. Mühür demişken, Mühür dergisinin Eylül-Ekim sayısına ilk mührümü bu başucu(!) anketten ötürü vurmak istedim: Akif Kurtuluş'tan Cevat Akkanat'a, Sina Akyol'dan (hele ki Sina!) Cenk Gündoğdu'ya, Mehmet Sadık Kırımlı'dan (kalbi hemşerim abim, sen hangi memlekette yaşıyorsun!) Hilal Karahan'a, Zeki Karaaslan'dan Koray Feyiz'e sizler ne kadar şiire dâhilsiniz kardeşler!

"Ölümümden sonra sevecekseniz hiç sevmeyin beni!"

Hüseyin ALEMDAR



Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 01:22


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum