Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞAİRLER - YAZARLAR > Anekdotlar

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 02-02-2017, 11:02
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.260
Standart Behçet Hoca’dan “hayıfname” / Refik DURBAŞ


Ünlü öğrenciler... / Refik DURBAŞ




Ortaokulu İzmir Saint Joseph’te okumuştur. Son sınıfa geldiğinde, bir gün bahçede dolaşırken okul müdürü tarafından çağrılır.

Bir Fransız dergisi, Türk yazarlardan herhangi biri üzerine bir yazı istemektedir.

Müdür, böyle bir yazıyı kaleme alıp alamayacağını sorar.

Sevinçle kabul eder bu öneriyi ve hemen Halit Ziya üzerine bir yazı kaleme alır.

Yazısı, üç ay kadar sonra da o Fransız dergisinde çıkacaktır.

Fakat müdür, çıkan yazısını göstermesine rağmen, bir adet olduğu için dergiyi kendisine saklayacak, o da on beş yaşın toyluğuyla ne yazısının, ne derginin adını not edebilecektir.

Bu, Salâh Birsel’in hem bir yabancı ülkede, hem de Türkiye’de siyah puntolar arasında boy gösteren ilk yazısıdır.

Üstelik o tarihlerde daha soyadı yasası çıkmadığı için de soyadı yerine babasının adı olan “Talât”ı kullanmıştır.

Söz, Salâh Bey’den açılmışken sürdürelim...

1940-1943 yılları arasında Osmanbey ile Nişantaşı’nı birbirine bağlayan Rumeli caddesindeki Nişantaşı Erkek Ortaokulu’nda

Fransızca öğretmenliği de yapacaktır.

Kimler mi vardır öğrencileri arasında?

Bir zamanlar Milliyet gazetesi yazarı Hasan Pulur, karikatürist Semih Balcıoğlu, tiyatro sanatçısı Metin Serezli, 70’li yıllarda “Yeni Ortam” gazetesini çıkaran Kemal Biselman...

Yine karikatürist Ferruh Doğan ile Türk sinemasının “Taçsız Kralı” Ayhan Işık da kısa bir süre Salâh Bey’in öğrencisi olacaktır, ama üstat onlara Fransızca değil de Türkçe dersi verecektir.

Aynı yıllarda Nişantaşı Erkek Ortaokulu’nun bir başka öğretmeni de Rıfat Ilgaz’dır.

Yine aynı yıllarda bir dönem Türk sinemasının yıldızlarından ve Hollywood’da da boy gösteren Muzaffer Tema ise okulun müzik öğretmenliğinde bulunacaktır.



Afyon Lisesi yalnız politikacı, yargıç ve gazetecilerin değil, şair ve yazarların da yuvasıdır.

1965-69 döneminde milletvekilliği yapan, 1976’da Kültür Bakanlığı Müşavirliği’nde bulunan Hisar Dergisi şairlerinden Osman

Attila, doğduğu kent Afyon’un lisesinden mezundur.

1987’de trafik kazasında yitirdiğimiz edebiyat tarihçisi Mehmet Çavuşoğlu da 1950’li yılların ortalarında Afyon Lisesi’ne misafir olanlardandır.

Lisenin bir başka konuğu da “Hasretinden Prangalar Eskittim” şiirinin unutulmaz şairi Ahmed Arif’tir.

Ahmed Arif, ölümünden bir yıl kadar önce, 1990 yılında yaptığımız ve “Kalbim Dinamit Kuyusu” (Cumhuriyet Kitapları) adıyla kitap olarak yayımlanan konuşmasında Afyon Lisesi ile ilgili anılarını da anlatmıştı.

Ahmed Arif, Siverek’te doğmuştur, ama çocukluğu Diyarbakır’da geçer.

Fakat, “muhit” pek iyi değildir.

Ve 1940’lı yılların başında yatılı olarak Afyon Lisesi’ne gönderilir.

O yıllarda Ahmed Arif’in abisi de Isparta Lisesi’nde öğretmendir ve Afyon Lisesi’nde arkadaşları vardır.

Ahmed Arif, o günleri şöyle anlatacaktır:

“Diyarbakır Lisesi’nde bir Mustafa vardı. Mustafa sınıfa girdiğinde gömleğini kaldırıyor, üç bomba sağında, üç bomba solunda, lider yani. Anla nasıl lise, o bakımdan babam belki haklı.

Bütün okul hayatım boyunca tanıdığım en yetenekli, en mert, bilgili adamlar bu lisedeydi.

Bir Cemal Hoca vardı: Cemal Tanaç... Matematik dersine gelirdi.

Onun hanımı vardı, Mevhibe Hanım. Bütün sınıf âşıktık ona. Taparcasına seviyorduk. Cemal Hoca hepimizi Teknik Üniversite’ye gidecekmişiz gibi çalıştırırdı.”

Afyon Lisesi öğrencilerinden Süleyman Demirel’in Teknik Üniversite’ye gitmesinin bir nedeni de bu olmasın sakın...

O yıllar lisenin edebiyat hocası ise edebiyat tarihçisi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi profesörlerinden Gündüz Akıncı’dır.

Ahmed Arif, edebiyat öğretmeni Gündüz Akıncı’yı ise şöyle anlatır:

“Gündüz Akıncı büyük bir şanstı bizim için. Akıncı, ders kitabından çok roman okuturdu bize. Lisede ben Andre Malraux’yu, Max Beer’i, Dostoyevski’yi, Tolstoy’u, Gustave Flaubert’i, özellikle de Emile Zola’yı okudum hep… Gündüz Hoca bir karar aldırmıştı Öğretmenler Kurulu’nda. Her çocuk gece mütalaalarında roman okuyabilir diye...”

(Demirel, Akıncı Hoca’nın dersine pek düşmedi herhalde?)

Ahmed Arif, ilk şiirlerini işte bu ortamda yazacak ve bunlar “Seçme Şiirler Demeti” adlı dergide Neyzen Tevfik’in şiirleri ile yan yana yayımlanacaktır.



birgun.net
Eklenmiş Resmin önizlemesi
Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  refik-durbaş.jpg
Görüntüleme: 243
Büyüklüğü:  46,9 KB (Kilobyte)  
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 06-04-2017, 12:22
admin admin isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 1.723
Standart

Behçet Hoca’dan “hayıfname”




Yazarlar, şairler arasında bugün böyle bir yaşam biçimi var mıdır? Bir kahvede, bir pastanede, meyhanede buluşmak; dergiler, kitaplar üzerine tasarılar kurmak; şiirler, hikâyeler okumak…

1950’li yıllardır.

Diyelim Behçet Necatigil’in yeni bitirdiği bir şiiri Fahir Onger beğenmişse, Oktay Akbal “Olmamış” diyerek karşı duracak; Salâh Birsel nükte yapmak için dudak kıvıracaktır.

Ve ardından bütün gece, tartışmalarla geç saatlere kadar sürecektir.

Salâh Birsel, “Hayıfname” başlıklı yazısında o günlerin mekânlarından “Elit Kahvesi”ni anlatır. (Yeni Ortam, 07 Aralık 1973)

Tarih 11 Şubat 1953, çarşamba günü, saat 17.00 suları…

Behçet Necatigil “Elit”e “Hayıfname” adında bir gazel yazmak için gelmiştir.

Salâh Bey’e göre Behçet Hoca’yı bu şiiri yazmaya iten neden Yeditepe Yayınları arasında çıkan “Evler” adlı şiir kitabı dolayısıyla Fethi Karakaş’ın 09 Şubat 1953 Pazartesi günü Beşiktaş’taki evinde Necatigil’in şiirlerinden oluşan bir “Resimli Şiirler” sergisi açmasıdır.

Karakaş, Beşiktaş Ihlamurdere Caddesi’ndeki evine “Küçük Galeri” adını takmıştır. Pazar günleri dışında her gün açık kalacak galeride Necatigil, saat 16.00-19.00 arasında kitaplarını imzalayacaktır.

Fakat büyük umutlarla tezgâhlanan sergi, beklenen ilgili toplayamayacaktır.

Behçet Hoca, daha sonra bir yazısında da “Resimli Şiirler” ilgili şu yorumu yapacaktır:

“Umduğu sayıya erişen sanatkârlar, gayet azdır. Sonra serginin oldukça ücra bir semtte, bir hayli içerlek yerde olduğunu unutmayalım. Gündüz işinden yorgun çıkan bir meraklı, eğer gelmek ister de bu arzusunu gerçekleştirmeye vakit bulamazsa gelmiş demektir. Biz hiç değilse böyle uzak, fakat yakın alâkalar bekliyoruz.”

Necatigil’in kızı Ayşe Sarısayın da babasını anlattığı “Çok Şey Yarım Hâlâ” başlıklı kitabında sergi için şu notu düşecektir:
“Resimli Şiirler, babamın Fethi Karakaş’ın gravürleriyle renklenmiş kendi el yazısı şiirlerinden birkaçı evimizin duvarlarını süsledi yıllar boyu.”

Bu yazılanları hafızanızın kilerinin bir serin köşesinde tutun, tereyağlı ekmeğinizin üzerine süreceğiniz reçelin tadı aromasını şimdi damaklarınıza bırakacaktır.

“Evler” kitabını yayımlayan Yeditepe’nin sahibi Hüsamettin Bozok, Behçet Hoca’ya telif ücreti olarak 100 lira vereceğini söylemesine rağmen, bunun 50 lirasını vermiştir.

Telif konusunda Oktay Akbal da sıkıntının kelepçesini bileklerinde hissetmektedir.

Çünkü “Bizans Definesi” başlıklı hikâye kitabını Yeditepe’ye verdikten sonra yeni bir yayınevi arayışı içindedir artık.

Akbal’ın bu durumu haliyle Necatigil’i de etkilemiştir.

Ve Behçet Hoca eline kalemi alacak, aruz vezniyle şu gazeli yazacaktır:

“Karakaş sergiyi açtı iyi hoş bunca ümîd
Kumru âsâ düşünür müşteri bekler şimdi

Ah kim geçmişe mâl oldu, Güzincik, dertli Salâh
Gönlün eğlendirecek gösteri bekler şimdi

Genc-i Rûm’un dibine ekti darı Hüssam dost
Oktay Akbal hava aldı neyi bekler şimdi

Her kitap başka yayında çıka ister Akbal
Bir modern ultra câzip seri bekler şimdi

Behçet evvelce atarken Kapalıçarşı’da tur
Oldu bir hâtuna kul Evler’i bekler şimdi

Elli Türkî lira verdi Bozok aldı parayı
Daha 50 alacak yılları bekler şimdi.”

Peki Necatigil, daha sonra Hüsamettin Bozok’tan geri kalan 50 lira telif ücretini aldı mı?

Ben de merak ediyorum.

•••

Elit Kahvesi Asmalımescit’te idi. 1940’larda açılmış... Küçücük bir mekân. Sait Faik, Avni Arbaş, Agop Arad, Mümtaz Yener. Ferruh Başağa, Necati Cumalı, Orhan Veli, Fahir Onger, Behçet Necatigil, Naim Tiralı, Oktay Akbal müdavimleri arasındadır. Çay 20 kuruştur. Bezikte kazanan 30 kuruşa kıyarsa, Madam Braun’un Elit’in özelliği olarak sunduğu “kapuçino”yu da içebilir. Elit’e gelenlerin en kültürlüsü ise Cemil Meriç’tir. Çok okumaktan gözleri gücünü yitirmiştir. Masanın üzerine sandalye koyar, ampule 30 santim uzaklıktan okurmuş kitaplarını…


birgun.net


Eklenmiş Resmin önizlemesi
Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  Refik DURBAŞ 3.jpg
Görüntüleme: 225
Büyüklüğü:  31,5 KB (Kilobyte)  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 13:19


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum