Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Hergüne Bir Şiir

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1511  
Alt 30-01-2010, 12:57
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

CENAZE KALDIRICISI ADEM


Bir ölü nedir ki bir ölüm nedir
Acıyla kirlenmektir, acıya sevinmektir.

Siz bilirsiniz, isterseniz biraz gecikiriz
Gelmesine geliriz, biraz gecikiriz
Ne kadar gecikirsek biz o kadar iyiyiz
Ben o kadar iyiyim.

Bir zamanlar hamaldım, çelenk taşırdım
En güzel çiçekleri ben sırtımda taşırdım
Caddelerden geçerdim, büyük vitrinlerin önünden
Serlerden bahçelerden güne damlardım
Renklere karışırdım, kentin ışıklarına
İçinden soyulan bir portakal gibi
Kendi içdenizlerimi öper okşardım
Süslenmiş gibi olurdum
Kokular içinde kalırdım.

Sonra beni bir gün çağırdılar
Sonra beni bir gün gene çağırdılar
Artık hep çağırdılar, dört kişi olduk
Dört kişi gerekliydi, dört kişi olduk
Ölüleri gördük, ölüler koltuktaydılar
Ölüleri gördük ölüler yatakta
Ölüler giyinik, ölüler çıplak
İşte biz dört kişi buna alıştık
Bizi alıştırdılar.

Omuzlarım kesik kesiktir, nasırlıdır
Her zaman bir ölü vardır omuzlarımda
O kadar ölü vardır ki her yanımda benim
- Ölüler içindeyim ölüler içindeyim -
Örneğin bir bardak su içsem bir ölü kayar şuramdan
Su içmeyen bir balık gibi kayar
Ölülere takılmış bir uçurtma gibiyim
Biraz öyleyim.

Ve otel müşterileri, onlar
En inandırıcı ölülerimdir benim
Her biri biri bir ölümü her gün yeniden yaşar
Camlara yapıştırılmış yüzler gibi
Sevgiyi unutmuş yüzler gibi
- Unutmak utanmaktır, siz bilirsiniz -
Hüzünsüz, anlatımsız, soğuk
Akşamüstü rengindedirler ve yorgundurlar.

Siz daha iyi bilirsiniz, Hıristiyanları soyarlar
Ölüleri çıplaktır onların
Ne yalan söyleyeyim görünce huylanırım
Yeni ölmüş genç kızlar yeni doğmuş çocuklara benzerler
Görünce huylanırım
Bunu karıma da anlatırım, su dökünürüm
Adım mı, Ademdir, iyi adamımdır.

Karıma anlatırım ya, size de anlatırım
Bir gün bir ölü kaldırdık, Aşkenazlardan
Hani şu Leh Yahudilerinden işte
Gözleri o kadar mavi olan, mavi bir suda yüzer gibi gövdesi
Saçları tütün renginde
Her neyse, uzatmayalım, bir de baktık ki ölünün arka cebinde
Dolarlar, marklar, sterlinler
Önce paylaşmayı düşündük, yalan söylemeyeyim
Götürüp geri verdik az sonra
Götürüp geri verdik, yüz lira aldık
Hepsi hepsi yüz lira
Bir gün de bir ölüye asılı iki torba
Torbalar kalçalara inmiş, askılar omuzlarda
İçleri altın dolu
Ölüyse bir kocakarı, Ermeni
Çoluk çocuğu
Elbette geri verdik altınları da.

Ve genç bir kız ölüsünden ametist bir kolye çıkardım
Doğrusu sakladım onu gizlice
Karımdan bile sakladım, karımdan
Niye mi sakladım, uğurdur diye.

Bir karım, iki çocuğum, dört kişiyiz
Kimseler bizimle konuşmaz
Mahallede kahveye çıkamam, anlarsınız
Giderek alıştım içkiye de
Demin de söyledim ya, iyi adamımdır
Benden kötülük gelmez
İnanır mısınız, bir gün gene bir ölüyü kaldıracağız
Tam kaldıracağız, birden farkına vardım
Adam düpedüz yaşıyor
Oysa raporlar filan tamam
Buzluğa girdi mi o anda işi bitik
Başında mirasçılar yas giysileri içinde
Dedim ya, birden farkına vardım
Evet, o gün bugündür yaşıyor
Cihangir'de oturur, zengindir
Bir iki kez evine de uğradım
Beni pek sevmez.

Ne de olsa herkes biraz ölüdür
Otel müşterileri en önde gelir
Kendileri soyar kendilerini kendileri giydirir
Büyük kentlerin büyük tabutlarıdır oteller
Nedense işte onlar gökyüzüne gömülür.

Bu sabah on birde bitirdim işimi
Gidip uyuyacağım
Belki de
Ya karımla ya da
Bir başka ölüyle yatacağım.

Edip CANSEVER
Ben Ruhi Bey Nasılım’dan
Alıntı ile Cevapla
  #1512  
Alt 01-02-2010, 13:29
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

Adım Sonbahar

nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar

Attilâ İLHAN
Alıntı ile Cevapla
  #1513  
Alt 03-02-2010, 15:00
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

UMUT YOK !

Boynuma yeter-
­genişlik bırakıp
düğüm attım
çarşafa.

Dedim ki,
ey çarşaf dedim;
kaldık,
biz bize.

Sonra dönüp
Kendime baktım..

..razıydım; bir güzel­-
astım korkumu

debelendim, ne çok­-
eyvah dedim!

Çarşafın
yırtılan
yerini
diksem,

yine yırtılır.

Sina AKYOL
Heves /Haziran 2005
Alıntı ile Cevapla
  #1514  
Alt 04-02-2010, 22:04
suece suece isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 3.482
Standart

ADAM

Adam şapkasına rastladı sokakta
Kimbilir kimin şapkası
Adam ne yapıp yapıp hatırladı
Bir kadın hatırladı sonuna kadar beyaz
Bir kadın açtı pencereyi sonuna kadar
Bir kadın kimbilir kimin karısı
Adam ne yapıp yapıp hatırladı.

Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda
Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı
Adam bulut gibiydi, hatırladı
Adamın ayaklarının altında
Yıldızların yıldız olduğu vardı
Adam yıldızlara basa basa yürüdü
Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.

Cemal SÜREYA
__________________
olmaz hayal bizimkisi
olurundan bin güzel...
e.g.
Alıntı ile Cevapla
  #1515  
Alt 05-02-2010, 15:05
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

TUTTUM SEVDİM

karanlık sularımı çoktan terkettim
bağışlamayın beni

bir çocukla geçirdim
..........................en son gecemi
yağmurun şarkısını öğretti bana
kayanın yalın ışıltısını

eprimiş yıldızlara tutundum
ilk kez not almadım hatalarımı
geceler aşkların kurtuluş günü
çağırmadım kimseyi
..........................hem bayrağım da yoktu
örümcek ağlarına düş eklediğim
görülmesin diyedir bunca duvarlar

kimliğimi bir yolcuya bıraktım
sesimi ölülerin suskun ağızlarına

camgöbeği
..............hüzünlerim de oldu
haritasız acılarım da

göz notlarında kaldı
.........................yüzümün son mevsimi

tuttum, sevdim. bağışlamayın beni

Zeynep KÖYLÜ
Son Arzum Gül ve Kedi’den
Alıntı ile Cevapla
  #1516  
Alt 05-02-2010, 23:49
fazlı oğuz fazlı oğuz isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 146
Standart SENİ ÇAĞIRAN TÜRKÜ


SENİ ÇAĞIRAN TÜRKÜ

Onlar savaşçıdırlar sabah akşam
İnançlar örer umutlarından



Ellerin karanlıkta üşüdü gir içeri
Saçların yıkandı soğuk yağmurda
Gel sobanın yanına sokul da
Al eline sıcak kestaneleri
Kuş masalları anlat

Acıyı katık etme duruşuna
Afşar TİMUÇİN
Alıntı ile Cevapla
  #1517  
Alt 07-02-2010, 14:31
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

YAZIN SESİ

Gövdenin çeperinde bir başka gövde
içe doğru bir toprak kayması
ertelenmiş yaz: bir heyelandır

Duran bir kent: bir görünür
bir yiter toprak damlarla
Homeros'un kehribar denizi arasında

Bir kadın bir sarmal eksen
çıplak ayakları sel izi bırakır
avlunun mıknatıslı taşlarında

Yanından geçip gider o burgu
ateş yiyici bir ağız, bir etobur
kışkırtıcı baharat kokuları çoğalır

Gözünün yaşına bakmaz anla artık
bu iletken bu şehvetli ağustos
nisandan bile zalim bir aydır

Özdemir İNCE
Alıntı ile Cevapla
  #1518  
Alt 08-02-2010, 15:47
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

ah!


ah tutmaz, bu rüzgarlı çatılar
odalardan dilsiz uğultular yükselir
örtünme telaşında utangaç kızdır kasabalar
düşünü kurarlar bedenlerinde gezinen nefesin.

sonra akşamüstleri gelir
huzursuz eşiklerde bekleşir
kime ihanet etmemiştir ki zaman…
tedirgin ve tekinsiz… anlar
karanlık kuyulara birikir.

korkudandır bütün koruganlar
çatlağından endişe sızar
bir gül, yakasını yırtar kan revan
içimizi oyar aşktaki tereddüt.

tedirgin ve tekinsiz… hayat
eşiğinden gözü kapalı atlamak isteriz
bilmek istemeyiz; ama aldanmak…

Asuman SUSAM
ile-2007
Alıntı ile Cevapla
  #1519  
Alt 09-02-2010, 14:02
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

NE Kİ EKSİLEN...

günlerden, gölgelerden, tropikal gecelerden...
işve kadar hafif, tutkudan ağır, ciğerotu gibi bir şey...
ne ki eksilen!
boyalı söz! kurnaz incelik! kadınlar kıvılcımlı, eğreltiler üretken... kurt kocaldı, çekildi sürüden... reçineler, balözleri, şuruplar... akıp gidiyor akıp giden...
ne ki eksilen!
belki de bir kıpırtı, mor taşkıran çiçeği, baygınlık anı belki, biraz alkol, etilen... gövdelerden gürültü, telaş mı çekirgeden... kaçtım, durmadan kaçtım mavi tilkiden, oklukirpiden... yazdı, kıştı, kutupsuz aşklardı, derken... güneş görmez tundra, rengeyikleri ve liken... ne ki eksilen!
günlerden
gölgelerden
tropikal gecelerden...

İlyas TUNÇ
Alıntı ile Cevapla
  #1520  
Alt 10-02-2010, 15:07
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart




EYLÜL

Eylül, gülleri soldurarak
duyurdu bu yıl kendini
Böyle olacağını bile bile
şaşırttı bizi yinede

Daha bir demet kır çiçeği
alıp koymadık vazoya
Güller mi unutturdu bize sevinci
yoksa aşındırdık mı kimi duyguları

Şöyle bir akşam
söyleşemedik dostlarla
erkenden kapandı perdeler
yorgun muydu çocuklar da

Her gün yağmalanan
talan edilen sevincimiz
kurudu galiba büsbütün
su yürümüyor dallara

Ama kırpıntı, bir küçük
uç uç böceğinin her nasılsa
konuvermesi balkona
uyarıyor bizi irkilterek

Bu kahrolası tarraka
bitecek gibi değil sokaklarda
Çekip kapıyı çıkmak en iyisi
dalmak caddelere, varoşlara

Belki o zaman eylül
şaşırtmayacak bizi
bulup çıkaracağız çünkü
evrenin öteki yüzünü

Ahmet TELLİ

Konu aysun colak tarafından (11-02-2010 Saat 16:03 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 09:58


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum