Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Şiir Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #11  
Alt 06-11-2009, 10:42
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart S İ M Y A C I

S İ M Y A C I

beti benzi atmış dünyanın
gündüzler düşü/yor ellerinden geceye
“çimenlere basmayın”
binbir atlı harâmiler, çiğniyor yeşili yerde
toz duman, kara sisi bozuyor dokuyu
küçük soluk alıp vermelerde
göğsündeki nefes/ tutuklu
can çekişiyor üstündeki gökyüzü

iklimlerin ruhuna hüznü
durmadan/ elleri kanayarak işliyor nakkaş…
alacaklı diyor halâ mahlûkat !

henüz, gün yüzü görmemiş
ceninin gözleri cüruf
aydınlığı vurdular/ vurdular aydınlığı

üşüşüyorlar çekirgeler gibi
hangi birinin kirli çapağını temizlemeli !
haramiler
yalnız, kendilerine açıyorlar gökleri

her değdiği yeri dalayarak gelen
engereğin kamaşmayan dişleri
mideye indiriyor her şeyi
sindiriyor, onca kan ve irini

geldim ve gördüm/bilenlerdenim
aç gözlülerin her birini götürüp
göstererek sin’i
doymazın iştahını kapatıyorum şimdi

yıkayıp kara sisini
açıyorum güneşin perdesini
yeniden nefes alıyor gökyüzü
boşaltıp can suyunu
söndürüyor hüznün ateşini

her yer, yeşile boyanıyor yeniden
yumuşak kar yüreği oluyor insanların içi
bahar bahçelerini konduruyorlar
her bir eve elleriyle

gözleri kömür yorgunluğu
yılkıya bırakılan her çocuğu
taşıyıp düşler sokağına
kesiyorum göçebe rüzgârlarını
yüzlerine dolan ıslak geceyi siliyorum
gül kokulu
sabah çayları demliyorum içlerine
mutluluğu okuyorum gözlerinde
mutlu tüm dünya
mutluluğum oluyor benim de

fâniyim
benden içre bir ben daha
yoktur bilirim
hükmüm yok, ne doğan ne batan güne !
güzel bir dünyadır bütün istediğim

fâniyim
yapamam bütün bunları
ne kadar istesem de
düşüncemden alıkoyamaz bu hâl beni yine de…



Hâdiye Kaptan

Konu Hâdiye Kaptan tarafından (06-11-2009 Saat 17:13 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 06-11-2009, 17:14
suece suece isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 3.482
Standart

Sayın Kaptan, kurallar gereği her şiir için ayrı bir başlık açmıyoruz.
şiirleriniz bir başlıkta toplanacaktır. bundan sonra siz de dikkat ederseniz seviniriz.
kolay gelsin...
__________________
olmaz hayal bizimkisi
olurundan bin güzel...
e.g.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 11-11-2009, 02:08
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart Hâdiye KAPTAN şiirleri

ATEŞTEN TOPLAR DÜŞTÜ BAĞRA

vururken saat son tiktağını
kanadıyla saramadı dünya acıyı
sözün büyü(sü)cüsü mavi ışık sönmüştü

dünya değirmeninden uçup gidemeyen
kanadı kırık, ürkek güvercinler kaldı arkada

soldu cennet bahçeler
sarı sıcak zaman durdu
durdu dünya
uğultusundan başka bir ses duyulmuyordu
ağlıyordu gökyüzü, hıçkırarak ağlıyordu…

aralık kalan kapıda
bir heykel kadar taştı manâ
yaşanacak ne çok şey vardı oysa !...

hiçbir dudağa değmesindi artık yaşam
kasvetinde çıldıran günü
bir tabanca sesiyle susturdu !
şimdi, beraber çıkacaklardı han kapısından

oluk oluk taştılar
acı seslerin rüzgârıyla
günden, kara geceye doğru aktılar

aktı / ak bir çarşafın altında
ölmeyecek…
uğrunda ölünecek ADAM !

gidiyordu, kağnı ayaklar ile
mecâlsiz eller üstünde
teni yakan
ateş topları patlıyordu dört bir yandan…

er geç gidilecekti ya
“her ölüm erken”di
lâkin bizim için bu ölüm, en erken idi !...

(…gelebilsen yeniden Samsun’dan gür sesinle…ne çok ihtiyacımız var SANA bir bilsen !…)


Hâdiye Kaptan

Konu Hâdiye Kaptan tarafından (11-11-2009 Saat 02:51 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 19-11-2009, 15:49
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart GÜZ SANCISI

GÜZ SANCISı


zaman ki,
uykulu bir gökyüzü şimdi
duyumsadığım toprak kokusuyla
yama tutmuyor ömrümün hırkası

susta/lar / saz ile söz cümbüşü
yırtılmış orta yerinden örtüsü
bitti yaz saltanâtı
terk etmede, gözlerimin geçkin kıyısını

yaklaşan kışın gölgesinde
kapılar kapalı, pencereler demirli
hangi rota döndürebilir ki beni geriye!

hükmedilemeyen zamanın
peydahlanan hüzün sancıları, artmakta git gide…
kim çözebilir içimdeki sessizliğin dilini
kör yordamla
aynı yanlış yolu sürmedeyim yine
kül dönüşür mü yeniden kora ?
bulunmaz kayıp / gençlik mülkiyeti

taze bir yaşama çiçeklenemesen de
dinleme geceyi / demleme
elbet susacaktır durup bir yerde
tembihleri beyhude!

ellerimde duruyor halâ
yedi renkten olmaz hayâlim
çöl gecelerime yeşertemediğim vaha
hayat büyütemiyormuş küçüleni bir daha

batıyor dikenleri bozkırın
aşınmış yüzümde, ağmayan aydınlık
su kendi akışında artık
gün yüzlü mevsimler ırak
sona bırakılmış her şey
kışa karşı koymayı beceremiyorum, karıncalar gibi

beyaz renkte, küçük bir göçmen bavulu
kapı ağzında / çıkıp gitmek için
bir buse beklemede dudağa /ağulu

kayada bitmeyecek bir mor çiçek
ayaklarım yürümez ileriye
tersine gitmekte dünya

görünmeyen aynasında
hüzzam inlemede
kaburgası kırık zaman
makber söylüyor sahnede, yorgun oyuncu
patlayan korkunun ortasında
donuklaşan bakışı

tek bir yolcu var gidişe, bu garda
ve birkaç el, yolculamaya
can kuşu, eksik kalana çırpınmakta durmadan...

Hâdiye Kaptan
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 20-11-2009, 10:32
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart GÜZ SANCISI ....(2)

GÜZ SANCISI...(2)


gelsin diye beklediğin günler, avuçlarında işte
bak ! gece devrildi gün üzerine
iç doya doya sarıyı gözlerinle şimdi

uzayıp giden sokaklar yok önünde
bulabilirsen aylâk ayaklarını
çıkmaz sokakta ara çocuk oyunlarını

solgun nefesinle
mesken tutmuş yalnızlığı oyala
gün yüzlü masallar anlat ona

gök yüzünden bir pencere düşün
görebilirsen eğer!
gelincik tarlasına bakan
mayısı / kondurabilir misin yine dudağına?

anne elinden okşanan saçların
karışık / savruk rüzgârda
yok artık mahmur sabahlara uyanmak
çocuk şarkıların uzak fısıltı
kendi kendine geçireceksin güz sıtmalarını
fesleğen kokuları olmayacak
zemzem suyu değerken burnuna

hayra yorma hiçbir düşü
gidilecek şehir kalmadı çünkü
sabâ vakitlere gebe zaman!
ondan öte köy yoktur /gidilecek şimdi
kâğıt gemin yüzdüremez engin koylarda seni

kırmızısında kızıl kanayan
günün üstünde akşam
ağırlğı(nda) ezilirken
sabaha nasıl çıkar ?
tekler dururken
durgun kıyıyı nasıl bulur?
taş ağırlığınca kalbin

yavandır her söz gönlüne, onarmaz seni
o güne değin uyut kendini
avunmak istemediğin, teselli ile avun!...

(….tut ellerimden yine tut; şavkın vursun yüzüme. sana tutunmalarda var olup, yok olmalarım…)
Hâdiye Kaptan
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 21-11-2009, 21:05
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart ZAMAN VAR MI

ZAMAN VAR MI

ne zaman vuslatın seyrine niyetlense gözlerim
vakitsiz kayar, sırra kadem basar yıldızım
ihtimâllere kalır içimdeki darlığım
güneş döner arkasını
ölü günler sıralanır yoluma

dibine siyah ağar
uzak bir mevsim olur bahar
çöl toprağında kalmış gibi
yürümez, büyümez, kış uykusunda
susta durur çiçekler

soğuk duvarlara çarpa çarpa
yol bulamaz kör yarasa bedenim

gider, boş gelir trenler
boş istasyonda yankılanmayan ayak sesleri
izleriyle donanıp döner gözüm

acı bitmez yürekte
saklanılan ne çok istek vardır insanın içinde
yaşama arzusu/ hiç bitmeyecekmiş gibi zaman
ya da daha çok uzakmış gibi ölüme
düş salıncağım vardı benim de bir zamanlar

şafakta kurduğum
grubun bütün renklerini sermiştim üzerine
sallanmadım hiç
badem yeşiline serilmiş gülfem kokular beklemede
gergef işleyen bir kız bıraktım üstüne
hayatın akışında işleyip bitirsin hayalini diye
bir küçük ev, bahçesinde dibindeki denizden yakamozlar serili
yakmakta gülleri nefesi ve renk renk çiçekleri
sevdiğine çay demler salkım söğüt duvağının altında
birer dilim limon çaylarına
limon ağacından mis kokusuyla

su verilir akşamüstü çiçeklere
yıkanınca melisa, yaseminle yarışır kokusuyla
sonra akşam sefaları sokulur bu yarışa
meyveler toplanır, her biri başka lezzette
sevilip okşanmışlar elbette…

akşam İstanbul seyredilir içre çekilerek
vapurlar gider gelir martı şarkılarıyla
yanar ışıkları akşamın tutuşturur boğazı
torunlar gelir belki, çocuklarla
kahkahalar serilir yüzlere onlarla
gece el ayak çekilir,kitap okuma vakti
kurulup sallanan koltuklara
şekerlemeyle karışık uykuyla

güz gelir, yağmurun sesi vurur camlara
belki kar yağar belli mi olur İstanbul’un hâli
şöminedeki odun çıtırtılarıyla çay keyfi
sonra zaman tükenir alın çizgisinde yol biter
ölmek belki de uykuda gelir el ele…

vuslata bekleyiş sürmede hep
her geri dönüş kaleme düşürür düşleri
yazar kalem durmadan,sever düşü
ev ödevi bellemiştir kendince
yaşayamazsan bile düşle dedikleri için mi
düşünmez
ömürden zaman var mı ki hâlâ !...

Hâdiye Kaptan
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 24-11-2009, 00:48
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart Kelebek korkusu

KELEBEK KORKUSU


var mıydı / dün müydü o gün ?

varla, yok arası bir yer, şimdi usumda

buluş ve unutuş aynı anda !

ben miydim yanılan, yoksa sen miydin hayâl ?

zaman, aydınlık bir yoldu o saatlerde

sığ kelimeler, düşe kalka

inşâ edebilir mi yeniden, yıkıntılılarını cümlelerin ?

geceyi güne taşımak zor aramızda


oysa,

akışına bırakılamayacak kadar dar,

kısa zaman, ölüme varışa !

belki bir şiir boyu

belki birkaç mısra !


bozkırın, soğuk yalnız gecesine düştü şiir yüreğim

üşüyor harflerim

susku, kırdı sevginin boynunu

kavgalı rüzgâr / dervişin sabrını sınamakta !


gece körüdür ayaklarım

koşup gelemem, sen gel demeden/ çıkmadan yoluma...


yorgun ve yaşlı attır zaman arafta;

ölümün gölgesi, dururken ayaklarında

adımları, bir ileri bir geri atmada !...


suda yıkanan, salkım söğüt dalları şanslıdır


doyasıya içerler suyu , sorgusuz sualsiz...

alacak verecek yoktur, dere ile aralarında !

onlar susuz /dere yalnız değildir ;

ücrâda kalan dal olmaktı şanssızlığım,

içmek olmadı hiç isteğim !

suyun berraklığını görmek istedim yalnızca:

yaralandım,

kırılgan ruhumu sardım, kendi kollarımla

geçene kadar bu yara;

yâren dillerinden sürecek kulağımda vâveylâ!...

şimdi, her değen elden kalbimde

bir kelebeğin, ölüm korkusu vurmakta !


Hâdiye Kaptan
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 24-11-2009, 23:29
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart S I R

S I R

aman(ı) bildin mi kalbim ?
şimdi suya salınmış izimle
düşen takvim yapraklarından habersizim
günü açarken, dudaklarımdaki sus ile
güneşin yüzünden, karanlığı içerim

derman sarmaz bedenim(i)
ne alır ne satar artık gönlüm

bir görüş günü gibi kısacık
bir önceki günden
açışı görülmeyen tomurcuk
olmayacaksın bahçemde bundan böyle
yolculuğumuz, artık farklı yönlere

gözlerinin gizlni çözmenin
çok uzağına düşüyorum
sana bırakıyorum her şeyi
yalan mevsimlerinden çıkarken / bir deli cinneti
yalnızca / senden aldığım
hangi günahın yüzünü örtmeli şimdi
nasıl adam etmeli bendeki beni
bu suskunun dilini nasıl çözmeli ?

bir yolcunun hüznünden sökülüyor
içimdeki kaldırım taşları
akşam nöbetlerine yazılı
soluksuz eğreti duruşum

peronda, hüzün dağıtıyor bütün bakışlar
günceme düşen ateş çiçeklerini soluyor
ellerimde sallanmayan mendil
ve yazılmamış boş sayfalar(la) kalıyor(um)

bir gömüde gizli her şey, yeri bilinmiyor
bir çavlanın sesinde iç çığlıklarım
yoksul günlere yürüyorum şimdi

güzdü gelen
istemeyerek de olsa
giysilerinden soyunuyor ağaçlar
belki bir kış uykusunda sıcacık
belki, üşüyerek geçecektir zaman
aşkın sırrına erilmiyor tabiat gibi
ki, teslim olmayacak kadar kendimdim oysa…

Hâdiye Kaptan
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 25-11-2009, 08:54
Zorgun Devrim Yay Zorgun Devrim Yay isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2006
Nerden: Turkey
Mesajlar: 14
Zorgun Devrim Yay - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Merhaba şiir dostu;
Öncelikle Kitabınız hayırlı uğurlu olsun ve yazar/şairlik yolunuz açık olsun... Şiirlerinizi birkaçını okuyabildim ve güzel temaların işlendiği ve güzel duygularla örülen anlamlı dizeler ilgimi çekti ve hakikatlik içeren dopdolu şiirlerdi.

Yürekten kutlar ve başarılar diliyorum...

Selam ve saygılarımı gönderdim
__________________
Sevgilim; kağıt değilsinki seni buruşturup atayım çöpe...
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 26-11-2009, 13:49
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart A Ş K DELİSİ

AŞK DELİSİ

tövbelere durup durup
yeniden döndüğünün
geceye son batmışlığıyla sürünüyorken
derinden çınlayan bir ağıttı artık içindeki
kulaklarda duyulmayan

eprimiş sevdadan karanlığa sığındırırken kalanını
döküldü ahüzarı, düştü ayaklarına ruhu
görmedi tuzağına düştüğünün gözleri

gidiyordu, nereye gittiğini bilmeden
yollar uzuyordu alabildiğine önünde

yırtılmayan suda ilerleyemeyen gemi
uzak bir şehrin ışıklarındaydı

rüzgâr hüzzam savururken ayaklarını
göğün ışıkları da sönüyordu

ıslak bakışlarındaydı günün ölü ağzı
abı-hayat sütü kokmuyordu

hangi yol yeşil yapraklara açar şimdi gözünü
zamanın kilidi nasıl çözülürdü

salkım saçak perişanlığı devâ bulur muydu
hangi aşkın kanatlarınla uçabilirdi artık
çıkamadı bunca sorunun içinden
döndükçe dolaştı başı karışıklığa

aslını çıkardı üzerinden
çekip kendi elleriyle kökünü
beyazlarla kuşatıp kendini
sığ bir saksıya gömdü
bir şarkı var şimdi durmadan söylediği
“Su olsam, ateş olsam Göklerdeki güneş olsam Konuşmasam taş olsam Yine de oynar mısın benimle”

Hâdiye Kaptan
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tag Ekle
ırak kadın sevgisizlik

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 23:29


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum