Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Şiir Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 29-10-2009, 12:55
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart Hâdiye Kaptan Şiirleri / Hâdiye Kaptan

ÖTEKİ ANADOLU

kendi mi ekmişti kendi dölünü

neye göreydi bu dünyanın hükmü ?


içindeki uzakta

çocuk oyunlarındayken bakışı

başı bozuk seyrin sesinin buyrukları

sımsıkı sarmaladı ferâceyi başına


aşk bilmeden yüreği

avazında yankılandı kadın oldu bedeni

bozulmuştu, çocuk nefesindeki neyin huzuru


zamanın duldasında

büyütürken elinde öfke zincirini sabırla

dipsiz, derin kuyuya iniyordu durma…


sırtından sopası, karnından sıpası

hiç eksik olmadı

aldıkça kucağına kızgiller familyasını

soy dölünü yürütemeyen, parazit oldu adı



yerçekimsiz kuş yüreği

kanlı gözleri eşikten fırladı

elinde kalan bakiye kapı dışarısı



yol bilmez, iz bilmez

başka dünya tanımaz / nere gider ?

gelin olur çıkarsın, kefen giyer dönersin

dediydi, ismini bilmeyen babası



geceye batmışlığıyla sürünürken

aydınlık, artık ulaşılmazdı

delişmen fikri içte harlandı

sözsüz, sessiz yaktı kınayı

bundan böyle vardı bir yapacağı

çekmeyecekti onlar da aynı kaderi

aç susuz bekledi bekledi…



iki kolu, dört yavrusuna sımsıkı sarılı

bütün karanlıkları ışımış gülen yüzüyle

nice sonra, Fırat’ın sularında

buldu onu köyün çobanı

manzara tanıdıktı yabanda

yalnızca oy zamanı sayılan

burası öteki Anadolu !



Hâdiye Kaptan

Konu Hâdiye Kaptan tarafından (31-10-2009 Saat 20:52 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 29-10-2009, 15:12
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart KIYIDAN ÇEKİLMEK

KIYIDAN ÇEKİLMEK



kapılar açılır / kapılar kapanır

durmadan / binlerce ayak yürür yaşama

zaman yaprakları sallanır

kuru bir dilin söylediğinin yeşertemediğidir düşen



rüzgâr, güneş, evren döner

yelkovanla akrep döner

okur yine kendi bildiği gibi / sürme çeker göze yaşam

öğretir insana da dönmeyi



kar altında sıcak sıcak akar uyku

yoktur gölgesi

geçer hüzün seferberliğine

yakar başlama ateşini

bilinmez hangi çatıya çöker kasveti

ve hangi kapı kapanır merhabaya !

inkârda fayda etmeyen dil yüreği



ne mor şafaklar vardır artık çoğalacak

ne mavisinden içilecek gök

ne de ninnisi dalga sesleri deniz…



her şey geçermiş yine de

unutulur bahçe kapısının çalan çıngırağı

çekilmeyen kuyu suyu

ağaçtaki ip salıncak

kapıları sımsıkı kapalı nefessiz ev

çürür avludaki üç tekerlekli bisiklet



sırı dökülen ayna

bağra basılamayan çerçevedeki iz



suyu kesilir sarmaşıkların

darp alır, çöker çardak

zamanı gelince hep olur

kıyıdan çekilmeyen deniz var mıdır ?

görülmez / çözülmez, boşluktaki virân düğüm

ahh! alnından vurulası ölüm



Hâdiye Kaptan

Konu Hâdiye Kaptan tarafından (31-10-2009 Saat 20:49 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 30-10-2009, 22:14
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart KÜÇÜK DÜNYALARDAN

kara bulutlarını savamazdı
kokusu güzdü
yağmura benzerdi ıslak bakışlı yüzü
üşürdü rüzgâr gülü

kendinden alacaklı
açamadığı, demir parmaklıklı dünyası
yanardağlar gibi dumanlı gözleri vardı

acılarıyla tutunamayan bedeni
sevinçlerine uzanamayan güçsüz elleri
ortada kalmışlığıyla öyle
serseri kurşunlara hedefti

umutları, erimeyen kar altı
göğü biçerken sabırlarının kıyameti
tuz basar sustururdu dilini

küçük dünyasında
büyüktü ürkek cesareti
düşlediği, çokça ı r a k t ı

göz atarken hayâl bahçesine
bahçedeki fidanın büyümesine
izin vermezdi, içindeki güz ihtimâli

yavaş yavaş kayarken uçuruma
güz ıslığı dinmiyordu kulağında
tuttu bedenini, bir sarmaşığın elleri
yaz şarkısını kondurdu dudaklarına
âniden gelen bir peri
güneş, aynasından yansıttı ışığını içine sonra
ferah bir su geçti boğazından
gündüz, serdi üzerine örtüsünü
ısındı rüzgâr gülü
ve perinin kucağında, s a b â bir uykuya daldı


(….sen yarınlar var mıdır bilmezsin; yaşarsan göreceksin ve umut yaşamı yürütendir ayaklarında…)

Hâdiye Kaptan

Konu Hâdiye Kaptan tarafından (31-10-2009 Saat 20:54 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 31-10-2009, 14:21
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart MAYIS KONSUN SUDAĞINA

MAYIS KONSUN DUDAĞINA

küçük bir çocukken henüz
büyürdü gözümüzde hayat
bir türlü geçmezdi gün / saat…
büyük olmak / ne zaman gelecekti

koşarken var hızımızla
görmeden geçtik güzelim bahçelerimizi
söylenmemiş şarkılarımız vardı oysa
cümleler kaldı yarım yamalak…

büyük yenildik
sükûn eden zamana

kısalmışken şimdi hayat
yine büyüyor gözümüzde her şey
telâşlı yalnızlığımızda
ah! nasıl tamamlanır yarım kalmış onca şey

her gün belki son diyerek kuşkuyla
yeni güne merhaba demek

yazın telâşında iken daha
ölüm kokan hazana nasıl geldik

orman nefesini tüketmişken
dalımızdaki cılız filiz
ömür günümüzde / çiçeğe yetişemeyecek
geceler bürünmüş çehremize
yarı uyur yarı uyanık
artık son vakit / son kapıdayız
çok şeyi sevmeye çok geç kaldık

destur bilmeyen ölümün elleri
başımızda / okşar durur gümüş telleri
kim kucaklamak ister ki ölümü
ah! silinebilseydi güz izleri

dinle çocuk!
benim düşlerimin rengi siyah
hayat kurşunları çizdi rengini
aşılmaz duvarlar var önünde
koyulaşır rengi gitgide /gitgide…
çaresi yok / çabalamaya dermanım yok
sevinçlerini sebil dağıtma / zulanda sakla çocuk
gün gelip lâzım olduğunda
çıkarıp edersin hüznüne katık
ya da benim gibi ararsın böyle

eylülü düşürme soluğuna
bir kez bile / bahçende güz gülleri derme
buzlar oluşur bazen kırılır bir zaman sonra
akan su yoğunluğuna aldırma
hep mayıs konsun dudağına….

(…..şimdiki aklım olsaydı; bırakmazdım hiç baharın ellerini…)




Hâdiye Kaptan

Konu Hâdiye Kaptan tarafından (31-10-2009 Saat 20:45 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 01-11-2009, 14:40
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart DİLİNDEKİ DUA

DİLİNDEKİ DUA



kanlı güz kuşatmasından virâneydi

solmuştu şehri /nin baharları

acılarla mayalandı, yoğruldu güçsüz ellerinde

devran döndü, yeşil mayıs geldi yine

çekemedi içine bir türlü, hissetmedi

terk etmedi eylül onu, kapısından geçemedi



öpemedi dudaklarını yaşamın

göğsünde soluyan zaman hep yarım



cümle edemedi tek kelimeyi kör dili

başıboş kalan düşleriyle

gam akşamlarında avare

çocukluğunda atılan kurşunlardan sağdığı

savamadıklarına kalktı kadehi

sandık sandık hüzün biriktirdi her güne



etrafını saran yabani otları

temizleyemedi, ne kadar uğraştıysa

sarhoş ayaklarını süremedi yaşama

içinde yuvalanan gölgesini silemedi

taşınamadı yoksunluğundan, hancı kaldı



içindeki susta ağlayan

güz bakışlı, ürkek, o çocuktu yüz sürdüğü

içinden çıkamadıkları,karanlığın duvarını

birlikte ördükleri işbirlikçisi



tutulur güneş elinden

iklimsiz mevsimlerde dururdu ömrü



ve çürütülen baharın yaprakları

taa derinlerden

gözlerine sürerken tuzu

susuz mevsimlere düşürür onu, kavrulurdu

her defasında şahlanan döngü

sürer giderdi durmadan böyle

hiç beceremedi mutlu olmayı



kaç mühletti zaman, ölüme değmeyecek olan!

kaç yorgun yolu dinlendirmeli

hangi güzel günü dillendirmeli

dökmeli, bağrından içre, çağlayan pınarı

son vedâ değmeden dudağa



son bağ bozumundan aldıklarınla

zakkumun zehri olsun onları yakan

gözü görmeden

yitip gitmesindi ettiği duası hep

“Boga moya çuvay mu bosnu”( Allahım Bosna’mı koru)



(…yaptıkları katliamın izleri asla silinmeyecek; çocuklukta ,Türkiye’ye gelmeden önce, kapı önünde patlayan bombanın hayatını aldığı küçük kardeşini yitiren Babam’a ve tüm Bosna halkına)

Hâdiye Kaptan
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 02-11-2009, 22:17
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart Hâdiye Kaptan şiirleri

NE GAM

zamanın şahin bakışlarında

iki sonbahardayım

içimde savrulurken yaşam

ağılı bir duman sarmakta ortalığı gün be gün

ekimdi geldiğin, gitmedi/sen gittin

ömrüm ekimler içinde dönüp dururken

kıyıya vurdu mavilerim

güneşin yolunu kesmiştin



tek gidişe biletli yolcuyum şimdi

cesaretsizliğinle uzatamadığın sarı güller elinde

gölgen uğurlayacak beni

günüme ağdığın sıcaklık yiterken tenimde

ışığın sağırlığında kalacak gözlerim

ve sonra tevekkülle düşecek iki yana elim

ruhumdan gözlerine akıp yerleşecek son nidâm

geç kalmış bir sürgüne duracak belki sevgin

topla arkamdan dökülen baharı o zaman /ne gam



Hâdiye Kaptan
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 03-11-2009, 14:25
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart GİTTİN GİDELİ

GİTTİN GİDELİ


anılar sokağından yükseliyor sesler
lâkin başını çıkaramıyor topraktan kardelen

ellerimde hüzün çiçekleri
mutlak ölüme doğru geçiyorum son sokağı
artakalan ne çok çığlık…
yakararak
karanlığı yazar güncem

bakışları buz kesiği
dev bir kaya ağırlığı
bulutlar gibi girdi toprağa içi
gölgesini gizleyemedi ölümden
küçüktü / küçücüktü, büyük ömründen

her şey masal şimdi
çölde barınamayan nehir içim
sağır rüzgârın alamadığı sızıyı
hangi denizde batırsam
hangi su yıkar kalbin acısını
baht dediğin tahtı kim yıkabilir ki?

karanlık odada görünmeyen yıldız o şimdi
göremezsin sadece duyumsa

rüzgârın öfkesiyle birleşirken ateşin öfkesi
kalmakla gitmek arasında
kırılır dalgasında dengesi

gün batımında gider aklım
uzaklara sürerken beni arkandan
yok olur sabrımın sesi
sevmem akşamları bu yüzden

unutulmayan o şarkıda an beni
henüz vakit erken
ölüme dönen yolda durma, der
annemin fısıltılı giz sesi
gelip bulur o zamanlarda beni

yarını dokuyamayan umut gergefi
kayıp harâbe kuytularda

kar düşmüştü ya sen giderken
erimedi bir daha
devedikenleri doldu bahçem
el süremem, her biri ayrı kanatır
senin tutamadığın ellerimi
kendimi yalnız taşı(rım)yamam
sen gittin gideli…



(…gidişinin yıl dönümü yaklaşan Annem’e)

Hâdiye Kaptan
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 04-11-2009, 15:48
Demet Duyuler Doğan Demet Duyuler Doğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2009
Nerden: Adana
Mesajlar: 105
Standart

Al***305;nt***305;:
Hâdiye Kaptan Mesaj***305; g***246;ster
MAYIS KONSUN DUDAĞINA

küçük bir çocukken henüz
büyürdü gözümüzde hayat
bir türlü geçmezdi gün / saat…
büyük olmak / ne zaman gelecekti

koşarken var hızımızla
görmeden geçtik güzelim bahçelerimizi
söylenmemiş şarkılarımız vardı oysa
cümleler kaldı yarım yamalak…

büyük yenildik
sükûn eden zamana

kısalmışken şimdi hayat
yine büyüyor gözümüzde her şey
telâşlı yalnızlığımızda
ah! nasıl tamamlanır yarım kalmış onca şey

her gün belki son diyerek kuşkuyla
yeni güne merhaba demek

yazın telâşında iken daha
ölüm kokan hazana nasıl geldik

orman nefesini tüketmişken
dalımızdaki cılız filiz
ömür günümüzde / çiçeğe yetişemeyecek
geceler bürünmüş çehremize
yarı uyur yarı uyanık
artık son vakit / son kapıdayız
çok şeyi sevmeye çok geç kaldık

destur bilmeyen ölümün elleri
başımızda / okşar durur gümüş telleri
kim kucaklamak ister ki ölümü
ah! silinebilseydi güz izleri

dinle çocuk!
benim düşlerimin rengi siyah
hayat kurşunları çizdi rengini
aşılmaz duvarlar var önünde
koyulaşır rengi gitgide /gitgide…
çaresi yok / çabalamaya dermanım yok
sevinçlerini sebil dağıtma / zulanda sakla çocuk
gün gelip lâzım olduğunda
çıkarıp edersin hüznüne katık
ya da benim gibi ararsın böyle

eylülü düşürme soluğuna
bir kez bile / bahçende güz gülleri derme
buzlar oluşur bazen kırılır bir zaman sonra
akan su yoğunluğuna aldırma
hep mayıs konsun dudağına….

(…..şimdiki aklım olsaydı; bırakmazdım hiç baharın ellerini…)




Hâdiye Kaptan
Sevgili Hâdiye Kaptan ve ismini kitaba veren şiir...Eylülü düşürme soluğuna hep mayıs konsun dudağına...güzel bir okuma oldu.Kutluyorum arkadaşım.

Kitabınız hayırlı olsun, kıymet bilen ellerde okunsun dileğimle..Başarılar diliyorum.
__________________
"Kırılgan Bakışlar"
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 05-11-2009, 10:17
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart B E D E L

BEDEL

gelmelerinin ayak izlerinde gözlerim

uzaklara kanat çırpan kuşlar kadar yorgun

yelkovanla / akreple kavgadayım

sana da gelir içimdeki ölüm

üzülme yine de benim için sen

ne ölümler gördüm ben

ne çok kayıp mevsimler…

ne kapılar kapandı önümde duvar

tutunuyorum yine de yaşama bir yerinden

sevdam ağlasa da…



nereden baksam

davalı ben, davacı ben

değişmeyecek bu hiçbir zaman nasıl olsa

ve bir tokat gibi patlıyor suratımda, ardı ardına

geçmeden bir diğerinin izi

suçlu kim bilmedim/ bilmeyeceğim yaşadıkça

bildiğim, yavuz hırsız misali

başımı öne eğdiren

yaslanamadan çöken bir omuz/du

bütün gördüğüm

hep bir bedelse sevgi

yanlış öğretmiş dünya bize

durdurun bu dünyayı durdurun



Hâdiye Kaptan
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 05-11-2009, 13:59
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart

Şiirakdemisinde kapımı çalan ilk konuk siz oldunuz arkadaşım teşekkür ediyorum
Sevgiyle kalın

Konu Hâdiye Kaptan tarafından (11-11-2009 Saat 02:00 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tag Ekle
ırak kadın sevgisizlik

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 16:52


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum