Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Hergüne Bir Şiir

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #2111  
Alt 07-08-2012, 18:57
Aslı Aydın Aslı Aydın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2008
Nerden: Samsun
Mesajlar: 575
Standart

SEN ISTANBULA ALDIRMA

Caddenin bostanına Malatyadan geldim
kara trenlerin uzun düdükleri kulağımda
Haydarpaşa kapılarını maviye açmış
rüzgar martıya yakışmış balıklar suya
kayık kayıyor,çanları tutun delirmesin
hangi renkti sustuğum Göztepenin kıyısında

yüzümde Istanbula aykırı bir şey
yavrusunu emzirmeyen analar gibi
itiyor elinin tersiyle gerisin geri
saçlarımın kokusu bu kente esmer
ve kadınlığım dik duruyor yollarına

bir oyuk açıldı yarıldı nar
o gün müydü kendime bir isyan aldım
taş yerine şiir aldım bindim tramvaya
moda şarkılar söyledim
üvey baktım denize
orayla bura arasında parçalandım

Madam bu İstanbul sizin mi
padişah yaşıyormuş
saraylar eskise de yenisini yaparlar
yüzümüzde göçmen duruş
inkar uyum ve kapıda tekrar
dilimden kimliğimi aldılar
arzuhal yazdım kabul bekledim
zaman dolmuş katipler yoklar

aynı balıkçıydı kuşkum yok
saçı sakalı köpüklü beyaz
yaz dedi, bütün insanların sokağında
ölüm ve aşk aynı renkle dolaşır
sen İstanbula aldırma!..

Arife Kalender
Alıntı ile Cevapla
  #2112  
Alt 08-08-2012, 14:45
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart




GÖK ANLAM


ben büyürüm ne zaman her yerde hep deniz olana
yarısı kesik inceden bir parmakla
ondan ki yaslısıyım durup durup sevmenin
ondan ki çoraklarda büyüdüm bir dilim tatlı kavunla.

seni bir çare yaptım sana özendim
bazı şiirler yırttım yenilerini edindim.

geçtimse bir durumdan bir başka duruma hızla
kanla ölümle değil bir çeşit sokulganlıkla
artık ki güçlüsüyüm bir kişiden fazla olmanın
bir anıdır susmamsa bakınca kesik parmağıma.

açınca gözlerimi ipe çekilmiş güneşler varsın
mavi bir çocuksun aşkımız mavi bir ambarın ortasından bakarsın.

Edip CANSEVER


Alıntı ile Cevapla
  #2113  
Alt 09-08-2012, 16:22
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart





KAÇAK


Konuşmadığım ülkeme belliyiz onlara yorulmadan
En büyük sorumlusuyuz bir uzun kartalın
Ve yangınların beklide bir sabahın
Anlamını kullanıyoruz ölü at başlarına
Yani yeni bir duyguda sürgünler bozgunlar
Geçerler gecelerimizden unutulmuşa uyan
Islaklığında yitirilmiş erdemlere ne denli
Hep sularında süreli bir ceylan

Kırık akşamları çarşılıyoruz ala mora
Bozuk oyların eski bir bunaltının
Dudakları saygılıyoruz bunca dudaklardan
Ellerimiz bir zencinin unutulmuşluğu çağına
Eskisel şehirleri ve anmalardan

Abdülkadir BULUT
Alıntı ile Cevapla
  #2114  
Alt 11-08-2012, 15:01
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

İÇİMDE MAYIN TARLASI VAR

Dağılacağız yıldızlara bir bir
Sarı ışıkları evlere bırakıp
Sen ve ben
Ardımıza bakmadan artık

Kanserli bölgeyi alacak çünkü
Yaşamımızdan bir el
Serum şişeden akarken
Hızlanan bir ivmeyle
Yerçekimini tersine döndürmek
Geçiyor içimden
Serum şişesine işemek
Damarlarımdan
Gözlerinin içine bakarak
Tükürerek suratına ölümün
Mümkünü yok
Ben bozulmuş insan eti
Sen gecesin bayat
Basat ölüm
Çekinik hayat
Dövüşürüz sövüşürüz
Sabreden sarılık
Karaciğerimde patlar
İçimde mayın tarlası var

Kaan İNCE
Alıntı ile Cevapla
  #2115  
Alt 13-08-2012, 15:01
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart



ORYA

soyunuk bir telaşın
tene tortu biriktiren şekliydi
uzanıp sözlerimi ikiye bölen dudak

şimdi
kalbime iyi haller dileyen gidiş,
içini güneşli bahanelere tuşlayan ıssız,
takvim ve sus karışıyor yaşıma...

sana geliyordum
ağustos'u bulandıracak bir kimsezlik için
ellerinden, uzun cümleler edinmeye
bir es versen duracaktım yüzünün
bileşik kalpler diyen yerinde...

yanlış adreslerden
yeni şehirler kurulsun diye
o kayıp orya kızı söyledi;
ev terlikleriyle çıkılmalıydı sokağa...

şimdi
değiş' i terk' le tokuşturan acı
sesten ve gidişten bir kolye boynumda...

taneciklerin jelleştiremediği kanmış yalnızlık
ve aşk
dili kesilmiş siyahi bir köle
sesini bandajlamış, dolaşıyor semtimde...

Serap ERDOĞAN
Alıntı ile Cevapla
  #2116  
Alt 16-08-2012, 00:13
Aslı Aydın Aslı Aydın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2008
Nerden: Samsun
Mesajlar: 575
Standart

Aşk Bu Olmalı

Zaman tırısa kalkıyordu güz atlarıyla
yelkeni yırtık eski bir teknenin
köpüren rüzgarlarını doldurup gömleğime
kayaların arasından süzülerek geçtim
kıyısız denizleri bölüştüm seninle


Dalgaların ucunda seken ay ışığının
izini sürerdik patlayan havalarda
ürkek martıların tüneğiydi gözlerin
ışıklar dökülürdü göğüslerinin arasından
kızıl ve beyaz çiçekler yanaklarından


Sular durgunlaşır mı öpüp okşadıkça?
Yıldızları tükenir mi şen gecelerin?
Kara görünür de sözcükler kirlenir mi?
Bırak,çaksın içimizde alevden şimşekler
herkesin olan kıyı bizim olmasın


Ne de güzel yağıyor güz yağmurları
son etabını koştuğum bu yarışın
ıslak saçlarına aşağıdan baktıkça
tuza kesiyor tenim,başım dönüyor
bir çağlayana yetişme telaşında
ömrümün incecik kuş ayakları


Geldiğim derinliğe dönüyorum şimdi
peşleri sıra kuduran dalgaların
direnmek anlamsız işte çekiyor girdaplar
bedenime biçim beğeniyor küheylan deniz
bir fesleğenin silkiniyor yaprakları
sona doğru,sondan içre aşk bu olmalı

Bülent Güldal
Alıntı ile Cevapla
  #2117  
Alt 19-08-2012, 21:30
Aslı Aydın Aslı Aydın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2008
Nerden: Samsun
Mesajlar: 575
Standart

AYNAYA HER BAKTIĞINDA

ne kadar yalnızsın, ne kadar kendinden uzak!
gecenin sessizliği ve karanlığı gizler aşkını
umutlarla yelken açtığın denizlerden için kırık,
ellerin boş, tükenen bir kalple dönersin akşamları

ne kadar yalnızsın, ne kadar kendinden uzak!
kim söylese şarkını, türbelerin eşiklerinde mumlar,
boğulur haykırışlar, kuşların cıvıltılarına gizlenir
açan güllerin yapraklarında şebnem olur, ölürsün...

ne kadar yalnızsın, ne kadar kendinden uzak!
terk etmiş eski zaman güzelleri, tenIeri esmer,
akasyalar açarken baharı kucaklayan hint bülbülleri,
geçmişi unutur, unutulursun, kimse anımsamaz seni...

yoksul sofranda söylenir durmadan acılı türküler
çoğalır buzlu camların arkasında timsah gözyaşları
yüzünü nereye dönsen bir ihanet kucaklar gövdeni
ah! ne kadar yalnızsın, ne kadar kendinden uzak!
aynaya her baktığında...

Timuçin Özyürekli
Alıntı ile Cevapla
  #2118  
Alt 20-08-2012, 12:13
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart




DAĞDA ATEŞ YAKANLAR



............................-Bu saatte Kuzey Afrikanın
............................dağlarında ateş yakanlar var-

Bir şafak vakti başlayacak yolculuğumuz
Cıgaralar sönmüş parmaklarımızda
Düşünmemek mümkün mü gelecek günleri
Bir başka mâkam üzre başlamış şarkılar
Seslerini duyuyorum görmediğim şehirlerin
Milyonlarca insan karşılamış orda barışı
Şu mavi gökyüzü bu ıslak asfalt caddeler
Okyanus kıyıları işte yeşil sırtlı balıklar
Say sayabildiğin kadar hepsi yeryüzünde
Onların hasretini sizler kadar kimbilir
Afrika kıyılarında çarpışan vatanseverler
Korkusuz uyanacağınız sabahları düşünüyorsunuz
Mavi salkımlı pencerelerin arkasında
Başladı işte akşam saatlerinizin hüznü
Dile gelmiş bırak dört duvar konuşuyor
Kimdir onlar diye sormayın bütün insanlar

Ben bilirim o cana kıyan sabahları
Gün doğmuş kuşlar cıvıldaşır dışarda
Bir ince duman tüter bacalardan
Şakır şakır güneşle yıkanır kelimeler
Haberin olmaz çiçek açmış yemyeşil dallardan
Nasıl unutabilirim işte karşımdasın
Dilimde hâlâ tadı var dudaklarının
Yaşamak ne kadar mümkünse o kadar güzel
Elbette özgür konuşmak kolay değil
İstemem artık gözyaşı korku ve keder
Yalnız aydınlık bir Afrika için konuşacağız
Bilmem sen de bunları düşünüyor musun
Yaşamak sade kederle kanla yuğrulmamış
Bir defa da alınterinin saadetin hakkını düşün
Düşün zafer türkülerini düşün barış adına atılan topları

Yağmur çiseler dar sokaklı şehirlerine
Nasıl beklemesin kırkbin köy dörtyüz kasaba
Yaklaşan büyük çimento çelik fabrikalarını
Her sabah haber sorarım gümüş kanatlı kuştan
Artık âşinam olmuş dağda ateş yakanlar
Sabır birikmiş gözlerimde yaş yerine
Biliyorum bir duman gibi tütüyor karşınızda
Karacaoğlan'ın yaktığı türkülerle beraber yürümek
İşte Galata rıhtımı en kalabalık saati köprünün
Farkında mısın Balıkpazarında bütün dükkânlar açık
Göğüs dolusu hasreti var Afrikanın şimdi
Bütün özgür yaşayan insanlara karşı

Ömer Faruk TOPRAK
Alıntı ile Cevapla
  #2119  
Alt 22-08-2012, 21:32
Aslı Aydın Aslı Aydın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2008
Nerden: Samsun
Mesajlar: 575
Standart

Sende Yaşamak

Bilseler sende genişlediğimi ellerim yıldızlanır
tenimin öpücükten şarkıları çoğalır
içimden öyle gelir, avuçlarında saklanırım
bir gökyüzü alırım, bir gökyüzü daha
buluşmalarımız dağ çiçekleri olur.

Solan yolculukların o inciten korkusu
bir elinde gürültüsü kentlerin, oldukça sinsi
ve oldukça boğucu. Yüzünde duman,
ve gümüşten çizgiler, aşk düşürür ansızın,
düşlerin dağılır, uzanır aya.

Sevildikçe çizilen haritanın çınar ağacı,
bacaklarından başlayan o deli sular,
kuytunda sakladığın durmadan açan çiçek
bir renk denizi; ama bana kadar. Kuşlar
sevinir buna, dağlar açılır; sana çıkarım.

Vurmak isterler belki yalan bir yalnızlıkla
kanım taşar, gözlerim çoğalır dilimdeki acıyla,
kim bilmez ki, her günümüzde bir tuzak
ve kirli armağanlar, sonra kırık bir düğme,
şarabın kaybolan tadı, onun sakladığı zaman.
Ama sen iste, canlansın ölü askerler, bitsin,
bir ömrün bıçakla yazılan küflü gecesi.

Koyulaşır uykusu dünyanın, aşk bir daha başlatır seni
çizilir kıyıların, denizin dolar sana, kanım sevinir.

Veysel Çolak
Alıntı ile Cevapla
  #2120  
Alt 27-08-2012, 00:21
Aslı Aydın Aslı Aydın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2008
Nerden: Samsun
Mesajlar: 575
Standart

BU ELLER MİYDİ


Bu eller miydi masallar arasından
Rüyalara uzattığım bu eller miydi.
Arzu dolu, yaşamak dolu,
Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan.

Bilyaların aydınlık dünyacıkları
Bu eller miydi hayatı o dünyaların.
Altın bir oyun gibi eserdi
Altın tüylerinden mevsimin rüzgarı.

Topraktan evler yapan bu eller miydi
Ki şimdi değmekte toprak olan evlere.
El işi vazifelerin önünde
Tırnaklarını yiyerek düşünmek ne iyiydi.

Kaybolmus o çizgilerden
Falcının saadet dedikleri.
O köylü çakısının kestiği yer
Söğüt dallarından düdük yaparken...

Bu eller miydi kesen mavi serçeyi
Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlık.
Yorganın altına saklanarak
Bu eller miydi sevmeyen geceyi.

Ayrılmış sevgili oyuncaklardan
Kırmış küçücük şişelerini.
Ve her şeyden ve her şeyden sonra
Bu eller miydi Allaha açılan !



Fazıl Hüsnü Dağlarca
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 21:12


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum