Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Hergüne Bir Şiir

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #2021  
Alt 03-02-2012, 19:06
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart



GÖK BOŞ

Rüzgârın günüydü, kayalardan dönüyordum
Sonsuzluk neden bir dağ yolu olmasın
Neden sen olma. her şey kalmaktadır.

Bilinmeyen doğadır
Bir gün küçük bir sokak
Senin de arkadaşın olmuştur
çağırıyorsa bir su, bir dal çağırıyorsa

Her şey her şeyin içindedir
Kaya kayanın kardeşidir

Anımsa bizimle olan o zamanı

Sev ne varsa olanaksız ne varsa
Taş adını bilmez
Her şey kendine döner

Böylece söylenmeyen o yere geldim
Gök boş
Yineleyip duruyor kendini

İlhan BERK




Alıntı ile Cevapla
  #2022  
Alt 04-02-2012, 15:25
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart



KENDİNE DÜŞEN KEDİLER MEZARLIĞI

Kendine düşen kedileri diri diri gömerler;
alarm çalarım sesimden uzak.
Saatler, yüzünü döner hayatın;
köşede cinayetler…

Dilimde bedeniniz,
yalnızlıkların bekareti bozuk;
peşin peşin yakamam ışıkları,
karşılık bekler geceleriniz.
Mevsim sonları susar,
birikir taksitler.

Adımıdır insanın;
kedilerin gözlerinde baş aşağı düşer.
Bıçağım olur benim de ayaklarım;
yürürüm kanlı kanlı,
odama sığmaz ölümler.

Kendine düşen kedileri diri diri gömerler.
Kışa gizlenir yakalanması muhtemel zanlı;
postalları görünse karlar erir,
silinir iz:
Kar yağarım ağlamaklı.

Ozan EREN



Alıntı ile Cevapla
  #2023  
Alt 05-02-2012, 14:53
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

GECEYİ ÖPME

seni camdan bir göğe bırakıyorum
boşalttığın yere turuncu güvercinler
kaç mevsimdir göğsümde özenle kuruttuğum

usta bir yalnızlık, acılaşan bir ninni
sonrası gece yürüyüşüne çıkan bir bahçe
en solgun şiirlerin ezbere söylendiği

son bulut da düşüyor elimden
kanıma uzak şehirler karışıyor, karışsın
ansızın dağılıyorum gecenin en siyah yerinden

neyin karşılığısın?

Can Bahadır YÜCE
Alıntı ile Cevapla
  #2024  
Alt 06-02-2012, 22:30
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart



ALDIRMA BEKLER, BEKLEMEZ

kesildim kesinlikten: öte duyar
makus yamayla muskalı zembile
gökten inmeye saatler kala kıyamla

içkin ne olursa har kahrolsa

ekranım değilsin haddeden geçeli
soyarken bilgiyi pastoral camla
tozla palazlarken çakılı akranı

sirayettir bu buhur, bir ikon-meryeme
zuhur… bir hilkat aldırış çözünür
zerre… arzu manik keşif ağı
bu çemberde bir taktik var/ oluş ki olup

tayftır kafa dar aynılıkla ayna ayna var mı
ötesi güzel ölçüşen benden yana yanı
çalımdır dik ve efe… aldırma çelimsiz ve sakar
kam ölçerdir kamçısız gizle göz çeken

falcıdır eğen rengiyle ebem (kuşağında yırtık
yılgıya) eteğinden eksik lafı taşan
söylenceyi etraflıca taşla yıkayan
uyarıdır bir sivrilir bir aldırır

acı hallacı şekilsiz bir kuşağın altı üstüne
kuşatılmış atmış sekizlere bölünür sayı: suyum
tövbe
ya sonra dönüşümsüzdür, üleştirilmez de hitapsız
teferruat hurdası bekler yamalı pasla

Murat ÜSTÜBAL

Alıntı ile Cevapla
  #2025  
Alt 07-02-2012, 12:52
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart




ÇOCUK VE AĞAÇ

Çocuk, çok sevdi ağacı...
Verirdi ona, her kış
Çiçekleri olaydı!

Ağaç, çok sevdi çocuğu...
Öperdi altın saçlarından
Dudakları olaydı!

Ve ona öptürmek için,
Eğilirdi yerlere kadar;
Yanakları olaydı!

Dökerdi önüne hepsini
Gümüşten, altından, sedeften
Oyuncakları olaydı!

Ve çocuk gittikten sonra,
Böyle kalır mıydı ağaç?
Ne olurdu onunda
Bacakları olaydı,
Ayakları olaydı!

Arif Nihat ASYA
Alıntı ile Cevapla
  #2026  
Alt 08-02-2012, 13:14
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart



YAŞLILIK


Ben sudan çıkmış bir Ankaralı
Sen doğma büyüme güzeldin
Sapsarı sılam, masmavi gurbetimdin
Bu hayat sıktı beni, gel yürüyelim

Baldır bacak bir acıyla bakıştım dün gece
Ayna eski ayna, ben sanki eski ben
Saçlarımı cürufla yıkayarak genceldim
incitmesin gözlerini sonsuz yaşlılığım

Ölümseyerek bakıyor dünya, biz gülümseyelim
Beşikle teneşirin sevişmesi neyse ne

Ama sen doğma büyüme güzeldin...

Ahmet ERHAN

Alıntı ile Cevapla
  #2027  
Alt 10-02-2012, 11:54
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart



İKİ KAPISI YALNIZLIĞIN


Sonsuz bir beyazlıkta
ses sesime değiyor

Sessizlik buzda eriyor

Dağlar da bu
beyazlık içinde
gökyüzü
ve Çıldır gölü de...

Havada kar kokusu
sessizlik sese değiyor

Sazların gölgesinde
kanat sesleri
kekliklerin
ve kışın uykusu

Gökyüzünün
iki kapısı olmalı :
Biri sessizliğin
öteki sesin pususu

Çıldır gölünün de
iki kapısından biri
hüzün ve elem
öteki yalnızlık korkusu

Yalnızlığın kapı önünde
bekliyorum ben de
sabah aydınlığını hüzünle
akşam karanlığını elemle...

Ve dayıyorum alnımı
Çıldır gölünün alnına
hayal ve hatıramda
karakışın kara duygusu

Hayatım ki, bilinmez
nerede ve nasıl
yalnızlığının kuyusu

Hayatım, ah
yalnızlığımda eriyor

Refik DURBAŞ





Alıntı ile Cevapla
  #2028  
Alt 11-02-2012, 22:40
suece suece isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 3.482
Standart

Rüzgar

Arzularım muayyen bir haddi aşınca
Ve sözler kulaklarıma sağırlaşınca
Bir ihtiras duyup vahşi maceralara
Çıkıyorum bulutları aşan dağlara.
Tanrıların başı gibi başları diktir,
Bu dağları saran sonsuz bir genişliktir,
Ben de katıp vücudumu bu genişliğe,
Bakıyorum aşağlarda kalan hiçliğe.

Bu dağların bir rakibi varsa rüzgârdır.
Rüzgâr burda tek başına bir hükümdardır.
Burda insan duman gibi genişler, büyür,
Bu dağlarda ıstıraplar, sevinçler büyür.
Buralarda her düşünce sona yakındır,
Burda her şey bizden uzak, «o»na yakındır.
Burda yoktur insanların düşündükleri,
Rüzgâr siler kafalardan küçüklükleri.
Yanağıma çarpar kanatlarını,
Ve anlatır mâbutların hayatlarını.
Arasıra kulağını bana verdi mi,
Ben de ona anlatırım kendi derdimi.

«Ey dağların dertlerini dinleyen rüzgâr!
Benim arık yalnız sana itimadım var.
Gelmiş gibi uzaktaki bir seyyareden
Yabancıyım bu gürültü dünyasına ben.
Etrafımın sözlerine asla aklım ermedi,
Etrafımda bana asla kulak vermedi.
Senelerden beri hâlâ anlaşamadık,
Bende kestim anlaşmaktan ümidi artık.
Gözlerimde hakikati sezen bir nurla
Etrafımı süzüyorum biraz gururla.

Bir dürbünün ters tarafı gibi bu dünya
En büyük şey, en asîl şey küçülür burda.
Burda yalan para eden biricik iştir,
Burda her şey bir yapmacık bir gösteriştir.
Kimi coşar din uğruna geberir, yalan!
Kimi gider vatan için can verir, yalan!
Bir filozof yetmiş eser yazar, yalandır;
Bir kahraman istibdadı ezer, yalandır.
Şairlerin büyük aşkı fânî bir kızdır,
Bu dünyada herkes sinsi herkes cılızdır.
Ne hakikî aşktan burda bir çakan vardır,
Ne de onu görse dönüp bir bakan vardır,
Her büyüklük bir cüzzam gibi dökülür burda,
En muazzam ölüm bile küçülür burda.

Benim kafam acayip bir dimağ taşıyor,
Her dakika insanlardan uzaklaşıyor.
Zaman zaman mağlûp olsam bile etime,
İnsan olmak dokunuyor haysiyetime.
Büyük, temiz bir arkadaş arıyor ruhum,
İşte rüzgâr, şimdi sana sığınıyorum!
Asaletin yeri yoktur gerçi hayatta,
En asîl şey seni buldum bu kâinatta,
Güneş gibi ne bin türlü ışığın vardır,
Ne süse, gösterişe bir baktığın vardır.
Deniz gibi muamma yok derinliğinde,
Bir ferahlık, bir saflık var serinliğinde.
Bir dev gibi küçük mızmız sesleri yersin,
Allah gibi görünmeden hüküm sürersin.

Düşmanıyım ben de cılız güzelliklerin,
Rüzgâr! Bu dağ başlarında çırpınan serin
Kanatların gökyüzünde akan bir seldir,
Bana kudret ve cesaret veren bir eldir.
Beşerlikten uzaktayım senin ülkende,
Senin gibi azamete âşıkım ben de.
İşte rüzgâr! Senin gibi ben de deliyim.

Islıklarım senin gibi inlemelidir,
Herkes beni ürpererek dinlemelidir.
Rüzgâr! Sana, yalnız sana benzemeliyim.»

1931 (Atsız Mecmua, s. 2, 1931)
Sabahattin Ali
__________________
olmaz hayal bizimkisi
olurundan bin güzel...
e.g.
Alıntı ile Cevapla
  #2029  
Alt 13-02-2012, 00:42
Aslı Aydın Aslı Aydın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2008
Nerden: Samsun
Mesajlar: 575
Standart

GÖKKUŞAĞINDAN DARAĞACI

Şimdi'nin bedeni yok,
Yontuyor geçmiş bilgisiyle
gelecek belki olur diye taşı,
taşını kokluyor
yontu dağılıyor...

Şimdi'si yitik
bundan boyuyor
boyuyor evine aldığı
ağacın üzerine tüneyip
duvarını, tavanını, geçmişi
ve geleceği ve her yanını;
dal kırılıyor...

Şimdi'si yitik
diziyor diziyor notalarını,
göğe ışık üzerine boncuklarını,
ucuza getiriyor varlığını
sonsuzun sessizliğiyle
sonlunun gürültüsü arasında,
O bitirince kıyısında gezindiği
yol çöküyor...

Şimdi'si yitik
bundan yazıyor
yazıyor enine boyuna
içini ve dışını ve yeri
ve göğü ve suyu,
bindiği kadırga
o inince batıyor

Nilgün Marmara
Alıntı ile Cevapla
  #2030  
Alt 15-02-2012, 13:59
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart




HABER


Tadını ben bilirim, rengini kimse bilmez,
Duyunca olduğum yere yığılıverdim.
Rengini yitirmeden çiçeklerimiz,
Acı haber tez ulaştı sevdiğim.

Kesiliverdi elim ayağım,
Dudaklarım çatladı acıdan,
Dağ devirir, düz yolda irkilirim,
Alev alev dünya, duman duman.

Ay devrini iki tamamladı ancak,
Ağulu bıçaklar sokuldu yüreğime.
İçim yanar, bağrım dilim dilim
Gitme karanfil saçlım, esmerim gitme

Oğuz TANSEL




Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 14:28


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum