Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Hergüne Bir Şiir

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1521  
Alt 11-02-2010, 15:55
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart



SONSUZ BİR ŞİMDİKİ ZAMAN

Gümüştür Ay, altındır başak
Yaz geldi yine, ey çılgın!
Her sabah, ardından şu dağın
Güneş biraz daha güzel doğacak.

Söyle, sesini duymak, görmek seni
Ne zamandır böyle yasak bana?
Göçüm kalkar gider, ben çılgınca
Koşardım, bilmeden bastığım yeri.

Sonsuz bir şimdiki zamanda yaşar
Düşler ki, artık avucumdadır;
Gökyüzünü kocaman bir çadır
Gibi üstüme örtüp yatar

Ve gezinirdim uykularımda,
Hiçbir şeye benzemez yara
Acısa da, derinde, ta derinde.

Şiirin o eski gümüş bahçelerinde
Ozanları gördüm, şiirdir tek yasa
Ah şiir ah, göğsümde ulu bir dağ!

Ali PÜSKÜLLÜOĞLU
Alıntı ile Cevapla
  #1522  
Alt 12-02-2010, 15:43
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

YERYÜZÜ AĞACI

Kış geliyor
elim yaprak altında
es ey bad-ı semen
çatlak bedenime çarp kalbimi harmanla
gencelmiş tarih kabartmalarının haklılığı aşkına
beni kendime gebe bırak

kış geliyor
otobüs ne kalabalık

yaslan bana yeryüzü ağacı
dikili gövdenin üretkenliği için
çıldırtan bir gübre mi arıyorsun
kökünü toprağımda dene

kış geliyor
koru gövdemi pardösüm

ağzıma konacak kışlarım nerde
tutsana elimi canikom tarih tekerrürden ibaretmiş
Miş bir geçmiş zaman failiymiş
ey beşeriyet beni beş iftarda öp

şair olmak kolay değil yavrum
uzvun o kadar güzelken
bir yanda yaş ağaca balta vuran çokluk
bir yanda kanımı azdıran bokluk
beni artık hücre çoğaltmaktan da yargılarlar
zahir


Arkadaş Zekai ÖZGER




Alıntı ile Cevapla
  #1523  
Alt 13-02-2010, 12:55
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

KARA SEVDA

...ve nihayet gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.
Masallarla indi yere
Sebil oldu cümle hikayelere
kara kara kazanlarda kaynadı
Diyar diyar al kanlara boyandı
Türkülerde ateş alev yandı tutuştu
Gördes kiliminde nakış
Minyatür bahçelerinde suret kesildi.
Ve nihayet gelip çattı
Elveda belirsiz bedava sevince
Uçan kuşa eşe dosta elveda
Bütün haşmetiyle gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.

Bedri Rahmi EYÜPOĞLU
Alıntı ile Cevapla
  #1524  
Alt 14-02-2010, 14:01
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

ZAMİR

Tıknaz ömür. Bodur ay. Şubat gibi bir şey bu
mutluluk öksüzü şöyle bir yalayıp geçer
öylesine geçtiydi aklımdan adın, dönüp
bakmadın. Baksaydın keşke işitseydin ki
biri bizi kendisine benzetebilir isterse

Benzedik benzeye birazcık kaldık, evet
ben, sen, biz ona... tekil zamir sürüsü
toplanmıştık dört harf bir fiskos civarına
yayvanı yassısı ince bellisi kamburu; şirret
çağ bağiçesindeki kadınsı balta gürültüsü

kesilir. Kesilince büzülür çadırdan gece
neye benzer o zaman baş başa kaldığımız
birkaç soylu geveze vıdı vıdı bir ölü dille
köşeli bir boşluğa eğilir anlatırız
kim ölürken kimden daha güzeldi

Bırak yarışmayı da kaldır başını seyret
naylon tentelidir göğümüz bakılınca
görülür: kıyamet taburu geçiyor samanyolundan
sakalları var çocuklarının gün aşırı kırçıl güneşli
uzun uzun saçları kirli yıldızlar

Adamlar yay burcundan bir soluk ayrılmadı
kadınlar kadın olmadı hiç gök yaylamızda
cam gözü bakışları aydan da gerü
bir şiveyle saplanırdı kâğıdın duygusuna
yürek postamızda düşünce dergileri

Dönüşte okumalı Mudanya'dan Silvan'a
ağaçların ucun ucun kemirdiği kunduzu
kemikleri ulu gönder, eti sancak sayılır
kurutup yazdılardı kürkünü çıplak omuzlarına
bir ağızdan yeşerip tek tek solduğumuzu

orman ki şol tende kabuktan hatıradır

Adnan SATICI
Defter Dergisi / Kış 1999
Alıntı ile Cevapla
  #1525  
Alt 15-02-2010, 15:33
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

PARÇA TESİRLİ

Mührü kazıdım dağıttım sihri
Bir dildirn sende aksanımı yitirdim
Tarif ve tanım hükümsüz artık
Bende kaydın silindi

Gören yaksın her kimse o anı defterini
Bu hayata bir intihar borcum var biliyorum
Yarım kalmış bir yürüyüş oldum hep
Açıyorum yeniden kapmın çengelini
Gören hayra yorsun beni

Çok örseledim demek hayat! yordum
Eski bir meselden esinlenmiştim oysa
Kann güneşe mağdurluğu gibi oldu hep
Bir düşe telefım yine
O malum heceye hep-yek geleyim şimdi

Önce söz vardı şimdi yok
Aylardan yağmur olsun istedim tahim ikindi
Belki doğru okuyamadım silikti ayak izleri
Bir keder uyak istedi benden
Aşktan sızmış bir makama
Heder ettim kendimi

Sabıka kaydım sorulmasın ne olur
Ben hep telaş oldum cinnet yazıldım sana
Hepsi bu işte belki bir körün gözleri gibi
Biz seninle iki mutlak kederiz artık
Kuş-dili bir zamana bütünlemeli

Kim demiş ömür kisa külliyen yalan
Varsın keyfe keder bir darbe olsun
Yeter ki doruktayken vurulsun parça tesirli
Bir rüzgâra gömülsün her aşk şiiri
Bir karşıdevrim gibi

A. Hicri İZGÖREN
Yaratım / Mayıs-Haziran- Temmuz 2004
Alıntı ile Cevapla
  #1526  
Alt 16-02-2010, 15:10
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart



KAR KURTLANDI

.............ayşe için

intihar arşivcileri
sevmedi narin ölümümü
söz bundandır

uyandım ilk geceme
son düşümü uyurken
ne yana döndüysem
kendimle aynı yaştayım

kaç kör görür bende
soyunur beni giydiğimden
yakınlık sesimi sınar
uzaklık ziyandır

kendimsizim sana hep
yenildikçe güzelim aşk
başladığım suçtandır

ulaştım titrek söze
yaram mağrur
korkudandır

kar kurtlandı
üşüyorsa soğuk
bundandır

Celal SOYCAN
Varlık, Haziran 2004
Alıntı ile Cevapla
  #1527  
Alt 17-02-2010, 00:26
sibel eylul sibel eylul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 473
Standart

Kendi eserimi asıyorum bulutlara



Son hızla daldım tarihin derinliğine
çekip çıkaracağım kendi yüzümü
kendi eserimi asacağım bulutlara...

ırmağın üstünde yüzüm
yalnızlığım kızgınlığım
bir taş attım yüzüme
sevinçlerim dağıldı suyun üstünde

canı yanıyor gözlerinin
bir cinayete kurban gidecek bak

bir yaprak usulca düşer göğsüme
yalnızlığımı alır götürür bir yaprak
kalbim yarılır inceden
tanrısal bir dokunuşla gülümserim hayata

hani damlarda yıldızları sayardık geceleri
uzanıp sırtüstü büyük romanlar yazardık
doyumsuz bir anın sonsuzluğunda
yüzerdik seninle geceleri
bir uçak geçerdi yıldızlarımızın ortasından
düşlerdik içindekileri tarifleri sınırsız

özgür bir senfoniydi yaşam
kutsal bir armoniye ulaşmaktı bütün derdim




aldılar götürdüler ellerimden
ellerim kanıyor
tam da parmaklarımın ucundan
kollarından astılar ilk sözlerimizi
yeminlerimizi bağladılar sımsıkı
tükürdüler öpüştüğümüz zamanlara
küfürler savurdular ısındığımız akşamlara

kimleri yaktılar gözlerimin önünde ah bir bilsen kimleri
hani hatırlar mısın kırşehir oynardık seninle
ben acemi sense usta
yaktılar kırşehir’i be gözüm hem de gözlerimin önünde

ölüm koymadım yaşamın adını
yalnızlıklar koymadım
çocuksu bir haykırışın sabırsızlığı var bende
ağır basacak fırtınada insanlığım
seni ararım bu cellat yüzlü duvarların arasında
bir sesini duysam
cellat çürür erir gider gözlerinin önünde

yine tanrıları çıldırttım
vaazlarını dinlemedim
secdeye durmadım
tüzükte bilmem ne maddesinin
bilmem ne fıkrasına uymadım
‘’anayasal düzeni bozmaktan’’ kıvanç duydum

yasak damlamasın gülüme
gülüm gül olsun kendince
saçsın buram buram özgürce

bir gün mutluluğu sorarlarsa eğer
seni hatırlamayı derim

bir gün bir şarkı oku derlerse
senin dilinden okurum

bir gün bir insan doğarsa
senin ve benim eserim
ve bize benzesin isterim

son hızla daldım tarihin derinliğine
çekip çıkaracağım kendi yüzümü
kendi eserimi asacağım bulutlara
kendi eserimle sarılacağım sana

Ahmet Gedik

Ocak 1999-temmuz 1999
berfin bahar sayı 35

Alıntı ile Cevapla
  #1528  
Alt 18-02-2010, 12:51
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart



kar

kar yağıyor oynak bir havayı kollayarak
ömrümüze tanık bütün zamanlarına dünyanın
sesimizin bembeyaz bir sayfasına/ sonsuzluğa
akan günlerimizin çocuksu yalnızlığına
gri bir gökyüzünden ışıltılar sağılıyor
ardımızdaki ağıdın kilitli kapılarına.

çiçeğini özleyen kirazın yapraksız dalına
bir kuşu salıyor rüzgarı uçacağı yön belirsiz
iki göz/ çarpan bir yürek/ camlardan akan bakışlar
uzun yolculuğa çıkan trenlere sefer eyliyor
kar aralıksız yağıyor dünyanın yüzünü öperek.

kar sevincin büyüsünü serperek karanlık denizlere
çocuk düşlerimize oturtuyor akşamın hüznünü
ipekle sargılanan yıllan getiriyor penceremize
bin bir nakış ekliyor yaşamı havalandıran şarkılara.

saatin sesi/geceye giren yolcular/istasyonların uğultusu
yarım kalan bir güncenin sayfalarını havalandırıyor
tuzu dudaklarımızda bir aşkın güncesine yazılan
bir damla kan bırakıyor uçsuz sayfasına tarihin
bütün yeryüzünü düşündüren bir ses büyüyor: kar yağıyor.

Ahmet ÖZER
adam sanat / sayı: 229
Alıntı ile Cevapla
  #1529  
Alt 19-02-2010, 21:17
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart


ANLADIM

tarlaların sınır taşlarını kaldırdım
yaza hazırlanan böceklere baktım.

akan nehrin sürüklediği kuma sordum kin
nedir, nasıl geri dönülür kıyıdan?

gök haritalarını inceledim, yıldız motiflerini
savaşla barış arasındaki uzaklığa çalıştım.

ölüm yoksa bu dünyada, hayat da yoktu
eğilmek gerekirdi rüzgârın önünde, bunu bildim.

dere yataklarını izledim, gül tarhlarını
karıncanın yitirdiği yolu buldum.

unuttum kimdim, semt pazarında dolaşırken
anladım, su satan çocuklardan biriydim.

Salih BOLAT
Evrensel Kültür/ Nisan 2004


Alıntı ile Cevapla
  #1530  
Alt 21-02-2010, 14:32
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

BÜTÜN KAPILARDAN GERİ DÖNDÜ


Yağmurlarda yürümenin ustasıydı oysa
Yaprakların dört mevsimde aldığı biçimlerin
Sorsalardı bulutların o sonsuz akışını
Gökyüzü nasıl büyür uykusuz gecelerde
En iyi yanıtı alırlardı elbette.

Ustasıydı küçük ayrıntılardan
Büyük öyküler çıkarmanın.
Bir duvar dibinde başı elleri arasında
Dudaklarını yiyen bir adamın
Çok iyi bilirdi göz çukurlarındaki gölü.

Herkesin kocaman bir ağız kesildiği
O açlık saatlerinde silinip gitmek...
Bunca bolluk içinde evlerdeki varlığın
Sürmesi sokaklarda adım adım
Söylerdi sorsalardı yalansız ve ezik.

Bol kravat ütülü pantolon kaypak güiüş
Küçücük bir paketi dişlerinde taşıyarak
Bir binadan çıkmak yüz bin kişiyle bir
Ne müthiş ayrıcalıktır, söylerdi
Park bekçilerinin bile bıktığı biri olarak.

Ve ayakları altında binlerce bıçak
Bastıkça en ince yerlerine batarak
Döndü bütün kapılardan uzun boyları kırık...
Kim bilir neler derdi açsaydı ağzını
ışıklı vitrinler önünde susan biri olarak...

Şükrü ERBAŞ
Bütün Mevsimler Güz / Toplu Şiirler 1
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 09:54


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum